Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, düzenlediği basın toplantısında
Sayın Destici'nin açıklamaları şöyle:
"Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, değerli misafirlerimiz, ekranları başında bizleri takip eden kıymetli vatandaşlarım, kıymetli kardeşlerim; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bir haftalık olağan basın toplantımızda daha hoş geldiniz, şeref verdiniz diyoruz. Öncelikle toplantımızın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.
Mübarek Muharrem ayındayız. Yarın 10 Muharrem. Bir kez daha tüm kardeşlerimizin, ülkemizin, İslam aleminin, canlarımızın Muharrem ayını ve 10 Muharrem'ini, Hicri yılbaşını tebrik ediyorum. Cenab-ı Hak, bu yeni Hicri yılı tüm İslam alemine, ülkemize, milletimize ve insanlığa hayırlı kılsın inşallah diyorum.
Tabii 10 Muharrem, Muharrem ayı, Hicri takvimin ilk ayı tüm Müslümanlar için önemli bir ay ama onun içerisinde bir 10 Muharrem var ki o da aynı zamanda bir hüzün ve acı günü. Bu vesileyle başta Hazreti Hüseyin Efendimiz olmak üzere tüm Kerbela şehitlerimizi de rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum.
Bizim tarafımız çok nettir. Biz her zaman masumların ve mazlumların yanında yer aldık. Adı ne olursa olsun, kimliği ne olursa olsun hiçbir zaman zalimlerin yanında yer almadık. Burada da tarafımız nettir. Masumların, mazlumların yanındayız. Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin sevgilisi olan Hz. Hüseyin Efendimizin ve Kerbela şehitlerimizin yanındayız. Onları unutmuyoruz. Asla ve kata da unutturmayacağız.
KIRIKKALE, RİZE VE ANKARA’DAKİ ACI OLAYLAR
Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; tabii üzücü hadiselerle de karşı karşıya kalıyoruz. İşte dün Kırıkkale Yahşihan'da mühimmat imha sahasında yapılan çalışmalarda meydana gelen patlama sonucu iki işçi kardeşimiz vefat etti, bir askerî personelimiz yaralandı. Öncelikle hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Ailelerine başsağlığı ve sabır niyaz ediyoruz. Yaralanan askerimize de Cenab-ı Hak'tan acil şifalar diliyoruz.
Bir üzücü haber de Rize'nin Çayeli ilçesinde, Karadeniz Sahil Yolu'nda iki otomobil ve bir minibüsün karıştığı zincirleme kazada maalesef üç vatandaşımız hayatını kaybetmiş, dört vatandaşımız yaralanmış. Yine Ankara Polatlı'da, hemen şurada, otomobilin park hâlindeki kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada maalesef dört vatandaşımız hayatını kaybetmiş. Bunlar tabii ki bizi üzüntüye boğuyor.
Bu kazalarda hayatını kaybeden yedi vatandaşımıza da Allah'tan rahmet diliyoruz. Aynı şekilde acılı ailelerine başsağlığı ve sabır niyaz ediyoruz. Yaralı olanlara da acil şifalar diliyoruz, temenni ediyoruz. Cenab-ı Hak ülkemizi, milletimizi, devletimizi her türlü şerden, kötülükten, kazalardan, belalardan, saldırılardan ve doğal afetlerden muhafaza eylesin inşallah diyorum.
SAVAŞLAR, SİVİL KAYIPLAR VE ULUSLARARASI TEPKİLER
Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; biliyorsunuz hem kuzeyimizde uzun yıllardır devam eden bir savaş var hem de bu sene içinde başlayan güneyimizde bir savaş var. Kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı dönem dönem sönse de yeni saldırılarla yine aralıklarla da canlanıyor. Ve olan kime oluyor? Masumlara oluyor, mazlumlara oluyor, sivillere oluyor. En çok da çocuklara oluyor, kadınlara oluyor.
Aynı şeyi ABD'nin İsrail'le birlikte İran'a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda da gördük. Yine burada kimler hayatını kaybetti? Öğrenciler hayatını kaybetti, değil mi? Daha ortaokul çağındaki yüze yakın öğrenci ABD bombardımanıyla hayatını kaybetti. Okullar bombalanıyor, camiler bombalanıyor. Sivil yerleşim yerleri bombalanıyor.
Çünkü emperyalistlerin ya da siyonistlerin böyle bir ayrım derdi yok. Sivilmiş, askermiş, kadınmış, erkekmiş; hepsini düşman olarak görüyor. Ve tabii hesap soran da yok. İstediği gibi bombalıyoruz. İşte terörist İsrail, Gazze'de yüz binden fazla masumu katletti. Soykırım yaptı. Bunların üçte biri çocuk, üçte biri kadın. Savunmasız.
Ama kimse bir şey diyebildi mi? Ne oldu? Hani uluslararası ceza mahkemesinde soykırımdan yargılanacaklardı. Ne oldu? Dosya uyutulmaya bırakıldı. Belli bir süre konuşuldu. Fakat şu anda Türkiye'nin değil, dünyanın gündeminde değil. Dünyanın gündeminde değil, Birleşmiş Milletler'in gündeminde değil. Avrupa Parlamentosunun gündeminde değil.
AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Bunu gündemine almayan AB, Avrupa Parlamentosu ama Türkiye'de sözde demokrasiyle ilgili birtakım ağır eleştirilerde bulunuyor. Yaptırımlar uygulamaktan bahsediyor. Ve Türkiye'ye kendi kafasınca çeki düzen vermeye, ayar vermeye çalışıyor.
Eğer sen gerçekten insan haklarını düşünüyorsan, sen gerçekten kadın haklarını düşünüyorsan, sen Avrupa Birliği olarak gerçekten çocuk haklarını düşünüyorsan, eğer burada da samimiysen önce döneceksin İsrail'e konuşacaksın, ondan sonra Türkiye'ye söz söyleme hakkını kendinde göreceksin.
Yüz binden fazla masumu öldüren İsrail'e, bırak söz söylemeyi, kınamayı, destek açıklayacak senin başat üye ülkelerin. Amerika Birleşik Devletleri binlerce masumu, sivili katledecek; ona gıkını çıkaramayacaksın ama Türkiye'ye gelince demokrasi dersi vermeye kalkacaksın. Sizin haddinize değildir Türkiye'ye demokrasi dersi vermek.
Biz Batı tipi bir demokrasiyi elbette ki bütünüyle alacak değiliz. Çünkü bizim inancımız sizden farklıdır. Bizim kültürümüz sizden farklıdır. Bizim değerlerimiz sizden farklıdır. Biz evrensel demokrasiyi kendimize uygulamayı tercih ederiz. Onu da kendi değerlerimiz içerisinde yoğurarak bunu gerçekleştiririz.
TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ VE SEÇİMLER
Bunun için Türkiye bu konuda büyük badireler atlatmıştır. Darbeler yaşamıştır. Demokrasi dönem dönem inkıtaya uğramıştır. Ara rejim dönemleri olmuştur. Ama bunların hepsini Türkiye geride bırakmayı başarmıştır.
Demokrasinin en temel göstergesi nedir? Özgür, açık seçimlerdir. Türkiye özellikle 1980’den sonra, hatta altmış bir yetmiş arası bu seçimleri açık, şeffaf bir şekilde başarıyla gerçekleştirmiştir. Ama birilerinin, sonuçlar birilerinin hoşuna gitmediği için, oraya da gölge düşürmeye çalışmaktadırlar. Evet, oraya da gölge düşürmeye çalışıyorlar.
Hâlbuki bütün bu seçimler Avrupa'nın, dünyanın gözü önünde ve onların gözlemcilerinin gözetiminde gerçekleştirilmektedir. Ve toplumumuza da sanki Türkiye'de yapılan seçimlerde demokrasi dışı işler ya da hile yapılıyor gibi bir algı da oluşturmaya çalışmaktadırlar.
Ben daha önce de söyledim. Türkiye'de yapılan seçimler bütün dünyada yapılan seçimlerin en adil olanlarındandır. Türkiye'de sandıkta hile yapmak mevcut şartlarda mümkün değildir, istisnaları hariç. Çünkü her partinin müşahidi vardır. İlk beş partinin sandık görevlisi vardır. Yani her partiden, iktidar, muhalefet, seçime katılan iki görevli vardır. Açıktır.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NE DESTEK MESAJI
Onun için Avrupa Birliği'nin, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'ye yönelik, seçimlere yönelik, insan haklarına yönelik, bireysel hak ve özgürlüklere yönelik raporu tarafımızca da değersizdir, kabul edilebilir değildir.
Biz her şartta Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, necip Türk milletinin yanındayız ve yanında durmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde Avrupa Birliği'ymiş, Amerika'ymış, Birleşmiş Milletler'miş, başka kurumlarmış; bütün bunların karşısında da seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın ve seçilmiş hükûmetinin ve seçilmiş Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de sonuna kadar yanındayız.
SAVAŞLARIN SONA ERMESİ VE İSLAM ÜLKELERİNE ÇAĞRI
Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; tabii ki hepimizin, bizlerin, samimi insanların isteği nedir? Bu savaşların bitmesidir, bu savaşların sona ermesidir. Hem Ukrayna-Rusya Savaşı'nın bitmesini istiyoruz hem şu anda bir anlaşma sağlandı. İnşallah bu kesin bir anlaşma olur, kesin bir ateşkes olur. ABD-İran arasındaki yapılan anlaşma...
