Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin konuşması şöyle:
"Kıymetli rektörüm, rektör yardımcılarımız, değerli hocalarımız ve siz kıymetli öğrencilerimiz; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Hayırlı akşamlar, hayırlı Ramazanlar ve hayırlı iftarlar diliyorum.
Davetleri için Karabük Alperen Ocaklarımıza ve en önemlisi kıymetli rektörümüz Fatih hocamıza ve siz kıymetli öğrencilerimize; şahsım, camiam ve Türk milleti adına şükranlarımı sunuyorum.
İFTAR BULUŞMASI VE KARABÜK ÜNİVERSİTESİ
Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan, sizlerle Ramazan sevinci paylaşmaktan, iftar sofrasına birlikte oturmaktan ve Türkistan Özbek pilavına kaşık sallamaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade ediyorum; afiyet olsun inşallah diyorum.
Karabük Üniversitemiz, Türkiye’mizin en kıymetli, büyük ve işlevi bakımından en önemli üniversitelerinden bir tanesidir. Özellikle uluslararası; pek çok ülkeden, Türk dünyası başta olmak üzere Kazakistan’dan, Özbekistan’dan, Türkmenistan’dan, Azerbaycan’dan; kardeş İslam ülkelerinden, Afrika ülkelerinden pek çok öğrencimiz, sizler burada eğitim görmektesiniz. Kendinizi geleceğe hazırlamaktasınız.
Bu anlamda sizlerle çok yakından ilgilenen ve her gün üniversitemizi daha ileriye taşıyan; hem bilimsel çalışmalarla, hem sosyal etkinliklerle, hem de öğrencisine ve eğitimcisine verdiği değerle Karabük Üniversitesini sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da başarılı bir noktaya taşıyan kıymetli rektörümüze de sizlerin huzurunda, kadrosuyla birlikte teşekkür ediyor ve başarılarının artarak devam etmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
ÖĞRENCİLERE MESAJ VE EĞİTİM VURGUSU
Kıymetli öğrencilerimiz; Türkiye’nin farklı illerinden, biraz önce saydığım Türk dünyasından, İslam dünyasından, dünyanın farklı noktalarından buraya gelerek üniversite eğitimi görüyorsunuz. Hepinizin amacı bir: Öncelikle iyi bir insan olmak, inancına, kimliğine sahip çıkmak; aynı zamanda iyi bir üniversitede okuyarak kendinizi geleceğe hazırlamak. İşte Karabük Üniversitemiz size bu imkânları sunuyor.
Yaşadığımız çağda, eğer iyi yetiştirmemişseniz kendinizi, iyi bir eğitim almamışsanız; hatta sadece üniversiteyi bitirmek yetmez, bunu diğer dallarla da geliştirmemişseniz, örneğin yabancı dili halletmemişseniz, gerekli sertifikalara sahip olmamışsanız; maalesef hayat mücadelesinde ya da iş mücadelesinde zorlanacaksınız demektir. Onun için buralara kendilerinizi hazırlamalısınız.
Bu anlamda Karabük Üniversitemiz, bizim aldığımız bilgiler ve gözlemlerimiz; bu anlamda tüm imkânları sizlerle sonuna kadar paylaşmaktadır.
GÜÇLÜ OLMAK VE ADALET
Yaşadığımız çağda, yaşadığımız dünyada; eğer güçlü değilseniz maalesef çoğu yerde haklı olmanız hiçbir şey ifade etmemektedir. Sadece insan ilişkilerinde değil, ya da insan hayatında değil; devletler arası ilişkilerde de bu böyledir.
Filistin haklı. Gazze haklı. Doğu Türkistan haklı. Myanmar haklı. Ama haksız olanlar, zalim olanlar; sırf güçlü oldukları için ne yapıyorlar? Soykırım yapıyorlar, katliamlar yapıyorlar. Yedi, on iki yaş arası kız çocuklarının okulda, okula bombalar atarak; onları yakarak öldürüyorlar. Öncelikle bunları lanetliyoruz. Ama neyi unutmayacağız? Güçlü olmamız gerektiğini unutmayacağız.
Hem insan olarak, hem ülke olarak, hem millet olarak. Sadece Türkiye değil; kardeş ülkelerimizin de, soydaş ülkelerimizin de güçlü olmasını istiyoruz. Orada yaşayan kardeşlerimizin, soydaşlarımızın güvenli, müreffeh bir hayat yaşamasını istiyoruz.
KENDİ KENDİMİZE YETMEMİZ GEREKEN DÖRT ALAN
Bununla birlikte şunu da tecrübe ettik. Savaşlar bize şunu gösterdi. Pandemi, hastalık bize şunu gösterdi.
Şu dört alanda; hem aile olarak, insan olarak, hem ülke, devlet olarak en azından kendi kendinize yetmek zorundasınız. Yoksa savaş çıktığında, hastalık geldiğinde, zorda kaldığınızda; paranızla bile elde edemezsiniz. Birincisi nedir? Gıdadır. İkincisi nedir? Enerjidir. Üçüncüsü nedir? İlaçtır, aşıdır. Dördüncüsü nedir? Savunma sanayidir. Güvenliktir.
İşte bakın; savaş çıktığında, kendi paranızla da olsa silah alamazsınız. Pandemi geldiğinde, hastalık geldiğinde; paranız da olsa aşı alamazsınız, ilaç alamazsınız. Onun için bunlar başta olmak üzere; biz Türkiye olarak ve yine kardeşlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerle birlikte; bunlar başta olmak üzere, bu saydığım dört alan başta olmak üzere; biz hemen hemen her alanda başarılı olmalı, önce kendi kendine yetecek bir ülke hâline gelmeli ve daha sonra da kardeşlerimiz, dostlarımız başta olmak üzere; bu gücümüzü, bu zenginliğimizi bütün insanlıkla, bütün mazlum coğrafyalarla paylaşmak gibi bir yükümlülüğümüz olduğunu unutmadan yolumuza devam etmeliyiz.
MİSAFİRPERVERLİK VE MİLLET VURGUSU
Kıymetli öğrencilerimiz; biraz önce de söyledim: Türkiye’den gelen öğrencilerimiz var, farklı yerlerimizden; onlar burada ev sahibi sayılıyorlar. Ama çok sayıda da binlerce öğrencimiz de kardeş, soydaş ve dost ülkelerden buradalar. Onlar bizim misafirimizdir. Sizler bizim misafirimizsiniz.
Elbette ki hem Türk töresine göre, İslam inanç ve ahlakına göre misafirperverliğimizi en üst düzeyde gösteririz ve göstermekteyiz. Üniversitemizde bunu yapmaktadır. Türkiye’mizde bunu yapmaktadır.
Bizler kadirşinas bir milletiz. Türk milleti merhametli bir millettir. Hoşgörülü bir millettir; dostuna, kardeşine karşı her zaman hilm sahibidir, yani yumuşak huyludur. Ama birisi kendi vatanına, devletine, canına kastederse de ona da en güçlü şekilde mukabele edecek, mukavemet gösterecek gücü de, kudreti de elhamdülillah vardır.
AİLE VURGUSU VE DEĞERLER
Kıymetli öğrencilerimiz, kıymetli kardeşlerim; ben bu duygu ve düşüncelerle sizlerin bir kez daha Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum. Sizlere okuduğunuz Karabük Üniversitesinde; okuduğunuz fakültelerde, bölümlerde üstün başarılar diliyorum.
İnşallah hepiniz başarılı bir şekilde, zamanında derslerinizi vererek okullarını bitirirsiniz; fakülte diplomalarınızı, yüksekokul diplomalarınızı alırsınız. Ve dışarıdan gelenler kendi ülkelerine döner, burada olanlar kendi memleketlerine döner. Tabii ki kalmak isteyene Karabük her zaman misafirperverliğini gösterir. Ama inşallah kendi yuvalarına dönerler ve orada hem iş hayatında başarılı olurlar hem de çok geciktirmeden bir aile kurarak, evlilik gerçekleştirerek aile saadetine de erişirler. Çünkü en önemli değerlerimizden birisi de ailedir.
Batı toplumu, emperyalist toplum, siyonistler aile yapımızı yıkmak istiyorlar. Ahlakımızı bozmak istiyorlar. Evlilik dışı hayatı özendiriyorlar. Uyuşturucuyu özendiriyorlar. Kötü alışkanlıkları özendiriyorlar. Ve maalesef bunda kısmen de başarılı oluyorlar.
Bizim işte bunlara karşı kendi silahlarımızla kendimizi korumamız gerekiyor. Kendi silahlarımız ne? İmanımız, ahlakımız, inancımız, kimliğimiz; tabii ki bizim güçlü aile yapımız.
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli öğrencilerimiz; tekrar Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Başarılar diliyorum. Şimdiden mübarek Kadir Gecenizi de kutluyorum, tebrik ediyorum. Ve önümüzdeki Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Ramazan Bayramını sevdiklerinizle birlikte mutluluk içinde geçirmenizi de yüce Allah’tan diliyorum.
Tekrar kıymetli rektörümüze teşekkür ediyorum. Sizlere teşekkür ediyorum. Hepinizi yüce Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun; Allah’a emanet olun. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı akşamlar diliyorum."
Sayın Destici'den Karabük Belediye Başkanı Sayın Çetinkaya’ya ziyaret
ÖNCEKİ HABER
Sayın Destici'den, Karabük Üniversitesi Rektörü Sayın Kırışık’a ziyaret