Suriye heyetimizin yerinde araştırma, izlenim ve temasların da yer aldığı kapsamlı rapor üzerine düzenlediğimiz basın toplantısında Genel Başkan Yardımcımız Sayın Türker Yörükçüoğlu şu bilgilendirmelerde bulundu:
Kıymetli basın mensupları, çok değerli izleyiciler ve bizleri ekranları başından izleyen çok değerli yüce Türk milletinin mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyoruz. Büyük Birlik Partisi heyeti olarak 20-22 Ocak 2026 tarihlerinde Şam ziyaretimizi gerçekleştirdik ve bu ziyaretimizle ilgili izlenimlerimizi, temaslarımızdan elde ettiğimiz değerlendirmeleri Türk kamuoyuyla paylaşmak üzere bir basın toplantısı düzenliyoruz. Hepinizi peşinen saygıyla selamlıyoruz. Heyetimiz; Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı bendeniz Türker Yörükçüoğlu ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Profesör Doktor Emin Selim'den oluşan bir ekiple üç günlük çok değerli, çok verimli bir Şam ziyareti gerçekleştirdik. Bu ziyaretimiz çerçevesinde yerinde tespitlerimizi yaptık, değerlendirmelerimizi gerçekleştirdik ve Şam'ın, Suriye'nin içinden geçtiği bu kritik dönemi yerinde müşahede ettik. Büyük Birlik Partisi olarak Türkiye-Şam ilişkilerine son derece dikkatli ve son derece önemli bir şekilde yaklaşıyoruz. Bu, bizim Şam'a ilk gidişimiz değildir.
SURİYE'DEKİ TARİHİ DÖNÜŞÜM VE İLK İZLENİMLER
Malumunuz Suriye'deki devrimin üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Zalim Esad bundan yaklaşık bir yıl önce devrildi ve yurt dışına kaçtı. O dönemde, daha devrimin ilk günlerinde Profesör Doktor Emin Selim Başkanımız liderliğinde bir heyet yine Şam'a gitmişti. O günlerde Suriye'de ne bir devlet vardı ne de bir kurumsal otorite vardı. Karayoluyla Şam'a gidilmiş; orada ilk günlerdeki izlenimler ve Türkiye'nin atması gereken adımlara dair yerinde tespitler yapılmıştı. Bu tespitler başta Dışişleri Bakanlığımız olmakla birlikte bütün hükümet yetkililerimizle, ilgililerle paylaşılmıştı. Yine 20-22 Ocak tarihinde de benzer bir önem ve ehemmiyetle Suriye'ye ziyaretimiz gerçekleşmiş; burada gerekli temaslar yapılarak Şam'da çok değerli yetkililerle, kamu otoriteleriyle, kanaat önderleriyle Suriye üzerine ve özellikle Suriye Türkmenleri üzerine temaslarda bulunduk. Heyetimiz kapsamında, ziyaretimiz çerçevesinde aşağıda şimdi açıklayacağım yetkililerle, kurum ve muhataplarımızla üst düzey görüşmeler gerçekleştirilmiştir.
DİPLOMATİK GÖRÜŞMELER VE TÜRKMEN DOSYASI
Başta Suriye yönetimindeki yetkililerle siyaset, diplomasi ve bürokrasi çevreleri ile kanaat önderleriyle ikili ve çoklu temaslar gerçekleştirdik. Suriyeli Türkmen yöneticiler ve kanaat önderleriyle Suriye Türkmenleri üzerine uzun uzun değerlendirmeler yaptık. Suriye Afet ve Acil Yönetimi Bakanlığı, Suriye Savunma Bakanlığı yetkilileri, Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği, Şam Büyükelçimiz ve büyükelçilik bünyesindeki ataşeliklerimizle, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) temsilciliği ve Türk Kızılayı koordinatörlüğüyle; Suriye'nin üniversiteleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla son derece verimli temaslarda bulunduk. Başta Türkmen kardeşlerimiz olmak üzere Suriye'nin tamamını ilgilendiren noktalarda hiç ayrım yapmaksızın bölgeye eşit ve kardeşçe bir duyguyla yaklaştık. Bizce sonuçları son derece yerli olan ve bundan sonraki politikalarımıza da yön verecek olan tespitlerimizi yaptık ve bunları şimdi kamuoyumuzla paylaşıyoruz. Ziyaretimiz kapsamında sadece kamu kurum ve kuruluşlarıyla, yetkililerle ve kanaat önderleriyle görüşmekle yetinmedik; Şam'ın sokaklarını da gezdik.
ŞAM SOKAKLARINDAKİ SOSYAL VE PSİKOLOJİK DURUM
Emevi Camii, Hamidiye Çarşısı, Türkmen mahalleleri ve geri kalan diğer Arap mahalleleri; yani Şam'ın ve Suriye'nin tamamını, yekûnunu kapsayan, hepsine ortak bir gözle bakan bir dostluk elçisi olarak, bir dostluk heyeti olarak temaslarımızı gerçekleştirdik. Şimdi temaslarımız çerçevesinde edindiğimiz Suriye'ye dair genel durumu bahsedeceğim. Suriye'de altmış yıllık baskıcı Baas rejimi sona ermiş ve bu durum halk nezdinde çok ciddi bir rahatlamaya sebep olmuştur. Suriye'ye gitmeden oradaki baskıcı rejimin nasıl bir şey olduğunu tarif etmek son derece güçtür. Öyle bir korku iklimi hâkim olmuş ki aradan bir yıl geçmesine rağmen hâlâ insanların gözünde o korkuyu müşahede etmek gerçekten son derece üzücü bir şeydi. Özellikle bunu görmek, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısının ne kadar değerli olduğunu heyet üyelerimizin bir kez daha müşahede etmesine vesile olmuştur. Ambargoların kalkması halkta ekonomik ve sosyal iyileşmeye dair güçlü beklentilerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. SDG'nin de geriletilmesiyle birlikte on beş yıllık savaş bugün büyük ölçüde geride kalmış görünmektedir.
YENİ SURİYE HÜKÜMETİNİN ÖNÜNDEKİ ZORLUKLAR
Suriye hükümeti yetkililerinde ve halkta beklentiler her ne kadar yüksek olsa da topyekûn bir iyileşme için Suriye'nin çok fazla zamana ihtiyacı vardır. Yeni Suriye hükümeti için şartlar bugün elverişli görünse de Suriye'de ekonomik ve sosyal çöküntü durumu, bugün elverişli olarak görülen şartları bir anda tersine çevirebilir. Yeni yönetimin önünde çok büyük zorluklar bulunmaktadır. Ülkenin ve siyasetin altyapısı son derece zayıftır. Unutulmamalıdır ki Esad'ın son dönemlerinde de işler iyi gidiyor, "Esad kalıcı mı acaba?" sorularının sorulduğu, böyle bir kanaatin oluştuğu zamanlarda bir anda Esad rejimi çöküp yok olmuştur. Yine aynı şekilde ABD'nin ve İsrail'in desteğiyle Şam'a dahi kafa tutmaya cesaret bulacak kadar kendini mukavim ve güçlü hisseden SDG, kısa süre içerisinde yerle bir olmuş ve bugün küçücük alanlarda o terör yapılanmalarıyla tutunmaya çalışmaktadır. İnşallah onlar da kısa zaman içerisinde tasfiye edilecek ve Suriye'nin tam bütünlüğü ile üniter yapısı tam bir şekilde tesis edilecektir. Heyet olarak şunu müşahede ettik: Şam yönetimi son derece dikkatli olmak zorundadır.
TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME VE SİYASİ KAPSAYICILIK
Suriye'nin tamamına hitap eden, ülkedeki tüm grupların merkezi yönetime aidiyet duygusunu, bağlılık duygusunu artıracak, tam bir vatandaşlık duygusunu pekiştirecek kapsayıcı politikalar uygulamalıdır. Daha önceki rejimin hatalarından ders çıkarılmalıdır. Yeni yönetim ülkenin altyapısını ve üstyapısını iyileştirmesi konusunda da hızlı hareket etmelidir. Zira halkın şimdilik verdiği kredi, bütün halklarda ve bütün milletlerde olduğu gibi sınırsız ve sonsuz değildir. Siyonist ve emperyalist mihrakların, olası imkân buldukları ortamlarda nasıl kışkırtmalar yapacağını ve bu kredileri nasıl bir anda tükettireceğini geçmiş tecrübelerimizden bütün coğrafyada biliyoruz. Bir anda süreçler bambaşka bir şekle, muhtevaya evrilebilir bu mihraklar tarafından. Türkiye'nin dostluk ve kardeşlik temelli siyaseti, Suriye'nin bugünlere gelmesinde çok önemli rol oynamıştır. Aynı şekilde tecrübesiz Şam yönetimi tarafından bundan sonraki süreçlerde de Türkiye'nin erdemli kılavuzluğuna duyulan ihtiyaç, yetkililerle yaptığımız tüm görüşmelerde tekrar tekrar tarafımıza, heyetimize dile getirilmiştir.
ALTYAPI ÇÖKÜNTÜSÜ VE EKONOMİK KAYNAK SIKINTISI
Suriye'nin mevcut devlet yapısı ve ekonomik durumu; Suriye hükümetinin altyapı, eğitim, asayiş, sağlık ve diğer kurumları oluşturma gibi önünde çok ciddi zorlukları bulunmaktadır. On beş yıllık iç savaş ve parçalı yapı, Suriye halkının ekonomik ve psikolojik açılardan tükenmesine sebep olmuştur. Altyapı ve üstyapılar son derece köhne haldedir. Şunları gördük: Ülke adeta buzdolabının derin dondurucusuna konulmuş halde. Yapılar elli, altmış, yetmiş yıllık; son derece eski. Ve oğul Esad ülkenin sadece vergilerini ve kaynaklarını sömürmüş, ülkeye deyim yerindeyse bir çivi bile çakmamıştır. Aynı şekilde iç savaştan dolayı ülkenin mahalleleri, binaları, altyapıları, üstyapıları harap olmuş haldedir. Zalim Esad sadece mücadele etmekle kalmamış; havadan ve yerden mahalleleri topa tutarak, bombalayarak yerle bir etmiştir. Bunları orada tekrar müşahede etmek heyetimizin üyelerini gerçekten üzmüştür. Yeni yönetimin bugüne kadar gümrük ve vergi gelirleri dışında hiçbir geliri olmamıştır. Bu yüzden bu bir yıllık süreçte geçen yılki ziyaretimizle bu yılki ziyaretimizi kıyasladığımızda çok bir farklılık olmadığını görüyoruz.
CEZİRE BÖLGESİ VE MÜLTECİLERİN DURUMU
Çünkü çok ciddi kaynak sıkıntıları vardı, bugün de aynı sıkıntıları var. SDG'nin kontrol ettiği bölgeler ülkenin zengin yeraltı kaynaklarına ve tarım topraklarına sahip olan bölgelerdi. Cezire bölgesinin bugün merkezi yönetime katılmış olması, ülkenin bayındırlık ve kalkınması bakımından yeni kaynaklara kavuşacağı anlamına gelmektedir. Bu da hem Suriye hükümeti hem de halkı için son derece umut verici bir gelişmedir. Ülkede iyileşecek bir ortamın olması, ekonomik ve sosyal hayatın hızla düzeleceğine dair umutlar, mülteciler açısından da son derece olumlu bir atmosferi ürettiği tarafımızca görülmüştür. Bu durum orta vadede başta Türkiye olmak üzere yurt dışına çıkmak zorunda kalan mültecilerin geri dönmesi için elverişli bir ortamı üretecektir. Suriye'nin mevcut toprak bütünlüğü; SDG'nin elinde ve Süveyda'daki Dürzilerin elinde bulunan bir iki küçük parça dışında tamamlanmıştır. Şam hükümeti ülkenin tamamına hâkim durumdadır. Ancak ne yazık ki bugün Suriye'de işsizlik son derece yüksek oranlardadır.
