Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2018-01-03 17:41:11

“SİZ ÖNCE KANLI ELLERİNİZİ İSLAM COĞRAFYASININ ÜZERİNDEN ÇEKİN”

Genel Başkanımız Mustafa Destici, Emperyalist Küresel Güçlerin kanlı ellerini İslam Coğrafyasının üzerinden  çekmesi gerektiğini söyledi.



  Genel Merkez Binamızda haftalık basın toplantısında konuşan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Irak Türkmen Cephesi Kerkük El Askeri bölgesindeki büro sorumlusu Alaattin Salih'i kardeşimiz uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Ailesi başta olmak üzere Kerkük'teki Türkmeneli bölgesindeki tüm Türkmen kardeşlerime buradan hem şahsım hem de Büyük Birlik Partisi camiası adına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. İnşallah bu tür hadiselerin tekerrür etmemesi de en büyük dileğimizdir. Rabbim yar ve yardımcıları olsun diyorum.” Dedi.
  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Gündem kayınca oradaki kardeşlerimizin hangi zor şartlar altında hayatlarını ya da varlıklarını devam ettirdiği ve bütün cephelerden saldırılara maruz kaldığı gerçeği biraz gündemden uzak tutulmaya çalışılıyor ama biz Büyük Birlik Partisi olarak hiçbir zaman Türkiye'mizin dışında yaşayan kardeşlerimizin problemlerini, çektiği acıları kendi gündemimizin ya da ülke gündemimizin dışında tutmadık ve bundan sonrada tutmayacağız. Kendimizden ayrı görmüyoruz. Dolayısıyla da Doğu Türkistan'dan Filistin'e Kafkaslardan Myanmar'a, Türkmeneli bölgesine kadar nerede zulüm kan ve gözyaşı varsa Büyük Birlik Partililer Alperenler her zaman onun acısını yüreğinde hissetmiştir ve oralara çare olmak adına da elinden tüm gayreti göstermiştir ve bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz.” Diye konuştu.
  İran’da yaklaşık bir haftadır süren iç karışıklığı değerlendiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Öncelikle bundan duyduğumuz üzüntüyü belirtmek istiyorum ve burada hayatını kaybeden İran vatandaşlarına Allah'tan rahmet diliyorum bütün İran halkına, İran Devleti'ne de başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Tabii gönlümüz arzu etmez İran da bu tür hadiselerin yaşanmamasını ve kardeş ülke İran halkı bu tür iç karışıklıklar da hayatını kaybetmesinden de hiçbir şekilde memnun olmayız. Büyük bir üzüntü duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.” Şeklinde konuştu.
  İran’daki karışıklığa sevinenlerin olduğunu kaydeden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Başta Küresel Emperyalist Güçler, ABD onun başkanı Trump, İsrail bunların başında gelmektedir ve olayları körüklemektedirler. Teşvik etmektedirler. Sevinç çığlıkları atmaktadırlar ve bütün dünya ile batı başta olmak üzere İran'daki bu iç karışıklıkları destekleme ve çoğaltma yönünde de teşvik edici söylemlerde bulunmaktadırlar. Biz bunu şiddetle reddediyoruz ve İran'ın İran'ın halkının kendi problemini kendisi çözecek güçte, kudrette ve devlet geleneğine sahip bir ülke olduğuna inanıyoruz ve inşallah bu süreci de kısa sürede atlatacağından eminiz.” İfadelerini kullandı.
  “ABD Devlet Başkanı Trump'ın  Pakistan, İran, Filistin ile ilgili daha doğrusu onların üzerinden İslam dünyasına açık mesajları oldu.” Diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bu mesajların başında Pakistan’a şu kadar para veriyoruz, karşılığında bir şey almıyoruz, Filistin'e bu kadar para veriyoruz karşılığında saygı görmüyoruz, İran'a şu kadar yardım ettik para teröristlere gitti gibi abuk sabuk diyeceğimiz söylemlerde bulundu. Ben de buradan diyorum ki; siz önce kanlı ellerinizi İslam Coğrafyasının üzerinden çekiniz. İslam Dünyasının sizin paranıza da, pulunuza da, demokrasinize de ihtiyacı yok. İslam Dünyasının kaynakları kendisine yeter de artar bile. Sadece kendisine değil, eğer İslam Dünyası kendi kaynaklarını kendi kullanırsa dünyada açlık da olmaz, yoksulluk da olmaz. İnsanlar açlıktan da ölmez. Ne işiniz var o zaman sizin İslam Dünyasının topraklarında. Dönün kendi kıtanıza, İslam Dünyası da huzuru, barış'ı, güveni, refahı ve zenginliği bulsun. Eğer bugün Afganistan bu haldeyse sizin yüzünüzden. Eğer Irak bugün bu haldeyse sizin yüzünüzden. Suriye bu haldeyse sizin yüzünüzden. Libya bu haldeyse sizin yüzünüzden. Myanmar bu haldeyse sizin yüzünüzden. Emperyalist Güçler yüzünden bu haldeler. Bu hadiseler de dikkat çekici bir husus daha var o da şudur bakın bu Afganistan'da da, Libya’da da, Irak’da da, Suriye’de de gözükmüştür. Bu ülkeler tamamen dünyaya kapalı olduğu dönemlerde buralara müdahaleler olmamıştır. Ne zaman ki açık toplum haline gelmeye başlamış, Dünya ile temas kurmaya başlamış, yavaş yavaş özgürlüklerin önünü açmaya başlamış, yavaş yavaş demokratik sisteme geçilmeye başlamış müdahaleler o zaman gelmiştir. Çünkü batı şundan korkmuştur, Batı bu İslam Ülkelerinin milletleri uyanıp kendilerini yöneten kuklaları uzaklaştırıp kendi yönetimlerini kurmasından korkmuştur. Çünkü o zaman sömüremeyeceğini anlamıştır.” Dedi.
  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “İran bundan 10 sene önceki İran değil. Bundan 20 sene önceki İran değil. 30 sene önceki İran hiç değil. Yavaş yavaş açık toplum haline gelmeye başlamış, ülkesinde yatırımları fazlalaştırma başlamış, Dünya ile entegre olmaya başlamış, ambargolar kalkmış ve neticede şimdi bu süreci yaşamaya başlamıştır. Onun için bizim ülke olarak da buralardan alacağımız dersler vardır. Ve tabii ki başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bütün batıya, Emperyalist küresel güçlere de çağrımız çok açık ve nettir. Çekilin İslam Dünyasından. Kanlı ellerinizi çekin. Bizim sizin paranıza da, pulunuza da, demokrasinize de hiçbir şeyini de ihtiyacımız yok. Biz kendi işimizi kendimiz çözeriz. Çekilmezler. Neden? Çünkü kepçeyle alıp kaşıkla veriyorlar.     Onun için kepçe ile alma işi bitene kadar buralardan çekilme gibi niyetleri, Amaçları ve emelleri yoktur. Allah'ın izniyle onlar istemeseler de gün gelecek ve bu topraklardan arkalarına bakmadan kaçıp gitmek zorunda kalacakları günlerde inşallah yakındır.” Diye konuştu.
  Teröre karşı topyekûn ciddi bir mücadele verildiğini kaydeden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Terörün kökü kazınana kadar, bir terörist kalmayana kadar bu mücadele'nin aynı kararlılıkla sürdürülmesi elzemdir yani çözüm sürecine geri dönme gibi birtakım hadiselerin asla ve kat’a yaşanmaması gerekir. Bizlerin aynı delikten aynı yılanlara sokulma gibi bir kaderimiz yoktur. Dolayısıyla da hiç kimsenin de toplumumuza, milletimize, ülkemize bunu yaşatmaya hakkı da yoktur. Son dönemlerde özellikle televizyon ekranlarında bazı zevzeklerin dilinden şunları dinliyoruz. Efendim 50 artı 1 için Kürt oyları gerekiyormuş. Sanırsınız ki Kürt kardeşlerimizin tamamı PKK'ya da onun siyasi partileriyle bir gönül bağı içerisinde ya da onların sempatisi duruyor. Bu salonda da şu anda Kürt kardeşlerimiz var. Kürt kökenli kardeşlerimiz var. Bu Kürt kardeşlerimize yapılabilecek en büyük kötülüktür. PKK ile onların arasına kesin bir çizgi koymak durumundayız. Asla ve kat’a onları aynı safta göremeyiz. Biz bugüne kadar bu hassasiyeti hep taşıdık ve bundan sonra da taşıyacağız. Parti heyetimiz ile birlikte Yarın Van ilimizi ziyaret edeceğiz. Van'da bir dizi ziyaretlerde ve temaslarda bulunacağız. Bu ülkenin her karış toprağı bizimdir ve dolayısıyla hiç kimseye verecek bir karış toprağımız, bir çakıl taşımızda yoktur. PKK terör örgütünden kurtulmanın yolu da masa değildir. Müzakere değildir, mücadeledir. Geçmiş dönemlerde masa denenmiştir, müzakere edilmiştir. Bütün uyarılarımıza rağmen bu yanlış yapılmıştır. Ama sonuçta ne terör bitmiştir ne Türkiye terör belasından kurtulmuştur ne de terör örgütü zayıflamamıştır. Tam tersine güç bulmuştur, alan bulmuştur. Ve en kötüsü de meşruiyet kazanmıştır. Dolayısıyla kaybettiği avantajları terör örgütünün eline vermek bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Terörle mücadeleye vurulabilecek en büyük darbedir. Kimse bunu aklından dahi geçirmesin, bu millet buna izin vermez.” Şeklinde konuştu.
  Televizyonlarda konuşanların sözlerini sert bil dille eleştiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Onların da hiç bir doğru tarafı yoktur. İtibar edilebilecek en küçük bir tarafı yoktur. 7 Haziran seçimleri bunun en somut örneğidir. Terör örgütü ile masaya oturulmuştur, müzakere edilmiştir. Çözüm süreci denilmiştir. Neticede 7 Haziran sonucu ortadadır. Aynı yanlış yapılırsa bu Evet cephesini dağıtmak için ve dolayısıyla da evet cephesini kırmak için dile getirilen haince bir tuzaktır bunu açıkça söylüyorum. Dolayısıyla hiç birimizin bu tuzağa düşmemesi lazım. Asla ve kat’a çözüm sürecine benzer bir süreçleri Türkiye'nin gündemine getirmemesi lazım. Biz terör belasından, hain ve katil PKK’dan müzakere ederek değil mücadele ederek yani yılanın başını ezerek kurtulabiliriz başka türlü kurtuluş olmaz.
Bugün açıklanan Enflasyon rakamlarını değerlendiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Beklentilerin ve hedeflerin çok üzerinde. Yani tüketici fiyatları bazında baktığımızda 11.92, üretici fiyatları bazında baktığımızda 15.47. Peki hedeflenen enflasyon rakamları 2017 için nedir diye baktığımızda yüzde altılar, yediler seviyesinde enflasyon rakamları hedeflenmiştir. %100 bir hedef sapması olduğunu çok açık ve net bir şekilde görmekteyiz. Tabii bu faiz rakamlarına da yansıyacaktır ve dolayısıyla da vatandaşımıza da zam olarak dönmüştür ve yine zam olarak da dönmeye devam edecektir. Enflasyonla mücadele, faizle mücadele, açlıkla ve yoksullukla mücadele, gelir dağılımındaki adaletsizlik ile mücadelenin temel şartları vardır. Bunlar olmazsa bu mücadelelerde başarı sağlanamaz. Ancak üretirseniz bunları yenebilirsiniz. Ancak tasarruf ederseniz bunları yenebilirsiniz. Üretmedikten sonra borçlanarak ancak günü kurtarabilirsiniz. Hele ki üretmediğiniz halde tüketimi teşvik ederseniz, israf edersiniz, ekonomimiz darboğaza doğru bir çıkmaza doğru gider ve milletimizde bu ağır ekonomik şartlar altında ezilmeye ya da inim inim dinlemeye devam ederler. Onun için burada alınacak tedbir açıktır. Üretimi teşvik etmelidir, üretim desteklenmelidir, tasarruf desteklenmelidir, istihdam artırıcı önlemler alınmalıdır, istihdama yönelik çalışmalar hızlandırılmalıdır ve israftan ve gereksiz tüketiminden de azami derecede kaçınmak gerekir.
  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bu enflasyon farkları hem çalışan memur kesimine işçi kesimine hem de emeklilerin maaşlarına yansıtılacaktır. Bu güzel bir haberdir. Ama refah payının artırılması noktasında ne verilecektir, bununla ilgili bugüne kadar hükümetten bir ses çıkmamıştır bizim buradaki beklentimiz refah payının ne olacağı, refah payının artırılması noktasında hükümetin hangi tedbirleri aldığı ya da memuruna, emeklisine ne vereceği konusunda da açık sözler duymak istediğimizi ifade etmek istiyoruz.
  Büyük Birlik Partisi olarak Türkiye’nin ve değerli vatandaşlarının menfaat ve maslahatları söz konusu olduğunda hassasiyetlerini en üst seviyede tutmaya gayret ettiklerini ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Şu anda devletimizin bu işle iştigal eden kurumları ne düşünüyorlar, risk-tehdit ve tehlike algılama kapsamında hangi faktörleri önceliklerine alıyorlar bilmiyoruz… Lakin Büyük Birlik Partisi bizler; yol gösterici, ikaz edici ve yapıcı muhalefet anlayışımızın gereği olarak biz bu kapsamda uzun bir zamandır bu kapsamda iki konuyu sürekli dillendiriyoruz.” Dedi.
  Destici, “ Risk, tehdit ve tehlike kapsamında birinci sıraya oturduğumuz konu şu: 
Malumunuz Suriye’nin kuzeyinde Fırat nehrinin doğusunda CENTCOM ve PKK/YPG güçleri konuşlanmış durumda… Yine Suriye’nin kuzeyinde, Fırat nehrinin batısında, Cerablus ve Afrin’i de içine alan bölgede, yeni müttefikimiz Rusya’nın himayesinde olan daha doğrusu sevk ve idaresinde olan YPG kapasitesi bizim için birinci sıradaki tehdittir… 
 “Fırat’ın doğusu” ve “Fırat’ın batısı” diye yapılan ayrım coğrafi bir ayrım… Biz güneyimizdeki bu yerleşik tehdidi bir bütün olarak görüyor birini diğerine tercih etmiyoruz! 
Afrin ve İdlib’i de içine alan Fırat’ın batısında YPG tehdidi yok iddiasıyla, bu bölgede müttefikimiz Rusya’nın kontrolü altındaki YPG kapasitesinin zararsız olduğu iddiasını reddediyoruz! 
Hadi Fırat’ın batısı tamamen temizlendi diyelim; Fırat’ın doğusundaki ABD/CENTCOM/PKK/YPG varlığı orada durdukça Türkiye’ye rahat yüzü yok diye düşünüyoruz… 
Sık tekrarlıyoruz yine tekrar edelim: Güneyimizdeki ABD/CENTCOM kapasitesi bizim için en câri tehdit ve tehlikedir. Ve CENTCOM'la komşu olduğumuz müddetçe Türkiye’nin asla dümen tutamayacağını düşünüyoruz!
CENTCOM sadece bizi değil İran’ı da tehdit ediyor. Örneğin şu günlerde İran’da yaşanan iç ayaklanmalarda, bizimde İran’ın da burnunun dibinde konuşlu olan bu CENTCOM kapasitesinin etkisi olmadığını söylemek mümkün müdür? 
Yarın bir gün ülke olarak azcık ekonomik veya başka nedenlerden ötürü azcık tökezlesek burnumuzun dibindeki CENTCOM ülkemizin içini karıştırmak için elinden geleni yapacağını ve hayli aktif olacağını unutmayalım!

  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Risk, tehdit ve tehlike kapsamında ikinci sıraya oturttuğumuz faktöre gelince…
Biz Büyük Birlik Partisi olarak, toplumsal “Kutuplaşma” ve “Keskin Ayrışma” sorununu sadece sosyolojik kalıplar içinde değerlendirilecek kavramlar olmadığını, tıpkı terör gibi ekonomi gibi başlı başına bir Milli Güvenlik Sorunu olduğunu düşünüyoruz…
Gelinen aşamada, farklı siyasi görüş ve etkinleşmiş hareket tarzlarının birbirlerine olan karşıtlığı ve ayrışmasını daha da keskinleşmeye başladığı ülkemizde, toplumumuz bu olumsuz durumdan etkilenmeye başladı. Hatta bu durum makul seviyeleri aşmaya başladı…  
Maalesef bu sorunun bu boyutlara gelmesinde en ağır vebali siyaset kurumunda olduğunu bir siyasetçi olarak söylemek durumundayız… Gerçi biz Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’ndan beri siyasette, eskilerin “kavl-i leyyin” dedikleri “yumuşak üslup ve dil” kullanmaya özen gösteriyoruz… 
Lakin mecliste temsil hakkı elde eden siyasi partilerimizin bu konuda ağır veballeri olduğunu düşünüyoruz…
Buradan hepsine sesleniyorum:
Lütfen, artık siyasal görüş farklılıklarından kaynaklanan rekabet ve tartışmalarda kullandığınız kötü “dil” ve “üslup” sorununuza bir çare bulun… 
Maalesef ülkemizde siyasi kutuplaşmaları körükleyen nedenlerin başında işte bu “dil” ve “üslup” sorunu geliyor. 
Siyasi parti liderleri sürekli çatışma, tartışma ve kavga modunda bir üslup kullandıkça, belki kendi teşkilatları ve bağımlıları indinde safları sık tutmayı başarıyorlar ama toplumun genelinde ayrışmalara neden oluyorlar!
Yine maalesef söylemek zorundayım, siyasi tartışmalar artık iyi ile kötünün veya doğru ile yanlışın değil, basit günlük kavgaların konusu haline geldi
.”
 Genel Başkanımız Mustafa Destici, “1980 öncesinde siyasi kutuplaşmalar ve toplumsal ayrışmaların nelere mal olduğunu… Bu ayrışmaların ve kutuplaşmaların genel siyasi işleyişi nasıl ortadan kaldırdığını… Netice itibariyle oluşan otorite boşluklarının ideolojik çatışma ve şiddet alanlarıyla nasıl doldurulduğunu acı bir şekilde tecrübe etmiş bir ülkeyiz! 
Bakın komşumuz İran’da yaşananlara… Geçtiğimiz yıllarda benzer sahneleri bizde ülkemizde yaşamadık mı? Herkes başını ellerinin arasına alsın muhasebesini yapsın… Şimdi bu tip eylemlerin ve nümayişlerin tamamını “dış mihraklar” diyerek topu dış düşmanların üstüne atmakla bu işlerin önü alınmıyor… 
Ayrıca bir dış mihrak elini kolunu sallayarak bir ülkede insanları sokaklara dökecek derecede kışkırtma yapabiliyorsa, o devlet zaten ciddi güvenlik açıkları olan bir devlettir! Önemli olan toplumu bir arada tutup dış müdahalelerin önünü almaktır. Önemli olan birlik ve beraberliği diri tutarak muhannete fırsat vermemektir. 
Yani bu işler, toplum keskin bir şekilde ayrıştıktan sonra ve toplumsal kutuplaşmalar olgunlaştıktan sonra “dış müdahaleye” açık hâle geliyor… 
Bir ülkenin iktidarından muhalefetine kadar tüm siyasi partileri, içerisinde siyaset yaptığı toplumun barış ve esenliğinden, birlik ve beraberliğinden sorumludur! Yani demem o ki, siyaset kurumu çuvaldızı önce kendine iğneyi başkalarına batırmalıdır.
Bu sebeplerden ötürü bizler, toplumdaki keskinleşmeye başlayan ayrışmaları körükleyen sebepleri masaya yatırıp buna bir çare bulmalıyız. 
Dediğim gibi bu sorun başlı başına tıpkı terör gibi bu ülkenin “milli güvenlik” sorunudur.
  Sizin aracılığınızla, bir muhalefet partisi genel başkanı olarak önümüzdeki ilk MGK toplantısında bu konunun yani kendi tehdit ve tehlike öngörümüzde ilk sıralara yerleştirdiğimiz “toplumsal kutuplaşma ve ayrışma” sorununun “müstakilen” ve “münhasıran” gündeme alınmasını teklif ediyorum…

 



FOTO GALERİ


1

GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