Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2017-07-08 10:14:05

“İDAM KONUSUNDA ELİNİZİ, KOLUNUZU BAĞLAYAN NEDİR?”

Genel Başkanımız Mustafa Destici, “İdam konusunda elinizi, kolunuzu bağlayan nedir?” dedi.

Haftalık basın toplantısında genel merkez binamızda gündemi değerlendiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “İslam âlemi ve tüm Müslüman kardeşlerimizle birlikte Berat gününü ve Berat gecemizi idrak edeceğiz. Rabbim cümlemizi bu gecenin feyzinden ve mağfiretinden istifade eden kullarından eylesin.” Dedi.
  İslam dünyasının pek çok noktasında kan ve gözyaşının olduğunu ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici,  “Rabbim inşallah bu gece semaya açılacak elleri, dudaklardan dökülecek duaları zulüm altındaki kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile kılsın. Onlara bu zulmü, haksızlığı reva gören zalimleri de kahru perişan eylesin. Ülkemiz, milletimiz içinde birliğe beraberliğe ve kardeşliğimizin artmasına vesile kılsın. Tüm Müslüman kardeşlerimizin ve ülke insanımızın Berat Kandili mübarek olsun.” İfadelerini kullandı.
Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı ve korunmasının bir trafik kazasında hayatını kaybettiğini öğrendim. Ben başsavcımıza ve korunmasına Allah'tan rahmet diliyorum. Başta ailesi olmak üzere, Yargı camiasına,  Emniyet camiasına başsağlığı diliyorum. Diğer yaralı olan korumasına da Rabbimden acil şifalar diliyorum.” Dedi.
  İdam konusu ile ilgili de açıklama yapan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “
Biz 2001-2002’li yıllarda idam cezası mutlaka korunsun dedik. Ama idam cezası kaldırılmıştır. O günlerde idam cezası kaldıranlar bugün idam cezasının geri getirilmesi noktasında Büyük Birlik Partisi ile aynı noktaya gelmiştir. Bu Büyük Birlik Partisi'nin tezlerinin ne kadar doğru ve güçlü olduğunun bir göstergesidir. Benim buradan sormak istediğin soru şudur; Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli dünkü grup toplantısında da MHP'nin tüm gücüyle İdam'ın geri getirilmesi noktasında var olduklarını söyledi. O zaman şunu söylemek istiyorum; Bu konuda samimi olduklarına inanıyorum. O zaman Milliyetçi Hareket Partisi'nin yapması gereken şudur. Derhal hukukçuları ile çalışmalı ve bu konu ile ilgili meclise kanun tekliflerini vermelidirler. Bu konuda Sayın Bahçeli'nin ve MHP grubunun elini kolunu bağlayan nedir? Mecliste 40 milletvekilleri var ve bu konuda yasa teklifi verebilirler. Bu zamana kadar yasa teklifini neden vermemişlerdir? Biz mecliste olsak bugüne kadar çoktan bu konuyla ilgili kanun teklifimizi, yasa teklifimizi vermiştik. Yine aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanı bu konuyu dile getirmektedir. Ve önüne geldiğinde imzalayacağını ifade etmiştir. Ama bugün dünden farklıdır. Sayın Cumhurbaşkanı bugün Adalet ve Kalkınma Partisi üyesidir ve 21 Mayıs'da büyük ihtimalle AK Parti’nin yeni genel başkanı olacaktır. O zaman Sayın Cumhurbaşkanı partisine talimatı verir ve onların MHP'den daha avantajlı bir durumu vardır. MHP sadece kanun teklifi verirken AKP hükümet olduğu için hem kanun teklifi verme hem de kanun tasarısı hazırlama yetkisine sahiptir. Bu konuda samimi olduklarını düşünüyoruz. Ama bu samimiyetlerini icraata dökmeleri gerekir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kanun teklifi vermeleri lazım. Eğer böyle bir teklif yoksa Büyük Birlik Partisi böyle bir hazırlığı vardır. Teklifimizi de kendileriyle paylaşmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum. Ama milletimiz adına şunu soruyorum: Mecliste kanun teklifi verme yetkiniz varken 
Bunu niye yapmıyorsunuz? Elinizi kolunuzu bağlayan nedir? Bunu öğrenmek istiyoruz. Artık bu konu istismar konusu yapılmamalı. Biz Büyük Birlik Partisi olarak tüm gücümüzle idam cezasını geri getirme noktasında yapılacak olan ilk referandumda bugünden ‘Evet’ dediğimizi buradan açık ve net bir şekilde söylüyoruz.” Diye konuştu.
  Amerika Birleşik Devletlerinin PYD ve YPG’ ye resmen ağır silah yardımı yapmasını sert bir dille eleştiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “PYD ve YPG’nin PKK olduğunu ve PKK'nın bir kolu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu sadece biz değil bütün dünya biliyor. En başta daha güçlü istihbarat birimleri olan Amerika Birleşik Devletleri biliyor. Ama bunu bilmesine rağmen PYD ve YPG ile Suriye'nin kuzeyinde birlikte hareket etmeye devam ediyor, birlikte hareket etmenin ötesine geçiyor ve ağır silah yardımları yapıyor. Bugüne kadar bu yardımlar el altından gizli bir şekilde yapılıyordu. Ama dün itibariyle resmen Amerika Birleşik Devletleri başkanı Trump’ın bu yardımı onaylaması ve yardımın yapılması talimatı vermesi ile birlikte alenen bütün uluslararası kuruluşların ve dünyanın gözü önünde yardım yapmaya başladığını görüyoruz. Ardından çok komik ve gayri ciddi olmayan açıklama geldi. ‘Türkiye endişe duymasın. Biz Türkiye’ye güvence veriyoruz.’ Siz Türkiye'ye neyin güvencesini veriyorsunuz? PKK, YPG ve PYD’ ye ağır silah, Türkiye’ye güvence. Bu kabul edilebilir bir açıklama değildir. Türkiye'nin buna mutlaka çok sert, kararlı bir cevap vermesi gerekiyor. Bu cevapta söz ile olmamalı. Buna verilebilecek en güzel, en iyi cevap o Amerikan silahlarını elinde bulunduran PKK'lıların PYD ve YPG’lilerin etkisiz hale getirilmesi, imha edilmesi ve o bölgeden temizlenmesidir.
