Yükleniyor...
13 Eylül 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Sayın Destici, Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri'ne katıldı

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, 745’incisi gerçekleştirilen Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri'ne katıldı. Sayın Destici, Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri'ne katıldı

Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri için Bilecik'in Söğüt ilçesinde bulunan Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, “Söğüt’te yanan kuruluş meşalesi milletimizin yüreğinde yanmaya devam ediyor” dedi.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, 745. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nde yaptığı konuşmada millî birlik, bağımsızlık, adalet ve kardeşlik mesajları verdi. Söğüt’ün Türk milletinin devlet ve medeniyet kurma iradesinin tarihî delili olduğunu belirten Sayın Destici, “Ertuğrul Gazi bize hazır bir devlet bırakmadı; devlet kurabilecek bir ahlâk bıraktı. Bugün bize düşen, o ahlâka sahip çıkmaktır” dedi.

Ertuğrul Gazi’nin manevi huzurunda bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Sayın Destici, Söğüt’ün Türk tarihindeki yerine, Yörük ve Türkmen kültürüne, kuruluş irfanına, Alperenlik anlayışına, millî birlik ve bağımsızlığın önemine dikkat çekti.

Sayın Genel Başkanımız konuşmasında şöyle dedi:

"Aziz Söğütlüler,
Kıymetli Yörük ve Türkmen beyleri,
Değerli misafirler,
Hanımefendiler, beyefendiler;
Sizleri sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.

Türk milletinin büyük yürüyüşünde bir dönüm noktası olan bu kutlu topraklarda, Ertuğrul Gazi’nin manevi huzurunda sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.
745’incisi gerçekleştirilen Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nin milletimiz, devletimiz ve bütün Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Başta Ertuğrul Gazi olmak üzere Osman Gazi’yi, Hayme Ana’yı, Şeyh Edebali’yi; Anadolu’yu bize vatan kılan bütün şehitlerimizi, gazilerimizi ve gönül erlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Büyük Birlik Partimizin Kurucu Genel Başkanı, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve ebediyete uğurladığımız bütün dava arkadaşlarımızı da rahmetle anıyorum.

Aziz milletim;
Söğüt, haritada küçük bir ilçenin adı olabilir; fakat Türk tarihinde hiçbir zaman küçük bir yer olmamıştır.
Çünkü Söğüt; bir obanın devlete, toprağın vatana, inancın iradeye, iradenin büyük bir medeniyete dönüştüğü yerdir.
Burada yalnızca bir beylik kurulmadı. Burada, asırlar boyunca üç kıtaya adalet taşıyacak bir devlet anlayışının temelleri atıldı. Mazlumu korumayı kudretin, emanete sadakati hâkimiyetin, adaleti ise devletin esası sayan bir medeniyet tasavvuru burada filizlendi.
Onun için Söğüt, geçmişimizin güzel bir hatırasından ibaret değildir.
Söğüt, milletimizin devlet ve medeniyet kurma kabiliyetinin tarihî delilidir.
Biz buraya yalnızca geçmişi anmaya gelmedik. Bizi millet yapan iradeyi hatırlamaya; o iradeyi bugüne ve yarına taşımaya geldik.
Ertuğrul Gazi’nin türbesini ziyaret etmek, yalnızca bir tarih büyüğüne hürmet göstermek değildir. Onun taşıdığı emaneti anlamak ve o emanet karşısındaki sorumluluğumuzu yeniden idrak etmektir.
Çünkü tarih, sadece övünülecek hadiselerin toplamı değildir. Tarih; aynı zamanda görevdir, mesuliyettir, emanettir.
Ecdadın büyüklüğü, torunları için bir övünme hakkı olduğu kadar bir sorumluluk ölçüsüdür.

Değerli kardeşlerim;
Ertuğrul Gazi, tarih sahnesine büyük ordularla çıkmadı. Hazır bir devletin tahtına oturmadı. Önünde açılmış yollar, ardında yığılmış hazineler yoktu.
Fakat onun imanı vardı. Ahlâkı vardı. Cesareti vardı. Ve hepsinden önemlisi, kendi ömründen daha büyük bir ülküsü vardı.
Büyük devletler, önce büyük imkânlarla değil; büyük imanlarla, sağlam bir ahlâkla ve ortak bir ülküyle kurulur.
Bir avuç insan, aynı hakikate inanır, aynı istikamete yürür ve aynı ahlâkta birleşirse tarihin akışını değiştirebilir.
Söğüt’ün bize öğrettiği büyük hakikat şudur:
Bir milletin asıl gücü, sahip olduğu toprağın genişliğinde değil; uğrunda birleştiği ülkünün büyüklüğündedir.
Ertuğrul Gazi, çağının korkularına teslim olmadı. Zamana boyun eğmedi; zamanı yoğurdu. Şartların arkasından sürüklenmedi; şartları değiştirdi. Kendisine güvenli bir köşe aramadı; milletine güvenli bir gelecek hazırladı.
Bugün bize düşen de budur: Yaşadığımız çağın meseleleri karşısında mazeret değil çözüm üretmek; Türkiye’yi daha güçlü, daha adaletli, daha müreffeh ve tam bağımsız bir ülke hâline getirmektir.
Çünkü biz, tarihin kenarında bekleyen bir millet değiliz.
Biz, tarih daraldığında ona yeni bir yol açan milletiz.

Kıymetli Yörük ve Türkmen kardeşlerim;
Yörüklük yalnızca bir hayat tarzı değildir. Yörüklük; hürriyettir, mertliktir, vefadır. Yükünü kendi taşıyan, ekmeğini bölüşen, kapısını misafire, yüreğini mazluma açan insanın ahlâkıdır.
Yörük çadırında servetin değil, sözün itibarı vardır. Orada insan, verdiği sözle ölçülür. Bayrak yere düşürülmez; emanet zayi edilmez; mazlum sahipsiz bırakılmaz.
Yörük, yürüyen Türk’tür.
Fakat bu yürüyüş, yalnızca bir yerden başka bir yere varmak değildir. Bu yürüyüş; dili, töreyi, inancı, vatan sevgisini ve bağımsızlık iradesini nesilden nesle taşımaktır.
Anadolu’nun dağlarında kurulan her Yörük çadırı, Türk milletinin bu topraklardaki tapu senetlerinden biridir.
Bugün dünyanın neresinde bir Türkmen obası, bir Yörük çadırı ve bağlama eşliğinde söylenen bir türkü varsa orada ortak tarihimizin nefesi vardır.
Anadolu’da, Irak’ta, Suriye’de, Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Türkistan coğrafyasında yaşayan bütün soydaşlarımızın huzuru, güvenliği ve hakları bizim için millî bir meseledir. Türkmenler hiçbir geçici siyasi denklemin tali unsuru, hiçbir pazarlığın konusu değildir. Sınırlar ayrı olabilir; fakat tarihimiz, dilimiz, gönlümüz ve ülkümüz birdir.
 
Aziz milletim;
Söğüt’ü anlamak, yalnızca geçmişte nasıl devlet kurduğumuzu anlamak değildir. Asıl mesele, bugün o devleti hangi değerlerle yaşatacağımızdır.
Devlet sadece sınır, kurum ve makam değildir. Devlet adalettir. Vatandaşın kendisini güvende hissetmesidir. Fakirin sofrasındaki ekmeği, yetimin başındaki şefkat elini, çiftçinin tarlasındaki bereketi korumaktır.
Devlet, millete tepeden bakmak değil; milleti baş tacı etmektir.
Kuruluş irfanının özü açıktır: İnsanı ihmal eden devlet güçlenemez. Adaleti zedelenen bir düzen uzun süre ayakta kalamaz. Millî kimliğini unutan bir toplum ise geleceğini kuramaz. Onun için kimliğimizi de, dilimizi de, dinimizi de koruyacağız.

Bugün bize düşen, Ertuğrul Gazi’yi yalnızca törenlerde anmak değil; onun temsil ettiği adalet, cesaret, sadakat ve devlet aklını hayatın her alanında yeniden hâkim kılmaktır.
Gençlerimize yalnızca ecdadımızın ne kadar büyük olduğunu anlatmak yetmez. Onlara, kendilerinin de büyük işler başarabileceğine inanacakları bir Türkiye bırakmalıyız.
Gençlerimizi ümitsizliğe, ailelerimizi yoksulluğa, çiftçimizi çaresizliğe, esnafımızı ağır borç yüküne mahkûm etmemeliyiz. Çünkü devletin kudreti ile milletin refahı birbirinden ayrı düşünülemez.

Büyük Birlik Partisi olarak bizim mücadelemiz; Türk milletinin birliği, Türk devletinin bağımsızlığı ve her vatandaşımızın insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi içindir.
Bizim milliyetçiliğimiz kuru bir övünme değildir. Bizim milliyetçiliğimiz; milletin derdiyle dertlenmek, vatanın her karışına sahip çıkmak, bayrağın gölgesinde yaşayan herkese adaletle yaklaşmaktır.
Bizim anlayışımızda devlet güçlü, millet hür, toplum ahlâklı, insan onurlu olmalıdır.
 
Değerli kardeşlerim;
Alperenlik, kılıcın keskinliğinden önce vicdanın temizliğidir.
Alperen; vatanı için cesur, milleti için fedakâr, mazlum karşısında merhametli, zalim karşısında tavizsiz olan insandır.
Söğüt’te mayalanan kurucu ruh ile Alperenlerin Anadolu’ya taşıdığı fetih ve gönül irfanı aynı hakikatte birleşmiştir: Güçlü olmak, zulmetme hakkı değil; adaleti ayakta tutma sorumluluğudur.
Büyük Birlik hareketinin siyasi ve manevi çizgisi de bu anlayıştan beslenmektedir. Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun mücadelesinde yaşayan ruh; Ertuğrul Gazi’den, Anadolu erenlerinden ve Alperenlerden süzülerek gelen aynı kutlu ruhtur.
Bu ruh bize; milletin hakkını savunurken eğilmemeyi, devletimizin bekası söz konusu olduğunda susmamayı, mazlumun kimliğine bakmadan yanında ve zalimin kim olduğunu önemsemeden karşısında durmayı öğretmiştir.
Teröre, bölücülüğe ve milletimizin birliğini hedef alan hiçbir yapıya geçit vermeyeceğiz. Türk milletinin adı, kimliği, dili ve egemenliği hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz.
Kimse bu aziz milletin sabrını teslimiyet, vakarını zayıflık, kardeşlik arzusunu taviz olarak görmemelidir.
Biz kardeşliği savunuruz; fakat kardeşliğin yolu kimliksizleşmekten değil, ortak vatan ve ortak millet iradesinde birleşmekten geçer. Biz barışı savunuruz; fakat kalıcı barış, terörün ve şiddetin bütünüyle ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet yaşayacak; ay yıldızlı bayrağımız sonsuza kadar bu toprakların üzerinde dalgalanacaktır.

Aziz vatandaşlarım;
Söğüt’ten bütün dünyaya bir kez daha sesleniyoruz:
Türk milleti, dün olduğu gibi bugün de kendi geleceğini kendi iradesiyle tayin edecek kudrete sahiptir.
Anadolu bizim vatanımızdır.
Türkiye Cumhuriyeti bizim devletimizdir.
Türkçe bizim dilimizdir.
Ay yıldızlı bayrak bizim şerefimizdir.
Millî birlik ve kardeşliğimiz ise en büyük gücümüzdür.
Biz, kökü mazide olan; fakat yüzü geleceğe dönük bir milletiz. Geçmişimizin ihtişamına sığınmayacak, ondan aldığımız kuvvetle yeni bir gelecek kuracağız.

Unutmayalım:
Söğüt, geçmişte kalmış bir kuruluş hikâyesi değil; dara düştüğünde Türk milletine yeniden yol gösterecek bir istikamet levhasıdır.
Ertuğrul Gazi bize hazır bir devlet bırakmadı; devlet kurabilecek bir ahlâk bıraktı.
Bugün bize düşen, o ahlâka sahip çıkmaktır.
Birliğimizi koruyacağız. Kardeşliğimizi büyüteceğiz. Adaletten ayrılmayacağız. Mazlumun elinden tutacak, zalimin karşısında duracağız. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun istiklalimizden, istikbalimizden ve millî ülkülerimizden asla vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü Söğüt’te bir kere yanan kuruluş meşalesi sönmemiştir. O meşale bugün de milletimizin yüreğinde yanmaktadır. O irade bugün de yaşamaktadır. O büyük yürüyüş bugün de devam etmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle; Ertuğrul Gazi’yi, Hayme Ana’yı, Osman Gazi’yi, Şeyh Edebali’yi ve Anadolu’yu bize vatan kılan bütün kahramanlarımızı rahmetle ve minnetle anıyorum.
Şehitlerimizin ruhları şad, makamları âli olsun. Yörük ve Türkmen kardeşlerimizin birliği, dirliği ve kardeşliği daim olsun.
745. Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kutlu olsun.
Söğüt’ün kuruluş ruhu yolumuzu aydınlatsın.
Cenab-ı Allah milletimizi birlikten; devletimizi kudretten, adaletten ve istiklalden ayırmasın.
Toyumuz kutlu, birliğimiz daim, devletimiz ebed müddet olsun!
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Hepinizi saygıyla, sevgiyle ve muhabbetle selamlıyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun."

Galeri