Yükleniyor...
16 Mayıs 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Sakarya İl Kongremizde konuştu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Sakarya 12. Olağan İl Kongremize katıldı. Kongrede konuşan Sayın Genel Başkanımız, Sakarya teşkilatımızın gücüne vurgu yaptı. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Sakarya İl Kongremizde konuştu

"Kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, kıymetli misafirlerimiz, değerli belediye başkanlarımız ve yüreği vatan, millet, din, devlet, ezan, bayrak sevgisiyle yanıp tutuşan Alperen kardeşlerim, koca yürekli dava arkadaşlarım, Sakaryalı kardeşlerim; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor, kongremize hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum. Cenab-ı Hakk'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin inşallah, diyorum.

Kıymetli kardeşlerim, değerli misafirlerimiz, değerli dava arkadaşlarım; bugün Sakarya 12. Olağan İl Kongremizi gerçekleştirmek için burada toplanmış bulunuyoruz. Öncelikle bu kongrenin hazırlanmasında emeği geçen tüm kardeşlerime, tüm dava arkadaşlarıma ve davetimize icabet ederek bugün bu kongre sevincimizi bizlerle birlikte yaşayan siz kıymetli misafirlerimize, şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum.

SAKARYA’DA BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN GÜCÜ

Büyük Birlik Partisi kurulduğu günden bugüne kadar Sakarya'da hep güçlü bir şekilde var olmuştur. İnşallah bugün çok güçlüdür, yarın daha da güçlü olacaktır. Bu süre zarfında hayatını kaybeden arkadaşlarımıza da Allah'tan rahmet diliyorum. Hastalara acil şifalar niyaz ediyorum.

Geçmişte hep güçlü bir şekilde var olduk. Bugün daha güçlüyüz, dedim. Sebebi gayet açık. Bugün Sakarya'da Büyük Birlik Partimizin iki tane büyük belediyesi var. Birisi Hendek, birisi Erenler. Belediye başkanlarımız buradalar. Ve seçildikleri günden bugüne kadar da her alanda başarılı bir şekilde çalışmalarını yürütmüşlerdir. Kendilerini sizlerin huzurunda da bir kere daha tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Biz de hem Yerel Yönetimler Başkanlığımız, hem Sakarya'dan sorumlu Divan Üyelerimiz, Genel Sekreterimiz, Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyelerimiz, İl Teşkilatımız, ilçe teşkilatlarımız el ele, gönül gönüle, birlik ve beraberlik içerisinde Sakarya'da ve özellikle belediyelerimizin olduğu yerde başarı için destek vermişlerdir. Bundan sonra da vermeye devam edeceklerdir.

Büyük Birlik Partisi Sakarya'da beş belediyeyi kazanabilirdi. Nitekim az oy farkıyla kaybettiğimiz Pamukova gibi, Akyazı gibi ilçe belediye seçimleri oldu. Oraları da kazanabilirdik. Onun üstüne bir iki belediye daha da kazanabilirdik, belki biraz daha dikkatli olsaydık. Bu neyi gösteriyor? Bu şunu gösteriyor: Büyük Birlik mayası Sakarya'da tutmuş. Bunu gösteriyor. Yeter ki siz Sakarya'da halkın karşısına iyi bir belediye başkan adayı, hangi ilçe olursa olsun ya da önümüzdeki milletvekili seçimlerinde iyi bir milletvekili adayı koyduğunuzda Sakarya, Büyük Birlik Partisi'ni bağrına basıyor, oyunu da veriyor ve Allah'ın izniyle bundan sonraki seçimlerde de daha yüksek seviyede verecektir. Onun için Sakarya'ya da şükranlarımızı sunuyoruz.

Erenler ve Hendek belediye başkanlarımızın başarısı, ekipleriyle birlikte, meclis üyeleriyle birlikte, teşkilatla birlikte uyum içinde çalışması bütün Sakarya'nın gözünün önünde gerçekleşmektedir. Ve gözlerden kaçmamaktadır. İnşallah bu çalışmalarımızı daha yukarıya taşıyacağız. Biraz önce de söylediğim gibi Büyük Birlik Partisi'nin yükselişi Sakarya'da ortalamanın çok üzerindedir. Yani Büyük Birlik Partisi'nin bizim yaptırdığımız son anketlerde oyu dört beş bandında gözükmektedir ama Sakarya bunun en az iki katı çıkmaktadır. En az iki katı çıkmaktadır. Onun için Sakarya'daki bu gelişmeyi, bu ayrıcalığı fark ediyoruz. Bunu biliyoruz. Onun için bu başarıyı getiren eski yeni teşkilatlarımıza, bütün arkadaşlarımıza, kadın kollarımıza, Alperen Ocaklarımıza, biraz önce zikrettim belediye başkanlarımıza, emeği olan herkese bir kez daha hem teşekkür ediyorum hem de başarılarının yükselerek devam etmesini arzu ediyorum.

