Yükleniyor...
21 Mart 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Merkezimizde bayramlaşma programı gerçekleştirildi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Büyük Birlik Partimizin Genel Merkezinde düzenlenen geleneksel bayramlaşma programında partililerimize ve vatandaşlarımıza hitap etti. Genel Merkezimizde bayramlaşma programı gerçekleştirildi

Büyük Birlik Partimizin Genel Merkezinde düzenlenen bayramlaşma programına Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, parti yönetimimiz, Alperenlerimiz, partililerimiz ve vatandaşlarımız katıldı.

Tüm partililerimiz ve vatandaşlarımızın bayramını tebrik eden Sayın Genel Başkanımız, gündeme dair konuştu. Genel Başkanımız Sayın Destici konuşmasında şunları söyledi:

"Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, değerli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, sevgili çocuklar; öncelikle cümlenizi şahsım ve Büyük Birlik Partisi camiası adına bir kez daha sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Ramazan Bayramı'mız mübarek olsun, diyorum. Bayramın ülkemize, milletimize, İslam âlemine ve insanlığa hayırlar getirmesini, barış getirmesini, huzur ve mutluluk getirmesini Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.

Biz de Büyük Birlik Partisi olarak bayramlaşma programımıza arefe günü kurucu genel başkanımız, şehit liderimiz Muhsin Başkan'ın kabrini ziyaret ederek başladık. Bir kez daha kendisini ve onunla birlikte hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun.

Akabinde memlekete geçerek Eskişehir Günyüzü aile büyüklerimizin kabirlerini ziyaret ettik. Bayram namazını da Günyüzü ilçemizde eda ettikten sonra oradaki hemşehrilerimizle, vatandaşlarımızla bayramlaştık. Ve daha sonra da gün boyu bayramlaşmalarımız devam etti.

Tabii bu arada başta siyasi parti genel başkanlarımız olmak üzere, Cumhurbaşkanımız, diğer bürokrasimizin değerli isimleri, tabii partimize geçmişte emek veren büyüklerimiz ve sevdiklerimizle, sizler gibi bayramlaşmalarımızı gerçekleştirdik. Tabii en azından bayramlar, bu tür telefonlar, mesajlar, bayramlaşmalar; bütün bunlar en azından aradaki kardeşlik duygularını ya da muhabbeti artırıyor. Sevgiyi, muhabbeti artırıyor. Bunların yapılması lazım. Bunların tekrar edilmesi lazım.

Siyasetçiler, siyasi parti genel başkanları birbirlerini eleştirebilirler. Bu, siyasetin zaten... Ama işte başta bayramlarımız olmak üzere, bugün ortak sevinçlerimizin yaşandığı günlerde de bir araya gelebilmeyi, bayramlaşabilmeyi, hâl hatır sorabilmeyi de başarmalıyız. Büyük Birlik Partisi olarak biz bunu kurulduğumuz günden beri yapıyoruz. Partilerimizin hemen hemen tamamına yakını da, genel başkanlarımızın tamamına yakını da bunu yapıyorlar, gerçekleştiriyorlar. İstisnaları da çok görmemek ve gündeme taşımamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bugün bayram. Dolayısıyla bayram hepimizin bayramı, Türk milletinin bayramı, İslam ümmetinin bayramı, İslam âleminin bayramı. Onun için bayramı bayram tadında yaşamak gerekir.

Tabii partiler arası heyetler de bayramlaştı bugün. Partimiz de hem buraya gelen parti heyetlerini kabul etti hem bir heyetimiz de diğer partilerimizi ziyaret ederek hem şahsımın selamlarını ilettiler hem de camia olarak da bayramlaştık. O partiler arası bayramlaşmanın da güzel geçtiğini duyuyoruz, takip ettiğimiz kadarıyla. Ben tekrar birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize katkı sağlamasını niyaz ediyorum. Partilerimizin bu ilişkilerinin demokrasimizin güçlenmesine, millî iradenin daha çok hayata geçirilmesine katkı sağlamasına, özellikle milletimizin beklediği yasaların bir an önce yapılmasına, anayasa değişikliğinin, yeni bir anayasanın daha doğrusu yapılarak bu darbe anayasasından Türkiye'nin kurtuluşuna da vesile olmasını tekrar ben temenni ediyorum ve bütün siyasi partilerimizin de bayramını da bu vesileyle milletimizle birlikte tebrik ediyorum ve onlara da bir kez daha hayırlı bayramlar diliyorum.

DÜNYA DOWN SENDROMU GÜNÜ

Kıymetli basın mensupları, değerli vatandaşlarım; bugün Dünya Down Sendromu Günü. Ben bütün Down sendromlu kardeşlerimizin bugünü de öncelikle kutluyorum. Sizler de görüyorsunuz; yani dünyanın en sevimli insanları onlar. Ve gerçekten o kadar içten, o kadar samimi, o kadar neşe dolu bir hayatları, bir yaşantıları, bir ikili diyalogları var ki gerçekten insan onlarla birlikte olduğunda ayrı bir mutluluk yaşıyorsunuz. Belki diğer taraftan bir hüzün de oluyor ama onları gördüğünüzde bütün hüznünüz kalkıyor ve gerçekten size büyük bir neşe kaynağı da oluyorlar.

Ülkemizde de pek çok yerde de gittiğimde Down sendromlu kardeşlerimizin iş hayatında da çalıştığını görüyorum. Başarılı olduklarını görüyorum. Vatandaşlarımızın onlara karşı büyük bir sevgisi ve sempatisi olduğunu görüyorum. Bu devam etmeli. Nihayetinde bu kadar neşeliler, bu kadar içtenler ama aynı zamanda da engelli bireyler oldukları da tabii biz onlara hissettirmeden, biz bunu bilerek onlara karşı davranışlarımızı geliştirmeliyiz. Devletimizin bu konuda yapması gerekenler var. Milletimizin, vatandaşlarımızın yapması gerekenler var. Ama gördüğüm kadarıyla hem devletimiz tüm engellilerimizle birlikte özellikle Down sendromlu kardeşlerimize sahip çıkıyor ilgili bakanlıklarımız aracılığıyla hem de milletimiz de sahipleniyor, kucaklıyor. Zaten siz kucaklamasanız onlar gelip size sarılıyorlar. Ve kucaklaşıyorsunuz. Gerçekten onlar bizim hayatımızın da bir nevi anlamı, hayatın gerçeğiyle de aslında bizi bir yönüyle de yüzleştiriyorlar.

Ben bir kere daha tüm Down sendromlu kardeşlerimizi şahsım ve camiam adına sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Onlara huzurlu, mutlu, refah içinde bir hayat niyaz ediyorum. Ve bütün milletimizin de aynı duyguları paylaştığını biliyorum.

NEVRUZ BAYRAMI VE BİRLİK MESAJI

Bugün aynı zamanda Nevruz Bayramı. Biliyorsunuz, Nevruz bizim ata topraklarımızda, Türkistan'da, Orta Asya'da binlerce yıllık bir gelenek, bir bahar bayramı olarak kutlanıyor. Yani Orta Asya'dan Balkanlara, Kafkaslar'dan Türkmeneli bölgesine kadar, yani Türk'ün olduğu yerde, Türk topluluklarının olduğu yerde, Türk boylarının olduğu yerde bu kutlamalar geleneksel olarak sürdürülüyor. Daha çok da tabii ki Orta Asya Türk cumhuriyetlerimizde, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı Birliği üyesi ülkelerimizde ve Kafkaslar'da yer alan Türk topluluklarında çok daha yoğun bir şekilde kutlanıyor. Onun için bir Türk bayramı aslında Nevruz. Her ne kadar birileri Türk'ün geleneğini, göreneğini, adetlerini kendilerininmiş gibi göstermeye çalışsa da bunun Türk'ün bir bayramı olduğunu, Türklerin bir geleneği olduğunu tarih çok açık bir şekilde ispatlamıştır.

Ama bu şuna engel değil tabii; bu coğrafyada yaşayan herkes elbette ki bu bayramı kutlayabilir. Herkesin de hakkıdır. Biz de Büyük Birlik Partisi olarak Türk milletinin ve coğrafyamızda yaşayan herkesin Nevruz Bayramı'nı kutluyoruz. Bu bayramın birliğe, beraberliğe, kardeşliğe vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyoruz.

Nevruz ile ilgili biraz önce söylediğim cümlelerin altındaki işaret etmek istediğim noktayı ve adresi siz biliyorsunuz. Çünkü yıllarca bu ülkede Nevruz Bayramı kutlamaları adı altında devlete başkaldırıldı, millet bölünmeye çalışıldı, terör örgütü açıkça desteklendi, terör örgütü propagandaları yapıldı ve dolayısıyla da bölücülük yapıldı. Onun için bizim işaret etmeye çalıştığımız nokta budur. Bölücülük yapmadan, terör unsurlarını barındırmadan, terör örgütlerine zemin hazırlamadan elbette ki herkes Nevruz'u kutlayabilir. Ama dediğim gibi bir ayrılıkçı hareket olarak, bölücülüğe hizmet olarak, terör örgütünün propagandasını yapmak için kullananların gerçek niyetinin Nevruz değil, terör örgütünün sözcülüğü olduğunu da hepimiz açıkça biliyoruz. Onları da bir kez daha kınıyorum. Ve herkesi, bu milletin vatandaşı olan herkesi, bu milletin bir parçası olan, kendisini buraya ait hissedenlerin bölücülüğe hizmet etmeden Türk milletinin birliğine, beraberliğine, devletin varlığına hizmet etmesi gerektiğini ifade ediyorum.

GAZZE, FİLİSTİN, LÜBNAN VE İRAN'A YÖNELİK SALDIRILAR

Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; tabii İsrail'in Gazze'de yaptığı soykırım, Filistin'in tamamında da yaptı aslında ama Gazze tabii ki bir sembol ve orada tabii sayı çok fazla, yüz binin üzerinde. Ama Batı Şeria'da, Filistin'in her bölgesinde, El Halil'de, her noktada İsrail her gün Filistinlilerin, Müslümanların, mazlumların kanını dökmeye devam ediyor. Lübnan'ı görüyorsunuz, Lübnan'ı gece gündüz bombalıyor. Binden fazla insan hayatını kaybetti. Çeşitli bahaneler ileri sürerek bunu yapıyor. İşte İran'a karşı savaş açtılar Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte. Ve yine binlerce insanı öldürdüler. Asla unutmayacağız. O yüz altmış sekiz kız çocuğunu ve onların içinde bulunan öğretmenlerimizi asla unutmayacağız. Yani onlar bizim de bütün İslam dünyasının da ve kalbinde vicdanın zerresi, kırıntısı bulunan herkesin, dünyadaki hangi dine, hangi etnik kökene mensup olursa olsun, hiç kimsenin unutmayacağı kız çocuklarıdır. Bombalarla parçalayarak öldürdüler.

İnşallah bu dünya düzeni değiştiğinde bunu gerçekleştirenler de devlet başkanlıklarından ayrılmış olsalar bile, ölmedikleri takdirde, bu hususla ilgili mutlaka ama mutlaka uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanmalı ve hak ettikleri cezayı da almalıdır ki bundan sonra dünyada masumlara karşı işlenen suçlar asla ve kata cezasız kalmasın.

Tabii Amerika Birleşik Devletleri, savaşın bu kadar uzayacağını tahmin etmiyordu. İşte kendi ifadeleri: İran'ın ABD üslerinin bulunduğu diğer ülkelere saldıracağını hesap edememiştik, diyordu. İran'ın elinde bu kadar füze stoku olduğunu da tahmin edememişlerdi kanaatimce. Yine İran'ın elinde bu kadar güçlü istihbaratla, özellikle nokta atışıyla bir takım kritik yerleri vurmasını da hem İsrail'de hem üslerde bunları da hesap edememişlerdi. Şu anda kendileri açısından çıkılmaz bir noktadalar. Yani dönülmez bir yola girdikleri gözüküyor. Ama Amerikan kamuoyu kendilerini bu yoldan döndürecek gibi gözüküyor. İnşallah bu en kısa sürede olur ve daha fazla insan hayatını kaybetmez. Dünya, tüm ülkeler, başta coğrafyamız olmak üzere, olumsuz daha fazla etkilenmez diye ümit ediyoruz.

MESCİD-İ AKSA VE İSRAİL'E TEPKİ

Tabii bakın, bunlar bu kadar gaddar ve bu kadar zalim ki insanların ne inancına, ne hürriyetine, ne hakkına, ne yaşantısına, hiçbirisine saygıları yok. Ve terörist ve siyonist İsrail, savaşı bahane ederek Müslümanların hem bayram namazı için hem cuma namazı için Mescid-i Aksa'ya girmelerine izin vermiyor. Güç kullanarak bunu yapıyor. Silah sıkarak, ateş açarak buna izin vermiyor. Dolayısıyla da biz İsrail'in artık gerçek yüzünü görmemiz için başka hadiselere ya da başka delillere gerek olmadığını düşünüyoruz. Tüm yaptıkları ortada. Onun için lanetliyoruz. Lanetliyoruz ve lanetliyoruz.

Ama onlar da köşeye sıkışmış durumda ve onlar da başlarına geleceği bana göre tahmin ederek artık bu Netanyahu'dan İsrail'in kurtulması ve gerçek anlamda hem Yahudilerin hem de başta Müslümanlar ve Hristiyanlar olmak üzere diğer din mensuplarının, inanç mensuplarının ve etnik köken mensuplarının da huzur içinde bölgede yaşaması için bu Netanyahu ve onun soykırımcı savaş kabinesinden de bir an önce kurtulmaları gerekiyor.

Ben tekrar bütün bu terörist İsrail'in, siyonist İsrail'in, emperyalist ABD'nin saldırılarında hayatını kaybeden başta o masum kız çocuklarımız olmak üzere tüm çocuklarımıza, tüm kadınlarımıza, tüm yaşlılarımıza, hepsine Cenab-ı Hak'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun, makamları âli olsun, diyorum.

İSLAM ÜLKELERİ DIŞİŞLERİ BAKANLARI TOPLANTISI VE ORTAK BİLDİRİ

Tabii burada bir çift sözümüz de İslam ülkelerine. İslam ülkeleri dışişleri bakanları geçtiğimiz hafta bir toplantı gerçekleştirdi, Riyad'da yanılmıyorsam. Ve bir sonuç bildirgesi açıklandı. Yani ne bekliyoruz biz sonuç bildirgesinde? Önce Amerika'ya ve İsrail'e bir lanetleme, bir kınama var mı? Açıkça bunu göremiyoruz. Tam tersine İran'a bir takım uyarılar yapılıyor. Yani komşu ülkelere saldırmaması ve bu saldırılardan dolayı bir kınama var. İran durup dururken mi Körfez ülkelerine füze attı? Ya da neresine attı füzeyi? Yerleşim yerlerine mi? Hayır. Amerikan üslerine attı. Amerikan üslerine attı. Bu çok açık ve net.

Yani siz ABD'ye tek kelime edemiyorsunuz, İsrail'e tek kelime edemiyorsunuz ortak bildiride; ama İran'a, Amerikan üslerinin bulunduğu noktalara füze attığı için eleştiri getiriyorsunuz. Azerbaycan topraklarına düşen ya da Türkiye topraklarına düşen füzeleri biz de kınadık. Biz de lanetledik. Biz de bu konuda hem Azerbaycan'ın hem de Türkiye'nin duruşunun doğru olduğunu söyledik. Ve bu gerçekten İran tarafından ateşlenmişse bilinçli olarak bunun da bir karşılığı olması gerektiğini de ifade ettik. Bu sözümüzün de arkasındayız. Ama bu ayrı bir noktadır. Diğeri, İslam ülkeleri dışişleri bakanlarının ortak bildirisi gerçekten İslam dünyasında büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştır.

Yani önce cümle neyle başlamalıydı? “Saldırgan ABD'yi ve İsrail'i kınıyoruz.” diye başlamalıydı. Ama böyle bir cümle yok. Böyle bir cümle yok. Bu pasiflik, bu kısırlık, bu esaret hâli devam ettiği sürece İsrail daha çok Müslüman kanı akıtır, ABD daha çok İslam ülkesini işgal eder, milyonlarcasını öldürür, zenginliklerini alır gider. İslam dünyasının ayağa kalkması ve ortak bir duruş sergilemesi gerekiyor. Bak, bir İran bile ne hâle düşürdü Amerika ile İsrail'i. Bir de düşünün ki ortak hareket edildiğini düşünün. O zaman başlarına ne geleceğini hesaplamaları lazım.

Bir kere daha söylüyorum: Şu İspanya Başbakanı'nın gösterdiği duruşu Mısır, Suudi Arabistan, efendim işte bu emirlikler, Körfez ülkeleri ve diğer İslam ülkeleri, Arap ülkeleri liderleri gösterse ne İsrail bu kadar soykırım yapabilir ne ABD bu tür haydutluk yapabilir.

ABD BÜYÜKELÇİSİNİN AÇIKLAMASI VE TERÖR DEVLETİ İDDİASI

Bakın, bu arada bir şey daha oluyor. Yani ABD'nin Ankara Büyükelçisi durup dururken bir açıklama yapıyor. Ne diyor? Açıklamanın tamamını şey yapmaya gerek yok. “Dört ülkedeki, diyor, yani Suriye, Irak, Türkiye ve İran'daki Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlenmesine fırsat verilmeli.” diyor. Biz baştan itibaren ne diyoruz? Bu PKK terör örgütüyle ilgili, bunların nihai hedefi diyoruz; Irak, Suriye, Türkiye ve İran'daki parçaları birleştirerek Amerika'nın, emperyalizmin ve siyonizmin emrinde bir devletçik, terör unsurlarının tamamını da içinde barındıran, Pejak'ını da PKK'sını da PYD'sini de SDG'sini de içinde barındıran, bir adı Kürdistan ama terör devletçiği, yeni bir İsrail kurdurmaya çalışıyor, diyoruz.

Çünkü İsrail'den gelmek biraz zorlaştırıyor. Bir de İsrail diyor ki benim vatandaşım ölmesin savaştan. Orada bir adı Kürt olan ama esasında Amerika'nın ve İsrail'in hizmetinde olacak, terör örgütlerinin başında olduğu ya da içinde olduğu bir devletçik kurulsun ve biz buradan yönetelim savaşımızı. Onları savaştıralım. Kara savaşlarında da onları savaştıralım, diyor. Bunu da işte dün ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack bunu açıkça söyledi. Ama biz de buradan diyoruz ki siz yüz elli yıldır bu rüyayı görüyorsunuz. Yüz elli yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti bu rüyanızın gerçekleşmesine müsaade etmedi. Bundan sonra da müsaade etmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni de ne Afganistan'la ne Suriye'yle ne Irak'la ne İran'la karıştırmayın.

BAYRAM TEBRİĞİ

Evet, bu duygu ve düşüncelerle bir kere daha siz kıymetli basın mensuplarımızın, burada bayramlaşma programımızda hazır bulunan kardeşlerimizin, tüm camiamızın ve Müslüman Türk milletinin ve tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Bayramımız mübarek olsun inşallah.

SORU-CEVAP BÖLÜMÜ

SORU: ABD'NİN ÜS TALEBİ VE İRAN'A YÖNELİK KINAMA
Cumhur Haber Ajansı, Turabi Küçük: Amerika Birleşik Devletleri NATO kapsamında Türkiye'den yeni bir üs talebinde bulundu. Bir diğeri de son taleple Türkiye ve Azerbaycan, İran'ı kınama mesajı yayımladı. Dolayısıyla bu üs talebini ve bu kınamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? İran, İslam ülkeleri arasında yalnızlaştırılarak tek başına mı bırakılır? Nasıl değerlendirirsiniz?

CEVAP: TÜRKİYE VE AZERBAYCAN'IN KINAMASI
Öncelikle tabii ki kınama haklıdır. Neden? Çünkü İran topraklarından atıldığı söylenen ya da tespit edilen drone'lar Nahçıvan'a düşmüştür. Nahçıvan'da bir saldırı olmuştur. Yani bir olsa gerçekten yanlışlıkla geldi. İki olsa hata, hata oldu ama üç dört olunca bunu mutlaka İran'dan mı gönderildi, başka bir yerden mi gönderildi? Çünkü İran topraklarından gönderilmiş olsa bile İran içerisinde binlerce ajan olduğu artık ortaya çıktı. Kendi liderlerinin bile, komutanlarının bile, devlet adamlarının bile yerlerini İsrail'e bildiren Mossad ajanları, siyahi ajanları çıktı. Dolayısıyla da acaba onların bir provokasyonu mu? Bunlar ortaya çıkar.

Türkiye'ye yapılanlar da hakeza öyle. Yani o füzelerin hedefinin Türkiye olmadığını hepimiz biliyoruz. Eğer İran'dan hedef gözetilerek bir füze atılacak olsa ilk adres Kürecik olur. Diyor ki hem İran'a yakın hem çok kritik, çünkü radar sistemleri olur. İkincisi İncirlik olur. Dolayısıyla ben şahsen o İran'dan ateşlenen füzelerin Türkiye hedefi olmadığını düşünüyorum. İran da bu yönde bir açıklama yaptılar. Ama ama böyle bile olsa, böyle bile olsa İran topraklarından ateşlendiği için elbette ki Türkiye kınayacaktır. Elbette ki Azerbaycan kınayacaktır. Ve sen devletsen diyecektir İran'a: Ben senin topraklarından atıldığı anda o atmış, bu atmış bakmam. Senin topraklarından atılmışsa cezayı da faturayı da sana keserim, diyecektir. Haklıdır Türkiye ve Azerbaycan.

Ama ben İran Devleti'nin açıklamalarında, böyle resmî açıklamalarda böyle kasıtlı bir şey olmadığını ifade ettiler. Hatta kendi topraklarından atılmadığını ifade ettiler. Bir de tabii bu şüphelerimizi haklı çıkaran ne var? Füze NATO tarafından nerede imha ediliyor? Tam Akdeniz'e yaklaştığı zaman, o Hatay'ın aşağısı olan, biraz biliyorsun haritada çıkıntı var, tam Yayladağı, o işte Lazkiye tarafı, tam orada düşürülüyor. Yani ya da tam Türkiye-Suriye sınırında düşürülüyor. Yani işte Antep, Hatay oralarda düşürülüyor. Yani Türkiye içlerinde değil. Ama dediğim gibi ne olursa olsun yine de elbette ki bir devlet olarak elbette ki tanıyacaktır. Notasını da verecektir. Ve sahip çıktı diyecektir. Zaten ben şu anda İran, Azerbaycan ve Türkiye yetkililerinin bu konuda ortak bir çalışma yürüttüklerini ve gerçekten bu füzelerin nereden atıldığını ve kasıtlı mı kasıtsız mı olduğunu ortaya çıkaracaktır. Ben kasıtlı olmadığına inanıyorum. Kasıtlıysa da Türkiye ve Azerbaycan elbette ki İran'a yaptırımlarını uygulayacaktır. Bu da en doğal hakkımızdır.

SORU: ÜS KONUSU
Üs konusunda ne düşünüyorsunuz?

CEVAP: ABD'NİN ÜS TALEBİ
Üs konusunda şunu ifade etmek istiyorum. Şu aşamada Amerika Birleşik Devletleri'nin üs talebi asla kabul edilmemelidir. Çünkü NATO kapsamında istiyor. Ama diğer taraftan NATO çok ağır sözler söylüyor. NATO ne yaptı? Irak'taki askerlerini çekti. Bu savaşın bir tarafı olmamak için ve hedef olmamak için Irak'taki askerlerini çekti. Daha önce de söyledim. NATO bir savunma paktıdır. Bir savunma ittifakıdır. Bir saldırı ittifakı değildir. Onun için NATO bunu Amerika Birleşik Devletleri'ne açıkça söylemiştir. Saldırılarının yanında olmayacağını, destekçisi olmayacağını ifade etmiştir. Tam da NATO'nun kendi kuruluş amaçlarına uygun ve doğru olarak bunları ifade etmiştir. Yani NATO doğruyu yapmıştır.

Ama Trump NATO'yu aşağılamaktadır. NATO üyesi ülkelere ve kendisine destek vermeyen ülkelere hakaret etmektedir. O da onun kendi siyasi ahlaksızlığının ve haydutluğunun bir sonucudur. Başka bir şey değildir.

Teşekkür ediyorum. Sizlere de hayırlı bayramlar diliyorum."

Galeri