08.08.2018 13:34

"İDAMLA İLGİLİ TEKLİFİMİZİ MECLİSE GETİRECEĞİZ"

TBMM'de Haftalık Basın Toplantısı düzenleyen Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Mustafa Destici, BBP olarak idamla ilgili teklifimizi Meclise götüreceğimizi ve dört siyasi parti grubundan destek isteyeceğimizi belirterek, "Destek verirlerse bu referanduma gider, vermezlerse takdir yüce Meclisindir." dedi.

Genel Başkanımız Destici, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, idam cezasının yeniden hukuk sisteminde yer almasına ilişkin açıklamasının, temsil ettiği insanların duygularına olan duyarlılığından kaynaklandığını ifade etti.

İdam cezasına ilişkin söylediklerinin, acımasızca bir intikam alma duygusunu kapsamadığını dile getiren Genel Başkanımız Destici, "Konuya ilişkin genel eleştiriler, masum insanların idam edilebileceği yönündedir. Ancak unutmayalım bu hatalı kararlar, sadece masumlara hüküm vermek şeklinde değil, gerçek bir suçluyu beraat ettirme şeklinde de gerçekleşebilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Suç işlemek amacındaki kişilerin kendini gizlemek için her türlü tedbiri aldığına işaret eden Genel Başkanımız Destici, şöyle konuştu:
"İnsani tasarruflarda mutlak doğru kararlardan bahsetmek imkansızdır. Üstelik kamuoyunda, idam konusundaki görüşler, idamın insani bir ceza olmadığı ve geri dönülemez sonuçlar doğurduğu üzerine odaklanmıştır.

Oysa idam cezasının alternatifi olarak düşünülen ağırlaştırılmış müebbet ve kastrasyon daha mı insani cezalardır? Suçluyu ölene kadar 5 metrekarelik bir odaya tıkmak ya da hadım etmek daha mı insanidir? Üstelik bu cezaların da geri dönüşü yoktur. Unutulmamalıdır ki bizim idam cezası ile ilgili teklifimiz somut biçimde sübut etmiş küçük yaşta çocuklarımızı, kızlarımızı, kadınlarımızı kaçırarak tecavüz edip öldüren cani sapıklar ile bizzat kurşunu sıkıp, bombayı patlatıp güvenlik güçlerimizi, masum insanlarımızı, kundaktaki bebeklerimizi katleden katil teröristleri kapsamaktadır."

Genel Başkanımız Mustafa Destici, TBMM Genel Kurulunda 400 sayısı bulunsa bile düzenlemenin referanduma gitmesini istediklerini belirterek, "Hatta referandumda baraj yüzde 50 değil yüzde 70 olsun. Bakalım geçiyor mu geçmiyor mu? Bizler millet adına siyaset yapıyoruz. Başka konularda 'millet' diyeceksiniz ama konu idam olunca 'Batı, AB' diyeceksiniz. Bu olmaz." ifadelerini kullandı.

-"CUMHURBAŞKANIYLA YÜZDE YÜZ AYNI DÜŞÜNÜYORUM"
Gazetecilerin, idamla ilgili açıklamalarına "AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın tepki gösterdiğinin" belirtilmesi ve CHP'den de gelen açıklamaların anımsatılması üzerine, Genel Başkanımız Destici, şunları kaydetti:
"Beni, kişilerin talepleri veya görüşleri birinci derecede ilgilendirmiyor. Beni, milletimin talepleri, görüşleri ilgilendiriyor. Yani Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 'Hans ne der, George ne der beni ilgilendirmiyor'. Sayın Cumhurbaşkanı'yla yüzde yüz aynı düşünüyorum.
Ben aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin gereğini yerine getiriyorum. Bu sistem, milletin isteklerinin milletin Meclisine taşınması konusunda güçlü parlamento bileşeniyle bizi görevlendirmiştir. Bizden, milletin isteklerine kulaklarımızı tıkamamızı mı talep ediyorlar? Biz millet adına siyaset yapıyoruz.
Bu konuda bizim esas aldığımız gerçek, rakamlar değil milletin talepleri. Bazı partilerimiz rakamlara çok boğulduğu için onun sözcüleri de rakamlar üzerinden bize cevap veriyor. Onlar önce kendi içlerindeki rakam meselesini halletsinler. Daha sonra bizim rakam meselesini kendilerine izah ederiz.
Teklifimizin kabul edilip edilmemesi Meclisin takdiridir. Ben de biliyorum Anayasa değişiklik teklifinin kaç imzayla verileceğini. Bizim izleyeceğimiz yol haritası şudur: Şu an hazırlanmakta olan idamla ilgili kanun teklifimizi Meclise getireceğiz, dört siyasi partinin gruplarıyla bunu paylaşacağız ve destek, imza isteyeceğiz. Verirlerse bu referanduma gider, vermezlerse takdir yüce Meclisindir. Biz elimizden geleni yapacağız.
"

