Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir’de düzenlenen iftar programında partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Destici, Ramazan ayının rahmet, bereket ve mağfiret ayı olduğunu belirterek katılımcıların Ramazan ayını tebrik etti.
Destici, Ramazan’ın son günlerine yaklaşılırken Kadir Gecesi’nin önemine dikkat çekerek, “Resulullah Efendimiz, Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde arayın buyuruyor. Bu nedenle bu günleri Kur’an’la hemhal olarak, ibadet ve dua ile değerlendirmeliyiz” dedi.
Kadir Gecesi’nin ardından Arefe ve Ramazan Bayramı’nın geleceğini hatırlatan Destici, tüm vatandaşların bayramını şimdiden tebrik ederek bayramın huzur ve mutluluk içinde geçmesini temenni etti.
“MAZLUM COĞRAFYALARI UNUTMAMALIYIZ”
Destici, Türkiye’de Ramazan’ın huzur içinde yaşandığını ancak birçok İslam coğrafyasında insanların savaş ve zulüm altında Ramazan’ı karşıladığını ifade etti.
Doğu Türkistan’dan Gazze’ye, Myanmar’dan Yemen’e kadar birçok bölgede Müslümanların zor şartlar altında yaşadığını söyleyen Destici, şunları kaydetti:
“Biz burada huzur içinde Ramazan’ı yaşarken Doğu Türkistan’dan Filistin’e, Gazze’den Sudan’a kadar pek çok yerde kardeşlerimiz bombaların altında yaşıyor. Önce halimize şükredeceğiz, ardından da mazlumlara yardım elimizi uzatacağız. Yardım kuruluşlarımız bu konuda önemli çalışmalar yürütüyor.”
GAZZE’DE YAŞANANLARA TEPKİ
Gazze’de yaşananların büyük bir insanlık dramı olduğunu dile getiren Destici, İsrail’in saldırılarını sert sözlerle eleştirdi.
Destici, “2023’ten bu yana Gazze’de büyük bir katliam yaşanıyor. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu zulmü gerçekleştirenleri de lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.
“İSLAM COĞRAFYASINDA SÜREKLİ SALDIRILAR YAŞANIYOR”
Konuşmasında Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Destici, İslam coğrafyasının uzun yıllardır çeşitli müdahalelere ve savaşlara maruz kaldığını söyledi.
Afganistan ve Irak’ın işgal edildiğini, Suriye’de büyük yıkımlar yaşandığını belirten Destici, bugün de İran’a yönelik saldırıların gündemde olduğunu dile getirdi.
Destici, uluslararası hukuk mekanizmalarının bu saldırılar karşısında etkisiz kaldığını savunarak, “Güçlü değilseniz haklı olmanızın bu dünyada bir anlamı kalmıyor” dedi.
“TÜRKİYE GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDA”
Türkiye’nin güçlü bir devlet olması gerektiğini vurgulayan Destici, savunma sanayisinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde önemli ilerlemeler kaydettiğini belirten Destici, şöyle konuştu:
“İHA’larımızı, SİHA’larımızı üretiyoruz. Milli savaş uçağımız ve diğer savunma sistemlerimiz de hızla tamamlanmalıdır. Çünkü saldırının nereden ve ne zaman geleceği belli değil. Türkiye güçlü olmak zorundadır.”
14 MART TIP BAYRAMI’NI KUTLADI
Destici konuşmasının bir bölümünde 14 Mart Tıp Bayramı’nı da kutladı. Sağlık çalışanlarının büyük fedakârlıkla görev yaptığını ifade eden Destici, doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık personeline teşekkür etti.
“Sağlık çalışanlarımız mesai mefhumu gözetmeden görev yapıyor. Zor şartlarda insanlık için hizmet ediyorlar. Tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum” dedi.
“CUMHUR İTTİFAKI OLARAK ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Destici, konuşmasının sonunda Cumhur İttifakı’nın Eskişehir ve Türkiye için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Destici, “Büyük Birlik Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milletimizin huzuru, kardeşliği ve refahı için çalışmaya devam ediyoruz. Eskişehir’imiz ve tüm ilçelerimiz için gayret göstermeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

SAYIN GENEL BAŞKANIMIZIN KONUŞMASININ TAMAMI
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin, Eskişehir'deki “Birliğin ve Kardeşliğin Sofrası” iftar programında yaptığı konuşmanın tamamı şu şekilde:
"Kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler; çok kıymetli hemşehrilerim, değerli dava arkadaşlarım ve çok kıymetli misafirlerimiz, öncelikle cümlenize Eskişehir İl Teşkilatımız tarafından organize edilen bu iftar programına hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.
Yine sözlerimin başında; başı rahmet, ortası bereket, sonu mağfiret olan Ramazan-ı Şerif ayınızı tebrik ediyorum. Rahmet bölümü geride kaldı. Bereket bölümü de geride kaldı. Şimdi mağfiret dönemindeyiz.
Cenab-ı Hak inşallah cümlemizi bu mübarek Ramazan ayının rahmetinden, bereketinden ve mağfiretinden istifade edip kurtuluşa eren kullarından eylesin inşallah.
KADİR GECESİ HATIRLATMASI
Önümüz pazartesi, salıya bağlayan gece Kadir Gecesi. Fakat Resulullah Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin sahih bir hadisi var. O da şudur: Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son 10 gününde arayınız, buyuruyor.
Yani bu akşam da, bu gece de Kadir Gecesi olabilir; yarın gece de Kadir Gecesi olabilir; salı gecesi de olabilir. Onun için biz, sanki bugünü, yarını, öbür günü, yani Ramazan’ın sonuna kadar olan bölümü sanki Kadir Gecesi’ymiş gibi idrak etmemiz ve o şuurda Kur’an’la hemhâl olarak, Kur’an’ı çok okuyarak...
Tabii ki oruçlarımızı tutacağız, namazlarımızı kılacağız ama Kur’an’ı da daha fazla okuyarak değerlendirirsek; sonlarında da duamızı, yakarışımızı yaparsak, inşallah Cenab-ı Hak bizleri de kurtuluşa erdirdiği kullarından eyler.
Şimdiden Kadir Gecenizi tebrik ediyorum.
BAYRAM TEBRİĞİ
Kadir Gecesi’nden birkaç gün sonra perşembe günü arefe ve cuma günü de Ramazan Bayramı’nı karşılayacağız.
Şimdiden sizlerin ve burada olmayan akrabalarımızın, hane halkımızın, teşkilat mensuplarımızın, hemşehrilerimizin hepsinin mübarek Ramazan ayını, mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum.
Bayramı sevinçle, mutlulukla, huzur içerisinde geçirmenizi Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bayramınız da mübarek olsun diyorum.
MAZLUM COĞRAFYALAR VE YARDIM ÇAĞRISI
Kıymetli kardeşlerim; biz böyle huzur içerisinde, mutluluk içerisinde, suhulet içerisinde, bolluk bereket içerisinde Ramazan’ı yaşarken maalesef Doğu Türkistan’dan Filistin’e, Gazze’ye, Kafkaslar’dan Türkmeneli’ne, Myanmar’a, Sudan’a, Yemen’e kadar soydaşlarımız, kardeşlerimiz; maalesef tankların gölgesinde, uçakların bombalarının altında ya da işgalcilerin zulüm ve işgalleri içerisinde Ramazan-ı Şerif’i karşıladılar.
Gazze’dekilerin hâlini görüyoruz. Doğu Türkistan’dakilerin hâlini duyuyoruz. Çok göstermiyorlar ama duyuyoruz. Yemen’i görüyoruz, Myanmar’ı görüyoruz, Sudan’ı, Somali’yi görüyoruz. Onun için önce hâlimize şükredeceğiz. Daha sonra da oralara yardım elimizi uzatacağız.
Belki direkt kendimiz gidemeyebiliriz ama sağ olsun yardım kuruluşlarımız var; her biri aracılık ediyor. İşte onlardan bir tanesi de bugün bizimle birlikte; İHH var burada. Diğer yardım kuruluşlarımız, kim gidiyorsa, kim götürüyorsa hepsinden Allah razı olsun.
GAZZE VURGUSU
Biz de 2012 yılında İHH’yla birlikte Gazze’ye gitmiştik. Ben de gitmiştim. Tabii o zaman Gazze yine bombalanıyordu ama şimdiki gibi bir soykırımla yüzleşmemişti. Tamamı yerle bir olmamıştı.
Ama maalesef aradan geçen zaman sonrası; 2023’ten bugüne yaklaşık iki yıldan fazla bir süredir, iki buçuk yıldır Gazze, terörist İsrail’in saldırısı altında bir soykırım yaşadı.
Hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyoruz. Mekânları cennet olsun. Onlara bu zulmü yaşatanları da lanetliyoruz. Cenab-ı Hak, Kahhar ismi şerifiyle onları da kahr-u perişan eylesin inşallah diyorum.
Ve bugün işte görüyorsunuz; yıkık dökük binaların içerisinde, yırtık pırtık çadırlarda Ramazan’ı yaşıyorlar. İftar ediyorlar, sahura kalkıyorlar, ibadetlerini aksatmıyorlar. Onlar o hâlde iken Allah’ı unutmuyorlar, Peygamber’i unutmuyorlar, Kur’an’ı unutmuyorlar, İslam’ı unutmuyorlar.
Biz bu hâlde iken maalesef onların sarıldığı gibi dine, Allah’a, kitaba ve Kur’an’a sarılamıyoruz. İşte oralar bizler için aslında birer ibretlik vesikası.
