Kocaeli İl Başkanlığımızda basın toplantısı düzenleyen Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi. Sayın Genel Başkanımız şunları söyledi:
"Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, değerli hanımefendiler; öncelikle sizleri ve siz kıymetli basın mensuplarımız aracılığıyla da aziz vatandaşlarımızı, sevgili Kocaelilileri saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.
SİVASLILAR KARDEŞLİK FESTİVALİ
Bugün burada Sivas Belediyemizle Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin kardeş belediye olmalarının en güzel sonuçlarından bir tanesi olan Sivaslılar Kardeşlik Festivali'ne katıldık.
Öncelikle bu festivalin tertip edilmesine öncülük eden Kocaeli Sivaslılar Dernek Başkanımız Kadir Bey'e, yönetimine, hem Kocaeli hem Sivas belediye başkanlarımıza ve emeği geçen herkese, tabii ki en çok da bu programa, festivale katılım sağlayan Sivaslı, Kocaelili, Türkiye'nin dört bir tarafından gelmiş olan Şırnak'ından da, Edirne'sinden de, Bursa'sından da, Sakarya'sından da, Eskişehir'inden de gelmiş olan bütün vatandaşlarımıza da şahsım ve camiam adına teşekkür ediyorum. Hayırlı ve mübarek olsun inşallah diyorum.
SİVAS PROGRAMLARI VE MUHSİN YAZICIOĞLU GÜREŞLERİ
Geçtiğimiz yıllarda da katılmıştık. Her yıl bir önceki yıla göre katılımın, coşkunun, heyecanın daha da yükselmesinden duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.
Biz de dün ve önceki gün, yani cuma ve cumartesi günü Sivas'taydık. 4 Eylül Sivas Kongresi'nin 107. yıl dönümü etkinliklerine katıldık. Tarım Bakanımızın da katılımıyla Sivas'ta 11'incisi düzenlenen tarım fuarına iştirak ettik. Aynı gün çeşitli programlar gerçekleştirdik.
Ertesi gün de yani dün de yine Sivas'ta her yıl geleneksel olarak tertip edilen Muhsin Yazıcıoğlu Karakucak Güreşleri'nin açılışını gerçekleştirdik, güreşleri izledik ve başta başpehlivanlık olmak üzere bütün kategorilerde madalya kazanan güreşçilerimize, ata sporumuzun değerli temsilcilerine madalyalarını ve hediyelerini takdim ettik.
Bugün de buradayız. Cenab-ı Hak milletimizi, memleketimizi her türlü şerden, beladan, tehditten ve tehlikeden muhafaza eylesin.
BİRLİK VE KARDEŞLİK VURGUSU
Hem dünkü, önceki günkü programlar hem bugünkü program; kim ne yaparsa yapsın dışarıdan, içeriden bizim kardeşliğimizi de birliğimizi de Allah'ın inayetiyle bozamayacaklar.
Kürt, Türkmen, Çerkez, Boşnak, Alevi, Sünni biz hepimiz bu asil ve necip büyük Türk milletinin bir mensubuyuz. Ve hangi etnik kökene mensup olursa olsun, hangi mezhebî anlayışa mensup olursa olsun bütün vatandaşlarımız devletin önünde, hukukun önünde eşittir. Hiçbirisinin bir diğerine üstünlüğü yoktur.
Burada aranan nedir? Burada aranan devlete bağlılık, ülkenin bütünlüğünden yana olmak, milletin birliğinden ve kardeşliğinden yana olmaktır. Rengini şehitlerin kanından alan ay yıldızlı al bayrağı severek eline almaktır, sallamaktır. Bu milletin bağımsızlığının ifadesi olan İstiklâl Marşı'nı inanarak, yürekten okumaktır.
Bunu yaptıktan sonra hangi etnik kökene mensup, hangi mezhebî anlayışa mensup, Manav mı, efendim Karadenizli mi, Boşnak mı, Çerkez mi buna bakacak değiliz. Bizim çizgimiz nettir ve bizim çizgimiz bellidir.

FİKİR HÜRRİYETİ VE TERÖR SINIRI
Yine aynı şekilde herkes fikrini ifade etmekte hürdür. Herkes siyaset yapmakta hürdür, serbesttir. Bu, demokratik hukuk devleti olmanın da bir gereğidir. Aykırı fikirler de söyleyebilir. Herkes bizim gibi düşünmek zorunda değildir. Ya da biz de herkes gibi düşünmek zorunda değiliz.
Ama çizgimiz nedir, sınırımız nedir? Terör ve şiddettir. Teröre ve şiddete bulaşmadan, eline silah almadan ya da terör örgütünü ya da teröristleri arkasına almadan herkes fikrini serbestçe ifade edebilir. Taleplerini dile getirebilir. Ama terör ve teröristle ya da terör eliyle bunu yapmaya kalkarsa devlet orada buna “Dur.” der.
PKK TERÖRÜ VE KAYIPLAR
Maalesef bizim ülkemiz 40 yıldan fazla bir süre terör örgütüyle, PKK terör örgütüyle mücadele etmiştir. Binlerce askerimiz, polisimiz şehit olmuştur. Öğretmenlerimiz katledilmiştir, imamlarımız katledilmiştir. Şantiyedeki işçilerimiz katledilmiştir. Kundaktaki Kürt çocukları katledilmiş. Kürt kadınları katledilmiştir. Kürt erkekleri katledilmiştir.
