Yükleniyor...
8 Mart 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Ankara'da iftar programında konuştu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Ankara İl Başkanlığımız tarafından düzenlenen "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" iftar programına katıldı. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Ankara'da iftar programında konuştu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Ankara'da düzenlenen "Birliğin ve Kardeşliğin Sofrası" iftar programına katılarak bir konuşma yaptı. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin konuşması şu şekilde:

"Kıymetli hanımefendiler, değerli milletvekillerimiz, şehitlerimizin kıymetli aileleri, gaziler, vaktimizin genel başkanı ve kıymetli gazilerimiz, sivil toplum örgütlerimizin değerli temsilcileri, kıymetli basın mensuplarımız; yüreği vatan, millet, din, devlet, ezan, bayrak sevgisiyle dolu olan kıymetli dava arkadaşlarım, Alperen kardeşlerim, bizleri sosyal medya hesaplarından ve televizyon ekranlarından takip eden kıymetli vatandaşlarım; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Hayırlı akşamlar, hayırlı ramazanlar, hayırlı iftarlar diliyorum. Ramazan ayının cümlemize rahmet, bereket, huzur ve mutluluk getirmesini bir kez daha Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Kıymetli kardeşlerim, değerli hanımefendiler; bugün Dünya Kadınlar Günü. Bu vesileyle hanımefendilerimizin, kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Hepsine sağlık, mutluluk, güven ve huzur niyaz ediyorum.

Bu toplantıyı gerçekleştirerek sizlerle bizleri buluşturan tüm kardeşlerimize, Ana Kademe ve Kadın Kolları Başkanımız ve yönetimine, il temsilcilerimize, Ankara İl Başkanımız ve il yönetimine ve bu salonu dolduran kıymetli hanımefendilere, kıymetli misafirlerimize sizlerin huzurunda bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Programımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE CEZALAR

Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; kadınları hedef alan şiddetle ilgili açıklama yapan siyasetçilerden biriyim. Netice alana kadar, iktidarda kimin olduğuna bakmadan, kadınlarımızın ve kadınlarımızın mağduriyetlerinden utanç duyan tüm erkeklerin hakkın, hakikatin sözcüsü olmaya devam edeceğiz.

Yıllardır herkesin önünde duran ama görmezden gelinen gerçeği açık, kısa ve net bir şekilde dile getiriyoruz. Şayet bir suça engel olamıyorsanız, yapmanız gereken ilk iş o suça dair cezaları gözden geçirmek olmalıdır. Adli tedbirleri ve cezaları bir an önce artırmalıyız.

Ne kadar artıracağız? Kadına saldıran, zarar veren, taciz eden, yaralayan, öldüren; karşılaşacağı akıbeti hatırlayıp vazgeçecek duruma gelene kadar artıracağız. Üç yaşında, beş yaşında çocukları kaçırıp tecavüz eden sinsi sapıkları ipte sallandırana kadar artıracağız.

HUKUK, İDAM VE TAHLİYESİZ MÜEBBET

Kıymetli kardeşlerim; hukuk, eğer bir toplumu korumuyorsa, bir süre sonra o toplumda suç yerine hukuk tartışılır hâle gelecektir. Sadece bizim gündeme taşıdığımız idam ve tahliyesiz müebbet hapis cezası boş bir hamaset değil; bu gerçeklerin arasında duran bir mecburiyettir.

Milletimize, tarihe karşı açık ve dürüst olmak zorundayız. Maalesef suçla mücadele konusunda hâlâ cezalarımız yetersiz. İnsanlarımızı, toplumu, toplumsal barışımızı, huzurumuzu, umutlarımızı, geleceğimizi hedef alan suçlarla ilgili hukuk sistemimizi revize etmek, cezaları artırmak mecburiyetindeyiz.

Hepimiz için utanç vesilesi olması gereken kadınları ve çocukları hedef alan cinayetler, çeteler ve terör suçları için idam ve tahliyesiz müebbet cezaları muhakkak ama muhakkak hukuk sistemimize girmelidir.

KADIN, EĞİTİM VE TOPLUM

Değerli kardeşlerim, değerli hanımefendiler, değerli dava arkadaşlarım; kadın, anne olması hasebiyle ilk öğretmendir. Çocuğa eğitimli olmayı, iyi insan olmayı, iyi bir Müslüman olmayı, vatansever olmayı, sorumlu olmayı, fedakâr olmayı, ahlaklı olmayı önce yönelten kadındır, annedir.

Kadınların cahil bırakıldığı bir toplumun ilerlemesi; eğitimli, vatansever, sorumlu, fedakâr, ahlaklı olması asla mümkün olmaz. Bir toplumun inanç, ahlak, huzur ve gelişmişlik düzeyleri bu nedenle o toplumda kadına verilen önemle ve değerle doğrudan ilişkilidir.

Kadınlarımızın şiddetle ve ayrımcılıkla mücadelesinde yanlarında ve destekçileri olduğumuzu inanç ve kararlılıkla tekrar hatırlatıyorum. Ancak bu hassasiyetleri taşıdığımız sürece yarınlara daha umutla bakabileceğimize inanıyorum.

Mutlu, huzurlu, güvenli bir ülke ve millet olma yolunda; yarınları hazırlarken, yarınları planlarken, problemlerimize çözüm ararken göz önünde bulundurmamız gereken en önemli hususlardan biri; eğitimde, meslek edinmede, iş hayatında, kamusal alanda, devlette, siyasette ve sosyal alanda kadınların daha çok, hak ettikleri ölçüde yer almaları ve bunun için ayrımcılıkla mücadele edilmesi gerekmektedir.

Kadınlarımızın daha eğitimli, daha donanımlı ve ekonomik güce sahip olmaları en önemli hedeflerimiz arasında yer almalıdır. Kadınlarımızın istihdam içindeki oranını, sigortalı sayısını, üretime, dolayısıyla ekonomiye katkılarını artırmak zorundayız. Bu yönde atılacak adımlar, atıl durumdaki iş gücünü harekete geçirip ülke ekonomisinde de büyük gelişmelere katkı sağlayacaktır.

POZİTİF AYRIMCILIK

Kıymetli kardeşlerim, kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler; Büyük Birlik Partisi olarak kurulduğumuz günden bu yana tüm vatandaşlarımızın yanında yer aldığımız gibi, özellikle kadınlarımızın da yanında yer aldık ve yer almaya devam edeceğiz. Kim ne derse desin, biz kadınlarımızın ve hanımefendilerin sesi olacağız.

Ne dedik? Aile bizim için çok önemlidir. Bu millet için önemlidir. Bu devlet için önemlidir. Aile olmazsa millet olmaz. Millet olmazsa devlet olmaz. Aileyi kuran iki kişiden birisi de kadındır. Ama yuvaya daha çok vakit ayıran kadındır. Çocuğa daha fazla vakit ayıran kadındır.

Onun için dedik ki: Gelin, kadınlarımızın hayatını kolaylaştıralım ve somut önerilerde bulunduk. Ne dedik? Çalışan kadınlarımız işe bir saat geç gitsin, bir saat erken gelsin.

Şimdi düşünün, Ramazan ayındayız. Kadın sahura kalkıyor, sahur hazırlıyor. Sonra ya tekrar uyuyabiliyor ya uyuyamıyor. Gelecek, işten beş buçukta çıkacak; altı buçuk, yedide iftar sofrasına hazırlayacak. Onun için diyoruz ki: Bir saat geç gitsin, bir saat erken çıksın.

Önümüz bayram. Arife günü yarım gün tatil. İstiyoruz ki bu tatil; buradan da hükûmete çağrımızı yapıyoruz; arife günü yarım gün olan tatil kadınlarımız için tam gün olsun. Kadınlarımız bayram hazırlığı yapacak. Onun için mutlaka bu pozitif ayrımcılığı biz istiyoruz ve uygulamaya geçene kadar da takipçisi olacağız.

Başka ne dedik? Dedik ki: Kadın hastaneleri dedik. Kadın üniversiteleri dedik. Efendim, laikliğe karşıymışız; biz şeriat mı istiyormuşuz? Japonya’da kadın üniversiteleri var. Japonya şeriatla mı yönetiliyor? Amerika’da, Finlandiya’da kadın hastaneleri var. Amerika ve Finlandiya şeriatla mı yönetiliyor? Bunun laiklikle, şeriatla ilgisi yok. Bu bir ihtiyaç. Dolayısıyla böyle bir ihtiyaç varsa bunu laiklik adı altında engelleyemezsiniz, karşı çıkamazsınız.

KADINLARIN TALEPLERİ VE TOPLUMSAL ELEŞTİRİ

Bugün toplumumuzda hâlâ hepimiz biliyoruz, hepimiz biliyoruz; örtüsünden, âdetinden, geleneğinden, göreneğinden, inancından dolayı erkek doktorlara gözükmek istemeyen hanım kardeşlerimiz var mı? Var. Kadınların okuduğu üniversiteye gitmek isteyen bir kesim var mı? Var. O zaman bize düşen bunun gereğini yerine getirmek olmalıdır. Yaptığımız kamuoyu araştırmalarında da bunun böyle olduğunu görüyoruz.

Bir de İslam üzerinden kadına yönelik bir maske oluşturmaya çalışanlar var. Kurallar üzerinden kadının alanını daraltmaya çalışanlar var. Bunları da doğru bulmadığımızı söylüyoruz. Buraların, bölgesel alışkanlıkların, cahilliğin, geri kalmışlığın, eğitimsizliğin, ilkelliğin din diye yutturulmaya çalışılmasına da asla itibar etmiyoruz.

İSLAM TARİHİNDE KADININ YERİ

Peygamber Efendimiz’in ilk eşi, ilk Müslüman, müminlerin annesi, hepimizin annesi Hazreti Hatice Validemiz ev kadını ya da köle değildi. Hazreti Hatice Validemiz, Mekke’nin en değerli tüccarlarından birisiydi. Hazreti Peygamber aleyhisselam döneminden Hazreti Ömer dönemine kadar Mekke pazarının denetimini sağlayan, gerektiğinde ceza uygulayan çok sayıda kadın sahabenin isimleri, görevleri ve görev süreleri tarihî kayıtlarda mevcuttur.

İslam’la birlikte kadınların hür görülme ve miras hakları devlet güvencesine alınmıştır. Bu durum insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden birisidir.

Dolayısıyla biz Türkler ve Müslümanlar olarak, kadına verilen değer ve kadın hakları konusunda her zaman; bugün bize kadın haklarını sözde sattıkları LGBTİ’yi ve benzer cinsiyetsizlik aşılamaya çalışan Batı ve onun Türkiye’deki uzantıları şunu bilsinler ki: Kadına saygı ve değer biz Türklerin damarındaki kanda mevcuttur. İslam’la birlikte kadın şereflenmiştir. Mezara diri diri gömülmekten hür bir hâle getirilmiştir. Onun için bize kimsenin bu konuda ders verme haddi değildir.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Kıymetli kardeşlerim, iftar vaktimiz geldi. Onun için ben sözlerimi buradan noktalıyorum. Kıymetli misafirlerimize bir kez daha şahsım ve camiam adına hoş geldiniz diyorum. Özellikle hanımefendilere tekrar hoş geldiniz diyorum. Davetimize icabetleri için şükranlarımı sunuyorum.

Bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü; hiçbir kadınımıza şiddet uygulanmadığı, hiçbir kadınımızın tecavüze, tacize uğramadığı, hiçbir kadınımızın eşi ya da başka birisi tarafından canice öldürülmediği gelecek dileğiyle tebrik ediyorum. Tekrar Ramazan-ı Şerif’iniz ve iftarımız hayırlı olsun diyorum. Afiyet olsun diyorum."

Galeri