Büyük Birlik Partisi

GENEL BAŞKAN GÜNDEMİ

2017-09-06 15:01:38

“İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI NEDEN VAR?”

 Genel Başkanımız Mustafa Destici genel merkezimizde düzenlediği haftalık basın toplantısında, İslam İşbirliği Teşkilatının neden var olduğunu ve ne işe yaradığını sordu.

Toplantıda; Ülke ve dünya gündemini değerlendiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Dün gece ülkemize galibiyet sevinci yaşatan
A Milli Futbol ve Basketbol Erkek Takımlarımızı tebrik ediyor, Başarılarının devamını diliyorum. Maçtaki atmosferi görünce İzlanda maçının da Eskişehir de oynanması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
” dedi. 

Myanmar’daki katliamların hala devam ettiğini vurgulayan Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bayram öncesi ve Bayram esnasında hepimizin yüreğini dağlayan meselelerden bir tanesi de Myanmar'ın Arakan bölgesindeki Müslüman kardeşlerimize karşı yapılan katliamlar ve zulümlerdi. Bir kere daha bu katliamın mimarı olan Myanmar yönetimini, polis gücünü ve oradaki Budist rahipleri lanetliyor ve kınıyorum.” İfadelerini kullandı.


İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bugün hala bu hususla ilgili toplanamamış olmasını da esefle karşıladığını kaydeden Destici, “İslam İşbirliği Teşkilatı’nı da kınıyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı neden var? Dünya Coğrafyasının her hangi bir noktasında binlerce Müslüman sırf Müslüman oldukları için öldürülürken toplanmayacaksınız, kararlar almayacak ve onlara sahip çıkmayacaksınız da ne zaman toplanacaksınız? O zaman İslam İşbirliği Teşkilatı niye var? Eğer Myanmar’a Filistin'e, Doğu Türkistan’a sahip çıkmayacaksanız kime sahip çıkacaksınız? O zaman siz neye yarıyorsunuz? Onun ötesine geçemiyorsunuz. İslam İşbirliği Teşkilatının mutlaka biran önce toplanıp net yaptırımlara dayanan kararlar alması gerekiyor. Ellerinde çok imkânlar var. Çok sayıda yer altı yer üstü zenginlikler var. Ben 3 gün petrolü kesiyorum dese bütün dünyansın gözü bir anda Myanmar’a döner. Ama bunları yapacak irade yok.” diye konuştu.
 
Doğu Türkistan’ın Myanmar kadar gündeme gelmediğini belirten Destici, “Doğu Türkistan Çin’in kapalı bir rejim olmasından dolayı ve orada yapılan zulümleri göstermemesinden dolayı dünyanın gündemine bile gelmiyor. Myanmar da yaşananların benzeri Doğu Türkistan'da yıllardır, onlarca yıldır yaşanıyor ve yaşanmaya devam ediyor. Rabbim oradaki Müslüman kardeşlerimize soydaşlarımıza da yardım etsin.” şeklinde konuştu.

Destici, “Myanmar ile ilgili Türkiye’nin özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın girişimlerinin de takdire şayan olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Bütün İslam Coğrafyasına örnek olacak bir tutum. En son Myanmar Devlet Başkanı ile görüştükten sonra yardım yapılabileceğinin basın ile paylaşılması önemli. Bin ton ile başlayacak olan bu yardım sevkiyatının inşallah bunun sonrası da gelecektir. Ve bu görüşmeden sonra Myanmarlı Müslümanlar üzerindeki baskının az da olsa da hafifletilmiş olması sevindiricidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapacağı konuşmada bu konuya dikkat çekeceklerini ifade ettiler. Bu girişimleri içinde Büyük Birlik Partisi adına teşekkür ediyoruz ve bu girişimlerin artarak devam etmesini beklediğimizi de buradan ifade etmek istiyoruz.” 


Adli Yıl açılışı ile ilgili açıklama yapan Destici, “Yeni Adli yılın ülkemiz için başta Adalet camiası olmak üzere hayırlı olmasını diliyorum. Bütün yüksek yargı mensuplarımıza, mahkemelerde görev yapan hâkimler ve savcılarımıza ve tabii ki yargının, adalet sisteminin bir ayağı olan avukatlarımıza savunma kısmını da başarılar diliyorum. 16 Nisan referandumunda yapılan değişiklikle artık Anayasamızda yargının bağımsızlığının yanına tarafsızlık ilkesi de eklendi. Yargının hem bağımsızlığı hem tarafsızlığı anayasal güvence altındadır. Bugün yargıya olan güvenin en alt seviyelere düşmüş biliyorsunuz 1. derecede etkisinin fetö olduğunu çok açık ve net bir şekilde hepimiz biliyoruz. Bunu böyle diyerek, bu işin üstüne yatarak böyle devam edemeyiz. Yargıya olan güveni en üst düzeye çıkarmak başta yargı mensuplarımız, hukuk adamlarımız yargıyı yöneten adalet sisteminin başındaki kişiler olmak üzere Türkiye’yi yönetenler başta olmak üzere hepimizin görevidir.  Hepimiz bu konuda Yargıya, Adalet sitemize ve hukuk sistemimize yardımcı olmamız gerekiyor. Birinci derecede sorumluluk yargı mensuplarındadır. Anayasal güvenceleri vardır. Yani hem bağımsızlıklarına hem de tarafsızlıklarına kimseye dokundurtmamalıdırlar. Hiç kimse dokunamamalıdır. Yüksek yargı mensuplarının çeşitli makamlar tarafından atanması ya da belirlenmesi onların tarafgir tutum almasını gerekli kılmaz. Amerika'da da yüksek yargı mensuplarının bir kısmını başkan atıyor ama gidip onlar başkanın talimatı ile iş görmüyorlar. Ya da karar verirken başkanın etkisi altında kalmıyorlar. Parlamenter sistem ile yönetilen Avrupa ülkelerinde de yüksek yargı üyelerinin birçoğunu Parlamento atıyor. Ama orada da parlamentonun kontrol altına girmiyorlar. Yani bağımsızlıklarını ve tarafsızlıklarını kendilerini atayan kişilere ipotek etmiyorlar. Ülkemizde de ipotek etmeyecekler, etmemeliler ve etmediklerini de bütün kamuoyunun görmesi gerekir.  Yargımıza yapılan haksız ithamlardan kurtulmanın yolu da buradan geçiyor. Üst düzey yargı mensupları olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı bu ithamdan kurtaracak adımlar atmalıyız. Bu tür ithamlarda bulunmamalıyız, tam tersine yargının bağımsızlığını nasıl tesis ederiz, yargının tarafsızlığını nasıl tesis ederiz hep birlikte el ele vererek bu konu için de gayret göstermemiz gerekiyor. Adalet ve hukuk hepimize gerekir.” diye konuştu.
Irak’ın Kuzeyinde Bölgesel Kürt Yönetimin 25 Eylül de ‘Bağımsızlık Referandumu’ kararı yapacağı açıklamasının gündem de olduğunu ifade eden Destici, “Bu kararın arkasında ve yanında Siyonist terörist İsrail Devletinin olduğu açık ve nettir. Bizzat İsrail'in desteklediği, İsrail ve bölgesel yönetimin bayraklarının birlikte dalgalandığı toplantıların yapıldığı ve orada Türkiye'den katil devlet diye söz edildiği çok açık ve net görüntülerde sabit.  Bu referandumu Siyonist İsrail Devletinin, Emperyalist Küresel Güçlerin desteklediği ve Barzani’yi cesaretlendirdiği, teşvik ettiği çok açık ve nettir. Bizimde buna göre bir politika izlememiz gerekiyor. Bizim için bu hususun birkaç yönü var. Bunlardan bir tanesi oradaki Türkmen varlığı. Ve referandum kapsam alanı içerisindeki Kerkük’ün, Türkmenelinin bazı bölgelerinin dahil edilmesi birinci derecede önemlidir ve kabul edilemez.” dedi.
  Destici, “ Irak Türkmen 
Cephesi Lideri Erşad Salihi’nin ‘Kerkük'te konuşursa sadece silahlar konuşur’ sözü asla ve kat’a yabana atılmamalıdır. Demek istediği şudur: “Burada sandık kurdurmayız. Burada oylama yaptırmayız. Bu hususla ilgili gerekirse silaha davranırız. Ölürüz ama Türk yurdu olan Kerkük’ü başkalarına terk etmeyiz. Bu çok açık ve net mesajdır. Biz bu mesajın doğru bir mesaj olduğunu ve sonuna kadar yanında olduğumuzu da buradan ifade ediyoruz. Erşad Salihi'nin bugün Kerkük, Yarın Diyarbakır sözleri de çok anlamlı ve ileriyi gören ve hepimizin de uyanışına vesile olması gereken sözlerdir. Bugün Kerkük’e sessiz kalırsak yarın aynı meseleyi Diyarbakır'da karşımıza koyabilirler.  Onun için asla ve kat’a Kerkük’e
Sessiz kalmamalıyız ve kalmayacağız
.” şeklinde konuştu.
  Destici açıklamasını şöyle sürdürdü: “Suriye'nin kuzeyine sessiz kaldık ve bugün gazetelerde ki haberlerde 900 kilometreye aşkın Suriye sınırımızın 550 kilometresini Amerika destekli PKK'nın kontrol ettiği haberleri var. Biz bunları zaten biliyorduk. Ve bunları kamuoyu ile paylaştık. Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın PYD, YPG ve SDK adıyla onbinlerce militanını asker elbisesi giydirerek ordu kurdurmaya çalışıyorlar. En son aldığımız bilgiler bu sayının yüz binlere doğru yaklaştığını haber veriyor. Suriye'nin kuzeyindeki pkk-pyd varlığı direkt Türkiye'nin bekasını ve Hudut güvenliğini tehdit etmektedir.” 
  Güneydoğudaki bölge halkının artık Devleti'nin, milletinin, kardeşliğin yanında daha güçlü bir şekilde durduğunu ifade eden Destici, “Malazgirt Zaferi yıldönümü etkinlikleri kapsamında gittiğimiz ve bölgede yaptığımız incelemelerde şehir merkezlerinde oturduğumuzda Malazgirt Merkez başta olmak üzere vatandaşlarla yaptığımız konuşmalarda görüşmelerde bunu çok açık ve net bir şekilde gördük. Üzücü bazı noktalarda var.  Malazgirt Zaferinin kazanıldığı yani Anadolu'da Türkleşmenin ve Müslümanlaşmanın önünün açıldığı, Malazgirt Muharebesi'nin yapıldığı Malazgirt ilçemiz nasıl oluyor da HDP alıyor. Sorgulanması gereken bu? Şu anda Kayyum var ama iş bu noktaya nasıl geldi bunun da araştırılması ve bundan sonra tekrar geçmişteki günlerin yaşanmaması Malazgirt gibi şehirlerin PKK tarafından belediye yönetimlerinin tarafından alınmaması içinde  Her türlü önlemin tedbirin alınması gerekiyor. Ekonomik yatırımların yapılması mı gerekiyor. Eğitim mi gerekiyor. Bölge insanı ile oturup konuşup neye ihtiyaçları varsa bu ihtiyaçlarında ivedilikle karşılanması gerekiyor
.” 
 



FOTO GALERİ


GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