Tabii terörist ve siyonist İsrail'in bundan rahatsız olduğunu görüyoruz. İran'ın bu anlaşma için Lübnan'a yönelik İsrail saldırılarının, Filistin'e yönelik İsrail saldırılarının durması şartını da çok yerinde bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Bu sürece öncülük ve aracılık eden Pakistan başta olmak üzere Katar, Türkiye ve Mısır'ı da tebrik ediyorum. İslam ülkeleri olarak dayanışmamızı artırdığımızda bu işgaller, bu soykırımlar, bu zulümler asla olamaz. Yeter ki İslam ülkeleri kendilerine güvensinler, birlik oluştursunlar ve gerektiğinde ayağa kalksınlar. Bu yeterli olacaktır.
İsrail'in saldırgan tutumu devam ederse de işte İslam ülkeleri, başta bölge ülkeleri olmak üzere, buna karşı da ortak bir tavır ve duruş sergilemekle yükümlüdür ve mükelleftir.

EMEKLİLERİN HAK MAĞDURİYETİ
Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; bu salonda ya da diğer programlarımızda ülkemizde hak mağduriyeti yaşayan ya da haklı taleplerde bulunan kesimlerin de sesi, nefesi ve soluğu olmaya çalışıyoruz. Emeklilerimizi çok kere burada dile getirdik. Haziran ayının sonuna doğru gidiyoruz. Son bir haftasındayız. Önümüzdeki Temmuz maaş artışları dönemi.
Bir kere daha altını kalın harflerle çizerek söylüyorum: Emeklilerimiz, emeklilerimizin 2023 Temmuz ayından bu yana süren hak mağduriyetleri önümüzdeki Temmuz'da en azından kısmen giderilmelidir. Tamamen giderilemiyorsa bile. Ocak 2023’te çalışan emekli dengesi üçte ikiyken bugün üçte birdir. Yani emeklilerimiz 2023 Temmuz'dan bu ana kadar üçte bir maaşlarına eksik kalmaktadırlar.
Daha önce Ocak 2023’te 11 bine 7 bin 500 iken bugün 60 bine 20 bindir. O zaman üçte iki, bugün üçte bir. Yani aslında gerçekten 20 bin TL aylık kayıpları vardır. 20 bin TL. Bunu bütçe dengesiyle açıklayıp belki bir defa da vermek mümkün değilse en azından 10 bin lirasını Temmuz'da, 10 bin lirasını da Ocak'ta vererek bu mağduriyet ortadan kaldırılmalıdır.
Ama gelecek enflasyon farkının üzerine bu 10 bin liradan bahsediyor. Çünkü normal çalışan da enflasyon farkını alacak. 60 olan maaş diyelim yüzde 20 zam geldi, 72 olacak. Emeklilik ne olacak? 20 bin, 24 bin olacak. Daha da uçurum açılacak. İşte bunun üzerine bir 10 bin lira daha verilmesi lazım. İyileştirme yapılması lazım. Yani en az 34 bin lira seviyesine çıkması lazım. 35 bin lira seviyesine çıkması lazım.
ASGARİ ÜCRET VE ENFLASYON FARKI
En düşük memur maaşı. Asgari ücretlilerimiz... Bütün çalışanlara, emeklere altı aylık enflasyon farkı veriliyor. Peki asgari ücretliye neden verilmiyor? Asgari ücretli zaten bu ülkede en düşük çalışma maaşı. Burada bizim en çok koruyacağımız kim? Düşük alanları koruyacağız. Başta da en düşük alanı koruyacağız. Onun için mutlaka Temmuz ayında Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmalı. En azından bir enflasyon farkı kadar artış asgari ücrette de yapılmalıdır.
ÖZEL OKUL ÖĞRETMENLERİNİN MAĞDURİYETİ
Geçtiğimiz hafta bizi burada öğretmenlerimiz ziyaret ettiler. Eylem yapıyorlar. Yasal, anayasal haklarını kullanıyorlar. Tabii aralarına karışan bölücü unsurlara, terör unsurlarına da müsaade etmemeleri gerekiyor. Hak mücadelelerini gölgelememeleri gerekiyor. Bunu da kardeşleri, ağabeyleri, öğretmen meslektaşları olarak ifade ediyorum ve söylüyorum.
Birisi özel okul öğretmenlerinin mağduriyeti. Özel okullarda uzun yıllar öğretmenlik yaşamış ve bu mağduriyetleri, bugün dile getirilen mağduriyetleri otuz sene önce de kırk sene önce de yaşamış birisi olarak bunları çok iyi biliyorum. Bir kere 2014’te kaldırılan düzenleme derhâl geri getirilmelidir. O da nedir? Hiçbir özel okul öğretmeni devlette öğretmenin aldığı maaşın altında maaş almamalıdır. Bir kere bu korunmalıdır.
Asgari ücret, hatta asgari ücretin altında çalıştırılan öğretmenlerimiz vardır. Sigortaları ya eksik yatmaktadır ya hiç yatmamaktadır. Ben de bu mağduriyeti yaşadım. Bunun için iki sene geç emekli oldum. Benim de yatmamış. Sonradan fark ettik. Şimdi bu hâlâ var yani kırk sene önceki problem bugün hâlâ devam ediyorsa bu Türkiye'nin bir ayıbıdır.
Üstelik en nitelikli kesimimizden bahsediyoruz, öğretmenimizden bahsediyoruz. Bir taraftan Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretmenlere hitaben “Yeni nesil sizlerin eseri olacak.” sözünü her Öğretmenler Günü'nde tekrarlayacağız ama öğretmenin sigortasını yatırmayana, öğretmenin maaşını düşük verene ses çıkarmayacağız ve buralarla ilgili kesin yasal düzenlemeler yapmayacağız. İşte bu büyük çelişkidir. Bu yaman bir çelişkidir. Bunun derhâl ve ivedilikle yapılması gerekiyor.
ÖĞRETMEN MÜLAKATLARINDAKİ HAKSIZLIK İDDİALARI
Öğretmen mülakatlarındaki haksızlıklarla ilgili biliyorsunuz ben 2018-2019’lu yıllarda bu konuyu Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaştıktan sonra beş altı sene bu konuda bir haksızlık olmadı. Yuvarlama sistemi oldu. Yazılıda ne almışsa adaylara mülakatta da o not verildi. Gayet memnun bir süreç yaşandı.
2024 yılı mülakatında yüzde 50 yeni bir düzenleme getirildi. Yüzde 50 mülakat, yüzde 50 yazılı notu alınacak diye. Adil göründü. Ama maalesef bölgeler arası sınav merkezlerinde farklılıklar oldu. Diyelim Diyarbakır'daki sınavlarda, mülakatlarda çok yüksek notlar verilirken Ankara'daki mülakatlarda eşit bırakıldı, mülakatla yazılı sonuçlar. Dolayısıyla da böyle bir mağduriyet yaşadıklarını iddia eden 1600 öğretmen adayı var.
Bizim tavsiyemiz, önerimiz bir komisyon kurulmalı. Gerçekten iddialar ki var, biz de bunu inceledik. Varsa o zamanda bu mağduriyet ortadan kaldırılmalı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1600 öğretmeni istediği zaman atayacak, göreve başlatacak güce de sahiptir. Onun için biz bu öğretmenlerimizin bir an önce bir komisyon kurularak yaşadıkları mağduriyetin ortadan giderilmesini istiyoruz, arzu ediyoruz.
Özellikle özel okullarla ilgili, öğretmenlerle ilgili de yeni düzenlemelerin bir an önce hayata geçmesini beklediğimizi açık yüreklilikle buradan ifade ediyoruz.

İNANÇ HÜRRİYETİ VE BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMALARI
Kıymetli kardeşlerim, Türkiye geçtiğimiz yıllarda, özellikle 28 Şubat süreçlerinde, hemen hemen her darbe süreçlerinde; 1960 darbesi, 1980 darbesi, bütün bunlarda inanç hürriyetiyle ilgili kısıtlamalar, kısıtlamaların ötesinde baskılar, hatta zulümler yaşanmıştır Türkiye'de. 80 darbesinden sonra İmam Hatip okullarında bile başörtüsü yasağı uygulanmıştır. İlahiyat fakültelerinde bile başörtüsü yasağı uygulanmıştır. Yani dinî eğitim veren okullarda bile bu yapılmıştır. Bunu bizzat görmüş, gözleriyle görmüş, o okullarda okumuş birisi olarak söylüyorum. Bir duyum olarak falan söylemiyorum yani.
Şimdi her şey hallediliyor. Başı açığı, başı kapalısı, kardeşçe aynı okulda yaşıyor, her şey geride bırakılmış. Kimsenin bir sıkıntısı yok. İşte bu salonumuzda da var; açığı var, kapalısı var. Herkes birbiriyle kardeş, arkadaş. Öyle olması lazım zaten. Ama bir bakıyorsun, birisi çıkıyor, üstelik bir kadın, “Bütün kapalılar imha edilsin.” diyor. Nasıl imha edecekse artık, onu da bilemiyorum.
Bunu, bu sözü söyleyebilmek için gerçekten akıl dengesi yerinde olmaması gerekir. Yani çünkü akıl dengesi yerinde olan, akıl melekeleri çalışan birisi bu sözü söyleyemez. Eğer söylüyorsa artık iç dünyasında nasıl bir duygu yaşıyor, bunu tahmin de edemiyoruz yani. Bu normal bir şey değil.
Bir başkası çıkıyor, işte bir tatil beldesinde kapalı bir hanımefendiye tacizde bulunuyor. Yani sen bu kıyafetle terlemiyor musun? Niye açılmıyorsun falan? Ya senin üstüne vazife mi kardeşim? İsteyen kapanır. İsteyen başını açar. Kimsenin buna bir şey dediği yok zaten. Bunları biz geride bıraktık.
