Yükleniyor...
8 Ağustos 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Sayın Genel Başkanımızdan “Çerçeve Yasa Taslağı” açıklaması

Sayın Genel Başkanımız Mustafa Destici, MKYK Toplantısı öncesi “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” hakkında açıklamalarda bulundu. Sayın Genel Başkanımızdan “Çerçeve Yasa Taslağı” açıklaması

MKYK Toplantısı öncesi “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” hakkında önemli açıklamalarda bulunan Sayın Genel Başkanımız Mustafa Destici, teklifle ilgili partimizin görüşürünü kamuoyu ile paylaştı. Sayın Mustafa Destici açıklamalarında şunları söyledi:

"Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Salonda bulunan tüm arkadaşlarımıza bu basın toplantımıza teşrifleri için teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.

HUKUK POLİTİKALARI KURULU TOPLANTISI

Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım. Dün saat on birde, sabah on birde hukuk politikaları kurulu üyelerimizle bir araya geldik. İki ana gündem maddemiz vardı.

Birisi kurucu liderimiz Şehit Muhsin Başkanımızın ve onunla birlikte şehadete yürüyen arkadaşlarımızın şehadet süreçleri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ana soruşturma dosyasındaki çalışmalar, gelinen son durumu değerlendirdik. Arkadaşlarımızın yaptığı çalışmaları birlikte dinledik, istişare ettik.

MUHSİN YAZICIOĞLU SORUŞTURMASI

Bir kere daha Şehit Muhsin Başkanımızı ve onunla şehadete yürüyen yol arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyoruz. İlk günden itibaren sürecin tarafı ve takipçisiyiz. Bu süreç tüm şüpheleriyle aydınlatılıp bu elim hadisede kastı, kusuru olanlar hukuk önünde tümüyle hesabını verene kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Ve inanıyoruz ki görüyoruz ki bu sefer işin ucundan ciddi bir şekilde tutulmuştur. Ve Allah'ın inayetiyle de şüpheler ortadan kaldırılacak, süreç aydınlatılacak ve kastı, kusuru olanlar hesabını mutlaka ama mutlaka verecektir.

Büyük Birlik Partisi olarak 25 Mart 2009'dan bu yana sürecin hem siyasi olarak hem hukuki olarak hem de toplumsal ve camia olarak takipçisi olduk. Bundan sonra da hiçbir noktayı açık ya da eksik noksan bırakmadan kararlı bir şekilde takipçisi olmaya devam edeceğiz.

YÜKSEK DANIŞMA KURULU TOPLANTISI

Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; dün öğleden sonra saat 14.30'da da partimizin Yüksek Danışma Kurulu üyeleriyle bir araya geldik. Burada da Terörsüz Türkiye süreci ve bu sürece bağlı olarak Mecliste dün gece Adalet Komisyonu'nda kabul edilen yasa teklifini ve süreci değerlendirdik. Yüksek danışma kurulu üyelerimizin bu konudaki görüş ve önerilerini, fikirlerini dinledik ve kayıt altına aldık.

Dünkü son toplantımızı Başkanlık Divanı kurulu üyelerimizle gerçekleştirdik. Ve bu toplantıda Hukuk Kurulumuzca hazırlanan ve kaleme alınan 13 sayfalık metni dün Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı eliyle Adalet Komisyonu'na gönderdik.

ADALET KOMİSYONU’NA GÖNDERİLEN METİN

Çalışma hem süreci özetliyor hem Büyük Birlik Partisi'nin ilkelerini içeriyor hem Büyük Birlik Partisi'nin bu yasa teklifinde gördüğü eksiklikleri, noksanlıkları, olumsuzlukları da çok net bir şekilde ifade ediyor. Bunu dün komisyona gönderdik.

Ve ümit ediyorum ki komisyonda tamamlandığında görüyoruz, yasa mevcut hâliyle komisyondan geçti. İnşallah Genel Kurulda bizim bu teklifimiz değerlendirmeye alınır ve eksiklikler, noksanlıklar, daha doğrusu olumsuzluklar giderilir diye ümit ediyoruz.

h()

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN SİYASİ SORUMLULUĞU

Kurulduğundan beri Büyük Birlik Partisi olarak, yapıcı ve yol gösterici bir siyaset izleyen bir siyasi parti olarak doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen bir siyasi parti olarak açık yüreklilikle bu yasa teklifiyle ilgili görüşlerimizi de çok net bir şekilde ifade ettik.