” şeklinde konuştu.
  Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türklerinin uzun yıllardır Çin'in zulmü altında adeta bir soykırıma uğradıklarını ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Maalesef seslerini feryatlarını bizden başka duyan işiten ve yardımcı olmaya çalışan yok. Bunların sayıları aslında fazla da değil. Biz her zorda kalan insanın elbette ki Türkiye tarafından kabul edilmesini ve sahip çıkılmasını doğru bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Doğu Türkistanlı Uygur kardeşlerimiz sayısı fazla değil. Bunların tamamını Türkiye’nin kabul etmesini istiyoruz. Tabii ki burada Çin'in baskısı ve talepleri olduğunu biliyoruz. Uygur kardeşlerimiz bundan dolayı büyük mağduriyet yaşıyorlar. Türkiye burada Çin'in hiçbir talebine olumlu cevap vermemelidir. Burada Çin’in Türkiye’ye yapabileceği yaptırım yoktur. Türkiye'ye yapacak hiçbir baskı yoktur. 21 Doğu Türkistanlı Uygur kardeşimizin gözetim altında tutulduğu bunları önemli bir kısmının kadın ve çocuk olduğunu biz biliyoruz. Bunlar hakkında bir şikâyet, şüphe varsa çalışmalar, araştırmalar süratle tamamlanmalı ve bu insanlar serbest bırakılmalıdır. Asla ve kat’a Çin'e iade edilmemelidir. Sadece bunlar değil Türkiye'ye sığınmış hiçbir Doğu Türkistan Uygur Türk'ü asla Çin'e edilmemelidir. Çünkü Çin’e iade edildikleri zaman sonlarının idam olduğunu ya da zindan olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye bunu asla yapmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Çin’e ziyareti olacaktır. Bizim beklentimiz şudur; elbette ki ticari görüşmeler yapılacaktır. İki ülke arasındaki ikili ilişkiler ele alınacaktır. Bunlara söyleyecek bir sözünüz yoktur. Türkiye tüm dünya ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmedir. İki ülke liderinin toplantısında konulardan bir tanesini de Doğu Türkistanlı Uygur kardeşlerimiz konusu olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizzat Cumhurbaşkanı seviyesinde arabuluculuk yapmalıdır. Oradaki kardeşlerimizin rahat ve huzurlu bir şekilde birinci sınıf vatandaş olarak hem dini haklarını, hem milli haklarını, hem sosyal kültürel haklarını, hem de ekonomik haklarını kazanarak tam anlamıyla özgürce yaşamaları sağlanmalıdır. Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin talebi bundan ibarettir.” İfadelerini kullandı.
  Son günlerde kamuoyunda gündem olan Atatürk’e yapılan hakaretler ile ilgili açıklama yapan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili yapılan yorumları çok çirkin ve seviyesiz bulduğumu buradan açık ve net şekilde ifade etmek istiyorum. Bunu kınadığımızı ve kabul etmediğimizi belirtmek istiyorum. Bunlar milletimize yapılacak en büyük kötülüklerden biridir. Birliğimize, beraberliğimize ve kardeşliğimize yapılacak en büyük kötülüklerdendir. Bunun millete, memlekete ve devlete de bir faydası yoktur. Tam tersini zararı vardır. Bunu yapan kişilerde kendi seviyelerini düşürmüştür.
  Son dönemde bir takım tutuklamaların ve serbest bırakılmaların vicdanları yaraladığını vurgulayan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Burada artık adaletin tam olarak işletilmesi ve herkese eşit bir adalet işletilmesi gerekir. Dayısı olanı tahliye edip, suçsuz, gariban ve kimsesi olmayanı içeride tutmak büyük bir günahtır ve vebaldir. Bu büyük bir adaletsizliktir. Bizim de bizzat şahit olduklarımız vardır. Kaptan Kartal bunlardan bir tanesidir. Bir polis muhbiri ve dengesiz bir kişinin yalan ve yanlış bir şikâyet dilekçesi ile 9 aydır tutuklu bulunuyor. Bu tür hadiseler vicdanları yaralıyor. Toplumda büyük bir birikim meydan getiriyor. Dolayısıyla bu birikim yarın milletin birliğini ve beraberliğini bozulması anlamında olumsuz bazı süreçleri getirebilir. Burada mutlaka önlemlerin alınması lazım. Önlem ise adalettir. Herkese karşı adil davranılmalıdır. Kimse kimseden farklı bir konumda tutulmamalıdır. Her şeyin başı adalettir. Hiç kimse haksız yere suçlanmamalıdır. Kimse mesleğini, işini gücünü kaybetmemelidir. Bir kişinin işlediği suçtan dolayı ailesi ya da çocukları asla ve kat’a suçlu olmamalıdır. Bundan dolayı olumsuz yönde etkilememelidirler. Bedel ödememelidir. Bu konularda hassasiyet gösterilmesi ne bundan sonra daha titiz davranılmasını milletimiz, ülkemiz adına da çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.” Diye konuştu.

 



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