Onun için iyi idrak edeceğiz; oralara bakacağız, hâlimize bakacağız ve Cenab-ı Hakk’a ne kadar şükretsek az olduğunu yine de bileceğiz. Cenab-ı Hak onların da yâr ve yardımcısı olsun.
İSRAİL-ABD SALDIRILARI VE İRAN
Kıymetli kardeşlerim; Siyonistler durmuyor, emperyalistler durmuyor. İşte Gazze’den sonra Lübnan’ı bombaladılar, yerle bir ettiler. Suriye’yi bombaladılar. Afganistan’ı işgal ettiler, Irak’ı işgal ettiler. Pek çok İslam toprağını işgal ettiler. Milyonlarca Müslüman’ın kanına girdiler. Şimdi de hedefte İran var. İran’a saldırıyorlar. Tüm güçleriyle saldırıyorlar; uçaklarıyla, bombalarıyla, füzeleriyle, gemileriyle, tüm güçleriyle saldırıyorlar.
Peki sebep ne? Efendim, İran nükleer silaha kavuşacakmış. İran uranyum zenginleştirilmesi yapıyormuş. Peki sende var, sende var. İsrail’de var. Batı’nın bütün büyük devletlerinde var. Yani İslam ülkelerinde olunca mı kabul görmüyor?
Biliyorsunuz Amerikalı bir bakan yetkili bunu açıkça söyledi. İslam’a, Kur’an’a, Peygamber Efendimiz’e hakaret ederek söyledi. Yani Müslümanların, onun tabiriyle tırnak içerisinde, Muhammed’in dinine inananların diyor; Hazreti Muhammed Efendimiz için. İslam’a inananların elinde böyle bir silah olmamalı diyor ama kendilerinde olacak.
Gerçekte bu da yok. Şu anda Dünya Atom Enerjisi Kurumunun personelinin yüzde yetmişi İran’da çalışıyordu bu savaş başlamadan önce. Onlar böyle bir rapor ortaya koymuyor. İran’ın hemen yakında uranyum zenginleştireceği, nükleer başlıklı silaha kavuşacağı noktasında bir raporları yok.
Ama kurt kuzuyu yemeyi kafasına koymuş. Burada esas mesele ne? Burada esas mesele İsrail’in güvenliği. İsrail’in güvenliğini garanti altına almak için terörist, siyonist, soykırımcı İsrail için kimi ya da hangi ülkeyi tehdit olarak görüyorlarsa oraya saldırıyorlar. Haksız, hukuksuz bir şekilde.
Uluslararası hiçbir temeli yok. Hiçbir uluslararası hukuka dayanmıyor. Ne Birleşmiş Milletler ne de başka bir kurumun bu konuda bir görüşü de yok, bir mutabakatı da yok. Ama buna rağmen saldırıyor.
Neden? Çünkü haydut, geçmiş yüzyılların haydutları gibi kanun tanımıyor, yasa tanımıyor ve saldırıyor. Neden? Çünkü elinde güç var. Elindeki güce dayanıyor. Ve biliyor ki ona kimse bir şey yapamayacak.
Ama Allah büyüktür. Onların da sırası gelecek. Nasıl tarihte zulmedenlerin hepsinin sırası gelmişse, Netanyahu’nun da Trump’ın da velhasıl bu zalimlerin de sırası gelecek ve yaptıkları zulümlerin hesabını tek tek ödeyecekler.
Bu da inşallah geçmişte olduğu gibi yine Müslüman Türklerin eliyle, kılıcıyla ve silahıyla olacak.
İRAN’IN POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ VE AZERBAYCAN VURGUSU
Bu saldırıları lanetliyoruz. Diğer taraftan İran’ın... İnşallah Amerika ve İsrail’in bu saldırıları, İran’ın da aklını başına almasına vesile olur. Çünkü geçmiş yıllarda İran da Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, daha pek çok coğrafyada vekâlet savaşçıları yoluyla mezhepçiliği öne çıkararak pek çok Müslüman’ın kanını akıttı. Kardeş kanı akıttı. Hiç çekinmedi. Azerbaycan’ın Nahçıvan’a atılan dronlarla ilgili. Bir dron olsa dersin ki yanlışlıkla gelmiş. İki olsa dersin bir hata olmuş. Ama üç dört olmuşsa elbette Azerbaycan da, Türkiye de haklı olarak tepki gösterirler. Onun için İran’ı bu konuda daha dikkatli olmaya; komşularına karşı bu hususlarda bir hata yapmamaya davet ediyoruz.
GÜÇLÜ DEVLET, SAVUNMA SANAYİİ
Kıymetli kardeşlerim; bütün bu yaşananlar bize neyi gösteriyor? Bize şunu gösteriyor: Güçlü değilseniz bu dünyada haklı olmanızın bir anlamı yok.
Güçlü bir devlet değilseniz, güçlü bir millet değilseniz; ne kadar haklı olursanız olun işte elin oğlu gelip ülkenizi işgal ediyor, milletinizi soykırıma uğratıyor, bombalarla yedi-on iki yaş arası kız çocuklarının okulunu bombalıyor ve hepsini parça parça ederek öldürüyor. Bunlar böyle zalim. Bunlarda ne din, ne iman, ne ahlak, ne insanlık; hiçbir şey yok.
Bunlar öbür taraftan Epstein ahlaksızı, biliyorsunuz. Yani bunlarda her türlü ahlaksızlık var. Bunların sözüne de güvenilmez. Bugün farklı, yarın farklı konuşur. İşte İran’la müzakere masasındayken İran’a saldırdılar.
Onun için güçlü olmak zorundayız. Ülke olarak, devlet olarak güçlü olmak zorundayız. Birlik olmak zorundayız. Savunma sanayimizi daha da güçlendirmeliyiz.
Kendi İHA’larımızı, SİHA’larımızı yaptığımız gibi kendi muharip uçaklarımızı da şu anda yapım aşamasında; süratli bir şekilde tamamlamalıyız. Kendi tankımızı yaptık, seri üretimini hızlandırmalıyız. Kendi balistik füzelerimizi yaptık, seri üretimlerini hızlandırmalıyız. Çünkü saldırının ne zaman, nereden geleceği belli değil. Bütün bu yaşananlar bize bunu göstermiştir.
Onun için özellikle ülkemiz son yıllarda savunma sanayiinde inanılmaz bir yükseliştedir, büyük başarılara imza atmıştır. Çünkü Türkiye bunu tecrübe etmiştir. Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiğimiz harekâtlarda bizim uçaklarımızın bombalarını bize paramızla da vermediler. O akıllı bombaları bize paramızla da vermediler. İHA’lar, SİHA’lar üretemezken paramızla vermediler bize.
Bakın, 80’li yılların sonundan beri bize savaş uçağı satmıyorlar. Paramızla satmıyorlar. Neden? Türkiye’yi kendileri için bir güç, bir tehdit olarak görüyorlar. Türkiye saldırgan bir devlet değil ama kendisine saldırıldığında çok kavi bir mukavemet göstereceğini biliyorlar.
Onun için kendimiz yapıyoruz. Ve inşallah kısa zamanda savaş uçağımızı da tamamlayacağız. Balistik füzelerimizi de daha seri şekilde üreteceğiz.
Ve kim ne derse desin; Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın elinde hangi silah varsa, nükleer dâhil, Türkiye’nin de elinde olması için gece gündüz çalışmalıyız.
TIP BAYRAMI MESAJI
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler... Öncelikle bugün Tıp Bayramı. Biliyorsunuz doktorlarımız, hemşirelerimiz, sağlık çalışanlarımız büyük bir gayretle, büyük bir fedakârlıkla, mesai mefhumu olmadan hastalarıyla ilgileniyorlar ve tedavi hizmetlerini sunuyorlar.
Görevleri başında bazen saldırıya da uğruyorlar. Buna rağmen görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Cephede de görevlerini yapıyorlar.
Şu anda Türkiye sınırları dışında Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Gazze’de, Sudan’da, Somali’de görev yapan sağlık çalışanlarımız var. Tüm sağlık personelimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Bayramınız kutlu olsun diyorum.
YOLUMUZA GÜÇLÜ ŞEKİLDE DEVAM EDİYORUZ.
Kıymetli hemşehrilerim, kıymetli kardeşlerim, kıymetli ablalarım; bugün burada sizlerle birlikte olmaktan, iftar sofrasına sizlerle birlikte oturmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Biz Büyük Birlik Partisi ve Cumhur İttifakı olarak yolumuza güçlü bir şekilde devam ediyoruz. Burada Günyüzü Belediye Başkanımız var. AK Parti il başkanımız var. Genel başkan yardımcılarımız var. Diğer parti yöneticilerimiz var. Diğer misafirlerimiz var. Hep birlikte sizler için çalışıyoruz. Milletimiz için çalışıyoruz. Eskişehir’imiz için çalışıyoruz. Günyüzü’müz, Sivrihisar’ımız velhasıl diğer ilçelerimiz için çalışıyoruz. Belediye başkanlarımıza, ekiplerine, hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Ve tekrar davetimize icabetiniz için, başta kıymetli misafirlerimiz, protokol üyelerimiz olmak üzere siz kıymetli hemşehrilerime, her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Sağ olun, var olun. Allah yâr ve yardımcımız olsun. Kadir Geceniz mübarek olsun. Ramazan Bayramınız mübarek olsun diyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun."