Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2017-08-08 16:50:50

“MÜFTÜLERİN NİKÂH KIYMASI İLE LAİKLİK ELDEN GİTMEZ”

Genel Başkanımız Mustafa Destici, Müftülerin nikâh kıyması ile laikliğin elden gitmeyeceğini söyledi.

Genel Merkez binasında haftalık basın toplantısında konuşan Destici ülke ve dünya gündemini değerlendirdi. 
  Basın toplantısına şehitleri anarak başlayan Destici, “Diyarbakır'da şehitlerimiz var. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun. Yaralı Gazilerimize acil şifalar diliyorum. Şu an bölgede kahramanca mücadele eden askerlerimizin, polislerimizin Rabbim yar ve yardımcısı olsun.” Dedi.
  Şu anda terörün tün unsurlarına karşı çok ciddi bir mücadelenin olduğunu ifade eden Destici, “ Biz bu mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. Ama hepimiz şunu iyi bilmeliyiz ki; bu kolay bir süreç değil. Güya bizim sözde müttefikimiz, stratejik ortağımız olan Amerika Birleşik Devletleri dün 100 Tır PYD ve YPG’ ye silah yardımı gönderdi. Hepimiz bilmeliyiz ki; bu silahlar bugün IŞİD, DEAŞ için kullanılıyor olabilir. Ama hiç şüpheniz olmasın ki yarın Türkiye'ye doğru kullanılacaktır. Amerika Birleşik Devletleri silahları PYD’ ye teslim ettiği noktada ve PYD’nin eline geçer geçmez Türkiye'nin bunları imha etmesi gerektiğini bir kere daha altını çizerek vurguluyorum. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nin orada yaptığı sadece DAEŞ’e karşı mücadele eden PYD’yi YPG’yi ya da şirin adıyla Suriye demokratik güçlerini desteklemek değil, orada kendisine bir askeri güç, askeri üst hazırlamaktır. Bugün DAEŞ’e karşı kullanmaktadır. Yarın da Türkiye'ye karşı kullanılacağından hiçbirimizin şüphesi olmaması gerekir. Buradan bir kere daha Amerika Birleşik Devletleri'ni kınadığınızı ifade etmek istiyorum.” Diye konuştu.
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla Türkiye'de İslam İşbirliği Konferansı Teşkilatının toplandığını ifade eden Destici, “Konferansın sonuç Bildirgesi’nde büyük bir kararlılık vurgulandı. Mescidi Aksaya, Kudüs'teki ve Filistin'deki Müslümanlara sahip çıkılacağı noktasında büyük bir kararlılık vurgulandı. Bundan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum. Bunun öncülüğünü Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yapması Türkiye açısından da gurur verici bir durumdur.” Şeklinde konuştu.
  Destici, “Bütün İslam Dünyası olarak ayakta durmaya devam etmeliyiz. Filistin’e Mescidi Aksaya sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Siyonist İsrail’in her türlü şiddetine, saldırısına ve soykırıma varan uygulamalarına karşı çıkmaya devam etmeliyiz. İsrail’in amacı bellidir.  İsrail Müslümansız, İslamsız bir Kudüs istediğini açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Mescidi Aksayı ve diğer değerlerimizi eline ne zaman fırsat geçirirse geçirsin, Allah inşallah bu fırsatı onlara vermeyecektir. Oraları yok etmek isteyecektir. İslam adına bir şey bırakmama niyetindedir. Bunu açık ve net olarak bilmemiz gerekmektedir. İsrail'in düşüncesi ve tavrı budur. Hatta sadece İslam ve Müslüman’la yetinmeyecektir. Önceliği İslam ve Müslümanları yok etmektir. Kudüs'ten çıkartmaktır. Mescidi Aksa'yı yıkmaktır. Ama sonraki hedefi de Hıristiyanlık tır. Orada Hıristiyanlığa ait ne kadar değer varsa onları da yok etmektir. Eline fırsat geçerse bunları yapacağını hepimizin açık ve net olarak bilmemiz lazım. Siyonist, terörist İsrail Devleti'nin amacı ve hedefi budur. Onun için İslam Dünyası olarak bizim de buna göre tavır alıp, kararlılığımızı bozmamamız gerekir.” İfadelerini kullandı.
