“Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
Bir haftalık olağan basın toplantımızın daha hayırlara vesile olması niyazımla “Hoş geldiniz, şeref verdiniz.” diyorum.
ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU VE YOL ARKADAŞLARI
Öncelikle şehit liderimiz Muhsin Başkanımızı, onunla şehadete yürüyen yol arkadaşlarını, dava arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle ve şükranla yâd ediyoruz. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun, makamları âli olsun inşallah.
MUHSİN YAZICIOĞLU SORUŞTURMASINDA OPERASYONLAR
Kıymetli basın mensupları, değerli vatandaşlarım; bizler gibi sizler de süreci yakından takip ediyorsunuz. Soruşturma dosyasının Kahramanmaraş'tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına geldiği haziran ayından bugüne iki dalga operasyon gerçekleştirildi.
Birinci dalgada biliyorsunuz 19 şüpheli tutuklanmıştı. Birinci dalganın, görebildiğimiz kadarıyla tabii dosyada gizli karar var, gözaltına alınanlara ve tutuklananlara baktığımızda bu değerlendirmeyi yapıyoruz; helikopterin savaş uçakları tarafından düşürüldüğü güçlü iddiasına yönelik ve özellikle sivil ve askerî kaza kırım ekiplerine yönelik olduğunu gördük.
İkinci dalga operasyonun ise özellikle helikopterin düştükten sonra kamuoyunda oluşturulan bilgi kirliliği, arama ve kurtarmanın geciktirilmesi, özellikle bilerek geciktirildiği, farklı yerlerde arandığına dair güçlü şüpheler; bunları gerçekleştirenler ve sorumluluk makamında olup da bunlara göz yumanlara yönelik olduğunu görüyoruz.
ADLİ TIP, ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER VE GİZLİLİK KARARI
Yine aynı dalgada adli tıp kurumunda görevli bazı kişilerin farklı tarihlerde farklı sonuçlar vermesi üzerine yine bu operasyonlarda gözaltına alınanların ve tutuklananların arasında olduğunu görüyoruz.
Yine bu süre zarfında yani 25 Mart 2009'dan bugüne kadar bu sürecin özellikle özel yetkili mahkeme ve savcılarının yani Malatya'da dosyanın soruşturulduğu süreçteki savcıların ve o dönemde yine bu elim hadiseyi kendi çıkarları doğrultusunda, kendi amaç ve gayeleri doğrultusunda gerçek mecrasından çıkararak farklı kişi ve kurumları hedef hâline getirenlerin, olayı gerçek gerçeğinden, hakikatinden saptırarak başka şekilde yönlendirmeler yapanlara yönelik olduğunu görüyoruz.
Tabii biraz önce de söylediğim gibi dosyada gizlilik kararı olduğu için biz bugüne kadarki bilgi, belge ve sahip olduğumuz bilgilerle bu yorumları yapıyoruz. Ve en son ikinci operasyonda da, dalgada da biliyorsunuz 38 kişi gözaltına alındı. Aslında gözaltı verilen sayısı bundan fazlaydı. Fakat bir kısmı yurt dışında kaçak, bir kısmı FETÖ'den tutuklu olduğu için 38 kişi gözaltına alındı ve bunlardan 36'sı hakkında da tutuklama kararı verildi.
ADALET BAKANLIĞI VE ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
Kıymetli basın mensupları, değerli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; öncelikle bu süreçte Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturmanın titizlikle yürütülmesinden duyduğumuz memnuniyeti şahsım ve camiam adına ifade etmek istiyorum.
Özellikle Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'in bu sürecin her aşamasında -ki biz bugüne kadar bunu görmedik biliyorsunuz- bu sürecin her aşamasında şeffaf bir şekilde kamuoyunu bizzat kendi paylaşımlarıyla bilgilendirmesini de çok kıymetli ve değerli bulduğumuzu ifade ediyorum.
Çünkü bu hem bizlerin hem ailelerin hem kamuoyunun bu şeffaflığı uzun süredir beklediğini biz biliyorduk. Her daim de dile getiriyorduk. Şimdi bu süreçte bunun Bakanımız tarafından yapılması gerçekten çok kıymetlidir.
FAİLİ MEÇHUL SORUŞTURMALAR VE KAMUOYU BİLGİLENDİRMESİ
Ve sadece bizim meselemizle değil, diğerfaili meçhul suçlarla ilgili yürütülen soruşturmalarla ilgili de aynısını yapıyor. Ve yine kamuoyunda biliyorsunuz neredeyse her gün, en azından haftada bir kere yeni bir soruşturma dalgası geliyor.
