09.05.2018 14:56

“KÖPEKLER İSTEDİ DİYE ATLAR ÖLMEZ. ONLAR İSTEDİ DİYE KURAN'I KERİMİN BİR HARFİNE BİLE DOKUNAMAZLAR.”

Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Köpekler istedi diye atlar ölmez. Onlar bunu istedi diye Kuran’ı Kerimin tek harfine bile dokunamazlar.” dedi.
Genel Başkanımız Mustafa Destici, genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuşan Destici sözlerine Irak’ın Kuzeyinde şehit olan Sivaslı Furkan Peker’e Allah’tan rahmet dileyerek başladı.

Fransa'da Yahudi ve Hıristiyan cemaati temsilcileriyle yazarların da bulunduğu 300 kişinin imzasıyla yayınlanan Kur'an-ı Kerim'den şiddet ve Yahudi karşıtı fikirleri yaydığı gerekçesiyle bazı ayetlerin çıkarılması yönündeki bildiriye çok sert tepki gösteren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Bunlar İslam düşmanlığına adım attılar. Köpekler istedi diye atlar ölmez. Onlar bunu istedi diye Kuran’ı Kerimin tek harfine bile dokunamazlar. Allah (cc) tarafından yeryüzüne gönderilen bütün ilahi kitaplara iman ederiz. Bütün peygamberlere iman ederiz. Onların ataları, dedeleri geçmiş yüzyıllardaki din adamları maalesef kendilerine gönderilen kitapları tahrip etmişler. Aslını koruyamamışlar. Şimdi onun ezikliğini yaşamaktalar. Aynı şeyi Kuran’ı Kerim içinde akıllarından geçirmektedirler. Bu zamana kadar buna kimse muvakkat olamamıştır. Bundan sonra da olamayacaktır. Kuran’I Kerim yeryüzüne gönderile son ilahi kitaptır. Kıyamete kadar geçerliliğini koruyacak ve tek bir harfi değişmeden tüm asırlara, çağlara ve tüm insanlığa hitap etmeye devam edecektir. Bizim onlara çağrımız Kuran’I Kerim’deki bazı ayetlerin çıkarılması değil, biz onları İslam’a ve hak dine davet ediyoruz.” dedi.
 Türkiye’nin hayli yoğun olan seçim süreci içerisine girdiğini ifade eden Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Ülke olarak, 24 Haziran seçimlerine kilitlendiğimiz bir süreçte çevre coğrafyamızda önemli gelişmeler yaşanmakta. Bunlardan ilki Kıbrıs’ta yaşandı. En önemli bekâ faktörlerimizin başında gelen Kıbrıs’ta manidar ve şaşırtıcı politik çıkışlar yaşanıyor.
Maalesef eşit bir federal bir yapının Kıbrıs adasında oluşturulması ütopyasının peşinde koşmaya devam eden KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, niyetini sorgulatacak cüretkâr bir çıkışta daha bulundu. Yetkisi olmadığı halde, mevkidaşı Rum lidere sürpriz bir teklif yaparak, Türkiye’nin adadaki etkin ve fiili garantisini sona erdirmeyi ve Ada’dan Türk askerinin kademeli olarak tasfiyesini öngören Guterres Belgesini kabul etme çağrısında bulundu.” diye konuştu.
  “Kıbrıs’taki garantörlük hakkımızın kaynağı Zürih’te imzalanan 11 Şubat 1959 tarihli garanti anlaşmasıdır.” Genel Başkanımız Mustafa Destici,, “Bu anlaşma ile bizim gibi Yunanistan ve İngiltere de garantör devlet oldu. Garantör devletin fiili olayı, en açık tabiri ile himayesindeki etnik topluluğu korumak ve bu topluluk üzerinden kendi ülke ve menfaatlerinin çıkarlarını savunmaktır.
Binlerce kilometre öteden gelip 1. Dünya Savaşını bahane ederek adayı ilhak ettiğini açıklayan İngiltere bile Kıbrıs’ta garantör oluyorsa; buraları çok daha uzun yıllar elinde tutan Osmanlı'nın mirasçısı konumundaki Türkiye Cumhuriyeti’nin garantör olmaya ve bölgesel çıkarlarını savunmaya sonuna kadar hakkı vardır. Bunu da Allah’ın izni ile hiç kimse engelleyemeyecektir.” şeklinde konuştu.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, şunları söyledi: “Garantör olan ülke Türkiye’dir. Türkiye bu hakkı ve üstünlüğünden vazgeçmediği müddetçe, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Rum tarafına istediğini teklif etsin, hiçbir karşılığı yoktur. Sayın Akıncı orada da siyaseten oturduğunu unutmamalıdır. Onun ortadaki görevi KKTC’ de yaşayan vatandaşların hakkını korumak olduğu kadar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve büyük Türk Milletinin menfaatlerini de korumak zorundadır. Eğer bunu kabullenmiyorsa o zaman o koltukta bir saniye bile oturmamalı ve derhal orayı terk etmelidir. Çünkü Mustafa Akıncının Rumlara Güterres Belgesi çerçevesinde herhangi bir öneri sunma “yetkisi” yoktur!
Bunun dışında yine Kıbrıs’ta Rum tarafı sözde barış için Türk askerinin adadan çekilmesini şart koşuyor. Türkiye’ye sembolik olarak adada 650 asker bulundurma teklifi sunuyorlar.
Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Adadaki “egemenlik haklarımızın” en önemli garantisi sayısı 30 bin civarında olan Mehmetçiğimizdir. Kıbrıs’taki askeri varlığımızın stratejik ve hayatî önemi, bugün Suriye’deki askeri varlığımızın öneminden mukayese dahî edilemeyecek vaziyettedir.
Merhum Rauf Denktaş’ın dediği gibi, “Eğer Türk askeri adadan ayrılırsa, Kıbrıs Girit olur!” Bizde bugüne kadar Kıbrıs’ın Girit olmasına bugüne kadar nasıl müsaade etmediysek bundan sonrada canımızı, kanımız vereceğiz ama müsaade etmeyeceğiz.” dedi.
  “Büyük Birlik Partisi olarak bu konuda düşüncelerimiz gayet net ve millidir.” Genel Başkanımız Mustafa Destici, şunları söyledi: “Eğer Çözüm diye dayattıklarına bakınca rahatlıkla ifade ediyorum ki, bizim için en milli çözüm çözümsüzlüktür.
Kıbrıs, üzerinde bir tek Kıbrıslı Türk yaşamasa da Türkiye için hayatî bir kara parçasıdır.
Türkler tarafından son 200 yılda geri kazanılan tek toprak parçası olan Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’de, bizlerin psikolojik kırılma noktamızdır! Ülkemizi yönetenler, tıpkı Rum Yönetimi Başkanının sergilediği ve dillendirdiği “Egemenliğimiz müzakere masasına konulamaz” duruşunu sergilemelidir. Ve taraflara, “Bizim açımızdan Kıbrıs Sorunu 1974'te kısmen 1983’te ise büyük ölçüde çözülmüştür!” mesajını vererek, Türkiye'nin adadaki “egemenlik haklarını” katiyen paylaştırmayacağını kararlı bir şekilde tüm dünyaya haykırmalıdır!” diye konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, ülkesinin İran ile nükleer anlaşmadan ayrılacağı ve 2015'te askıya alınan İran yaptırımlarının yeniden uygulanacağına ilişkin kararını da değerlendiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Malumunuz ABD Başkanı Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası kararlar açıklanmaya başladı. Öncelikle ABD’nin uluslar arası bir anlaşmadan tek taraflı çekilme kararı tek bir kovboyluktur. Trump başkan olduğu günden bu yana kovboyculuk oynamaktadır. Bu ABD’nin canını çok yakacaktır.
Ağustos ve Kasım aylarında İran’a uygulanacak ekonomik temelli yaptırımlar uygulama kararı aldı…
Yine bildiğiniz üzere İsrail ve ABD, İran’ın Özelde Suriye’deki varlığına genelde ise Bölgedeki varlığına karşı açık bir şekilde hasımlık yapmaktadır. İsrail, Lübnan’a ve Golon tepeleri çevresindeki işgal alanını daha da genişletecek bir şekilde askeri harekâtta bulunacağını bir süredir ilan ediyor…Akabinde İran’da tehdit ediyor.” şeklinde konuştu.
  “Artık acı olarak anlaşılmıştır ki; Ortadoğu’da yaşanan krizleri önlemenin yolu, falan filan bahanelerle ülkelerin parçalanması üzerinden değil, toprak bütünlüklerinin korunmasından geçmektedir!” diyen Destici şunları söyledi: “Aksi halde dış müdahaleye açık hale gelen ve parçalanma sürecine giren ülkeler üzerinden hem etnik hem de mezhebi ayrışmalar üzerinden strateji üretmeye dayalı projelerin yıkımından bizde payımızı düşeni alıyoruz maalesef. Yani çevre coğrafyamızda yakılan ateşin bizim ülkemizi etkilememesi mümkün değil…