TEŞKİLAT VURGUSU VE MİSYON

Bu kongre de inşallah bir milat olacaktır. Bundan sonra Sakarya'da Büyük Birlik Partisi teşkilat olarak da daha aktif, daha sesi her yerden duyulabilen, Sakarya'nın her ilçesinde, her mahallesinde, her sokağında var olan bir seviyeye gelecektir. Çünkü vatandaş bunu bizden bekliyor. Biz gitmezsek görevimizi yapmamış oluruz. Kime karşı? Vatandaşa karşı, kardeşlerimize karşı. Kime karşı ikinci olarak? Bu harekette 33 yıldır emeği olanlara karşı da haksızlık yapmış oluruz. En çok da Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu'na haksızlık yapmış oluruz. Çünkü ne dedik? Onun şehadetine kadar da yanındaydık. Şehadetinden sonra da ne dedik? Onun yükselttiği bayrağı asla yere düşürmeyecek ve Büyük Birlik milletin muktedir iktidarını gerçekleştirecektir, dedik. Onun için biz dönmeyiz yolumuzdan. Dönenler dönsün.

Hendek de burada, Erenler de burada, Akyazı da burada, Serdivan da burada; velhasıl Sakarya burada.

ENGELLİLER HAFTASI MESAJI

Kıymetli kardeşlerim, değerli hanımefendiler, değerli beyefendiler; Engelliler Haftası'nın içerisindeyiz. 10-16 Mayıs Engelliler Haftası. Öncelikle tüm engelli kardeşlerimizi şahsım, camiam ve sizler adına da bir kez daha saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Onlar için hayatı kolaylaştırmak adına ne gerekiyorsa bütün belediyelerimizde bunu gerçekleştiriyoruz. Sivas Belediyemizde de yapıyoruz. Hendek'te de yapıyoruz. Erenler'de de yapıyoruz. Ta Şırnak'taki Güçlükonak Belediyemizde de yapıyoruz. Eskişehir Günyüzü'nde de yapıyoruz. Konya'daki Bozkır'da da yapıyoruz. Velhasıl burada sayamadığım onlarca belediyemizde engellilerimiz için hayatı kolaylaştırmak adına ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Ve daha fazlasını yapacağız. Çünkü her şeyin en iyisini hak ediyorlar. Bir de bizim sorumluluğumuz, bizim mesuliyetimiz, bizim onlara karşı bir borcumuzdur. Tüm engelli kardeşlerimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.

Bu 10-16 Mayıs Engelliler Haftası'nın içerisinde ne var? Bilmeyenler için bir kere daha hatırlatıyoruz. 10 Mayıs açılış günü. 11 Mayıs görme engelliler. 11 Mayıs'ta daha çok onlarla ilgili programlar yapıldı. 12 Mayıs işitme ve konuşma engellilerimizle ilgili programlar yapıldı. 14 Mayıs zekâ ve ruhsal engellilerimizle ilgili programlar yapıldı. Ve 15 Mayıs güçsüz yaşlılar ve korunmaya muhtaç çocuklar için yapıldı. Ve bugün son günü. 16 Mayıs Engelliler Haftası'nın son günü. Bugün de aslında programlar açısından kapanış günü. Ama bizim açımızdan engellilerle ilgili programlar hiçbir zaman bitmemeli, hiçbir zaman kapanmamalı. Her günü engelliler günü olarak, her haftayı engelliler haftası olarak görüp engellilerimiz için yapılması gereken her şeyin ziyadesiyle yapılması gerektiğini de Sakarya'dan da haykırıyoruz.

Bu salonda da engelli kardeşlerimiz var. Bizi karşıladılar. Allah onlardan da razı olsun. Cenab-ı Hak onlara hayatı kolay kılsın ve her daim yar ve yardımcıları olsun inşallah, diyorum.

SİVİL TOPLUM VE TEMSİL VURGUSU

Kıymetli kardeşlerim, burada sivil toplum örgütlerimizin temsilcileri var. Sakarya Muhtarlar Derneği Başkanımız var. Esnaf Odası Başkanımız var. Daha yeni seçimi bitirdi, geldi. Diğer belediye başkanlarımız var. Diğer STK'larımızın temsilcileri var. Biz bu arkadaşlarımızla zaten sık denebilecek seviyede de görüşüyoruz. Yani şahsım da görüşüyor. Teşkilatımız da görüşüyor. Belediye başkanlarımız da görüşüyor. İşte buraya gelmeden önce Hendek Belediyemizi ziyaret ettik. Bir açılış gerçekleştirdik. Ve o açılıştan önce de Hendek'teki muhtarlarımızla da kısa bir toplantı yaptık. Onları dinledik, onların taleplerini aldık.

Yani demek istediğim şu: Buradaki sivil toplum örgütü temsilcilerimiz, muhtarlarımız, oda başkanlarımız, sendika başkanlarımız, siyasi parti temsilcilerimiz; bunlar milletin devlete uzanan bir nevi elidir, sesidir ve sözüdür. Onun için biz STK temsilcilerimizi de, siyasi parti temsilcilerimizi de hepsini çok kıymetli ve çok değerli buluyoruz.

Bizim çizgimiz neresi? Bizim kırmızı çizgimiz terör ve şiddet. Terör ve şiddet olmadığı sürece, terörü ve şiddeti desteklemediği sürece her siyasi parti, her sivil toplum örgütü, her sendika, her topluluk düşüncesini açıklayabilir. Hem anayasamız bunu böyle söylemektedir. Yasalarımız bunu böyle söylemektedir. Ama en önemlisi vicdanımız bunu böyle söylemektedir. İnancımız bunu böyle söylemektedir. Kimliğimiz, Türklüğümüz bunu böyle söylemektedir. Ama kırmızı çizgi neresi? Terör ve şiddet. Biz terör ve şiddet içermeyen, terörü ve şiddeti desteklemeyen her düşünceye saygılıyız. Düşüncesini ifade edebilir. Ama terör ve şiddet, terör örgütünün gölgesi altında hiç kimse benim devletime, benim ülkeme, benim milletime parmak sallayamaz. O parmağı kırarız.

DİYARBAKIR TAKIMI VE BÖLÜCÜ SÖYLEMLERE TEPKİ

Şimdi geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz, Diyarbakır'dan bir takım Süper Lig'e yükseldi. Destekle yükseldi, öyle yükseldi, böyle yükseldi; neticede yükseldi. Hoş gelmiş, sefa gelmiş. Devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin birliğini kabul ettiği sürece, ay yıldızlı al bayrağa saygı duyduğu sürece hoş gelmiş, sefa gelmiş. Türkiye'nin takımı. Diyarbakır nerenin ili? Türkiye'nin ili. Bölgenin adı ne? Güneydoğu Anadolu Bölgesi. Ama çıkmış bir zavallı diyeyim, güya duayen; devlet ona her şeyi vermiş. Mal vermiş, mülk vermiş, para vermiş, işini yapmış, makam vermiş. Maça gidiyor, maçtan çıkışta diyor ki: Kürdistan bölgesinin takımı diyor, Süper Lig'e yükselmiştir, diyor. Bak, bu densizliğe bak. Densizliğe bak. Hafif kelimeler kullanıyorum burada, hafif. Hafif kelimeler kullanıyorum. En basitiyle densizlik. Aslında hainlik. Yani bunun Türkçesi, açığı hainlik. Hainlik yapıyor. Fırsatını bulduğunda yapıyor.

Biz ne dedik? Kes sesini, dedik. Demeye devam edeceğiz. Çünkü neden? Neden? Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu milletin adı Türk milletidir. Ay yıldızlı al bayrağımız da Türk bayrağıdır.

Şimdi Nevruz kutlamaları yapıyorlar. On binlerce kişi katılıyor. Bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Takımın Süper Lig'e yükselmesi için yine gösteri yapıyorlar. Bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Siz hangi devletin vatandaşısınız? Ey hainler topluluğu, siz hangi devletin vatandaşısınız? Siz hangi milletin mensubusunuz? Bu ay yıldızlı al bayrağı elinize almaktan neden imtina ediyorsunuz? Her gün bir şey yapıyorlar. Elbette sessiz kalmayacağız. Hak ettikleri cevabı verdik. Vermeye devam edeceğiz.