-"YARGIMIZA GÜVENELİM"
Genel Başkanımız Mustafa Destici, bir soru üzerine, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmede idam konusunun gündeme gelmediğini söyleyerek, ABD ile yaşanan süreç ve bazı dış politika konularını görüştüklerini aktardı. Genel Başkanımız Destici, "Benim aldığım izlenim, gördüğüm hava ABD ile bu krizin kısa sürede çözüleceği yönündedir. Daha önce yaşanan vize krizi kadar uzun sürmeyecektir." dedi.
Türkiye'nin yaşanan süreçte sonuna kadar haklı olduğunu vurgulayan Genel Başkanımız Destici, "Hangi bedel ödenecekse ödenir ama bağımsızlığımızdan, Türk milletinin onurundan taviz verilemez. ABD, öyle birtakım yaptırımlar uygulayarak birtakım kararları dikte ettireceğini aklından çıkarsın." diye konuştu.

Bir gazetecinin "Öcalan ya da benzer şekilde hükümlülerin durumu ne olacak?" sorusu üzerine Genel Başkanımız Destici, "Eskiye dönük suçlarla ilgili verilmiş hükümler eski düzenlemelere göredir. Ancak, mesela Öcalan üzerinden gidersek, hala terör örgütüyle ilintisi devam ediyor, hala terör örgütünün elebaşısı ve hala talimat veriyor. Bunlar somut delillerle ispat edildiğinde bu eylemlerin talimatçısı olarak elbette ki yargılanır ve idam cezası gelirse idam edilir. Bunun önünde engel yok. PKK ile ilişkisini devam ettirdiği sürece bundan kurtulması mümkün değil. O ya da onun benzeri terör örgütüyle iltisakı devam edenler için aynı şeyi söylüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuya ilişkin gerekirse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşebileceğini, ancak şu anda bu konuyla ilgili alınmış bir karar olmadığını vurgulayan Genel Başkanımız Destici, "Yargımıza güvenelim. Ben Türk yargısının özgür, özgün ve şüphe getirmeyecek şekilde kaliteli olduğuna inanıyorum." dedi.
Genel Başkanımız Destici, dolar kurundaki artış ile ilgili soruya da "Kendi ayaklarımız üzerinde duracak bir ekonomik sistemi süratle inşa etmek gerekiyor. Bunun için iki temel nokta, üretim ve tasarruftur." karşılığını verdi.


GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MUSTAFA DESTİCİ’NİN 08.08.2018 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMASIDIR. 

 Kıymetli Basın Mensupları, Değerli Arkadaşlar, İdam cezasının yeniden hukuk sistemimizde yer almasına ilişkin açıklamam, kamu vicdanının taleplerinden ve temsil ettiğimiz insanlarımızın duygularına olan duyarlılığımdan kaynaklanmaktadır. 

Sözlerim, kişisel değerlendirmelerimi ve kanaatlerimi aşan sorumluluk duyguları ile atılmış bir adımdır. Gittiğimiz her yerde, milletimizin bize yönelik taleplerinin başında idam cezası gelmektedir. Bizim buna duyarsız kalmamız elbette mümkün değildir. Üstelik idam cezasına ilişkin söylediklerimiz, acımasızca bir intikam alma duygusunu da kapsamamaktadır. 

