Büyük Birlik Partisi

PARTİMİZ

Program

*BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ (BBP) PROGRAMI...

(29 OCAK 2017) 

Büyük Birlik Partisi’nin Vizyonu; 

“Milliyetçi, maneviyatçı, demokrat, vatansever, tam bağımsız güçlü bir Türkiye ülküsüdür.” 

I- GİRİŞ :

Türk Milletine hizmet gayesiyle başladığımız uzun koşuda, her anı büyük çile ve meşakkatle geçen 24 yılı tamamlamış bulunuyoruz. Heyecanımızı ve mücadele şevkimizi ilk günkü kadar taze tutarken yolculuğumuz esnasında edindiğimiz deneyimlerle sağlam adımlarla geleceğe yürüme azmindeyiz. “Milli Mutabakat” bildirimizle milletimize yaptığımız çağrıyı tekrarlıyoruz. Siyasetteki çağrımızın esası; milletçe üzerine titrediğimiz inanç, değer ve ilkelerin kılavuzluğunda, ülkemizin layık olduğu “Büyük ve Öncü Türkiye’nin inşası” ülküsüne hizmet için yürütülecek siyasi amaçların tahakkuku yolunda insanımızı hasbî bir fedakârlık ve gönül seferberliğine davettir. Bu ideale gerçekçi politikalarla yürüyoruz. Yaşadığımız çağın realitelerinden kopmadan, bütün vatandaşlarımızın, “Millet mülkünün sahibi” gerçeğine inanmasını istiyoruz. Temel hak ve özgürlükler ile sosyo-ekonomik ve kültürel anlamda vatandaşlarımızla buluşmak gerektiğine inanıyoruz. Dünya üzerinde, tarih, inanç ve kültürün miras bıraktığı köprüleri, modern enstrümanlarla güçlendirecek “İyi komşuluk” ve “Evrensel adalet ilkeleri” ile müşterek insanî değerlere yaslanan bir “Medeniyet hamlesi” başlatmak kararlılığındayız. Dünyanın tehditkâr ve önemli parçalanmalar içinde olduğu bir çağdayız. Dünyada, evrensel insani barış ve güvenliği tesis etme iddiaları var. Ama gittikçe şiddetlenen gerilim ve çatışmalara seyirci kalan çağdaş dünya mekanizmaları, keskin cepheleşmelerle sarsılıyor. Dünyada büyük güçler ve bölgesel aktörler tarafından yönetilen bölgelere komşuyuz. Hiçbir ilke ve değer ölçüsü tanımadan kimliksizleşen, yürek parçalayıcı bir “Mağduriyet coğrafyasına” dönüşen bir bölgedeyiz. “Medeniyet coğrafyamız”; din, mezhep ve etnik savaşları ile hücrelerine kadar ayrışıyor. Kıtalar aşıp gelen emperyalizm zihniyeti, zulüm ve öfkelerinin ateşi ile bizim ufuklarımıza kadar yangınlarını taşıyorlar. İslam dünyasında sömürgecilik dönemi politikalara ve başarısız yerli iktidarlara tepki olarak gelişen yönetim kurguları var. Ülkemizin yaşadığı hayati sorunlar karşısında acil ihtiyaç; iç huzur ve birliğimizin sağlanması iken çatışmacı ve ayrıştırıcı anlayış, ötekileştirme mantığı ile çalışıyor. Kısacası, toplum bütünlüğünü sağlamak ve toplumun bir arada yaşama kültürünü canlandıracak yeni bir dünya görüşü ve milli kültüre ihtiyaç duymaktayız. Modern toplumun ekonomi odaklı gelişmişlik ölçütleri, tüm toplum kesimlerine adil bir dağılımını engellediği gibi, ortak değerler etrafında oluşan duyguların paylaşımına da imkân vermemektedir. Doğal-toplumsal her türlü farklılığı, hoş görü ile karşılayacak ve bir üst kimlik altında ortak paydada buluşturacak model uygulanmak zorundadır. Bölünme ve parçalanma dinamikleri, toplum hayatımızın diğer yönlerini de etkisi altına almaktadır. Kültürden ekonomiye, şeklen önemseniyor gibi gözüken millî ve manevi değerlerimizin mânâ ve ruhunu boşaltan politikalar toplumu temelden sarsmaktadır. Aile içi ilişkilerin çözülüşü ve parçalanan yuvalar, habis bir ur gibi toplumsal bünyemizi eritmektedir. Çağımızın salgın hastalığı olan bireyselleşme, yalnızlaşma, aile kalkanını yitiren kişileri her geçen gün daha fazla kıskacına alıyor. Bir başka ifadeyle; fert, aile, millet, bölge ve dünya ölçeğindeki “Parçalanma” çağımızın temel karakteristiğine dönüşmüş vaziyettedir. Biz, çağımızın buhran kaynağı olan “Parçalanmaya” ancak “Büyük Birlik”le devâ bulunabileceğine inanıyoruz. Bu yüzden, bireyin parçalı dünyasından, Yeni Dünya düzeninin adaletsizliklerine kadar her düzeydeki meseleyi konu edinen politika anlayışımıza ilhamını bu topraklardaki medeniyet mirasımızdan, yani Anadolu mayasından alan “Büyük Birlik” anlayışı kaynaklık etmektedir. Büyük Birlik Partisi bir karşı duruş yada bir tepki hareketi değil, kendi felsefesi, fikri, ideolojik sistematiği olan özgün bir medeniyet projesinin adıdır. 

II- HEDEF VE İLKELERİMİZ:

Gelinen aşamada Türkiye bir kader çizgisinin üzerinde durmakta ve hareket alanı ise çok dardır. 18.yüzyılın sonlarından beri emperyalizmin toplumumuzu getirdiği iki arada bir derede vaziyet, buna bağlı çözülme ve dış müdahalelere açık hâlimiz ortadadır. Üstüne üstlük hükümet eden başarısız siyasi iktidarların kötü, yanlış, dışa bağımlı ve aymaz politikaları neticesinde Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yılları öncesinde verdiği “Milli kurtuluş mücadelesi” günlerinde olduğu gibi yeni yıkım projelerinin çarkına tutulmuş durumdadır. Türkiye mutlaka bu yıkım projeleriyle arasına ciddi mesafeler koymak zorundadır. Ülkemiz, Dünya sisteminin bir kenar mahallesi durumuna asla düşmeyecektir. Bu milletimizin özündeki tözün bir gereğidir. Bunun içindir ki; milletimizin kültür, medeniyet ve inanç değerlerini benimseyen, “Büyük Türkiye İdeali”ni özümseyen, herkes için adalet, özgürlük ve refah prensiplerine dayalı “Yeni Bir Dünya Nizamı” kurma iradesinin fitilini ateşleyecek, tüm bunları ülke siyasetinde etkin hale getirebilecek vizyona sahip yegâne siyasal oluşum “Büyük Birlik Partisi”dir. Büyük Birlik Partisi; milliyetçi, maneviyatçı, hür teşebbüsü ve rekabete dayalı piyasa ekonomisini benimseyen, temel insan hak ve hürriyetlerine saygılı, sivil ve katılımcı demokrasiyi savunan bir siyasal partidir. Büyük Birlik Partisi; Bireysel özgürlük, düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü, mülk edinme ve sözleşme yapma özgürlüğü ve adalet hakkı gibi unsurlardan oluşan Medenî Haklar Ekseni; Vatandaşlarımızın birer üyesi oldukları toplumun standartları ölçüsünde ekonomik refah ve sosyal güvenlik gibi haklarından oluşan; Sosyal Haklar Ekseni; Vatandaşlarımızın, ülkemizin siyasî karar alma sürecine seçmen ve seçilen olarak katılma hakkının, daha açık ifadesiyle ülkesinin yönetiminde ve geleceğinin belirlenmesinde asıl söz hakkının kendisinde olduğunu ifade eden Siyasî Haklar Ekseni gibi en temel hak eksenlerine karşı hayati derecede önem vermektedir. Bu üç temel hakkın çiğnenmesi, yapıcılıktan uzaklaştırılması, yıkıcılığa da âlet edilmesi başta olmak üzere tüm istismarlarına karşı mücadele eder. Büyük Birlik Partisi; bu ülkenin geçmiş ve geleceğini, inancını, atılımlarını, lehinde veya aleyhinde gelişen ya da gelişebilecek çıkar ve riskleri koruyup kollayan “İlkeli”, “Milli” ve “Bağımsız” bir duruşu temsil eder. Geleneksel ideolojilere hapsolmak yerine her türlü mağduriyet alanı için uzlaştırıcı ve ikna edici çözümler üretmeye çalışır. Kurulduğu günden itibaren ilkelerinden, ideallerinden ve çizgisinden sapmayan bir siyasi anlayışa sahip Büyük Birlik Partisi için siyaset; kesinlikle bir “Meslek algısı” değildir. Vatandaşın ihtiyaç ve isteklerinin karşılanmasını hedefleyen bir vizyon kapsamında bu ülkede yaşayan insanların “Her şeyin en iyisini hak ettiğine” şiddetle inanır. Büyük Birlik Partisi’nin kırmızı çizgileri en başta adalet ve fazilet olmak üzere; Türkiye’nin ülkesi ve milleti ile bölünmez mutlak bütünlüğünü korumak, tam bağımsızlığını ve egemenlik haklarını her türlü tartışmanın dışında bırakmak, devlet ile toplum arasındaki bağın sıkılığını en son limitine kadar pekiştirmek, kamu vicdanına aykırı olan tüm politikalara tavizsiz karşı olmak, âmir devlet değil hâdim devlet işleyişine ve vatandaş merkezli sosyal hukuk devleti anlayışına sadakat, millî egemenliğimizin üstünde veya yanında, hariçte yada dâhilde herhangi bir merci ve ortak kabul etmemektir. Büyük Birlik Partisi her türlü militarist kalkışmalara, darbelere, antidemokratik yıkıcı düzen ve uygulamalara, teröre, ülkemizi başka ülkelerin veya uluslar arası askerî ve güvenlik sistemlerinin veya denge merkezlerinin; cephe ve kenar ülkesi, ucuz asker deposu ve sıçrama tahtası haline getirecek tüm politikalara, stratejik ortaklıklara ve antlaşmalara şiddetle karşıdır. Büyük Birlik Partisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenlik haklarının; bölünemez, paylaşılamaz, vazgeçilemez, devir ve temlik edilemez bilincinde olan, Aziz Türkiye’nin egemenlik haklarını “Namus” olarak telakki eden ve bu yücelikler için temiz bir kalp ile bedel ödeyen ve her zaman da ödemeye hazır bulunan soylu insanların siyaset yaptığı bir kurumdur. Büyük Birlik Partisi Atalarından özgür, müstakil, temiz ve kutlu bir vatan teslim aldığının; torunlarına da özgür, müstakil, temiz ve kutlu bir vatan teslim etmeye mecbur olduğunun şuurunda bir harekettir… Allah’ın inayetiyle muazzez ve kutlu Türk Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak ebed-müddet yaşayacaktır. Büyük Birlik Partisi Adaletten, barıştan, hürriyetten yana, bu ülkeyi ve bu milleti kayıtsız ve şartsız seve n; bu milletin inancına, tarihine, kültürüne, kimliğine saygı duyan; bu milletin her şeyin en iyisine layık olduğuna inanan herkese kapılarını sonuna kadar açan bir siyasi kurumdur. Büyük Birlik Partisi bu ülkenin geçmiş ve geleceğini, inancını, atılımlarını, lehinde veya aleyhinde gelişen ya da gelişebilecek çıkar ve riskleri koruyan ve kollayan bir duruşu temsil eder. Büyük Birlik Partisi’nin vizyonu; itaat eden, devleti ve siyaseti uydulaştırılmış ve ekonomisi boyunduruk altına alınmış bir ülke vizyonu değildir. Büyük Birlik Partisi’nin vizyonu; “Milliyetçi, Maneviyatçı, Demokrat, Vatan Sever, Tam Bağımsız Güçlü bir Türkiye” ülküsüdür. 

III- MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞIMIZ:

Milliyetçiliğimiz; millî kimliğimizi teşekkül ettiren uzun tarihi yürüyüşümüz esnasında kader birliği yaptığımız tüm topluluklar ile köken farkı gözetmeksizin mutlulukları ve üzüntüleri beraberce omuzlama azminde olduğumuz bütün vatandaşlarımızı “Biz”den sayan üst bir aidiyet şuuruna dayanmaktadır. Milliyetçilik anlayışımız, ülkedeki her çeşit problemin çözümünde ortak bilinci güçlü kılacak ve birlikte yaşama idealini perçinleyecek bir milli kültür üretme, problem çözme amacını hedeflemektedir. Türkiye’nin, hazin sonuçlarına komşularımızda şahit olduğumuz, birbiriyle rekabete sokulmuş etnisitelerin savaş alanına dönüştürülmesine izin vermemeye kararlıyız. Bizim Milliyetçilik anlayışımız Hiç bir grup ya da kesimi “Öteki” görmeyen, “Bütün insanları Hz. Âdem’in çocukları olarak gören” dini şuur ve inancımızın evrenselliğinden güç almaktadır. Bu ölçü, siyaseti toplumu tahakkümü altında tutan dar çıkarların yerine, Türk milletine karşı duyduğumuz derin sevgi, bağlılık ve sorumluluk şuurunu yerleştirme azmimizi beslemektedir. Bizim milliyetçiliğimiz, İslam’la mecz olmuş, Türk-İslâm medeniyeti Ülküsünü esas alan ve İlay-ı Kelimatullah için, Nizam-ı Alem diyen Alperenlik davasıdır. 

IV- MANEVİYATÇILIĞIMIZ:

İnancımız; bin yıldır üzerinde yaşadığımız vatan topraklarının, İslâm inanç ve kültürüne dayanmaktadır. Şüphesiz toplumu oluşturan insanların inandığı, kabul ettiği her inanç sistemi saygı değerdir. İnsanları bir arada tutan ve yaklaştıran bağlardan en önemlisi dini inançlardır. Partimiz dini inanç ve değerleri saygı değer görür ve dini değerleri Türk toplumunun en güçlü ve zengin bileşeni olarak kabul eder. Bizim İslam anlayışımız Kuran’ı rehber, Resulullah Efendimizi (S.A.V) önder gören, Köklerinden aldığı değerleri, İslam ile mecz ederek “Yaratılanı severiz, Yaratandan Ötürü” ifadesi ile tecelli eden kuşatıcı bir hoşgörü anlayışıdır. 

V- MUHAFAZAKÂRLIĞIMIZ:

Türk muhafazakârlığı, elbette modern hayatın da dışında kalma tercihi değil, “Kökü mazide olan ati” sözünde ifadesini bulan sürekliliklerini koruyarak değişmek ve gelişmek demektir. Modernleşme tarihimiz boyunca muhafazakârlık, bazen bilgi eksikliğinden, bazen de aşırı tutuculuğa varan anlayışlardan dolayı yanlış tavır alışlara konu olmuştur. Lakin muhafazakârlık partimiz için, salt siyasal ve sosyolojik bir kavram meselesi değil, milletin hayatına nasıl bir yön vereceğimiz konusundaki hedeflerimize ilmi, objektif ve değerler alanında destek bulma gayretidir. Bu ilmi ve objektif destekleri yaşadığımız zaman diliminde, değerleri de geçmiş zaman diliminde bulma ve yeni bir medeniyet inşa etme çabasıdır. Bu medeniyetin adı da Hoca Ahmet Yesevi, Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram Veli ve Tacettin Sultan gibi manevi pınarların Anadolu topraklarında mayaladığı Türk İslâm medeniyetidir. 

