Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2018-01-10 17:49:56

“MİLLİYETÇİ VE MUHAFAZAKÂR İKİ SİYASİ GÖRÜŞÜN BİR ARAYA GELMESİ İSTEDİĞİMİZ VE ARZU ETTİĞİMİZ BİR TABLODUR”

Genel Başkanımız Mustafa Destici Milliyetçi ve Muhafazakâr iki partinin bir araya gelmesinin istedikleri ve arzu ettikleri bir tablo olduğunu söyledi.

  Genel Başkanımız Mustafa Destici ve divan üyeleri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü sebebiyle Anakara Temsilcileri, Haber Müdürleri, muhabir ve kameramanlar ile bir araya geldi. 
  Toplumun her bir ferdinin sıkıntılarını dile getiren Gazetecilerin de sıkıntıları olduğunu belirten Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Burada bulunan siz değerli basın mensubu gazeteci arkadaşlarımız olmak üzere burada bulunmayanlar da dâhil olmak üzere bütün basın mensuplarımızın çalışan gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan gazeteciler Gününü öncelikle tebrik ediyorum. Toplumumuzun her kesiminin problemleri, sıkıntıları ya da talepleri olduğu gibi Gazetecilerin de problemleri, sıkıntılar ve talepleri var. Her kesimin taleplerini, sıkıntılarını, problemlerini dile getirme noktasında aracılık ediyorsun. Böyle güzel bir görev ifa ediyorsunuz ama kendinizin problemini dile getiremiyorsunuz. Sizin sıkıntılarınızı da dile getirmek biz siyasetçilerin görevi. Bu anlamda sizleri anlıyoruz ve 2018 yılının sizler için de hayırlara vesile olmasını ben yüce Rabbimden niyaz ediyorum. İsmail Güneş şehidimiz başta olmak üzere, görevi başında hayatını kaybeden gazetecilerimizi de rahmetle anıyorum." Dedi.
  Yeni bir yıla girildiğini ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “2017 yılına şöyle bir dönüp baktığımızda kayıplarımız, kazançlarımız oldu. Önemli hadiseler yaşandı. 2017 yılında hayatını kaybeden değerli sanatçılarımız, sporcularımız oldu. Naim Süleymanoğlu gibi. İşadamlarımız oldu İbrahim Çağlar gibi. İbrahim Erkal gibi sanatçılarımız oldu. İşte eski başbakanlarımız dan Mesut Yılmaz'ın oğlu hayatını kaybetti. Ben 2017 yılında hayatını kaybeden toplumumuzun bu değerlerine bir kere daha Allah'tan rahmet diliyorum. Türk siyasetinin duayenlerinden Sayın Deniz Baykal önemli bir rahatsızlık geçirdi ve tedavisi şu anda yurt dışında devam ediyor. Kendisine bir kere daha Allah'tan acil şifalar diliyorum. Şehitlerimize oldu. Mehmetçiklerimiz, Polislerimiz, Korucularımız. Bütün şehitlerimizi bu vesile rahmetle ve minnetle ve şükranla anıyorum. Ruhları şad olsun Mekânları cennet olsun. İki tane askeri helikopter düştü ve bu kazalarda 25 tane yine Mehmetçiğimiz şehit oldu. Bir kargo uçağı düştü 37 ölü. Eren Bülbül hepimizin yüreğinde bir acı. Onu da rahmetle anıyorum ailesine bir kere daha başsağlığı diliyorum.” Diye konuştu.
  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Kudüs ve Mescidi Aksa hepimizin ortak davası. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu hadsiz, pervasız kararına karşı bütün İslam Dünyası Türkiye'nin öncülüğünde güçlü bir duruş sergiledi ve bunun sonucunda da Birleşmiş Milletler 
Genel Kurulu'nda 128'e 9 gibi ezici bir çoğunlukla Amerika Birleşik Devleti'nin aldığı işte Kudüs'ü İsrail'in başkenti yapan ve Büyükelçiliğini tel aviv'den Kudüs'e taşıma kararı reddedildi, kabul edilmedi. İnşallah Amerika bu kararında ısrar etmez. Ama buradaki önemli olan bütün İslam Dünyasının Türkiye'nin liderliğinde bu duruşu göstermiş olmasıydı.
” Şeklinde konuştu.
