Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Büyük Birlik Partimiz tarafından Kuzey Makedonya’da düzenlenen “Birliğin ve Kardeşliğin Sofrası Kuruluyor” programına katıldı. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici’nin hitap ettiği programda Türk Demokratik Partisi (TDP) Genel Başkanı Sayın Zülfikar Zeynula, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Milletvekili ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Salih Murat, Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) Başkanı Sayın Erdoğan Saraç ile Türkiye–Kuzey Makedonya Dostluk Grubu Başkanı Sayın Beycan İlyas da birer konuşma yaptı.
Kürsüye davet edilen Sayın Genel Başkanımız, hitabında şunları dile getirdi:
Kıymetli Büyükelçim, kıymetli milletvekillerimiz, Dostluk Grubu Başkanımız, siyasi partilerimizin değerli genel başkanları, belediye başkanlarımız, rektörlerimiz, iş adamlarımız ve bürokrasimizin değerli temsilcileri, kıymetli misafirlerimiz ve evlad-ı Fatihan’ın pak nesli Makedonya Türkleri, Üsküp Türkleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle ve Cenab-ı Hakk’ın selamıyla selamlıyorum. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar diliyorum.
Öncelikle davetimize icabetiniz için hepinize ayrı ayrı, şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum. Bizleri böyle güzel bir iftar sofrasında, Ramazan akşamında bir araya gelmemize katkı sunan, emek veren herkese; başta Büyükelçimize, siyasi partilerimizin genel başkanlarına, milletvekillerimize, Dostluk Grubu Başkanımıza, temsilcilerimize, genel başkan yardımcılarımıza ve bizleri burada ağırlayan, misafir eden bu mekânın işletmecilerine de şükranlarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum.

ÜSKÜP’TE İFTAR VE PROGRAMLAR
Kıymetli kardeşlerim; gerçekten bizim için bugün burada sizlerle birlikte olmak, Ramazan sevincini birlikte yaşamak, iftar sofrasına birlikte oturmak gerçekten büyük bir mutluluk, büyük bir haz.
Büyük Birlik Partisi olarak her yıl Türk dünyasının çeşitli bölgelerinde, özellikle Ramazan aylarında bu tür programlar organize ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Batı Trakya Gümülcine’de bin kişilik katılımlı bir iftar programımız olmuştu. Prizren’de aynı şekilde bir iftar programı gerçekleştirmiştik. İki Sancak bölgesinde; Karadağ Rožaje ve Sırbistan Yeni Pazar, oralarda iftar programları gerçekleştirdik. Bir de geçtiğimiz yıl Kerkük’te iftar programımız olmuştu; Türkmeneli bölgesinin, biliyorsunuz, orada Türklüğün başkentinde.
Bu sene de dedik: Üsküp’e gelemedik, bu sene Üsküp’ü de programımız içine alalım, dedik. Bu sene de önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde iki bin kişilik bir iftarımız oldu. Daha sonra yine Batı Trakya İskeçe Şahinköy’de bir iftarımız oldu. Şimdi buradayız, Üsküp’teyiz elhamdülillah.
İnşallah bu sene dış iftarlarımızı da Suriye Çobanbey’le birlikte noktalayacağız. Tabii bunun yanı sıra Türkiye’de de her gün farklı illerimizde iftar programları gerçekleştiriyoruz. İşte bu Ramazan ayının son günlerinde özellikle deprem bölgelerinde olacağız: Hatay, Adıyaman, Malatya, Maraş, buralarda olacağız.
Velhasılı Türk’ün olduğu her yerde Büyük Birlik Partisi olarak var olmaya çalışıyoruz.
MUHSİN YAZICIOĞLU’NUN MİRASI VE TÜRK DÜNYASI
Çünkü kurucu liderimiz, şehidimiz Muhsin Başkanımızın bize bıraktığı miras şuydu. Ne diyordu? “Bir hayalim var: Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kaynaşmış ve birleşmiş bir Türk dünyası hayal ediyorum.” diyordu. İşte o hayal bizim de hayalimiz ve biz o hayalin peşinden buralardayız.
BALKANLAR, TARİH VE GÖNÜL COĞRAFYASI
Tabii buralar, Balkanlar, Osmanlı’dan önce de Türklerle tanışmıştı. Ama Osmanlı’dan bugüne baktığımızda, beş asra yakın bir zaman diliminde burası Osmanlı Devleti’nin, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin idaresi altında huzur içerisinde, güven içerisinde bir hayat sürdü. O zamanlar aynı devletin evlatlarıydık, mensuplarıydık.
Ama bugün devletlerimiz farklı olsa da biz Türk’üz, Müslümanız ve dünyanın neresinde olursa olsun, hangi devletin bayrağı altında yaşıyor olursa olsun, Türkler bizim gönül coğrafyamızın, soydaş coğrafyamızın baş köşesindedir ve öyle olmaya da devam edecektir.
Evet, buralar büyük zulümler gördü, büyük katliamlar gördü, soykırımlar gördü. Mora’yı da unutmayacağız. Elbette ki Selanik’i de unutmayacağız. Balkanlarda yaşanan bu mezalimleri de unutmayacağız. Ama bunların intikamını alacağız anlamında söylemiyorum bunu. Unutmayacağız ki hataları tekrarlamayacağız; birbirimize sahip çıkacağız ve burada Türk’ün, Müslüman’ın varlığını kıyamete kadar daim edeceğiz.

TÜRKİYE’NİN BALKANLARA BAKIŞI
Türkiye Cumhuriyeti Devleti; başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, hükümeti ve Cumhur İttifakı olarak bizim Balkanlara bakışımız hem kardeşçidir hem dostçudur ve bu bakışın en temel ögesi de sizlerin, yani buradaki Türklerin varlığıdır.
Türkiye’de yaşayan Balkan göçmeni olan Türk kardeşlerimiz elbette ki bizim soydaşımızdır. Ama Balkanlardan gelen farklı etnik kökenlere mensup olanları da biz Türk olarak kabul etmişizdir; asla bir ayrıma tabi tutmamışızdır. Mesela onları azınlık statüsünde değerlendirmemişizdir; farklı bir topluluk olarak değerlendirilmemişizdir. Hepsini Türk milletinin asli unsuru olarak değerlendirmişiz. Çünkü onları da evlad-ı Fatihan olarak görmüşüz.
Dolayısıyla da ister Boşnak, ister Arnavut; hangi etnik kökene mensup olursa olsun, bugün belki Balkanlarda yaşayandan daha fazla Arnavut, Boşnak Türkiye’de huzur içerisinde yaşamaktadır.
Elbette ki buna mukabil bizim de isteğimiz, bu coğrafyadaki Türklerin, soydaşlarımızın da aynı huzur içerisinde yaşamasıdır. Türkiye-Balkan ülkeleri ilişkilerinin birinci, elbette ki en önemli şartı da budur.
TÜRKİYE VE BALKAN ÜLKELERİ İLİŞKİLERİ
Ve şu anda biz, Türkiye ile Balkan ülkelerinin ilişkilerinin son derece memnuniyet verici seyretmesinden dolayı da büyük bir gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Biz de bundan büyük memnuniyet duyuyoruz.
Türkiye’nin Makedonya’yla, Kosova’yla, Bosna-Hersek’le ilişkilerinin bu derece üst düzeyde olması gerçekten hem sizlerin buradaki huzuru ve güvenliği açısından hem de Balkan ülkelerinin kendi güvenliği, huzuru ve kalkınması açısından da önemli ve kıymetlidir.
Biz isteriz ki Bulgaristan’la da aynı Makedonya gibi, Kosova gibi güzel ilişkilerimiz olsun. Biz isteriz ki Yunanistan’la da iyi ilişkilerimiz olsun. Ama maalesef Yunanistan, Makedonya’nın ya da Kosova’nın gösterdiği samimiyeti gösterememektedir.

BATI TRAKYA ÖRNEĞİ VE HAKLAR
Bir Avrupa Birliği ülkesi olmasına rağmen ve oradaki Türkler Lozan’dan kaynaklanan azınlık haklarına sahip olmasına rağmen, bu hakları kendilerine vermemektedir.
Bakın somut bir örnek olsun diye; çoğunuz biliyordur belki ama örnek olsun diye söylüyorum: İskeçe Türk Birliği var, Gümülcine Türk Gençler Birliği var. İki kurumun kapısına giderseniz tabela göremezsiniz. Tabelası yoktur. Neden? Çünkü Yunan Hükûmeti demektedir ki: “Buraya Türk yazamazsın.” Yani “İskeçe Türk Birliği” yazamazsın ya da “Gümülcine Türk Gençler Birliği” yazamazsın.
Onlar da diyorlar ki, haklı olarak: Türklük gurur ve şuuruyla “Türk yazamıyorsak tabela asmıyoruz.” diyor. “Bizi bilen bilir.” diyorlar. Onlar da böyle cesur ve kararlı duruşlarını ortaya koyuyorlar.
BİRLİK İHTİYACI VE BÖLGESEL GELİŞMELER
Dolayısıyla biz Türk milleti olarak birliğe mecburuz, birliğe mahkûmuz. Hem burada geçmişte yaşananlar, hem Kafkaslarda yaşananlar, Orta Asya’da yaşananlar, bugün yaşananlar; işte Ukrayna-Rusya Savaşı, önce Suriye’deki biliyorsunuz iç savaş, Irak’taki daha önceki yıllardaki Amerikan müdahalesi ve en son şimdi İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırıları...
ULUSLARARASI HUKUK VE SALDIRILAR
Biz öncelikle hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, hem şahsım ve partimiz olarak; böyle uluslararası hiçbir hukuki temele dayanmayan bir ülkenin ya da birkaç ülkenin başka bir ülkeye saldırmasını, hangi gerekçeyle olursa olsun asla kabul etmiyor ve asla desteklemiyoruz.
Şimdi sanki Birleşmiş Milletler yok, diğer uluslararası kuruluşlar yok. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, İsrail Başbakanının yönlendirmesiyle, biliyorsunuz İran’a saldırdı. Daha önce Venezuela’da yapılan ortada; tam bir haydutluk. Ne olursa olsun, bağımsız bir ülkenin devlet başkanını gece yatağından almak nedir? Güçlü bir devlet çıktığında o da aynısını sana yaparsa sen ne yapacaksın?
Dolayısıyla da dünyadaki, Birleşmiş Milletlerle oluşturulmuş olan güven, bu iki haydut devletin; daha doğrusu iki devletin başındaki haydutlar tarafından zedelenmektedir. İşin doğrusu budur.
İNSANİ TEPKİ VE VİCDAN
Ve bakınız, bir yere kadar diyelim ki hadi askerî tesisleri bombalayabilirsin, olmayan nükleer başlığı vurabilirsin; olmayan. Peki, kız okulunu bombalamak nedir? Yedi-on iki yaş arası yüz yetmiş çocuğu öldürmek, bombalarla parça parça etmek nedir? Bu hangi vicdana, hangi insafa, hangi ahlaka ve hangi inanca sığar?

FARKIMIZ VE İNSANİ DURUŞ
İşte bizim bunlarla farkımız tam da budur. Türk milletinin tarihinde asla ve kat’a böyle bir kara leke yoktur ve olmayacaktır. Bizimle bunların arasındaki fark budur, kıymetli kardeşlerim. Biz yensek de yenilsek de, en güçlü olduğumuz anda da en zayıf olduğumuz anda da asla sivillere zarar vermemişiz.
Kırk yıldır PKK terör örgütüyle mücadele ediyoruz. On binlerce şehit verdik. On binlerce kayıp verdik. Ama bir tane sivili öldürmek, bir tane sivil olan topluluğa zarar vermek asla aklımıza gelmedi. Çünkü bizim inancımızın, bizim kimliğimizin, Türklüğümüzün, Müslümanlığımızın gereğinde bu yok.
Onun için biz birbirimize daha çok sahip çıkmalıyız. Biz birbirimize daha çok kıymet vermeliyiz. Birbirimizi daha çok sahiplenmeliyiz ve yalnız bırakmamalıyız.
TÜRKİYE’NİN TAVRI VE ARABULUCULUK
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tıpkı Ukrayna-Rusya Savaşı’nda olduğu gibi burada da ağırbaşlılığını ya da soğukkanlılığını korumaktadır. Tıpkı Rusya-Ukrayna Savaşı’nda olduğu gibi bir arabulucu rolü üstlenerek savaşı sona erdirmek ya da zararlarını minimize etme gayreti içerisindedir.
ABD ve İsrail’in hem birinci saldırılarında hem bugünlerde gerçekleşen saldırılarda da Türkiye Cumhuriyeti Devleti; hükümeti, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri, aynı tavrını sürdürmektedir. Bu, Türk milletinin tavrıdır. Türk milletinin de hükûmetinden beklediği budur.
NAHÇIVAN VE TÜRKİYE’YE DÜŞEN FÜZELER
Yalnız elbette ki Türkiye bu gayreti gösterirken savaşın bölgeye yayılmasını da istememektedir. Bu anlamda İran’ın, özellikle ABD ve İsrail saldırılarını durdurmak ve onların üzerinde baskıyı artırmak için; komşu ülkelere yönelik, ABD üsleri dışındaki saldırılarını da asla kabul etmemiz ya da tahsil etmemiz mümkün değildir.
Bu anlamda Nahçıvan’a düşen İHA’lar ve saldırılar sebebiyle İran’ı da elbette şiddetle kınıyoruz. Kardeş ve can Azerbaycan’ın yanında olduğumuzu bir kere daha haykırıyoruz ve söylüyoruz.
Türkiye’ye de, biliyorsunuz, Türkiye’ye de iki füze düştü; biri geçtiğimiz hafta, biri de bugün. Bunlar kasıtlı atılmış olmasa dahi İran’ın bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız bu hususla ilgili gerekli açıklamaları yapmışlardır. Tekrarında Türkiye elbette ki adımlarını atacaktır.

MAKEDONYA’DAN DAYANIŞMA MESAJI
Özellikle bugünkü bu füze parçalarının Türkiye’ye düşmesinden sonra Kuzey Makedonya Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığının, İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelik balistik mühimmatla ilgili Türkiye ile tam bir dayanışma içerisinde olduklarını vurgulaması da bizim açımızdan çok sevindirici olmuştur. Bu sebeple Makedonya Hükûmetine ve Makedonya halkına da sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyorum.
ÖNCELİK: GÜÇLÜ TÜRKİYE VE KENDİ KENDİNE YETME
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, değerli soydaşlarım; elbette ki bizlerin önceliği Türkiye’mizi bugünkünden daha güçlü bir hâle getirmektir. Çünkü savaşlar ve özellikle bu pandemi, hastalık dönemi bize şunu göstermiştir ki bazı alanlarda en azından kendi kendinize yetmeye mecbursunuz.
Bir: Gıda. Kendi kendinize yetecek gıdanız yoksa, işte bir pandemi ya da savaş döneminde paranız olsa da bunu size vermiyorlar. Buğday krizinde gördük.
İki: İlaç ve aşı. Aynı şey. Paranız olsa da sıranızı bekleyeceksiniz. Herkes önce kendi ülkesinin vatandaşını ya da sonra ilişkilerinin iyi olduğu ülkeyi tercih ediyor.
Üçüncüsü: Enerji. Bakın, işte bu savaşın da ortaya çıkardığı en büyük kriz ne? Enerji krizi. Enerji krizi demek sadece doğal gaz alamamak ya da arabaya akaryakıt koyamamak anlamında değil. Enerji, iğneden ipliğe tüm fiyatları etkiliyor. Dolayısıyla da ülkelerin ekonomilerine büyük zararlar veriyor. Özellikle ekonomik kırılgan olan ülkeler bundan daha ziyadesiyle etkileniyor.
SAVUNMA SANAYİ VE GÜÇLÜ OLMAK
Bir dördüncü alan var ki en önemlisi o da savunma sanayi. Çünkü bu zamanda, bu dünyada güçlü değilseniz haklı olmanızın hiçbir kıymetiharbiyesi yok. İşte Gazze haklıydı, Filistin haklı. Ama ne oldu? Terörist İsrail 100 binden fazla masumu; çocuk, kadın, yaşlı öldürdü, soykırıma tâbi tuttu. Var mı bir cezası? Güya uluslararası ceza mahkemesinde yargılanıyor. Nerede yargılanıyor? Güçlüysen kimse dokunamıyor. Onun için güçlü olmak zorundayız.
Türkiye özellikle son yıllarda savunma sanayi noktasında çok büyük ve güçlü adımlar attı. Biz de PKK ile mücadele ederken Barış Pınarı Harekâtı’nda uçaklarımızın akıllı bombaları bitti; paramızla da alamadık. O güçlerimiz, akıllı bombalar bitti; paramızla da alamadık.
Ama elhamdülillah şu anda o bombaların hepsini kendimiz yapıyoruz. Hepsini. Deniz fırkateynlerinin de bombalarını kendimiz yapıyoruz. Savaş gemilerimizi...
Bakın, bize 80’lerin sonundan beri uçak satmıyorlar. Paramızla vermiyorlar, paramızla. Paramızla girdiğimiz ve ortağı olduğumuz projeden bizi çıkarttılar; F-35 Projesi’nden. Ama elhamdülillah şu anda kendi uçaklarımızı artık kendimiz yapıyoruz. Kendi helikopterlerimizi kendimiz yapıyoruz. Bize hiç zaten balistik füze vermiyorlardı; şimdi balistik füzelerimizi de kendimiz yapıyoruz.
Türkiye inşallah önümüzdeki yıllarda savunma sanayi anlamında da daha güçlü hâle gelecek. Elbette ki bu gücünü kardeşleriyle, soydaşlarıyla, dost ve kardeş ülkelerle de azami derecede paylaşacaktır; tıpkı Azerbaycan’ın Karabağ’ı işgalden kurtarma mücadelesinde olduğu gibi.

TÜRK VE İSLAM COĞRAFYASI VE ÖNCELİKLER
Türkiye elhamdülillah dünden çok daha güçlüdür ve yarın inşallah daha güçlü olacaktır. Elbette ki ben, önce bahsettiğim gibi, Türk ve İslam coğrafyasının her yeri Türkiye’nin gönül coğrafyasıdır, kardeş coğrafyasıdır. Ama herkesin önceliği vardır. Elbette ki bizim de önceliğimiz Türklerdir; kardeşlerimizdir, soydaşlarımızdır.
Dolayısıyla da ne Kıbrıs’ı sahipsiz bırakırız, ne Balkanları, ne Kafkasları, ne de Orta Doğu’yu. Türkiye; elinin eriştiği, gücünün yettiği her yerde var olmaktadır ve bundan sonra da daha güçlü bir şekilde var olacaktır.
MAKEDONYA’DA HAKLAR VE DESTEK
Bakın, bugün burada sizlerle böyle geniş bir iftar sofrasında bir araya geldik. Allah’a hamdolsun. İnşallah bunun daha genişlerinde birlikte olacağız.
Makedonya Devleti’nin, Makedonya Hükûmetinin özellikle Türk soylulara karşı vermiş olduğu son dönemlerdeki haklar için elbette ki müteşekkiriz. Biz de burada toplumsal barıştan yanayız. Ama hâlâ burada Türk soydaşlarımızla ilgili eksik kalan haklar yok mudur? Elbette ki onlar da vardır.
Onların da verilmesi için siz burada mücadele ederken; siyasi partilerimiz olarak, milletvekillerimiz olarak, diğer sivil toplum kuruluşlarımız olarak elbette Türkiye ve Türk milleti olarak da biz de sonuna kadar sizin bu mücadelenizin yanındayız.
Aynı şekilde Türkiye ile Makedonya’daki Türk toplumunun ilişkileri konusunda buradan açıkça ifade ediyorum: Büyük Birlik Partisi ve dolayısıyla Cumhur İttifakı sizin emrinizdedir. Büyük Birlik Partisi; ne talebiniz olursa bizim kapımız da gönlümüz de sonuna kadar size açıktır. Elhamdülillah hangi noktaya ulaşmamız gerekirse de ulaşırız ve sizin talepleriniz ve problemlerinizin çözümü noktasında da elimizi taşın altına koymaktan asla ve kat’a çekinmeyiz.
DUA VE TEMENNİLER
Kıymetli misafirlerimiz; elbette ki daha çok konuşacağımız, dertleşeceğimiz şey var ama bu bir iftar sofrası, namaz vakti de yaklaşıyor. Ben sözlerimi burada sonlandırmak istiyorum.
Tekrar bu iftar sofrasının hazırlanmasında emeği geçen siz kıymetli kardeşlerime; katılımıyla bizleri onurlandıran kıymetli misafirlerimize, Büyükelçimize, siyasi parti genel başkanlarımıza, milletvekillerimize, diğer sivil toplum kuruluşu liderlerimize, özellikle Mahsus Tepe ve diğer kuruluşlarımıza da sizlerin huzurunda tekrar şükranlarımı sunuyorum.
Sizleri bir kere daha sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyor; katılımınız için şükranlarımı sunuyorum. Hayırlı Ramazanlar diliyorum. Mübarek Kadir Gecenizi de şimdiden tebrik ediyor; Ramazan sevincini ailelerinizle birlikte, milletçe, toplulukça barış ve huzur içerisinde geçirmenizi Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

TDP GENEL BAŞKANI SAYIN ZÜLFİKAR ZEYNULA
Türk Demokratik Partisi (TDP) Genel Başkanı Sayın Zülfikar Zeynula’nın konuşması:

Kuzey Makedonya Parlamentosu milletvekillerimiz, parti başkanlarımız, kurum ve kuruluşlarımızın çok kıymetli müdürleri, yöneticileri ve bu akşam Kuzey Makedonya’nın dört bir yanından gelen değerli hanımefendiler, beyefendiler, kıymetli kardeşlerim; hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Bu akşam burada, birliğin, kardeşliğin ve dayanışmanın en güzel sembollerinden biri olan mübarek Ramazan ayının bereketiyle aynı sofrada buluşmanın onurunu ve mutluluğunu yaşamaktayız.
Büyük Birlik Partisi tarafından Kuzey Makedonya’daki Türk kardeşlerimizle birlikte düzenlenen bu anlamlı iftar programı, yalnızca bir sofrayı paylaşmak değil; aynı zamanda ortak tarihimizin, kültürümüzün ve gönül bağlarımızın ne kadar güçlü olduğunun olduğunu bir kez daha göstermektedir.
İnanıyorum ki bu tür buluşmalar sadece iftar sofralarında paylaşmakla değil, aynı zamanda geleceğe dair ortak bir sorumluluğu, ortak bir dayanışmayı ve güçlü bir mesajı da ortaya koyacaktır. Bu mübarek ayın bereketiyle aynı sofrada buluşmak; farklı şehirlerden gelen kardeşlerimizin aynı duyguda birleşmesi bizler için son derece önemli ve kıymetlidir.
İnanıyoruz ki güçlü toplumlar; birlik içinde hareket eden, değerlerine sahip çıkan, geleceğini ortak akılla inşa eden toplumlardır. Bugün burada oluşan bu tablo tam olarak da bunu bizlere göstermektedir. Bu birliktelik, yarınlarımız için önemli bir güç ve umut kaynağı olacaktır.
Bu anlamlı organizasyonu gerçekleştiren ve bizleri bu akşam böyle geniş bir çapta bir araya toplayan; başta Büyük Birlik Partisi’nin çok değerli büyüğümüz, kıymetli Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici’ye ve kıymetli heyetine, programın gerçekleşmesine emeği geçen herkese ayrı ayrı gönülden teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle mübarek Ramazan ayının; başta Kuzey Makedonya’daki soydaşımız olmak üzere Türkiye’ye, Balkanlara ve tüm İslam âlemine barış, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyorum. Hepinizi tekrardan saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum ve şimdiden yaklaşan Ramazan Bayramımızı da herkesin ayrı ayrı kutluyorum. Sağ olun, var olun.
KUZEY MAKEDONYA CUMHURİYETİ MİLLETVEKİLİ VE ESKİ ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI SAYIN SALİH MURAT
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Milletvekili ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Salih Murat’ın konuşması:

Çok kıymetli Türkiye’den gelen Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı dostum Mustafa Destici Bey ve dava arkadaşlarına; kıymetli Büyükelçi, çok değerli milletvekili kardeşlerim, parti başkanları, değerli hazirun, hanımefendiler, beyefendiler; her birinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
Tabii bu sofranın ayrı bir amacı vardır ve ta İstanbul, Türkiye’den, ana vatanımızdan Mustafa Bey’in Balkanlara gösterdiği bir ilgi ve odağı olduğunun bir kanıtıdır. Birkaç defa daha önce de gelmiştik. Bu sofranın ayrı bir zenginliği; kendileri bizimle bu sofrayı paylaşmalarından dolayı, Makedonya soydaşları adına şükranlarımı ve saygılarımı sunmayı bir borç bilirim.
Tabii bu bayram bir barış havasıdır. Ramazan, bir barış ortamında geçmektedir. Makedonya’nın dört bir tarafında böyle sofralar kurulmaktadır. Biz birliğimizi, dirliğimizi, muhabbetimizi artırmaktayız ve değişik diğer medeniyetlere de kültürümüzün başka bir yansımasını yansıtmaktayız.
Bu akşam da sanırım Türkiye’den gelen rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun ekolünden bir kardeşimizin aramızda bulunması; bizi burada ayrıca bir memnuniyet duyduğumuzu, şahsen ve arkadaşlarım adına duyduğumuzu ifade etmek isterim.
Ramazan’ın tüm Makedonya’ya, ana vatanımıza, gönül coğrafyaya ve İslam dünyasına barış ve huzur getirmesini dileriz. Bugün dünyada hâkim olan kaba kuvvetin bir an evvel bitmesine, savaşların bitmesine, insanca yaşanmasına Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.
Bu vesileyle ben de Ramazan’da tutacağınız oruçları, yapacağınız ibadetleri ve vereceğiniz hayıratlarınızı Cenab-ı Allah kabul etsin duasında bulunuyorum. Ramazan’ın ve bayramın tüm İslam âlemine, insanlığımıza, âlemlerimize barış ve huzur getirmesini canı yürekten diliyorum.
Beni sabırla dinlediğiniz için saygı ve hürmetlerimi sunar, teşekkür ederim.
TMBH BAŞKANI SAYIN ERDOĞAN SARAÇ
Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) Başkanı Sayın Erdoğan Saraç’ın konuşması:

Gözümüzün nuru, ana vatanımızın çok değerli Üsküp Büyükelçisi Sayın Fatih Ulusoy Beyefendi; kadim dostum, gönül beraberliğinde olduğumuz dava arkadaşlığım, Büyük Birlik Partisi’nin çok kıymetli Genel Başkanı Mustafa Destici ve değerli ekibi; Sayın parti başkanlarımız, milletvekillerimiz, baylar, bayanlar ve tabii rektörlerimiz, eğitim görevlilerimiz ve tabii bu davayı Makedonya’da beraber yürüttüğümüz siz değerli soydaşlarım; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bu Ramazan’da tuttuğumuz oruçların kabul edilmesini ve bu Ramazan’ın da hayatımızda hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Sayın Başkan; siz bizleri zamanında Anadolu’nun en asil aileleri olarak Balkanlara, Türklüğün ve İslam’ın bekçiliğini ve bayraktarlığını yapmak için gönderdiniz. Bugün görebildiğiniz kadarıyla biz görev başındayız. Millî ve manevî değerlerimizi gerçek manada bu coğrafyada, gönül coğrafyamızda en iyi şekilde korumak için gayretlerimizi sunmaktayız ve inşallah bu gayretlerimiz dolayısıyla ana vatanımız için de Balkan politikası için çok önemli bir koz oluşturduğunu çok açıkça burada ifade etmek isterim.
Ana vatanımız bizim kalbimizde taht kurmuştur. Kim bu tahtı yıkmak isterse bizim de düşmanımızdır. O yüzden bu buluşmadan kimsenin gocunmaması lazımdır.
Ve özellikle Mustafa Başkan, Destici Başkanıma huzurlarınızda ayrıca bir şükran borcumu dile getirmek isterim; gönül coğrafyamızda, ana vatanımızla olan bağlarda unutulmadığımızı hatırlatmıştır.
Böyle bir mübarek günde gelip Üsküp’te, Yıldırım Bayezid Han diyarı; evlad-ı Fatihan’ın icra yeri olan Üsküp’te böyle bir iftar sofrasını düzenlemek gerçekten bizleri ziyadesiyle mutlu etmiştir. Ve tekrar hem Mustafa Destici kardeşime, başkanıma, hem de heyetine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Sadece ve sadece millî mutabakatı sağlamış toplumlar gerçekten hayatta başarı sağlayabilirler. Bu yüzden, Türkiye’deki bu canıgönülden paylaştığımız bu gönül insanları olarak hem Türkiye’nin güçlenmesi için, yücelmesi için hem de dünya konjonktüründe yerini alması için hizmet ettiğini, yüreklendiğini anlamaktayım.
Bir tekrar hepinizi ayrı ayrı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Tuttuğumuz oruçların kabulünü, yaptığımız ibadetlerin de kabulünü Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederim. Ve önümüzdeki Ramazan Bayramınızın da bütün Türk dünyasına, İslam âlemine hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederim. Sağ olun, var olun.
TÜRKİYE–KUZEY MAKEDONYA DOSTLUK GRUBU BAŞKANI SAYIN BEYCAN İLYAS
Türkiye–Kuzey Makedonya Dostluk Grubu Başkanı Sayın Beycan İlyas’ın konuşması:

Değerli Sayın Büyükelçim, Büyük Birlik Partisi’nin değerli Genel Başkanı ve beraberindeki heyet, değerli milletvekilleri, değerli parti başkanları, Türkiye Cumhuriyeti’nin çok değerli kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, yöneticileri; siz değerli halkım, değerli kardeşlerim; bu güzel ortamı, bu güzel yemeği sizlerle birlikte paylaşmanın gururu ve sevinciyle sizleri selamlamaktayım.
Öncelikle tuttuğunuz oruçların Allah katında kabul olmasını diliyor, bundan sonraki Ramazan’ın geri kalan oruçlarınızın da hem kabulünü hem de inşallah yarısını geçtiğimiz bu Ramazan ayından sonra bizleri müjdelenmiş olan bayramını şimdiden herkese tebrik ediyorum.
Çok değerli Başkanım; öncelikle verdiğiniz bu güzel, kardeşçe yaşattığınız bu güzel kardeşçe birleşmeden dolayı, bu yemekten dolayı sizlere teşekkür ederim. Büyük Türk dünyasının en batısında, yani Batı Türkistan’a bir daha hoş geldiniz.
Üsküp her daim bu büyük Türk dünyasının en önemli merkezlerinden birisi olmuştur. Sizlerin de her daim bizlerin yanında olduğunu ve bizleri bu konuda desteklediğinizi çok yakinen bildiğim için bir daha hem şahsıma hem de halkım adına teşekkür ederim.
Herkese bir daha afiyet olsun diliyorum. Sizler de bir daha hoş geldiniz. Teşekkür ederiz.
Sayın Genel Başkanımız, Türk Milli Birlik Hareketi lideri Sayın Saraç’la görüştü