VI- DEMOKRASİ ANLAYIŞIMIZ: 

1- Yeni Anayasa 150 yıllık anayasacılık geleneği, 90 yıla dayanmış cumhuriyet geçmişi ve 60 yıllık demokrasi tecrübesi bulunan Türkiye, en kritik siyasi meselelerini çözebilecek siyasi olgunluğa ulaşmıştır. Mevcut Anayasa, ıslaha muhtaçtır. Önemli olan sağlıklı bir anayasa yapabilmektir. Anayasalar eski oldukları için değil, hatalı oldukları, zamanla yetersiz kaldıkları için ülke ihtiyaçlarını karşılayamazlar. 

Demokratik ülkelerin anayasaları, halkın iradesini yansıtacak yöntemlerle hazırlanır. Anayasa, demokratiklik özelliğini, içeriğinin yanı sıra, hazırlanışı ve kabul edilişi aşamalarında izlenen usullerden alır. Yapılış süreci demokratik olmayan; toplumdaki belli başlı farklı grupların talep ve beklentilerini dikkate almayan, toplumun tamamını kucaklamayan bir Anayasa’nın içeriğinin demokratik olmasını beklemek gerçekçi değildir. Millî mutabakat, milletin rızasıyla oluşturulmuş, toplumun bütününü kapsayan toplumsal bir sözleşmedir. Yeni anayasa, milli mutabakat çerçeve sinde, kendisini ifade edebilen “Özgür insan” ve “Özgür toplum” tanımlarının içini alabildiğine doldurmalıdır. Devlet, ancak ve yalnız “Milleti ile beraber” ve “Milleti için” vardır. Yani devlet, koyun sürüsünün başındaki çoban değildir. Bu ise şu demektir: Devlet, toplumunu, yani milletini “Saymak” zorundadır. Bu da bizi kaçınılmaz olarak şu noktaya götürür: Devlet, milletine “Hükmetmekle” değil ve fakat “Hizmet etmekle” mükelleftir. Sivil ve yeni Anayasa kapsamında; milletin egemenliği ve kuvvetler ayrılığı ilkesi tekrar tesis edilecek, yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı sağlanacaktır. Güçlendirilmiş Parlamento, Kuvvetler Ayrılığı, Üniter Devlet Yapısı, Türk Kimliği ve Türkçe’den asla vazgeçilmeyecektir. Yeni Anayasa'nın çekirdeğini insan onuruna dayalı temel hak ve özgürlük anlayışını esas alan demokratik toplum ilkeleri oluşturacaktır. Yeni Anayasa mutlaka referandum ile halkın özgür tercihi ve onayı alınmak suretiyle gerçekleştirilecektir. 

2- Yönetim Anlayışımız: Hukuk Devleti ve Kuvvetler Ayrılığı Hukuk devleti, vatandaşlarının temel hak ve hürriyetlerine saygı gösteren, Toplum – Devlet; Devlet – Siyaset; İnsan-İnsan ilişkilerini bir hukuki çerçeve içinde adaletle ve süreklilik temelinde düzenleyen devlettir. Birey ve devlet ilişkisinin haklar ve özgürlükler temelinde tesis edildiği bu prensip içerisinde, kamu gücünün bağımsız yargı tarafından denetlenmesi esastır. Yargı, yasama ve yürütme arasındaki ayrım ve her erkin anayasa ile denetlenebilirliği demokrasilerin vazgeçilmez bir gereğidir. Partimiz, yönetme yetkisinin tek elde toplanmasının sebebiyet verdiği yönetimin keyfileşmesini önlemek amacıyla, denetleyici kuvvetler ayrılığını tam anlamıyla pratiğe geçirecektir. Hukukun üstünlüğünü esas alan demokratik bir düzende, hiç kimse hukukun üstünde ve dışında değildir. Devlet gücünü kullanan en üst düzey yöneticiden en sade vatandaşa kadar herkes meriyetteki hukuka tabi olmak durumundadır. 

3- Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu: Siyasi partiler kanunu yeniden düzenlenecek, lider sultasına son verilecektir. Bu kapsamda, parti tüzükleri demokratik standartlar açısından denetlenecek, seçim işbirliklerinin önündeki engeller kaldırılacak ve seçim yardımının adil dağıtımı sağlanacaktır. Bunun yanında, seçim sistemi değişiklikleri kapsamında; temsilde adaletsizliğe ve yönetimde keyfilik ve yozlaşmaya yol açan seçim barajı kaldırılacak, tercihli seçim sistemine geçilecek. Milletvekilliği dağılımı yeniden belirlenecek ve belli oranda Türkiye Milletvekilliği getirilecek. Parti içi demokrasinin gereklerini yerine getirmeyen bir siyasi parti, bu ülkeye demokrasi getiremez. Partimizin yetkili kurulları halka en yakın karar alma mekanizmaları ile güçlendirilecek ve teşkilatımızın görüşleri tabandan tavana eksiksiz bir şekilde yansıtılacaktır. 

4- Çokluk İçinde Birlik: Siyaseti, baskıcı bir iktidar aracı olarak değil; teklif ve izah edici bir ikna aracı olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, Türk Milleti’nin çıkarlarını korumak adına “Çokluk içinde birlik” prensibi mucibince, her türlü siyasi görüş ve kavrayış biçimini meşru ve makul kabul ediyoruz. Çoğunluğun yönetme hakkına saygı duyarak, herkesi kucaklayan çoğulcu demokrasi anlayışını hayata geçireceğiz. 

5- Düşünce ve İfade Hürriyeti: Özgürlükler demokrasinin temelini teşkil eder. Düşünce ve ifade hürriyeti, demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır. Terör ve şiddeti teşvik etmedikçe, nefret söylemi içermedikçe ve toplumun kutsal kabul ettiği kutsallara hakaret etmedikçe ifade hürriyeti önceliğimiz olacaktır. Bu noktada fikirlerin serbestçe dile getirildiği ve topluma ait meselelerin serbestçe tartışılmasına imkân verecek bir müzakere ortamı oluşturulacaktır. Demokrasi, temel haklar ve özgürlükler alanında zorunluluk ve özgürlük arasındaki temel ayrımı ifade eder. Bu alanda uluslararası standartlara uygun, milli duyarlılıklara saygılı özgür bir Türkiye, siyaset anlayışımızın mihverini oluşturacaktır. 

6- Basın Özgürlüğü: Basın özgürlüğü, diğer özgürlüklerin korunmasında, hak ve özgürlük ihlallerinin ve meri hukuk sisteminin her alandaki ihlallerinin, kamuoyuna duyurulmasında da vazgeçilmez önemdedir. Demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan basının her türlü baskı ve engellemeden uzak, özgür ve tarafsız bir biçimde faaliyet göstermesini sağlamak öncelikli hedefimiz olacaktır. Türkiye’de ciddi bir problem olan ve doğrudan ve dolaylı olarak yapılan basına sansüre (ancak Basın Ahlak ve İlkelerine uygunluğu şartıyla) son verilecektir. Haber daha kaynağındayken, devlet tarafından idari yollarla denetlenmesinin ve engellenmesinin önüne geçilecektir. Medya-ticaret-siyaset ilişkilerine şeffaflık getirilmek suretiyle basın ve yayın organlarının bir ve ya birkaç gücün elinde odaklaşmasına imkân verilmeyecek ve medyada çok sesliliğe katkı sağlanacaktır. Böylelikle çoğulcu demokrasi anlayışı hayat bulacak ve Türkiye'de basın ve medya sektöründeki tekelleşmenin önüne geçilecektir. RTÜK, TRT, Anadolu Ajansı, Basın İlan Kurumu gibi resmi organların yönetim ve uygulamalarında adalet sağlanacaktır. Sivil basın dernekleri ve yerel basının organlarıyla sürekli iletişim halinde olunarak bunların gelişimine katkı sağlanacaktır. 

