Yükleniyor...
10 Mart 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Başkanımız Sayın Destici'den Büyükelçilik ziyareti sonrası açıklama

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Türkiye'nin Üsküp Büyükelçisi Sayın Fatih Ulusoy’u ziyaretinin ardından açıklama yaptı. Genel Başkanımız Sayın Destici'den Büyükelçilik ziyareti sonrası açıklama

Türkiye'nin Üsküp Büyükelçiliği çıkışında açıklama yapan Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, şunları söyledi:

"Kıymetli basın mensupları, değerli arkadaşlar; iki günlük Makedonya ziyaretimizi değerlendirmek üzere sizlerle birlikteyiz. Öncelikle sizleri ve bizleri takip eden tüm kardeşlerimizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hayırlı Ramazanlar diliyorum ve kolaylıklar diliyorum.

BALKANLAR VE İFTAR PROGRAMLARI

Tabii buralar bizim gönül coğrafyamız. Burada hem soydaşlarımız var hem dindaşlarımız var, kardeşlerimiz var. Aynı zamanda da ülkeler arası diyaloglarımızın üst düzeyde, iyi olduğu ülkelerimiz var.

Biz de Büyük Birlik Partisi olarak her yıl düzenli olarak bu bölgeyi, yani Balkanları, ziyaret ediyoruz. Bu sene de Ramazan vesilesiyle önce Batı Trakya’da, İskeçe’de, Şahinköy’de bir iftarımız oldu. Bugün de, dün akşam da burada; Makedonya’da, Üsküp’te bir iftar gerçekleştirdik.

Bu iftarımızın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese; öncelikle şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum. Özellikle Üsküp Büyükelçimize, ekibiyle birlikte, teşekkür ediyorum. Aynı zamanda burada bulunan Türk siyasi partilerimize; Türk Demokratik Partisi’ne, Millî Birlik Hareketi’ne ve milletvekillerimize, Meclis Komisyon Başkanımıza, parlamentolar arası dostluk grubu başkanımıza ve diğer sivil toplum örgütlerimize; özellikle MATUSİTEB (Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği) yöneticilerine, diğerlerine; şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum.

GÖRÜŞMELER VE BÖLGEDE HUZUR MESAJI

Siz de takip ettiniz: Çok üst düzey ve yüksek katılımlı bir program, iftar programı, gerçekleştirdik. Burada tabii konuşmalar da oldu. Burada da hep buradaki vatandaşlarımızın, özellikle Türklerin, içinde bulunduğu durumları; hem partililerle yaptığımız ikili görüşmelerde, heyetler arası görüşmelerde hem de birebir yaptığımız görüşmelerde; bunlarla ilgili buradaki soydaşlarımızın düşüncelerini aldık. Siyasi parti genel başkanlarımızın düşüncelerini aldık. Biz de kendilerine fikirlerimizi, düşüncelerimizi ilettik.

Tabii biz istiyoruz ki Balkanlarda huzur olsun ve geçmişte yaşanan acılar bir kez daha yaşanmasın. Çünkü geçtiğimiz yüzyılda gerçekten Balkanlarda çok büyük acılar yaşandı. Ve özellikle bizim soydaşlarımız bu bölgede inanılmaz katliamlarla, soykırım denecek şekilde varan katliamlarla karşı karşıya kaldılar. Milyonlarcası Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı. Yüz binlercesi hayatını kaybetti. Tabii bugün bunların artık geride kaldığını düşünüyoruz.

MAKEDONYA’DA BİRLİKTE YAŞAM VE TÜRKİYE’NİN İLİŞKİLERİ

Bugün burada, Makedonya’da, özellikle huzur var. Burada Makedonlar, Arnavutlar, Türkler, Boşnaklar, Sırplar; demokrasi içerisinde birlikte yaşama kültürünü en üst düzeye çıkarmış vaziyetteler. Biz de buna katkı sunmaya çalışıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti de elbette ki hem buradaki soydaşlarını; Türkleri, dindaşlarını; başta Arnavutlar olmak üzere, Boşnaklar olmak üzere, dindaşlarını da önceleyerek bu bölge ülkeleriyle ilişkilerini en üst düzeyde, olumlu bir şekilde götürmeye gayret ediyor. Bunda da büyük oranda muvaffak olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Burada hem ekonomik anlamda ilişkilerimiz bu ülkelerimizde gayet üst düzeyde; eğitim anlamında, sağlık anlamında, kültürel ilişkilerde de ilişkilerimizin en üst düzeyde olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

TÜRK DÜNYASI VİZYONU

Biz de Büyük Birlik Partisi olarak, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kaynaşmış ve birleşmiş bir Türk dünyası hayali olan bir siyasi parti olarak; buralarda olmaya ve diğer Türk topluluklarının yaşadığı her yerde olmaya gayret gösteriyoruz. Bundan sonra bu gayretimizi de en üst düzeyde devam ettireceğiz.

BÖLGESEL ÇATIŞMALAR VE TÜRKİYE’NİN TUTUMU

Bakın, bugün dünyada yukarıya baktığımız zaman Rusya-Ukrayna Savaşı, biraz ateşi sönmüş olsa da hâlâ devam ediyor. Yeni başlayan bir savaş var: İsrail’in İran’a saldırması. Buraya baktığınız zaman burada yine yüküm var. Ve maalesef Türkiye de ister istemez bundan olumsuz şekilde, her yönüyle, etkileniyor. Yani siyasi anlamda da etkileniyor, ekonomik anlamda da etkileniyor ve tabii ki uluslararası ilişkiler anlamında baktığınız zaman; bir taraftan NATO üyesisiniz ve İran’a saldıran ülkeye NATO’nun başı Türkiye’si, diğer taraftan baktığınız zaman İran bir İslam ülkesi ve dolayısıyla da Türkiye’nin burada bir arabuluculuk ya da sağduyu çağrısı yapması kadar doğal bir şey yok.

Türkiye, tıpkı Ukrayna-Rusya Savaşı’nda olduğu gibi, tarafsızlığını şu ana kadar muhafaza etmiş vaziyette ve daha çok gayreti; savaşın sona ermesi, bölgemizde ve dünyada savaşın olmadığı bir sürece girilmesi noktasında da Türkiye büyük gayret gösteriyor.

Tabii burada baktığımız zaman, tabii ki; işte biraz önce söyledim: İsteseniz de istemeseniz de etkileniyorsunuz. Türkiye’ye iki tane füze parçası düştü. Birincisinde Türkiye daha tabii ki olumlu yaklaştı ama ikincisi olduğu zaman artık teyakkuzda olmamız gerektiği, daha temkinli olmamız gerektiği ortaya çıktı.

Benzer şeyin Azerbaycan topraklarında gerçekleşmiş olması, yine bizim teyakkuzumuzun ya da tedbirimizin daha yüksek seviyeye çıkması anlamına geliyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamalar, Dışişleri Bakanlığımızın yaptığı açıklamalar; gayet milletimiz açısından da kamuoyu açısından da doyurucu olmuştur. İran’a gerekli uyarıları yapmıştır ve bunun tekrarı olduğunda da Türkiye’nin de buna karşılık net bir tavrının olacağı çok açık bir şekilde dile getirilmiştir.

SORUMLULAR VE ULUSLARARASI TEPKİ

Ama tabii burada en önemli, dikkat edilmesi gereken husus: Bölgemizi kim kana ve gözyaşına bulamıştır? Bölgemizde savaşı kim tetiklemiştir? Kim saldırmıştır? Bölgemizde terörü kim finanse etmektedir? Teröristleri kim eğitmektedir, kim yetiştirmektedir? 40 yıldır Türkiye’nin birliğine, dirliğine, milletin dirliğine kasteden terör örgütünü; 40 yıldır kim eğitmiştir, kim donatmıştır, kim silah vermiştir? Bunların cevabı da çok açıktır. Yani Amerika Birleşik Devletleri bu sorunun birinci cevabıdır.

Bölgemizi ateşe atan kimdir ya da bölgede savaş çıkaran, huzursuz çıkaran kimdir? Bunun da birinci cevabı İsrail’dir ve saldırılarına baktığımız zaman insani hiçbir değer tanımadıklarını görüyoruz. İşte İran’daki en son okul saldırısı bunun en somut örneğidir. Trump her ne kadar suçu İran’ın üzerine atmaya çalışsa da maalesef gerçekler gün gibi ortadadır.

Ve o okulluğun bir Amerikan füzesiyle bombalandığı ve 170 civarındaki çocuğumuzun, içlerinde birkaç öğretmen de var, kız çocuğumuzun yaşları 7-12 arası; kız çocuğumuzun Amerika’nın gemisinden atılan bir Tomahawk füzesiyle parça parça edilerek hayatlarını kaybettiğini gördük. Bunu bütün dünya gördü. Böyle bir vahşet olamaz, böyle bir kötülük olamaz. Bunu lanetliyoruz.

Bu kötülüğü yapanlarla ilgili, tabii bizim; Birleşmiş Milletlerden ve uluslararası kuruluşlardan tabii olarak beklentimiz de bunlarla ilgili bir soruşturma, görüşme açılması. Ama bakıyorsunuz; sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki 168 kız çocuğu ölmemiş gibi, sanki sivillere bomba atılmıyor gibi; tamamen duyarsız bir Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar var.

GÜÇLÜ OLMAK VE İŞ BİRLİĞİ VURGUSU

Bütün bunları değerlendirdiğimizde her zaman söylediğimiz şu sözün haklılığını bir kez daha görüyoruz: Yaşadığımız bu çağda, dünyada eğer güçlü değilseniz, haklı olmanızın hiçbir anlamı olmuyor. Onun için güçlü olmak zorundayız.

Güçlü olmak için Türkiye çok önemli adımlar atmıştır. Son yıllarda atmaya devam etmektedir. Ama sadece kendi atacağınız adımlar yeterli değildir. İşte başta komşu ülkeler olmak üzere, işte Balkan coğrafyaları olmak üzere, elinizin ulaşabildiği her noktaya ulaşmak ve buralarda da güç birliğini, iş birliğini kuvvetlendirmek ve tesis etmektir. Devletimiz bunu yapmaktadır.

Biz de devletimizin bu politikasına uygun olarak hem bu ziyaretlerimizi gerçekleştirmekteyiz; aynı zamanda da Büyük Birlik misyonuna da uygun olarak buralardayız. Burada olmaya da kardeşlerimizi yalnız bırakmamaya da her daim onların yanında olmaya da devam edeceğiz."