“BARIŞ İÇİN ADIM AT” YÜRÜYÜŞÜNE ELEŞTİRİ

Bakın PKK'nın siyasi uzantısı olan parti yarın birçok il ve ilçede tırnak içinde "barış için adım at" yürüyüşü yapacakmış. Sen önce vatan için bir adım at. O yürüyüşü bir Türk bayraklarıyla yap. O yürüyüşü bir Türk bayraklarıyla yap. O yürüyüşü bir Türk bayraklarıyla yap; ondan sonra devletten, Meclisten, bizden adım bekle. Sen eline Türk bayrağı almadığın sürece seninle ne barış olur ne kardeşlik olur ne de dostluk olur. Eline Türk bayrağı almayan kim olursa olsun, bir kere daha söylüyorum, bu milletin bir parçası olamaz. Bu devletin bir vatandaşı dahi olamaz. O zaman da diyoruz ki hangi bayrağı eline alıyorsan ya da hangi bayrak özlemi çekiyorsan git orada yaşa, diyoruz. Benim memleketimi kirletme, diyoruz. Benim memleketimi karıştırma, diyoruz. Bunu söylüyoruz.

Alsınlar ellerine Türk bayrağını, "Biz bu devletin vatandaşıyız." desinler, "Bu milletin bir parçasıyız." desinler; biz de diyelim ki tamam. Ama böyle bir şey yok. Onun için bunlara biz müsamaha gösterirsek, bunlara sessiz kalırsak bunlar bugün talep ettiklerinin yarın çok daha fazlasını isterler. Maazallah bu iş bölünmeye kadar gider. Çünkü bunlar maşa. Türkiye'yi bölmek isteyenler bunları 40 yıldır maşa olarak kullanıyorlar. Ve bugün de maşalık yapmaya onlar devam ediyorlar.

DEVLET, MİLLET, EZAN VE BAYRAK ÖLÇÜSÜ

Onun için bizim ölçümüz belli. Ölçümüz belli: Devlet, millet, ülke, ezan ve bayrak. Bizim ölçümüz belli. Bu kadar. Yoksa bizim kimsenin etnik kökeniyle, bizim kimsenin mezhebi anlayışıyla hiç hesabımız olmadı, olmaz. Çünkü biz yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü. Çünkü bize buyruğu nedir Cenab-ı Hakk'ın? "İnnemel mü'minûne ihvetun." Muhakkak ki Müslümanlar kardeştir. Türkler kardeştir birbiriyle, demiyor bak. Kürtler birbiriyle kardeştir, Araplar birbiriyle kardeştir, demiyor. Muhakkak ki Müslümanlar kardeştir, diyor. Ben onun için ırkçılığa biz karşıyız, kavmiyetçiliğe karşıyız. Ama milletimizi severiz.

Yine Peygamberimizin hadisi nedir? "Hubbul vatan minel iman." Vatan sevgisi imandandır. Onun için vatanımızı seviyoruz. On asırdan fazla İslam'ın bayraktarlığını yapmıştır bu aziz Türk milleti, Müslüman milleti. Onun için bu aziz Müslüman Türk milletinin bir parçası olmaktan, bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum. Türk'üm, Müslüman'ım, Türk-İslam ülkücüsüyüm, diyorum.

AKRAN ZORBALIĞI VE ÇOCUKLARI SUÇA SÜRÜKLEYEN ÇETELER

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; en önemli meselelerimizden son yıllarda birisi de akran zorbalığı ve 18 yaş altı çocuklarımızı istismar eden, bunları kullanan, bunlara suç işleten çeteler ve bu çetelerin elebaşları. Bakın, hemen birkaç gün önce yine İstanbul Büyükçekmece'de 15 yaşındaki bir çocuğumuz yine kendi akranları tarafından öldürüldü. Bu gerçekten çok acı, çok vahim bir durum. Çocuğumuza Allah'tan rahmet dilerken anne baba, aile, hepsine de başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum.

Bununla ilgili Mecliste birtakım yasal düzenlemeler yapıldı. Ama maalesef bu düzenlemeler tam beklentileri karşılayabilmiş değil. Onun için biz çok netiz. Biz şundan bahsetmiyoruz: Ya iki aile arasında bir kavga oldu, iki çocuk arasında bir kavga oldu, onlardan birisi birisini yaraladı ya da darp etti. Bundan bahsetmiyoruz. Öldürdü. Bu bireysel hadiselerdir. Bunların da olmasını istemiyoruz. Onları da engelleyecek olan eğitimdir, ailedir, inançtır. Ama bizim esas bahsettiğimiz, bu çocuklarımızı ailesiyle bağını koparıp çocukları tamamen kendi kontrolüne alıp bunlara suç işleten çetelerden bahsediyoruz.

Bunlarla ilgili yapılacak iki tane şey vardır. Üç tane şeye gerek yok. Bir yasa çıkacak; bu suç işleyenler, çeteler tarafından kullanılanlar 18 yaş altı da olsa akıl baliğ olmuşsa yani 14 yaşını geçmişse büyükler gibi cezalandırılmalıdır. Birincisi budur. Yapılması gereken budur. Ama daha önemlisi nedir? Bataklığı kurutmaktır. Onun için de bu çetelerin kökünü kazımak gerekir. Bunlara asla müsamaha göstermemek gerekir.

BAHİS ÇETELERİ VE BAHİS YASAĞI ÇAĞRISI

Kıymetli kardeşlerim, elbette ki son dönemde çıkan yasalar, hem İçişleri ve Adalet Bakanlığının ortak çalışmaları hepimizin gözünün önünde cereyan etmektedir. Aynı bu suç çeteleri gibi bir de bahis çeteleri var. Yuvalar yıkan, genç yaşta çocuklarımızı, polislerimizi intiharlara sürükleyen bu bahis işi var bir de. Bu bahis meselesinde de asla müsamaha göstermemek gerekir.

Biz çok netiz Büyük Birlik Partisi olarak. Bahsin yasalı, gayri yasalı olmaz. Devletimiz bahsin tamamını yasaklamalıdır. Yani yasal ne demek, gayri yasal ne demek? Devlet parayla yasal adı altında bahis oynanmasına müsaade edebilir mi? Ya da bazı şirketlere bunu kiraya verip buna müsaade edebilir mi? Bazı yasal bahis şirketleri var. Devlete para ödüyorlar. O gelen paradan da spor kulüplerine dağıtılıyor. Başka yerlere para aktarılıyor. Benim devletimin buna ihtiyacı yok ki kardeşim. Benim devletimin buna ihtiyacı yok.

Yani diyelim ki bu bahis hadisesinin bütün bilançosu, diyelim ki, yüz milyar. Çok daha fazla da farzımuhal yüz milyar. Ciro yüz milyar yıllık. Yasal olanlardan bahsediyorum. Bu söylediğim farzımuhal bir rakam. Belki daha fazladır. Sen şimdi buradan yirmi milyar, hadi yarısını al, elli milyar alacağım diye vatandaşın elli milyar daha fazla soyulmasına müsaade ediyorsun. Vatandaşın ekonomik olarak batmasına yol açıyorsun. Yuvaların yıkılmasına sebep oluyor. Çocukların kaybedilmesine, gençlerin kaybedilmesine sebep oluyor.

Onun için biz diyoruz ki yasal, gayri yasal bahis işine Türkiye'de mutlaka son verilmeli ve yabancı bahis şirketlerinde oynamaya da erişim engeli getirilmelidir ve bunu uygulamayanlarla ilgili de en ağır cezalar verilmelidir. Biz Müslümanız, Türk'üz kardeşim. Bizim ne işimiz olur bahisle? Ne işimiz olur? Alnının teriyle çalışırsın, kazanırsın, ticaretini yaparsın, evine ekmeğini getirirsin. Buralarda tavizsiz olacak. Biz Büyük Birlik Partisi olarak milletimize verdiğimiz, taahhüt ettiğimiz sözlerden birisi de budur. Millet bize yetkiyi versin, biz bahsi yasaklayacağız. Bunu açıkça söylüyorum. Yasal, gayri yasal, yurt içi, yurt dışı tamamını yasaklayacağız.

AİLE YAPISI, NÜFUS VE EVLİLİĞİ TEŞVİK

Bakın, bu aile hayatımızı da mahvetmektedir. Aile hayatımızı da mahvetmektedir. Yuvalar yıkılmaktadır. Hâlbuki en büyük problemlerimizden bir tanesi nedir bugün? Ailedir. Çünkü aile olmazsa toplum olmaz. Toplum olmazsa millet olmaz. Millet olmazsa devlet olmaz. Bir milletin, bir topluluğun devleti yoksa o millet güvenlik altında değildir. O millet özgür değildir, bağımsız değildir. Ve huzur ve refah içinde asla yaşayamaz. Onun için aile toplumun, milletin ve devletin başlangıç noktasıdır.

Türk milletinin tarih boyunca güçlü kılan nedir? Aile olmuştur. Anne, baba ve çocuktan oluşan aile. Hatta geçmiş yıllarda ebe, dede, nine, anne, baba, çocuk, damat, gelin ve torunlardan oluşan bir aile. Bunları yaşadık, bizim dönemimiz gördü bunları. Onun için biz hep güçlüydük. Hep güçlü olduk Türk milleti olarak. Aile güçlü olduğu için biz güçlü olduk. Ama bizim ailemize saldırdılar. LGBT ile saldırdılar. Sapkınlıkları bu topluma dayattılar. Yetmedi, evlilik dışı hayatları özendirdiler. Evlilikten insanlarımızı ve gençlerimizi soğuttular. Ve maalesef bunda da başarılı oldular. Çocuk sayısı aile başına 3'ün üzerindeyken bugün 1.4'lere gerilemiş vaziyette. Artık Türkiye nüfusu olarak büyümüyor, aşağıya doğru gidiyor. Bu ne demektir? Bu, bir milletin yok oluşa doğru gidişi demektir.

Onun için ailemizi güçlendireceğiz. Biz iki sene önce Alperen Ocakları Teşkilatımızın, Vakfımızın Ankara'da spor salonunda gerçekleştirdiği gençlik kurultayında genç yaşta evlilik projemizi açıkladık. Orada 25 yaşında evlenenlere hediyelerimizi takdim ettik. İki yıl oldu biz bu projeyi başlatalı ve devam ettiriyoruz. Ailelerimiz de çocuklarına sahip çıkmalı. Çocuklarını mümkün olduğu kadar genç yaşta evlendirmeli ve çocuk sahibi olmalarını teşvik etmelidir.

Devlet bunu söyleyemez sadece. Devlet gereğini yapmalıdır. Hükûmet, iktidar daha fazlasını yapmalıdır. Bugün çocuk parası altında memur ya da işçi çalışanlara verilen rakama baktığımızda bunlar hâlâ komik düzeydedir. Evlenen gençlerimize yapılan destekler mutlaka artırılmalı ve bunlar hibe olarak verilmelidir. Bir kere daha söylüyorum: Üç çocuk sahibi olan her kadınımıza mutlaka ama mutlaka düzenli bir maaş bağlanmalıdır. Bunun başka yolu yok.

ÇALIŞAN KADINLAR, İSTİHDAM VE ÖNCELİK İLKESİ

Daha önce de söyledim. Her salonda söylüyorum ve söyleyeceğim. Çalışan kadınlarımız işe bir saat geç gitmeli ve bir saat erken çıkmalıdır. Çocuklu kadınlarımızdan bahsediyorum tabii. Çocuğu olanlardan bahsediyorum. Çocuğu belli bir yaşta olanlardan bahsediyorum.

Aynı şekilde kim ne derse desin, onlar konuşsun, ben açıkça söylüyorum, açık yüreklilikle söylüyorum: İşe alımlarda özellikle kamuda, memur ya da işçi, eşitler arasında, liyakat ve ehliyet eşitliği arasında evli olanlar tercih edilmeli. Yoksa nasıl evliliği özendireceğiz biz? Evlilerden de çocuklu olanlar tercih edilmeli. Zaten doğrusu da bu değil mi? Yani iki kişi geldi senin karşına, ikisi de aynı üniversiteyi bitirmiş, aynı fakülteyi bitirmiş, aynı derecede bilgilere sahip, her şeyleri aynı. Ama birisi evli. Ya sen bile demez misin, ya bu evli, bunun evi barkı var, buna öncelik verelim. İşte biz tam da bunu söylüyoruz. Tam da bunu söylüyoruz. Evli olan ve çocuklu olan öncelenmeli.

Biz böyle somut ve keskin adımlar atmazsak olduğumuz yerde de sayamayız. Aşağıya doğru gitmeye devam ederiz. Onun için Büyük Birlik Partisi bunlarla toplumu açık ve net vaat ediyor.

KADINLARA YÖNELİK DESTEKLER VE AİLE POLİTİKASI

Kadınlarımıza açıkça söylüyoruz. Büyük Birlik Partisi'nin iktidar olduğu ya da Mecliste etkili olduğu, denge olduğu dönemlerde biz bunları yaptık Refah-Yol döneminde. Burada da vatandaş bize bu yetkiyi versin. Biz üç çocuğu olan her kadınımıza maaş bağlatacağız. Kadınlarımızın bir saat işe geç ve bir saat erken çıkmasını temin edeceğiz. Bunu ifade ettik.

EMEKLİLERE YAPILAN HAKSIZLIK

Memurumuz, emeklimiz, bakın asgari ücretlimiz... Ya emeklilerimize öyle bir haksızlık yapıldı ki 2023 Temmuz'da. Bakın ben popülist konuşmuyorum. Gerekçelendiriyorum, delillendiriyorum, ispat ediyorum. 2023 Ocak'ta bir emekli en düşük 7500 lira alıyordu. Doğru mu? Emekli Derneği Başkanımız, 7500. Peki çalışan memur ve kamu işçisi ne kadar alıyordu en düşük? 11 bin. Yani 11 bine 7500. Yani üçe iki. Oran üçte iki.

Geldik 2023 Temmuz'a. Temmuz'a geldik. Emekliye, memura, efendim kamu işçisine zam verildi. Enflasyon oranında ama emekliliğe yansımadı. Neden? Çünkü zam kök maaşa verildi. Kök maaşı 7500'ün altında olduğu için en düşük emekli maaşı yine 7500'de kaldı. Ama en düşük memur maaşı, en düşük kamu işçisi maaşı 21 bin lira oldu Temmuz 2023'te. Ne oldu? Bir anda üçte iki denge, üçte bire düştü. Büyük bir haksızlık oldu, büyük bir adaletsizlik oldu. Onun için diyoruz ki biz bu adaletsizlik derhâl düzeltilsin, diyoruz. Emeklimize hakkı verilsin, diyoruz. Açık ve net olarak bunu söylüyoruz.

ASGARİ ÜCRETLİLERİN HAK KAYBI

Asgari ücretlimize... Şimdi temmuz ayı geliyor. Herkese zam var enflasyon oranında. Hatta şimdi görüyoruz haberlerde, sosyal medyada. İşte emekliye ne kadar zam gelecek? SGK'ya ne kadar zam gelecek? Memura ne kadar zam gelecek? Altı aylık enflasyon farkı hesaplanıyor. Asgari ücretliye yok. Peki de bu asgari ücretli zaten en düşük maaşla çalışıyor. Yani sen en düşük maaşlının ücretini artırmıyorsun ama en yüksek maaşlının ücreti artıyor. Orta seviyede alanın ücreti artıyor.

Onun için biz diyoruz ki enflasyon bu şekilde yüksek seyrettiği sürece Asgari Ücret Komisyonu en az yılda iki kere toplanmalı ve asgari ücretlinin bu hak kaybı da ortadan kaldırılmalıdır. Açıkça söylüyoruz.

EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ TALEBİ

Şimdi önümüz bayram. Daha önce de ifade ettim. Emekliye verilen bir bayram ikramiyesi var. Adeta donduruldu. Şu anda 4 bin lirada donduruldu. Peki fiyatlar dondu mu? Gıda fiyatları dondu mu? Akaryakıt fiyatları dondu mu? Eğitim masrafları, hastane masrafları, giyim kuşam... Hayır, onlar artıyor. En azından enflasyon oranında artıyor. Ama emeklinin ikramiyesi donduruldu. Şimdi bu da kabul edilemez bir durum.

Enflasyon oranında artırılmış olsaydı bugün emekli ikramiyesi 10 bin lira olması gerekiyordu. Ramazan ayında artırılmadı. Biz diyoruz ki sessiz kalmıyoruz ve diyoruz ki en azından Kurban Bayramı'nda emekli ikramiyesi 10 bin lira olarak verilsin ki emeklimizin bir nebze yüzü gülsün, kurban parasına önemli bir destek olsun, diyoruz. Evet. Maliyeti ne kadar? 90 milyar. Yani 4 bini zaten veriyorsun. Üzerine koyacağın 6 bin. 15 milyon emekli, 90 milyar. Doksan milyar ne kadar yapıyor? İki milyar dolar. Bazı projelerin ihalesinin miktarı kadar. Onun için diyoruz ki biz bunu emeklimizden esirgemeyin.

Buradan keserek ekonomi düzelmez. Zaten emekli alacağı bu parayı gidip hemen çarşıya, pazara, kurbana, efendim şekere, elbiseye yatıracak. Para zaten iş piyasada kalacak. Para dışarıya gitmeyecek ki. Para yine iş piyasada dönecek. Binaenaleyh biz bunları söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz.