7- Şeffaflık ve Hesap Verme: “Büyük Birlik” ile kamu yönetimine, vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları daha çok müdahil olarak, birbirine mesafeli duran klasik siyasal kültür değiştirilecek, aradaki mesafe daraltılarak devlet ve toplum ilişkisinde yeni bir sinerji meydana getirilecektir. İktidarımızda, kamusal hayatın her alanında tam bir şeffaflık ve hesap verilebilirlilik ilkesi hâkim olacaktır. İcraatlarımız her zaman, kamu denetimi yanında, gerek sivil topluma ve gerekse vatandaşlarımızın denetimine açık olacaktır. Bu denetimin yapılabilmesi için gerekli kurumsal mekanizmalar oluşturularak, sağlıklı bir şekilde işlemesi için hukuki alt yapısı kurulacak. 

8- Sivil Toplum: Sivil toplumu güçlendirmek adına ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, dini grupların ve benzeri sivil toplum kuruluşlarının gelişmeleri için katkı sağlanacaktır. Bu alanda da çoğulculuğun işlemesine özen gösterilecektir. Sivil toplum kuruluşlarıyla sıkı ilişki sağlanacak, toplumun her kesimi için örgütlenmenin, sendikalaşmanın önü açılacak, ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğü tesis edilecektir. Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sendikalar ve özel sektör temsilcileri alınacak kararlarda ve uygulamalarda eş güdüm içinde olacaklar ve merkezi yönetimin tek elden karar alma ve uygulama mekanizması halka açık hale getirilecektir. Vatandaşların yaşadıkları birimlerle ve çalıştıkları kurumlarla ilgili her türlü şikâyet, teklif ve tavsiyelerini yapabilecekleri mekanizmalar oluşturulacaktır. 

9- Din ve Devlet İlişkisi: Din ve devlet ilişkisi; inanç hürriyeti, tarafsızlık ve hukuk önünde eşitlik prensipleri temelinde düzenlenecek ve Cumhuriyetimizin temel ilkeleri çerçeve sinde herhangi bir inanç grubunun dışlanmasının önüne geçilecektir. Din ve kutsal değerlere saygı temel ilkemizdir. Dini inançlara ve kutsallara hakaret kabul edilemez. Dinin ve dini değerlerin siyasete alet edilmesi de bizim görüşümüze göre dine yapılan en büyük kötülüktür. Dinin siyasal alandan çıkarılması, siyasal sömürü aracı olmaktan uzak tutulması dine ve kutsal değerlerimize olan saygımızın gereğidir. Devlet hangi dinden olursa olsun vatandaşının dininin gereklerini öğrenmesini, yaşamasını, kurumsallaşmasını, dinine ve kutsallarına saygı gösterilmesini teminat altına alır. Dileyen vatandaş istediği inancı tercih edebilir dini ve mezhebi seçebilir. İnanç ve ibadet hürriyeti noktasında herkesin tercihlerine saygı gösterilecektir. Din istismarı ancak dini özgürlüklerin kısıtlandığı ortamlarda yapılabilir. Bu yüzden bizim iktidarımızda her türlü din ve inanç özgürlüğü devletin teminatı altında olacaktır. 

10- Yerinden Yönetim ve Yerel Yönetimler: Vatandaşlar ve yönetim arasında, günlük hayattaki bağı kuracak yerel yönetimlerdir. Yerinden yönetim ilkesi prensibi kapsamında ise hantallıktan kurtulmak adına merkezi idarenin belli yetkileri belediyelere devredilecektir. Üniter devlet anlayışı ile çelişmemek kaydıyla yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanacaktır. Çağdaş demokrasi anlayışı, sadece seçme ve seçilme hakkı ile sınırlı olarak kalamaz. Katılım ve işbirliği, öncelikle yerel yönetimlerde hayata geçirilecektir. Yerel yönetimler reformumuzda, “Büyükşehir Yasası’nın” uygulamasıyla ortaya çıkan olumsuzluklar ortadan kaldırılacak, yeni il ve ilçe merkezleri oluşturulacak ve tarihsel yerleşim geleneğinin çekirdeği olan köylerin statüsü mutlaka muhafaza edilecektir. 

VII- ADALET ANLAYIŞIMIZ: 

1- Yargı Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı: Yüksek yargı, ilk derece mahkemeleri ve Cumhuriyet savcılıkları yargı bağımsızlığının vazgeçilmezi olacaktır. Bu kurumların tarafsızlığını be bağımsızlığını zedeleyecek müdahalelere kesinlikle izin verilmeyecektir. Yargı mensuplarının atama, tayin, terfi, yetkilendirme, denetim ve nakillerinde objektif kriterler belirlenecek ve kurulacak mekanizmalarla oto denetime tabii tutulacak. Her kademedeki yargı mensuplarının görevlerini bağımsız ve tarafsız yapabilmeleri sağlanacaktır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ayrılacak. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun teşekkülünde belirlenecek objektif kriterler çerçeve sinde Cumhurbaşkanı, TBMM ve Yüksek Yargı Mensupları seçici olacaklar. İddia ve savunma makamı eşitlenecek. Özel Adli Kolluk Kuvveti kurulacak. 

2- Toplumsal Adaletin Sağlanması: Adalet mülkün temelidir. Toplumdaki adaleti sağlamak devletin temel görevidir. Toplumsal adalet, toplumun adalete tam ve eksiksiz güveni ile mümkün olur. Bunun teminatı ise yargıya ve yargı kararlarına olan toplumsal inançtır. Adaletin tecellisi için bireysel özellik ve niteliği ne olursa olsun, tüm yurttaşlar kanun önünde eşittir ilkesi mutlak uygulanacaktır. Adalete olan güven, en yüksek görevdeki devlet memuru ya da siyasetçi ya da zengin ile en fakir sade yurttaşın adalet önünde eşit, adil ve objektif olarak yargılanması ile temin edilecektir. İşlenen suçlar ile cezaların mütenasip olması sağlanacak. Bu mana da zaman zaman toplumsal sondajlar yapılarak halkın suç ve cezalara bakış açıları tespit edilerek, adalet duygusunun tatmini için milletin beklentileri tespit edilecek. Suçun şahsiliği ilkesinin çiğnemesine asla müsaade edilmeyecektir. Kadın ve çocuklara tecavüz ederek öldürenler ile bizzat terör eylemi gerçekleştirenler ve bunun emrini verenler idam cezası ile cezalandırılacaktır. 

3- Yargılama Usulü ve Yargı Reformu: Toplumsal huzur adına adaletin sürekliliği esastır. Adaletin sürekliliği ise, yargılamaların makul sürede bitirilmesi ve etkinliği ile söz konusu olur. Bu itibarla yargılama usulleriyle ilgili olarak, adalet mekanizması hızlandırılacak, ruhu, esası ve şekli itibarı ile bütünlük arz eden güncel nitelikli yasalar hazırlanacak. Bu amaçla, mevcut tüm kanunlar ve yargı kurumları gözden geçirilecek, anayasal sisteme uymayan yapı ve unsurlar süratle Anayasa'ya uygun hale getirilecek. Türk Ceza Adaleti Sistemi'ni ilgilendiren mevzuat bütünüyle gözden geçirilecek, uyumsuzluklar, muğlâklıklar giderilecek ve hukuki güvenlik tesis edilecek. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu önündeki tıkanıklıkların giderilmesi ve Mahkeme’nin etkinliğinin artırılması yönünde gerekli tedbirler alınacak. Yargı teşkilatının organizasyonunda kuvvetler ayrımının gerçek anlamda hayata geçirilebilmesi için gerekli tedbirler alınacak. Bu kapsamda AYM, HK (Hâkimler Kurulu), SK (Savcılar Kurulu), YSK, Yargıtay ve Danıştay’ın yapısı yeniden düzenlenecek ve içtihat mahkemelerinin gerçek fonksiyonlarını yerine getirmesinin önü açılacak. 