Ve burada bunlarla ilgili de yine Sayın Bakanımız anında yani operasyon yapıldığında, soruşturma başladığında bizzat kendi hesabından paylaşım yaparak kamuoyunu bilgilendiriyor. Bunu kıymetli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum bir kere daha.
HELİKOPTERİN DÜŞÜŞÜ VE DELİLLERİN KARARTILMASI İDDİALARI
Büyük Birlik Partisi olarak şahsım, camiamız, avukatlarımız, hukukçularımızla birlikte helikopterin düştüğü andan bugüne her gün, her an helikopterin düşüş nedeni, uçuş kayıtlarının silinmesi, radarların karartılması, helikopter ve naaşların yerinin tespit edilmemesi, arama kurtarma çalışmalarının engellenmesi ya da bilinçli bir şekilde farklı yerlerde yapılması -ki en sonki operasyon dalgası sonrasında biliyorsunuz bir ses kaydı da basına düştü. Bu da bizim yıllardır iddiamızda ne kadar haklı olduğumuzu da ortaya koydu ki daha bu ses kayıtlarını aratacak nice bilgiler ya da nice diyaloglar olduğunu biz biliyoruz. Dosyada da bunlar mevcut.- İşte helikopterdeki cihazların askerî kaza kırım ekibi mensupları tarafından sökülerek adeta delillerin yok edilmesi, kamuoyuna ve yargıya sürekli yanlış bilgi verilerek suçun ve suçların gizlenmesi, üstünün örtülmeye çalışılması, farklı hedeflerin gösterilmesi, olayın ana mecrasından çıkartılarak, yayılarak sulandırılması, yargı eliyle tüm bu yaşananlar yok sayılarak dosyanın kapatılmaya çalışılması başta olmak üzere çok sayıda karartma ve engellemeyle biz bugüne kadar avukatlarımız, ailelerimiz, camiamız ve gerçekten yargıdaki duyarlı, hassas yargı mensuplarımızla birlikte mücadele ettik.
HUKUK İÇİNDE MÜCADELE VE SÜRECİN TAKİBİ
Hiç vazgeçmedik ve bundan sonra da bu canlar bu bedende olduğu sürece de ve süreç tüm şüpheleriyle aydınlatılana kadar da asla ve kat'a vazgeçmeyiz. Adım adım, en önemlisi hukuk içinde kalarak ve sadece hukuk yoluyla mücadelemizi sürdürdük.
Ve bugün Allah'a şükür ana soruşturma dosyasında önemli aşamalar katedildi. Ve biz bu sürecin sonunda bu meselenin tüm şüpheleriyle aydınlatılacağına, gerçeğin, hakikatin ortaya çıkacağına inanıyoruz.
Elbette ki yargı, Adalet Bakanlığımız, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız, dosya savcılarımız gerekli çalışmayı titiz bir şekilde yürütüyorlar. Biz de Büyük Birlik Partisi ve camia olarak elimizden gelen bütün gayreti bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz.
Bir kere daha söylüyorum; tüm şüpheler aydınlatılıp, gerçekler ortaya çıkarılıp, bu meselede, bu elim hadisede kastı ve kusuru olan tüm suçluların cezalandırıldığını görene kadar da takibimizi sizlerle birlikte sürdüreceğiz.
Bir kez daha şehit liderimizi ve onunla birlikte şehadete yürüyen arkadaşlarımızı rahmetle ve şükranla yâd ediyoruz. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun.
BORSA, YATIRIM FONLARI VE PİYASA HAREKETLİLİĞİ
Aziz milletim, değerli basın mensupları, kıymetli dava arkadaşlarım; son günlerde ülkemizin gündemini meşgul eden borsa, yatırım fonları ve piyasalardaki olağan dışı hareketlilik yalnızca iktisadi bir mesele olmanın ötesine geçmiş, devletimizin şeffaflık ilkesini ve kamuoyunun adalet duygusunu ilgilendiren hassas ve önemli bir boyut kazanmıştır.
Bu süreç, piyasa hareketlerinin ötesinde siyaset, sermaye ve kamusal gücün münasebetlerine dair milletimizin zihninde soru işaretlerinin doğmasına da sebebiyet vermiştir.
SERMAYE, SİYASİ NÜFUZ VE ŞEFFAFLIK
Sermaye yapılarının veya birtakım ekonomik çevrelerin siyasi nüfuz ya da himaye iddialarıyla anılması hukuk devleti anlayışımız gereği ciddiyetle ele alınmalıdır ki ele alınmaktadır. Ve alınacaktır. Bundan da hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Elbette mesnetsiz iddialarla kimsenin peşinen itham edilmesini ya da lekelenmesini de doğru bulmayız. Ancak devletimizin ve milletimizin âli menfaatleri doğrultusunda siyasi nüfuz ile iktisadi çıkar ilişkilerinin kesiştiği her alanın tam bir şeffaflıkla aydınlatılması da kaçınılmaz bir sorumluluktur.
Bu konuda Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve Adalet Bakanlığımız ile ilgili kurumlarımızın tavrı, Devlet Denetleme Kurulunun görevlendirilmesi elbette kıymetli ve değerlidir. Bu sürecin de takipçisi olacağımızı peşinen ifade ediyorum.
SERMAYE PİYASALARININ GÜVENİLİRLİĞİ
Gelinen noktada milyonlarca vatandaşımızın doğrudan veya dolaylı olarak dâhil olduğu sermaye piyasalarımızın güvenilirliği sınanmaktadır.
Bizler Büyük Birlik Partisi olarak peşin hükümlerle adalet terazisini sarsmayı ne de aziz milletimizin zihnini kurcalayan soru işaretlerini cevapsız bırakmayı kabul ederiz.
KÜÇÜK YATIRIMCI VE İKTİSADİ GÜVENLİK
Değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim; mesele birkaç yatırım fonunun ya da hisse senedinin dalgalanmasından ibaret değildir. Asıl odaklanılması gereken husus, bu ülke vatandaşlarının birikiminin, küçük yatırımcının alın terinin ve devletimizin iktisadi güvenliğinin nasıl teminat altına alınacağıdır.
Çünkü bugün yaşananlar, bu teminatta açık noktalar olduğunu göstermektedir. Bugün borsa ve yatırım fonları; emeklimizin, çalışanımızın, mali gelecekleri için birikim yapan veya yapmaya çalışan vatandaşlarımızın ellerindeki tasarruftur. Dolayısıyla finansal piyasalardaki olağan dışı işler doğrudan doğruya toplumun geneline ve sosyal adalet anlayışına tesir etmektedir.
PİYASA HAREKETLERİ VE MANİPÜLASYON İDDİALARI
Burada yapıcı ve sorumlu devlet ve devlet vakarından taviz vermeyen bir üslup takınmakla da mükellefiz. Her fiyat hareketi manipülasyon olmadığı gibi her ticari ilişki de usulsüzlük değildir elbette. Lakin kamuoyunda vicdanları yaralayan gelişmelerin “Piyasa şartları.” denilerek geçiştirilmesine de müsaade edilmemeli.
Nitekim Sermaye Piyasası Kurulunun 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında da vurgulandığı üzere bazı pay ve fonlardaki iktisadi gerçeklikle bağdaşmayan fiyat hareketlerinin tespiti ve konunun Finansal İstikrar Komitesine taşınması, meselenin ne derece kritik olduğunu da tescillemektedir.
DEVLET AKLIYLA CEVAPLANMASI GEREKEN SORULAR
Şimdi devlet aklıyla şu soruların net bir şekilde cevaplanması gerekmektedir:
1. Bu işlemler hangi mekanizmalar ve ilişkiler ağı üzerinden yürütülmüştür?
2. Fonlar ve şirketler arasında çıkar çatışmasına yol açan kapalı ilişkiler var mıdır?
3. Anormal fiyat hareketlerinin reel iktisadi karşılığı nedir?
4. Özellikle küçük yatırımcımızın maruz kaldığı olası zararlar nasıl tespit edilecek ve en önemlisi de nasıl tazmin edilecektir?
5. Ve en önemlisi, sistemin sıhhati açısından hangi kalıcı tedbirler hayata geçirilecektir?
KÜÇÜK YATIRIMCININ ZARARI VE VURGUNCULAR
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; bir kere biz bu küçük yatırımcının ya da bu manipülasyonlarda, spekülasyonlarda, haksız kazançta dahli olmayan yatırımcıların zararlarının devlet hazinesinden karşılanmasını doğru bulmuyoruz. Bu zararlar mutlaka ama mutlaka vurgunculardan ve devleti soyanlardan karşılanmalıdır.
Burada sadece devlet de değil millet soyulmuştur. Çok acıdır ki burada da geliri düşük, elindeki bir avuç tasarrufu da borsada, fonda “Acaba biraz kazanıp da bu ayki kiramı da buradan ödeyebilir miyim? Çocuğumun taksitini buradan ödeyebilir miyim? Kredi kartı borcumu buradan ödeyebilir miyim?” anlayışıyla hareket eden dar gelirli vatandaşımızın maalesef parası iç edilmiştir.
Onun için bu vurgunu kim yapmışsa, ister içeride ister dışarıda para neredeyse devlet gücüyle o para getirilmeli ve zararlar o vurguncuların yaptığı vurgunla tazmin edilmelidir.
FİNANSAL SİSTEME GÜVEN VE ŞEFFAFLIK
Kıymetli kardeşlerim; meseleye bakışımız büyük sermaye gruplarının değil, kıt kanaat geçinerek geleceğini güvence altına almaya çalışan masum ve yetim haklının gözetilmesidir. Vatandaşımızın devletine ve finansal sisteme duyduğu güven sadece teknik bir piyasa konusu değil, doğrudan kamu düzeni ve sosyal barışın da teminatı olacaktır.
Bizim yaklaşımımız nettir. Amacımız herhangi bir kurum veya şahsı hedef almak değil; şeffaflığı, hesap verebilirliği ve etkin denetimi hâkim kılmaktır. Ne kadar hukuka aykırı bir durum veya kamu ve vatandaşlarımızın zararı varsa faillerinin kimliğine bakılmaksızın gereği ivedilikle yerine getirilmelidir.
ORGANİZE SUÇ, FİNANSAL ENSTRÜMANLAR VE MİLLÎ GÜVENLİK
Ayrıca gözden kaçırılmaması gereken bir diğer tehlike şudur: Günümüzde organize suç ve gayrimeşru yapılar yalnızca kaba kuvvetle değil; finansal enstrümanlar, karmaşık şirket yapılanmaları ve dijital mecralar üzerinden kamu düzenini tehdit etmektedir.
Suç gelirlerinin veya meşru olmayan finansal kaynaklarının sermaye piyasalarına sızması, konuyu basit bir piyasa takibinden çıkarıp doğrudan millî güvenlik ve kamu düzeni meselesi hâline getirmektedir.
DEVLETİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR
Peki devletimiz ve ilgili kurumlarımız hangi adımları atmalıdır?
Bize göre;
Bir: Tartışmaya konu olan tüm işlemler; portföy yapıları, şirket bağlantıları, çıkar ilişkileri ve sosyal medya yönlendirmeleri de dâhil olmak üzere bütüncül bir yaklaşımla titizlikle incelenmelidir.
İki: Yatırım fonlarının portföy yönetimi ve çıkar çatışması denetimleri sıklaştırılmalı, vatandaşımız birikiminin nasıl yönetildiğini şeffaf bir şekilde görebilmelidir.
Üç: Düşük fiilî dolaşım ve sıra dışı işlem hacimleri gibi anormallikler, suç oluşmadan evvel tespit edilecek teknolojik ve idari erken uyarı sistemleriyle izlenmelidir.
ERKEN UYARI SİSTEMİ VE DENETİM SORULARI
Çünkü burada vatandaşımızın ve bizlerin haklı olarak sorduğu bir soru vardır. Bu sürece birkaç yıl sonunda gelindiği görülmektedir. Birkaç yıl süren süreç neden ilgili ve sorumlu kurumlarımız tarafından takip edilerek gereği yapılmamıştır? Burada bir göz yumma mı vardır? Bunların mutlaka ortaya çıkarılması gerekir.
İçinde bulunduğumuz çağda bu ister para hareketliliği olsun, ister fonlardaki, hisse senetlerindeki hareketlilik olsun, bunlar çok rahatlıkla izlenebiliyor, görülebiliyor.
Yani şöyle düşünün: Bir şirket borsaya açılıyor. Değeri bir milyar. Yaptığı iş belli, kapasitesi belli. Satışı belli, geliri belli. Ama bir anda borsada birkaç ay içerisinde yüz milyarlık bir değere ulaşıyor. Yani bunun anormal olduğunu hiç borsadan anlamayan, öyle SPK uzmanı falan olmaya gerek yok, hazine uzmanı olmaya gerek yok, para politikasını çok iyi bilmeye gerek yok, normal bir vatandaş bile burada bir anormallik olduğunu görür.