Kendilerine tabi olmayan, terör örgütünü benimsemeyen, terör örgütüne destek vermeyen Kürt de olsa katledilmiş. Çünkü bu terör örgütü asla ve kata bizim Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir. Onun için hiç kimse onları Kürtlerin temsilcisiymiş gibi göstermesin. Bu, en büyük hatalardan birisi olur.
Kürtlerin de temsilcisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Kürtlerin de bayrağı, rengini şehitlerin kanından alan ay yıldızlı al bayraktır. Kürtlerin de marşı, bağımsızlığımızın timsali olan İstiklâl Marşı'dır. Bir kere bunu herkes...
TERÖRLE MÜCADELEDE DEVLETİN BAŞARISI
Şimdi elhamdülillah devletimiz, kahraman ordumuz, polisimiz, güvenlik korucularımız; başta Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan bölge halkımız olmak üzere milletimizin ortak verdiği mücadeleyle PKK'nın Türkiye sınırları içerisinde kökü kazınmıştır.
Bugün ülkemiz içerisinde hangi bölgemizde olursa olsun terör yoktur, terörist yoktur. Devletimiz bunu temizlemiştir.
CEHENNEM DERESİ’NDEN CENNET DERESİ’NE
Cehennem Deresi diye bilinen, Hakkâri'deki o Gabar Dağı'na giden yolda bulunan ve dünyanın en güzel noktalarından, tabiat güzelliklerinden birisi olan bölge, eskiden Cehennem Deresi diye anılıyordu, bugün bir Cennet Deresi'ne dönüşmüştür.
Ve Cennet Deresi'ni de Gabarı da sınırları içinde barındıran Şırnak Güçlükonak ilçesi Büyük Birlik Partisi Belediyesidir. Çok kıymetli bir kardeşimiz, Selahattin kardeşimiz oranın belediye başkanıdır.
BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN SİYASİ ÇİZGİSİ
Dolayısıyla biz her bölgede var olan bir siyasi partiyiz. Çünkü biz asla etnik milliyetçilik yapmıyoruz, mezhepçilik yapmıyoruz, bölgecilik yapmıyoruz, yapmadık ve yapmayız. Biraz önce söylediğim gibi bütün insanlarımızı eşit kardeşlerimiz olarak görüyoruz.
Biz yasayla falan kardeş olmadık. Allah bizi kardeş kıldı. İnnemel mü’minûne ihvetun ( اِنَّمَا الْمُؤْمِنِينَ اَخْوَةٌ ) Muhakkak ki Müslümanlar kardeştir.
Bu salonda da Kürt var, Türkmen var, Boşnak var, Çerkez var, Manav var. Her etnik kökenden insan var, her bölgeden insan var. Kocaeli zaten böyle bir şehrimiz, bir sanayi kentimiz. Her bölgeden göç almış bir şehrimiz.
Bakın huzur var. Neden? Terör yok. Terör olmadığı zaman huzur vardır. Bu çok açık ve nettir.
TERÖRÜN DIŞ BAĞLANTILARI
Devletimiz terörü sona erdirmek adına silahlı mücadelenin yanı sıra dönem dönem birtakım adımlar da atmıştır. Maalesef her adım attığında hainler hainliklerini yapmışlardır. Çünkü karşımızdaki sadece çıplak bir terör örgütü değildir. Bunun esas dışarıda uzantıları vardır.
Bunlar emperyalist küresel güçlerin, siyonist İsrail'in, emperyalist Amerika'nın bütün bunların maşalarını elinde tuttuğu terör örgütleridir ve teröristlerdir. Bu sadece Türkiye için geçerli değildir. Suriye'deki de böyledir, Irak'taki de böyledir, Afganistan'daki de böyledir. Yani dünyanın pek çok noktasında bu böyledir.
IŞİD ÖRNEĞİ VE KÜRESEL GÜÇLER
Nerede şu anda IŞİD? On binlerce askeri vardı. Yüz binden fazla silahlı gücü vardı. Nerede şu anda? Nereye gitti bunlar? Yer altına mı girdiler? Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ile birlikte bunları organize etti, kullandı ve şu anda ihtiyacı bitti.
Bütün bunları devletimiz de biliyor, biz de biliyoruz.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Şimdi devletimiz yine bir adım attı, terörsüz Türkiye diyerek. Biz başından itibaren ne dedik? Biz ilk kişisel olarak, Büyük Birlik Partisi olarak terörle, teröristle müzakere olmayacağını, mücadele edilerek bu işin bitirileceğini söyledik. Nitekim mücadeleyle de bitirmiştir bizim devletimiz ve kahraman ordumuz.
DEVLETE GÜVEN VE TERÖR ÖRGÜTÜNE GÜVENSİZLİK
Yine ne dedik? Devletimize güveniyoruz. Ama biz hainlere, karşımızdakilere, terör örgütüne, onun elebaşlarına, İmralı'daki canisine ve onun uzantısı olan siyasi parti DEM'e güvenmiyoruz dedik. Bunların niyetleri hayır değil dedik. Nitekim bugün görüyoruz.
Bakın bugün görüyoruz: Bir taraftan “Silah bırakacağız.” diyorlar. Bir taraftan PKK kendini feshedecek deniyor. Ama diğer taraftan ne oluyor? PKK sloganları atılıyor. Maçlarda PKK sloganları atılıyor. 40-50 bin kişinin gittiği maçta bir tane Türk bayrağı yok. İstiklâl Marşı okunmuyor.
TERÖR PROPAGANDASI VE PROVOKASYON TEPKİSİ
Ve yıllar önce terörle mücadele kapsamında etkisiz hâle getirilmiş, öldürülmüş vatan haini teröristler için sözde şehit anma merasimleri düzenleniyor. Bu alçaklıktır, bu hainliktir. Diğer taraftan bu büyük bir provokasyondur. Milleti birbirine düşürme provokasyonudur.
Bunlar milletimizin sinir uçlarıyla oynuyorlar. Devletimizin sabrını zorluyorlar. Bunlar her türlü hadsizliği yapıyorlar. Her türlü pervasızlığı yapıyorlar. Ama bunların karşısında buna cevap veren, millî bir duruş sergileyen vatandaşlarımız suçlu gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bizim bunu da kabul etmemiz mümkün değildir.
YASAL SÜREÇ VE MEVCUT HUKUK VURGUSU
Evet, bir süreç yaşanıyor ama bu süreçten dolayı hiç kimse var olan, şu anda cari olan, uygulamada olan yasaları yok sayarak hareket edemez. Ederse bunlarla ilgili ivedilikle yasal süreçler başlatılıp hak ettikleri cezayı almaları gerekir.
Yani bugün bir süreç yaşanıyor diye kimse terör propagandası yapamaz. Terör örgütünü övemez. Teröristi övemez. Sözde şehit cenazeleri yapamaz, anmaları yapamaz. Çünkü bunlar şu anda mevcut yasalarımıza göre suçtur. Suçu kim işlerse de elbette ki cezasını çekmelidir.
Süreçten dolayı bir müsamahakârlık gösterilmemelidir. Yoksa bunun arkası gelmez, daha farklı eylemler yaparlar ve Allah muhafaza etsin milletimizi birbirine düşürecek eylemlerin, hareketlerin ve davranışların da içine girebilirler.
DİYARBAKIRSPOR, AMEDSPOR VE İSİM TARTIŞMASI
Şimdi Diyarbakırspor'un adını Amedspor yapmışlar. Amed ne? Neyi ifade ediyor? Kendilerince Diyarbakır'ın eski ismi olduğunu, Diyarbakır'ı ifade ettiğini söylüyorlar. Anadolu bir medeniyetler yurdudur, toprağıdır. Hititler burada bulunmuştur. Sümerler burada bulunmuştur, Etiler burada bulunmuştur, Roma burada bulunmuştur. O zaman hepsinin, getirelim eski adlarını verelim. Onların eski adlarıyla takımlar kurulsun. Onlar geçmişte kaldı.
Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Ve her şehrimizin de onurlu isimleri vardır. Diyarbakır'ın ismi de Diyarbakır'dır. Dolayısıyla da başka isim hayali görenler, rüyası görenler, bu rüyalarını göremeyecek duruma gelirler. Onun için fazla şımarmasınlar, hadlerini bilsinler, herkes yasalara uygun hareket etsin.
SPORUN TERÖRE ALET EDİLMESİNE TEPKİ
Ben daha önce de söyledim. Benim bir takıma, o takımın futbolcularına, kulübüne, yöneticisine, şehrine bir kinimiz, öfkemiz, bir karşılığımız yok. Biz sporun ve bir futbol takımının teröre alet edilmesine ve terör örgütünün uzantısı yapılmasına tavır gösteriyoruz. Bizim tavrımız bunadır.
Kocaelispor taraftarının gösterdiği tavır da bunadır; teröre, teröriste ve hâlâ terör seviciliği yapanlara, terör propagandası yapanlaradır. Kocaelispor'un tavrı, Kocaelispor taraftarının tavrı... Hadlerini bildirmişlerdir.
MİLLETİN DEVLET VE VATAN İÇİN FEDAKÂRLIĞI
Çünkü bu millet devletinin varlığı için canını verir. Ülkesinin bütünlüğü için verir. Milletinin birliği için verir. Askeri için, polisi için, korucusu için verir. Binlerce vatan evladı sırf devlet var olsun, ülke bölünmesin, millet dağılmasın diye canını vermiştir.
Onun için devletimiz, ilgili kurumlarımız bu hadsizlere mutlaka ama mutlaka dersini vermeli, yasal süreçler işletilmeli ve herkes işlediği suçun karşılığını almalıdır.
DAĞLICA SALDIRISININ 11. YIL DÖNÜMÜ
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; bakın bugün Dağlıca saldırısının 11. yıl dönümü. 6 Eylül 2015 Dağlıca saldırısı, ikinci Dağlıca saldırısı. Daha önce de Dağlıca'ya saldırılar yapıldı.
Dağlıca-Yüksekova yolunda askerî araçların geçişi sırasında yol kenarına yerleştirilen patlayıcıların intifak, infilak ettirilmesi sonucu 16 kahraman Mehmetçiğimiz şehit olmuştu. Onları bir kez daha tüm şehitlerimizle birlikte rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun inşallah diyorum. Unutmadık ve asla unutmayacağız.

EKONOMİ VE GEÇİM SIKINTISI
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, kıymetli basın mensupları; çarşıya, pazara, şehre, kasabaya gittiğimizde vatandaşlarımızla konuştuğumuzda vatandaşlarımızın en önemli gündem maddesinin ekonomi ve geçim sıkıntısı olduğunu görüyoruz.
Başta emeklilerimiz ve asgari ücretlilerimiz olmak üzere düşük maaşla çalışan işçilerimizin maalesef büyük bir sıkıntı içinde olduğunu müşahede ediyoruz.
ASGARİ HANE GEÇİM RAKAMI ÖNERİSİ
Büyük Birlik Partisi olarak bunu önlemek adına, vatandaşımızı ekonomik anlamda rahatlatmak adına çalışmalar yaptık. Projeler geliştirdik. Bunları hükûmet üyelerimizle, devletimizin ilgili kurumlarıyla paylaştık.
Bunlardan bir tanesi de asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu kurulmasıydı. Ne için önerdik biz bunu? Aynen asgari ücret tespit komisyonu gibi bir asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu kurulacak ve gerekli gelir girmeyen hanelere destek verilecek.
EMEKLİLER VE ASGARİ ÜCRETLİLER ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
Şimdi her emekli de bir değil. Her asgari ücretlinin de durumu bir değil. Kocaeli'deyiz. Bir işçi kenti, bir emekli kenti aynı zamanda burası. Çalışan çok olunca emekli de çok.
Şimdi sizin de komşularınız vardır, akrabalarınız vardır, içinizde vardır. Şimdi işçi var, işçi var. Asgari ücretli var, asgari ücretli var. Emekli var, emekli var. Bir emekli var, en düşük emekli maaşı alıyor. 23 bin küsur lira. Başka evine gelir girmiyor. Evi de kira.
Bir başka emekli var. Ortalama bir emekli maaşı alıyor. Hanımı da emekli. Evi kendisinin, artı gelirleri var. Şimdi biz bunların ikisini bir değerlendiremeyiz. Birisinin evine sadece 23 bin küsur lira giriyor, evi kira. Birisinin evine 100 bin liradan fazla para giriyor hanesine.
HANE BAZLI DESTEK MODELİ
Aynı şekilde aynı iş yerinde çalışan iki asgari ücretli. Birisinin eşi çalışmıyor. Evi de kendisinin değil, kira. Ama yanındaki arkadaşının eşi de çalışıyor. Evi de kendisinin. Yani birisi sadece 28.000 TL alıyor, bir de kira ödeyecek. Kira zaten en düşüğü bugün 20.000 TL olmuş. Belki Kocaeli'de 20.000 TL'ye de ev bulamayız. Sadece 28.000 TL giriyor. Ama öbür yanında çalışan arkadaşın eşi de çalışıyor, 56.000 TL. Evi de kendisinin. Bir de başka geliri varsa şimdi bunları bir değerlendirmeyeceğiz.
İşte bizim önerimiz ne? Diyelim ki her bölge için asgari bir hane geçim rakamı belirlensin. Diyelim Kocaeli'deyiz. Asgari kaç liraya geçinebilir bir hane? Farzımuhal 50 bin liraya geçinir. Kaç lira alıyor asgari ücretli, başka da geliri yok, ev de kira: 28 bin lira. İşte o 50 bin lirayla 28 bin arasındaki 22 bini devlet o aileye verecek.
Ya da emekli diyelim 23 bin küsur lira alıyor. Evi kendisinin değil, eşi emekli değil, başka bir geliri yok. İşte aradaki 27 bin lirayı devlet o emekliye verecek. Kira yardımı adı altında da verebilir. Başka sosyal yardımlar adı altında da verebilir.
VATANDAŞLIK MAAŞI VE ÇÖZÜM ÖNERİSİ
Şu anda buna benzer bir çalışma yapıldı. Maliye Bakanlığının önünde bekliyor. Vatandaşlık maaşı diye. Ama tam bizim anlattığımız gibi değil. Yani derde derman olmaz. Sadece pansuman olur. Yaraya pansuman yapmış olur. Çözüm bizim dediğimizde. Çözüm burada.
ORTA VADELİ PROGRAM VE ENFLASYON HEDEFLERİ
Bugün Türkiye ekonomisinin 2027'yi, 2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı.
Burada yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4 olarak belirlendi. Büyüme hızı 3,3. 2026'da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesi öngörülen enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a düşmesinin beklendiği ifade edildi. İnşallah bu hedefler tutturulur.
ÇİFTÇİ, ESNAF VE DAR GELİRLİLERİN DURUMU
Ama bu hedeflerde bile vatandaşımızın şu şartlarda, özellikle tek maaş alan emeklilerin, asgari ücretlilerin, küçük esnafımızın, çiftçimizin hayatını idame ettirmesi gerçekten çok güç.
Bakın işte önceki gün Sivas'ta tarım fuarındaydık. Mazot 80 lirayı geçti. Gübre, enflasyon yüzde 28,4 öngörülüyor ama gübreye gelen zam yüzde 50'ye yakın. Mazota gelen zam yüzde 100 oldu. Savaş biraz daha devam ederse daha da fazlalaşacak.
VERGİ, ÖTV VE ÜRETİM MALİYETLERİ
Bir de bizim ilkesel olarak karşı çıktığımız nedir? Bir KDV var, bir ÖTV var. Bu mazotta da var. Bakın ÖTV'nin açılımı ne? ÖTV'nin açılımını bilen var mı burada basın mensuplarında? Özel Tüketim Vergisi.
Peki size soruyorum basınımızın huzurunda: Çiftçinin tarlasını sürerken traktörüne koyduğu mazot özel mi tüketiliyor? Özel tüketime girer mi? Üretim, üretim için kullanıyor. Yani şurada en lüks arabaya binip drift atmak için koymuyor mazotu. Ekecek, tarlayı sürecek, ekecek, mahsul olacak, ailesinin rızkını kazanacak, Türkiye ekonomisine kazandıracak.
Sadece çiftçi de değil. Burası bir sanayi kenti. Kim üretmek için mazot, akaryakıt, elektrik, doğal gaz kullanıyorsa bunlardan asla ve kata Özel Tüketim Vergisi alınmamalıdır. Özellikle çiftçiden asla alınmamalı. Adı üstünde Özel Tüketim Vergisi ya. Çiftçiden alınır mı? Adam yetiştirsin, satsın, satarken alıyorsun zaten.
Şimdi biz bunları yıllardır dile getiriyoruz. Düzelene kadar da dile getirmeye devam edeceğiz.
KAMUDA TASARRUF VE İKTİSAT ANLAYIŞI
Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek Bey'in bir açıklaması var: “Kamuda tasarrufta bir başarı var. İzleme, denetleme ve yaptırımla iyi sonuçlar alıyoruz. Tasarruf, yatırımlar azaltılarak yapılmıyor.” dedi. Güzel. Evet, tasarruf kamudan başlamalı. Devletten başlamalı. Ve vatandaşımız da bilgilendirilmeli.
Gerekiyorsa okullarımızda tasarruf dersi ya da bir ders içerisinde iktisat konusu verilmeli. Anadolu'da ne derler? “Çok kazanan değil, iktisat eden yani tutan zengin olur.” derler. Mal sahibi olur derler. Bu güzel. Bunun devam etmesi lazım.
YÜKSEK FAİZ VE EKONOMİK SIKINTILAR
Ama bunun yanında da şunu da ifade etmek istiyorum. Vatandaşımız bu yüksek enflasyon ve daha da önemlisi yüksek faizlerden, esnafımız da, tüccarımız da, sanayicimiz de bunalmış vaziyettedir.
Enflasyonun yüzde 30 olarak seyrettiği bu dönemde ülkemizde neden faiz yüzde 50'dir? Arada 20 puanlık bir fark var. Biz açık ve net söylüyoruz. Faiz, enflasyon dengesi, güncel ekonomik değerler, bütün bunları biliyoruz. Ama faizin neredeyse yıllık enflasyonun iki katı olmasını gerçekten anlamıyoruz. İvedilikle çözüm bulunması gereken budur. Ve behemehâl bulunmalıdır.
Bu kadar yüksek faize rağmen sanayicimiz, üreticimiz, tüccarımız finansa da erişmekte büyük bir zorluk yaşamaktadırlar.

TÜRKİYE’NİN GÜÇLENİŞİ VE DIŞ POLİTİKA
Kıymetli kardeşlerim, kısa kısa birkaç konuya daha değinip tamamlayacağım. Türkiye'nin son yıllardaki güçlenişi, özellikle savunma sanayiinde attığı adımlar, dış politikadaki başarısı, kabuğunu kırarak özellikle çevresiyle, komşularıyla, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla daha ilgilenir hâle gelmesi, oralara el uzatması, yardım etmesi, öncülük etmesi başta İsrail olmak üzere düşman ve hasım ülkelerimizi ve onların başındaki katilleri rahatsız etmektedir.
NETANYAHU VE TÜRKİYE’YE YÖNELİK SALDIRILAR
Bunların başında da Netanyahu gelmektedir. Cumhurbaşkanımıza, devletimize, ülkemize saldırmaktadır. Bakanları da öyle saldırmaktadır. Ama hani ısıracak köpek dişini göstermezmiş. Bunların Türkiye'ye gücü yetmez, Türk milletine gücü yetmez. Bunu biliyorlar.
Amerika Birleşik Devletleri'nin arkasına saklanarak Türkiye'ye saldırmaya ya da hakaret etmeye çalışıyorlar. Ama Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Türk milleti büyük bir millettir. Herkese de günü geldiğinde hak ettiği cevabı verecektir. Hem Türkiye'ye yaptığı hakaretlerin hem Gazze'de yaptığı soykırımın hesabını mutlaka ama mutlaka katiller ve soykırımcılar bir gün gelecek ödeyecektir. Bu da Türklerin elinden olacak.
GENÇLERE ÜLKEYE SAHİP ÇIKMA ÇAĞRISI
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; gençlerimizi ümitsizliğe sevk eden bir kesim var. Bunlar açık Türkiye düşmanlarıdır. Gençlerimize bir kere daha sesleniyoruz: Bu ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği de sahibi de sizsiniz. Ülkenizde kalın, ülkenize sahip çıkın.
Evet, yurt dışına eğitim için gidebilirsiniz. Mesleğinizi geliştirmek için gidebilirsiniz ama kim size diyorsa ki gelecek Türkiye'de değil, yurt dışındadır ya da huzur ve mutluluk burada değil, Amerika'dadır, Almanya'dadır; onlar sizi kandırıyorlar. Onlar bu milletin geleceğini yok etmek istiyorlar.
Onun için sevgili gençler; ülkenize de, milletinize de sahip çıkın. Bayrağınıza da, marşınıza da, kimliğinize de, dilinize de sahip çıkın diyoruz.
GENÇLERİN İŞSİZLİK SORUNU VE DEVLETİN SORUMLULUĞU
Tabii ki bunu derken eğitim başta olmak üzere okulunu bitiren, üniversiteyi bitiren gençlerimizin işsizlik sorununu çözmek de devletin ve millet adına devleti yöneten hükûmetlerin görevidir. Buradaki eksikliklerin de bir önce tamamlanması gerekir. Gençlerin taleplerinin karşılanması gerekir.
NÜFUS, AİLE VE KARA PROPAGANDA ELEŞTİRİSİ
Türkiye'nin en temel problemlerinden ya da Türkiye'ye yönelik tehditlerden bir tanesi nüfusumuzun hızla aşağı doğru inmesidir. Bakın burada da yine gençlerimiz üzerinden Türkiye'ye bir tezgâh kurulmaktadır. Gençlerimizin evlenmemesi için, evlenen gençlerimizin çocuk yapmaması için, az çocuk yapması için neredeyse bazı kanallarda, sosyal medya platformlarında kara propaganda yapılmaktadır.
“Ne ile geçineceksiniz? Efendim çocukları nasıl besleyeceksiniz, büyüteceksiniz?” Bunların tamamı kara propagandadır. Onun için gençlerimiz bu kara propagandalara yenilmesinler.
Tabii ki sadece gençlerimize söylemiyoruz bunu. Anne babalara da sesleniyoruz. Çocuklarımıza sahip çıkacağız. Onların yuvasını kurmalarına da, işini kurmalarına da, iyi bir eğitim almalarına da elbette hep destek olacağız. Ev almadan önce, dükkân almadan önce çocuğumuzun eğitimini tamamlamayı düşüneceğiz. Çocuğumuzu evlendirmeyi, bir yuva kurmasını temin edeceğiz.
MUHSİN YAZICIOĞLU DOSYASI
Kıymetli kardeşlerim, değerli misafirler, değerli basın mensupları; son olarak şunu söylemek istiyorum. Kurucu liderimiz Şehit Muhsin Başkanımızı biliyorsunuz bundan 17 yıl önce şüpheli bir helikopter düşme ya da düşürülme hadisesinde kaybettik. Onunla birlikte pilot dâhil 5 arkadaşımız daha hayatını kaybetti. Kendilerini bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum.
Bu 17 yıl içerisinde dosyaya iki kez takipsizlik kararı verildi. Her iki kararı da kaldırttırdık. En son 2016 yılında verilen takipsizlik kararı hain FETÖ darbe girişiminden sadece bir ay önceydi. Darbeye iki gün kala Kahramanmaraş Adliyesi'ne itirazımızı yaptık. İki gün sonra darbe oldu.
15 TEMMUZ SONRASI GELEN BİLGİ
Darbenin ertesi günü beni İzmir'den bir polis kardeşimiz aradı. “Başkanım, biz akşam Marmaris'e gittik. Cumhurbaşkanımıza yapılan suikastı önlemek için. Orada yakalanan iki darbeci var ki bunlar rahmetli Muhsin Başkan'ın düştüğü helikopterin üzerindeki cihazları sökenler.” dedi. Biri Astsubay Aydın Özsıcak, birisi Yarbay Davut Uçum.
Biz hemen 18 Temmuz 2016'da Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına yeni bir dilekçe vererek, bu olayı da anlatarak, bildirerek takipsizliğin kaldırılmasını ve dosyanın bu yönüyle de incelenmesini istedik. Ne zaman? 18 Temmuz 2016. Ondan iki yıl sonra takipsizlik kaldırıldı. Ama 8 yıl geçmesine rağmen dosyada maalesef istediğimiz sonucu elde edemedik.
YENİ SÜREÇ VE ANKARA’DAKİ SORUŞTURMA
Bu arada Adalet Bakanlığımızda, diğer ilgili kuruluşlarımızda da heyetlerimizin görüşmeleri, benim görüşmelerim devam etti. Yeni bir komisyon kurdurduk birkaç defa ama bir türlü hiç neticelenmedi.
Şimdi yeni bir süreç başladı. Biliyorsunuz Adalet Bakanlığımızda faili meçhul suçları araştırma komisyonu kuruldu. Ve bizim hadisemiz de bu kurulun gündemine girdi. Bizim de talebimiz ve başvurumuzla. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da bir irade ortaya koydu.
Sayın Adalet Bakanımızın kararlılığı, ilgili başsavcılığımız, başsavcı vekilimiz, dosya savcılarımızın titiz çalışması sonucu biliyorsunuz dosya Maraş'tan Ankara'ya geldi ve bir ay önce ilk operasyon gerçekleştirildi. 28 kişi gözaltına alındı. 19 kişi tutuklandı. Soruşturma tüm hızıyla devam ediyor. İnşallah önümüzdeki günlerde yeni gelişmeleri de hep birlikte göreceğiz ve müşahede edeceğiz.
HUKUK ÖNÜNDE HESAP VURGUSU
Biz inanıyoruz ki bu sürecin sonunda bütün şüpheler aydınlatılacak. Olay tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacak. Ve liderimiz Şehit Muhsin Başkanımızın ve onunla birlikte şehadete yürüyen arkadaşlarımızın bu ölümlerinde, bu suikastta, sabotajda kimin payı varsa, kimin kastı ve kusuru varsa mutlaka ama mutlaka hukuk önünde hesabını verecektir.
Biz de ilk gün gibi bugün de, yarın da bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
MUHSİN BAŞKAN’IN EMANETLERİ
Şehit Muhsin Başkan'ın bize iki emaneti var. Bir, davası; iki, hukuku. Davası, İ'la-yı Kelimetullah için Nizam-ı Âlem davası. Hep birlikte işte bu davayı yürütüyoruz. Hukuku da işte bu şehadet süreçleri. Her iki emanete de sonuna kadar sahip çıkmaya biiznillah devam edeceğiz.

SORU CEVAP BÖLÜMÜ
CUMHUR İTTİFAKI VE BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN KONUMU
SORU: Büyük Birlik Partisi Cumhur İttifakı'nda yer alıyor ama bazı açıklamaların altındaki ekonomi eleştirileriyle de en çok eleştiride bulunanlardan siz geliyorsunuz. Bu süreçte Büyük Birlik Partisi'nin nasıl bir konumu olacak? Devam eden bir ittifak olacak mı? Yoksa kendi milletvekilleriyle mi çıkacak?
Ayrıca şunu da eklemek istiyorum: Büyük Birlik Partisi Cumhur İttifakı'nın içerisinde ama kendi kimliğini ortaya koyamıyor mu acaba Cumhur İttifakı'na karşı?
CUMHUR İTTİFAKI’NIN KURULUŞ İLKELERİ
Şimdi son söylediğiniz, ilk sorduğunuz soruyla tezat birbirine. Çünkü dediniz ki siz bütün düşüncelerinizi açıkça ifade ediyorsunuz dediniz. Doğru, haklısınız.
Cumhur İttifakı elbette ki salt bir seçim ittifakı değildir ama yasal olarak bir seçim ittifakıdır. Bu ittifak da 15 Temmuz gecesi darbeye karşı sokakta kurulmuş; devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin birliğini önceleyerek kurulmuş bir ittifaktır. Onun için biz bu ilkelerimize sahip çıkarak yolumuza devam ediyoruz.
Elbette gördüğümüz yanlışları, eksikleri, noksanlıkları söyleyeceğiz. Ama bunu söylerken biz yapıcı ve yol gösterici bir siyaset anlayışıyla ve yapıcı bir dil kullanarak bunları söylüyoruz. Bunları söylemekle de mükellefiz. Çünkü biz ayrı bir siyasi partiyiz.
CUMHUR İTTİFAKI VE YAPICI ELEŞTİRİ
Evet, Cumhur İttifakı'nın ortağıyız. Cumhur İttifakı çatlamadan yola devam ediyor. Diğer ittifaklar gibi siyasi başarı elde edemeyince ya da en hafif bir zorluk gördüğünde dağılan bir ittifak değil, bir menfaat birlikleriyle değil. Bu anlamda.
Ama biz elbette emeklimizin bir sıkıntısı varsa bunu da dile getireceğiz. Bunu sadece buralarda söylemiyoruz. Biz muhataplarımızda da bunu çok açık ve net bir şekilde konuşuyoruz.
Biraz önce bahsettim, asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu gibi. Biz bunları rapor hâlinde devletimizin, hükûmetimizin yetkilileriyle konuşuyoruz. En tepe noktalarıyla paylaşıyoruz. Yani bütün bunları biz söylüyoruz. Çünkü bizim niyetimiz milletimizin huzuru, istiklali, istikbali ve bu çektiği geçim sıkıntısına bir çare bulmaktır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE İLKESEL DURUŞ
Terörsüz Türkiye süreciyle de ilgili biz de terörsüz Türkiye'den yanayız. Ama bizim bir ilkesel duruşumuz var. Çünkü daha önce denenmiş birtakım yapılmış süreçlerin bugün de... Şu anda Türkiye'de zaten terörist yok.
Böyle bir süreçte biz hainlere güvenmediğimizi, yaptıkları ortada, güvenilmeyeceğini kendileri de teyit etmiş oluyor aslında yaptıklarıyla birlikte. Hâlâ siyasi bölücülükten vazgeçmiş değiller.
Yani silahı bıraktım diyor ama siyasi bölücülükten vazgeçmiyor, eline Türk bayrağı almıyor, İstiklâl Marşı'nı okumuyor. Ama cebine pasaportu koyuyor. Ay yıldızlı, al bayraklı, yurt dışına çıkacağı zaman. E onu da alma hadi. Git o hangi bayrağı sallıyorsan, hangi bölgenin bayrağını sallıyorsan, onun pasaportuyla çık hadi.
Eğer delikanlıysan, o kadar yiğitsen, o kadar anlattıklarının sahibiysen, hadi bırak Türk pasaportunu. Orada da yıldız var o pasaporta. Bırak pasaportu hadi delikanlıysa.
KAMUOYU ARAŞTIRMALARI VE VATANDAŞIN BEKLENTİSİ
Biz bunları elbette söyleyeceğiz. Bütün bunları söylememizi vatandaşımız da istiyor. Biz bunu saha çalışmasıyla da gördük. Anket yaptırdık, sorduk vatandaşımıza: Büyük Birlik Partisi'nin bu konudaki düşüncelerini nasıl buluyorsunuz? Büyük Birlik Partisi Cumhur İttifakı içindeyken bunları söylemesini doğru buluyor musunuz?
Hem Cumhur İttifakı seçmenleri kahir ekseriyette, büyük çoğunlukla hem de diğer partilere gönül veren ya da oy veren seçmenlerin yüzde 90'a yakını “Doğru buluyoruz, söylemesi gerekir.” diyorlar. “Cumhur İttifakı ortağı da olsa doğruları söylemeli, yanlışları göstermeli.” diyorlar.
Biz Büyük Birlik Partisiyiz. Biz doğruya doğru, yanlışa yanlış deriz. Ama biz Cumhur İttifakı'nın bir parçasıyız, bir bileşeniyiz, resmî bir bileşeniz. Her iki seçimde de ittifak metninin altında imzası olan bir partiyiz.
SEÇİMLERE KENDİ LİSTESİYLE GİRME VURGUSU
Ama biliyorsunuz, milletvekili seçimlerinde zaten kendi listesiyle girmiş bir partiyiz. Yani kendi adaylarımızla girdik biz bütün seçim çevrelerinde. Ama cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dı, Cumhurbaşkanımızdı. Bugün de aynı kararın arkasındayız.
Yine kendi listemizle gireceğiz. Yine kendi milletvekili adaylarımız olacak. Cumhur İttifakı'nın parçasıyız ama nasıl doğruları destekliyorsak yanlışları da dile getirmeye, vatandaşın taleplerini yüksek sesle dile getirmeye ve problemlerin çözümüne katkı sunmaya devam edeceğiz.
ÖZELLEŞTİRME KARARI SORUSU
SORU: 4 Eylül'de Resmî Gazete'de bir özelleştirme yayımlandı bildiğiniz gibi. Yaklaşık 9 otoyol, 2 köprü özelleştirmeye açıldı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
ÖZELLEŞTİRME VE DETAYLARI BİLME VURGUSU
Şimdi arkadaşlar, işin teferruatını bilmek lazım yorum yapmak için. Detaylarını da bilmek lazım. Bu ülkede ilk defa özelleştirme yapılmıyor. Özelleştirme biliyorsunuz merhum Özal'la birlikte başladı. Ve Özal'dan bugüne kadar da milyarlarca hatta onlarca milyar dolarlık özelleştirmeler yapıldı.
Şimdi elbette ki bazı kurumların devlette kalmasını biz de savunduk. Ama bazı kurumların da özelleştirilmesi yine serbest ekonominin bir sonucudur, bir gereğidir. İşte bazı yollarımızda yap-işlet-devret modeliyle yapılıyor. Yani pek çok otoyolumuz, pek çok köprümüz, hatta havaalanlarımız da bu şekilde yapıldı.
STRATEJİK KURUMLAR VE ÖZELLEŞTİRMEYE BAKIŞ
Dolayısıyla hem özelleştirme hem yap-işlet-devret modelleri devletin, daha doğrusu hükûmetlerin kendi yasanın ve anayasanın kendine verdiği hakları kullanarak elbette ki uygulamaya soktuğu hususlardır.
Tabii burada muhalefet meseleyi çok daha farklı yansıtmaya kalkıyor. Biz de Büyük Birlik Partisi olarak stratejik kurumların özelleştirilmesine karşıyız. Mesela bir ASELSAN'ın, bir TUSAŞ'ın, ne bileyim benzer stratejik sanayi kuruluşlarının bunların özelleştirilmesini elbette biz de doğru bulmuyoruz.
Ama Türkiye'de daha önce benzerleri yapılmış özelleştirmeleri sanki ilk defa yeni bir özelleştirme yapılıyormuş gibi sunmak ya da takdim etmek bence çok da iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. Sadece bir siyaset, bir politika konusu olarak, malzemesi olarak bu yapılıyor.
TÜRK MİLLETİ VE DEVLETİ LEHİNE KARAR VURGUSU
Ve sizin söylediğiniz gibi de zaten şu anda bunlar resmîleşmiş ya da özelleştirilmiş de değil. Yani bu özelleştirmeler şu anda yapılmış değil. Belki de yapılmayacak. Ama sanki özelleştirilmiş gibi bunların tamamı bir günde bir hava estirilmeye çalışılıyor. Ben bunu da doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum.
Biz de konunun takipçisiyiz. Türk milletinin, Türk devletinin lehine olan bütün kararları destekledik. Biraz önce açıkladık. Milletin, devletin aleyhine olduğu hiçbir kararı da desteklemeyiz."
Sayın Destici, Geleneksel Sivas Gardaşlık Buluşması’na katıldı