Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici Basın Toplantısı Düzenledi


Değerli Basın Mensupları,

Mardin Derik’te, 6 yıl önce, 10 Kasım 2016’da terör örgütü tarafından şehit edilen Kaymakamımız Muhammet Fatih Safitürk’ün muhterem babaları Asım Safitürk hocamız Hakk’a yürüdü.

Mekanı cennet, makamı âlî olsun.

Rabbim oğlunu ve kendisini Peygamber Efendimize komşu etsin.


Değerli Basın Mensupları,

Dün, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Çevre şehircilik ve iklim değişikliği bakanımız sayın Murat Kurum’un daveti üzerine, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen, Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesinin tanıtım törenine katıldık.

Projeyle, 81 ilimizde ve tüm ilçelerimizde, 2023-2028 arasını kapsayan 5 yıllık süreçte, 500 bin sosyal konut, 250 bin konut amaçlı arsa, 50 bin iş yeri yapılarak, milletimizin istifadesine sunulması hedefleniyor.

Projenin ve bu kapsamda yapılacak konutlar ile iş yerlerinin ismi ise "İlk Evim, İlk İş Yerim" olarak belirlendi.

Kampanyadan faydalanacak dar gelirli vatandaşlarımızın,  ödeme güçleri dahilinde ev ve iş yeri sahibi olmalarının yanı sıra, ülkemizde, konut fiyatlarında talebe bağlı fiyat artışlarının da projeyle, hızla normalleşeceğini öngörüyoruz.

Ayrıca, kampanyayla, özel sektör yatırımlarında da bir hareketlilik gerçekleşecek.

Başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere, projeye katkıda bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve TOKİ'yi ayrıca ve tekrar tebrik ediyor, projenin, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.


Değerli Basın Mensupları, Kıymetli vatandaşlarım;

Dün Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklama ile; 12 Eylül gecesi ve 13 Eylül sabahı Ermenistan ordusunun, Azerbaycan'la sınırın Daşkesen, Kelbecer, Laçın ve Zengilan istikametlerinde geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirdiğini öğrendik.

Azerbaycan Hükümeti tarafından, saldırılarda, Azerbaycan ordusundan 42, Devlet Sınır Hizmetleri askeri personelinden 8, toplam 50 Azerbaycan askerinin şehit olduğu bilgisi paylaşıldı.

Öncelikle şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet,  ailelerine, Azerbaycanlı kardeşlerimize ve tüm Türk dünyasına sabır ve başsağlığı diliyorum.


Kıymetli vatandaşlarım;

Türkiye ve Azerbaycan’ın, bölgemizde barışın sağlanması yönünde attığı her adım, Ermenistan tarafından sabote ediliyor.

Ermenistan yönetimine diyoruz ki; aklınızı başınıza alın Türk Milleti’nin Ermenistan’ı tarihten ve coğrafyadan silebilecek kudrette olduğunu ve sabrımızın sınırında durduklarını tekrar hatırlatıyorum.


Değerli vatandaşlarım Kıymetli arkadaşlar;

Ermenistan’ın provokasyonlarının, sadece hırçınlıklarından ve şımarıklıklarından kaynaklandığını düşünme gafletine hiçbir zaman düşmemeliyiz.

Ermenistan ve Yunanistan’ın, son dönemde, “saldırgan”, “kural tanımaz” ve “hukuksuz” fiillerinin, benzerliklerinin, istikametlerinin ve nereden kontrol edildiklerinin farkındayız.

Ermenistan ve Yunanistan, Türkiye’nin, doğuda Türk dünyasıyla, batıda Avrupa’yla bağlantısını kesme amacıyla “kurdurulmuş”, “bariyer” ve “kukla” devletlerdir.

Kurguları ve kurgulanma maksatları gereği, hiçbir zaman, kendilerinin belirledikleri bir politikaları olmamıştır.

Bir “devlet” niteliği taşımadıkları için de daima dışarıdan belirlenen yöneticileri ve aldıkları talimatlar gereği, duruşları, politikaları ve söylemleri Türkiye ve Türk düşmanlığına hapsolmuş saçmalıklardan ibaret kalmıştır.  

Bunun faturasını ise başta vahşice katlettikleri masum insanlar, sonra da kendi insanları ödemektedir.

Emperyalist güç odaklarının, dünyayı, yeni bir “dünya savaşı”na sürükleyecek tüm şartları oluşturdukları bugünlerde, her iki ülkenin, farkında olarak veya olmayarak, Türkiye’yi sıcak çatışmanın içine çekme gayretleri, öncelikle uluslararası hukuka ve dünya barışına ihanettir.

Bir hamaset niyeti ya da endişesi içinde de değilim. 

Sadece bir gerçeği ifade etmek durumundayım: Türkiye, ülkesinin, sınırlarının, milletinin, kardeşlerinin güvenliği söz konusu olduğunda, sıcak çatışmaya girmekte asla tereddüt etmeyecektir.

Türkiye, her iki ülkeyi de -arkalarında kim olursa olsun- ezip geçecek güce de iradeye de kararlılığa da elhamdülillah sahiptir.

Gerekirse savaşırız ve tüm provokatörler, temelleriyle oynadıkları huzurun barışın enkazı altında kalırlar.


Değerli Basın Mensupları,

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız, dış politikamız ve güvenlikle ilgili konularda doğru yerde duruyorlar, doğru tavırlar alıyorlar. 

Sadece Ermenistan ve Yunanistan konularıyla sınırlı kalmadan, son dönemde, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Mavi Vatan olarak adlandırdığımız Ege ve Akdeniz’de, güvenliğimiz, hukukumuz ve onurumuz için gayretle, başarıyla bir mücadele veriyorlar. İşte en son MİT PKK yuvası Mahmur’da operasyon yaparak üst düzey iki PKK yöneticisini Türkiye’ye getirmiştir.

Elbette kurumlarımızın, dolayısıyla Türkiye’nin yanındayız...


Kıymetli basın mensupları;

Bu noktada bir ayrıntıya dikkat çekme mecburiyeti hissediyorum:

Azerbaycan, Ermenistan’la, Ermenistan’ın soykırımıyla, işgalleriyle, cinayetleriyle, hırsızlıklarıyla, hukuksuzluklarıyla mücadele ederken, Azerbaycanlı kardeşlerimizden bir çatlak ses duyuyor musunuz?

Oysa biz, Ermenistan’la, Yunanistan’la, diplomatik, askeri, siyasi zeminde mücadele ederken, içimizdeki “yarı aydın” bir güruh, Ermenistan’ın, Yunanistan’ın yanında yer alabiliyor.

Mehmetçik, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da görev yaparken, o topraklardaki soydaşlarımızı, dindaşlarımızı, mazlumları korurken, o topraklarda, ülkemizin, milletimizin, devletimizin hakları için, güvenliği için, onuru için can verirken, içimizdeki “şuursuz”, “besleme” bir hainler topluluğu Türkiye aleyhindeki kampanyaların gönüllü destekçileri olabiliyorlar.

Aynı topluluk, Ermenistan’ın arkasında kim varsa onların tarafındalar.

Yunanistan’ın kim kışkırtıyorsa onların tarafındalar.

PKK’ya kim destek sağlıyorsa onların tarafındalar.

Türkiye’ye kim, askeri, ekonomik, siyasi yaptırımlar uyguluyorsa onların tarafındalar.

Kimlerden bahsettiğimizi biliyorsunuz. 

Elbette bölücülerden hainlerden emperyalistlerden içerideki işbirlikçilerden, bu milletin dinine, kültürüne, insanına düşman olan sütü bozuklardan, kanı bozuklardan bahsediyorum. 

Zaman zaman farklı maskeler takan aynı toplulukların, siyaseti nasıl manipüle etmeye çalıştıklarını, 6’lı masaya ve masa altındaki ortaklarına nasıl cansiperane sahip çıktıklarını da görüyoruz. 

Her şeyin farkındayız. 

Milletimiz de farkında. 

Sesimizi duyuramadıklarımıza da kapı kapı, fert fert dolaşarak, tüm gerçekleri, bıkmadan, usanmadan anlatacağız.


Değerli Basın Mensupları,

Bir karakteri ortaya koymak adına, küçük ama mide bulandıran bir hadiseden bahsetmek istiyorum.

“Agamennon” adı, Truva Savaşı’nda Anadolu’yu işgale giden ordunun komutan olarak bilinen, Yunan mitolojisinin karakterlerinden biridir.

Devletler için “semboller” ve “ritüeller” önemli bir yere sahip olmalı ki aynı isme Çanakkale Deniz Savaşı’nda Türklere ateş açan gemilerden birinin üzerinde rastlarız.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı coğrafyasını parçalayan, Türkleri Anadolu’dan sürme ve Türklerin Avrupa ve Anadolu’daki izlerini yok etme operasyonunun en önemli parçalarından olan Mondros Ateşkes Antlaşması, yine üzerinde “Agamennon” ismi taşıyan aynı gemide imzalatıldı.

 Şimdi buradan soralım, “Şapşal”ın birinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kurumu olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait yüzer iskeleye “Agamennon” ismini vermesi, hangi “gaflet”in, hangi “dalalet”in, hangi “hıyanet”in eseridir?

Görevdeki belediye başkanının konuya dair açıklamalarını doğru kabul edelim: Gerçekten isimle bir ilgisi olmayabilir.

Belediye başkanını, aynı ismin iskeleye verilmesinin gönüllü avukatlığını nasıl değerlendireceğiz.

Aynı çevrelerin, köprülerimize verilen “Fatih Sultan Mehmet” adına, “Osman Gazi” adına, “Yavuz Sultan Selim” adına itirazlarını, tahammülsüzlüklerini, düşmanlıklarını, bu tartışmanın neresine koyacağız.

Açıkça söylüyorum;

İskeleye Agemennon ismini veren

Kadifekale’ye Pagos diyen 

Eline mühürlü belge yanına yeterli miktarda personel vererek vapurla Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a, Anadolu’ya gönderen Padişaha bugün hain diyen kendisini sorgulamalıdır.

Açıkça ifade ediyorum:

Kendinizi nasıl tarif ediyorsanız sizi o şekilde adlandıracağız.

Kimden tarafsanız, sizi taraf olduklarınızdan sayacağız. 

Yunanistan’ın tarafında olanların, Ermenistan’ın tarafında olanların, emperyalistlerin, Türk’ün ve İslam’ın düşmanlarının tarafında olanların, milletimizin kaderini ve geleceğini belirleme heveslerine izin vermeyeceğiz.

Sinek küçük evet... 

Ama mide bulandırıyor.