4- Suçla Mücadelede Kişisel Haklarını Korunması: “İnsan onurunun dokunulmazlığı” kavramının özüne uygun bir şekilde, kişisel haklar teminat altına alınacak. Anayasa ve yasalar ile koruma altına alınan kişisel hak ve özgürlükler için etkin denetim yapılacak. İlgili yasal düzenlemeleri içselleştirememiş kamu gücü, toplumsal barışın en büyük düşmanıdır. Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan kişisel hak ve özgürlüklerin teminatı, o yasaları özümsemiş siyaset ve bürokrasi kadrolarıdır. Yozlaşmış ve insan haklarına saygı duymayan siyaset ve bürokrasi yapısına son verilecek. Birey özgürlüğünü ihlal etmeyen suçla mücadele çerçeve sinde, toplumsal huzur ve barışın korunması sağlanacak. Suçla mücadele edilirken, ne suç faillerinin ne de suç mağdurlarının hakları göz ardı edilmeyecek. Bir taraftan evrensel değerler çerçeve sinde şüpheli ve sanık hakları korunurken, diğer taraftan da suç mağdurlarının korunacağı bir sistem tesis edilecek. İnfaz sistemi yeniden gözden geçirilecek. Kişisel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak ilk ve orta öğretimden itibaren eğitim müfredatına eklemeler yapılacak. 

5- Kişisel Bilgilerin Korunması: Hukuki alanda en fazla tartışılan konulardan birisi ise kişisel fişlemeler ve kişilerin haberi olmadan elde edilen bilgilerin ifşa edilmesi ve ya delil olarak kullanılarak yargılanmaları ve cezalandırılmalarıdır. Kişilerin özel hayatları ve özel hayatları ile ilgili bilgi ve dökümanlar bizim anlayışımızda en mahrem ve korunması gereken bilgilerdir. Bu mana da her ne saikle olursa olsun, kişiler ırk, köken, inanç, mezhep, yaşam tarzı, siyasi tercih vb. sebeplerle fişlenemezler. Bu tür fişlemeleri yapanlarla ilgili caydırıcı yasal düzenlemeler yapılacaktır. 

6- Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Hakkı: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı, temel hak ve özgürlüklerden birisidir. Fakat getirilen kısıtlamalar, bu hakkın tam olarak kullanılmasına engel olmaktadır. Hakkın etkin olabilmesi için şiddet içermeyen toplantı ve gösterilerin kısıtlanmasına son verilecektir. AİHS hükümleri ve AİHM’in bu hakkın kullanılmasına ilişkin içtihatları Türkiye'de bu hakkın kullanılmasında yol gösterici ilkeler olacaktır. 

7- Savunma Hakkı, İfade, Gözaltı, Tutukluluk Usul ve Esasları: Türk Ceza Adalet Sistemi'nin kanayan yarası olan uzun tutukluluk hali ortadan kaldırılacak. Bu kapsamda tutuklama şartları yeniden gözden geçirilerek, tutukluluk kararı verilemeyecek suçlar ve /ve ya cezanın alt sınırı somut bir şekilde gösterilecek. Ayrıca, yargılama sürecinde bireysel hak ve özgürlükleri garanti altına alacak diğer düzenlemeler de yapılacak. Gözaltına alınan ve ya tutuklanan insanların ne ile suçlandıklarını öğrenme hakkı en temel haklarındandır. Bu hakkın geçici de olsa kullanılmasını engelleyen her türlü düzenleme yürürlükten kaldırılacaktır. Ayrıca, gözaltı, ifade ve tutukluluk hususları hem usul hem de esas bakımından vatandaş odaklı olarak tekrar ele alınacak. 

8- Ceza Evleri, Tutuklu ve Hükümlülerin Rehabilitasyonu: Ceza, eylemin nedeni değil, sonucudur. Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler hatalı ya da yanlış davranışının sonucunu yaşayan vatandaşlarımızdır. Bunların cezalandırılması kadar, cezalandırılmadan kişilerin hatalı ve yanlış davranışının önüne geçmek devletin asli görevidir. İyi bir infaz sisteminde suç işlemiş kişilerin ıslah edilmesi ve topluma yeniden kazandırılması amaçlanır. Bu nedenle ceza ve tevkif evleri uluslararası standartlara uygun bir biçimde yeniden yapılandırılacak, tutuklu ve hükümlülerin rehabilitasyonu için gerekli adımlar atılacaktır. 

9- Ceza İnfaz Sistemi: İnfaz sisteminin ıslah amacının cezaların caydırıcılığını olumsuz etkilememesi gerekir. Etkin bir ceza adalet sistemi için cezaların azlığı ve ya çokluğu değil, uygulanabilir olması daha önemlidir. Değişik nedenlerle infaz edilemeyen cezalar toplumdaki adalet duygusunu zedelemektedir. Toplumun adalet duygusunu incitmeyecek ve suçla mücadelede bir zafiyet oluşturmayacak bir ceza infaz sistemi kurulacak. 

VIII- GÜVENLİK 

1- Terörle Mücadele: Terör olayları, ülkemizin en önemli problemlerinin başında gelmektedir. Terör ve şiddet, insan ve toplum hayatını ve güvenliğini tehdit eden sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel boyutları olan bir olgudur. Marjinal dini-ideolojik gruplara ve ya etnik ayrımcılığa dayanan terör, öncelikli gündemi teşkil etmektedir. Terör olayları kim tarafından, ne amaçla gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, kamu düzeninin sağlanması ve insanların temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve genel güvenlik anlayışının gereği olarak asla müsamaha gösterilemez ve izin verilemez. Her demokratik ülke, kamu düzenini bozmaya yönelik girişimleri, evrensel hukuk temelinde nasıl çözmeye çalışıyorsa, Türkiye de aynı yolu izlemelidir. Partimiz, özellikle Doğu ve Güney Doğu’da yaşanmakta olan terörle mücadeleyi bölgede yaşayan vatandaşlarımızı terör gruplarından ayırarak, insan haklarına saygı göstererek sürdürmeyi amaçlamaktadır. Devlet, bölgede suçlu insanlara karşı caydırıcı ve masum halkı koruyucu tedbirler almalıdır. Terör, olağan dışı yöntemlere sapmadan, güvenlik güçlerini yasalara uygun ve etkili biçimde kullanarak ve teröre sebep olduğu düşünülen gerekli siyasal, hukuki, sosyo-ekonomik ve kültürel tedbirleri alarak önlenmeye çalışılmalıdır. Terörle mücadelenin olumlu sonuç doğurması, teröre neden olan faktörlerin etkisiz hale getirilmesi ile mümkündür. Sadece teröristle değil, terörü doğuran nedenlerle de mücadele edilmelidir. Yani terörün tüm unsurlarına karşı topyekün bir mücadele ortaya konulmalıdır. Terörün her türlüsünü lanetleyen partimiz, terörün insanlığa karşı bir suç olduğunu ve terör eylemlerinin meşru hiçbir gerekçesinin olmadığını kabul eder. Teröre karşı, sıfır tolerans esastır. Terör ve teröristle müzakere ve pazarlık edilemez, ancak mücadele edilir ilkesi terörle mücadelede temel prensiplerimizdendir. Bu mana da terör örgütü yöneticileri ve bizzat terör eylemini gerçekleştirenlerle ilgili mutlaka idam cezası tekrar ceza yasalarımız arasına girecektir. 

2- Asayiş: Kamu düzeninin korunması ve asayişin sağlanması için önleyici kolluk hizmetlerine ağırlık verilmesi şarttır. Toplumun asayiş ve güvenliğini sağlamanın en önemli koşulu, suç oluşmadan suçu oluşturan zeminin ortadan kaldırılmasıdır. Bu kapsamda önleyici kolluk hizmetleri toplumsal barış, huzur ve asayişin gerçekleşmesi adına olmazsa olmaz bir önlemdir. Suçla mücadelede reaktif değil, proaktif bir politika izlenecektir. Vatandaş ile kolluk arasında güven ve saygıya dayalı karşılıklı işbirliği ile suçların oluşmadan önlenmesi temel ilkemiz olacaktır. Bu temel ilkeye rağmen suçların tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı gerçeğinden hareketle, kolluk birimlerinin temel insan hak ve hürriyetlerin bağlı kalarak suçla etkin mücadele etmesi için eğitim ve teçhizat yönünden en hazır duruma getirilmesi asayiş ve huzurun teminatı olacaktır. Bunu sağlamak için her türlü tedbir alınacaktır. 

3- İstihbarat ve Kişisel Dokunulmazlıklar: Güçlü bir devlet için güçlü bir istihbarat örgütü şarttır. Devletin teröre ve diğer suçlara karşı istihbarat ve mücadele imkânları çağdaş teknolojiden de yararlanılarak geliştirilecektir. Devletin ihtiyaç duyduğu istihbari faaliyetin yapılabilmesi için Milli İstihbarat Teşkilatımız iç ve dış güvenlik istihbaratı olarak birbirinden bağımsız iki ayrı teşkilata ayrılacaktır. Bu teşkilatların demokratik ve yargısal denetimleri de ayrı usul ve esaslara bağlanacaktır. Kolluk istihbaratı sadece suçla mücadeleye odaklanacak, devletin diğer istihbarat birimleriyle iş bölümü içinde bağımsız hareket etmesi sağlanacaktır. Kolluk istihbaratı, özelliği nedeniyle diğer istihbarat birimlerinden farklı olarak özel denetleme usullerine tabi olacak ve hesap verebilir hale getirilecektir. İstihbarat elemanlarının eğitimi, ataması ve özlük hakları ile ilgili yeni yasal düzenlemeler yapılacaktır. İstihbarat ile ilgili bütün kurumlardan elde edilen istihbari bilgiler tek elde toplanacak. 

4- İşyeri ve Ticari Faaliyet Güvenliği: Ekonomik özgürlüğün ilk şartı işyeri ve ticari ve ekonomik faaliyetlerin güvenli kılınmasıdır. Bu çerçeve de, hem yurtiçindeki yabancıların hem de yurtiçi ve yurtdışındaki vatandaşlarımızın huzur içinde faaliyetlerini sürdürmesi sağlanacaktır. Herkes özgürce ticari faaliyette bulunma hürriyetine sahiptir. Bu özgürlük yasalarda açıkça belirtilen durumlar ortaya çıkmadıkça kısıtlanamaz. İşyeri dokunulmazlığı konut dokunulmazlığının bir parçası olarak ele alınacak ve korunacaktır. Kepenk kapatma ve toplumsal olaylarda mağdur olan ticaret erbabının zarar ziyanının tazmini eylem organizatörleri tarafından karşılanması için yasal alt yapı oluşturulacak ve takibi yapılacaktır. 

5- Yerli Savunma Sanayi: Jeo-stratejik konumumuz, tarihî ve kültürel mirasımızdan doğan yükümlülükler, bölge ve dünya barışının tesisinde üstleneceğimiz rol, güçlü ve caydırıcı bir savunma sistemimizin olmasını zorunlu kılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin silah ve teçhizat yönünden dışa bağımlılığı azaltılacaktır. İhracat kapasitesi yüksek, yerli bir harp sanayinin gelişmesi ve yerli müteşebbisin de silah ve askeri teçhizat üretimine yatırım yapması için gerekli teşvikler sağlanacaktır. Üniversitelerin ve bilim adamlarının savunma teknolojileri alanında daha fazla araştırma yapmaları için proje bazında teşvik ve destekler verilecek. 

6- Sınır Güvenliğimiz: Sınır güvenliğimizin başlangıç noktasının, sınırın karşı tarafı olduğu gerçeği asla gözden kaçırılmayacak ve bununla ilgili sosyal, siyasi ve askeri tüm tedbirler alınacaktır. Sınır güvenliği sadece konvansiyonel sistemlerle değil aynı zamanda hava savunma sistemleri ile de desteklenecektir. Hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi, ülkemizin olmazsa olmazıdır. Sınır güvenliğinin sağlanması adına sınır kapılarının sayısı arttırılacak, kapıların dışında kalan bölgelerin de etkin bir şekilde kontrol ve denetiminin sağlanması için elektronik gözetleme sistemleri ile denetim yapılacaktır. Sınırın kaçak ve yasa dışı geçişlere uygun bölümlerine fiziki engelleme tedbirleri uygulanacaktır. 

7- Çevre Koruması ve Çevre Güvenliği: Partimiz çevrenin bize bir emanet olduğu bilinci ile gelecek nesillere en güzel şekilde bırakmamızın bir yükümlülük olduğunu kabul eder. Günümüzde ülke ekolojisi tarih boyunca hiç olmadığı kadar talan edilmekte, her bir metrekare yeşil alan beton yığınlarına dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde yeşil alanın doymaz bir açgözlülükle yağmalanması, doğal dengeyi bozmuş, iklim değişikliği, kuraklık baş göstermiştir. Partimiz çevrenin gelecek nesillere bırakmamız gereken en önemli emanetlerden biri olduğunun farkındadır. Çevreye ve doğaya karşı işlenen suçlarda caydırıcı ceza ve yaptırımlar getirilecektir. Ayrıca çevreye karşı duyarlılığın artırılması sağlanacak, örneğin geri dönüşümü zor olan kimyasalların kullanımı yerine, alternatif kullanım malzemeleri geliştirilmesi ve kullanılması için tedbirler alacaktır. Gündelik hayatta plastik/naylon poşet/ malzeme kullanımı derhal yasaklanıp, kullan at mantığı yerine, uzun sure kullanılabilecek ve çevreye atık olarak zarar vermesi mümkün olmayan bez torba, cam vb. kullanımı yaygınlaştırılacaktır. Çevreye zararlı her türlü materyalin kullanımının azaltılması için bu tür materyallerin kullanımının ekonomik avantajlarının ortadan kaldırılması için mali ve hukuki tedbirler alınacaktır. Doğal çevre ve yaşamı bozmayan alternatif enerji kaynakları bulunması ve mevcut olanlarının kullanılması için teşvikler çıkartılıp, tedbirler alınacaktır. 

IX- EKONOMİ POLİTİKAMIZ 

1- Temel Ekonomik Amaç: Büyük Birlik Partisi olarak temel ekonomik politikamız, insanı merkeze alan bir yaklaşımla tüm vatandaşlarımıza refah düzeyini yükselterek “İyi bir yaşam” sunmaktır. İsrafı, faizi ve rantı yasaklayan, emeği, helal kazancı ve kanaatı önceleyen ekonomik model. Bunun için insani gelişmenin ilerletilmesi, güvenli bir mikro ve makro ekonomik ortamın oluşturulması, üretim ve refah artışının sağlanması, dış ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, ülke kaynaklarının israf edilmeden verimli bir şekilde değerlendirilmesi, iş imkânlarının geliştirilmesi, istihdamın artırılması, sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarının oluşturulması, hayat pahalılığının ortadan kaldırılması, gelir dağılımının düzeltilmesi ve yoksulluğun ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Toplumun alt gelir grupları, toplumsal refahtan daha az faydalanmaktadır. Kamu imkânları bu gruplar için organize edilecek ve yaşam kaliteleri arttırılacaktır. Ülke çapında “Büyük Kalkınma” hamlesi başlatılacaktır. Bu hamle sadece fiziksel sermayeye, doğal kaynaklara ve insan gücüne değil, aynı zamanda Ar-Ge’ye, innovasyona, beşeri sermaye ve sosyal sermayeye dayalı olacaktır. Ekonomimiz, tasarruf eden, daha çok üreten ve daha çok istihdamın olduğu sağlıklı bir dönüşüm yaşayacak. 

2- Ekonomik Kalkınma: “Büyük Kalkınma” hamlesi sadece üretim ve gelir büyümesiyle sağlanabilecek bir hamle olarak düşünülemez. Üretim ve gelir büyümesinin yanı sıra, gelir dağılımı, eşitlik, adalet, sağlık, yaşam süresi, yoksulluk, kadınların ve çocukların durumu gibi çok sayıda alanda, insanlara kısaca “Daha iyi bir yaşam” sunma hamlesidir. “Büyük Kalkınma” hamlesi ekonomide insanı merkeze alan bir yaklaşımı temsil etmektedir. Kalkınma bir insan hakkıdır. Bireysel özgürlükler ve mülkiyet hakkı gibi ekonomik haklar kalkınma sürecinin ayrılmaz ve taviz verilemez parçasıdır. Kalkınma sürecinde insanların eğitim ve sağlık imkânlarına daha rahat ulaşabildiği, bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşadığı, sosyal ve kültürel hizmetler alanında gelişmiş ve bireylerin daha mutlu olduğu bir ekonomik ortam kurulacaktır. Geri kalmışlığın, yoksulluğun ve yoksunluğun ortadan kaldırılmasına çalışılırken, bir yandan da ekonomik entegrasyonların ve dış ticaretin artırılması ile ekonomide verimliliğin artırılmasına çalışılacaktır. 

3- Ekonomik Büyüme: Ekonomimizin dünya üretiminden daha fazla pay alması gerekmektedir. Ekonomik krizlerden uzak ve hızlı bir büyüme süreci içinde olmalıyız. İstihdam dostu, çevre dostu ve milletimizin yaşam kalitesini artırma odaklı bir büyüme temel hedefimizdir. Büyüme hızının, uzun dönem trend büyüme hızı olan %5’in altına düşmemesi temel alınacak, uzun dönem ortalama büyüme hızının %7 olması ve zenginliğimizin (kişi başına gelirimizin) on yılda ikiye katlanması hedeflenecektir. Büyüme cari açığa değil, iç tasarruflara ve iç kaynaklara dayalı olarak sağlanacaktır. Bunun için iç tasarrufların artırılmasına yönelik politikaların ve tasarrufların temel belirleyicisi olarak ekonomiye olan “Güven”in sürdürülmesi gerekmektedir. İthalata bağımlılık minimal düzeyde olacaktır. Bunun için ara-malı ve hammadde bağımlılığı azaltılacak ve bunların yurt içinde avantajlı (düşük maliyetli) bir şekilde üretilebilmesi için gerekli çabalar sergilenecektir. İstihdam oluşturmayan büyüme işsizliğe çare olamayacağı gibi, yüksek teknolojili ürün ortaya koyamayan bir büyüme de ihracata çare olamaz. Bir yandan istihdam oluşturan (emek-yoğun) alanlarda stratejiler üretirken, bir yandan da dünya ile rekabet edebileceğimiz teknoloji-yoğun, bilgi-yoğun sektörlerle ilgili stratejiler gerçekleştireceğiz. Eski Dünya dediğimiz üç kıtanın antreposu olacağız. 

4- Piyasa ve Devlet: Büyük Birlik Partisi’nin “Büyük Kalkınma” hamlesi piyasa ekonomisine dayanmaktadır. Bu hamle, devletin sunacağı destek, denetim ve çabaları ile birlikte yürüyecektir. Tekel ve haksız rekabet toplumun refahına zarar verir. Piyasa hatalarının ortaya çıkması önlenmeli, teşviklerle yol gösterici rol oynanmalı, mevzuata ilişkin düzenlemeler yaparak, kuralları evrensel ilkelere göre belirlenmeli ve denetlenmelidir. Devlet ve hükümet serbest girişimcilik karşısında eşit mesafede durmalıdır. Her türlü teşvik ve müdahalede ayrım gözetilmeyecektir. Piyasada hiçbir aktör kamu gücüyle kayırılmayacak ve hukuka aykırı bir şekilde cezalandırılmayacaktır. Planlama ulusal, bölgesel ve sektörel düzeyde sürdürülecektir. Planlar kamu sektörü için emredici ve özel sektör için teşvik edici olacak ve değişen koşullara cevap verecektir. Ekonomide meydana gelebilecek muhtemel olağanüstü durumlarda, yerinde ve zamanında müdahalelerde bulunarak, ekonomik ve sosyal faturanın büyümesine engel olunacaktır. 

5- Bölgesel Gelişme: Bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının ortadan kaldırılması için gerekli çabaların sergilenmesi temel politikalarımızdan biri olacaktır. Geri kalmış ve kırsal bölgelerin geliştirilmesi ülkemizde yaşanan birçok çarpıklığın ve kaynak israfının da önlenmesini beraberinde getirecektir. Bu bağlamda GÖR (Güvenlik, Özgürlük, Refah), ihtisas şehirleri (Turizm şehirleri, tarım şehirleri, sağlık şehirleri, eğitim şehirleri, kültür-sanat şehirleri) Köy-De-Kal (Köy Değişim ve Kalkınma) projesi, KAP (Kalkınan Anadolu Projesi) ve Ünibel (Üniversite Belediye işbirliği programı) gibi projeler hayata geçirilecek, iletişim ve ulaşım imkânlarının küresel ölçekte geliştiği bir dünyada, iş ve daha iyi bir hayat için göç önlenerek, insanların yaşadığı yerde onurlu bir hayat sürmesi için politikalar geliştirilecek. Bölgesel dezavantajlar, alınacak yerinde tedbirlerle avantaja dönüştürülecek. Özel sektör girişimciliğine yönelik teşviklerin ve kamu girişimciliğinin temel hedefi yoksullukla mücadele ve istihdamın artırılması olacak. Bölgesel kalkınma politikalarımızın başarılı olması sonucunda işsizlik azalacak ve orta gelir tuzağından çıkılması sağlanacak. 

6- Bilim, Teknoloji ve Ar-Ge: Bilgi toplumuna geçişin ve küresel rekabet gücü elde etmenin yolu bilgi, bilim adamı, araştırma, teknoloji ve yenilikten geçmektedir. Küresel düzeyde teknolojik gelişme ve bu gelişmeyi üretimde kullanma yarışı gen, doku, uzay, bilişim, yazılım ve enerji gibi çok sayıda yeni alana taşınmıştır. Tüm alanlarda imkân ve kapasiteler geliştirilecek, araştırma ve üretim aşamaları desteklenecektir. Geleneksel olarak ihmal edilen sosyal bilimler araştırmaları üzerinde çalışılacaktır. Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek öğretim ve mesleki deneyim amaçlı olarak yurt dışına öğrenci ve meslek erbabı gönderilecektir. Türkiye’deki üniversitelerin yurt dışı uyruklu öğrenci sayıları daha da artırılacak ve bu amaçla Türkçe öğretim merkezleri (TÖMER) etkinlik, verimlilik, personel ve donanım bakımından özel olarak ele alınacak ve güçlendirilecektir. Türkiye uluslararası düzeyde eğitim, araştırma, uygulama ve sempozyumların yapıldığı bir bilim merkezi olacaktır. İleri teknoloji içeren ürünlerin ihracatımız içindeki payının artırılması ve bunu sağlayabilmek için de Ar-Ge harcamalarının GSMH içindeki payının artırılması sağlanacaktır. Fikri mülkiyet hakları idari ve hukuki olarak en ileri düzeyde korunacaktır. Hukuk sistemimizdeki eksiklikler giderilecek, bu alanla ilgili ihtisas mahkemeleri kurularak, uluslararası düzeye çekilecek. Üniversitelerin sanayiciler ile sürekli işbirliği ve eşgüdümü sağlanacak, bu amaca uygun çalışacak sivil toplum kuruluşları ayrıcalıklı olarak desteklenecek. TÜBİTAK ve benzeri yüksek teknoloji üreten birimler, dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek bilimsel çalışmalarda rekabetçi bir kimliğe kavuşacak. TÜBİTAK, HAVE LSAN, ROKETSAN, TÜRKSAT, ASALSEN, TUSAŞ gibi kurumlar ileri teknoloji üreten birimler haline getirilecek. Özel sektörün proje bazlı önerilerine finansal destek sağlanacak. Büyük Birlik İktidarında bilim ve teknoloji yatırımları en ayrıcalıklı yatırımlar olacak. 

7- Sanayileşme ve Üretim: Sürekli geliştirilebilen sanayi sektörü, büyümenin sürekliliğinin ve kalkınma sürecinde ilerlemenin teminatıdır. Sanayileşmede üretilen mal ve hizmetler çevreye, çalışanların güvenliğine ve tüketicinin sağlığına zarar vermemelidir. Ulusal ve uluslararası sorumluluklar dikkate alınacak. Sanayimizin bir yandan katma değeri yüksek mallar üretmesi ve bir yandan da istihdamı artırması için sektör tespitleri yapılacak. Ülkemizde ara malları ithalatını azaltacak, yerli üretimi sağlayacak ve dolayısıyla istihdamın artması sağlanacak, hem de ihracatın daha rekabetçi olması sağlanacak. Küresel rekabet ortamında üretim artık yüksek teknolojili ürünlerin üretildiği bilgi ekonomisi modellerine doğru evrilmiştir. Sanayi üretiminin dış talebe de hitap etmesi için, Ar-Ge, icat, buluş, patent, fikri mülkiyet hakları gibi çok sayıda alanda ihtiyaç duyulan alt yapı çalışmaları ve hukuki düzenlemeleri yaparak, girişimcilerin önündeki her türlü engel ve tıkanıklıkları açacağız. Organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve küçük sanayi siteleri yeniden ele alınarak, üretim, istihdam, yenilik/inovasyon ve maliyet bakımından birbirini destekleyici süreçlerin ve sinerjilerin ortaya çıkarılması sağlanacak. Verimli tarım arazilerine mümkün olduğunca girilmeyecek. Söz konusu sanayi bölgelerinde uzmanlaşma/ihtisaslaşma, ihracat ve istihdam oluşturma temelinde gerekli teşvik sistemleri oluşturulacak. Aynı sektörde faaliyet gösteren ve sermaye, fiziki altyapı, yetişmiş insan istihdamı alanında yetersizlik dolayısıyla uluslar arası alanda rekabet edemeyen şirketlerin birleştirilmesi ve modern usul ve esaslar çerçeve sinde yönetilmesi için ek tedbir ve teşvikler getirilecek. 

8- İş Dünyası: Ekonomide teşebbüs hürriyeti/girişim serbestliği esas olup; mülkiyet (taşınır, taşınmaz) ve fikri mülkiyet hakları (icat, buluş, sanat eseri vb.) en ileri düzeyde korunacak. Ekonomik kazançların sıcak paraya ve faaliyet dışı parasal gelirlere değil, üretime ve reel yatırımlara dönüşmesi için güven ve istikrar ortamı sürekli hale getirilecek. İş dünyasının rekabet gücünü artırmak, maliyetlerini düşürmek için her türlü önlem alınacak ve teknoloji düzeyi ve katma değeri yüksek ürünler özel olarak desteklenecek. Yurt içinde iş dünyasının önünü açacak çabaların yanı sıra, yurt dışında faaliyet gösteren ve gösterecek olan müteahhitlik, müşavirlik ve diğer sektörlere ilişkin firmalar desteklenecek, yurtdışı işçilerimizin tasarruflarının ülkemize gelmesi sağlanacaktır. 

9- Kobi Bakanlığı ve Kobibank: Ülkemizin itici gücü olan KOBİ’lerimizin çok önemli ve halledilmesi hayati olan meseleleri var. Bu meselelerin en başında ise sermaye yetersizliği gelmektedir. Yeni teknolojilere ulaşma ve geliştirme, üretim yapılarını iyileştirme ve rekabet gücünün artırmanın önündeki birçok mesele ile mücadele etmek zorundadır. Bu olanaktan yoksun olan KOBİ’lerimiz, sonuçta rekabet yarışında geri kalmaktadırlar. KOBİ’lerimizin başta sermaye olmak üzere, ihtiyaç duydukları her şeye erişimlerinin sağlanması önceliğimiz olacaktır. Bunun için yeni bir bakanlık ihdas edilerek KOBİ’lerin karşılaştıkları bütün problemlerle birinci derecede ilgilenecek KOBİ Bakanlığı kurulacaktır. Daha önce diğer bakanlıkların altında faaliyet gösteren çeşitli kuruluşlar bu bakanlığa bağlanacak ve münhasıran KOBİlerin finansman ihtiyacını karşılamak üzere, KOBİBANK kurulacak. KOBİlerin bilgi ve teknoloji ihtiyaçlarını doğrudan karşılamak için, üniversiteler ile KOBİ’ler arasında köprü olmak üzere, üniversitelerde özel birimler oluşturulacak. 

10- Esnaf ve Zanaatkarlar: Esnaf ve zanaatkârlar, alın teriyle, göz nuruyla çalışan, devletten ve milletten beklemeden, beklemediği gibi, birde üstelik vergi veren, istihdam yaratan, üreten, vatanına, milletine, örf, adet ve geleneklerine bağlı ve sosyal dokumuzun çimentosu olan büyük bir kitledir. Yoğun göç sebebi ile bir çok zanaat ve sanat artık yapılamaz olmuş ve ecdat yadigarı el sanatlarımız unutulma ve kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Büyük şehirlerde ise adım başı açılan AVM’ler ve çok kuralsız bir şekilde yaygınlaşan büyük marketler yüzünden küçük esnafa hayat hakkı tanınmamıştır. Büyük Birlik Partisi iktidarında, uzun yıllardır Meclis Genel Kuruluna bir türlü inemeyen AVM ve Marketlerle ilgili kanun teklifi güncellenecek ve yürürlüğe sokulacaktır. Esnaf ve sanatkârların olabilecek en geniş finansman olanakları vergi ve sosyal güvenlik prim destekleri ile haksız rekabete karşı korunmaları konusunda her türlü destek ve imkân sağlanacaktır. Esnafa ve sanatkarlara pozitif ayrımcılık yapılacaktır. 

11- Mali Sistem 

a) Kamu maliyesi ve bütçe: Vergide adaletin sağlanması ve kamu harcamalarında israfın önlenmesi esastır. Vergi oranlarının düşük ve vergi tabanının geniş olması temel prensibimizdir. Vergi kaçakçılığını ve vergiden kaçınmayı azaltmak ve toplam vergi tahsilatını artırmak büyük ölçüde buna bağlıdır. Vergi tabanını genişletmek için harcamaların şeffaflığı sağlanacak, denetimlerin cezalandırmaya dönüşmesi engellenecek ve mükellefin “güven”i artırılacak. Gelir vergisi hesaplamalarında asgari ücret düzeyi kadar miktar vergi dışı bırakılacak. Kayıt dışı ile mücadele temel stratejilerimiz arasında yer alacak. Getireceğimiz yeni belge düzeni ve teknolojiyi en üst düzeyde kullanarak kayıt dışını tamamen ortadan kaldırarak, vergi gelirlerinde meydana gelen artış sayesinde, oranlar düşürülerek verginin tabana yayılması sağlanacak. Tüm vatandaşlar Gelir Vergisi mükellefi yapılacak. 
 

b)Vergi sistemi
Vergi adaletli, dolayısıyla tabana yayılmm

GENEL MERKEZ
HABER BÜLTENİ