Yükleniyor...
29 Ocak 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Büyük Birlik Partimiz 33 yaşında

Büyük Birlik Partimizin kuruluşunun 33. yıl dönümünü, Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarının kurduğu ilk günkü heyecanıyla kutluyoruz. Büyük Birlik Partimiz 33 yaşında

Büyük Birlik Partimizin kuruluşunun 33. yıl dönümü için hazırladığımız programımızı İstiklal Marşımızı okuyarak açtık.

GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN MUSTAFA DESTİCİ HİTAP ETTİ

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, davet edildiği kürsüye alkışlar ve sloganlar eşliğinde geldi. Saygıdeğer Genel Başkanımız, partimizin kuruluş yıl dönümünde şu konuşmayı yaptı:

Saygıdeğer misafirlerimiz, kıymetli vatandaşlarım, değerli dava arkadaşlarım, değerli basın mensupları; vatana, bayrağa, ezana, Kur'an'a kurban olmayı seçmiş, biricik milletimiz ve değerlerimiz için büyük fedakârlıklarla bir an bile tereddüt etmeden, yılmadan mücadele ettiğimiz vatan toprağı kadar temiz, vatan toprağı kadar vefalı dava arkadaşlarım; milletimizin geleceğinin teminatı sevgili Alperen kardeşlerim; hepinizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle ve Cenab-ı Hakk'ın selamıyla selamlıyorum. Selamünaleyküm. Öncelikle partimizin 33. kuruluş yıl dönümü programımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.

33 YILLIK VİCDAN NÖBETİ VE SİYASİ KARARLILIK

Kıymetli dava arkadaşlarım, yiğit Alperenlerim; 33 yıldır bu topraklarda sadece siyaset yapmıyoruz. Biz bu milletin vicdan nöbetini tutuyoruz aynı zamanda. Şehit Liderimiz Muhsin Başkan'ın bize bıraktığı sancağı; rüzgâra göre değil, hakikate göre dalgalandırıyoruz. Bugün 33. yılımızda sözü eğip bükmeden, diplomatik nezaketlerin arkasına saklanmadan, Büyük Birlikçe yani mertçe konuşma günü olduğunu da buradan bir kere daha ifade ediyorum. Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, değerli misafirlerimiz; Büyük Birlik Partimizin kurulma kararı; Ankara'da Söğütözü'nde, Yükseliş'te, 6 Aralık 1992'de yaptığımız siyasi karar kurultayında alındı. Partimiz 29 Ocak 1993 günü; milliyetçi, maneviyatçı, sivil ve demokrat kelimeleriyle kendisini ifade ederek siyasi hayatına başladı. Değerli kardeşlerim, kıymetli vatandaşlarım; Büyük Birlik Partisi'nin kurulduğu dönemden bugüne Türkiye'de elbette önemli değişiklikler yaşandı. Geride bıraktığımız 33 yılda siyasete, devlet yönetimine ve sosyal hayata dair sayısız değişimi yaşadığımız ülkemizde Büyük Birlik Partisi; inançlarında, mücadelesinde, çizgisinde hiçbir kırıklık olmadan var oldu ve sizlerin gayreti, milletimizin desteğiyle de daha güçlü bir şekilde var olmaya devam edecektir.

TÜRK DÜNYASI VE TURAN ÜLKÜSÜ: DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK

Büyük Birlik Partisi var olduğu 33 yıl boyunca sırtını sadece milletine ve milletin değerlerine dayadı. Büyük Birlik Partisi var olduğu 33 yıl boyunca Türk milletinin tarihî misyonuna bağlılıktan, Türk ve İslam birliği ülküsünden hiçbir zaman vazgeçmedi. Bakın, bizim Rahmetli Muhsin Başkanımızın burada gösterilen filmde de izledik, ne diyordu? "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kaynaşmış ve birleşmiş bir Türk dünyası hayal ediyorum" diyordu. Bir Turan ülkümüz vardı. Ve merhum Gaspıralı'nın "dilde, fikirde, işte birlik" sözü bizim Kızıl Elma'mızdı. Bugün elhamdülillah kısmen de olsa bunun Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında gerçekleşmiş olmasından büyük bir mutluluk ve gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurulmasında, yaşatılmasında ve gün geçtikçe büyütülmesinde emeği geçen bütün Türk devletleri başkanlarımıza da şahsım, camiam ve milletimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Bugün bu salonda Türk dünyasının her tarafından temsilciler var, kardeşlerimiz var. Doğu Türkistan'ın yiğit ve kahraman evlatları burada. Batı Trakya'nın aziz ve necip temsilcileri burada. Irak ve Suriye Türklüğünün ve Türkmenlerinin temsilcileri burada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcilerimiz burada. Kırım Türklerinin, Ahıska Türklerinin temsilcileri burada. Velhasıl dünyanın neresinde bir Türk devleti ve Türk topluluğu varsa onların temsilcileri burada. Çünkü onların var olduğu her yerde Büyük Birlik Partisi de var ve var olmaya devam edecek.

KÜRESEL EMPERYALİZM VE GAZZE SOYKIRIMI KARŞISINDA DURUŞ

Kıymetli kardeşlerim; küresel emperyalizmin bölgemizi ve tüm dünyayı sömürmek için kurguladığı, bugün bölgemizde ve dünyada yaşanan neredeyse tüm problemlerin temelini oluşturan politikaların biz hep karşısında olduk. Yani Siyonizmin de emperyalizmin de sömürgeci Batı'nın da hep karşısında olduk. Sadece çıkarlar için devletlerin yönetimlerine ve seçilmiş yöneticilerine müdahale edildi. Siyasi operasyonların istihbarat örgütleri tarafından kurdurulup desteklenen terör örgütleri tarafından yürütüldü. Ülkelerin rejimlerini ve yönetimlerini değiştirmek için ayaklanmaların organize edildiği, darbelerin çıkartıldığı, devlet yöneticilerinin kaçırıldığı, doğal kaynaklarına el koymak için ülkelerin tehdit edildiği; varlık nedenleri barışı ve hukuku korumak olan uluslararası kuruluşların, iki yılı aşkın süre dünyanın gözleri önünde devam eden ve terörist İsrail'in Katil Başbakanı Netanyahu ve kabinesi tarafından gerçekleştirilen Gazze soykırımını görmezden gelecek kadar etkisiz hâle getirildiği yeni dünya düzeni karşısında; Büyük Birlik Partisi birliğimizin ve kardeşliğimizin kalesi olduğu gibi sizlerin gayreti ve milletimizin desteğiyle de olmaya devam edecektir. Büyük Birlik Partisi kurulduğu günden bugüne milletimizin inançlarının ve değerlerinin kalesi olmuştur ve yine Allah'ın inayetiyle olmaya devam edecektir.

DARBELERE KARŞI MİLLİ İRADE VE ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU

Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; partimizin kurulduğu, Türkiye Cumhuriyeti'nin en kritik günlerinden, dönemlerinden sayılabilecek 90'lı yıllarda ülkemizin yaşadığı zor günlerde ve bu zor günlerden geçerken milletin iradesini temsil etmesi gereken siyasetçilerin sessizliği tercih ettiği zamanlarda; milletimiz her zaman Büyük Birlik Partisi ve onun kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun korkusuz ve tereddütsüz sesini duydu. Neydi o ses? "Evet, ordu bizim göz bebeğimizdir, peygamber ocağıdır. Ancak, lakin namlusunu milletine döndürmüş tanka selam durmam" diyerek darbelere karşı asil ve kahraman bir duruş ortaya koymuştur. Öncelikle Şehit Liderimiz Muhsin Başkanımızı ve onunla birlikte şehadete yürüyen -aileleri de çocukları ve eşleri de şu anda aramızda bulunan- dönemin İl Başkanı Erhan Üstündağ kardeşimi, İl Başkan Yardımcımız Yüksel Yancı kardeşimi, Belediye Meclis Üyemiz Murat Çetinkaya kardeşimi ve muhabir İsmail Güneş kardeşimi bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun diyorum. Burada bulunan aile fertlerine de bir kez daha "hoş geldiniz, şeref verdiniz" diyorum.

VEFAT EDEN DAVA ARKADAŞLARIMIZA TAZİYE

Kıymetli kardeşlerim; yine bu vesileyle partimizin kuruluşundan bugüne hayatını kaybeden tüm dava arkadaşlarımıza da bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah diyorum. Biliyorsunuz, en son geçtiğimiz günlerde Sivas İl Başkanımız, partimizin Kurucular Kurulu Üyesi, üç dönem Kangal Belediye Başkanlığımızı yapmış olan Ahmet Polat ağabeyimizi geçirdiği ani bir kalp krizi sonucu kaybetmiştik. Bu vesileyle kendisini bir kez daha rahmetle ve minnetle yâd ediyorum. Mekânı cennet olsun, makamı âli olsun inşallah diyorum.

BORALTAN KÖPRÜSÜ KATLİAMI

Kıymetli kardeşlerim, tabii hastalarımız var. Partimizin yine Kurucular Kurulu Üyesi, Boraltan Faciası'nı gözleriyle görmüş, yaşamış, tarihe tanıklık etmiş ve bugün yaşı yüzün üzerinde değil mi Selim Bey? Yüz yedi yaşında olan Bekir Doğan amcamıza da ağabeyimize de Allah'tan şifa niyaz ediyorum. Bu vesileyle tüm hastalarımıza Cenab-ı Hak'tan şifa niyaz ediyorum. Rabb'im hastalarımıza şifa, dertlerimize deva, borçlarımıza eda nasip etsin inşallah diyorum.

TERÖR GÜNDEMİ

Kıymetli arkadaşlarım, birkaç cümleyle de gündemin ana başlıklarına değinmek istiyorum. Değerli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; hepimiz biliyoruz ki terörün hiçbir insani tarafı yoktur. Milletimiz çok uzun yıllar boyunca varlığına yönelen terör eylemlerine maruz kalmıştır ve terörün en acımasız, en iğrenç ve en korkunç örnekleri maalesef ülkemizde yaşanmıştır. Büyük bedeller ödeyerek terörle mücadele ettik ve elhamdülillah Türkiye Cumhuriyeti devleti; kahraman ordusu ve güvenlik güçlerinin de azim ve kararlılığıyla terör örgütlerine karşı her zaman galip gelmiştir. Bir terör örgütünün siyasallaşmaya çalışması ya da bir bölgeyi işgal etmesi terörü ya da terör örgütünü asla meşru kılmaz. İşlediği suçların yok sayılmasına gerekçe yapılamaz.

TERÖRLE MÜCADELEDE TAVİZSİZ DURUŞ SERGİLENDİ

Suriye'de, komşumuz Suriye'de elli yıldan fazla devam eden hukuk tanımayan mezhep temelli azınlık diktatörlüğünün yıkılma sürecinde doğan boşluktan faydalanarak PKK'ya devlet kurdurulmaya çalışılması; Suriye'nin yanında Türkiye ve bölgemiz için de büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Suriye'nin suni ve oluşturulmuş etnik farklılıklara göre parçalanıp etnik farklılıklar eksenli bir çatışmanın zemini hâle gelmesi ve devlet kurdurulmak istenen terör örgütünün Türkiye'yi hedef alan cinayetleri ve Türkiye'den toprak talep etmesi; PKK'nın Suriye kolunun bu dönemde İsrail'in kontrolüne girmesi, hukukun evrensel ilkelerinin ihlalinin yanında herkes için, bölge ve dünya barışı için büyük bir tehdit oluşturmaktaydı.

SURİYE’DEKİ TERÖR YAPILANMASINA BALYOZ İNDİ

Yeni kurulmuş Suriye yönetiminin sınırları zorlayan hoşgörü ve tahammülüne rağmen Türkiye'nin tüm uyarılarına karşı PKK'nın Suriye kolu SDG'nin anlaşmalara uymaması ve sivillere yönelik saldırılarının devam etmesi, Suriye hükümetinin SDG'ye yani PKK'ya müdahalesiyle sonuçlandı. DEM'liler kanlarının son damlasına kadar savunacaklarını söylediler. Biz de dedik ve bir kere de buradan ifade ediyoruz: Kim PKK, YPG, SDG'yi savunmak istiyorsa buyursun gitsin, kapı açık. Ama giderken geri dönmemek üzere gidecekler. Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu ve kimliklerini bırakıp gidecekler. Türkiye'de ise devletimizin, hükûmetin, Cumhur İttifakı'mızın kararlı duruşuna karşın; başta PKK uzantısı DEM sözcüleri olmak üzere maalesef ana muhalefetin grup başkanvekili DEM'lilerle yaptığı ortak basın toplantısında PKK ve SDG'ye yapılan operasyonlara karşı çıktı ve bunun Türkiye'ye bir yansıması olacağını söylediler.

Yani ne bu sözün açılımı? Ne? Türkiye'de eylem yaparız, Türkiye'yi karıştırırız, Türkiye'de terör ve tehdit hareketleri tekrar başlar gibi tehditkârvari cümleler kurdular. Ama sandılar ki dünkü düzen var. Artık dünkü düzen yok. Ya şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz silahlarınızı bırakırsınız ya da boynunuza devletin ilmiği ve balyozu kafanıza geçer. Bu kadar basit. Suriye'de de aynı şey geçerlidir. Sandılar ki burada bir devlet kuracağız; terör devleti. Ve maalesef bunu yaparken de hep Kürt kimliğini kullandılar. Kürt kardeşlerimizi kendi emperyal emellerine ve Siyonist emellerine alet etmeye kalktılar. Bir kere daha açık yüreklilikle haykırıyoruz: Kürtler bizim kardeşimiz, PKK ve terör örgütleri düşmanımızdır.

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ TEK VÜCUT OLDU

Kıymetli vatandaşlarım, bölgemizdeki denklemlerin ve seçeneklerin hiçbirinde terörün ve terör örgütünün yeri yoktur, olmamalıdır ve olmayacaktır. Türkiye'de terör örgütü tarafından kurdurulan; yönetimi, adayları, söylemleri ve politikaları terör örgütü tarafından belirlenen, yasaların boşluklarını kullanarak teröre alan sağlamaya çalışan sözde bir siyasi yapılanmanın varlığı esas olarak siyasetin değil; hukukun ve güvenlik kuruluşlarımızın meselesidir. Türk milleti tüm köken, inanç, düşünce ve farklılıklarıyla birlikte bir bütündür ve kardeştir. Kürt, Türkmen, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni biriz, beraberiz; hepimiz bir milletiz. O milletin ortak adı da Büyük Türk Milleti'dir. Evet, işte biz birliğin ve kardeşliğin muhafazası için mücadele edeceğiz ve birliğimizi, kardeşliğimizi koruyacak ve kimsenin bozmasına Allah'ın izniyle müsaade etmeyeceğiz.

TÜRK BAYRAĞINA UZANAN ELLER KIRILDI

Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlarım; geçtiğimiz hafta terör örgütü mensuplarının bayrağımızı hedef alan provokasyonlarına şahit olduk. Öncelikle Türk bayrağına saldırı; mensubu olduğumuz Türk milletine, milletimizin manevi çatısı olan Türkiye Cumhuriyeti'ne ve şehitlerimizin kanlarıyla koruduğumuz Türk vatanına düşmanlığın ifadesinden başka bir şey değildir. İşte burada Şehit Aileleri Vakfı'mızın genel başkanları var, şehit ailesi yakınlarımız var. Hepsini bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Onlar şehitlerimizin bize emanetidir. Aziz şehitlerimizi de rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Onlar devlet var olsun, ülke vatan bölünmesin, milletimiz yaşasın diye şehit oldular. Bu aziz vatanın aziz toprağını kanlarıyla suladılar. Onun için onların hatırasına saygısızlık hepimize karşı yapılmıştır ve elbette bunun cevabını verecek gücümüz de kudretimiz de vardır elhamdülillah.

Kıymetli kardeşlerim, bu tip saldırılar ilk defa gerçekleşmedi. Bunlar münferit bir hadise de değildir. Yarım yüzyıla yaklaşan yıllar boyunca Türkiye'yi parçalamak için kurdurulup beslenmiş hain ve kahpe terör örgütünün işlediği cinayetlerin yanı sıra; bazen doğrudan bazen uzantıları aracılığıyla milletimizi ve değerlerimizi hedef alan hakaretlerine maalesef bugüne kadar pek çok kez şahit olduk ve maruz kaldık. Kurdurdukları sözde partilerin kongrelerinde, toplantılarında Türk bayrakları yerlere atıldı. Kazandıkları belediyelerde ilk iş olarak gönderlerden Türk bayrakları indirildi.

VATAN HAİNLERİNE VATANDAŞLIK HAKKI TANINMADI

Bakın, hâlâ bazıları, bazı partiler diyor ki: "Kayyum uygulamasına son verilsin." Ne olacak? Adamlarda en ufak bir değişiklik var mı? Sizlerle beraber bütün Anadolu'yu geziyoruz. En son Adıyaman'daydık, Mardin'deydik, Urfa'daydık, Yüksekova'daydık. Orada soruyoruz, vatandaşa soruyoruz, yöneticilere soruyoruz. "Bu hainlerde bir geri adım atma var mı?" diyoruz; "Yok" diyorlar. "Aynen devam ediyor" diyorlar. Ne olacak? Kayyumu alsan versen yine aynısını yapacak. Yine Türk bayrağını asmayacak. Yine İstiklal Marşı'nı okumayacak. Çünkü değişiklik yok. Siyasi bölücülük maalesef tüm hızıyla devam ediyor. Terör örgütünün kurdurduğu sözde partilerin temsilcileri katıldıkları toplantılarda her dönemde ve her buldukları fırsatta İstiklal Marşı'mıza karşı saygısızlık yaptılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden defalarca milletimize, devletimize, tarihimize, inançlarımıza ve değerlerimize hakaret ettiler.

Kıymetli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; hiçbir devlet, ama hiçbir devlet varlığını, birliğini, bütünlüğünü hedef alan terör örgütlerine bu ölçüde bir müsamahayla davranmaz, davranamaz. Devletler suçla, suç örgütleriyle, ihanetle, hainlerle müzakere etmez; mücadele eder. Suçluları yakalar ve etkisiz hâle getirir. Yoksa devlet var olmaz. Milletimize, devletimize, vatanımıza düşmanlık edenler hiç tereddüt etmeden ve milletimizde hiçbir şüpheye yer bırakılmadan hak ettikleri muameleyi mutlaka ama mutlaka görmelidirler. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümünün; eğitim, sağlık, çalışma, mülk edinme başta olmak üzere vatandaşlık haklarından faydalanmaları engellenmelidir. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümü nereye bağlıysa oraya deport edilmelidir.

KÜLTÜR VE TARİH HIRSIZLARINA HADLERİ BİLDİRİLDİ

Kıymetli kardeşlerim; devletimizi, milletimizi, vatanımızı hedef alan cinayetlerin ve düşmanlığın sorumluları mutlaka cezalandırılmalı. Terör örgütüne destek sağlamak için kurdukları siyasi parti görünümlü yapılanmalar dâhil tüm organizasyonlar kapatılmalı ve varlıklarına el konulmalıdır. İlk günden beri dile getirdiğimiz gerçek budur ve bundan başka da bir gerçek yoktur. On binlerce evladımızın hayatını kaybetmesini, yüz binlerce ailenin hayatlarının mahvolmasını sağlayan milletimizin topyekûn yaşadığı acıların müsebbiplerine hak ettikleri hukukun işletilmesidir. Dünya var olduğu sürece biiznillah bu asil Müslüman Türk milleti var olacaktır. Dünya üzerinde Türk milletinin tek bir ferdi yaşadığı sürece Allah'ın inayetiyle ay yıldızlı al bayrağımız yere düşmeyecektir. Çünkü bu bayrak on asırdan fazla bir süre İlay-ı Kelimetullah yolunda İslam'a, Müslümanlara gölge olmuş ve sancaktarlık yapmıştır.

SAÇ ÖRGÜSÜ, DAĞDAKİ TERÖRİSTİN SÜSÜ DEĞİL…

Kıymetli dava arkadaşlarım; bugün sadece sınırlarımıza değil hafızamıza, tarihimize ve töremize saldıran bir arsızlıkla, bir yüzsüzlükle karşı karşıyayız. Sınırın ötesindeki YPG'li çapulcular ile Meclis'teki kravatlı uzantıları ağız birliği etmişçesine yeni bir propaganda başlatmışlar. Neymiş? Saç örgüsü üzerinden kendilerine bir efsane uydurmaya çalışıyorlar. Buradan o kültür fukaralarına, o tarih yoksullarına sesleniyorum: Siz kim, Türk'ün kadim töresi kim? Siz kim, binlerce yıllık devlet geleneğinin sembollerini ağzınıza almak kim? Ey hainler! Aynı zamanda ey hırsızlar! Bizi iyi dinleyin! O sizin propaganda malzemesi yapmaya çalıştığınız saç örgüsü; dağdaki teröristin süsü değil Mete Han'ın, Tomris Hatun'un rüzgârda savrulan yelesidir! O örgü; o örgü Sultan Alparslan'ın Malazgirt Ovası'na girerken miğferinin altına gizlediği, kefen niyetine ördüğü saçlarıdır. O örgü Göktürk hakanlarının, Selçuklu yiğitlerinin "Ölürsem saçım mezarımda kefenim olsun" diyen Türkmen beylerinin şeref nişanesidir.