CUMHUR İTTİFAKI, DENGE ARAYIŞI VE MECLİS TEMSİLİ

Ama vatandaş bazen bize de soruyor. Ya diyor ki siz de Cumhur İttifakı'ndasınız, diyor. Evet, Cumhur İttifakı'ndayız. 2016, 15 Temmuz darbe gecesinde kurulmuştur bu ittifak. 2017 referandumuyla devam etmiştir. 2018-19 seçimleri, 2023-2024 seçimleri... Biz genel seçimlerde kendi amblemimizle girdik. Cumhur İttifakı içinde de kendi amblemimizle girdik. Ve vatandaşa dedik ki en çok da Cumhur İttifakı'nı destekleyen vatandaşımıza, bakın, Büyük Birlik Partisi'ni bir denge yapın. Meclise gönderin bir grupla ki denge olsun. Sizin adınıza denge olsun. İşte bu saydıklarım haksızlıkların oluşmasına imkân vermesin, dedik.

Ama milletimiz bunu yapmadı. Takdir milletindir. Bir şey söylemem. Ama yapsaydı ne olurdu? Tarihten bir örnekle söylüyorum.

REFAH-YOL DÖNEMİNDEN ÖRNEK

96 Refah-Yol döneminde hatırlayın. Refah-Yol Hükûmeti üzerinde, özellikle de Refah Partisi ve Refah Partisi'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan üzerinde büyük bir baskı vardı. Darbecilerin baskısı, o dönemin askerlerinin baskısı, o dönemin iş adamlarının baskısı, o dönemin sendika başkanlarının baskısı, basının baskısı... Ve bütün bu baskılardan Erbakan Hoca rahmetli biraz nefes alabilmek için zam tarihi geldiğinde ocakta ya da temmuzda askere yüzde 100 zam verdi, normal memura 50 verdi. Yaşı yetenler hatırlar. Rahmetli Muhsin Başkan çıktı dedi ki: "Ya bu zammı eşitlersiniz, diğer memura da aynısını verirsiniz; yoksa gensoru verip hükûmetinizi düşüreceğim." dedi. Çünkü Büyük Birlik'in 8 milletvekiliyle hükûmet kurulmuştu ve onunla ayaktaydı.

Bunlar önce ciddiye almadılar. Sonra bir gün kala, bir haftanın bitimine Muhsin Başkan açıklama yaptı akşam. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. "Bugün bu gece bunu açıkladınız, açıklamadınız. Açıklamazsanız sabah Meclis açılır açılmaz dilekçeyi veriyorum." dedi. Ne oldu? Ondan sonra bütün memura aynı oranda zam verildi. Zammı da üstelik Erbakan vermiş oldu. Yani Muhsin Yazıcıoğlu'nu da kimse hatırlamadı. İşin bir de tuhaf tarafı da o. Bütün bunlar Türkiye'nin gözü önünde oldu.

İşte bize öyle bir denge olacak bir grup kurdursaydı milletimiz Mecliste, bugün ne emekliye bu haksızlık yapılabilirdi ne asgari ücretliye bu haksızlık yapılabilirdi ne de milletimizin haklı olarak serzeniş ettiği ya da dile getirdiği birtakım uygulamalara müsaade edilmezdi.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN SİYASET ANLAYIŞI VE KAPANIŞ

Geçmiş, geçmişte kaldı. Biz önümüze bakalım. Onun için vatandaşımıza diyoruz ki Büyük Birlik Partisi olarak 33 yıldır sizin huzurunuzdayız. Büyük Birlik Partisi 33 yıldır bu ülkede temiz bir siyaset yapmıştır. Dürüst bir siyaset yapmıştır. Doğru bir siyaset yapmıştır. Safı her zaman devletinin, ülkesinin, milletinin safı olmuştur. Safı her zaman ezanının, bayrağının yanında olmuştur. Safı her zaman doğruluğun, adaletin yanı olmuştur. Safı her zaman millî iradenin yanı olmuştur. Darbelerin karşısı olmuştur. Safı her zaman emeklinin, asgari ücretlinin ve yoksulun, fakirin yanı olmuştur. Esnafın yanı olmuştur. Üreticinin yanı olmuştur. Köylünün yanı olmuştur. Dulun, yetimin yanı olmuştur. Mazlumun yanı olmuştur. Bundan sonra da öyle olacaktır.

Ben bu duygu ve düşüncelerle Sakarya 12. Olağan İl Kongremizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. İl Başkanımız Turan Bey'e ve yönetimine bir kez daha şimdiden hayırlı olsun, diyor; başarı dileklerimi iletiyorum. Siz kıymetli, değerli misafirlerimizi, kıymetli hanımefendileri, kıymetli beyefendileri, kıymetli dava arkadaşlarımı, Alperen kardeşlerimi ve tüm Sakarya'yı bir kere daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun, diyorum."

Galeri