  Destici, “Lâkin bunu yaparken sinagog ya da havra gibi ibadet yerlerini ve ülkemiz vatandaşı olan Musevileri hedef almaktan kesinlikle uzak duralım. Çünkü bizler; Herkesin inanç hürriyetini ve ibadethanelerinde serbestçe ibadet etmelerini teminat altına alan Fatih'in torunlarıyız. Çünkü bizler; Yahudi bir kadınının arsası üzerine cami yapan Valiye "Vali vali camiyi yık ama adaleti yıkma" diyen Hz. Ömer’in kardeşleriyiz. Çünkü bizler; Başkasının yanlışı bize yanlış yaptırmamalı, biz kendimize yakışanı yapmalıyız diyen Şehit Muhsin Başkanın dava arkadaşlarıyız. Bu sözleri ilk söyleyen lider benim. Ama bu sözlerim her nedense dikkate alınmadı.” Dedi.
  İl ve ilçe müftülerine Dini nikâh kıyma yetkisi verilmesi konusuna da değinen Destici, “Ben açık ve net olarak söylüyorum. Biz Büyük Birlik Partisi olarak bu uygulamayı, yönetmeliği, değişikliği sonuna kadar destekliyoruz. Bir Belediye Başkanı ya da onun yetkilendirdiği, görevlendirdiği memur hangi şartlarda resmi nikah kıyacaksa, İl Müftüsü ya da ilçe müftüsü de o şartlarda kıyacak. Ben buna karşı çıkanları gerçekten anlamıyorum. Bir akıl kıtlığı yaşadıklarını düşünüyorum. Daha 3 gün önce belediye de işe girmiş birisinin resmi nikâh kıymasını kabul ediyorsunuz da yıllarca üst düzeyde eğitim almış, İl Müftülüğü seviyesine kadar gelmiş 1. derecede devlet memuru olma hakkı kazanmış, yüksek eğitimli birisinin bu nikâhı kıymasına neden karşı çıkıyorsunuz? Buna karşı çıkanlarla ilgili vatandaşlar da oluşan din karşıtlığı, inanç karşıtlığı gibi düşüncelerin haklılık payı ortaya çıkıyor. Din adamı, müftü dediğiniz zaman, imam dediğiniz zaman birden bunların ayranları kabarıyor. Artık bundan vazgeçilmesi lazım. Bu toplumun imamıyla müftüsüyle, memuruyla, amiriyle, doğulusuyla batılısıyla, A partilisiyle B partilisiyle hepsi bizim. Bu tür ayrıştırma uzak durmak lazım. Tam tersine bizim yaptığımız incelemelerde il ve ilçe Müftülerine nikâh kıyma yetkisi verilmesi resmi nikâh oranını da yükseltecektir. Sadece müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmiyor. İsteyen gitsin il müfütüsüne kıydırsın, isteyen gitsin Belediye Başkanına kıydırsın, ya da belediye başkanının yetkilendirdiği memura kıydırsın,  köydeki Muhtara kıydırsın. Buna karşı çıkmanın hiçbir anlamı ve manası olmadığını düşünüyorum.” Şeklinde konuştu.
  Destici, “Hele ki laiklik elden gidiyor sözleri hiç inandırıcı ve gerçekçi değil. Laiklik elden gidiyor diye diye bugüne kadar başımıza gelmedik kalmadı. 28 Şubat'tı biz ne için yaşadık. Laiklik elden gidiyor diye yaşadık. Ama bir baktık ki 28 Şubat sonrasında laiklik elden gitmiyormuş birilerinin iktidarı elden gidiyormuş. Birilerinin çıkarları elden gidiyormuş. Onun için laiklik elden gidiyor diyerek ortaya çıkmasınlar. Avrupa'da papazlar Nikâh kıyınca laiklik elden gitmiyor da Türkiye'de müftüler kıyınca mı laiklik elden gidiyor? Bu tartışmayı sonlandırmak lazım, bu yasanın da teklifinde hemen uygulamaya geçmesi lazım.” Diye konuştu.