SAÇI ÖRGÜLÜ SÜVARİLER

Tarih bilmez cahiller! Gidin Çin kaynaklarına bakın. Gidin Bizans kroniklerine bakın. Gidin Türkistan bozkırlarındaki savaşçıların mezarlarında dikili saç örgülü balballara bakın. Orada "saçı örgülü süvariler" diye titreyerek bahsettikleri siz değilsiniz; Asya'nın efendisi Türklerdir. Türk'ün börkünü taklit ettiniz, yutmadık. Türk'ün bayramı, Ergenekon'dan çıkış günü olan Nevruz'u çalmaya kalktınız; "Bizimdir" dediniz. O kirli ellerinizle ateşimizi kirletmeye çalıştınız, baharımızı kirletmeye çalıştınız, çaldırmadık. Şimdi de binlerce yıllık savaşçı geleneğimize, atalarımızın saç örgüsüne mi göz diktiniz? Haddinizi bileceksiniz! O saç örgüsü Bozkurt'un yelesidir; çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz. Bir kere daha söylüyorum: O saç örgüsü Bozkurt'un yelesidir; çakalın, sırtlanın oyuncağı olamaz. Kendi tarihiniz olmadığı için Türk'ün tarihini yağmalamaya çalışıyorsunuz. Kendi kültürünüz olmadığı için Türk'ün efsanelerine çöküyorsunuz. Buna da hiç utanmadan, çekinmeden öz kardeşimiz olan Müslüman Kürt kardeşlerimizi alet etmeye çalışıyorsunuz.

Ama Kürt kardeşlerimiz de artık bunların gerçek yüzünü gördü. Bunlar asla Kürtlerin temsilcisi değil. Zaten ana kademe kadrosuna bakın; yüzde 80'i Kürt de değil, Müslüman da değil. Marksist, sosyalist, ateist, deist bir yapı. Hâlâ 70'li yılların jargonuyla konuşuyorlarmış; efendim komünmüş, halkların kardeşliğiymiş gibi böyle saçma sapan birtakım ifadeler kullanmaya devam ediyorlar. Ya Rusya bile terk etti artık bu sosyalizm ağızlarını, Marksist ağızları. Bunlar hâlâ bunu devam ettiriyorlar. Onun için biz kardeşiz. Biz Allah'ın emriyle birbirimize bağlanmışız: "İnnemel mü'minûne ihvetun." Ancak ve muhakkak ki müminler kardeştir. Bizim için bunun üstünde bir emir yoktur. Bu salonda bulunan herkes için bundan daha büyük bir emir yoktur. Onun için biz kardeşiz, kardeşliğimizi bozdurmayız.

Evet, buradan Büyük Birlik'in 33. yılında bu hainlerin yüzüne bir kez daha haykırıyorum: Siz sadece bebek katili değilsiniz, siz sadece vatan haini değilsiniz; siz hem terörist hem de hırsızsınız! Tarih hırsızısınız, kültür hırsızısınız! Ama yağma yok! Alperenler burada! Canımızı veririz, kanımızı veririz ama ne bir çakıl taşımızı ne de bir tek saçımızın hatırasını size çiğnetmeyiz! O kirli ellerinizi tarihimizin üzerinden çekin diyoruz. Buyurun arkadaşlar.

GÜVENLİK KORUCULARI TERÖRLE MÜCADELEDE KAHRAMAN İLAN EDİLDİ

Kıymetli dava arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlarım; elbette ki terörsüz Türkiye istiyoruz ve şu anda zaten ülkemiz terörsüzdür elhamdülillah. İki bin on beş yılından sonra devletimizin, hükûmetimizin, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde başlattığı mücadeleyle kahraman ordumuz, kahraman güvenlik güçlerimiz, polisimiz, askerimiz, güvenlik korucularımız... Bakın şimdi bir de güvenlik korucularına takmışlar. "Güvenlik korucuları kaldırılsın" diyorlar; DEM Parti bunu açıkça söylüyor. Cumhuriyet Halk Partisi de ona eklemleniyor. Yine bazı partiler var onlara eklemlenen. Ya güvenlik korucuları; bizim Güneydoğu'da, Doğu'da devletin yanında duran, her şartta şehitler vermiş ailelerin, aşiretlerin mensuplarıdır. Dolayısıyla da onlar bizim şehitlerimizde; onlar da askerimiz gibi, polisimiz gibi bizim kahramanlarımızdır. Onlara asla vefasızlık yapamayız ve yaptırmayız. Kırk yıldır devletin yanında duran ailelerle, vatandaşlarımızla, güvenlik korucularımızla; kırk yıldır devlete kurşun sıkanları bir anda aynı kefeye koyamayız.

Kıymetli kardeşlerim; elbette şartsız, müzakeresiz, pazarlıksız silah bırakacakmış, bıraksın. Kendini feshedecekmiş, etsin. Ama bakın, bir yıldan fazla bir süre geçti; ne silah bırakıldı gerçek anlamda ne fesih oldu. O da yetmezmiş gibi Suriye'nin kuzeyinde Amerika'nın desteği, İsrail'in kışkırtmasıyla bir devlet kurma hayaline girdiler. Ama o hayallerinin içinin boş olduğunu şimdi anladılar. Elbette ki Türkiye Cumhuriyeti devleti buna müsaade etmez ve etmeyecektir. Ama Türkiye Cumhuriyeti devleti elbette şefkatlidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Elbette bugüne kadar terörle mücadelesini de hukuk çerçevesi içerisinde yapmıştır, bundan sonra da yapacaktır. Ama daha önce de bugün burada da yine sözlerimin başında ifade ettim: Ya silahlarını bırakıp kendilerini feshedip devlete teslim olurlar ya da devletin dediğim gibi gerçek yüzüyle de karşılaşırlar. Onun için devletimiz güçlüdür, askerimiz güçlüdür, ordumuz güçlüdür, polisimiz güçlüdür. Dolayısıyla nasıl bunları Türkiye'de yenmiş ve yok etmişsek Allah'ın izniyle Irak'ta da Suriye'de de dünyanın hangi noktasında olursa olsun bulup yok edecek gücü Türkiye Cumhuriyeti devletinin vardır. Herkes bunu böyle bilsin.

TÜRK AİLE YAPISININ KORUNMASI ANAYASAL GÜVENCEYE ALINDI

Değerli arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlarım; en çok muzdarip olduğumuz konuların başında maalesef aile yapımızın çürütülmeye çalışılması vardır. Aile toplumun temelidir. Aileyi korumak; milletimizi korumaktır, neslimizi korumaktır, geleceğimizi korumaktır. Evlilikleri, çocuk sahibi olmayı, kadınlarımızı desteklemeliyiz. Maalesef tüm verilere göre dünya üzerinde nüfusunu kaybetme tehlikesi yaşayan ilk 5 ülke arasındayız. Evlilikler azalıyor, boşanmalar artıyor, doğum oranları düşüyor; aile kurumunu ayakta tutmakta zorlanıyoruz. Bu konuyla ilgili yakın dönemde milletimizi ve devletten siyasete, sivil toplum kuruluşlarından basına karar alma noktasında olanları bilgilendirdik, uyarılarda bulunduk, teklifler sunduk. Bugün de önemine binaen birkaç cümle ile değinmek istiyorum.

Kıymetli vatandaşlarım; yaşadığımız problemlerin ekonomik, sosyal, kültürel ve farklı nedenleri elbette vardır. Tümünün farkındayız. Ama bu nedenlerin tümüyle baş etmek gibi bir sorumluluğumuz var. Çok tartışıldı ama teklifimizde ısrarcıyız. Evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı mutlaka desteklemeliyiz. Evlenen çiftlere faizsiz kredi kullandırılmalı; evlenen çiftlerin ev ve araç sahibi olmaları için vergi ve faiz indirimleri sağlanmalıdır. Üç çocuk sahibi olan aileler için ayrı ve özel bir destekleme programı hayata geçirilmelidir. Türkiye'de yeni bir anayasa konuşuluyor. Bakın, yeni anayasa konuşuluyor. Herkes kırmızı çizgilerini ortaya koyuyor. Buradan, Ankara'nın göbeğinden küresel odaklara ve onların yerli iş birlikçilerine sesleniyorum: Bizim de kırmızı çizgilerimiz var ve bellidir. Nedir? Devletin tekliğine, bayrağın alına, ay yıldızına, İstiklal Marşı'nın ruhuna kimseyi dokundurtturmayız; dilimize, kimliğimize uzanan elleri kırarız.

KADIN ÜNİVERSİTELERİ VE HASTANELERİ KURULMALI

Ama yetmez. Biz Büyük Birlik Partisi olarak yeni anayasaya çelikten bir madde, beşinci bir sütun daha çakmak istiyoruz. O da nedir? Türk ailesidir. Küresel emperyalizmin cinsiyetsiz toplum projesine, çocuklarımızın zihinlerini bulandıran LGBT+ dayatmalarına karşı anayasaya ailenin kutsallığı ve korunması maddesini değiştirilemez bir hüküm gibi kazmak zorundayız. Bize özgürlük masalı anlatmasınlar. Bir çocuğun fıtratını bozmak özgürlük değil, insanlık suçudur. Buradan açıkça ilan ediyorum: Nesli korumak, vatanı korumaktır. Vatanın sınırlarını ordumuzla, evin sınırlarını anayasamızla, aileyle korumalıyız. Ailemize, evlilik müessesemize, çocuklarımıza uzanan kirli ellere geçit vermemeliyiz. Özellikle ve öncelikle kadınlarımızı desteklemeliyiz. Çocuk sahibi kadınlarımız, çalışan kadınlarımız mesaiye 1 saat sonra başlamalı ve mesaileri 1 saat erken bitmelidir. Kadınlarımızın eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşmasındaki tüm engeller kaldırılmalıdır. Kadınlarımızı sosyal, psikolojik ve kültürel baskılardan korumak için bir alternatif olarak kadınlar için ayrıca kadın hastaneleri ve eğitim için kadın üniversiteleri kurulmasını bir zorunluluk olarak gördüğümüzü buradan ifade etmek istiyorum.

Biz bunu söyleyince "Efendim, siz şeriat mı istiyorsunuz? Siz laikliğe mi karşısınız?" Hayır. Hayırdan kastım şu: Biz evet şeriatın Kur'an olduğunu biliyoruz, İslam olduğunu biliyoruz, dinimiz olduğunu biliyoruz, Peygamber Efendimiz'in sünneti olduğunu biliyoruz. Onun için şeriata da laf ettirmeyiz. Ama mesele o değil. Mesele ne? Mesele şu kardeşim: Laiklik adı altında sen benim kardeşlerimin okumasını engelleyemezsin. Bunu bir dönem başörtüsü zorbalığıyla engellemeye çalıştılar. Bugün de kadın üniversitelerine karşı çıkarak engellemeye çalışıyorlar. Ya bir kesimin hassasiyeti varsa... Gerekirse sayısı çok da az olsun, önemli değil. Yeri geldiğinde ne diyorlar? "Laiklik azınlığı korur, azınlık haklarının savunucusudur." E burada da bir kesim var; diyor ki "Ben kadın üniversitesinde okumak istiyorum." Burada da bir kesim var; "Ben kadın hastanesinde tedavi olmak istiyorum" diyor. Peki ona gelince niye kapı kapanıyor? Niye kapı kapanıyor? Bu mu laiklik? Bu mu yani, laiklik bu mu? Bizim laiklikten anladığımız nedir? İki anlamı vardır. Ben hem ilahiyatçı hem felsefeci olarak söylüyorum: Bir, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. İki, kişilerin din ve vicdan hürriyetidir; ibadet hürriyeti, yaşama hürriyetidir. Sen benim hürriyetime ne hakla dokunuyorsun kardeşim? Ne hakla dokunuyorsun? Sen kimsin? Kendi hürriyetini sınırsızlaştırıyorsun ama benimkini terbiye etmeye çalışıyorsun. Buna asla müsaade etmeyiz. O devirler geride kaldı. O çamlar devrileli çok oldu. Onun için bu yeni Türkiye'de, Türkiye Yüzyılı'nda mutlaka ama mutlaka kadın üniversiteleri de kurulmalı, kadın hastaneleri de açılmalıdır. Bunu söylerken sanki bütün hastaneleri kastettiğimizi hayır. Hemen şurada ileride bir Bilkent Şehir Hastanesi var. 11 kule var, 11 büyük bina var. 1 tanesini kadın hastanesi yap kardeşim. İsteyen oraya gitsin, isteyen diğerine gitsin.

TERÖR SUÇLULARI VE ÇOCUK KATİLLERİ İÇİN İDAM REFERANDUMU ÖNERİSİ

Biz yine bu kapsamda kadınlarımıza yönelen şiddet konusunda sert ve radikal adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. Daha doğrusu şiddetin her türlüsüne karşı daha fazla caydırıcı tedbirler ve hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Sokak çeteleri diye bir şey ortada bırakılmamalıdır. Kökleri kazınmalı; yeni Ahmetler ve Atlaslar kaybedilmemelidir. Kadınlarımız ne kadar sağlıklı, ne kadar eğitimli, ne kadar güçlü olursa ailelerimiz ve milletimiz de inanıyoruz ki o denli güçlü olacaktır. Ve geliyoruz kanayan yaramıza: Adalet. Haberleri açmaya korkar olduk. Narin bedenler toprağa veriliyor. Kadınlarımız sokak ortasında katlediliyor. Mehmetçiğimize kurşun sıkan hainler hapishanelerde besleniyor. Milletin yüreği yanarken biz burada "Avrupa ne der?" yok "Amerika ne der?" diye mi düşüneceğiz? Artık yeter! Buradan parçası olduğumuz Cumhur İttifakı'na da, muhalefete de, Yüce Meclis'e de sesleniyorum: Milletin vicdanında idam çoktan onaylanmıştır. Gelin bundan kaçmayın. Gelin bu kararı milletimiz versin. Teklifimiz şudur: Terör suçları ve çocuk katilleri ve küçük yaşta çocuklarımızı kaçırıp tecavüz eden sapıklar için; Narin'in katilleri için, Sıla bebeğin katilleri için, Aybüke Yalçın öğretmenimizin katilleri için idam cezası referandumu yapılmasını öneriyoruz. Sandığı milletin önüne koyalım bakalım millet bebek katilleri için yaşam hakkı mı diyor yoksa ip mi istiyor, bunu hep birlikte görelim diyoruz.

Biz diyoruz ki adalet, mağdurun yüreğini soğutmaktır. Caniye merhamet, mazluma ihanettir. Biz bu ihanete ortak olmadık ve asla olmayacağız. O ip o sandıktan çıkacak ve Allah'ın izniyle gün gelecek adalet mutlaka ama mutlaka yerini bulacaktır. 33. yılımızda söz veriyoruz: Çocuklarımıza uzanan ellere idam ipini geçirmedikçe, emeklimizin sofrasına hakkı olan ekmeği koymadıkça bize rahat ve uyku haramdır. Biz Büyük Birlik'iz. Biz milletin vicdanıyız. Ailemizi küresel çetelere yedirtmeyeceğiz. Çocuk katillerini, teröristleri asla beslemeyeceğiz. Büyük Birlik Partisi sadece bir parti değil, Türk milletinin ta kendisidir. Güneş doğacak, adalet gelecek, milletin yüzü gülecek ve ne mutlu "Türk'üm" diyenler kazanacaktır. Bu vesileyle "ne mutlu davasına ve davası uğruna dik duranlara" diyorum. Selam onlara olsun diyorum. Selam kahraman Mehmetçiğimize, kahraman polisimize, kahraman güvenlik güçlerimize olsun diyorum.

31 MART YEREL SEÇİMLERİ VE BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN SANDIK BAŞARISI

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; elbette pek çok konu var ama vaktimiz sınırlı. Özellikle yerel yönetimlerle ilgili de birkaç cümle söylemek istiyorum. 31 Mart 2024 seçimlerini hep birlikte yaşadık. Büyük Birlik Partisi olarak bu seçimlerde milletimizin teveccühüyle 20 belediye kazandık. Tabii biz sadece dörtte bir yerde aday çıkardık. Cumhur İttifakı hassasiyetimiz ve iş birliğimizden dolayı büyükşehirler başta olmak üzere pek çok il ve diğer seçim çevrelerinde aday çıkarmadık. Ama bunu da biliyorsunuz, istismar ettiler. Biz sadece seçmen sayısının yüzde yirmisinde aday çıkarmışız; yüzde yüzü gibi bizi göstermeye çalıştılar. Sanki yüzde yüzünde aday çıkarmışız gibi oyumuzu öyle değerlendirmeye çalıştılar. Ama sonuca baktığınızda, neticede belediye seçimi; anketlerde bizden birkaç kat fazla gösterilen partiler iki bin nüfuslu bir belde dahi alamazken Büyük Birlik Partisi -biri büyükşehir resmi olmasa bile- coğrafi olarak Türkiye'nin en büyük şehirlerinden, İstanbul'dakileri de sayarsan İzmir'dekileri, Kayseri'dekileri nüfus olarak da Türkiye'nin aslında üçüncü büyük şehri Sivas'ı aldı. Sivas Belediye Başkanımız burada; Adem Uzun kardeşimiz, bir selam verin.

ANADOLU’NUN DÖRT BİR YANINDA KAZANAN KAHRAMAN BAŞKANLARIMIZ

Sakarya'da iki belediye aldık; iki büyükilçe belediyesi. Erenler Belediyesi; Şenol Dinç kardeşimiz. Hendek Belediyesi; Hendek'te ihanet ettiler, ihanetin hesabını sandıkta sorduk, tekrar aldık biliyorsunuz; İrfan Püsküllü kardeşimiz. Konya'da iki belediye: Bozkır Belediyesi; Nazif Karabulut. Evet, Nazif Başkan; Bozkır'da İstanbul'dakileri, Konya'dakileri sayarsan aslında Konya'nın en büyük ilçesidir, değil mi? Tabii Bozkır çok kadim bir ilçe. Ve Halkapınar Belediye Başkanımız Mehmet Bakkal; burada, o da kadim bir ilçemiz. Karadeniz'den Samsun Salıpazarı Belediyemiz; evet, Refahettin Karaca, Refahettin Başkan orada. Hatay Kumlu Belediyemiz; İbrahim Paç aramızda. Hatay'a ve depremi yaşamış tüm şehirlerimize, ilçelerimize de bu vesileyle bir kez daha "geçmiş olsun" diyorum. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle ve şükranla yâd ederken geride kalanlara da Cenab-ı Hak'tan sağlık niyaz ediyorum. En son Cumhurbaşkanımızla birlikte biliyorsunuz Hatay'da 155 bininci konutun teslim törenine biz de katıldık; Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Çevre Bakanımızın davetiyle. Bu 3 yıl gibi kısa bir sürede ortaya konan bu başarıdan dolayı da ben devletimizi, hükümetimizi, Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere Çevre Bakanımızı ve ilgili tüm bakanlarımızı, kurum ve kuruluşlarımızı tebrik ediyorum.

Erzurum Uzundere Belediyemiz; Belediye Başkanımız Muhammet Salih Özsoy kardeşimiz. Eskişehir Günyüzü; benim de ilçem biliyorsunuz, Belediye Başkanımız Hidayet Özmen kardeşimiz. Elazığ'ın en büyük ilçesi Kovancılar Belediye Başkanımız Vahap Gök kardeşimiz; burada kendisi. Sivas'ın en büyük ilçesi ama aynı zamanda bizim için manevi bir değeri de var; Şehit Liderimiz Muhsin Başkanımızın ilçesi Şarkışla Belediye Başkanımız Kasım Gültekin. Yine Kırşehir'in en büyük ilçesi Mucur Belediye Başkanımız; evet, Ali Şahin. Erzincan, yine Erzincan'ın en büyük ilçesi Refahiye Belediye Başkanımız Fatih Kök kardeşimiz. Şırnak Güçlükonak Belediyemiz; Belediye Başkanımız Selahattin Aktağ kardeşimiz. Bazen diyorlar ya "Şırnak'tan nasıl belediye aldınız?" diye; ya biz Türkiye partisiyiz, Türk milletinin partisiyiz; Kürt’üyle, Türk’üyle biriz. Bir dahaki seçime inşallah Hakkâri'den de alacağız, Kars'tan da alacağız, İzmir'den de alacağız; hepsinden alacağız. Yine Elazığ'ın en büyük beldesi Yazıkonak Belediyesi; Hatif Çadırcı kardeşimiz, başkanımız. Aksaray Demirci beldemiz; Ramazan Bozdağ kardeşimiz. Ramazan'ın şöyle bir özelliği var: Demirci'nin üç bin seçmeni var. Büyük Birlik Partisi'nin üyesi kaç? Bin beş yüz. Yani her iki kişiden birisi Demirci'de Büyük Birlik Partisi'nin üyesidir. Şimdi bütün belediye başkanlarımıza da örnek olsun, onu söylüyorum; bütün teşkilatlara da örnek olsun. Yani her belediyede seçmenin yarısını üye yaptığımızda iş bitti demektir. Onun için Ramazan'ı tebrik ediyorum, ödül de vereceğiz ona. Ve Kırşehir'in yine en büyük beldesi Özbağ Belediyesi; İsmail Çanakçı kardeşim. Yani Kırşehir'in girişi de bizde, çıkışı da bizde. Mustafa Başkan, sen Kayserilisin; gidip gelirken görüyorsun. Ve Yozgat; biliyorsunuz Yozgat yiğidin harman olduğu yerdir ve orada iki belediyemiz var: Yeniyer ve Güzelyurt. Güzelyurt Belediye Başkanımız aynı zamanda eski Çorum İl Başkanımız Şakir Yıldırım kardeşimiz; Yeniyer Belediye Başkanımız Hacı Bekir Bölükbaşı.

BELEDİYELERİMİZDE DÜRÜSTLÜK VE MALİ DİSİPLİN DÖNEMİ BAŞLADI

Ben belediye başkanlarımızı hem tebrik ediyorum hem teşekkür ediyorum. Neden? Gerçekten kazandılar, onun için tebrik ediyorum bir kere daha, alkışlıyorum. İki; bu sekiz aylık dönem içerisinde inanılmaz bir başarı gösterdiler. Her anlamda; hem hizmet anlamında, altyapı, üstyapı, sosyal belediyecilik hem de dürüst, temiz bir belediyecilik adaletiyle. Bakın, her gün televizyonlarda ne izliyoruz? Belediyelerin yolsuzluklarını izliyoruz değil mi? Nasıl götürmüşler; götürmüşler de götürmüşler, götürmüşler de götürmüşler... Bunları izliyoruz. Ama elhamdülillah, bu yirmi belediyemizden bugüne kadar bu anlamda tek bir şikâyet, dilekçe ya da böyle bir konuşma gelmedi. Onun için belediye başkanlarımızla gurur duyuyorum, hepsini tebrik ediyorum. Artı; çoğu belediye borçlu biliyorsunuz şu anda ve biz de belediyelerimizin önemli kısmını borçla devraldık. Ama belediye başkanlarımız bunları gerçekten yönettiler. Ama yönetirken biz de onlara her türlü desteği verdik. Bu destekler nereden alınıyor? Elbette ki yine Cumhurbaşkanımızın riyasetinde bakanlıklarımızdan, ilgili kuruluşlarımızdan, Belediyeler Birliğinden. Ama bütün bunları alıp da, hatta daha fazlasını alıp da belediyeleri borç batağı içinde bırakanlar da var. İşte en son Maliye Bakanlığı açıkladı; Sivas Belediyemiz bütçe dengesi olarak yüzde yüz on beş fazla vermiş; yüzde yüz on beş! Ve diğer belediyelerimiz; bütün rakamlar elimde, şimdi bunları okumak istemiyorum ama bu anlamda da büyük bir örnek gösteriyorlar.

SİVAS BELEDİYESİ SU TASARRUFUYLA TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLDU

Mesela Türkiye'de şu anda en önemli problemlerden birisi su problemidir. Pek çok belediyede, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere sorunlar var; işte Uşak'ı gördük, yağmur yağmasa susuzluktan gitmişti yani. İstanbul da aynı şekilde. Cenab-ı Hak yine bu milletin yüzüne bakıyor. Niye? Hâlâ çünkü duası kabul olanlar var, elhamdülillah; Allah eksiltmesin. Ama biz bir taraftan dua ederken bir tarafta da Sivas örneğinde olduğu gibi su konusunda gerekli yatırımlara hız verdik. SCADA sistemi diye Türkiye'de ilk defa bir sistem Sivas Belediyesi tarafından uygulandı ve büyük oranda tasarruf sağlandı. Ve yine diğer alanlarda hem tasarruf edildi hem bütçe dengelendi, borçlar eritildi ama aynı zamanda da hizmetler en yüksek düzeyde verildi ve verilmeye devam ediliyor. İnşallah bundan sonraki dönemde Büyük Birlik Partisi belediyeleri, bugünkünden daha başarılı bir şekilde bulundukları illerde, ilçelerde ve beldelerde bir yönetim ortaya koyacaklardır. Kendilerini bir kere daha tebrik ediyorum ve başarılarıyla şahsım ve camiam olarak da gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ: 33 YILLIK BİR MİLLÎ HAREKETİN ADI

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; tabii burada partimizin genel merkezinden başlayarak yerel yönetimler başkanlığımız, sorumlu genel başkan yardımcımız, diğer genel başkan yardımcılarımız, ilgili görevli arkadaşlarımızın ve belediye başkanlarımızın yanında belediye yöneticilerimizin, meclis üyelerimizin, il, ilçe ve belde teşkilatlarımızın da hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Tam bir uyum içerisinde bu çalışmaları sürdürüyorlar. İnşallah bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik içerisinde bu çalışmaları sürdüreceğiz. Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlarım; Büyük Birlik sadece bir siyasi parti değildir. Biz sadece seçimlere girip çıkmak için kurulmuş bir siyasi parti değiliz; biz bir siyasi hareketiz. Fikri, ideolojisi, kadrosu ve misyonu olan bir siyasi hareketiz. Onun için bu hareket, tüm yokluğa rağmen otuz üç yıldır Hazine yardımı almadan yoluna sizlerin desteğiyle, maddi ve manevi çabasıyla güçlü bir şekilde devam etmektedir. Onun için Büyük Birlik hareketi, Hakk’a adanmış bir millet sevdasıdır. Biz bir taraftan halka hizmet derken öbür taraftan da Hakk’a adandığımızın ve Hakk’ın bizi gözettiğinin, gözlediğinin farkındayız ve idrakindeyiz.