Öte yandan, Şu anda ABD'nin Suriye’yi parçalamak için yürüttüğü bir sürecin sonlarındayız. Şu anda hedefe oturtulan ülkenin İran olmasına sevinen kitleler mutlaka vardır… Lakin bunlar unutmasın ki, ABD bu ve buna benzer süreç yönetimlerini ve planları Türkiye için de yapıyor…
Bu açıdan Ortadoğu’da bu güne dek İsrail merkezli politikalar izleyen ABD, Atlantik ittifakının Batı kanadıyla birlikte; Suudi Arabistan, Ürdün, Katar gibi bölge ülkelerinin dâhil olduğu Suriye karşıtı cepheyi, İran’a karşı kolektif ve gönüllü faaliyetlerin içine sokmaya devam edecektir. Haliyle bu konuda Türkiye’yi de yanlarında görmek isteyeceklerdir.
İran’ın başına gelecek her şey daha doğrusu İran ile alakalı her şey Türkiye'yi yakından ilgilendirmekle kalmaz etkiler. Aynı şey Türkiye açısından İran içinde geçerlidir... Günümüzde dahi geçerliliğini sürdüren Türkiye-İran sınırı, Ortadoğu'da “emperyal cetvelle” çizilmemiş yegâne sınırdır. Bu statüye zarar verecek her türlü hamleye karşı uyanık olmalıyız. Hesabımızı kitabımızı bu gerçeğe uygun yapmalıyız.
Türkiye “sıradaki ülke” kendisiymiş gibi askeri ve istihbarı ve dahi diplomatik tüm tedbirlerini, karşı karşıya kalacağımız riskleri ve tehditleri göze alacaktır mutlaka…
Bu noktada ülke olarak, 7 yıla yakın Suriye’de yaşananlardan da ders alarak, ülke olarak üstümüze başımıza sıçrayacak her türlü tehdit ve tehlikeden mümkün oldukça uzak durmalıyız… Hem içeride, hem de çevre coğrafyamızda barış ve uzlaşıyı önceleyen politikalar izlemeliyiz.”
Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Emperyalizmin Jandarması Siyonizm’in esiri olan ABD terör örgütleri oluşturup ya da olanları (PKK) destekleyip iç savaşlar çıkartarak bölgemizi kan gölüne çevirmektedir. Hamisi olduğu bölgedeki kukla yöneticiler vasıtasıyla da bölgemizi kaosa ve istikrarsızlığa sürüklemekte ve bunun sonucunda sömürmeyi hedeflemektedir. Koskoca devleti bir avuç malum insanın, zalimlerin tahakkümünden esaretinden kurtarmak gerekir.
  Türkiye’nin önemli sorunları olduğunu ve bunların başında da ekonomik sorunu olduğunu dile getiren Genel Başkanımız Mustafa Destici, “Özellikle dövizdeki yükseliş, enflasyon ve faizlerdeki artış ve bununla ilgili merkez bankası ve ekonomiyi yöneten kurumlarımızın tedbir hareketleri, uygulamaları her gün devreye sokuluyor. Türkiye seçime giderken özellikle batının ve emperyalistlerin Türkiye de seçimlerde istedikleri neticeyi almak için Türkiye’yi böyle bir ekonomik kıskaca sokmak istediklerinin de farkındayız. Oynanan oyunu da biliyoruz. Oynanan oyun var diye biz suçu tamamen oraya atamayız. Kendimizde gerekli tedbirleri almalı ve bu konuda devlet elindeki tüm imkânları devreye sokmalıdır. Bununla birlikte özellikle sanayicilerle, dış ve iç yatırımcılarla uzlaşı politikası izlemelidir. Onlara her türlü desteği vermelidir. Ülkelerde iç karışıklık çıkarmaya çalıştıkları zaman en başta yürüdükleri yolun ekonomik olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunlara asla ve kat’a fırsat verilmemeli. Devletimiz ve devletimizi yönetenlerin bu konuda sıkı, ciddi, kalıcı tedbirler almalıdır. Acil eylem planları devreye sokulmalıdır.” dedi.

Genel Başkanımız Mustafa Destici, 24 Haziran seçimlerinin tüm siyasi partiler için hayırlara vesile olmasını da dileyerek, şunları kaydetti: “Türkiye için çok daha uygun olduğuna inandığımız, hem yönetimde istikrarı sağlayacak hem de temsilde adaleti zirveye çıkartacak bu yeni sistemin tam anlamıyla hayata geçmesi için Büyük Birlik Partisi olarak hem cumhurbaşkanı hem de milletvekili seçimlerinde devam diyerek yola çıktık. Cumhur İttifakı'yla başladık, Cumhur İttifakı'yla devam edeceğiz.
E-BÜLTENE ABONE OLUN

PARTİMİZLE ALAKALI YENİLİKLERDEN İLK SİZ HABERDAR OLUN