Bu nasıl görülmemiş? Görmesi gerekenler bunu niye görmemiş? Bence bunların da üstüne gidilmesi gerekiyor tekrarlanmaması adına. Ve bu görmesi gerekip de görmeyenlerin acaba bu kazançlarda, bu vurgunda bir ilişkisi var mıdır? Bir bağlantısı var mıdır? Bunu da ortaya çıkaracak olan hukuktur. Adalet Bakanlığımız, ilgili savcılıklarımız da bununla ilgili soruşturmaları titizlikle sürdürmektedir. İnşallah bu soruşturmalar sonucunda bunlar net bir şekilde ortaya çıkar diye ümit ediyoruz.
Dördüncüsü: Kurallar herkes için eşit uygulanmalı. Büyük sermayeyle küçük yatırımcı arasındaki imkân eşitsizliğini istismar eden yapılara asla geçit verilmemelidir.
Beş: SPK, MASAK, Borsa İstanbul ve Merkezi Kayıt Kuruluşu MKK arasındaki veri entegrasyonu güçlendirilmeli. Paranın izi, kaynağı ve nihai varış noktası titizlikle takip edilmelidir.
HUKUKA BAĞLI VE ADİL SERMAYE PİYASASI
Kıymetli vatandaşlarım, kıymetli basın mensupları; Büyük Birlik Partisi olarak bizim isteğimiz, arzumuz piyasa ekonomisini vesayet altına almak değil; hukuka bağlı, şeffaf, adil ve rekabetçi bir sermaye piyasasını inşa etmektir.
Biz birileri gibi bu meseleyi sırf siyasi polemik malzemesi asla yapmayız. Hele ki değerlerimiz üzerinden yargılamayı hiç de doğru bulmayız. Yine dibine kadar yolsuzluğa bulaşanların buradan kendilerine alan açmaya çalışmasına da prim vermeyiz.
Bizim çağrımız, devlet ciddiyetinin ve siyasi sorumluluğun gereğinin yapılmasıdır ki bu konuda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu irade, tavır ve dünkü açıklamaları, devletin gereğini yaptığının ve yapacağının da teminatıdır.
KUL HAKKI, MİLLÎ EMANET VE SİYASİ SORUMLULUK
Değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim, değerli kamuoyu; açıkça ifade etmek isterim ki ülkenin helal lokma peşinde koşan dürüst insanları, alnının teriyle rızkını kazanan cefakâr milleti; kaynağı karanlık iktisadi networkleri, kirli ilişki ağlarını ve ne idüğü belirsiz çıkar odaklarını asla hak etmemektedir.
Devlet yönetmek salt bir yetki alanı değil, omuzlarda taşınan ağır bir kul hakkı ve millî bir emanettir. Tüyü bitmemiş yetimin hakkına girenlerin, tüyü bitmemiş yetimin hakkını gasbedenlerin ve bu kirli şartlara göz yumanların ödeyeceği bedel sadece bu dünyadaki kanunlarla sınırlı kalmayacak; mahşerî vicdanda ve huzur-ı ilahîde de bunun hesabı mutlaka ama mutlaka sorulacaktır.
Bu şuur ve sorumlulukla hareket etmek ise herkesten önce siyasetçilerin ve devleti yöneten idarecilerin asli vazifesidir. Bizler Büyük Birlik Partililer olarak hakkın, hakikatin, devletimizin bekasının ve aziz milletimizin hukukunun yılmaz bekçisi olmaya; en önemlisi yapıcı ve yol gösterici bir siyasi anlayışla tenkitlerimizi sunmaya devam edeceğiz. Sadece tenkitlerimizi değil, bugün burada da sizlerin de şahitlik ettiği gibi önerilerimizi de sunuyoruz.
Bu konuyla ilgili sözlerimi bu kararlılıkla bitiriyorum.
MHK VE HAKEMLER DOSYASI SORUŞTURMASI
Kıymetli kardeşlerim, Türkiye'de, ben önce de bahsettim, pek çok alandaki yolsuzluklara, yanlışlıklara, yozlaşmaya karşı hukuk eliyle operasyonlar düzenlenmekte, soruşturmalar açılmaktadır. Bunlardan birisi de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen MHK ve hakemler dosyası soruşturmasıdır.
Dünyada, bölgemizde ve ülkemizde yaşanan problemler dikkate alındığında konu ikinci derecede olarak görülebilir. Ancak futbol ülke insanımızın yoğun ilgi gösterdiği bir alandır. İnsanımız pek çok spor dalına ilgi göstermektedir ama en yoğunu ve ülke insanımızın gündemini meşgul eden futboldur.
Uluslararası ligdeki son iki yenilgimiz de bizleri derinden üzmüştür. İnşallah önümüzde oynayacağımız iki maçı başarılı bir şekilde tamamlayarak bu iki yenilgiyi de futbolcularımızın unutturacağını ümit ediyoruz.