Çünkü burada bir tarihî sorumluluk yaşıyoruz. Dolayısıyla da burada susamayız. Burada fikrimiz, düşüncemiz neyse, neye inanıyorsak, neyi doğru görüyorsak ve neyin yapılmasını doğru görüyorsak bunları söylemekle mükellefiz.

Biz nasıl olsa Mecliste değiliz. Dolayısıyla da bir sorumluluğumuz da yok. Onun için kenarda duralım, bekleyelim anlayışına sahip değiliz. Büyük Birlik Partisi her konuda, Türkiye'yi ve Türk milletini ilgilendiren her konuda konuşur ve konuşmaya devam edecek. Hele ki böylesine önemli bir meselede susmak, sessiz kalmak asla bize de yakışmaz, doğru da değildir.

ALPEREN OCAKLARI VE MERKEZ KARAR TOPLANTISI

Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları. Bugün de sabah Alperen Ocakları Vakfımızın yönetimiyle bir araya geldik. Aynı gündem maddelerini onlarla da konuştuk, onlarla da istişare ettik. Ve şimdi siz kıymetli Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimizle birlikteyiz.

Basına açık bölümümüzden sonra inşallah sizlerle de kapalı bölümde gündemimizdeki konuları konuşacağız ve daha geniş bir şekilde istişare edeceğiz. Onun için sizlere de bir kere daha hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını Cenabıhak'tan niyaz ediyorum.

ŞEHİTLER VE GAZİLER İÇİN MESAJ

Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; bugün 8 Ağustos 2012 tarihinde Şırnak Beytüşşebap ilçesinde şehit düşen Sivas Şarkışla Akçakışla'dan piyade uzman çavuş Yıldırım Kuzucular ve onunla birlikte tüm şehitlerimizi de rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum.

Yakınları partimizdeler. Kendilerine de hoş geldiniz diyorum. Ve tüm şehit ailelerimize ve gazilerimize de saygılarımızı, hürmetlerimizi iletiyorum.

ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİN SOSYAL HAKLARI

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne şehit ailelerin ve gazilerin sosyal haklarının iyileştirilmesiyle ilgili verilmiş bir kanun teklifi var. Elbette ki şehitlerimizin geride bıraktığı ailelerle ilgili her iyileştirmeleri biz sonuna kadar destekliyoruz. Gazilerimiz için de aynı şey geçerlidir.

Burada geçtiğimiz haftalarda da ifade ettim. Şehitlerimizin geride bıraktıklarına ne kadar sosyal hak versek, daha doğrusu ne versek yine şehitlerimizin hakkını ödeyemeyiz. Gazilerimizin hakkını ödeyemeyiz.

ER VE ERBAŞ GAZİLERİN TALEPLERİ

Onun için bu kanun teklifini elbette destekliyoruz ama eksik bulduğumuzu da ifade ediyoruz. Sıhhiye'de de yaklaşık iki haftadır oturma eylemi düzenleyen er, erbaş gazilerimiz var. Bunların taleplerini geçtiğimiz haftaki basın toplantımızda sizinle paylaştım. Ve buradan o zaman detaylı bir şekilde anlattım.

Buradan bir kere daha hiç lafı uzatmadan söylüyorum. Hiç ikiletmeden söylüyorum. Kardeşim, ne istiyorlarsa verelim. Bu kadar basit. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin karşılayamayacağı şeyler değil. Nihayetinde binlerle ifade edilen, sayısı az ama manası büyük bir topluluktan bahsediyoruz. Anlamı büyük bir topluluktan bahsediyoruz.

Gazilerimiz bizim için aynen şehitlerimiz gibi kutsaldır. Çünkü onlar da şehitliği göze alarak bu mücadeleyi vermişlerdir. Ama kimisi şehit olmuştur, kimisi gazi kalmıştır. Gazi olmuştur. Onun için ne talep ediyorlar? “Emredersiniz, başımızın üstünde yeriniz var.” deyip taleplerinin tamamını karşılamayı teklif ediyoruz.

Şehitler arası bir statü farklılığından bahsediyorlar. Gaziler arası bir statü farklılığından bahsediliyor. Bu farklılığın ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Evvelen bir de talepleri bu. Bununla ilgili hızlı bir düzenleme yaparak bu taleplerinin de süratle yerine getirilmesini beklediğimizi de buradan açık yüreklilikle ifade ediyor, tekrar tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyoruz. Hayatını kaybeden gazilerimizi rahmet ve şükranla yâd ediyoruz ve hayatta kalan gazilerimize de bir kez daha şükranlarımızı, saygılarımızı, muhabbetlerimizi ve hürmetlerimizi iletiyorum.

TERÖRLE MÜCADELEDE BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN DURUŞU

Değerli kardeşlerim, kıymetli basın mensupları; terörle mücadele konusunda Büyük Birlik Partisi 40 yıldır, Büyük Birlik kadroları 40 yıldır nerede duruyorsa bugün de orada duruyor. Büyük Birlik Partisi kurulduğu 29 Ocak 93'te nerede duruyorsa bugün de orada durmaktadır.

Büyük Birlik Partisi'nin duruşu ilkesel bir duruştur. Bu ilkesel duruşunu her şart ve her zamanda devam ettirmiştir. Bugün de devam ettirmektedir. Çünkü Büyük Birlik Partisi zamana göre, zemine göre, şarta göre söylem ve duruş belirleyen bir siyasi parti değildir. Büyük Birlik Partisi ilkesi neyse onu savunur ve sonuna kadar onunla ilgili de mücadelesini yapar. Bu böyle olmuştur ve böyle olmaya devam edecektir.

Bu konuda da partimizin ilkesel çerçevesini hatırlatma babında siz kıymetli basın mensuplarımızla da konuşuyorum.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN TEMEL İLKELERİ

Büyük Birlik Partisi kuruluşundan bu yana terör ve terörle mücadele meselesinde değişmeyen bir çizgi izlemiştir. Bu çizginin temel unsurları şunlardır:

Birinci ilkemiz, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü asla ve kata tartışma konusu yapılamaz. Anayasanın ilk dört maddesi, üniter devlet yapısı, tek bayrak, tek dil, tek vatan ve tek millet anlayışı partimiz açısından müzakereye kapalıdır.

İkinci ilke, terörle ve teröristle müzakere edilmez. Devlet otoritesi hiçbir surette pazarlık konusu yapılamaz. Devletin ceza politikası bir terör örgütünün fiilî tercihine göre şekillenemez.

Üçüncü ilkemiz, şehit ve gazi hukuku dokunulmazdır. Şehit ailelerinin, gazilerimizin ve terör mağdurlarının adalet beklentisi hiçbir siyasi hedefin gerekçesi olamaz. Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez.

Dördüncü ilkemiz, ceza adaletinin caydırıcılığı mutlaka korunmalıdır. Partimiz kişilere karşı işlenen suçlar bakımından dahi af düzenlemelerine öteden beri karşıdır. Terör suçları bakımından bu karşılık ilk önce geçerlidir. Büyük Birlik Partisi affı değil, teröristler için idamı getirecektir.

Beşinci ilkemiz, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı esastır. Yürütmenin yargısal süreçler üzerindeki, hangi siyasi amaca hizmet ederse etsin, partimiz açısından sakıncalıdır. Yürütmenin yargısal süreçler üzerindeki etkisini artıran her düzenleme, hangi siyasi amaca hizmet ederse etsin, partimiz açından doğru görülmemektedir.

Altıncı ilkemiz, fesih ve nedamet koşulsuz ve doğrulanabilir olmalıdır. PKK ve bütün türevleri resmen feshedildiğini, tamamen silahtan arındırıldığını ya da silah bıraktığını, Türkiye ve bölge coğrafyasındaki bütün yapılanmalarını tasfiye ettiğini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı üzerinde hiçbir ayrılıkçı hedef taşımadığını açık ve geri dönülmez biçimde ilan etmedikçe ve bunun sahada somut, doğrulanabilir karşılığı görülmedikçe bu yapılara doğrudan veya dolaylı hiçbir imtiyaz asla ve kata tanınmamalıdır.

ADALET KOMİSYONU’NA SUNULAN DEĞERLENDİRMELER

Tabii Adalet Komisyonu'na gönderdiğimiz metinde maddeleri tek tek irdeledik. Bununla ilgili düşüncelerimizi ifade ettik. Ama burada birkaç konuyu da siz kıymetli basın mensuplarımız aracılığıyla kamuoyumuzla paylaşmak isteriz. O da şudur:

Birincisi, cezanın şahsiliği ve kusur ilkesi. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri herkesin yalnızca kendi fiilinden sorumlu olmasıdır. Anayasa madde 38'e 7. Kusur ilkesi ise cezanın failinin kusuruna göre belirlenmesini gerektirir.

Teklifli ise bireyin hukuki durumu büyük ölçüde terör örgütünün kolektif davranışına bağlanmaktadır. Kişi yani terörist, terör örgütü üyesi pişmanlık göstermemiş, nedamet beyan etmemiş, hatta fiilini savunmaya devam ediyor olsa dahi örgüt silah bıraktığı ve Millî Güvenlik Kurulu kararı yayımlandığı takdirde düzenlemelerden yararlanabilecektir bu kanuna göre, teklife göre.

ETKİN PİŞMANLIK VE KUSUR İLKESİ ELEŞTİRİSİ

Teklif, merî hukukumuzdaki etkin pişmanlık kurumundan yani TCK madde 221'den tam olarak bu noktada da ayrılmakta ya da ters düşmektedir. Türk Ceza Kanunu madde 221, örgütten ayrılma iradesinin ortaya konulmasını, teslim olmayı, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermeyi yani bireysel ve doğrulanabilir bir davranışı şart koşarken teklifteki çerçeve hukuki sonucu bütünüyle örgütün kolektif tercihine bağlamaktadır.

Bu tercih ceza hukuku dogmatiği bakımından klasik kusur teorisinden uzaklaşma anlamına gelmektedir. Nedamet getirmemiş yani pişmanlık ifade etmemiş, fiilinden pişmanlık duymamış kişilerin salt terör örgütünün stratejik tercihi nedeniyle soruşturmadan ve cezadan kurtulması ihtimali kabul edilebilir bir durum değildir.

AF KAVRAMI VE HUKUKİ SONUÇLAR

Teklif genel af veya özel af kavramlarını kullanmamaktadır. Anayasanın 87. maddesinde öngörülen nitelikli çoğunluk aranmamakta, mahkûmiyet hükümleri hukuken varlığını korumaktadır. Ancak sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde tablo şudur:

Soruşturma ve kovuşturma ertelenmekte, süre sonunda kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilmektedir. Ayrıca kesinleşmiş cezanın infazı ertelenmekte, süre sonunda ceza infaz edilmiş sayılmaktadır. Yine tutukluluk ve adli kontrol kaldırılmakta, hükümlüler cezaevinden çıkmaktadır. Nihayet hak yoksunlukları da kaldırılabilmektedir.

DÜZENLEMENİN SONUÇLARI VE FİİLÎ AF TARTIŞMASI

Bir düzenlemenin adı değil, doğurduğu sonuç önemlidir kıymetli kardeşlerim. Sonuçta ne oluyor biz ya da ne olacaktır? Bizim bunu öngörerek davranmamız gerekir. Bu sonuçlar zinciri hukuken af olarak nitelendirilmese bile fiilen affa eş değer bir netice üretecektir.

Partimizin kişilere karşı işlenen suçlar bakımından dahi af düzenlemelerine öteden beri karşı olduğu dikkate alındığında terör suçları bakımından böyle bir sonucun kabul edilmesi asla mümkün değildir. Ayrıca cezaevlerinde de bu bir rahatsızlık yaratacaktır. Yani bir kesime, hele ki 40 yıldır devlete silah çekmiş bir kesimin mensuplarına yani teröristlere, adı af olmasa bile kanun yasalaştığı anda dışarı çıkacakları için fiilî af olduğu, af gerçekleşecektir.

O zaman cezaevindeki diğer suçlular, hırsızlık yapanlar, adam yaralayanlar, trafikte suç işleyenler, onlar da diyecektir ki: “Biz niye buradayız? Teröristler çıkıyor, biz niye buradayız?” diyecektir. Yani böyle bir rahatsızlığı doğuracağı da kesin, açık ve nettir.

AF KONUSUNDA BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN GÖRÜŞÜ

Büyük Birlik Partisi'nin af konusundaki görüşü nettir. Biz kişilerin kişilere karşı işlediği suçlarda özellikle asla affı doğru bulmuyoruz. Burada adam öldürmemiş. Bu kapsam dışında, adam öldürenler kapsam dışında. Peki öldürmek için ateş etmiş, ölmemiş ama bacağını kaybetmiş, kolunu kaybetmiş, gözünü kaybetmiş. Şimdi onlar bundan nasıl yararlanabilir? Biz bunu soruyoruz.

Bu tespit aynı zamanda anayasal bir soru da doğurmaktadır. Soru şudur: Anayasanın 87'nci maddesindeki nitelikli çoğunluk şartı, af sonucunun adı değiştirilerek aşılabilir mi? Bu sorunun olası bir anayasallık denetiminde gündeme gelmesi de kanaatimizce kuvvetle muhtemeldir.

SAHADAKİ SOMUT GERÇEKLER VE CEVAPSIZ SORULAR

Bir de kıymetli arkadaşlar, sahadaki somut gerçekler ve cevapsız sorular var. Hukuki sakıncaların ötesinde, sahadaki gerçekler görmezden gelinerek kurgulanan bir yasal çerçevenin başarıya ulaşması mümkün değildir. Teklifin birinci ve üçüncü maddeleri, bütün hukuki sonuçları örgütün fiilî varlığına son verdiğinin tespitine bağlamaktadır. O hâlde bu tespitin sahada neye karşılık geldiği de sorulmalıdır.

İşte biz bunları soruyoruz, millet adına soruyoruz. Şehitlerimizin, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin adına soruyoruz.
Bir: Örgüt uyuşturucu ticareti, haraç, Avrupa'daki kampanya gelirleri ve diğer finans kaynaklarından vazgeçmiş midir?
İki: Türkiye'de ve Avrupa'da yürütülen sempatizan yani örgüte üye toplama, kadro devşirme ve propaganda faaliyetleri sona ermiş midir?
Üç: Kandil'deki kamplarda ve diaspora yapılanmalarında militan eğitimi durdurulmuş mudur?
Dört: Başta ABD, İsrail, Fransa ve Yunanistan olmak üzere dış aktörlerin terör örgütüne ve uzantılarına yönelik silah, mühimmat ve istihbarat desteği tamamen sona ermiş midir?
Beş: Suriye’deki PYD/YPG yapılanması, silahlı unsurlarını ve idarî iddialarını tasfiye etmiş midir?
Altı: Örgüt, resmî bildiri ve yayınlarında ülkemizin bir bölümünü hâlâ “Kürdistan” olarak tanımlamaktan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını hedef alan ayrılıkçı emellerinden açık ve geri dönülmez biçimde vazgeçmiş midir?
Yedi: Teslim edilen silahların envanteri ile örgütün bilinen envanteri karşılaştırılmış mıdır? Sembolik bir teslim ile fiilî silahsızlanma arasındaki fark hangi ölçütle tespit edilecektir?

Bu soruların hiçbirine, ne teklif metni ne de gerekçesi cevap vermektedir. Teklif, bütün bu doğrulama yükünü tek bir cümleye — “güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Millî Güvenlik Kurulu Kararı” — havale etmiştir.

PKK VE TÜREVLERİNE İLİŞKİN SORULAR

Kıymetli kardeşlerim, sürecin başında ne denmişti? Şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz PKK terör örgütü tüm uzantılarıyla yani PKK, KCK, PYD, YPG, PJAK, daha ne kadar yavruları varsa hepsi kendini feshedecek ve hepsi silah bırakacak.

Bu teklifte PJAK'tan bahsedilmemektedir. Açıkça YPG ve PYD'den bahsedilmemektedir. Avrupa yapılanmasından bahsedilmemektedir. Biz bunları soruyoruz, hatırlatıyoruz, dile getiriyoruz ve en azından Genel Kurulda düzeltilmesini istiyoruz.

TÜREV YAPILANMALAR MESELESİ

Kıymetli kardeşlerim, bir diğer husus, türev yapılanmalar meselesi. Biraz önce bahsettim kısmen. Daha detaylı soruyorum. Bunlar ayrıca ele alınmalıdır. KCK, PJAK, PCDK, Tevgera Azadi ve PYD-YPG gibi onlarca türev yapının PKK'nın örgütsel ekosisteminin parçası olduğu gerçeği ortadadır. Bu ortadan kalkmamıştır. Bunlar birbiriyle bağını kesmemiştir.

Teklifin ikinci maddesindeki bağlı bütün oluşumlar ibaresi bu yapıları kapsama alıyor görünmekle birlikte hangisinin bu kapsamda sayılacağını belirleyecek merci ve ölçüt gösterilmemiştir. Örgütün tamamen dağıldığı yönündeki soyut beyanlar tek başına asla ve kata bir hukuki güvence sağlamaz.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN STRATEJİK HEDEFLERİ

Siyasi ve istihbari açıdan bakıldığında terör örgütü, sahadaki askerî sıkışmışlık nedeniyle silahla elde edemediği hedeflere yasal düzenlemeler aracılığıyla ulaşma arayışında görülmektedir. Bunun teklifin genel gerekçesini okuduğumuzda da ne görüyoruz? Sürecin bu yasa teklifiyle bitmeyeceği ve bunun arkasından başka tekliflerin, düzenlemelerin geleceği de ifade edilmektedir.

Dolayısıyla da arkasını henüz görmüş değiliz. Yani buzdağının arkasını görmüş değiliz. Onun için Büyük Birlik Partisi olarak ne dibini görmediğimiz suya gireriz ne arkasını görmediğimiz dağa göre bir hesap da yaparız. Bir duruş da belirlemeyiz.

Süreci nihai bir tasfiye değil, yani terör örgütü açısından söylüyorum, bu süreci nihai bir tasfiye değil; terör örgütü kadrolarına hukuki güvence kazandırıp mücadeleyi meşru ve siyasi zemine taşıyacağı aşamalı bir esneklik statüsünün başlangıcı olarak değerlendirdiğine dair açıklamalarda da bulunmaktadır. Bunun emarelerini de göstermektedir.

KAMU KURUMLARINA SIZMA RİSKİ

Bağımsız ve çok katmanlı doğrulama mekanizmaları kurulmadan atılacak adımlar, biçimsel bir silah bırakma görüntüsü altında örgüt kadrolarının kamu kurumlarına veya stratejik altyapılara sızma riskini beraberinde getirecektir. Teklifin yedinci maddesinin dördüncü fıkrasındaki hak yoksunluğunu kaldırma mekanizması, bu riski hukuken mümkün kılan bir kapı aralamaktadır. Buna da asla müsaade edilmemelidir.

Yani 40 yıldır devlete, askere, polise, öğretmene, kundaktaki bebeğe silah sıkmış birisi ne gelip Meclise girebilir ne de herhangi bir devlet kadrosunda yer alamaz. Hatta bize sorarsanız ne yapılması lazım? Bir kere dışarıdan hiçbir teröristin alınmaması lazım. İki, burada cezasını tamamlayanın da hemen sınır dışı edilmesi lazım. Yani ülke teröristlerden temizlenmesi lazım. Silahlısı da temizlenmesi lazım. Silahsızından da temizlenmesi lazım.

MAĞDUR HAKLARI VE ADALET BEKLENTİSİ

Meselenin bir de mağdur tarafı var. Hukuk devleti yalnızca fail bakımından değil, mağdur bakımından da adalet üretmekle mükelleftir. Teklifin en büyük eksikliklerinden birisi mağdurun metinde neredeyse hiç yer almamasıdır. 40 yılı aşkın mücadele, on binlerce şehidimiz, gazimiz ve terör mağdurumuz vardır. Bu insanların ve ailelerinin adalet beklentisi, bir hukuk devletinde siyasi hedeflere feda edilebilecek bir husus asla değildir ve olamaz.

Teklifin kasten öldürme suçlarını kapsam dışı bırakması bu bakımdan doğru ve korunması gereken bir tercihtir. Ancak gazilerimizi sakat bırakan ağır yaralama fiilleri, sivillerin hedef alındığı patlayıcı bomba saldırıları, kaçırma, alıkoyma ve fidye eylemleri, köy boşaltmaları ve zorla yerinden etmeler gibi suçlar bakımından teklif erteleme öngörmekte ve sürenin sonunda düşme kararı verilmesini içermektedir.

MAĞDURUN SÜREÇTE YER ALMAMASI

Mağdur bu süreçte hiçbir usulî imkâna sahip değildir. Görüşü alınmaz, davaya katılma hakkı işlevsiz hâle getirilir. Tazmin ve onarım öngörülmez. Hakikatin tespitine yönelik hiçbir mekanizma kurulmaz.

Karşılaştırmalı hukuktaki bütün ciddi örneklerde Kolombiya, Güney Afrika, Kuzey İrlanda, İspanya mağdur hakları sürecin merkezinde yer almıştır. İncelenen teklif bu yönüyle uluslararası tecrübenin de gerisindedir. Büyük Birlik Partisi açısından bu, teklifin en ağır siyasi kusurudur.

Hakikatin ortaya çıkarılması, mağdur haklarının yani şehit ve gazi haklarının korunması ve kamu vicdanının tatmini sağlanmadan kalıcı bir toplumsal uzlaşmadan asla söz edilemez. Şehit ailelerimizin adalet beklentisini göz ardı eden hiçbir düzenleme, adı ne olursa olsun toplumsal mutabakata hizmet etmez ve tarafımızca da kabul görmez.

EGEMENLİK, DIŞ MÜDAHALE VE ALGI YÖNETİMİ

Bir diğer husus egemenlik, dış müdahale ve algı yönetimi. Sürecin başından itibaren İmralı kaynaklı açıklamalar dâhil olmak üzere yürütülen ayrılıkçı propaganda, teklifin muğlak yapısıyla birleştiğinde tehlikeli bir algı üretmektedir.

Sanki 40 yılı aşkın terörle mücadele birikimine sahip devletimiz mağlup olmuş da terör örgütüyle müzakereye mecbur kalmış gibi bir izlenim, terör örgütü, terör örgütü mensupları ve özellikle de onun siyasi uzantıları tarafından dillendirilmektedir. Bu bir kere yalandır. Alçaklıktır. Bu, halkı gerçeğe aykırıdır. Kabul edilemez.

TERÖRLE MÜCADELEDE DEVLETİN ÜSTÜNLÜĞÜ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti terörle mücadelede PKK'yı ezmiş ve yok etmiştir. Bunun mimarı da elbette ki devletin başıdır, cumhurbaşkanıdır, iktidardır, hükûmettir, Cumhur İttifakı'dır, kahraman Türk ordusudur, Türk polisidir, güvenlik korucularıdır.

Bu dönemde terör örgütünün başı ezilmiştir, yok edilmiştir. Sınırlarımız içerisinde neredeyse bir tane silahlı terör örgütü artık barınamamaktadır. Gerçek budur. Gerçeğe göre hareket etmeliyiz. Dolayısıyla da diz çöken, yenilen, mağlup olan PKK'dır. Galip gelmiş gibi bir hava oluşturulmasına asla müsaade edilmemelidir.

Kanun teklifinin gerekçesinde de bu üstünlük zımnen de olsa ifade edilmektedir. Ancak metnin kurgusu hukuki sonuçları itibarıyla maalesef bir yönüyle aynı sonuçları vermemektedir.

DIŞ AKTÖRLER VE DİPLOMATİK TEDBİRLER

Ayrıca en önemli meselelerden birisi ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve bölge sorumlusu Tom Barak başta olmak üzere çeşitli uluslararası aktörlerin söylemleriyle tırmandırılan etnik ve mezhepsel hayatlarını hedef alan yönlendirmeler karşısında gerekli diplomatik ve hukuki tedbirlerin kararlılıkla alınması gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarını hedef alan dış müdahaleler karşısında uluslararası hukukun tanıdığı bütün meşru diplomatik imkânlar, gerektiğinde istenmeyen kişi ilan etmek uygulaması da dâhil olmak üzere tereddütsüz işletilmelidir. Bu husus teklifin doğrudan konusu olmamakla birlikte teklifin içinde değerlendirileceği siyasi çerçevenin de ayrılmaz bir parçasıdır.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NİN TUTUMU

Sonuç ve Büyük Birlik Partisi'nin tutumu: Büyük Birlik Partisi'nin bu meseledeki duruşu konjonktürel değil, dönemsel değil, ilkeseldir. Başta da ifade ettiğim gibi. Ve kuruluşundan bu yana da değişmemiştir ve değişmeyecektir.

Terörle ve teröristle müzakere edilmez. Mücadele edilir, ezilir ve yok edilir. Bu kadar. Devlet otoritesi pazarlık konusu yapılamaz. Devletin ceza politikası bir terör örgütünün fiilî tercihine göre şekillendirilemez. Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi asla kabul edilemez. İster sonu ölüm olsun ister yaralama olsun.

Şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve terör mağdurlarımızın hukuku her türlü siyasi hesabın üzerindedir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, üniter yapı, tek bayrak, tek dil ve tek millet anlayışı müzakereye kapalıdır.

İLKELER VE KANUN TEKLİFİNE BAKIŞ

Bir kere daha söylüyorum, başta da söyledim. Bu ilkeler herhangi bir kanun teklifinin lehinde veya aleyhinde tutum belirlenmesinden önce gelir. Yani bu ilkeler teklifin yanında mı, karşısında mı; bunlardan önce gelir. Bir kere de altını çizerek söylüyorum. Bu ilkelerimiz herhangi bir kanun teklifinin lehinde veya aleyhinde tutum belirlenmesinden önce gelir ve tutumu belirleyen çerçeveyi oluşturur.

Yukarıdaki bölümlerde ortaya konulan tespitler ışığında, incelenen kanun teklifinin mevcut hâliyle kabulü doğru değildir. Terörün sona ermesi milletimizin ve Partimizin en büyük arzusudur. Ancak bunun yolu, terör örgütüne hukukî imtiyaz tanımaktan değil; örgütü hukukun ve devletin karşısında tamamen çaresiz bırakmaktan geçer.

DEVLETE GÜVEN VE TERÖR ÖRGÜTÜNE GÜVENSİZLİK

Kıymetli kardeşlerim, bu süreç içerisindeki daha önceki açıklamalarımda da ifade ettim. Biz devletimize güveniyoruz. Biz devletimizin kurumlarına güveniyoruz. Cumhurbaşkanımıza, Cumhur İttifakı'mıza, hükûmetimize güveniyoruz. Ama biz hainlere asla ve kata güvenmiyoruz.

Ve şuna inanıyoruz -Bunu yaşayıp göreceğiz- : Bu kanun teklifi geçecek ve yeni taleplerde bulunacaklar. Onu kabul ederseniz başka taleplerde de bulunacaklar. Çünkü bunların kendi iradeleri yok. Bunlar Amerika-İsrail başta olmak üzere, emperyalistlerin ve Siyonistlerin uşaklarıdır. Bugün, “Silahını bırakmış gibi yap.” der, bırakmış gibi yapar. Yarın “Silahı tekrar eline al.” der, alır. Bugün “Türkiye'de eylem yapma.” der, yapmaz. Yarın “Eylem yap.” der, yapar. Bugün “Şu talepte bulun.” der, o talepte bulunur. Yarın “Bulunma.” der, bulunmaz. Bu gerçektir.

SİYASİ BÖLÜCÜLÜK VE TEMSİL TARTIŞMASI

Ve meselenin bir de diğer tarafı var. Daha önemli tarafı var. İki önemli tarafı var. Birincisi siyasi bölücülüktür. Siyasi bölücülükten vazgeçtiklerini söylememek gerekiyor. İkincisi bunlar bizim devletine bağlı, ülkesinin bütünlüğünden yana olan, milletin birliğinden yana olan Kürt kardeşlerimizin temsilcisi olarak gösterilmektedir. Asla kabul edilemez.

Ne PKK ne İmralı'daki bebek katili ne DEM Partisi bizim Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir. Bu ülkede yaşayan herkesin temsilcisiyiz. Daha da önemlisi bu ülkede yaşayan herkes Türkiye Cumhuriyeti Devletinin birinci sınıf vatandaşı ve Türk milletinin ayrılmaz bir parçasıdır.

KARDEŞLİK VURGUSU VE KAPANIŞ

Bizim din kardeşliği, İslam kardeşliği gibi bir gücümüz vardır. Allah bizi birbirimize kardeş etmiştir. Onun için bizim kardeşliğimizi ne PKK ne de onun uzantıları bozabilir ya da sağlayabilir. Onun için biz bu konuda netiz.

Teklifin en iyi taraflarından birisi nedir diye sorarsan, o da mesele “terör meselesi” olarak adlandırılmamıştır. YPG, PKK'nın ya da birilerinin dillendirdiği gibi Kürt meselesi olarak adlandırılmamıştır. Ve Kürt meselesi tanımı hiçbir yerinde geçmemektedir ve geçmemiştir.

Evet, kıymetli dava arkadaşlarım, kıymetli Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerimiz, değerli basın mensupları, kıymetli vatandaşlarım; bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Toplantımızın ve açıklamamızın hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.

Galeri
SONRAKİ HABER Partimizin Yüksek İstişare Kurulu toplandı Partimizin Yüksek İstişare Kurulu toplandı