İSTANBUL TEŞKİLATLARI ÜYE KAYIT KAMPANYASINDA, 3. ve 4.HAFTA DA MEYDANLARDA… Teşkilatlarımız 100.000 hedefli üye kayıt kampanyası çalışmalarına 3. ve 4.hafta da devam ederek İstanbul meydanlarına çıktı.
İlçe teşkilatlarımız büyük bir istek ve gayretle 100.000 hedefli üye kayıt kampanyasının 3. ve 4.haftasında İlçe meydanlarına çıkarak çalışmalarına hız kesmeden devam ediyorlar.
Üye kayıt kampayası çalışmalarımız devam ederken bir tarafdan da mahalle temsilciliklerimizi açmaya devam ediyoruz.
‘’Artık, Yusuflar Kuyudan Çıksın’’ çağrımız Esenler İlçesi Fatih Mahallesinde cevap buldu. Ve mahalle temsilciliği açıldı.
FATİH MAHALLESİNDE YUSUFLAR…
Dün bir mahalle teşkilatı daha açtık.
Esenler Fatih Mahallesi teşkilatı.
Mahallenin en işlek caddesi üzerinde ve caddeye cepheli ikinci katta çok nezih bir mekan olmuş.
Açılışımız mini bir miting havasında geçti.
Önce birkaç kelam, sonra dualarla kestik kurdeleyi.
Yukarı çıktığımızda bir yandan ikramları tadarken, bir yandan da genç arkadaşlarımızın heyecanını izliyordum.
Sordum, kaç kişi var bu teşkilatı kuran ekip. Dediler, kırk kişi.
Bir mahalle teşkilatı ve kırk tane aslan gibi genç. Kırk tane çileye talip olmuş inanmış genç yürek.
Kırk tane, hadi gidiyoruz dediğinde biri, nereye diye sormaya gerek duymadan yola koyulacak Alperen ve kırk tane Muhsin Yazıcıoğlu’nun adamlığına vurulmuş iflah olmaz kara sevdalı.
Bir mahalle teşkilatını kuran kırk kişi. Aynı Kürşad ve davadaşları gibi.
Fatih Mahalle teşkilatının açılışında emeği geçen, katkı veren herkese şahsım ve camiam adına teşekkür ediyorum. Özellikle eski yeni demeden birlik beraberlik içersinde davaya omuz veren Esenler İlçe teşkilatımızdan ve emanete sahip çıkan diğer bütün teşkilatlarımızdan Allah razı olsun diyorum.
"YÜKSEK SİYASET" VE "KALDIRIM SİYASETİ"
Yaklaşık bir buçuk aydır İstanbul’da ki hazırlığını yapan teşkilatlarımızla birlikte üye kayıt kampanyası başlattık. Başlattığımız bu kampanya ile gördük ki, millet bizim onlara karşı bir adım atmamızı bekliyormuş. Yoldan geçip giderken yanına yaklaşıp “Merhaba, Büyük Birlik Partisi’ne üye olmak ister misiniz?” deyip eline tek sayfalık bir broşür tutuşturmamızı bekliyormuş. Hatta bazı vatandaşlarımız bizim onları davet etmemize gerek kalmadan, partinin amblemini görüp beni de üye yapın diyor. Yani çeşitli sebeplerle bizimle buluşamamış vatandaşımız, (kabahat bizde) yoluna çıktığımız ilk anda gelip beni de üye yapın deme iradesini gösteriyor. Yani bütün bunlar teşkilatlardan çıkıp, kaldırımlara inme siyasetinin sonuçları. Yani taşra teşkilatlarının asıl yapması gereken siyaset. İzlemesi gereken yol bu kaldırım siyaseti.
Bunu yapmadan önce ne yapıyorduk, haftanın belirli günleri teşkilatlarda toplanıp, çay ve sigara eşliğinde, masonluğun dünyayı nasıl yönettiğini konuşuyorduk. Bush’un Dünyayı özellikle de Müslüman coğrafyayı nasıl kana buladığını konuşuyorduk. Obama’nın ezilmiş siyahların sesi olarak Dünya’ya ne getirip ne götüreceğini tartışıyorduk. Teşkilatlarda PKK’yı bitirip, terörist başını asıp, ülkede huzuru yeniden tesis ediyorduk. İşsizlik, enflasyon, iç ve dış borçlar, AB ile olan ilişkiler hepsi halloluyor, bankaları boşaltanlardan da hesap soruyorduk. Musul ile Kerkük meselesi halloluyor, Batı Trakya’da ki soydaşlarımızın meselelerini çözüyor, Kıbrıs meselesi sonsuza kadar Dünya gündeminden düşüyordu. Eküm eniklik heveslisi Bartelemous’a Fatih kaymakamlığına bağlı bir memur olduğunu hatırlatıp, Ermeni diasporasına haddini bildirip, İsrail’den döktüğü kan ve yaptığı zulmün hesabını sorup, Mescid-i Aksa’ya Bayram namazına gidiyorduk. Ayasofya’nın zincirlerini kırıp, Rumeli hisarındaki konserleri yasaklayıp, Topkapı Sarayı’nda şarap eşliğinde konser verdirmek isteyenlere höst deyip bir güzel Osmanlı tokadı yapıştırıyorduk. Bu yukarıda yaptıklarımız yine yaptığımız işlerin iyisi. İşin kötüsü bunları yapmadığımız zamanlarda birbirimizin arkasından konuşup, dedikodu yapıp, adına da kulis diyorduk. Tabii konuştuklarımız, konuştuğumuz yerde kalmayıp, yerin kulağı var misali, yerde konuşulanları dinleyip, sonra da ilgili adreslere postalıyordu. Kırgınlıklar, dargınlıklar, kinlenmeler vs. vs.
Bunları yaparken bir bakıyorduk düdük çalmış, seçim için start verilmiş ve yarış başlamış. Başkalarının üç senede dört senede yapıp biriktirdiklerini, biz bir iki ay içerisinde halletmeye çalışıyoruz, yarım yamalak hazırlıklarla bizde varız, bakın buradayız deyip oy istiyoruz. Bitiş düdüğü çaldığı zamanda beklenen sonuçları öğrenip sonra da millete kızıp, bu milletin bizi anlamadığını, bir türlü anlayamadığını söyleyip kendimizi teselli ettikten sonra nerede kalmıştık deyip, evlerimizde de izlenen malum dizilerin, toplumun ahlak değerlerini bozduğunu keşfedip, hükümet ve RTÜK’ün buna tedbir üretmesi gerektiği neticesine varıp yüksek siyasete kaldığımız yerden devam ediyorduk.
Yani anlayacağınız siyasi organizasyon şemasında ki yeri taşra teşkilatları olan bizler, asıl yapmamız gereken siyaset olan kaldırım siyaseti yapmak yerine, yüksek siyaset yaparak üzerimize düşen işleri yaptığımız zehabına kapılarak hem kendimizi kandırdık, hem rahmetli şehit liderimizi kandırdık, hem de mevcut genel başkanımız ve genel merkezimizi kandırıyoruz.
Elbette şehrimizde, ülkemizde hatta dünyada olan bitenlerle ilgili fikirlerimiz, teşhislerimiz, tedbirlerimiz olmalı ve bunları konuşmalıyız, tartışmalıyız. Ama bunu asıl yapmamız gereken işleri yaptıktan sonra yapmalıyız. Yani kaldırım siyasetini yapıp, meseleyi olgunlaştırıp, sorumlusu olduğumuz bölgede en azından baraj meselesini halledip ondan sonra diğer meselelerle ilgili konuları halletmek için konuşmamız gerekir. Zaten baraj meselesini halletmeden, yani seçime girip, barajı geçip, partiyi TBMM’de temsil ettirip hatta grup kurmadan, konuşulan yüksek siyasetle ilgili teşhis ve çözümlerimizin kimseye bir faydası da olmuyor.
Ayrıca teşkilatlarda konuştuğumuz yüksek siyaset ile ilgili konular var ya; onları kendi kendimize konuştuğumuz için vatandaşın da haberi olmuyor.
İnşallah yanlış anlaşılmalara düşmeden meramımı anlatabilmişimdir. Yani meselenin özü yüksek siyaset başta genel başkanlar olmak üzere genel merkez yöneticilerinin veya onların görevlendireceği parti sözcülerinin işidir. Taşra teşkilatları ise önce kaldırım siyasetini halletmeli, bu mesele kâmil bir şekilde hallolduktan sonra, belki yüksek siyasete girmelidir. Kimse şu kaygı içerisinde olmasın. Ben yüksek siyaset ile ilgili etkileyici bir şeyler söylemezsem dikkate alınmam. Ama şu kaygı içerisinde olsun. Ben kaldırım siyasetini gerektiği gibi yapmazsam davama hizmet etmemiş olurum. Herkes önce kendi yapması gereken işi elinden geldiğince dört başı mamur bir şekilde yapmaya çalışıp başarsın, sonra da başkalarının ilgi ve sorumluluk alanındaki işlerle ilgili yol gösterici olsun. Zaten bir kimse kendi yapması gereken işleri yapmadan, başkalarının ilgi ve sorumluluk alanı ile ilgili fikir açıkladığı zaman komik duruma düşer. Bunun en güzel örneğini güncel olduğu için buraya yazacağım. Rize Belediye Başkanı. Rize Belediye başkanının görevi nedir. Rize’nin belediyesini belediyecilik kanunun kendisine verdiği yetki ve sorumlukla yönetmektir. Rize Belediye Başkanı kalkıp, Rize’nin bütün işlerini halletmiş gibi ülkeyi ilgilendiren bir mesele ile ilgili üstüne vazife olmadığı halde çözüm önerisi sunarsa, ve sunduğu bu çözüm önerisi de kelimenin tam manasıyla bir zortlama ise, ne olur? Komik olur, zavallı duruma düşer, hem kendisini, hem partisini hem de ülkeyi zor duruma sokar.
Söz biraz uzadı. Bu hafta sonu kaldırım siyaseti ile ilgili bazı ilçelerimiz faaliyetlerine devam ettiler. Bizde elimizden geldiğince kurulan standları ziyaret ederek onlara manevi destek vermeye çalıştık. Bu çalışmayı yapan ve devam ettiren arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Henüz hazırlığını yapamayan ilçelerimizin en kısa zamanda hazırlıklarını tamamlamalarını bekliyorum. Bu faaliyetlerin ne kadar faydalı olduğunu yapan arkadaşlarımız müşahede ediyorlar. Bizde kimlerin ne yapıp yapmadığını müşahede ediyoruz. Kim ne biriktirirse mutlaka onun karşılığını alır.
Kaldırım siyaseti ile ilgili faaliyetlerle, milletimizle buluşmak dileklerimle.
Allah’a emanet olun.
Not: Yanlış anlaşılmaları önlemek adına kaldırım siyasetinden kastım şudur. Üye kayıt kampanyası, esnaf ziyaretleri, yerel yöneticilerle ve sivil toplum kuruluşları ile tanışma faaliyetleri, mahalle teşkilatlarının kurulması, şayet kurulamıyorsa en azından mahalle sorumlusunun belirlenmesi, mahalle sorumlusunun kendi mahallesindeki organizasyonunu kurdurup yaptığı faaliyetlerin takip edilmesi.