  Türkiye’nin ABD ile Batı arasında gerilimlerin olduğunu belirten Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bu gerilimlerin özellikle ABD ile yaşanan vize krizi başta olmak üzere büyük ölçüde atlatıldığını görmüş olmaktan da memnuniyet duyuyoruz. İnşallah 2018 yılı Türkiye'miz açısından bütün dünya ülkeleriyle Barış, kardeşlik içerisinde güçlü dostlukların kurulacağı bir yıl olur. Biz savaşlardan, gerilimlerden hiçbir zaman memnun olmadık ama tabii ki Türkiye'yi karıştırmak isteyen, Türkiye'ye müdahale etmek isteyen, Türkiye topraklarına, birliğine, beraberliğine göz diken olursa da elbette ki bununla da gerilim yaşamanın ötesinde de ne gerekiyorsa onun yapılacağını da herkesin bilmesi gerekir.” İfadelerini kullandı.
  “Amerika Birleşik Devletleri'nde Türkiye Cumhuriyeti Devletimize karşı açılmış olan siyasi bir kumpas davası” var diyen Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Türkiye burada haksız bir şekilde itibarsızlaştırmaya ve mahkûm edilmeye çalışılıyor. Biz Büyük Birlik Partisi olarak bunun bir siyasi kumpas davası olduğunu bugüne kadar ifade ettik ve bunun da toplumumuzun büyük bir kesimi tarafından bugün anlaşılmış olmasını da görmekteyiz. Türkiye'ye karşı yapılan saldırılarda hepimizin hep birlikte mukavemet göstermesinin birliğimiz açısından beraberliğimiz açısından da önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.
2017 yılının Türk siyasi hayatındaki en önemli gelişmesinin 16 Nisan referandumu olduğunu kaydeden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Büyük Birlik Partisi olarak yeni sisteme, Türkiye'deki sistem değişikliğine güçlü bir şekilde ‘EVET’ dedik. Türkiye 1980 darbesini gerçekleştiren darbecilerin yapmış olduğu bir anayasa ve o anayasanın uzantısı olan yasalarla, sistemle yönetilmekteydi. Biz kurulduğumuz günden bu yana Büyük Birlik Partisi olarak bunun karşısında olduğumuzu bu sistemin alternatifi olduğumuzu, bu sistemin değişmesi gerektiğini hep ifade ettik. Bu sistemin değişmesi, noktasında atılan bütün adımları da destekledik. Bütün Anayasa değişikliklerine sadece 16 Nisan referandumuna değil, o zamana kadar sistemi değiştirilmesi, anayasanın değiştirilmesi ile ilgili, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ile ilgili mecliste bulunduğumuz dönemlerde mecliste yapılan Anayasa değişikliğine, meclis dışında olduğumuz dönemlerde Anayasa değişikliklerinin tamamına Büyük Birlik Partisi Evet dedi. 2007'deki Cumhurbaşkanını halkın seçmesini Büyük Birlik Partisi öncülük yaptı. İlk dile getiren siyasi parti Büyük Birlik Partisi.” 
  Genel Başkanımız Mustafa Destici, “16 Nisan referandumunda 18 maddelik sistem değişikliğinin hayata geçirilmesi, uygulamaya geçirilmesi için elbette ki uyum yasalarının da çıkartılması gerekiyordu. Bunların bir kısmı çıkartıldı. Ama büyük bir kısmı henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelmedi. Bizim beklentimiz bir an önce bu uyum yasalarının Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelerek yasalaşması. Tabii burada da bizim ve toplumumuzun ve siyasetimizin önceliği ve beklentisi siyasi partiler yasasının demokratikleştirilmesi ve seçim kanunun demokratikleştirilmesi. 
  2017 yılının en önemli gündem maddesinin Suriye’de yaşanan olaylar olduğunu ifade eden Destici, “Burası bizim için çok önemli. Güneyimizdeki gelişmeler devletimizin varlığını, ülkemizin bütünlüğünü ve milletimizin bekasını açıkça tehdit etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri son geldiğimiz noktada sadece PYD’yi, PKK’yı, YPG’yi desteklemekle, onlara silah vermekle yetinmiyor. Artık onları meşruiyetleştirme aşamasına geçmiş vaziyette. Hem de uluslararası alanda. PKK, PYD ve YPG’den sınır muhafızları kuruyor. Sınır Muhafızları niye kurulur? Suriye'de bölündü de bizim haberimiz mi yok? Suriye'nin kuzeyinde bir pkk-pyd Devleti kuruldu da bizim haberimiz mi yok? Bu sınır muhafızları neyin nesidir? Bizim millet olarak, bütün siyasi partiler hepimizin önceliğinde bu konunun olması lazım. Amerika Birleşik Devletleri CENTCOM aracılığıyla Suriye'nin kuzeyinde kukla bir Terör devleti kurma niyetindedir bunu açıkça artık belli eder noktaya gelmiştir. Uluslararası arena'da buna meşruiyet kazandıracak adımları atmaktadır. Bunları atmaktan da çekinmemektedir. Dolayısıyla bizim buna güçlü bir şekilde karşılık vermemiz şarttır. Yani savaşsa savaştır arkadaşlar açık ve net. Bugün biz buna göz yumarsak yarın daha ağır bedeller ödemek zorunda kalabiliriz. Bu bela güneyimizde olduğu sürece bize rahat yüzü yok ve olmaz da. Ekonomiden, 
Demokrasiye, güvenlikten toplumsal barışa her şeyinizi olumsuz olarak etkilemektedir ve etkileyecektir. Önemli olan birlik ve beraberliğimizi en üst sınırda tutup elbirliğiyle ülkemiz ve milletimiz için sürekli tehdit üreten iç ve dış hasımlarımızla onları yok edip ya da geldikleri yerlere defolup gidene kadar elbirliği ile mücadele etmek mecburiyetimiz vardır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin siyasi partiler arasında seçim ittifakının yasal hale getirilmesine ilişkin açıklaması ve 2019 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a destek olacaklarıyla ilgili açıklamasının hatırlatılması üzerine Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Bir 15 Temmuz yaşadık. Hiçbir şey 15 Temmuz öncesi gibi olmayacak. 15 Temmuz'dan sonraki süreçte de bir 16 Nisan referandumu yaşadık. Hiçbir şey de 16 Nisan öncesi gibi olmayacak. Sistemi geriye çevirmeyi bundan sonra kimsenin başaramayacağını ve bu konuda atılacak adımların da beyhude olduğunu ifade etmek istiyorum. Türkiye'de Türk siyasi hayatına baktığımız zaman Türk milliyetçilerinin, muhafazakârların, maneviyatçıların birlikteliği her zaman ülkemiz, milletimiz, coğrafyamız adına önemli kazanımlarla sonuçlanmıştır. 1960'lı yıllarda muhafazakâr, milliyetçi ve maneviyatçılar birlikteydiler. 70'li yıllarda siyasi partilerle birlikte ayrışmalar meydana geldi. 12 Eylül darbesinden sonra hem milliyetçilere hem maneviyatçılara muhafazakârlara bir parti kurup da seçime girme imkânı tanınmadı. Neticede ANAP'ta rahmetli Turgut Özal'ın partisinde yer bulabildi bu kesimler kendilerine ve iktidar oldu. Kendimiz içeride, fikirlerimiz iktidarda sözü Türk Siyasetine damga vuran sözlerin başında geldi. 1991 ittifakında bu birliktelik görüldü ve çok güçlü bir sonuç alındı. O sonuçta Türkiye'yi yönetecek siyasi oluşumların kadroların çıkmasına da öncülük etti. Dolayısıyla da biz Büyük Birlik Partisi olarak Türk milliyetçilerinin, muhafazakârların, maneviyatçıların birlikteliğinden işbirliğinden memnuniyet duyduğumuzu, bunu desteklediğimizi, bu işbirliğinin yanında olduğumuzu güçlü bir şekilde ifade etmek istiyorum. Hatta bu birlikteliğe Saadet Partimizin de katılmasını da arzu ettiğimi ifade etmek istiyorum. İnşallah önümüzdeki süreçte bu birliktelikler, işbirlikleri daha müşahhas bir hale gelecektir. Türkiye'miz, ülkemiz, milletimiz içinde çok olumlu sonuçların doğmasına da sebep olacaktır.