HAYAT PAHALILIĞI VE TEMEL İHTİYAÇLARDAKİ AKSAKLIKLAR
Gelire kıyasla hayatın çok pahalı olması halkın günlük yaşamını olumsuz etkilemektedir. Hanelerin aylık gelirleri iki yüz, üç yüz, dört yüz dolarlarla tanımlanmaktadır ki oraya gittiğimizde şunu gördük: Fiyatlar neredeyse Türkiye'ye yakın ama gelir üçte birimizden, dörtte birimizdekinden bile daha az bir durumdadır ki bu durum Suriye halkını çok zorlamaktadır. Diğer yandan ülkede çok ciddi elektrik ve su sıkıntısı bulunmaktadır. Bizim olduğumuz günde de bazı yerlerde günün tamamında, yirmi dört saatin hiçbirinde elektriğin gelmediği; başkent Şam'da dahi günde altı sekiz saat arası elektrik verildiği, suyun günlerce kesik olduğu zamanlar yaşanmıştır. Bugün Suriye'de sokaklarda toplumsal bir gerginliğin olmadığını müşahede ettik. İnsanlar sokak, çarşı, pazar ve diğer kamusal alanlarda rahatlık ve güven içerisinde hareket etmektedir. Bugün Türkiye'den Suriye'ye yaklaşık 600 bin mülteci geri dönmüş durumdadır. Heyet olarak müşahede ettik ki Suriye hükümetinin yetkililerinin en önemli gündem maddelerinden biri mültecileri geri döndürmektir.
İNSAN KAYNAĞI SORUNU VE GERİ DÖNÜŞ TEREDDÜTLERİ
Çünkü çok ciddi bir insan kaynakları sorunları, sıkıntıları var. Ülkenin özellikle en üretken, en iyi yetişmiş kitlelerinin yurt dışına çıkmış olması Suriye'de çok ciddi iktisadi ve siyasi hamlelerin yapılmasının önünde engel teşkil etmektedir ki bunu heyetimize defalarca dile getirmişlerdir. Mevcut ekonomik zorluklar, iç savaştan dolayı Suriye'nin yerle bir olmuş olması kısa vadede mültecilerin geri dönmesinin önünde çok ciddi bir handikaptır. Müşahede ettik ki mülteciler Türkiye'de veya dışarıda eğer düzenlerini kurdularsa, orada rızıklarını kazanabiliyorlarsa kısa vadede bu tarumar olmuş, ekonomisi bozulmuş, siyaseti daha oturmamış ülkeye gelmekte tereddüt edeceklerdir. Bunun için zamana ihtiyaç vardır. Fakat Suriye'deki şartlar biraz düzeldiğinde şunu kesin olarak kanaat getirdik ki mülteciler ülkelerine dönmeyi tercih edeceklerdir. Ülkemizin Suriye'deki durumu heyetimizi son derece memnun etmiştir. Tablo Türkiye için son derece memnuniyet vericidir.
STRATEJİK AVANTAJLAR VE TÜRKİYE’NİN DOSTANE TUTUMU
Suriye idarecilerinin bugüne kadar, özellikle bazı dönemlerinde Türkiye karşıtı ve Türk karşıtlığı şeklinde ürettiği bu düşmanca tavır zemin kaybetmiş ve şartların daha iyileştirileceği bir dönemin ortamı oluşmuştur. Bu zemin uzun yıllardır güney sınırlarında çok ciddi sıkıntılar çeken ülkemiz için çok önemli bir avantajdır. Türkiye'nin verdiği desteklerin Suriye halkında Türkiye'ye dair çok olumlu bir muhabbete vesile olduğunu; gezdiğimiz, temas içinde bulunduğumuz halkın içerisinde, mahallelerde, sokaklarda, çarşılarda gördüğümüz her yerde müşahede etmek biz Türk milliyetçilerini, Büyük Birlik Partisi yetkililerini son derece memnun etmiştir. Bölgenin SDG'den temizlenmesi, İsrail'in Arz-ı Mevud hayaline büyük bir darbe vurmuştur. Bu da bizim açımızdan son derece değerli bir sonuçtur. Ülkemizin milli güvenliği açısından elverişli bir ortam oluşmuştur. Suriye'de Nusayri klanı ve Esad ailesi etrafında şekillenen o zamanki Suriye rejimi, ülkeyi bir devletten ziyade bir kabile yönetimi şeklinde idare etmiştir.