  Bu tartışmalar ile birlikte Türkiye'de farklı hadiselerin yaşanmaya başladığını belirten Destici, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk büstüne saldırı gerçekleşti. Maçka Parkında bir hadise yaşandı. Provokatif eylemler ardı ardına gelmeye başladı. Bunlara da dikkat etmemiz lazım. Bu tür provokatif eylemlere hiç kimsenin prim vermemesi gerekir. Önceden belirlenerek bunların engellenmesi lazım. Çünkü Türkiye benzer süreçleri daha önce de yaşadı. Sonuçlarını da hep birlikte görüyoruz ve onların da düzmece olduğu ortaya çıktı. Ben buradan yetkililere sesleniyorum: Özellikle Atatürk büstü saldırısının ve Maçka Parkı Hadisesinin önünün arkasının iyice araştırılarak burada bir provokasyon var mıdır yok mudur ortaya çıkarılması bunun da kamuoyu ile paylaşılması gerekir ki; bundan sonra bu tür eylemlere asla ve kata izin verilmesin. Bunlarla Türkiye karşılaşmasın.
  Memurların 2018-2019 yılı kapsayan 4. dönem toplu sözleşme görüşmeleri ile ilgili görüşlerini ifade eden Destici, “Memurlarımızın açlık sınırı altında maaşla geçindiğini, hayat mücadelesi verdiğini biliyoruz.  Hükümetten talebimiz memur sendikalarının, memurların taleplerini bütçe imkânları çerçevesinde değerlendirerek, imkânlar zorlanarak memurlarımızın taleplerini yerine getirilmesini arzu ediyoruz. Resmi rakamlar enflasyonu yüzde altılar, yediler seviyesinde gösterebilir. Ama reel enflasyon yüzde onun üzerinde olduğunu hepimiz biliyoruz. Memurlarımıza en azından yüzde onun altına düşmeyecek bir zammın verilmesini Biz Büyük Birlik Partisi olarak istediğimizi arzu ettiğimizi paylaşmak istiyorum.” Dedi.
  Çiftçilerin sıkıntılarını da dile getiren Destici şunları söyledi: “Buğdayda taban fiyat 940 lira olarak açıklandı. Ama çiftçimiz buğdayı 860 liradan sattı. Buna devletimizin bir çare bulması lazım. Hükümet ya da bakanlık burada anlamsız bir uygulamaya imza attı. Tam hasat döneminde toprak mahsulleri ofisine bir yıl süreyle 31 Mayıs 2018'e kadar 750 bin ton Buğday ve arpa, 31 Temmuz 2018’e kadar 750 bin ton mısır ve 31 Ağustos 2018 tarihine kadar yüz bin ton gümrüksüz Pirinç ithal etme yetkisi verildi. Ne oldu bir anda buğday borsasında 900 tl’ye tonu satılan buğday 800 TL’ye indi. 800 TL’ye satılan arpa 700 TL’ye indi. Bunu anlamış değiliz. Zaten çiftçimiz mağdur ve perişan. Hasat döneminde bu ne demek oluyor, hasadı görürsün eğer gerçekten hasat Türkiye'nin ihtiyacını karşılamıyorsa çiftçi elindeki ürünü çıkarttıktan sonra hak ettiği değeri de verdikten sonra iki ay sonra bu yetkiyi verirsin hasadın tam ortasında tam Çiftçi ürün satarken bunu yürürlüğe koymak neyin nesidir? Bu Çiftçiyi perişan etmiştir. Dolayısıyla bu uygulamanın ertelenmesini ve burada oluşan mağduriyetinde Çiftçi açısından da bir an önce ortadan kaldırılmasının beklediğimizi ifade etmek istiyorum.
  



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