Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu ile İYİ Parti Genel Merkezi'nde bir araya geldi. Bir saat boyunca baş başa görüşen Sayın Mustafa Destici ve Sayın Müsavat Dervişoğlu, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. İYİ Parti 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkan seçilen Sayın Müsavat Dervişoğlu'na hayırlı olsun dileklerini ileten Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Sayın Dervişoğlu ile uzun yıllardır arkadaş olduğunu ve bu ilişkiyi sürdürmeyi niyet ettiğini belirtti. Sayın Destici ayrıca, ayrı partilerde yer alsalar dahi Türk milletinin ortak çıkarları için çalıştıklarını da ifade etti.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN VARLIĞINA VE BİRLİĞİNE VURGU
Bütün siyasi mücadelesini Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milleti için sarf ettiğini belirten Sayın Destici, "Başkanımıza ve heyetine hayırlı olsun dileklerimizi iletmek için heyetimizle birlikte bu ziyareti gerçekleştirdik. 4. Olağan Kurultayı'nın İYİ Parti için, genel başkanı için, yönetimi için, camiası için, Türk siyaseti için ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bizler davası olan insanlarız. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığının birliği, hepimizin ortak payesidir. Siyasi mücadelemizi de bunun için veriyoruz. Ayrı partilerde olsak da ülkemiz için, milletimiz için, devletimizin bekası için bir araya geliriz, geleceğiz, konuşacağız ve elbette bu meseleleri istişare edeceğiz. Bizim 1986-1987'li yıllardan beri olan bir tanışıklığımız, bir dostluğumuz var. Aynı ocağın çorbasını içmişiz. Dolayısıyla ayrı partilerde görev yapmış olsak da bir dostluk ve kardeşlik hukukumuz var" diye konuştu.
DERVİŞOĞLU: GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNDUK
Baş başa yapılan görüşmede Türkiye gündemine dair fikir alışverişinde bulunduklarını ve bu ziyaretlerin ortak paydada devam edeceğini ifade eden Sayın Dervişoğlu ise, "Kendilerini genel merkezimizde ağırlamış olmaktan ziyadesiyle mutlu ve memnunum. Her görüşmede olduğu gibi Türkiye'nin genel meseleleriyle alakalı, sosyal durumumuzla ilgili yaşanan bu görüşmeler çerçevesinde görüş alışverişinde bulundum. Kendilerine de başarı dileklerimizi ilettik" diye konuştu. Ziyaret sonrası basın karşısında genel başkanlar tarafından yapılan açıklamalar şu şekilde:

MUSAVAT DERVİŞOĞLU: İADE-İ ZİYARETTE BULUNACAĞIZ
Büyük Birlik Partisi’nin değerli Genel Başkanı, sevgili dostum Sayın Mustafa Destici; dördüncü olağan kurultayımızdan sonra başarı dileklerini iletmek üzere partimizi ziyaret ettiler. Bu nazik ziyaret için hem şahsına hem heyetine, huzurunuzda teşekkür ediyorum. Kendilerini genel merkezimizde ağırlamış olmaktan ziyadesiyle mutlu ve memnunum.

Her görüşmede olduğu gibi Türkiye’nin temel meseleleriyle alakalı olarak; ekonomik durumu, sosyal durumu, işte yaşanan bu gelişmeler çerçevesinde görüş alışverişinde bulunduk. Çok faydalı ve doyurucu bir sohbet olduğunu size ifade edebilirim. Kendilerine de başarı dileklerimizi ilettik. Uygun bir takvim içerisinde iade-i ziyarette de bulunacağız.
Dediğim gibi zaten özel bir dostluğum da vardır kendileriyle. Bu görüşmeler mutat görüşmeler. Ama onun ötesinde işte Ramazan ayının da atmosferi var. Bu vesileyle aziz milletimizin Ramazan ayını tekrar tebrik ediyorum. Sofralarında bereket olsun temennisini tekrarlıyorum. Allah hepimizi de inşallah bayramına kavuştursun temennisiyle sözü kendilerine bırakıyorum.
MUSTAFA DESTİCİ’DEN RAMAZAN TEBRİĞİ VE DÜNYADAKİ ZULÜMLERE VURGU
Teşekkür ediyorum kıymetli başkanım. Kıymetli basın mensupları; öncelikle sizlerin ve aziz milletimizin, büyük Türk milletinin Ramazan-ı Şerif’ini; İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum. Cenab-ı Hak cümlemizi bu Ramazan’ın rahmetinden, bereketinden, mağfiretinden istifade ettiği kullarından eylesin, inşallah.
Tabii Doğu Türkistan’dan Filistin’e dünyanın pek çok noktasında zulüm ve gözyaşı, kan, işgal devam ediyor. İnşallah bunların da durmasına vesile olur. Vesile olmasını da yüce Allah’tan diliyoruz.