KURUMSAL DEVLET YAPISINA VE REHBERLİĞE DUYULAN İHTİYAÇ
Kurumsal bir devlet yapısı bugün ne yazık ki görülmemektedir. Şam yönetimi ve Suriye halkı Türkiye'nin bugüne kadarki dostane kılavuzluğuna her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğunu tekrar tekrar ifade etmiştir. Sağlıktan eğitime, çalışma hayatından güvenliğe, askerlikten diplomasiye her alanda bir devlet yapılanmasına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu noktada Türkiye'den başka Suriye halkına ve Suriye yönetimine yardım edecek başka iyi niyetli bir güç yoktur. Avrupa ülkeleri emperyalist yağma peşindedirler, iktisadi çıkar peşindedirler. Arap ülkeleri ise hegemonya derdindedirler. Suriye'nin bu yeniden yapılanma sürecinde Türkiye'nin teknik, idari ve siyasi desteği hayati bir öneme sahiptir. Heyetimiz bu ihtiyaçları yerinde görmüş ve Türkiye'nin uzattığı kardeşlik elinin Suriye'nin geleceğini şekillendirecek temel taş olduğunu bir kez daha teyit etmiştir.
SURİYE TÜRKMEN LİDERLERİYLE YAPILAN GÖRÜŞMELER
Ziyaretimiz esnasında Suriye Türkmenlerinin yetkilileri, önde gelenleri ve kanaat önderleriyle de çok değerli temaslarda bulunduğumuzu az önce ifade etmiştim. Devrimin ilk gününden itibaren Esad rejimiyle mücadelede en ağır yükü Türkmen kardeşlerimiz yüklenmiştir. Müzakere heyeti, ulusal koalisyon ve geçici hükümet dönemlerinde en kararlı duruşu sergilemişler, bu duruşlarından da asla geri adım atmamışlardır. Bugün de aynı noktada durmaktadırlar. İç savaş döneminde Esad ile iç savaştan sonra ise İsrail ve ABD ile iş birliği yapan PKK yanlısı Kürt yapılanmalarının bugün elde ettiği kazanımlara rağmen, mücadelenin en ağır yükünü çekmiş Türkmenlerin önemli bir hak elde edememiş olmaları bugün Türkmen kardeşlerimizde çok büyük bir hayal kırıklığına sebep olmuştur. Esad'la iş birliği yapmak yerine onunla cesurca mücadele eden ve bundan geri adım atmayan, Suriye'nin bütünlüğü için çalışan Türkmen kardeşlerimiz bugün eşitlik ve özgürlüğü en fazla hak eden toplumsal kesimdirler.
TÜRKMENLERİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE ANAYASAL TALEPLERİ
Türkmen kardeşlerimiz dün olduğu gibi bugün de Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıdır ve bunu her vesileyle dile getirip savunmaktadırlar. Özel bir bölge olmak, bir federal otonom veya daha değişik bir yapıyla ve hatta daha ileri giderek bir bağımsızlık veya Türkiye'ye katılmak gibi bir düşünceleri, böyle bir siyasi ihtirasları hiçbir zaman olmamıştır. Bugün de yoktur. Ülkenin resmi dilinin Arapça olması ve Suriye'nin merkezi yapısı Suriye Türkmenlerini asla rahatsız etmemektedir. Türkmen kardeşlerimizin elbette ki birtakım insani ve hukuki yurttaşlık talepleri bulunmaktadır. Türkmenler, tüm Türk kamuoyunun malum olduğu gibi Baas rejiminden en fazla zarar gören, onun asimilasyon politikalarına en fazla maruz kalan toplumsal grupturlar. Son yüzyılda yüz binlerce Türkmen, hatta milyonlarca sayılabilecek sayıda Türkmen, Baas rejimiyle önceki ve sonraki süreçlerde asimile edilmişlerdir. Bugün taleplerinin temelinde siyasi ihtiraslar değil, yok olmamak arzusu yatmaktadır ve kanaatimizce bir insan olarak bu taleplerinde son derece haklıdırlar.
HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ÇERÇEVESİNDE TÜRKMEN DOSYASI
Başlıca talepleri şunlardır: Hukuki ve fiili olarak Araplar ve Kürtlerle eşit olmak istemektedirler. Bu da onların en doğal hakkıdır. Nesillerinin devamını sağlama hürriyetini kazanmak istiyorlar. Dil, kültür ve kimliklerini koruyacakları anayasal güvenceleri arzuluyorlar. Eğitim, kültür ve kimliklerini koruyacakları yasal düzenlemelerle ortamın tahkim edilmesini savunuyorlar. Eğitim ve kültürel haklar çerçevesinde özel kurslar ve seçmeli dersler talep ediyorlar. Türkçeyi resmi dil olarak değil ama kendi çocuklarına öğretebilecekleri seçmeli derslerle bu hakkı kazanmak istiyorlar. Ne yazık ki bugüne kadar kamu kurumlarında ve üst düzey görevlerde Türkmenler mütemadiyen dışlanmışlardır. Bunun tersine çevrilmesini; Araplarla, Kürtlerle eşit bir seviyede kamuda yer almak istiyorlar. Bu son derece iyi niyetli ve yapıcı taleplerinin Suriye hükümeti tarafından bugün itibarıyla karşılanacağına çok fazla ihtimal olduğunu görmedik. Türkmen kardeşlerimizin bunu tek başlarına gerçekleştirecek bir güce ve yetkiye de sahip olmadıklarını müşahede ettik.
TÜRKİYE'NİN SORUMLULUĞU VE EKONOMİK YOKSUNLUK
Burada vazife Türkiye Cumhuriyeti devletine düşmektedir. Türkmen kardeşlerimize sahip çıkmalı ve bu sorumluluğun mucibince gerekli adımları atmak zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti, Şam hükümeti nezdinde Türkmen kardeşlerimizin haklarıyla ilgili girişimlerini ivedilikle hızlandırmalıdır. Elbette ki orada devletimiz, dış ilişkiler yetkililerimiz bu konularda birtakım adımlar atıyorlar ama bu adımları daha da hızlandırmak, daha da güçlü bir şekilde devam ettirmek gerekmektedir. Suriye Arapları bugün Nusayri klanından, oradaki Baas rejiminden, onların despotizminden ve tiranlığından kurtulmuş ve devlet olmuşlardır. Kürtler ise gerek bugüne kadar kontrol ettikleri topraklardan elde ettikleri on milyarlarca dolarlık servet ve gerekse yurt dışından elde ettikleri destekler vesilesiyle iktisadi açıdan son derece iyi durumdadırlar. Oysa Türkmenler, manevi ve siyasi sıkıntılarına ek olarak bugün son derece ciddi maddi yoksunluk içindedirler. Bu yoksunluklarının giderilmesi için de ivedi çalışmaların yapılması gerekmektedir.
TÜRKMEN MECLİSİ VE KURUMSAL YAPILANMA SÜRECİ
Türkmen kardeşlerimiz arasında bugün kurumsallaşma çabaları da devam etmektedir. Zira merkezi yönetimde hak ettikleri şekilde temsil edilmiyor olmaları onları kendi kurumsal yapılarını daha da güçlendirmeye sevk etmiştir. Bugün iki yeni kurumu yeniden güçlendirmeye ve daha mukavim bir şekilde inşa etmeye çabalamaktadırlar. Bunların bir tanesi İstişare Heyeti, diğeri de Türkmen Meclisi'dir. İstişare Heyeti; bütün Türkmen kanaat önderlerini, önde gelen siyasileri ve toplumun gözünde saygı kazanmış Türkmen önderlerini kapsayacak bir yapı olacaktır. Türkmen Meclisi ise Suriye'nin tüm coğrafyasının beş ana bölgeye bölünerek oradan on dört vilayetten gelecek delegelerin seçimiyle ve kullanacakları reylerle oluşturulacak kırk üç üyeden oluşması planlanmaktadır. Bu meclis Türkmenlerin haklarını, Türkmenlerin hukukunu ve Türkmenlerin sesini dile getirmek üzere son derece verimli bir yapı olacaktır. Ve yine Türkiye Cumhuriyeti tarafından çok daha güçlü bir şekilde desteklenmeyi hak etmektedir. Türkiye'nin Türkmen kardeşlerimize yönelik çok ciddi sorumlulukları bulunmaktadır.
TÜRKMENLERİN SADAKATİ VE ADALET BEKLENTİSİ
Araplar bugün devlet oldular, bunca yıllık dışlanma siyaseti son buldu. Kürtler ise başta Amerika ve İsrail olmak üzere tüm Batılı devletler tarafından desteklenmekte; Türkmen kardeşlerimiz ise Türkiye'den başka başvuracakları, Türkiye'den başka yönelecekleri hiçbir hamiye sahip olmadıkları bir şekilde biçare ortada durmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti; Türkmenlerin gerekli kurum ve kuruluşları oluşturmaları için gerekli kaynakları bir an evvel sağlamalıdır. Suriye Türkmenleri hiçbir zaman tek başlarına hareket etmemişlerdir. Gönülleri, gözleri, kulakları her zaman Türkiye'de olmuştur. Türkiye'nin bir sözüyle elli bin kişilik Türkmen ordusunu feshettiklerini gururla ifade etmektedirler. Türkmenler kendilerini bugün Şam hükümetine de uzak hissetmemekte, bilakis son derece iyi ilişkiler kurmaya heves duymaktadırlar. Suriye'yi bin yıl adaletle yönetmiş Türklerin; iç savaşın en ağır yükünü çektikleri hâlde bugün elverişli şartlara ulaşamamaları onları mutsuz etmektedir. Adalet herkes için olduğu kadar Suriye Türkmenleri için de bir haktır.
SONUÇ: BİRLİKTE YAŞAM VE EGEMENLİK VİZYONU
Sonuç olarak Suriye'de bugün yeni bir dönem başlamıştır. Yepyeni bir siyasi, iktisadi, kültürel ve sosyal düzen kurulacaktır ancak bu düzen son derece kırılgandır. Kapsayıcı politikalara girişilmediği ve ekonomik toparlanma hızlandırılmadığı takdirde ülke yeniden istikrarsızlığa dönebilir. Suriye Türkmenleri bu sürecin en mağrur unsurlarından biri olarak kaybeden taraf olmamalıdır. Suriye'nin kalıcı istikrarının; parçalanma projeleriyle değil, tüm toplumsal kesimlerin eşit vatandaşlık hakları temelinde merkezi yapıya aidiyetlerinin güçlendirildiği bir ortamda gerçekleşeceğine inanıyoruz. Etnik, mezhepsel veya bölgesel aidiyetlerden bağımsız olarak Türkmen, Kürt, Dürzi veya Nusayri unsurlar üzerinden Suriye'nin egemenliğini ve üniter yapısını zedelemeye yönelik her türlü girişimi gayrihukuki görüyoruz. En büyük hedefimiz; ortak tarihsel geçmişe sahip olduğumuz dost toplulukların Suriye coğrafyasında eşit vatandaşlar olarak ayrımcılığın olmadığı bir ortamda yaşamalarıdır. Büyük Birlik Partisi olarak bu konuda her türlü katkıyı sağlamaya hazırız. Türk milletine arz ederiz.
Genel Başkan Yardımcılarımız, Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı ile görüştü