BALKANLAR’DAN KERKÜK’E GÖNÜL COĞRAFYAMIZDA VARIZ

Biz sıradan bir siyasi parti değiliz, sadece siyasi faaliyet sürdürmüyoruz. Bir yanda inançlarımızın ve milletimizin binlerce yıldır süren hür ve bağımsız olarak var olma mücadelesini verirken aynı zamanda Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun emanetlerinin sorumluluğunu taşıyoruz. Biz geçtiğimiz ramazan ayında Balkanlar'da dört ülkede iftar verdik kendi imkânlarımızla; Batı Trakya'da, Kosova Prizren'de ve iki Sancak bölgesinde. Türkiye'den belki Sancak bölgelerine çoğu siyasi gitmemiştir bile; bırakın genel başkanı, temsilcisi bile gitmemiştir. Rožaje’yi bilmezler bile, belki Yenipazar'ın adını sadece televizyonlardan duymuşlardır. Ama biz her daim oralardayız; Kerkük'te de verdik. Çünkü Kerkük bir Türk yurdudur ve dünya var oldukça da Türk yurdu olarak var olmaya devam edecek; tıpkı Doğu Türkistan gibi, tıpkı Kırım gibi, tıpkı Batı Trakya gibi.

MAZLUMLARIN SESİ VE TÜRK DÜNYASININ SARSILMAZ KALESİYİZ

Kıymetli kardeşlerim; Azerbaycan'daydık geçen ay, geniş bir parti heyetiyle gittik. Yani biz İslam'ın, Müslüman'ın, Türk'ün, Türklüğün ve dahi mazlumun olduğu her yerdeyiz ve her yerde var olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu hareket; Türk'ün ve Müslüman'ın sesi soluğu olduğu kadar, mazlumun da sesi ve soluğu olma iddiasında olan bir harekettir. Ayaktayız ve her gün güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Tüm dava arkadaşlarımla başarıya doğru, önümüzdeki tüm engelleri yıkarak ilerleyeceğimizden hiçbirinizin şüphesi olmasın. Doğruluktan, ahlaktan, şehidimizin emanetinin bize yüklediği manevi sorumluluktan hiç ayrılmadık ve bundan sonra da Allah'ın izni ve inayetiyle ayrılmayacağız. Cenab-ı Hak yar ve yardımcımız olsun. Cenab-ı Hak birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Ülkemizin birliğine, bütünlüğüne, kardeşliğine uzanan ellere de fırsat vermesin inşallah diyorum.

Kıymetli kardeşlerim; bu duygu ve düşüncelerle sizleri, kıymetli misafirlerimizi, kıymetli vatandaşlarımızı, değerli basın mensuplarımızı bir kez daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor; partimizin kuruluşunun otuz üçüncü yılının hem bizlere hem camiamıza hem Türk milletine ve tüm İslam, Türk-İslam âlemine hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Yaşasın Büyük Birlik Partisi, yaşasın Türkiye, yaşasın Türk milleti diyorum!

CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN TELGRAFI

Büyük Birlik Partimizin 33. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na yüzlerce telgraf da ulaştı. Telgraflar arasında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı salonda okundu. Telgrafında Sayın Cumhurbaşkanımız şu mesajı verdi:

“Nazik davetinizden dolayı teşekkür ediyor, Büyük Birlik Partisi'nin kuruluşunun 33. yıl dönümünü gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle Büyük Birlik Partisi'nin Kurucu Genel Başkanı, kıymetli siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu'nu bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Bin yıl önce bu toprakları fetheden ecdadımız hangi hassasiyetleri gözettiyse bugün de milletçe aynı istikamette yürüyor, bölgemizde yaşanan çalkantılara rağmen büyük ve güçlü Türkiye hedefimize doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Söz konusu Türkiye olduğunda tüm farklılıklarımızı bir yana bırakıp 86 milyon tek yürek, tek bilek olacağımıza; inşallah 21. asra mührümüzü vuracağımıza; şanlı bayrağımızın dünyanın dört bir yanında gururla dalgalanması için canla başla çalışacağımıza yürekten inanıyorum. Bu düşüncelerle partinizin 33. kuruluş yıl dönümünü tekrar tebrik ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

AHMET YELİS: PUSULAMIZ DEVLET, DERDİMİZ MİLLET

Programın açış konuşmasını Genel Sekreterimiz Sayın Ahmet Yelis gerçekleştirdi.

Sayın Ahmet Yelis, şunları söyledi:

Saygıdeğer Genel Başkanım, kıymetli hanımefendi, değerli dava arkadaşlarım, değerli Alperenler, sayın belediye başkanlarımız, siyasi partilerimizin ve sivil toplum kuruluşlarımızın sayın temsilcileri, basınımızın güzide mensupları, muhterem hanımefendiler, muhterem beyefendiler; 33. kuruluş yıl dönümü programımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Hepinizi şahsım ve teşkilatımız adına en derin saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlarım. Kıymetli misafirlerimiz; Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun başlattığı kutlu yürüyüşümüz, Hakk'a adanmış bir millet sevdası şuuruyla yoluna aynı kararlılıkla ve çizgide devam etmektedir. Türkiye'de birliğin ve kardeşliğin kalesi Büyük Birlik Partimiz 33 yaşında. Milletimize 33 yıldır hizmet etmiş olmanın verdiği gurur ve mutluluğu yaşıyoruz. Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun başlattığı bu kutlu yürüyüş; pusulamız devlet, derdimiz millet anlayışıyla Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici ile aynı kararlılık ve çizgide hiç sarsılmadan devam etmektedir.

SİYASETİN YÜZ AKI VE GELECEK VİZYONU

Değerli misafirlerimiz; Büyük Birlik Partisi, kuruluşundan bugüne siyasetin yüz akı, milletin umudu, her türlü yanlışın, zulmün ve haksızlığın karşısında yüreklerin gür sesi olmuştur. Bizler heyecanımızı ve mücadele şevkimizi ilk günkü kadar taze tutarken yolculuğumuz esnasında edindiğimiz deneyimlerle sağlam adımlarla geleceğe yürüme azmindeyiz. Siyasetteki çağrımızın esası; milletçe üzerine titrediğimiz inanç, değer ve ilkelerin kılavuzluğunda ülkemizin layık olduğu büyük ve öncü Türkiye'nin inşası için gönül seferberliğine davettir. Büyük Birlik Partisi; atalarından özgür, müstakil ve temiz bir vatan teslim aldığının, torunlarına da aynı şekilde özgür, müstakil ve temiz bir şekilde teslim etmeye mecbur olduğunun şuurunda olanların hareketidir. Rahmetli Şehit Liderimiz, bu duygu ve inançla Büyük Birlik Partisi'ni 29 Ocak 1993 yılında dava arkadaşlarıyla kurdu. Bugün Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici Beyefendi, aldığı bayrağı yol arkadaşlarıyla zirveye çıkarma mücadelesi vermektedir. Yolumuz kutlu olsun.

Muhterem hazirun; bu vesileyle ahirete intikal eden tüm dava arkadaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere, yeni ahirete yolcu ettiğimiz Sivas İl Başkanımız Ahmet Polat Beyefendi dâhil tüm arkadaşlarımızın, tüm şehitlerimizin mekânı cennet olsun. Allah rahmet eylesin. Hepinize tekrar "hoş geldiniz" diyor; en derin saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum.

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, konuşmaların ardından belediye başkanlarımıza günün anısına plaket takdim etti. Plaket takdiminden sonra İstişare Toplantısına geçildi.

Galeri