TOPLUMSAL HUZUR VE PROVOKASYON UYARISI
Ama bugün bu tartışmaları yeniden yaşıyorsak demek ki ülkemizi karıştırmaya çalışanlar var. Çünkü milletin böyle bir derdi yok. Açığının da kapalısının da kadınının da erkeğinin de böyle bir derdi yok. Onun için bunları bir yönüyle münferit olaylar olarak görebiliriz ama öbür yönüyle devlet, ilgili kurumlarımız, emniyet, savcılık araştırmalı ve bir yerlerden düğmeye basıldıysa bu da tespit edilerek gereği yapılmalı ve ön alınmalıdır.
Aynı şey Zonguldak'ta yaşanıyor. Bir hafızlık icazet programını bir grup insan protesto ediyor. Ya bu ülkede sanki ilk defa mı hafızlık icazet programı oluyor? Her şehrimizde oluyor. Yani Türkiye'nin ya da bu toprakların İslam'la şereflendiği günden beri oluyor. Niye başka illerimizde bu olmuyor? Bir ilimizde oluyor. Buraya da iyi bakmak lazım. Bunun da arkasında kim var, kimler galeyana getirmiş, teşvik etmiş, bunlara da bakmak lazım.
Yani bunları böyle geçiştirmemek lazım. Geçiştirirsek yarın farklı illerde birden bunları yaşamaya başlarız ve maazallah insanlarımız karşı karşıya getirilmeye çalışır. Onun için biz bu uyarılarımızı yapıyoruz. Ve ezcümle diyoruz ki: Bu ülke bizim; bu millet açığıyla, kapalısıyla, doğulusuyla, batılısıyla, Kürt'üyle, Türkmen'iyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle bizimdir, Türk milletidir ve dünya var oldukça da öyle kalacaktır.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE MECLİS KOMİSYONU
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; şimdi Türkiye'de biliyorsunuz geçtiğimiz yıldan bu tarafa yaşanan, hatta 2024 yılının Ekim'inden bu tarafa yaşanan bir süreç var. Önce adına Terörsüz Türkiye süreci denildi. Daha sonra Meclis'te bir komisyon kuruldu. Meclis'te grubu bulunan ve temsil edilen partilerin temsilcilerinden, ismi değiştirilerek yoluna devam etti.
Komisyon çalışmalarını tamamladı. Raporunu da yazdı ve kısmen de kamuoyuyla paylaşıldı. Ama biz isterdik ki rapor tümüyle kamuoyuyla paylaşılsın. Kamuoyu, Türk milleti Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ne konuşulmuş, kim ne demiş, kim hangi öneride bulunmuş; elbette ki bütün bunları bizim millet olarak bilmeye hakkımız vardır.
TERÖRLE MÜCADELE VE TEMEL İTİRAZLAR
Şimdi bizim temel itirazlarımız ya da ilkemiz neydi? Bir kere daha hatırlayalım. Biz başından itibaren ne dedik? Biz geçmiş tecrübelerimizi de, ülke tecrübelerinden bahsediyorum, geçmişte yaşanan süreçlerden bahsediyorum, bütün bunları da dikkate alarak terör ve teröristle müzakereyle sonuç alınmayacağını; ancak mücadele edilerek terörün bitirilebileceğini söyledik.
Nitekim öyle oldu Türkiye'de. Türkiye'de bugün terör yoktur, sıfır terör vardır. Ve bu mücadeleyle bitmiştir. Bu, pazarlık masalarında bitmemiştir. Bu, onların istediği yasal düzenlemeleri yaparak bitmemiştir. Mücadeleyle; kahraman Türk ordusu, Türk polisi, güvenlik korucuları ve yine bu iktidar döneminde Cumhur İttifakı'nın da desteğiyle birlikte topyekûn bir mücadeleyle sonlandırılmıştır.
Bunun için zaferimize asla gölge düşürülmemelidir. Kimse bunu bize altın tepside sunmamıştır. Bu başarıda binlerce şehidimizin kanı vardır. Binlerce gazimizin, askerimizin, polisimizin mücadelesi vardır. Onun için bunları yok sayamayız. Bunları yok saymak şehide de gaziye de ihanettir. Onun için bir kere bunu net belirtiyoruz.
PKK’NIN SİLAH BIRAKMASI VE FESİH ŞARTI
İkincisi ne? Yine temel açıklanan ifadelerden yola çıkarak devam ediyoruz. Bu süreçte şart yok, pazarlık yok, müzakere yok. Şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz PKK tüm unsurlarıyla tüm silahlarını bırakacak ve yine PKK terör örgütü tüm uzantılarıyla kendini feshedecek. Yani Irak'taki de, Kandil'deki de, Suriye'deki de, İran'daki de, Türkiye'nin içindeki de, Avrupa'daki de, Amerika'daki de.
Şimdi bunlar gerçekleşti mi? Gerçekleşmedi. Tiyatral bir silah bırakma süreci izledik ama bugün de mesela PKK'nın uzantılarından gelen açıklamalar var. Mesela terör örgütü YPJ'nin elebaşlarından Klara Kobani diyor ki: “Silah bırakmayacağız, savaşmaya devam edeceğiz.”
Birkaç hafta önce Kandil'den Karayılan, “Biz silahlarımızı bırakmadık. Biz hâlâ silahlıyız. Şu anda sadece eylem yapmıyoruz.” dedi. “Bütün silahlarımız duruyor.” dedi. Şimdi hâl böyleyken, hâl böyleyken ve PKK bütün bu pervasız açıklamalarına devam ederken, PKK'nın siyasi uzantısı DEM Partisi bütün bu pervasız, hadsiz, hukuksuz açıklamalarına devam ederken bunun üstüne ne açıkladılar en son?
DEM PARTİ’NİN MİTİNG AÇIKLAMASI VE TEPKİ
DEM Parti öncülüğünde terörist başı, bebek katili, İmralı canisi Öcalan'a özgürlük adı altında Diyarbakır, İstanbul, Mersin ve Van'da mitingler düzenleyeceklerini açıkladılar. Ne zaman? 27-28 Haziran. Yani bu hafta sonu.
Şimdi bir kere bu asla kabul edilemez. Ve devlet, ilgili makamlar, hükûmet buna müsaade etmemeli. Hangi görüntüleri izleyeceğimizi biliyoruz. Bu alanlarda bir tane Türk bayrağı olmayacak. PKK paçavraları olacak. Sözde Kürdistan bayrakları olacak. Terörist başı Öcalan başta olmak üzere diğer terör elebaşlarının, asker polis katillerinin, öğretmen katillerinin posterleri olacak.
Onun için bu aziz ve necip Müslüman Türk milletine, özellikle şehitlerimizin geride kalan aile fertlerine, gazilerimize bu utanç gösterilerini izletmeyin diyoruz. Bunlara müsaade etmeyin diyoruz.
Zaten NATO Zirvesi dolayısıyla belli tarihler arasında gösteriler yasaklandı. Kapsamı biraz genişleterek bu hafta sonu da o kapsamın içine alınabilir. Ama buna bile gerek yoktur. Açık ve net olarak terörü, terör örgütünü öven, terörist başına özgürlük isteyen bu toplantılara, bu nümayişlere asla müsaade edilmemelidir.
Buna müsaade edilirse bunun karşısında başka toplantılar yapılır ve halk arasında, toplum arasında ayrılık körüklenmiş olur. Hâlbuki bizim burada en çok öne çıkarmaya çalışacağımız şey nedir? Birliktir, birlik ruhudur. Büyük birlik ruhudur.
BİRLİK RUHU VE TÜRK MİLLETİ VURGUSU
Çünkü bizim Kürt kardeşlerimize bir problemimiz yoktur. Kürtler, Türkmenler, Araplar, Çerkezler, Boşnaklar, Arnavutlar; yani bu ülkede yaşayan hangi etnik kökene mensup olursa olsun, yeter ki bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı olsun.
Bununla beraber bu rengini şehitlerin kanından alan ay yıldızlı al bayrağın altında bir ve beraber yaşama iradesi ortaya koysun ve şerefle “Ben bu Türk milletinin bir ferdiyim.” desin, bu yeter bizim için. Bizim için etnik kökeni, mezhebi farklılığı asla problem olmamıştır ve olmaz.
Biz hep birlikte Büyük Türk Milleti'yiz. Hep birlikte. Kürt'ü, Türkmen'i, Alevi'si, Sünni'si hep birlikte Büyük Türk Milleti'yiz. Bunu bozacak, bunu zayıflatacak her türlü davranışlardan, eylemlerden herkesin uzak durması gerekir. Uzak durmayana da devletin uzak tutması gerekir. Gerekli adımları atarak devletin uzak tutması gerekir.
KAN VE CAN ÜZERİNDEN SİYASET TARTIŞMASI
Kan üzerinden, can üzerinden, terör örgütünün arkasına sığınarak, onu destekleyerek siyaset yapacaksın. Ondan sonra da ne diyor Tuncer Bakırhan? Diyor ki: “Kim can ve kan üzerinden siyaset yapıyorsa Allah onun belasını versin.” Evet, Allah belanızı versin diyoruz. Kimin yaptığı belli. Evet. Kim terör örgütünü destekliyor? Kim terörist başına özgürlük diyor? Binlerce şehidin katilini af çıkarmaya çalışıyor. Kendilerini tarif etmişler.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR VE TERÖR ÖRGÜTLERİ
Bakın, suça sürüklenen çocuklar diye bir problemimiz var. Aslında çocuk değil. Yani 14-15'e gelmiş çocuk olmaz. Genç olur. Çünkü akıl baliğ. Aklı eriyor, ne yaptığını biliyor. Hele şimdiki çocuklar çok daha erken akıllanıyor. Çünkü dünyayla bağlantılı. Cep telefonundan, bilgisayardan her şeyi öğreniyoruz.
Şimdi bunları kim kullanıyor? İki kesim kullanıyor. Bir, çeteler. İki, terör örgütleri kullanıyor. Bunların başında kim var? PKK var. Onun için mesela DEM Partisi bu düzenlemeye karşı çıkıyor. Bu düzenlemeye hayır diyor. LGBT'ye sahip çıkan DEM Parti buna karşı çıkıyor. Neden? Çünkü bu düzenleme geldiğinde PKK gençlerimizi, on dört, on beş yaşındaki evlatlarımızı kullanamayacak. İstismar edemeyecek. Dağa çıkaramayacak. Şehirlerde geç dolaşmasını sağlayamayacak. Bunu bildiği için buna karşı çıkıyor.
DEM PARTİ VE EMPERYALİZM ELEŞTİRİSİ
Onun için bunlar asla ve kata iyi niyetli değiller. Çünkü bir vatan sevgileri yok, millet sevgileri yok, inançları yok, bayrak sevgisi yok, ezan sevgisi yok. Dolayısıyla da bizim bunlardan Türkiye'ye, Türk milletine bir fayda beklemek ya da barışı sağlayacak diye ümit etmek hayalden öte bir şey değildir.
Bir kere kendi iradeleri yoktur. ABD, İsrail başta olmak üzere emperyalistler ne derse onu gerçekleştirirler, onu yaparlar. Çünkü ipleri ve tasmaları emperyalistlerin elindedir. Bunu daha önce de defaten söyledik ve dile getirdik.

DÜNYA KUPASI VE TÜRK MİLLÎ TAKIMI DEĞERLENDİRMESİ
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, son olarak şunu ifade etmek isterim: Dünya Kupası çok konuşuldu biliyorsunuz. Hepimiz isterdik ki Türk millî takımı, Türk A Millî Futbol Takımımız her iki maçı da kazansaydı. Başarılı olsaydı. Bundan büyük gurur duyardık. Ama maalesef milletimizin beklentileri karşılanmadı.
Ama şunu da bilmek lazım: En çok kazanmayı isteyenlerin başında da elbette ki o takımın oyuncuları gelir. Çünkü başarı onların hanesine yazacaktır. Kazancı onlar elde edecektir. Değerlerini onlar artıracaklardır. Bunun için bunu bilmek gerekir. Yani en çok üzülen kesimin başında futbolcularımız da gelmektedir. Teknik heyet, federasyon, hepsi başarılı olmak ister. Ama ortada bir başarısızlık var.
Tabii istiyoruz ki en azından turnuvaya veda ettik ama vedamızı bir Amerika Birleşik Devletleri galibiyetiyle yapabilirsek bir nebze olsun bu milletin yüreğine, futbolseverlerin yüreğine bir nebze su serpilmiş olur. Bunu bekliyoruz.
Elbette ki futbol kamuoyu, ilgili merciyle federasyon başta olmak üzere bu sonuçların sebebi nedir, bunu da değerlendirecektir. Teknik heyet değişmesi gerekiyorsa değişecektir. Kadro yenilenmesi gerekiyorsa yenilenecektir. Bütün bunları yapmalıdır. Cesur bir şekilde de bu adımı atmalıdır diye düşünüyoruz.
MİLLÎ TAKIM TERCİHİ VE VATANDAŞLIK AÇIKLAMASI
Bir de tabii bizimle ilgili olarak, özellikle Alman millî takımında oynayan, Türk millî takımının yerine Alman millî takımını seçen; “Türk millî takımını seçecek misiniz?” sorusuna “Ben şuyum, onun için Türk millî takımını seçmeyeceğim.” diyen bir futbolcu, istediği kadar gol atsa bizim umurumuzda değildir. Çünkü bizim değildir. Çünkü kendisi bizim olmayı reddetmiştir.
Onun için biz açık ve net, o zaman da ben ifade ettim. Türkiye'de daha önce yaptığı bu açıklama üzerine söylemiştim: “Vatandaşlıktan çıkarılmalı.” demiştim. Vatandaş yapılmamış. O da çok doğru ve yerinde bir karar olmuş. Çünkü bu tür, Türk milletinin bir parçası olmayı reddeden kim olursa olsun, hangi etnik kökene mensup olursa olsun, hangi inanca mensup olursa olsun bunları elbette ki Türk milleti asla kabul etmeyecektir. Ve kabul etmemiştir.
Hangi takımı seçmişse, hangi topluluğun bir mensubu olmayı seçmişse onlar onunla gurur duysun. Bizim onunla ilgili gurur duyacak, attığı gole sevinecek bir hâlimiz yoktur. Çünkü bizim değildir. Bizden olmayı reddetmiştir. Ve bizden de olamaz.
KAPANIŞ VE SELAMLAMA
Evet, kıymetli kardeşlerim, bu duygu ve düşüncelerle siz değerli misafirlerimizi, kıymetli basın mensuplarımızı, aziz dava arkadaşlarımızı ve kıymetli vatandaşlarımı sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyor.
Burada kıymetli misafirlerimiz var. Özellikle Erenler, Sakarya Erenler Belediye Başkanımız burada, eşi hanımefendiyle birlikte. Hoş geldiniz. Başarılı belediye başkanlarımızın temsilcilerinden Süleyman kardeşimiz var. Engelli vatandaşlarımızı temsil eden annesiyle aramızda. Benim dostum. Kardeşim.
Hanımefendi kardeşlerimiz var. Dedelerimiz var. Aytekin Dede başta olmak üzere. Hepsine tekrar hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizleri burada görmekten her zaman memnun olduğumuzu, mutluluk duyduğumuzu ifade ediyorum. Cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.

SORU CEVAP BÖLÜMÜ
TRUMP, İSRAİL VE SOYKIRIM DEĞERLENDİRMESİ
Gazze’de soykırım önce Biden, sonra da Trump'ın desteğiyle gerçekleşti. Binaenaleyh onun buraya gelişinin soykırımın devam etmesi ya da bitmesiyle ilgili bir netice doğuracağını düşünmüyorum. Bir de Trump biliyorsunuz zırdeli bir adam. Yani hiçbir sözüne güvenilmeyen bir lider. Şimdi dolayısıyla da bugün İran'la anlaşma yapar, yarın bakarsın bombalar. Bugün Netanyahu'ya fırça atar, yarın Netanyahu'yla birlikte kadeh kaldırır. Şimdi dolayısıyla böyle bir Amerika Birleşik Devletleri Başkanı var karşımızda. Onun için buraya gelmesi, gitmesi, onun davranışlarını şekillendirmez diye düşünüyorum.
Ama tabii Türkiye'ye karşı hep ihtiyatlı oldu, onu da görüyoruz. Başka ülkelere yaptığını Türkiye'ye yapamadı. Bu da Türkiye'nin büyüklüğündendir, Türk milletinin büyüklüğündendir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı ve hükûmetinin, iktidarın, Cumhur İttifakı'nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ortaya koyduğu duruşun bir sonucudur diye düşünüyorum.
MAHKÛM AİLELERİNİN “CEZA İNDİRİMİ” BEKLENTİSİYLE İLGİLİ SORU
Biz bir kere açığız ve netiz. Bütün mahkûmlarımızı aynı kategoride değerlendiriyoruz. Ama iki ilkesel duruşumuz var. Bir, biz teröristlere affa kesinlikle karşıyız. Bir kere net. Evet.
İki, kişilerin kişilere karşı işlediği suçlarda da devletin affı etkisini doğru bulmuyoruz. Yani gelmiş bir katil sizin babanızı öldürmüş. Allah korusun. Ya da çocuğunuzu kaçırmış, tecavüz etmiş, öldürmüş, kesmiş, betonlamış. Şimdi bu adama af olmaz. Bunlar idam olması lazım.
Yani bu iki kesim dışında, tabii bir de uyuşturucu; uyuşturucu ticareti yapanlar ya da bunu satanlar, böyle katalog suçlar var. İkisini söyledim, üçünü söyledim. Terör, uyuşturucu gibi katalog suçlar var. Bu suçlarla ilgili biz affı doğru bulmuyoruz. Kesin, açık ve net.
Ama onun dışında kalan adi suçlar, sonu ölümle bitmemişse, uyuşturucu değilse, terör suçu değilse bunlarla ilgili bir infaz düzenlemesi, geçmişte de yapıldı, yine yapılabilir.
Ama biz terör suçlarına, katalog suçlara ve şahsın şahsa karşı işlediği suçlarda af yetkisinin devlette değil, kime zarar verilmişse onun bu konuda affetmesi gerekir. O affetmiyorsa devlet affedemez."
Basın toplantısının ardından Muharrem ayının bereketini ve paylaşma kültürünü yaşatmak amacıyla, Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici’nin kıymetli eşi Sayın Şükriye Destici tarafından hazırlanan aşure, Genel Merkezimizde değerli gazetecilerimize, teşkilat mensuplarımıza ve misafirlerimize ikram edildi.




Sayın Destici'den Ankara İl Emniyet Müdürü Sayın Yüksek'e ziyaret