Şu bilinmelidir ki; “idam cezası” her tutuklunun infaz edilmesi türünden bir ceza değildir. Örneğin ABD’de, 1976’dan bu yana uygulanan idam cezası ise toplamda 478 kişidir. Yani yılda ortalama 11 kişi idam cezasına çarptırılmıştır. İdam cezası uygulamalarında, ceza hukuku sistemi hatalı uygulamaları bertaraf edebilmek için, çok aşamalı bir kontrol mekanizması oluşturmaktadır. Bir suçluya idam cezası verilebilmesi için, çok somut ve şüphe götürmeyecek kanıtlara ihtiyaç duyulur. Üstelik çok vahşice de olsa her suç idam cezası ile cezalandırılmaz. Doktor raporu (akıl sağlığına ilişkin), birden fazla kişinin şahitliği ve somut deliller gibi kesin kanıtlara ihtiyaç duyulur. 

 Ayrıca bunlar olsa dahi suçu işleyenin topluma kendini affettirip affettiremeyeceği (ıslah olup olmayacağı) de dikkate alınır. Örneğin ABD hukuk sisteminde idam cezası verilebilmesi için, jürinin “suçlu” kararının ittifakla yani bütün jüri üyelerinin katılımı ile alınması gereklidir. Bir ya da daha fazla jüri üyesinin karşı kararı idam hükmünün verilmesini engeller. Konuya ilişkin genel eleştiriler, masum insanların idam edilebileceği yönündedir. Ancak unutmayalım bu hatalı kararlar, sadece masumlara hüküm vermek şeklinde değil, gerçek bir suçluyu beraat ettirme şeklinde de gerçekleşebilmektedir. Suç işlemek amacındaki kişi kendini gizlemek için her türlü tedbiri almaktadır. İnsani tasarruflarda mutlak doğru kararlardan bahsetmek imkânsızdır. Üstelik kamuoyunda, idam konusundaki görüşler, idamın insani bir ceza olmadığı ve geri dönülemez sonuçlar doğurduğu üzerine odaklanmıştır. Oysa idam cezasının alternatifi olarak düşünülen “ağırlaştırılmış müebbet” ve “kastastrasyon (hadım bırakma)” daha mı insani cezalardır? Suçluyu ölene kadar 5 metre karelik bir odaya tıkmak ya da hadım etmek daha mı insanidir? Üstelik bu cezaların da geri dönüşü yoktur. 

Unutulmamalıdır ki bizim idam cezası ile ilgili teklifimiz somut biçimde sübut etmiş “küçük yaşta çocuklarımızı, kızlarımızı, kadınlarımızı kaçırarak tecavüz edip öldüren cani sapıklar ile bizzat kurşunu sıkıp, bombayı patlatıp güvenlik güçlerimizi, masum insanlarımızı, kundaktaki bebeklerimizi katleden katil teröristleri” kapsamaktadır. Elbette bir terör eylemi ile onlarca belki de yüzlerce masum insanı ve güvenlik görevlisini katleden teröriste karşı, devlet ya da hukukun vurdumduymaz davranması kabul edilemez. Hele kendini savunmaktan aciz masum bir çocuğa yönelik gerçekleştirilen acımasızca eylemler adi suçlar gibi görülemez. Burada hemen ilave edeyim, bizde tek başına idam cezasının amacının hukuki açıdan “adaleti sağlamak” olmadığı iddialarını önemsiyoruz. Ancak bizim öncelikli amacımız adaletin yerine gelmesi yanında kamu vicdanını rahatlatmak ve kurbanların yakınlarında devlete ve adalete duyulan güveni tesis etmektir. Unutmayalım ki adil olduğu konusunda milletin gözünde güvenini kaybetmiş bir devletin uzun süre yaşaması mümkün değildir. Halkın ekseri çoğunluğuyla kabul edilmiş olan yeni sistem, katılımcı demokrasiye geçişin ilk adımıdır. Katılımcı demokrasi vatandaşı dinlemektir, vatandaşın istek ve beklentilerini öncelemektir. Bizim bu çağrıya, siyasetini millet, din, devlet ve adalet olarak önceleyen Büyük Birlik Partisi olarak kayıtsız kalmamız söz konusu değildir. İşin özü de budur.

E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN