Sayın Genel Başkanımızın açıklaması şöyle:
12 Eylül 1980, Türk siyasi tarihinin takvimde kalmış sıradan bir gün değildir.
12 Eylül; milletin iradesine silah doğrultulduğu, hukukun emir-komuta zincirine bağlandığı, Meclis’in kapısına kilit vurulduğu ve milletimizin kendi geleceğini tayin etme hakkının gasbedildiği karanlık bir dönemin adıdır.
O sabah yalnızca tanklar yürümedi; milletin hür iradesi çiğnendi.
Yalnızca Parlamento susturulmadı; Türkiye’nin sözü, düşüncesi ve geleceği susturulmak istendi.
12 Eylül, devleti ele geçirmekle yetinmemiş; milletin hafızasını budamaya ve gençliğin idealizmini yok etmeye yönelmiştir. Bu ülkenin evlatları önce birbirlerine düşürülmüş, ardından bu çatışma ortamı gerekçe gösterilerek millet iradesine el konulmuştur.
Sağdan ve soldan gençler idam edilmiş, ocaklara ateş düşmüş; binlerce insan cezaevlerinde ve işkencehanelerde insanlık onuruyla bağdaşmayan muamelelere maruz bırakılmıştır.
Darbeciler adalet dağıtmamış, korkuyu eşit dağıtmıştır.
İdam sehpalarını bir denge vasıtası, hukuku darbe düzeninin meşruiyet aracı hâline getirenler, Türkiye’nin vicdanında kapanması mümkün olmayan yaralar açmıştır.
12 Eylül zindanlarının acısını en ağır biçimde yaşayanlardan biri de şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’dur.
Muhsin Başkan, herhangi bir mahkûmiyet hükmü bulunmadan gençliğinin yedi buçuk yılını cezaevinde geçirmiş; Mamak’ta zulme ve haksızlığa maruz bırakılmıştır. Fakat oradan kinle değil, milletine ve devletine duyduğu sarsılmaz bağlılıkla çıkmıştır.
Çünkü onun mücadelesi devletle değil, devleti milletin iradesinden koparan anlayışla olmuştur. Gördüğü zulme rağmen devletine düşman olmamış; devlet adına zulmedenler karşısında da hiçbir zaman susmamıştır.
Bizim 12 Eylül karşısındaki duruşumuzun ahlaki kaynağı işte budur.
Biz devleti yıpratmak isteyenlere de devleti kullanarak millete zulmedenlere de karşıyız. Çünkü devlet milletindir, Meclis milletindir; egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Hiçbir makam ve hiçbir vesayet odağı kendisini millet iradesinin üzerinde göremez.
Sandığın verdiği yetkiyi ancak yine sandık geri alabilir.
12 Eylül’le gerçek anlamda hesaplaşmak, darbecileri kınamakla sınırlı değildir. Gerçek hesaplaşma; millet iradesini üstün kılmak, hukuku hiçbir gücün emrine vermemek ve vesayetçi zihniyetten bütünüyle arınmış sivil bir anayasa meydana getirmektir.
Darbenin sağcısı, solcusu; iyisi veya meşru olanı yoktur. Darbecilik, hangi gerekçenin arkasına saklanırsa saklansın, millete ait egemenlik hakkının gasbedilmesidir.
Büyük Birlik Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de darbelerin, muhtıraların ve her türlü vesayetin karşısındayız. Devletin sahibi millettir; milletin iradesinin üzerinde hiçbir irade yoktur.
Tankların açtığı yol demokrasiye değil, daima karanlığa çıkar. Hiçbir darbe, milletin hür iradesinden daha güçlü değildir.
12 Eylül’ün yıl dönümünde, hayatını kaybeden ve zulme uğrayan vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Başta şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, zindanlarda inancını, şahsiyetini ve vatan sevgisini koruyan bütün dava insanlarını saygı ve minnetle yâd ediyorum.
Sayın Destici, Kocaeli'nde basın toplantısı düzenledi
ÖNCEKİ HABER
Sayın Mustafa Destici, Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti