02.08.2018 17:06

GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA DESTİCİ, ABD'NİN SKANDAL YAPTIRIM KARARINI YORUMLADI

Genel Başkanımız Mustafa Destici, ABD'nin skandal yaptırım kararına tepki gösterdi. ABD'nin aldığı kararları "skandal" olarak değerlendiren Destici, "Bu kararı reddediyoruz. Bu sadece iki bakanımıza değil, Türk milletine yaptırım kararıdır." dedi.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, ABD'nin skandal yaptırım kararını yorumladı
ABD'nin aldığı skandal yaptırım kararlarını A Haber canlı yayınında değerlendiren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, skandal kararlar Türkiye'ye karşı alınmıştır diyerek, "Mesele sadece Papaz Brunson değil Türkiye'nin son günlerde izlediği politika yüzündendir." 

Destici'den ABD'nin yaptırım kararına tepki

ABD Başkanı Donald Trump ve Yardımcısı Mike Pence’nin Casus Andrew Craig Brunson üzerinden Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditlerinin ardından Beyaz Saray’dan ilk hamle geldi.
Akşam saatlerinde yapılan açıklamada, Hazine Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nı hedef alan yaptırımlar uygulanacağı bildirildi.

DESTİCİ'DEN TEPKİ: TÜRK MİLLETİNE YAPTIRIM KARARIDIR
A Haber canlı yayına telefonla bağlanan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, ABD'nin skandal yaptırım kararı hakkında açıklamalarda bulundu. ABD'nin açıklamış olduğu yaptırım kararlarının ABD adına skandal olduğunu ifade eden Destici, "Bu kararı reddediyoruz. Bu sadece iki bakanımızın şahsi bir meselesi değil, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletinin meselesidir. Türk Milletine yaptırım kararıdır. Mesele sadece Rahip Brunson meselesi de değil. Bu mesele Türkiye Cumhuriyeti’nin son dönemdeki politikalarına aittir. Bu ABD’nin hoşuna gitmemektedir. S-400, ekonomik büyüme, terörle mücadelede kararlılık ve Türkiye'nin Çin ve Rusya ile yakınlaşması ABD'yi rahatsız etti. Türkiye'nin büyümesini istemeyenler ciddi şekilde rahatsız oldu. İnşaallah bu zor günleri birlik ve beraberlikle aşacağız." dedi.
ABD Başkanı Trump sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD’li casus Brunson’un sağlık nedenleri ile hapis cezasının ev hapsine çevrilmesini memnuniyetle karşıladığını fakat yetersiz bulduğunu savunmuştu. Trump casusun beraat etmemesi durumunda Türkiye’ye yönelik küstahça ‘yaptırım’ uygulayacağını dile getirmişti. 

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici şunları kaydetti:
"Öncelikle, ABD'nin Beyazsaray Sözcüsünün 'Bakanlarımızla' ilgili açıklamış olduğu yaptırım kararları, ABD adına da utanç verici, skandal bir karar..kabul etmemiz, sineye çekmemiz mümkün değil. Dolayısıyla reddediyoruz ve kendilerine iade ediyoruz. Çünkü bu iki bakanımız ve hükümetimizin meselesi değil, direk Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin meselesidir. Bu yaptırım kararları, Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Büyük Türk milletine dir. Bunu böyle görüyor ve böyle değerlendiriyoruz.Bakanlarımızın ve Devletimizin yanında sımsıkı durduğumuzu ifade etmek istiyorum. Tabii mesele sadece Rahip Brunson meselesi de değildir. Bu mesele, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin son dönemdeki politikaları ile ilgilidir. Bu politikalar ABD'nin hoşuna gitmemektedir. Nedir bunlar; işte S400 meselesi, Son Yıllarda Türkiyenin terörün tüm unsurlarına ciddi kapsayıcı ve kararlı mücadelesi ve ekonomik büyüme meselesi..diğer taraftan, Türkiye'nin Rusya ve Çin'le ve diğer uzakdoğu ülkeleri ile yakınlaşması, alternatif arayışlar içerisine girmesi, Şangay 5'lisi ile diyaloga geçmesi; işte en son Güney Afrika ziyaretinde Sayın Cumhurbaşkanının Birics ülkeleri ile biraraya gelmesi ..Dolayısıyla bütün bunlar, ABD'yi adeta çıldırtmıştır. Tabii özellikle bir konu daha var ki onu da zikretmek lazım..Siyonist İsrail'in son dönemlerde Gazze ve Filistin'deki saldırganlığı ABD'nin Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararı. Ve, bundan şımaran İsrail'in Gazze'de onlarca müslümanı masum insanı şehit etmesi, Mescid-i Aksa'yı işgale yeltenmesi. Bütün bunlar, Rahip Brunson üzerinden, Türkiye ye yönelik bir yaptırım paketinin devreye sokulması ABD tarafından gerekli kılınmıştır. Kurt Kuzuyu yemeyi kafasına koymuştur. Mesele, suyun ne taraftan geldiği değil özellikle Brunson üzerinden Türkiye ye bu mesajlar verilmektedir. Mesele Brunson meselesi değildir. ABD'nin, o çapta feda ettiği yüzlerce ajanı vardır. Çünkü bizden daha çok ABD biliyor ki; bu papaz Brunson'un PKK'yla Fetö ile diğer terör örgütleriyle ilişkisi, binlerce telefon görüşmesi var. Türkiye aleyhinde ki faaliyetleri..bütün bunlar sabittir. Dolayısla da Türkiyenin bu hadiseden geri adım atmayacağını biliyor. Ve, esas başka meseleler üzerinden Türkiye ye vereceği mesajlarını, Brunson meselesi üzerinden vermeye çalışıyor. Ama Türkiye bunun altında kalmayacaktır..Ben buna böyle inanıyorum. Ve, elbetteki öncelikle, ABD'nin bu tavrından vazgeçmesi ve akl-ı selime dönmesi istenecektir. Ama ABD bu tavrında ısrarcı olursa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de tam bağımsız bir ülke olarak; elbetteki uluslararası haklarını mütekabiliyet esasları çerçevesinde kullanacak . ABD nasıl ki daha önceki süreclerde vize işlemlerini durdurduğu zaman Türkiye de durdurduysa; Türkiye de bugünkü açıklanan karara karşın mutlaka mütakabiliyet esasları çerçevesinde bir karar alacaktır. Ama önceliğimiz işin oraya gitmeden doüzeltilmesi yönünde ama yok ABD o konuda ısrarcı olursa Türkiye de gerekli adımları atacaktır.
Provokasyonlarla ilgili..
Şimdi maalasef ülkemiz böyle zor dönemlerde geçtiğinde, ülke üzerinde kötü emelleri olanlar ya da dışarıyla işbirliği içerisinde olanlar hemen zeytinyağı gibi suyun üzerine çıkmaktadırlar. Bunlarıda böyle değerlendiriyorum. Bakın, biz bugün Şarkışla da idik. İki tane şehidimizi hakk'a uğurladık. Orada milletimizin, insanlarımızın nasıl birlik şuuru içerisinde olduğunu gördük. Bundan sonra da kim ne yaparsa yapsın milletimiz böyle birlik şuuur ile hareket edecektir. PKK'nın saldırıları, onun destekçilerinin sözcülerinin açıklamaları, Türkiye 15 Temmuz gibi işgal girişimleri ve iç savaş ve darbe çıkartmak isteyenlerin içerden dışardan yaptığı bu açıklamalar elbetteki Türkiyenin birliğine zarar veremeyecektir. Bütün bunların yaptıkları fırsatçılık yapmaktadırlar. Ve, burada Türkiye kaybetsin, kendileri de kazansın modundadırlar. Türkiye de kendi istemedikleri iktidarın değişmesi için emperyalistlerle siyonistlerle yabancı ajanlarla maalesef işbirliği yapma yolunu tercih etmektedirler. Bunlar, kabul edilebilecek şeyler değildir. ABD bu yaptırım kararlarının ve Türkiye ye karşı olumsuz tavrının şiddetinin özellikle, 24 Haziran seçimlerinin sonrasında artması da dikkatlerimizden kaçmamalıdır. ABD ve batı ve siyonistler ve emperyalistler 24 Haziran seçim sonuçlarından memnun olmamışlardır. Bu tavırları ile bunu açıkca ortaya koymaktadırlar. Çünkü eski Türkiye den memnundular.. Eski Türkiye de istedikleri zaman darbe yaptırabiliyor, kaoslar çıkarıyorlardı.. krizler çıkartabiliyorlardı. Meclisin yapısı ile istedikleri zaman oynayabiliyorlardı. Şimdi yeni sistemle birlikte ellerinden bu kozların büyük bir kısmı alındı. Artık millet, direk cumhurbaşkanı seçiyor. Türkiye, 5 yıllık güçlü bir hükümet istikrarlı bir hükümet dönemine geçti. Meclis öbür taraftan güçlendi ve tarihinde, 80'den sonra temsilde adaletin en çok sağlandığı bir meclis oldu. Bütün bunlar, elbetteki Türkiye düşmanlarını batıyı ve Türkiyenin büyümesini istemeyen - güçlenmesini istemeyenleri ciddi anlamda rahatsız etti. Biz bunların farkındayız. En çok birliğe beraberliğe ihtiyaç olduğumuz bugündür."

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN