Yükleniyor...
29 Mayıs 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici partililerimizle bayramlaştı

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici’nin katılımıyla Genel Merkezimizde bayramlaşma programı gerçekleştirdik. Vatandaşlarımızla bayram sevincini paylaşan Genel Başkanımız Sayın Destici, Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu adına kesilen kurbanla hazırlanan kavurmanın dağıtımına da iştirak etti. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici partililerimizle bayramlaştı

Bayramlaşma programında değerli partililerimizle bir araya gelen Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, yaptığı konuşmada, tüm vatandaşlarımızın, Türk ve İslam coğrafyasındaki bütün soydaşlarımızın ve dindaşlarımızın mübarek Kurban Bayramı'nı tebrik ettiğini belirterek, "Bayramın ülkemize, milletimize, Türk ve İslam coğrafyasına, tüm insanlığa barış, huzur ve hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum." temennisinde bulundu. 

Genel Başkanımız Sayın Destici, şunları söyledi:

"Kıymetli basın mensupları, değerli hanımefendiler, değerli beyefendiler, kıymetli kardeşlerim, kıymetli vatandaşlarım; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Kurban Bayramı'nın üçüncü gününde parti genel merkezimizde gerçekleştirdiğimiz bayramlaşma programımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum.

Öncelikle bizleri sosyal medya hesaplarından, canlı yayında, televizyonlardan takip eden tüm vatandaşlarımızın, her bir kardeşimizin, Türk ve İslam coğrafyasındaki bütün soydaşlarımızın, dindaşlarımızın mübarek Kurban Bayramı'nı bir kez daha tebrik ediyorum. Bayramın ülkemize, milletimize, Türk ve İslam coğrafyasına, tüm insanlığa barış, huzur ve hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.

TÜRK VE İSLAM COĞRAFYASINDAKİ ACILAR

Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; maalesef uzun zamandan beri bayramları bayram gibi idrak edemiyoruz. Çünkü Doğu Türkistan'dan Filistin'e, Gazze'ye, Kafkaslar'dan Türkmeneli'ne, Myanmar'a kadar dünyanın pek çok coğrafyasında hâlâ Türk toprakları ve Türkler işgal altında, zulüm altında, esir kamplarında hayatlarını devam ettirmek zorunda kalıyor.

Benzer şekilde İslam dünyasının pek çok coğrafyası işgal altında. Kan var, gözyaşı var, açlık var, yoksulluk var. Ve işte en son bütün dünya seyretti; Gazze'de terörist İsrail Devleti'nin uyguladığı bir soykırım var. Maalesef ki maalesef işte kardeş ve soydaş coğrafyamızın önemli bir kısmı bu Kurban Bayramı'nı da esaret altında, zulüm altında, yokluk altında geçiriyor.

Tabii ki bütün dileğimiz, temennimiz, duamız onların da bizim gibi hür, bağımsız devletlerinin olduğu, ülkelerinin olduğu ve özgürce hayatlarını yaşayabildikleri, bayramı kutlayabildikleri günlerin onlar için de bir an önce gelmesini biz istiyoruz, bekliyoruz, yüce Allah'tan dualarımızla bunu niyaz ediyoruz. Cenab-ı Hak inşallah bizlere o günleri de gösterir ve kan ve gözyaşı altındaki bütün bu coğrafyalarımızın da huzura, barışa erdiği günleri yakında görürüz inşallah, diyorum.

ŞEHİTLERİMİZİN AİLELERİ VE MİLLÎ EMANET

Kıymetli kardeşlerim, tabii bayramı kutlarken en başta şehitlerimizin geride bıraktığı annelerin, babaların, eşlerin, çocukların bayramını tebrik ediyoruz. Çünkü onların evlatları, babaları, eşleri bu vatan için, bu devlet için, bu millet için canlarından geçtiler ve şehit oldular. Aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun. Geride bıraktıkları aile efradının her birini ayrı ayrı hem hürmetle selamlıyorum hem mübarek Kurban Bayramı'nı tebrik ediyorum. O şehit analarının, şehit babalarının da ellerinden hürmetle öpüyoruz.

Kıymetli kardeşlerim, bugün eğer hür, müstakil, bağımsız bir devlette hür olarak yaşıyorsak, müreffeh bir hayat sürüyorsak bunu en başta elbette ki Cenab-ı Hakk'a ama dünya açısından baktığımızda aziz şehitlerimize borçluyuz. Onun için onları asla unutmadık ve unutmayacağız. Onların ruhunu incitecek hiçbir sorun, iş, olay... Bugüne kadar Büyük Birlik Partisi olarak asla bu tür şeylerin yanında durmadık ve bundan sonra da durmayacağımızı buradan çok açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum.

İSTANBUL’UN FETHİ VE TARİHÎ MİRAS

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; bayramın üçüncü gününde aynı zamanda büyük bir zaferin de yıl dönümü. Fatih Sultan Mehmet Han bundan tam 573 yıl önce İstanbul'u fethederek bir çağ açıp bir çağı kapattı. Bin yıldan fazla bir süre dünyada hüküm süren Roma İmparatorluğu'nu tamamen ortadan kaldırdı. Ve ondan sonra yaklaşık 600 yıl, 6 asır süren Osmanlı'nın, yani Türklerin dünyada hâkimiyeti başladı.

Ve bu 600 yıllık süreye baktığımız zaman Osmanlı'nın yönetimi altındaki, idaresi altındaki hiçbir coğrafyada, hiçbir toprak parçasında, hiçbir ülkede kan, gözyaşı, zulüm, soykırım, katliamlar olmadı. Adalet oldu. Hürriyet oldu. İstiklal oldu. Herkes kendi dinini yaşayabildi. Herkes kendi etnik kimliğiyle var oldu. Devlet-i Âli Osmaniye bunların hiçbirisine müdahale etmedi. Ve kendi soyundan gelenlerle daha sonra kendisiyle beraber olanları hiçbir zaman ayırt etmedi.

Ve bu şekilde 600 yıla yakın bir süre Osmanlı'nın yönettiği topraklarda huzur oldu, kardeşlik oldu ve refah oldu. Ne zaman ki Osmanlı zayıflamaya başladı, işte tekrar o topraklar kan ve gözyaşına büründü. İnanıyorum ki bu millet, bu asil ve necip Türk milleti gün gelecek yine i'lâ-yı kelimetullah şuuruyla dünyaya elbette nizam verecektir. 1453'ten 1900'lü yıllara kadar süren bu muhteşem devletin daha büyüğünü, daha muhteşemini kuracak güce ve kudrete sahiptir bu asil ve necip Türk milleti. İnşallah gün gelecek, bu da gerçekleşecek ve başta Türk ve İslam coğrafyası olmak üzere dünyadaki zulümler de ortadan kalkacaktır.

Kıymetli kardeşlerim, İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethinin 573. yılında fethi bir kez daha şanla, şerefle ve gururla kutluyoruz. Öyle bir fetih ki sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin övgüsüne mazhar olmuş. Ne diyordu Peygamber Efendimiz? “İstanbul elbet fetholacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” demişti. İşte o güzel kumandanı, o güzel Fatih'i, onun komutanlarını ve kahraman askerlerini -Ulubatlı Hasan'dan başlayarak- hepsini rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyoruz. İstanbul'un fethinin 573. yılı mübarek olsun. Cenab-ı Hak bu necip Müslüman Türk milletine daha nice fetihler ve zaferler nasip etsin inşallah.

TRAFİK KAZALARI VE BAYRAM DÖNÜŞÜ UYARISI

Kıymetli kardeşlerim, değerli misafirlerimiz, değerli vatandaşlarım; tabii Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı, özellikle tatiller uzunsa maalesef yollar tehlikeli oluyor. Ve bayramın üçüncü günündeyiz. Maalesef yine trafik kazalarında hayatını kaybeden vatandaşlarımız var. Yüzlerce yaralanan vatandaşımız, kardeşimiz var. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyoruz. Yaralılara acil şifalar niyaz ediyoruz.

Ve özellikle artık dönüş yoluna geçildi. Bütün vatandaşlarımızdan, yollarda olan bütün kardeşlerimizden dikkatli olmalarını, trafik kurallarına, uyarılara uymalarını ve kendi canlarıyla birlikte aile fertlerinin canlarını da, karşıdaki vatandaşların canlarını da önemseyerek trafikte araç kullanmalarını bir kez daha istirham ediyoruz ve söylüyoruz. Cenab-ı Hak ülkemizi, milletimizi, her bir ferdini her türlü kazalardan, belalardan muhafaza eylesin inşallah, diyorum.

YAĞIŞLAR, TARIMSAL BEREKET VE ÜRETEN KESİMLERE TEŞEKKÜR

Kıymetli kardeşlerim, tabii bu sene yağışlı, bereketli bir yıl geçiriyoruz. Biz de iki gündür kendi köyümüzdeyiz, kasabamızdayız, ilçemizdeyiz. Her yer yemyeşil. Aşağı yukarı bu sene neredeyse Türkiye'nin tamamını baharda daha çok gezdik kongrelerimiz vesilesiyle. Her taraf yemyeşil. Ve çiftçilerimizin yüzü gülüyor. İnşallah bu yıl diğer yıllardan daha farklı olarak bereketli, hasadın daha bol olduğu bir yılı inşallah yaşayacağız.

Ama tabii yağışlar durmuyor ve devam ediyor. Bu yağışlar neticesinde mesela dün ülkemizin pek çok noktasında sel afetleri, taşkınlar meydana geldi. Bundan etkilenen vatandaşlarımız var, çiftçilerimiz var. Hepsine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Ama elhamdülillah dünkü sel ve taşkınlardan dolayı bir can kaybı haberi almadık. Bu da bizi sevindirdi. İnşallah olmaz diye düşünüyorum.

Tabii şu ana kadar yağışlar bereket oldu. İnşallah bundan sonra da çiftçilerimizin yüzünü güldürecek şekilde mevsimler normal seyrinde bundan sonra devam eder ve inşallah bol hasatlı, bol bereketli bir yılı çiftçilerimizle birlikte, üreticilerimizle birlikte biz de yaşarız, diyorum.

Bu ülke için üreten, bu ülke için yetiştiren, bu ülke için çalışan, bu ülke için mücadele eden herkese; ister çiftçi olsun, ister imalatçı olsun, ister sanayici olsun, ister öğretmen olsun, ister polis olsun, ister asker olsun herkese şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum. Onlarla bu millet ayaktadır. Onlarla bu ülke bütünlüğünü muhafaza etmektedir. Onlarla bu devlet varlığını devam ettirmektedir. Onun için üreten, çalışan herkese bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Sağ olsunlar, var olsunlar, bayramları mübarek olsun, diyoruz.

UYUŞTURUCU, BAHİS VE TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ

Tabii bu bayramda da sevindirici haberler aldığımız kadar maalesef üzücü haberler de aldık. Bunlardan bir tanesi adeta kanımızı dondurdu. Hatay'da uyuşturucu madde alan bir baba, 3 yaşındaki öz evladı Poyraz'ı öldürüp parçalara ayırıyor. Şimdi nasıl bir cinnet hâli olduğunu tahayyül dahi edemiyoruz. Öncelikle bu küçük yavrumuz için üzüntülerimizi belirtiyoruz. O cennetine gitti. Maalesef geride bir cani baba ve acılı bir anne ya da aile fertleri kaldı.

Bu tür hadiselerin kamuoyuna yansıyanı var, yansımayanı var. Ama temel problemimizin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Uyuşturucu madde kullanımı maalesef ilköğretim seviyesine kadar düşmüş vaziyette. Sanal bahis işi maalesef ortaöğretim seviyesine kadar düşmüş vaziyette. Kumar, pek çok kötü alışkanlık ve bunların pek çoğu hep özgürlük adı altında bu ülkeye, bu ülkenin kıymetli insanlarına, gençlerine, çocuklarına dayatıldı. Ve neticede sonuç bu. Bu birden ortaya çıkmadı. Bu, onlarca yılın bir sonucudur. Adeta bir şırıngadan ilaç verir gibi milletimizi, gençlerimizi, çocuklarımızı madde bağımlısı yaptılar, kumar bağımlısı yaptılar ve bahis bağımlısı yaptılar.

Bence önce mücadele etmemiz gereken en önemli noktalardan birisinin de bu olduğunu ifade etmek istiyorum. Devlet güçlüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nin çok güçlü bir emniyet teşkilatı vardır. Çok güçlü bir jandarma teşkilatı vardır. Çok güçlü bir istihbarat ağı vardır. Dolayısıyla da kararlı bir mücadeleyle, gerekli yasalar da çıkarılarak kumar, alkol, bahis ve uyuşturucuyla etkin bir şekilde mücadele edilmelidir. Anayasamızın 58, 59. maddesi bu konuda yöneticilere açıkça bir sorumluluk hükmü yüklemektedir. Yöneticilerimiz bu sorumluluğun gereğini hiç çekinmeden, hiç tereddüt etmeden, kim ne der diye bakmadan tavizsiz bir şekilde uygulamalıdır. Yoksa gençlerimizi kaybediyoruz.

İşte kundaktaki çocuklarımız öz babaları tarafından maalesef öldürülüyor, parçalara ayrılıyor ve özellikle bu bahisten, kumardan dolayı binlerce, on binlerce aile yok oluyor. İntiharlar yaşanıyor. Onun için biz burada hiç beklenmeden çok süratli bir şekilde yeni yasa değişiklikleri yapılarak bu işe artık dur denmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bahisle ilgili daha önce de söyledik, yine söylüyorum. Bu bayramda da söylüyorum. Çünkü bu bizim kanayan yaramız. Bunun yasalı, gayri yasalı olmaz. Yurt içisi, yurt dışısı olmaz. Her türlüsü yasaklanmalıdır. Yasalı da, gayri yasalı da, yurt içi de, yurt dışı da yasaklanmalıdır.

TERÖRLE MÜCADELE VE SÜRECE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

Kıymetli kardeşlerim, son olarak Türkiye kırk yıldan fazla bir süredir terörle mücadele ediyor. Bu süre zarfında binlerce şehit verdik. On binlerce insanımızı kaybettik. On binlerce gazimiz var. Ülke içinde milyonlarca insan göç etmek, yer değiştirmek durumunda kaldı. Bu sebeple demografik sıkıntılar meydana geldi. 2 trilyon dolardan fazla paramız terörle mücadeleye gitti. Ki bizim şu anda tüm cumhuriyet tarihinin geldiğimiz noktada iç, dış, kamu, özel borç toplamı 550 milyar dolar civarındadır. Biz bunun neredeyse dört katı parayı terörle mücadeleye ayırdık. Harcadık, boşa gitti. Kim yaptı bunu? Emperyalistlerin uşağı PKK yaptı. Siyonistlerin uşağı PKK yaptı. Ve pek çok Avrupa devleti ya da komşu diye bildiğimiz devletler dahi bunlara çanak tuttu, destek verdi.

Bu süre zarfında devletimiz, ordumuz, güvenlik güçlerimizin çok kararlı mücadele verdiği dönemler oldu. Ama maalesef mücadelenin aksatıldığı, safsaklandığı dönemleri de yaşadık. Eski bir Genelkurmay Başkanının çıkıp bir canlı yayında, “Terör eylemleri durunca biz terör bitti zannettik.” dediği gibi gaflet ya da ihanet dönemleri de yaşadık. Yine bu süre içerisinde birkaç kez terör örgütüyle, onun elebaşlarıyla ya da sözcüleriyle ya da siyasetteki uzantılarıyla görüşülerek çözümler arandı. Açılım süreçleri yaşandı. Barış gelecek adı altında görüşmeler gerçekleştirildi. Ama bunların hepsinin sonunda yine PKK ve uzantıları ihanet etti. Çünkü ipleri başkasının elinde. Emperyalistlerin elinde, siyonistlerin elinde, ABD'nin elinde, İsrail'in elinde.

Bu son süreçte de biz sürecin başında ne dediysek bugün, bir yıldan fazla bir süre geçti, aynı noktadayız. Çünkü bizim söylediğimizi haksız çıkaracak herhangi bir gelişme olmadı. Biz ne dedik? Biz devletimize güveniyoruz. Ama bu hainlere güvenmiyoruz. Çünkü bunların tasmasını başkaları tutuyor, dedik. Ve geldiğimiz noktada bunun doğru olduğunu görüyoruz.

Sürecin başında ne dendi? Pazarlıksız, şartsız, müzakeresiz bir şekilde PKK tüm unsurlarıyla silah bırakacak. Ve bütün uzantıları, yapıları kendini feshedecek. Yani Avrupa'sı da, Suriye'si, İran'ı da, Irak'ı da, Türkiye'si de dâhil. Ama geldiğimiz noktada herkese soruyorum. Siyasetçilere, sivil toplum örgütlerine, vatandaşlarımıza, sorumluluk sahibi olanlara, olmayanlara, herkese soruyorum. Elinizi vicdanınıza koyun ve deyin: PKK silah bıraktı mı? Bırakmadı. PKK tüm unsurlarıyla -yurt içi, yurt dışı- kendini feshetti mi? Feshetmedi. Bu iki sorunun da cevabı net: Silah bırakmadı. Net: Kendini feshetmedi.

Peki hâl böyleyken dün DEM Parti eş başkanlarından kadın olan açıklama yapıyor. “Bayramdan sonra” diyor, “7-8 maddelik bir yasa değişikliği teklifi gelecek ve bu kabul edilecek.” PKK silah bırakmadan, kendini feshetmeden çıkarılacak yasa değişiklikleri mutlaka ama mutlaka -altını çizerek söylüyorum- teröre cesaret verecektir. Terör örgütüne cesaret verecektir. Onları destekleyenlere cesaret verecektir.

Türkiye, devletimiz, ilgili kurumlarımız, sorumluluk sahibi olan yapılar ilk gün ne söylediyse o sözün arkasında mıh gibi durmalıdır. O da nedir? PKK silah bırakmadan, PKK kendini feshetmeden hiçbir yasal adım atılmayacaktır. Ve atılmamalıdır. Eğer atılırsa, bir kere daha söylüyorum, bu PKK'yı ve arkasındaki güçleri ve siyasi uzantılarını şımartır. Bir taviz gibi görünür. Bu onlara bir meşruiyet kazandırırken Türkiye'nin, Türk ordusunun terörle mücadelesine de bir zafiyet getirir.

KAPANIŞ VE BAYRAM TEBRİĞİ

Bu duygu ve düşüncelerle siz kıymetli misafirlerimizi, değerli dava arkadaşlarımızı, basın mensuplarımızı, bizleri izleyen tüm kardeşlerimizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor; Kurban Bayramı'mız mübarek olsun, İstanbul'un fethinin 573. yılı mübarek olsun, hem bayramımız hem fethimiz aziz ve necip Müslüman Türk milletine hayırlı olsun, hayırlar getirsin inşallah, diyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun."

Galeri