TÜRK FUTBOLUNDA ADALET VE ŞİKE İDDİALARI
Değerli kardeşlerim, değerli vatandaşlarımız; bu sebeple milletimizin gündeminde olan ve önemli bulduğu hiçbir konuya bizim de kayıtsız kalmamız mümkün değildir.
Bugün ekonomide ve sosyal hayatta çok önemli bir alan kaplayan, sporda özellikle futbolda şiddet ve şikenin ya da kayırmacılığın ya da özellikle hakemlere yönelik adaletsizliklerin, başka bir ifadeyle terör ve şiddetin spora alet edilmesiyle karşılaşma sonuçlarına saha dışı yöntemlerle müdahale edilmesi konularında da duyarlı olmak mecburiyetimiz var.
Bütün gücümüzle biz de bütün alanlarda olduğu gibi buradaki yanlışların da sona ermesini arzu ediyoruz. Burada da adaletin hâkim olmasını arzu ediyoruz.
Bunu başaramazsak sporun hayatımıza katkılarını da adalete olan inancımızı da kaybederiz. Bu meselenin de yürütülen soruşturma sonucunda aydınlatılacağını ve bir nebze de olsa bundan sonraki süreçlerin Türk sporunda, Türk futbolunda daha adil bir şekilde yürütüleceğine inanıyoruz ya da bunu görmek istediğimizi ifade ediyoruz.
SÜRESİZ NAFAKA MESELESİ
Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; iki konuya da kısaca değinerek bugünkü toplantımızı tamamlayacağız. Bir tanesi kamuoyunun gündemini uzun yıllardır meşgul eden bir nafaka meselesi var. Yani süresiz nafaka meselesi var.
Yani eşler bir ay evli kalıyor, boşanıyor. Kadın erkek demiyorum, bir taraf. Kim nafaka ödeyecekse. Çünkü az da olsa kadınların da nafaka ödediği boşanmalar var. Dolayısıyla hukukçularımız var burada, avukatlarımız. Bu meseleyi hem de kadın avukatlarımız var. Erkek olan da var ama şimdi öncelik kadınlarımızın.
Dolayısıyla da biz şahsen bunu adil bulmadığımızı, bunun hakkaniyetli olmadığını yıllardır ifade ediyoruz. Bu konuda Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Karar 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. Yani neredeyse bir 10 ay sonra yürürlüğe girecek.
NAFAKA DÜZENLEMESİ VE YENİ KANUN BEKLENTİSİ
Tabii bu karar, yoksulluk nafakasının tamamen kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Ki gelmemeli zaten. Yeni düzenlemeyle nafaka süresinin boşanma sonrası tarafların koşulları dikkate alınarak belirlenmesinin önünün açılacağını ya da açılmasını ümit ettiğimizi ifade ediyor.
Anayasa Mahkemesi aynı zamanda hangi durumlarda uzun süreli veya ömür boyu nafaka verilebileceğinin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Burada bir kanuni boşluk var. Uzun yıllardır hazırlıklar yapıldı ama bir türlü Meclis Genel Kuruluna getirilemedi.
İnşallah AYM'nin bu kararıyla birlikte yeni dönemde -ki yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıyor- bu kanun teklifinin de ivedilikle Meclisimize gelmesini, eşlerden herhangi birisini mağdur etmeden nafaka düzenlemesinin yeniden yasamızla teminat altına alınmasını beklediğimizi buradan ifade etmek istiyorum.
Ama dediğim gibi özellikle kısa dönemli evliliklerde süresiz nafaka uygulamasını bir hakkaniyetsizlik olarak gördüğümüzü ifade ediyorum. Evlilik süresine göre nafakaların sürelerinin de yeniden kanunla tespit edilmesini doğru bulduğumuzu bir kere daha dile getiriyorum.
EKONOMİ, DAR GELİRLİLER VE ÖNCELİKLER
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; tabii ülke insanımızın şu anda en önemli meselesi ekonomi. Bunu sokakta da görüyoruz, pazarda da görüyoruz, çarşıda da görüyoruz, her yerde görüyoruz. Dar gelirlilerimizin, tek maaş ve en düşüğünden maaş alan emeklilerimizin, asgari ücretlilerimizin, küçük esnafımızın, küçük çiftçimizin ne yaşadığını biz biliyoruz.
Onun için de hemen hemen her toplantımızda bunlara değiniyoruz. Önceliğimizin bunlar olması gerektiğini ifade ediyoruz. Hatta Türkiye'nin artık bize göre çok aciliyet teşkil etmediği sürece yeni böyle bölünmüş yollara falan ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz. Yeni havalimanlarına ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz. Yeni kamu binalarına ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz.
Yeteri kadar yolumuz da, yeteri kadar havalimanımız da, yeteri kadar üniversitemiz de, yeteri kadar kamu binamız da var. Artık buralara yatırım yapılmasın. Kaynaklar işte bu geçinmekte zorluk yaşayan vatandaşımıza aktarılsın.
EMEKLİ, ASGARİ ÜCRETLİ, ESNAF VE ÇİFTÇİ
Düşük ve tek maaş alan, evi kirada olan emeklimize verilsin. Asgari ücretli olup evi kira olan asgari ücretlimize verilsin. Aylık kazancını temin edemeyecek durumda olan küçük esnafımıza verilsin. Tarlası az olup, arazisi az olup oradan kaldırdığı mahsulle bir yılının rızkını temin edemeyecek çiftçimize verilsin.
Çiftçimizin kullandığı mazotun üzerindeki ÖTV kaldırılsın. Üreticinin üretirken kullandığı enerjinin üzerindeki ÖTV kaldırılsın, KDV kaldırılsın. Bunlar yapılsın. Biz bunları yıllardır söylüyoruz. Ama her gün de söylemeye devam edeceğiz.
FAİZ YÜKÜ VE KREDİYE ERİŞİM SORUNU
Hem bireysel kredi kullanan vatandaşlarımız hem sanayicimiz hem tüccarımız, esnafımız bu anormal faiz yükünden kurtarılsın. Ya böyle bir dengesizlik dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde olmaz arkadaşlar. Enflasyon otuz -ki bu da çok yüksek ama- diyelim otuz. Ama siz bankaya bir tüketici kredisi için müracaat ettiğinizde ödeyeceğiniz faiz elli.
Bunu kabul etmiyoruz biz. Bunu adaletli bulmuyoruz. Maliye ve Hazine Bakanlığı, Merkez Bankası, ilgili kuruluşlar buna mutlaka kısa vadede çözüm bulmalı. Yüzde 45'te, 50'yle faiz kullanan bir sanayici nasıl üretmeye devam edecek? Yani yüzde 50 kazanmıyor ki. Hele bir de zamanında ödeyemediği zaman bir bileşik faiz, bir temerrüt faizi girdiği zaman bu oran yüzde 100'lere yükseliyor arkadaşlar.
İlk önce “Dur.” denilmesi gereken konuların başında bu faiz meselesi gelmektedir. Burada daha enteresan bir durum var. Bu kadar yüksek faiz oranlarına rağmen bir de üreticimizin, sanayicimizin, tüccarımızın krediye erişememe problemi var. Bunun yanında bir de bu var. Yani bu meselenin ivedilikle çözülmesi lazım.
GIDADA FAHİŞ FİYAT VE KALICI DÜZENLEME ÇAĞRISI
Bu gıda, tarladan pazara gıda operasyonu yapıldı. Çok güzel. Ama bakın şu anda gündemde değil. Sanki bütün mesele çözülmüş gibi. Her gün gündemde olması lazım. İşte hepimiz pazardayız, marketteyiz. Var mı fiyatlarda bir düşüş? Yok. Çünkü bu sadece 45-50 kişiden ibaret değil ki bu mesele. Belki 5 bin kişi, belki 50 bin kişi.
Yani hepsiyle ilgili işlem yapılmalı. Ve genel bir uygulama ortaya çıkarılmalı ki kimse buna cesaret edememeli. Yani bir Avrupa Birliği üyesi ülkesinde ya da dünyanın gelişmiş demokratik hukuk devleti temeli ile yönetilen bir ülkede nasıl bunlara cesaret edilemiyorsa, bunu yapan başına ne geleceğini biliyorsa Türkiye'de böyle haksızlığı yapan başına ne geleceğini bilmesi lazım.
Yoksa bu iş bitmez arkadaşlar. Operasyonlar da bu işin çaresi olmaz. Bizim kalıcı düzenlemelere ve keskin uygulamalara ihtiyacımız var. Tavizsiz uygulamalara ihtiyacımız var.
ENERJİ, PETROL FİYATLARI VE EŞEL MOBİL SİSTEMİ
Şimdi bakın bir de tabii bu Amerika'nın başında bir eşkıya var, bir haydut var biliyorsunuz. Orayı aldım, burayı verdim, orası benim, burası senin. İsrail'in soykırımının da ortağı. E şimdi İran'a yapılan saldırılar, bombalamalar, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, petrolün dünyaya arzının yavaşlaması, tehlikeye girmesi, bütün bunların sonucunda ne oluyor? Amerika buradan bir zarar görmüyor. Rusya buradan bir zarar görmüyor. Çünkü onlar petrol üreten ülkeler. Tam tersine kazanıyorlar.
Ama bizim pozisyonumuz gibi enerjide yüzde 90'a yakın dışa bağımlı olan ülkeler bedel ödüyor. Biz bedel ödüyoruz. Ve şimdi mesela benzinde uygulanan eşel mobil sisteminin bu gece sona ermesiyle yeni bir düzenleme yapılmaması hâlinde benzine 12,48 TL, motorine 3,60 TL, LPG'ye ise 1,48 TL zam yansıması bekleniyor.
Bence bu uygulama en azından yıl sonuna kadar uzatılmalı. Ve belki o yıl sonuna kadar bir barış olur, bir anlaşma olur, petrol fiyatları geriye gelir. Dolayısıyla da vatandaşımız ve üreticimiz bundan olumsuz yönde etkilenmez diye tavsiye ediyoruz. Yani eşel mobil sisteminin yıl sonuna kadar uygulanmasını teklif ve tavsiye ediyoruz.
KAPANIŞ VE GENEL İSTİŞARE TOPLANTISI DUYURUSU
Bu duygu ve düşüncelerle siz kıymetli basın mensuplarını, değerli vatandaşlarımızı, salonda bulunan hazirunu, misafirlerimizi bir kere daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Cümlenizi Cenab-ı Hakk'a emanet ediyorum.
Bu arada şunu da duyurmuş olayım: Tüzüğümüz gereği her altı ayda bir genel istişare toplantısı yapmakla mükellefiz parti olarak. Bu hafta sonu yani 3 Ekim Cumartesi günü Ankara Keçiören'de bulunan Neşet Ertaş Kültür Merkezi'nde genel istişare toplantımızı gerçekleştireceğiz.
Genel merkezimizin tüm yönetici kadroları, parti kurucularımız, il ve ilçe başkanlarımız, kadın kolları yöneticilerimiz, gençlik kolları yöneticilerimiz, Alperen Gençlik Kolları yöneticilerimiz, Alperen Ocakları yöneticilerimiz, bütün bu kardeşlerimiz hep birlikte bu toplantıda yer alacağız.
Burada hem Türkiye gündemini değerlendireceğiz, konuşacağız hem de partimizin seçime kadarki yol haritasını da bir şekilde öncelikli olarak belirleyeceğiz ve kamuoyuna da “Türkiye'nin Birliği” mottosuyla hazırlığımızı da sunacağız.
Türkiye'ye dair, dünyaya dair görüşlerimizi de 3 Ekim'de siz kıymetli basın mensuplarımız aracılığıyla Türkiye ve dünya kamuoyuyla da paylaşacağız. Tekrar teşekkür ediyor, cümlenizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, sağ olun. Allah'a emanet olun.
SORU-CEVAP BÖLÜMÜ
FON KRİZİ VE MECLİS KOMİSYONU SORUSU
Değerlendirmelerimi çok kapsamlı bir şekilde yaptım. Hiç kimsenin konumu, efendim görevi ne olursa olsun eğer bir adaletsizliğin içinde olmuşsa, bu vurgun düzeninin içinde olmuşsa, buradan haksız kazanç elde etmişse hiçbir korumaya tabi tutulmadan hukuk önünde hesabını vermesi gerektiğini ifade ettim ki Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu dün çok kararlı bir şekilde, hatta çok yüksek bir şekilde ifade etti.
Dolayısıyla da şu anda gördüğümüz yapılan uygulamaların da burada hiç kimsenin muaf tutulmayacağı yönünde. Tabii Mecliste bir araştırma komisyonu kurulup kurulmaması, Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin vereceği karardır. Elbette önemlidir ama bize göre araştırma komisyonları bir soruşturma komisyonuna dönmediği zaman sadece bir tavsiye niteliği taşır. Herhangi bir yaptırımı yoktur.
Dolayısıyla burada Adalet Bakanlığımız ve ilgili savcılıklarımız tarafından yürütülen soruşturmalar çok daha önemli ve kıymetlidir.”
Sayın Destici, Denizli esnafını ziyaret etti
ÖNCEKİ HABER
Sayın Mustafa Destici'den Sayın Vedat Bilgin’e taziye ziyareti