Genel Başkanımız Mustafa Destici,  “Biz de bu süreç içerisinde Cumhurbaşkanımızla, AK Parti'yle iki kere görüşme yaptık. Neticede biz Büyük Birlik Partisi olarak başından beri seçim ittifaklarının yasal hale getirilmesini ve partilerin gayri yasal bir şekilde ittifak yapmak zorunda bırakılmamalarını, bunların önünün açılmasını istedik. Seçimlerde işbirliği yapmasının ülkemiz, milletimiz ve devletimiz için hayırlı olduğunu bu konuda Büyük Birlik Partisi olarak gerekli adımları atacağımızı uzak durmayacağımızı açık ve net bir şekilde dile getirdik. MHP ile AK Partimizin bu birlikteliğinden, işbirliğinden, yakınlaşmasından en üst düzeyde memnuniyet duyduğumuzu ifade ediyorum. Büyük Birlik Partisi bugüne kadar olduğu gibi bu birlikteliğin yanındadır ve bu birlikteliğe katkı sunmaya devam edecektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde seçim barajının gündeme gelip gelmediği sorusuna Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Ana gündem maddemiz seçim yasaları, siyasi partiler kanunu ve uyum yasalarıydı. Biz de Büyük Birlik Partisi olarak barajın kaldırılması gerektiği, seçim ittifaklarının yasal hale getirilmesi noktasındaki düşüncelerimizi kendileriyle paylaştık. Kendilerinin de milliyetçi, maneviyatçı yapıların, kadroların ve kamuoyunda da ifade edildiği şekilde milli ve yerli olanların birlikteliğini, bu kesimlerin seçimlere de birlikte katılma noktasında çok olumlu olduğunu gördük, bundan büyük memnuniyet duyduk" şeklinde konuştu.
  Büyük Birlik Partisi olarak Cumhurbaşkanı adaylarının olup olmayacağı sorusuna Genel Başkanımız Mustafa Destici, "Büyük Birlik Partisi olarak Türkiye'deki klasik muhalefet anlayışının tersine biz bugüne kadar iktidarın ülke yararına olduğuna inandığımız ve doğru bulduğumuz politikaları varsa bunları açıkça destekledik. Bugün de aynı tarzda siyasetimize devam ediyoruz. Terörle mücadeleyi sonuna kadar dibine kadar destekliyoruz. Uyarılarımız olursa da, çözüm önerlerimiz olursa da bunları da yine sizlerin aracılığınız ile paylaşmamız gerekenleri sizlerin aracılığıyla, bire bir paylaşmamız gerekenleri de yine bire bir kendileriyle paylaşıyoruz. Önümüzde önce Mecliste görüşülüp yasalaşacak bir uyum yasaları süreci var. Bizim tabi ki şu anda bir kanaatimiz var ama bu kanaatimizi kurullarımızı toplayıp bir karara çevirmiş değiliz. Sayın Cumhurbaşkanımız 2019 seçimlerinde yeniden aday olacağını açıklarsa partimizin yetkili organlarını istişare kurullarını yan kuruluşlarını toplarız ve bizdeki bu kanaati bir karara bağlayarak kamuoyuyla paylaşırız. Ancak bir kere daha ifade etmek istiyorum, ülkemizin iki köklü hareketinin, MHP ve AK Parti'nin Yenikapı'da başlayan 16 Nisan referandumunda bizim de içinde bulunduğumuz birlikteliğin devam ettirilerek 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde işbirliği ve ittifak yapmalarını çok olumlu bir adım olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Milliyetçi ve muhafazakâr iki siyasi görüşün bir araya gelmesi ve ben inanıyorum ki Büyük Birlik Partisi, Saadet Partisi gibi bu fikriyatın temsilcisi olan siyasi partilerin de katılımıyla inşallah bu blok daha güçlü ve Türkiye'deki bütün bu milliyetçi, muhafazakâr, maneviyatçı kesimleri içine alacak hiç kimseyi dışarıda bırakmayacak bir şekilde inkişaf edecek. Arzumuz, dileğimiz budur. Neticede de büyük birlik de kurulmuş olacak. Büyük Birliğin kuruluşuna da baktığımız zaman Büyük Birlik hangi felsefe üzerine bina edilmiş, milliyetçi ve maneviyatçı. Yani bu iki ana akımı, felsefeyi birleştirmek mecz etmek için vücut bulmuştur. Büyük Birlik Partisi. Dolayısıyla bizim üzerimize düşeni yapacağımızı bir kere daha buradan ifade vermek istiyorum." açıklamasında bulundu.
“Milliyetçiliği, muhafazakârlığı 16 yıldır savunan bir parti varsa, MHP ve Büyük Birlik Partisi neden vardır” sorusuna Genel Başkanımız Mustafa Destici şu açıklamaları yaptı.
Bugüne kadar sadece AK Parti iktidarını değil tüm iktidar partilerinin doğrularının yanında durduk ve yanlışlarını da yine burada söyledim sizlerin aracılığıyla ifade etmemiz gerekenleri sizlerin aracılığıyla dile getirdiğimizi birebir dile getirmemiz gerekenleri ise en son işte bu KHK’daki sivil 15 / 16 Temmuz'da darbeye karşı direnen 250 tanesinin şehit olduğu 2000 üzerindekinin gazi olduğu bu mücadeleyi veren ve Türkiye'yi bir işgal girişiminden darbe girişiminden bir iç savaştan kurtaran insanlarımıza karşı onlara bir muafiyet getirilmesini düzenleyen ama sadece 15 Temmuz hadisesi ile ilgili bu düzenleme ile ilgili biliyorsunuz görüşlerimizi biz hem kamuoyu ile paylaştık hem de Sayın Cumhurbaşkanımızla da bizzat bunları birebir de paylaştım. Yani biz sizin dediğiniz anlamda bir siyaset yapmıyoruz. 
Belki sizin oturduğunuz yerden öyle gözüküyor olabilir. Ama biz dediğim gibi doğruların yanında durduk yanlışlarında karşısında olduk. Ama burada bahsettiğimiz daha başka bir şey. Burada bahsettiğimiz birliktelik. Neticede biz felsefesi olan, ideolojisi olan, fikri olan bir siyasi hareketiz. Biz Türk toplumunun hepsini kucaklamak için yola çıkmışız. Ama her siyasi hareketin ideolojinin önceliği olduğu gibi bizimde önceliklerimiz var ve bizimde önceliğimiz milliyetçiliktir, maneviyatçılıktır, demokratlıktır. Yani Büyük Birlik Partisi'nin üçlü ilkesi budur. Biz burada milliyetçilerin, maneviyatçıların bir araya gelmesini ve bundan memnuniyet duyduğumuzu ifade etmemiz kadar daha doğal bir şey olamaz ki. Bu siyasi partiler azami müşterekleri olan siyasi partilerdir.
Geçmişte belli yıllar aralığında aynı siyasi hareketlerin içerisinde bulunmuşlardır. Bu böyle yorumlanması ve sürece böyle bakılmamalıdır.     Sadece iktidarın hataları ve doğruları üzerine bir kurgu yapılmasını ben şahsen doğru bulmam. Bu bakış açısını da doğru bulmam. Çünkü burada bir sistem değişikliğine gidilmiştir. Yani 16 Nisan'daki Evet dememizin altında bunu daha önce de açıkça ifade ettim. Belki bazıları bunu açıkça söylememiş olabilir. Bir rejim değişikliği ise bu dedim. Eğer bu rejimden kastedilen 28 Şubat zulmünü gerçekleştirenlerse, onlarca yıl dindarları, milliyetçileri baskı altında tutanlarsa, ya da 12 Eylül darbecilerinin zihniyeti ise 27 Nisan E muhtırasının arkasındaki güçlerse Evet ben bu rejime karşıyım ve bu rejimin değişmesini istiyorsun dedim açıkça. Bugün de aynı fikirdeyim. Yani bir sistem değişmiştir ama birileri bundan rejim değişikliği anlıyorsa Evet o da olmuştur. Biz de Büyük Birlik Partisi olarak bunun arkasındayız. Bizim meselemiz kim iktidar oldu, kim bakan oldu değil. Mesele daha çok büyük.  Devletin varlığına kastediliyor. Milletin birliğine kast ediliyor. Ülkenin bekasına kast ediliyor. HDP’yi bir siyasi parti olarak görmem. Onunla konuşmam. Devletin varlığına kast edenlerle bir araya gelmem. Devletin varlığına, Milletin birliğine kast edenlerle aynı safta yer almam.
” 

 

1

GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