Yükleniyor...
7 Haziran 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, 13. Olağan Büyük Kurultayı'nda konuştu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Büyük Birlik Partisi 13. Olağan Büyük Kurultayı'nda Büyük Birlik camiamıza, yurt içi ve dünyanın dört bir tarafından gelen misafirlerimize, halkımıza, Türk ve İslam alemine hitap etti. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, 13. Olağan Büyük Kurultayı'nda konuştu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, ATO Congresium’da düzenlediğimiz 13. Olağan Büyük Kurultayı'mızda yaptığı konuşmasına, merhum şairimiz Abdurrahim Karakoç'tan dizelerle başladı:

“Ben milletim uğruna adamışım kendimi. Bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir. Zulüm Azrail olsa hep hakkı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.”

Genel Başkanımız Sayın Destici, büyük coşkunun hakim olduğu salonda yaptığı konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Kurultay Divanımızın Sayın Başkan ve değerli üyeleri, yol yürümekten, omuz omuza mücadele etmekten şeref duyduğum yiğit dava arkadaşlarım, Anadolu'nun dört bir yanından vatan sevgisini heybesine koyup Ankara'ya gelen değerli delegelerimiz, kıymetli uç beylerimiz, il ve ilçe başkanlarımız, gözümüzün nuru, geleceğimizin teminatı, Türkiye'mizin umudu, yiğit alperenlerim, evlerinden, iş yerlerinden, ekranları başından bizleri takip eden büyük Türk milleti, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler, değerli basın mensupları ve özellikle de yurt dışından kongremizi şereflendiren başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Sayın Fikri Atakoğlu, yine Başbakan Yardımcısı Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Özbekistan Liberal Demokrat Parti iktidar partisi genel başkan vekili Dilşat Bey dostumuz ve heyeti, Azerbaycan iktidar partimizin milletvekili ve hükümeti temsilen milletvekilimiz Mübariz Bey ve Azerbaycan heyeti, Batı Trakya'nın kahraman evladı Doktor Sadık Ahmet'in kıymetli eşi Işık ablamız, Batı Trakya heyeti, Makedonya Türk partilerimizin genel başkanları, Kosova Türk partilerimizin genel başkanları ve heyetleri, Sancak bölgemizden gelen Rojaya'dan, Yenipazar'dan temsilcilerimiz, Bulgaristan Türkleri temsilcileri, Kırım Türkleri temsilcileri, Türk dünyasının temsilcileri, Irak Türkmen Cephesi'nin başkan ve temsilcileri, Suriye Türkmen Birliği'nin Genel Başkan Yardımcısı ve heyeti ve burada ismini sayamadığım Türk Cumhuriyeti devletlerinden gelen soydaşlarım, Türk topluluklarından gelen kardeşlerim, İslam âleminden gelen kardeşlerimiz, büyükelçilerimiz, büyükelçilik müsteşarlarımız, Doğu Türkistan'dan gelen kardeşlerimiz; hepinize tekrar hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.

TÜRKİYE’DEN KATILAN KONUKLAR

Türkiye'den kongremizi şereflendiren başta Cumhur İttifakı ortağımız ve iktidar partimiz AK Partimizin Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş Bey, milletvekillerimiz ve heyetine hoş geldiniz diyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'ni temsilen aramızda bulunan Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer hanımefendiye hoş geldiniz diyorum. Saadet Partisi'ni temsil eden aramızda bulunan Hatay Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Necmettin Çalışkan Bey'e ve heyetine hoş geldiniz diyorum. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcılarımıza, Deva Partisi, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcılarımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Memur-Sen Genel Başkanımız Sayın Ali Yalçın aramızda, Türkiye'nin en büyük memur konfederasyonu başkanı. Hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Daha ismini sayamadığım nice dostlarımız, arkadaşlarımız. Bir kez daha hoş geldiler, şeref verdiler diyorum.

KURULTAY SELAMI VE TEŞEKKÜR

Kıymetli hanımefendiler ve değerli basın mensupları, hepiniz Büyük Birlik Partimizin 13. Olağan Büyük Kurultayına, bu büyük uyanış ve kutlu şahlanış kongresine hoş geldiniz, şeref verdiniz. Sizleri en kalbî duygularımla, hürmet ve muhabbetle selamlıyor, hasretle kucaklıyorum. Büyük Birliğimizin gücüne güç kattınız. Sağ olun, var olun, Allah razı olsun inşallah diyorum.

 

HALİL NURAL DESTİCİ İÇİN TAZİYE

Hafta içinde kıymetli ağabeyim Halil Nural Desteci'yi Hakk'a uğurladık. Öncelikle kendisini rahmetle ve minnetle yâd ediyorum. İyi bir insan, adam gibi adam, iyi bir Müslüman olmanın yanında iyi bir Büyük Birlik Partiliydi. İyi bir Alperendi. Bu salon onun dava adamlığına ve çalışkanlığına şahittir. Sadece memleketimizde değil, Türkiye'nin dört bir yanındaki dava arkadaşlarımızın da derdine derman olmaya gayret etmişti. Onun için ben ağabeyimi kaybettim. Ama ağabeyimle birlikte bir dava arkadaşımı, bir yol arkadaşımı kaybettim. Bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum.

Acımızda yanımızda olan, bizleri arayan, acımızı paylaşan başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere siyasi parti genel başkanlarımıza, bakanlarımıza, siyasi parti yöneticilerimize, sivil toplum örgütleri temsilcilerimize, yurt dışından, yurt içinden tüm dostlarıma, kardeşlerime ve siz kıymetli dava arkadaşlarıma ve Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum.

ŞENGÜL ANNE İÇİN BAŞSAĞLIĞI

Aynı gün, cenazemize geldiği anda annesinin kalp krizi geçirdiğini öğrenip Mersin'e hareket eden Genel Başkan Yardımcımız Bülent İspir kardeşimizin annesi Şengül annemize de Allah'tan rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun. Bülent Bey'e ve tüm aile efradına da tekrar başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum.

ABDURRAHİM KARAKOÇ VE DAVA FELSEFESİ

Değerli dava arkadaşlarım, konuşmama bir dörtlük okuyarak başlamam tesadüf değildir. Dava felsefemizi özetleyen bu dörtlüğün şairi, Büyük Birlik Partimizin 99 kurucusundan olan büyük şairimiz merhum Abdurrahim Karakoç, 14 yıl önce bugün, yani bundan tam 14 yıl önce 7 Haziran 2012 günü rahmeti rahmana kavuştu. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.

Okuduğum dörtlükte vurgulanan dava felsefesine bugün sadece Türkiye'miz değil, bütün dünya muhtaçtır. Ömrünü milletine adayan, bir doğrunun imanının bin eğriyi düzelteceğine iman eden, zulmün karşısında daima hakkı tutan kurucu liderimiz şehit Muhsin Yazıcıoğlu, mukaddes davamızı canı pahasına savundu.

MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN MÜCADELESİ

Allah'ın birliği ve Peygamber Efendimiz'in risaleti dışında hiçbir şeyi mutlak hakikat olarak görmedi. Önüne konulan engellere rağmen, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” ilahi buyruğuna uymaktan asla vazgeçmedi. Eğilmeden, bükülmeden, yalpalamadan dosdoğru yaşadı.

“Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız bir hayat için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız. Düz duracağız, düz yürüyeceğiz, dik duracağız, doğru gideceğiz.” diyerek sonsuzluğun sahibine yürüdü.

Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun ki biz, Abdurrahim Karakoç'un tarif ettiği, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun tavizsiz uyguladığı böylesi mukaddes bir davanın neferleriyiz elhamdülillah.

ŞEHİTLERİ RAHMETLE ANMA

Bu vesileyle şehit liderimiz rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere, onunla birlikte şehadet şerbeti içen Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya ve İsmail Güneş kardeşlerimizle birlikte Pilot Kaya İstektepe'yi de rahmetle yâd ediyoruz. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah diyoruz.

ŞEHADET SÜRECİ VE HUKUKİ TAKİP

Onların İ'lâ-yi Kelimetullah için Nizamıâlem davası nasıl bize emanetse elbette şehadet süreçleriyle ilgili olan hukukları da bize emanettir. İlk günden itibaren hem davaya sahip çıktık hem hukuki sürecin takipçisi olduk. Bu zaman zarfı içerisinde iki kere takipsizlik kararı verildi. Bunların ikisi de bizim ve ailelerin girişimiyle kaldırıldı. Bunlara öncülük ettik. Kapanmasına asla müsaade etmedik. Ve kimsenin şüphesi olmasın, asla da etmeyeceğiz.

Bizim hassasiyetimiz ve ilkemiz, her şeyin hukuk içerisinde başladığı gibi hukuk içinde bitirilmesi ve şu anda hem bizde hem ailelerde hem Türk milleti ve Türk İslam dünyasında “Öldürüldü, suikaste uğradı.” inancını oluşturan şüphelerin pek çoğu hâlâ ortada durmaktadır. Bu şüpheler en ince ayrıntısına kadar incelenip ortadan kaldırılmadan, olay başlangıçtan sonuna kadar tereddütsüz bir şekilde aydınlatılmadan biz asla kaza demedik ve demeyeceğiz.

HUKUKİ SÜRECİN SONUNA KADAR TAKİBİ

Bu süreç içerisinde görev yapan bütün bakanlarımız, özellikle adalet bakanlarımız, bütün başsavcılarımız, dosya savcılarımız ve sizler şahitsiniz. Asla bir adım geri durmadık. İşte iki kere takipsizlik kararı verildi, ikisini de tekrar açtırdık.

Şu anda da hem bizim talebimiz doğrultusunda oluşturulan 9 kişilik bir komisyon çalışmalarını tamamlamak üzere hem ana soruşturma üzerindeki soruşturma yeniden yapılmakta hem de Kahramanmaraş Adliyesi'nde ağır ceza mahkemesinde 20 kişinin yargılandığı dava devam etmektedir.

Bir kere daha söylüyorum: Başta ailelerimiz, şehitlerimizin aileleri ve siz kıymetli dava arkadaşlarımız olmak üzere Türk milleti emin olsun ki bütün şüpheler ortadan kaldırılıp süreç aydınlatılıncaya kadar takipçisi olduk ve sonuna kadar da olmaya devam edeceğiz.

VEFAT EDEN DAVA ARKADAŞLARI İÇİN RAHMET DİLEĞİ

Kıymetli kardeşlerim, kurulduğu günden bu yana Büyük Birlik Partimizde görev alan, dava arkadaşlarımızdan ahirete irtihal edenlere şahsım ve siz dava arkadaşlarım adına Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum. Ruhları şad, mekânları cennet, makamları âli olsun.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN KURULUŞ RUHU

Sevgili gönüldaşlarım, kıymetli vatandaşlarım, bugün burada Türk İslam ülküsünün sarsılmaz kalesini, mazlumların sığınağını yeniden tahkim ediyoruz. Takvimler 29 Ocak 93'ü gösterdiğinde o çetin kış şartlarında Ankara'da yakılan o kutlu meşaleyi bugün 13. kez aynı inançla, aynı adanmışlıkla, aynı kararlılıkla göklere Allah'ın izniyle yükseltiyoruz. Çünkü Büyük Birlik Partisi, günü kurtarmak için değil, Türkiye'nin ve Türk milletinin istikbalini korumak için kurulmuştur.

TARİHİ MİRAS VE MİLLİ İRADE

Bu salona baktığımda neyi görüyorum biliyor musunuz? Bu salona baktığımda Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını açan Sultan Alparslan'ın iradesini görüyorum. Söğüt'te Cihan Devleti'nin harcını karan Osman Gazi'nin ruhunu görüyorum. İstanbul surları önünde Peygamber Efendimiz'in müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han'ın büyük ülküsünü görüyorum. Çanakkale'de, Sakarya'da “Ya istiklal ya ölüm.” diyerek toprağa düşen şehitlerimizin imanını görüyorum.

 

ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER İÇİN TEŞEKKÜR

Aramızda bulunan Gazi ve Şehit Aileleri Vakfımızın Genel Başkanı Lokman Aylar kardeşime, yönetimine, şehit annelerimize, şehit babalarımıza, şehit çocuklarımıza çok teşekkür ediyorum. Şehit annelerimizin, şehit babalarımızın ellerinden, evlatlarımızın gözlerinden öpüyorum. Onlar şehitlerimizin bize emanetidir. Onların asla incitilmesine müsaade etmedik ve etmeyeceğiz.

ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN EMANETİ

Ve en önemlisi, bu salona baktığımda ömrünü davasına, milletine ve devletine adamış; o karlı dağlarda şehadete yürürken bile dik duruşundan, imanından zerre miktar taviz vermemiş şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun sarsılmaz duruşunu görüyorum. Onun bıraktığı mukaddes emanet, Alperenlerin omuzlarında, surlarda dalgalanan sancak gibi yükselmeye devam ediyor.

HASBİ SİYASET VURGUSU

Biz bu yola çıkarken menfaat hesabı yapmadık. Bu hareketin inançlı neferleri 33 yıldır ne çizgisini bozdu ne de eline, diline, siciline en ufak bir leke bulaştırdı. Bize her dönem sordular: “Barajları nasıl geçeceksiniz? Bu şartlarda nasıl ayakta kalacaksınız?” dediler. Onların unuttuğu, idrak edemediği bir hakikat vardı. Biz hesap adamı değiliz. Biz hasbi adamlarız.

DİK DURUŞ VE MİLLET EMANETİ

Bugüne kadar hep dik yürüyenler kazanmıştır. Biz dik yürüyoruz ve Allah'ın izniyle sonunda kazanacağız. Biz oy avcılığı için kutsallarını meze yapanlardan değiliz. Biz bu ülkenin manevi sigortasıyız. Biz bu milletin özüyüz, ta kendisiyiz. Çünkü biz siyasi kariyer basamağı için değil, millet karşısında omuzlara yüklenmiş ağır bir emanet olarak görüyoruz siyaseti.

DÜNYADA DEĞİŞEN DENGELER

Bugün burada Türkiye'nin geleceğini, milletimizin kaderini, çocuklarımızın yarınlarını istişare etmek için toplandık. Çünkü dünya değişiyor; dengeler değişiyor, haritalar değişiyor, ittifaklar değişiyor. Ama değişmeyen tek bir şey var. O da milletlerin onurlu yaşama mücadelesi.

KÜRESEL KRİZLER VE TÜRKİYE

Bugün dünya büyük bir kırılmanın içinden geçiyor. Amerika'nın terörist İsrail'le birlikte İran'a karşı saldırıları ve hâlen devam eden savaş durumu. Bir tarafta Amerika ile Çin arasında büyüyen küresel rekabet. Diğer tarafta Rusça Ukrayna savaşı. Orta Doğu'da Gazze üzerinden insanlığın onurunu yaralayan büyük bir vahşet, büyük bir soykırım. Doğu Türkistan'da kardeşlerimizin yaşadığı zulüm ve işgal, Akdeniz'de enerji çatışmaları, Afrika'da vekâlet savaşları, Avrupa'da derinleşen ekonomik ve sosyal krizler ve bütün bunların ortasında Türkiye'miz.

Coğrafyamız ateş çemberine çevrilmiş durumda. Ama tarih boyunca büyük milletler ateş çemberlerinden geçerek yeniden küllerinden doğmuştur.

GÜÇLÜ DEVLET VE BÜYÜK BİRLİK

Bugün artık devletlerin büyüklüğü sadece tankla, topla, füzeyle ölçülmüyor. Gıda güvenliğiniz varsa güçlüsünüz. Enerji bağımsızlığınız varsa güçlüsünüz. Millî teknolojiniz varsa güçlüsünüz. Savunma sanayiniz varsa güçlüsünüz. Siber güvenliğiniz varsa güçlüsünüz. Fakat hepsinden önemlisi, milletçe inandığınız ortak bir idealiniz varsa güçlüsünüz, güçlüsünüz ve o da birliktir, kardeşliktir, büyük birliktir.

MİLLİ İRADE VE VİCDAN VURGUSU

Muhterem kardeşlerim, aziz dava arkadaşlarım, biz burada sadece bir siyasi kurultay yapmıyoruz. Millî iradeyi yeniden ayağa kaldırıyoruz. Milletin sesini yeniden yükseltiyoruz. Müslüman Türk'ün şuurunu yeniden konuşturuyoruz. Çünkü biz sadece bir siyasi parti değiliz. Aynı zamanda bir ahlak ve iman hareketiyiz. Biz Türkiye sevdasıyız.

Bir milletin tankı bozulursa yeniden yapılır. Ama vicdanı yaralanırsa onu ayağa kaldırmak nesiller alabilir. Ve bugün bu salondan bütün Türkiye'ye bir kez daha haykırıyoruz: Büyük Birlik, Türkiye'nin susmayan vicdanıdır ve susmayacaktır.

GAZZE’DEKİ SOYKIRIM TEPKİSİ

Değerli vatandaşlarım, sevgili gönüldaşlarım, İslam âleminde yüreğimizi yaralayan konuların başında Gazze'deki soykırım gelmektedir. Gazze bugün insanlığın ahlak testidir. Eli kanlı katil İsrail, dünyanın gözü önünde katliamlarına devam etmektedir. Çocukların öldürüldüğü, annelerin katledildiği, hastanelerin, camilerin, ibadet yerlerinin bombalandığı bir dünyada kimse bize insan haklarından bahsetmesin.

MAZLUMLARIN YANINDA DURUŞ

Biz dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanındayız. Dün Bosna'da neredeysek bugün Gazze'de aynı yerdeyiz. Doğu Türkistan'da ve Kırım'da aynı yerdeyiz. Çünkü biz yalnızca kendi sınırlarımızın değil, mazlum coğrafyaların da adalet savaşçılarıyız.

SÖMÜRGECİ ANLAYIŞ ELEŞTİRİSİ

Değerli dava arkadaşlarım, aziz kardeşlerim, bütün bu olup bitenler sömürgeci anlayışın ürünüdür. Gözleri bir türlü doymayan sömürgeci ülkeler, yüzyıllardan beri dünyayı kan gölüne çevirmektedir. Biz Müslüman Türkler hiçbir zaman sömürgeci olmadık. 10 asırdan fazla bir süre dünyaya hükmettik ama asla sömürmedik, asla katliam yapmadık, asla soykırım yapmadık.

TÜRK MİLLETİNİN ZAFERLERİ VE DURUŞU

Bu asil ve necip Türk milleti, evet büyük savaşlar yaptı, büyük zaferler kazandı. İşte en son Kıbrıs zaferimiz. İşte en son Karabağ zaferimiz. Büyük zaferler kazandı. Kardeş Azerbaycan'ın Karabağ zaferi de bizim zaferimizdir. Bütün Türk ülkelerinin, İslam ülkelerinin zaferleri bizim zaferimizdir. Ama asla zulüm yapmadık. Ne Kıbrıs'ta ne Karabağ'da ne Malazgirt'te ne İstanbul'un fethinde ne Sakarya'da. Biz masum öldürmedik. Biz çocukları öldürmedik. Biz kadınları katletmedik. Çünkü biz asil ve necip Müslüman Türk milletiyiz.

ADALET VE MERHAMET ANLAYIŞI

Biz gittiğimiz her yere adalet götürdük. Merhamet ve insanlık götürdük. Onun içindir ki Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Uzak Doğu'da, Orta Doğu'da ve Afrika'da milletimize karşı hâlâ derin bir sevgi ve derin bir muhabbet vardır. Çünkü ecdadımız arkasında kin değil, haysiyet bırakmıştır.

İşte bizim dış politika anlayışımızın merkezinde bu haysiyet vardır. Dik duran ama adil olan bir Türkiye ve Türk milleti. Güçlü olan ama merhametini kaybetmeyen bir Türk milleti. Kendi çıkarlarını korurken mazlumun hakkını da savunan bir Türkiye ve Türk milleti.

ESİR TÜRKLER VE HUDUT VURGUSU

Bizim ülkelerimiz de işgal edildi. Asırlarca soydaşlarımız esaret hayatı yaşadı. Hâlâ yaşayanlar var. “Ellerin yurdunda çiçek açarken bizim ile kar geliyor kardeşim. Bu hududu kimler çizmiş gönlüme? Dar geliyor, dar geliyor kardeşim.” diyerek esir Türkleri andık yıllarca.

TÜRK DÜNYASI VE ORTAK HAFIZA

Aziz Türk milleti, büyük Türk dünyası, bizim medeniyet anlayışımız yalnızca sınırlarımızdan ibaret değildir. Biz hem İslam âleminin dirayet merkezi hem Türk dünyasının tarihî hafızasını yüreğinde taşıyan büyük bir milletiz. Onun için gözümüz Gazze'de ağlarken, gönlümüz Türkistan'da çarpmaktadır.

Bizim için Türk dünyası çok büyük bir kardeşlik ailesinin adıdır. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne, Balkanlardan Türkistan bozkırlarına, Türkmen eline kadar uzanan devasa coğrafya bizim ortak hafızamızdır. Ortak tarihimizdir, en önemlisi ortak geleceğimizdir.

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI VURGUSU

İnanıyoruz ki Türk dünyasının birlik ve beraberliği sadece Türklerin refahı için değil, küresel barış içinde en büyük teminattır. Bu bakımdan Türk Devletleri Teşkilatı'nı son derece kıymetli görüyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı Birliği'nin değerli cumhurbaşkanlarına, devlet başkanlarına buradan bir kez daha şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum.

Ancak ortak alfabe, ortak kültür politikaları, ortak ekonomik projeler ve savunma iş birlikleriyle Türk dünyasının daha güçlü bir entegrasyona ulaşması gerektiğine inanıyoruz. Türk dünyasının bölgesel değil, küresel bir güç hâline gelmesini istiyoruz.

KARABAĞ ZAFERİ VE AZERBAYCAN

Bu sebeple de bugün Karabağ'da dalgalanan can Azerbaycan bayrağı yalnız Azerbaycan'ın değil, bütün Türk dünyasının ve bütün Türk milletinin gururudur. Bu gururu bize yaşatan Azerbaycan'a, Cumhurbaşkanı'na, kahraman ordusuna teşekkür ediyor, şehitlerimizi rahmetle ve şükranla anıyoruz.

Karabağ zaferi, emperyalizme karşı Türk iradesinin zaferidir. Bir millet, iki devlet sözü sadece bir slogan değil; kardeşliğin, kader ortaklığının ve ortak mücadelenin adıdır.

DOĞU TÜRKİSTAN VE TÜRK COĞRAFYALARI

Türk'ün yaşadığı her yerde bizim bir davamız, bir sorumluluğumuz vardır. Kırım'ı, Kerkük'ü, Batı Trakya'yı, Balkanları, Karabağ'ı unutmadığımız gibi Doğu Türkistan'daki zulmü de işgali de asla unutmayacağız.

Bugün Doğu Türkistan'da kardeşlerimiz kimliklerinden dolayı baskı görüyor. İnançlarından dolayı toplama kamplarına gönderiliyor. Buna sessiz kalamayız. Çünkü Doğu Türkistan, Türk milletinin onurudur, şerefidir, hafızasıdır ve ayrılmaz bir parçasıdır. Ve gün gelecek tekrar bağımsızlığına elbette kavuşacaktır.

SİYASETİN ANLAMI VE MİLLET DAVASI

Kıymetli vatandaşlarım, değerli dava arkadaşlarım, bütün bu meseleler bize şunu göstermektedir: Siyaset sadece seçim kazanma işi değildir. Siyaset; milletin tarihine, milletin kimliğine, istikbaline ve istiklaline sahip çıkma meselesidir.

İşte biz siyasete tam da bu çerçeveden bakıyoruz. Biz siyaseti makam için değil, koltuk için değil, rant için yapmıyoruz. Biz siyaseti yetimlerin hakkı için, gariplerin duası için, şehitlerin emaneti için, milletimizin huzuru, mutluluğu ve refahı için yapıyoruz.

Çünkü bize bırakılan miras ve yol budur. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun bütün ömrü bu mirası inşa etmekle geçmiştir. Bu uğurda daima dik yürüdü. İşte biz, o dik yürüyüşün, doğru yürüyüşün devamıyız. Şundan sonuna kadar eminiz: Dik yürüyenler elbette kazanacaktır.

TÜRKİYE’NİN İHTİYACI VE BÜYÜK BİRLİK

Sevgili vatandaşlarım, bugün Türkiye'nin en büyük ihtiyacı daha fazla kavga değil, daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla öfke hiç değil. Türkiye'nin ihtiyacı daha çok bağıranlar değil, daha sağlam duranlardır. İşte Büyük Birlik, sağlam duranların yıkılmaz kalesidir.

Onun için parti yönetimime, il ilçe başkanlarıma, kadın kollarımıza, Alperen ocaklarımıza, hepsine şükranlarımı sunuyorum. Allah razı olsun diyorum. Onun için diyoruz ki endişeye yer yok, onurlu yarınlar elbette büyük birlikle gelecektir.

BÜYÜK TÜRKİYE HEDEFİ

Aziz dava arkadaşlarım, rotamız büyük Türkiye'dir, pusulamız asil ve necip Türk milletidir. Bizim davamız sadece seçim kazanma değil, milletin geleceğini kaybetmeme davasıdır.

Milletimiz birdir. Adı Türk milletidir. Bayrağımız birdir. Adı Türk bayrağıdır. Devletimiz birdir. Adı Türk devletidir. Vatanımız birdir. Adı Türk vatanıdır. Allah'ımız birdir. Peygamberimiz birdir. Kitabımız birdir. Şiarımız din-ü devlet, mülk-ü millettir.

GEÇİM SIKINTISI VE TARIM VURGUSU

Aziz vatandaşlarım, millet sevgisi yalnızca hamasi nutuklarla olmaz. Millet sevgisi, vatandaşın derdiyle dertlenmekle olur. Bugün sokakta, pazarda, kahvede, üniversite kantinlerinde insanlarımızın en büyük gündemi maalesef geçim sıkıntısıdır.

Bize göre tarım sadece ekonomi değil, bağımsızlıktır. Geçtiğimiz ay kardeş ve soydaş Özbekistan'daydık. Dilşat Bey'e bir kere daha teşekkür ediyorum. Liberal Demokrat Partisi (UZLİDEP) Genel Başkanı Sayın Aktam Haitov’a, kıymetli devlet başkanımız Şevket Mirziyoyev'e, tüm heyete; bizleri çok güzel ağırladılar, beş gün.

ÖZBEKİSTAN VE ORGANİK TARIM

Ve Özbekistan hâlâ bugün yüzde yüz organik tarım yapıyor. Sadece kendisine yetmiyor, bütün çevresini de doyuracak şekilde tarım yapıyor. İşte biz Özbekistan'la başta tarımda iş birliği yapmalıyız. Biz de neyi iyi yapıyoruz? Diyelim savunma sanayini yapıyoruz, gururlanıyoruz. Orada da işte yine iş birliği yapacağız. İşte Türk Devletleri Teşkilatı bunun için var. İnşallah uluslararası boyutta kazanacak.

Ondan birkaç ay önce de Azerbaycan'daydık. Yeni Azerbaycan Partisi'nin, yine iktidar partisinin davetlisi olarak. Onlar da bizi beş gün çok güzel misafir ettiler. Kendilerine buradan bir kere daha şükranlarımızı sunuyorum. Sayın İlham Aliyev Cumhurbaşkanımıza, genel başkan vekili Tahir Bey'e, meclis başkanımıza, tüm heyetine, diğer gittiğimiz yerlerdeki bütün soydaşlarımıza, yetkililerimize, Kıbrıs'ta bakanlarımıza her zaman.

ÖZBEKİSTAN’IN TARIMSAL ZENGİNLİĞİ

Özbekistan'da her şeyi organik yersiniz. Kirazı, kayısıyı, hele üzümleri... Üzüm, badem getirdim. Biliyorsunuz benim de tarıma biraz ilgim var. Kısmen tarımla uğraşıyorum. Ama bu konuda gerçekten Özbekistan'ı takdir ediyorum.

Özbekistan'ı ve bütün bu zenginliğini inşallah Türk dünyasıyla paylaştığında, bütün Türk Devletleri Teşkilatı'nın mensubunda yaşayan kardeşlerimiz organik tarımla beslenecektir inşallah diyorum.

HAYVANCILIK VE ÜRETİM

Kıymetli kardeşlerim, hayvancılık sadece üretim değildir, millî güçtür. Kendi çiftçisini küstüren ülkeler, yarın başka devletlerin kapısında beklemek zorunda kalırlar.

Bugün köylümüz traktörüne koyacağı mazotun derdine düşmüştür. Bugün birçok çiftçimiz borcunu nasıl ödeyeceğini düşünmektedir. Bugün üreticilerimiz alın terinin karşılığını alamamaktan şikâyetçidir.

EKONOMİ, ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİLER

Biz faize dayalı ekonomik düzenin milleti ezmesine asla razı değiliz. Alın terinin değersizleşmesine asla razı değiliz. Asgari ücretlinin enflasyon karşısında ezilmesine asla razı değiliz.

Onun için diyoruz ki Temmuz ayında Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplansın ve enflasyon farkı kadar en az bir zammı, artışı asgari ücretliye versin istiyoruz.

Aynı şekilde emeklilerimizin de yüzünün güldürülmesini istiyoruz. Emeklinin yıllarca çalışıp neredeyse açlık altında bir gelire mahkûm edilmesine razı değiliz. Biz insanı merkeze alan bir ekonomik düzenden yanayız.

ÜRETİMLE GÜÇLENEN TÜRKİYE

Ve yürekten inanıyoruz ki Türk milleti çalışkandır. Türk milleti üretkendir. Türk milleti büyük işler başarmaya muktedirdir. Yeter ki desteklensin ve önü açılsın.

Biz üreticinin bankalara değil, üretime çalıştığı, çiftçinin toprağından kopmadığı, gençlerin alın terinin değersizleşmediği bir Türkiye edebiliyoruz. Türkiye'yi faizle büyüyen değil, üretimle güçlenen bir ülke hâline getirmek boynumuzun borcudur diyoruz.

ÇOCUKLAR VE GENÇLER İÇİN SORUMLULUK

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, ekonomik meseleler elbette önemlidir. Ama bir millet sadece ekonomik krizlerle yıkılmaz. Asıl tehlike, nesillerini kaybetmeye başladığı zaman ortaya çıkar. İşte bugün bizim en büyük sorumluluğumuz, çocuklarımızı ve gençlerimizi korumaktır.

Çocuklar bizim göz bebeğimizdir. Onları gelecek her türlü tehlikeden sakınmak en öncelikli görevimiz olmalıdır. Çocuklarımızın yalnızlaşmasına asla izin vermemeliyiz.

ŞANLIURFA VE KAHRAMANMARAŞ’TA YAŞANAN HADİSELER

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlamaya hazırlandığımız günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan hadiseleri hepimiz daha dün gibi hatırlıyoruz. Bu iki olay, cinnet geçirmiş, hasta, kullanılmış birkaç çocuğun münferit taşkınlığı olarak geçiştirilemez. Şiddetten beslenen bu iki olay, yavaş yavaş ellerimizden kayıp giden bir neslin ayak sesleridir.

Bu tehlikenin sorumluluğunu sadece sosyal medya, oyunlara ya da bir avuç insana yıkarak temize çıkamayız. Çare bellidir. Müslüman Türk'ün kültür ve medeniyet kodlarına bir an önce tam anlamıyla geri dönmeliyiz. Gönüllere ve zihinlere insan sevgisi ve merhametin tohumlarını ekmeliyiz.

AHLAKİ EĞİTİM VE ÇOCUKLARIN KORUNMASI

Ahlaki eğitimi, akademik başarının gölgesine asla mahkûm etmemeliyiz. Ahlaki eğitime öncelik vermeliyiz. Biz çocuklarımızın küresel pedofili çetelerinin ve terör örgütlerinin ağına düşmemesi için bütün gücümüzle mücadele ediyoruz. Bu şeytani yapılara karşı her türlü tedbirin alınması için var gücümüzle çalışıyoruz.

Bütün çocuklar bize Allah'ın bir emanetidir. Bu emanete kim hıyanet gösteriyorsa karşısında Büyük Birlik Partilileri ve Alperenleri bulacaktır.

ENGELLİ VATANDAŞLAR VE SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI

Değerli vatandaşlarım, toplum hayatımızın en yalnız kesimlerinden birini de engelli kardeşlerimiz oluşturmaktadır. Engelli vatandaşlarımızın durumu sadece sosyal bir mesele değildir. Aynı zamanda merhametimizi, insanlığımızı ve devlet anlayışımızı ortaya koyan turnusol bir kâğıttır. Çünkü biz, ülkenin gerçek büyüklüğünün yollarıyla, binalarıyla, ekonomik rakamlarıyla değil; dezavantajlı konumdaki vatandaşlarına sunduğu hizmet ve hayatla ölçüldüğüne inanıyoruz.

Engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştırmayı bir lütuf değil, devletin asli görevi olarak görüyoruz. Büyük Birlik Partimiz, kurulduğu günlerden itibaren sosyal devlet anlayışını siyasetin merkezine koymuştur. Engelli vatandaşlarımızın her sıkıntısı bizim sıkıntımızdır. Her zaman onların yanında olmaya dün olduğu gibi bugün de yarın da devam edeceğiz.

AHLAKİ AŞINMA VE TOPLUMSAL SORUMLULUK

Değerli kardeşlerim, ekranları başında bizi izleyen sevgili vatandaşlarım, bir devletin gerçek kalitesi yalnızca yollarında, binalarında ya da ekonomik rakamlarında değil; vicdanında ortaya çıkar. Ne yazık ki bugün sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir aşınmayla da karşı karşıyayız.

Toplumun farklı alanlarında gördüğümüz yozlaşma, bizi bu konuda daha büyük bir sorumluluğa çağırmaktadır. Güç ve yetkinin kötüye kullanılması konusunda ülkemizde de olumsuz örnekler görülmektedir. Hemen her gün belediyelerle ilgili yolsuzluk, ahlaksızlık ve istismar dolu suçların yer aldığı hadiselere şahit oluyoruz.

BELEDİYELER VE TEMİZ SİYASET VURGUSU

Elhamdülillah, 20 belediyemiz, başta Sivas olmak üzere 14 ilçe ve 5 belde belediyemiz, 1 Nisan 2024 yılından 6 Haziran 2026 yılına kadar biraz önce bahsettiğim bu olumsuzluklarla ilgili tek kelime dahi anılmamıştır ve anılmayacaktır. Bunun için belediye başkanlarımıza ve yönetimlerine, meclis üyelerimize, teşkilatlarımıza teşekkür ediyoruz.

Kıymetli kardeşlerim, belediyelerimiz bir taraftan hizmetin en iyisini, en yükseğini üretirken, vatandaşlarımızla buluşurken diğer taraftan da dürüst, temiz ve ahlaklı belediyeciliğin de örneklerini vermektedirler. Kendilerine teşekkür ediyorum.

YENİLENEN BELDE SEÇİMLERİ

Bugün altı beldemizde seçimler yenileniyor. Biz beş tanesinde aday çıkarmadık. Cumhur İttifakı ortağımız AK Parti'nin adaylarına destek veriyoruz. Kuşçu'da, Tokat, Yeşilyurt, Kuşçu'da ise adayımız Ömer Geçit kardeşimiz. Kendisine ve meclis üyelerine başarılar diliyorum. İnşallah sandıklar kapandıktan kısa bir süre sonra da Kuşçu beldesini kazandığımızın müjdesini bize vereceklerine inanıyorum.

Bütün bu altı beldedeki seçimlerin o beldede yaşayan vatandaşlarımıza, ülkemize, seçime katılan partilerimize ve adaylarımıza da hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.

YOLSUZLUK, YOZLAŞMA VE AHLAK KRİZİ

Kıymetli kardeşlerim, medyadaki yığın yığın haberleri siz de takip ediyorsunuz. Yargı süreçleri devam ettiğinden detaya girmeyeceğim. Ama şunu da söylemek zorundayım: Şahit olduğumuz çürüme, yozlaşma ve seviyesizlik gösteriyor ki ülkemiz büyük bir ahlak kriziyle karşı karşıyadır.

Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Bu böyle gitmez ve böyle gitmeyecektir. Çünkü biz buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Ama vatandaşlarıma da sesleniyorum: Benim partimin belediye başkanı ya da yetkilisi yolsuzluğu, hırsızlığı, ahlaksızlığı yaparsa sessiz kalayım, karşı taraftaki yaparsa sesimi yükselteyim anlayışı doğru bir anlayış değildir.

Aynı şekilde yolsuzluklar, hırsızlıklar, ahlaksızlıklar gün gibi ortadayken; itirafçılar ya da şahitler tarafından dillendirilirken, soruşturma savcılar tarafından, mahkemeler tarafından net bir şekilde ortaya konulurken hâlâ yolsuzluğa, hırsızlığa, ahlaksızlığa bulaşmış belediye başkanı olsun ister, ister başka bir görevli olsun, onun arkasında durmak, onu sahiplenmek de onun yaptığı bütün suçlara ortak olmak demektir.

Onun için senin benim olmaz. Kim yolsuzluk yapıyorsa, kim hırsızlık yapmışsa, kim belediyenin kasasına ya da Beytülmale el uzatmışsa hep beraber onun karşısında olmalıyız ve hep birlikte memleketimizi, kurumlarımızı, belediyelerimizi bu ahlaksızlardan, bu hırsızlardan, bu yolsuzlardan temizlemeliyiz. Bunun seni beni olmaz.

AİLE YAPISI, UYUŞTURUCU VE DİJİTAL KUMAR

Kıymetli kardeşlerim, diğer yandan aile yapımız saldırı altındadır. Uyuşturucu ilkokul çağına kadar inmiştir maalesef. Sanal dünyanın karanlığı gençlerimizi kuşatmaktadır. Dijital kumar ve bahis siteleri sadece aile yapımızı değil, geleceğimizi tehdit etmektedir.

Sanal bahis ya da bahis ya da kumar... Bunun yasalı, gayriyasalı olur mu arkadaşlar ya? Devlet eliyle ya da müsaadesiyle bahis oynatılabilir mi? Bu bizim kültürümüzün neresinde vardır? Bu bizim inancımızın neresinde vardır? Oradan gelecek üç kuşa, üç kuruşa, üç milyona, beş milyara bu devletin ihtiyacı mı vardır?

Onun için biz diyoruz ki yasal, gayriyasal bütün bahis siteleri, kumar siteleri kapatılmalı; milletimizin soyulmasına, kaybetmesine ve sonunda intihara kadar giden ölümlere sürüklenmesine müsaade edilmemelidir. Bu bir vebaldir.

AHLAKİ DEĞERLER VE MANEVİ TEHDİTLER

İnanıyorum ki kalbinde zerre kadar insan sevgisi olan, iman olan hiç kimse, hiç kimsenin gönlü buna razı olmaz. Türkiye'nin böyle bir paraya ihtiyacı yoktur.

Kıymetli kardeşlerim, maalesef ülkemizde ahlaksızlık, özgürlük diye pazarlanmaktadır. Sabıklık, modernlik diye dayatılmaktadır. Buna teslim olmadık ve asla teslim olmayacağız. Ne derlerse desinler, kınayanların kınamasına aldırmadan yolumuza devam edeceğiz.

AİLE, TOPLUM VE DEVLET VURGUSU

Çünkü aile çökerse toplum çöker. Toplum çökerse devlet zayıflar. Devlet zayıflarsa özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız elimizden gider. Özgürlüğünü ve bağımsızlığını kaybeden devletlerin, milletlerin hâli ortadadır.

Burada sadece ekonomik değil, aynı zamanda manevi bir problem vardır. Her kim ki ahlaki değerlerimize saldırıyorsa, onları yıkmaya çalışıyorsa, onlar aslında devlet ve millet düşmanlarıdır. İyi bilsinler ki karşılarında her zaman ve en önce bizi bulacaklardır. Alperenleri bulacaklardır. Bu sinsi düşmanlara asla geçit vermeyeceğiz.

AİLEYİ KORUMA VE MİLLÎ BEKA MESELESİ

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, değerli hanımefendiler, aileyi korumak bizler için millî bir beka meselesidir. Özellikle son yıllarda Türk aile yapısına karşı bir kasıtlı hedef alınmaktadır. Evlilik dışı hayat özendirilmektedir. Ve bunlar çok hoyratça konuşabilmektedir. Sanki onların söylediği doğruymuş gibi konuşabilmektedir. Boşanmalar artmakta, doğurganlık oranları düşmektedir.

Bu tablo karşısında gençlerimizi evlenmeye teşvik edecek, aileyi destekleyecek ve çocuk sahibi olmayı külfet olmaktan kurtaracak politikalara ihtiyaç vardır. Türk aile yapısında anne; sevginin, merhametin, fedakârlığın ve millet ruhunun taşıyıcısıdır. Bize göre güçlü nesiller, güçlü annelerin ellerinde yetişir.

KADIN VE ÇOCUKLARA YÖNELİK ŞİDDET

Kadına ve çocuğa el kaldıranın cezası en ağır şekilde kesilmelidir. Bizim adalet anlayışımızda ceza nettir. İdam cezasının geri getirilmesini istiyoruz. Kadın katilleri için, çocuk katilleri için ve silahla, bombayla askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, sivilimizi şehit eden teröristler için idam cezası geri gelmelidir.

Üç yaşında, beş yaşında kız çocuğunu götürecek, ifşa edecek, taciz edecek, ondan sonra öldürecek. Ondan sonra da yaşayacak, öyle mi? Bunu yaşatmak haramdır. Haramdır. Bu konuda kararlıyız.

Kadınlarımızın huzur içinde yaşamadığı bir toplum yükselmez. Onların saygı görmediği bir yerde medeniyet iddiası dahi bulunulamaz. Kadının saygı görmediği bir yerde medeniyet iddiasında bulunulamaz. Biz kadınlarımızı baş tacımız olarak görüyoruz. Ve sonuna kadar haklarını savunmaya devam edeceğiz.

TOPLUMSAL TEHDİTLER VE LGBT VURGUSU

Aziz milletim, sevgili kardeşlerim, bir ülkeye yönelik tehditler sadece sınırdan gelmez. Bazen aileyi hedef alırlar. Bazen gençliği, bazen de doğrudan devletin varlığını, vatanın bütünlüğünü ve milletin birliğini.

İşte bugün Türkiye'miz hem toplumsal hem de güvenlik boyutunda çok yönlü tehditlerle karşı karşıyadır. Karşı karşıya bulunduğumuz en sinsi tehditlerden biri de LGBT'dir. LGBT illeti, aile kurumumuzu, demografik yapımızı hedef alan ciddi bir tehdittir. Her türlü kanal kullanılarak bu illetin propagandası yapılmaktadır.

Mesele, millî varlığımızı tehdit eder hâle gelmiştir. Tehdit ve tehlikenin farkındayız. Büyük Birlik Partisi ve Alperenler; ülkemizi ve milletimizi bu ahlak düşmanlarına, bu din düşmanlarına, bu millet düşmanlarına asla teslim etmeyecektir.

TERÖR MESELESİNDE DURUŞ

Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, ekranları başında bizi izleyen aziz kardeşlerim, terör meselesinde ve terörsüz Türkiye konusunda duruşumuz her konuda olduğu gibi nettir. Bebekleri öldüren, çocukları istismar eden PKK, bu dünyada işlenebilecek her suçu işlemiş kanlı ve taşeron bir terör örgütüdür.

Hiç kimse bize bunları meşru göstermeye kalkmasın. Hiç kimse şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeye kalkmasın. Sizler de yakından takip ediyorsunuz. PKK, Kandil, İmralı ve Dem cephesinden peş peşe açıklamalar geliyor.

PKK, KANDİL, İMRALI VE DEM AÇIKLAMALARI

Ne diyorlar? Sürekli anayasal değişiklikten, yeni düzenlemelerden söz ediyorlar. Peki sürecin başında ne dendi? Şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz PKK silah bırakacak. Tüm unsurlarıyla kendini feshedecek. Ve daha sonra da devlet, üniter yapımızı bozmadan, millî birliğimize zarar vermeden, ülke bütünlüğümüzü muhafaza ederek adımlar atacak.

Ama silah bıraktılar mı? Evet, bıraktılar mı? Bıraktılar mı? Kendilerini feshettiler mi? Ne silah bıraktılar ne kendilerini feshettiler. Hâlbuki ne demişlerdi? Sadece Türkiye'de değil, Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki tüm uzantılarıyla birlikte örgüt tamamen feshedilecekti. Avrupa'daki yapılanmalar dâhil bütün terör ağları dağıtılacaktı.

TERÖR ÖRGÜTÜNE GÜVEN OLMAZ

Fakat terör örgütü ve uzantılarının yaklaşımı farklıdır. Önce yasal düzenleme istiyorlar. Genel aftan, yani teröristlere af çıkarılmasından, hatta terörist başının da affedilmesinden söz ediyorlar. Türk'ten, Türk dilinden, Türk bayrağından rahatsız oluyorlar.

Terör örgütüne güven olmaz. Çünkü bunların iradesi kendi ellerinde değildir. Bunlar emperyalist güçlerin taşeronudur. Bugün yasa isterler, yarın af isterler, sonra ülkeyi bölmek isterler. Bunun sonu maazallah ülkenin bölünmesine kadar gider.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ

Bu yüzden diyoruz ki terörsüz Türkiye hedefine vatanına, bayrağına, milletine bağlı insanlarla omuz omuza gidilir. Türk'ü, Kürt'ü, Türkmen'i, Alevisi ve Sünnisi'yle vatanına gönülden bağlı olanlarla gidilir.

Sevgili Alperenlerim, aziz dava arkadaşlarım, Büyük Birlik Partisi olarak başından beri aynı şeyi söylüyoruz: Teröristle müzakere edilmez, terörle mücadele edilir; kafası ezilir, yok edilir, atılır.

TÜRK DEVLETİ VE GÜVENLİK GÜÇLERİ

Kahraman Türk askeri, Türk ordusu, Türk polisi, güvenlik korucularımızla birlikte bunu yapmıştır. Türkiye şu anda zaten terörsüz bir Türkiye'dir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti terör karşısında asla diz çökmemiştir ve asla çökmeyecektir.

Bu milletin huzuruna kasteden kim varsa karşısında önce Türk Devleti'ni, sonra da aziz ve asil milletimizin sarsılmaz iradesini ve Alperenleri bulacaktır.

ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜ VE BAYRAK VURGUSU

Türkiye'mizin güneydoğusundan başka bir adla söz eden, ay yıldızlı al bayrağımız yerine başka paçavraları sallayan, toplumu birleştirmesi gereken sanat ve sporu bile bölücülüğe alet eden gafillere hatta hainlere sesleniyorum: Türkiye etnik bölgelerden oluşan bir ülke değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Bu vatanda yaşayan herkes büyük Türk milletinin eşit fertleri, onurlu vatandaşlarıdır. Sevgili kardeşlerim, bizim Kürt kardeşlerimizle hiçbir meselemiz yoktur. Derdimiz siyasi bölücülerdir, derdimiz teröristlerdir. Ayrılıkçı zihniyet taşıyan gafillerdir.

TÜRK BAYRAĞI, EZAN VE MİLLET BİRLİĞİ

Nevruz kutlamalarında, Türkiye Süper Ligi'ne çıkartılan o malum takımın kutlamalarında bir tane Türk bayrağı gördünüz mü? Göremediniz. İşte mesele budur.

Bizim durduğumuz yer nettir. Biz devletimizin yanındayız. Bayrağımızın yanındayız. Ezanımızın yanındayız. Ülke bütünlüğünün yanındayız. Millet birliğinin yanındayız. Ay yıldızlı al bayrağımızın yanındayız. Minarelerden yükselen ezanlarımızın yanındayız. Biz Türk'üz, Müslümanız, Türk İslam ülkücüleriyiz.

TÜRK İSMİ VE TÜRK BAYRAĞI

Türk bayrağından ve Türk isminden rahatsız olanlara da açıkça söylüyoruz: Bu ülkenin ekmeğini yiyen, havasını soluyan herkes, ay yıldızlı al bayrağımızın ortak değer olduğunu bilmek zorundadır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile problemi olanların değil, Türkiye Cumhuriyeti'ne sadakat duyanların yanında olmaya devam edeceğiz. Bir kere daha söylüyorum: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'yle problemli olanların, problemi olanların değil, Türkiye Cumhuriyeti'ne sadakat duyanların yanında olmaya devam edeceğiz. Bu dost tavsiyesidir, eren tavsiyesidir. Alpliğimizi test etmeye kimse kalkmasın, pişman olursunuz diyoruz.

EĞİTİM MESELESİ VE MİLLÎ EĞİTİM AKADEMİSİ

Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, ülkemizin en önemli ve en öncelikli meselelerinden birisi de eğitim meselesidir. Bu konuda burada daha uzun konuşmak isterdim. Ama vaktimiz sınırlıdır.

Son dönemlerde özellikle Millî Eğitim Akademisi'nin kurulması, öğretmenlik mesleğiyle ilgili atılan ileri adımlar sevindiricidir. Ve inşallah olumlu neticeler verecektir. Çünkü eğitimde kalkınamayan, eğitimde ileri gidemeyen ülkelerin başka konularda, alanlarda ileri gitmesi mümkün değildir.

TÜRKÇE VE EĞİTİM DİLİ

Ve eğitimimizin başında da Türkçe gelmektedir. Onun için diyoruz ki çocuklarımız okullarda mutlaka ama mutlaka Türk İslam kültürünü öğrenerek yetişmelidir. Çocuklarımız önce kendi kültürünü öğrenecekler, sonra dünyayı tanıyacaklar. Onun için de önce Türkçe diyoruz.

Çocuklarımıza mutlaka Türkçeyi en iyi şekilde öğretecek ve sevdireceğiz. Türkçenin önüne geçen yabancı dili asla kabul etmiyoruz. Çünkü Türkçe bizim kimliğimizdir. Türkçe giderse kimliğimizi kaybederiz. Biz Türkçeden yanayız. Çünkü Türkçeyi savunmak, vatanı savunmaktır.

RESMÎ DİL VE ÜNİTER YAPI

Bu sebeple Türkçemizin yanına yeni eğitim ya da resmî dil eklenme taleplerine kapımız kapalıdır. Ve sadece bizim değil, devletimizin de kapısı kapalıdır. Milletimizin de kapısı kapalıdır.

Herkes sokakta, çarşıda, evinde, mahallesinde elbette ana diliyle konuşabilir. Ama her devletin bir resmî dili vardır. Bir eğitim dili vardır. Biz üniter yapıda bir devletiz. Onun için bundan asla taviz veremeyiz. Bundan taviz vermek, surda gedik açtırmaktır.

GENÇLERE HİTAP VE EĞİTİM MESELESİ

Kıymetli kardeşlerim, değerli Alperenler, değerli gençler, hitabımızın bu bölümü sizleredir. Aziz dava arkadaşlarım, eğitim dediğimiz mesele aslında doğrudan gençliğin meselesidir. Nasıl bir eğitim sistemi kurarsanız, yarının Türkiye'sini de öyle şekillendirirsiniz. İşte bu yüzden gençlerimize ayrı bir başlık açmak zorundayız.

GENÇLERİN GELECEK KAYGISI

Gençlerimiz geleceğe korkusuz yürümek istiyor. Anne ve babalar, evlatlarının istikbalinden emin olmak istiyor. Ama ne görüyoruz? Her gün yeni bir endişe, her gün yeni bir belirsizlik, her gün yeni bir tartışma ortaya çıkıyor. Bakınız kardeşlerim, bu topraklarda umutsuzluk üretmek kolaydır. Zor olan yeniden umut olabilmektir.

TÜRK GENÇLİĞİ VE UMUT

Bugün gençlerimizin en büyük problemlerinden biri umutsuzluktur. Türk gençliği başka ülkelerin insan kaynağı değildir ve asla olmamalıdır. Nüfusumuz aşağı doğru giderken biz bir tane gencimizin bile dışarı gitmesine gönlümüz razı değildir.

Türk gençliği, asil Türk milletinin geleceğidir. Biz gençlerimize yalnızca iş değil; aidiyet, hedef ve büyük bir ideal vermek zorundayız. Çünkü ideali elinden alınmış bir gençlik, zamanla ülkesinden de uzaklaşmaya başlar. Biz buna asla razı değiliz.

GENÇLERE UMUTSUZLUĞA KAPILMAMA ÇAĞRISI

Sevgili genç kardeşlerim, bugün özellikle sizlere seslenmek istiyorum. Çünkü milletimizin en büyük gücü petrolü, parası yahut silahı değildir. Sizlersiniz; imanlı, ahlaklı, adaletli, merhamet sahibi Türk gençliğidir. Onun için sizden umudumuzu hiçbir zaman kesmedik ve kesmeyeceğiz.

Sizler de sakın ha umudunuzu yitirmeyin. Sakın ha umudunuzu kaybetmeyin. Hiç kimsenin sizlere karamsarlık satmasına, umutsuzluk aşılamasına izin vermeyin. Hiç kimsenin enerjinizi, cesaretinizi ve inancınızı tüketmesine asla müsaade etmeyin.

GENÇLİK VE HAYAL KURMA

Umutsuzluk en çok gençlere yakışmaz. Bir milletin gençleri hayal kurmayı bırakırsa o ülkenin geleceği sessizce çökmeye başlar. Gençlerimizin hayal kurabildiği, iş bulabildiği, üretebildiği, kendini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye vaat ediyoruz.

Görevimiz gençlere sabır telkin etmek değildir. Gençlerin önünü açmak, yükünü hafifletmektir. Onların hayallerini büyütecek bir Türkiye inşa etmektir.

TÜRK GENÇLİĞİNE GÜVEN

İnanıyoruz ki Türk gençliği; zekâsıyla, çalışkanlığıyla, idealistliğiyle, cesaretiyle dünyaya örnek olacak bir mayaya elbette sahiptir. Şunu da açık yüreklilikle ifade etmek isterim: Bizim de gençlerimizden öğreneceğimiz çok şeyler var. Çünkü biz Türk gençliğinin sahip olduğu büyük ve cesur yüreğe defalarca şahit olduk. 6 Şubat depreminde şahit olduk. 15 Temmuz hain darbe girişiminde şahit olduk.

Onun için bir kere daha gençlerimize diyorum ki asla ve kat'a umutsuzluğa kapılmayın. İşte bu yüzden biz Türk gençliğine sonuna kadar güveniyoruz. İşte bu yüzden dünyaya gençlerimizin gözünden bakıyoruz. İşte bu yüzden gençlerimizi sadece yarınların değil, aynı zamanda bugünümüzün de garantisi olarak görüyoruz.

GENÇLERE MÜCADELE DAVETİ

Sevgili gençler, sizleri, hayallerinizi gerçekleştirmek için Büyük Birlik Partisi'nde mücadeleye davet ediyorum. Gelin, Sakarya'da başlayan yükselişimizi birlikte zirveye taşıyalım diyorum. Ben Türk gençliğine haysiyet yolunu teklif ediyorum. Dik yürümeyi teklif ediyorum. Bütün Türk gençliğini bu onurlu yürüyüşe davet ediyorum.

ALPEREN GENÇLİĞE SESLENİŞ

Büyük Birliğin imanlı, vatansever gençliğine, yiğit Alperenlerine de sesleniyorum: Sıkıntılar karşısında dimdik durmaya var mısınız? Sıkıntılar karşısında dimdik durmaya var mısınız? Dik yürümeye var mısınız? Büyük, adil ve zengin Türkiye'yi kurmaya var mısınız? Şehitlerin emanetini taşımaya var mısınız? Ahlaklı siyaseti büyütmeye var mısınız?

İyi ki varsınız. Cenab-ı Hak sizleri var etsin, sayınızı artırsın inşallah diyorum.

DAVA İÇİN YÜRÜYENLER

Çünkü siz, çünkü siz menfaat için değil, dava için yürüyenlersiniz. Çünkü siz rüzgâra göre yön değiştirmeyenlersiniz. Çünkü siz Türk milletinin onurlu yürüyüşünü temsil edenlersiniz.

Bugün burada bulunan her bir dava arkadaşım şunu çok iyi bilsin: Büyük Birlik, zorluklar karşısında geri çekilmeyenlerin hareketidir. Biz nice fırtınalar gördük, nice iftiralar gördük, nice imkânsızlıklar yaşadık ama hiçbir zaman davamızdan vazgeçmedik.

BÜYÜK BİRLİK’İN ONURLU YÜRÜYÜŞÜ

Çünkü iyi biliyoruz, bir davanın büyüklüğü rahat zamanlarda değil, zor zamanlarda belli olur. Zor zamanlarda belli olur. Ve Allah'a hamdolsun ki bugün Büyük Birlik, sizlerle birlikte dimdik ayaktadır. Büyük Birlik, onurlu yürüyüşüne devam etmektedir. Bu yürüyüşün sonu elbette zaferdir. Çünkü zafer inananlarındır.

BÜYÜK BİRLİK’İN BÜYÜME SEBEBİ

Kıymetli dava arkadaşlarım, aziz vatandaşlarım. İşte Büyük Birliğin güçlü bir şekilde yoluna devam etmesinin, büyümesinin sebebi tam da budur. Çünkü bu hareket gençliğe umut veren, millete güven veren ama değerlerinden asla vazgeçmeyen bir harekettir.

Büyük Birlik büyüyor. Çünkü bu millet umut arıyor. Dürüstlük arıyor. Temiz siyaset arıyor. Samimiyet arıyor. Çünkü bu millet zor gününde yanında duranları görmek istiyor. Biliyor ve inanıyoruz ki ahlak yoksa güç yozlaşır. İlke yoksa siyaset çürür. Merhamet yoksa adalet kaybolur.

TÜRKİYE İÇİN VİCDANLI SİYASET

Biz Türkiye'nin hem güçlü hem vicdanlı olmasını istiyoruz. Hem merhametli olmasını istiyoruz. İşte Büyük Birlik Partisi'nin şaşmaz siyaseti budur ve böyle kalacaktır.

Aziz Türk milleti, kıymetli vatandaşlarım, biz hiçbir zaman nefret dili kullanmadık. İnsanları ayrıştırmadık. Ama herkes şunu bilsin: Haksızlık karşısında asla susmayız, milletimizin hakkını asla yedirmeyiz. Devletimizin itibarını asla çiğnetmeyiz. Şanlı bayrağımızı ölürüz ama asla yere düşürmeyiz. Çünkü biz Türkiye'nin susmayan vicdanı, korkusuz sesiyiz.

BİRLİK VE KARDEŞLİK ÇAĞRISI

Gelin, bugün hep birlikte haykıralım: Biz korkmayız. Biz susmayız. Biz yılmayız. Bu ülkedeyiz, varız ve var olacağız.

Değerli dava arkadaşlarım, hiç şüpheniz olmasın. Yarınlarda daha güçlü olacağız. Çünkü bizim davamız seçimlik değil, nesilliktir. Tek bir ses olup haykırıyoruz: Bir yürek, bir millet, bir Büyük Birlik.

VİCDAN, AHLAK VE TÜRK MİLLETİ

Biz makam için değil, devraldığımız büyük ülküyü daha da büyüterek gelecek nesillere bırakmak için buradayız. Aziz dava arkadaşlarım, ekranları başında bizi izleyen sevgili vatandaşlarım. Biz sadece Allah'tan korkarız. Ve biz sadece Allah'tan yardım dileriz.

Ve inanıyoruz ki vicdan kazanacaktır. Ve inanıyoruz ki ahlak kazanacaktır. Ve tabii ki Türk milleti kazanacaktır. Çünkü dik yürüyenler kazanır.

BÜYÜK BİRLİK VE ALPERENLER

Bir kez daha söylüyorum: Türkiye'nin susmayan vicdanı burada. Milletin korkusuz sesi burada. Birliğin ve kardeşliğin kalesi burada. Büyük Birlik buradadır. Alperenler buradadır, ayaktadır.

ANADOLU’YA YÜKSELEN SES

Bir kez daha söylüyorum: Türkiye'nin susmayan vicdanı buradadır. Milletin korkusuz sesi buradadır. Birliğin ve kardeşliğin kalesi buradadır. Büyük Birlik Partisi buradadır. Alperenler buradadır. Ayaktadır. Milletinin yanındadır.

Bu salondan yükselen sesimiz Anadolu'nun her iline, her ilçesine tek tek girecektir. Ev ev gezeceğiz. Gönülden gönüle köprüler kuracağız. Çiftçimizin elini tutacağız. İşçimizin hakkını arayacağız. Ailemizi korumak için gövdemizi siper edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki milletimiz temiz siyaset istiyor.

TEMİZ SİYASETİN ADRESİ

O adres burasıdır. O adres neresidir? Büyük Birlik Partisi'dir. Neresidir? Biz bu ülkeye yalnızca siyaset vaat etmiyoruz. Biz bu millete yeniden haysiyetli bir yürüyüş teklif ediyoruz.

Öyle bir kenetlenelim ki dosta güven, düşmana korku salsın. Öyle bir haykıralım ki dünya duysun. Yorulmak var mı? Yılmak var mı? Dönmek var mı? Allah sizlerden razı olsun.

KURULTAY DUASI VE KAPANIŞ

Yolumuz açık olsun. Ufkumuz her zaman aydınlık olsun. Kurultayımız mübarek olsun. Geleceğimiz kutlu olsun. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Allah Türkiye'yi, Türk dünyasını ve İslam âlemini güçlü, huzurlu, müreffeh ve büyük yarınlara ulaştırsın.

Ne mutlu milletinin yükünü omuzlamaya devam edene. Ne mutlu haysiyetini kaybetmeden dik yürüyene. Ne mutlu Türk'üm diyene. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun."

Sayın Genel Başkanımızın konuşmalarının ardından seçime geçildi. 13. Olağan Büyük Kurultayımızda Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, büyük bir coşku ve kararlılık içerisinde geçen hitaplarının ardından 1 No’lu Sandıkta oyunu kullandı.

Galeri