Bugün burada İYİ Parti, biliyorsunuz, dördüncü olağan büyük kurultayını yaptı. Biz de kıymetli başkanımıza, dostumuza ve heyetine, yönetimine hayırlı olsun dileklerimizi iletmek için heyetimizle birlikte bu ziyareti gerçekleştirdik.
Tekrar dördüncü olağan kongrenin İYİ Parti için; genel başkanı için, yönetimi için, camiası için, Türk siyaseti için, ülkemiz için hayırlı olmasını bir kez daha Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum ve kendilerine başarılar diliyorum.
Sayın Genel Başkan da ifade ettiği gibi, tabii hayırlı olsun ziyareti çerçevesinde ülke gündemindeki konuların da bir kısmını ele alma fırsatı bulduk. Dünya gündeminden de bazı konular tabii buna dâhil.
Çünkü neticede bizler ülküsü olan, davası olan insanlarız. Dolayısıyla da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığı, ülkesinin bütünlüğü, milletinin birliği hepimizin ortak gayesidir. Siyasi mücadelemizi de bunun için veriyoruz. Ayrı partilerde olsak da elbette ülkemiz için, milletimiz için, devletimizin bekası için bir araya geliriz; geleceğiz, konuşacağız ve elbette bu meseleleri de istişare edeceğiz. Bugün de bunu gerçekleştirdik.
Ben nazik ev sahiplikleri için, misafirperverlikleri için... Tabii Ramazan dolayısıyla bir şey ikram ettiler; alacağımız baki. Yani o alacağımız duruyor. Bayramdan sonra inşallah. Onu tabii latife olsun diye söyledim. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.
Sayın Genel Başkan kendisi de ifade etti; bizim 60-87’li yıllardan beri olan bir tanışıklığımız, bir dostluğumuz var. Aynı ocağın çorbasını içmişiz. Dolayısıyla da aynı partilerde görev yapmışız. Onunla birlikte de bir dostluk, kardeşlik, ağabey-kardeşlik hukukumuz var. Dolayısıyla da bu hukuka istinaden biz hiç kopmadık; sürekli görüşüyoruz zaten. Dolayısıyla da bu görüşme de benim açımdan bu anlamda da kıymetlidir, değerlidir.
Sadece genel başkan değil; İYİ Parti yönetimi içerisinde çok yakından tanıdığımız, geçmişte dostluklarımız olan arkadaşlarımız var, kardeşlerimiz var; hem genel merkezde hem teşkilat yönetiminde. Dolayısıyla da biz bu kardeşlik, arkadaşlık hukuku içerisinde Türkiye için, Türk milleti için elbette ayrı partilerde olsak da bu mücadelede birlikteyiz. Onun için ben kendilerine tekrar hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE ALİCAN ULUDAĞ’IN TUTUKLANMASI TARTIŞMASI
Gazeteci Alican Uludağ’ın Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla tutuklandığının hatırlatılması üzerine Sayın Musavat Dervişoğlu şunları söyledi:

“Biliyorsunuz bu konularla ilgili bizim duruşumuz oldukça net. Sayın Cumhurbaşkanı’na hakaretten bir gazetecinin tutuklanmış olması hâli kabul edilebilecek bir şey değil. Devleti yönetenler kimsenin kaleminden korkmamalı.
Sayın Cumhurbaşkanı’na tehdit, hakaret; bir gazetecinin yapmaması gereken de bir iş. O konuda basın mensubu arkadaşlarımızın da azami ölçüde özen gösterdiğini biliyorum, dikkatli davrandıklarını biliyorum. Ama sanki birisini içeriye atmak için, özellikle basından; gazetecilikten, gazetecilik mesleğini ifa edenlerden böyle bakıp bir kusur, kabahat arayan bir yönetim anlayışı varmış gibi görülüyor.
Umarım ki tutukluluğu kısa bir süre sürsün; uzun süreceğini de çok fazla zannetmiyorum. Bu tür tutuklamalar aslında basını susturmaya yönelik, aykırı sesin çıkmasını engellemeyi amaçlayan uygulamalar. Dolayısıyla bundan bu ülkeye bir fayda çıkmaz.
Bir sürü olaylar yaşanıyor Türkiye’de. Savcıları ve adalet müessesesini gerçek alanlarda daha dikkatli işler yapmaya davet ediyorum. Takip edeceğim süreci. Mahiyetini çok da bilmiyoruz yani.”
MUSTAFA DESTİCİ: CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET, DÜŞÜNCE HÜRRİYETİ SAYILMAZ
Sayın Genel Başkanımız Mustafa Destici ise Alican Uludağ’ın tutuklanmasıyla ilgili şunları söyledi:

“Ben de şunları ifade etmek istiyorum sorunuz üzerine. Elbette ki biz de fikir hürriyetinden, basın hürriyetinden, herkesin fikrini, düşüncesini serbestçe ifade etmesinden yanayız. Sonuna kadar bunu savunuyoruz.
Ama ülkemizde maalesef fikir hürriyeti adı altında, ya da sizleri tenzih ederim; basın, düşünce hürriyeti adı altında başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere işte bir kısım bakanlara, hatta bizlere ağır hakaretler ediliyor, tehditler ediliyor.
Siz, yani kendi fikrine saygı bekleyenler; siz bir şey ifade ettiğiniz zaman, siz bir şey söylediğiniz zaman sizinle ilgili her şeyi söyleyebiliyorlar. Türkiye’de bir hukuk sistemi var, Anayasası var, kanunları var. Elbette herkes konuşurken, karşısındakini itham ederken; hakaret etmeden, küfür etmeden, aşağılamadan cümlelerini kurmasını becermesi lazım. Yani basın mensuplarının da bu konuda daha hassas olması lazım.

Eğer birisi Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na açıktan hakaret ediyorsa bu düşünce hürriyeti sayılmaz.
Sayın Cumhurbaşkanıyla Amerika ziyaretimizde benzer bir durum yaşandı. New York Times’ın bütün kadrosu geldi, masanın karşısına oturdu. Sayın Cumhurbaşkanı var. Birkaç bakan arkadaş var, ben varım, başka arkadaşlar var. Benzer şeyleri sordular. Dediler ki: ‘Efendim, işte Türkiye’de tutuklu basın mensupları var, gazeteciler var. Bu hususla ilgili ne söylüyorsunuz?’
Cumhurbaşkanımız dedi ki: “‘Bana bir tane gazetecilik mesleğinden dolayı tutuklanmış olan birisini söyleyin, ben de size bunun cevabını vereyim.’ dedi. O 8-10 kişilik New York Times heyetinden birisi de çıkarıp ‘Şu isim gazetecilikten dolayı tutuklandı.’ demedi, diyemedi yani. Çünkü pek çoğu terör örgütü üyeliğinden ya da işte bu tür hakaretten, küfürden tutuklanmış insanlardı.
Burada da benzer bir durum var. Yani yüzlerce, binlerce gazeteci var. Niye birkaç tanesinin başına geliyor bu işler? Çünkü ölçüleri yok. İki; bir de kahraman olmak istiyor bazıları. Çünkü birileri giriyor, birkaç ay yatıyor, çıkıyor, kahraman oluyor. Yani bir de bu yol tercih edildi son dönemde.
Ben şahsen herkes fikrini söylemeli ama kimse de kimseye hakaret etmemeli. Hakaret eden de cezasına katlanmalı.”
BAKAN YARDIMCISI ATAMALARI
Dün gece bakan yardımcılıklarına atamalar yapıldığının hatırlatılması üzerine Sayın Musavat Dervişoğlu şunları söyledi:

“Değerlendirme yapmaya gerek yok. Çünkü ne bekliyordunuz ki? Yani İstanbul Cumhuriyet Savcısını Adalet Bakanı olarak tayin eden, iddianamesini yazdığı davanın hâkimlerinin amiri konumuna taşıyan bakış açısından ne umuyorsunuz ki?
Yani bu tür sorular da... Kimseyi töhmet altında bırakmayalım, kimseyi de üzüp kırıp dökmeyelim ama bu uygulamalar maalesef kamuoyunda tartışılır uygulamalar olarak karşımıza çıkıyor. Devletin görevi de bir şeyi yaparken devleti tartışılmaktan korumak olmalı. Ama görüyor ve gözlemliyoruz ki alınan her karar partizanlık boyutunda ele alınmak durumunda kalıyor.
Buna dikkat etmesi gerekenler, bu ülkeyi yönettiğini zannedenlerdir. Bu soruların muhatabı da onlardır.”
MUSTAFA DESTİCİ: ARKADA TOKALAŞIP ‘HAYIRLI OLSUN’ DİYORSUN, GELİP MECLİS KÜRSÜSÜNÜ İŞGAL EDİYORSUN
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici ise bakan yardımcılıklarına yapılan atamalara ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Bunları doğru bulanlar olabilir, eleştirenler olabilir. Yani buna saygı duyarım. Ama kimsenin hakaret etme hakkı yoktur ya da aşağılama hakkı yoktur. Ben genel olarak fikrimi ifade ediyorum.
Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin Mecliste yaptığı şey... Arkada tokalaşıyorsun, hayırlı olsun diyorsun; geliyorsun, sonra Meclis kürsüsünü işgal ediyorsun. Böyle samimiyetsizlik olur mu yani? Bu bir samimiyetsizlik.
Sonra Sayın Cumhurbaşkanı’nın yetkisi var; kararnameyle bu atamaları gerçekleştiriyor. Şimdi Akın Gürlek’i eleştirenler var; onlar kendi cephesinden eleştiriyor.
Ben mesela cephemden baktığım zaman; yani cephem dediğim kendi siyasi görüşümden ya da duruşumdan, partimden, milletin önemli kısmının baktığı yerden baktığımda... Biz kimseyi peşinen yolsuzlukla itham etmiyoruz. Bu operasyonlar başladığında da benim ilk açıklamam, sizler de şahitsiniz; ne dedik? Her şey hukuk ve demokrasi içinde yürüsün ve masumiyet karinesi korunsun.
Ama birisi de yolsuzluk yapmışsa, Beytülmale el uzatmışsa; konumundan dolayı herhâlde o da görmezden gelinecek değil. Mutlaka ona da dokunulacak. Yapılan işleri böyle değerlendiriyoruz. Neticede suçsuzsa, sonuçta kararı savcı değil; mahkeme verecek, hâkim verecek, sonuçta kararı.
Son yapılan operasyonlara bakıyorsunuz; efendim uyuşturucuyla mücadele, bahisle mücadele, kara para aklama... Buralarla ilgili de alkışlamak gerektiğini düşünüyorum şahsen. Bir yere, yani arı kovanına çomak soktu Sayın Başsavcımız ve yeni bakanımız. İstanbul’un göbeğinde ne melanetler işleniyormuş da kimsenin haberi yokmuş ve kimse de hukuken bunların üstüne gitmemiş.”
TERÖRLE MÜCADELE, KOMİSYON VE KIRMIZI ÇİZGİLER
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Terörle Mücadele konusunda ise şunları kaydetti:

“Çarşamba gününde söyledim, şimdi de söylüyorum. Başından itibaren bizim ilkeli bir duruşumuz var. Biz, biliyorsunuz, terör ve teröristle müzakere olmayacağını; mücadele edilerek yok edileceğini başından beri söylüyoruz. Bu komisyonda yokuz. Dolayısıyla da burada; başta umut hakkı, genel af, 66. maddeden taviz ya da işte Türkçemizin yanına başka bir dilin eklenmesi gibi bu üç temel hususta biz asla taviz verilmesinden yana değiliz. Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de bu tavizi vermeyeceğine inanıyoruz. Bu sürecin de takipçisiyiz.”
Genel Başkanımızı Sayın Destici, İçişleri Bakanımız Sayın Çiftçi'yi ziyaret etti
ÖNCEKİ HABER
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, ESYAV'ın iftar programında konuştu