Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici’nin 28 Şubat sürecine ilişkin yaptığı açıklama şöyle:
“1997 yılında, Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en karanlık, en utanç verici dönemlerinden birini yaşadı.
28 Şubat 1997 günü olağanüstü olarak toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun açıklamasına atfen, ‘28 Şubat’ olarak adlandırılan süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grubun yönettiği, yine bir grup siyasetçi, akademisyen, bürokrat ve sivil toplum örgütü yöneticisinin iş birliği ve yoğun bir medya desteğiyle yürütülen organizasyonla, ülkenin seçilmiş yönetimine müdahale edildi. Milletvekillerine ve hükümete baskı yapılarak, istifaya zorlandılar.
O gün itibariyle 'şeklen' başarılı olduğu ifade edilebilecek müdahale, daha önce görülmemiş biçimi nedeniyle, “post modern darbe” olarak adlandırıldı.
Müdahale sadece siyasete değildi.
Söz konusu dönem, müdahaleci topluluğun siyasi yapıyı dizayn etme teşebbüsünün yanı sıra, içinde, düşüncelerimizi, inançlarımızı, yaşam tarzlarımızı belirlemeye çalışan, tuhaf ama acımasız bir ‘toplum mühendisliği’ projesiydi.
Milletimizin inançları, yaşadığımız tüm problemlerin önüne konularak, bir ‘tehdit’ olarak milletimizin ve dünya kamuoyunun önüne sunuldu.
Bugünün gençliğinin anlamakta, tahayyül etmekte zorlanacağı; kamuya ait tüm alanlarda İslam’a dair her şeyin yasaklanması; eğitim kurumlarından başörtülü kız çocuklarımızın sürüklenerek atılmaları; şehit ve gazi yakınları da dahil olmak üzere, TSK mensuplarının, bakmakla yükümlü olduğu, başörtülü anne, çocuk ve eşlerinin tedavi olmak için gittikleri askeri hastanelere alınmaması; yine TSK mensuplarının başörtülü yakınlarının orduevlerinde yapılan düğünlere sokulmamaları; eşleri başörtülü olan TSK mensuplarının işten atılmaları; diğer kamu görevlilerinin fişlenmeleri ve baskılara maruz kalmaları, o günleri yaşayanların hafızalarında bütün canlılığıyla duruyor.
O günlerde, müdahale aracı olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imkânlarıyla birlikte yargının da kullanılması, bize, sonrasında 15 Temmuz’u da hatırlatan bir yöntemin işaretlerini verir.
Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat, birkaç yıl içinde, planlayıcıları, uygulayıcıları ve destekçileriyle birlikte yok oldu.
Ancak geride, prensipleri temellerinden sarsılmış bir hukuk anlayışını, milletimizin yaşatmak için hayatını verdiği devletine güveninin sarsılmasını ve devletin tüm birimlerine sızmış olan FETÖ’yü miras olarak bıraktı.
Siyasetçilerimiz, 28 Şubat dönemini, maalesef, 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980’in korkutucu hatıralarının neden olduğu, suskunluk ve temkinle karşıladılar.
O dönemde, sadece Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, ‘Türkiye İran olmaz, Suriye olmasına da biz müsaade etmeyeceğiz.’ diyerek, siyasetin üzerine çekilmeye çalışılan korku duvarını tek başına yıktı.
Rahmetli Şehit Liderimiz, bizce, bu anlamda da tarihimizin çok kritik bir noktasında yer almaktadır.
Cumhuriyet tarihimizde yaşanan darbe ve darbe teşebbüslerinin tümünün, millet iradesini ve milletimizin istikbalini hedef aldığını, tümünün hukuk dışı, tümünün dış destekli olduğunu, tümünün ülkemize, milletimize ve devletimize büyük zararlar verdiğini tekrar ifade ederek, 28 Şubat başta olmak üzere millet iradesine yönelen tüm müdahaleleri lanetliyor, başta Rahmetli Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, ülkesi, milleti ve devleti için feda olmayı seçen kahraman vatan evlatlarını rahmetle, minnetle anıyorum…”

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Kırşehirlilerle iftarda buluştu
ÖNCEKİ HABER
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Sivas’ta iftar programında konuştu