Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Sivas İl Teşkilatımız tarafından düzenlenen “Birlikte Aynı Sofrada 33. Yıl Vefa İftarı” programında partililerimize hitap etti. İran’a saldıran İsrail ve ABD’ye tepki gösteren Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, şu açıklamalarda bulundu:
“Kıymetli Belediye Başkanımız, değerli hanımefendiler, sivil toplum örgütlerimizin çok kıymetli temsilcileri, kıymetli muhtarlarımız, kıymetli hocalarımız ve siz kıymetli dava arkadaşlarım, Alperen kardeşlerim, Sivas’ın yiğidoları; öncelikle cümlemizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar diliyorum. Cenab-ı Hak Ramazan-ı Şerif’inizi mübarek eylesin. Bu Ramazan’ın da rahmetinden, bereketinden, mağfiretinden istifade eden kullarından eylesin, inşallah. Cenab-ı Hak; sağlıkla önce Kadir Gecesi’ni idrak etmeyi, daha sonra da bayram sevincini sevdiklerinizle, aile efradınızla birlikte yaşamayı cümlemize nasip eylesin, diyorum.
ŞEHİTLERİMİZİ VE KAYIPLARIMIZ
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, çok değerli Sivaslılar; sözlerimin başında kurucu liderimiz, şehit Muhsin Başkanımızı; onunla şehadete yürüyen dava arkadaşlarımız Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya ve İsmail Güneş’i rahmetle ve minnetle yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun.
Yine, maalesef yakın zamanda yitirdiğimiz acı kayıplarımız Aytekin Kulmaç ağabeyimize ve il başkanımız, kıymetli ağabeyimiz, partimizin Kurucular Kurulu Üyesi Ahmet Polat’a Allah’tan bir kez daha rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun. Başta çocukları, ailesi olmak üzere hepimizin tekrar başı sağ olsun, diyorum.
SİVAS’TA BELEDİYECİLİK VE HİZMETLER
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım; biraz önce Sivas Belediye Başkanımız burada dile getirdi. Gerçekten Sivas’ta bu dönem çok güzel hizmetler gerçekleştiriliyor. Büyük Birlik Partisi olarak iki dönem Sivas’ı Sivaslılar bize emanet etti. İlki, Muhsin Başkanımızın şehadetinin olduğu dönemdi; ikincisi de bu dönemdi. Allah’a hamdolsun, her iki dönemde de belediye başkanlarımız bizim yüzümüzü yere eğdirecek hiçbir yanlış işin içinde olmadı. Onun için burada kendilerine çok teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar, diyorum.
Kıymetli dava arkadaşlarım; Doğan Bey de burada, Doğan Abi; ona da teşekkür ediyorum. Büyük Birlik Partisi’ne, Türk milletine, İslam’a ve Sivas’a kim hizmet ediyorsa biz elbette ki onunla gurur duyarız, iftihar ederiz ve şükranlarımızı sunarız. Bu dönemde, Büyük Birlik Partisi’yle birlikte Belediye Başkanımız Sayın Adem Uzun ve ekibiyle birlikte Sivas, belediyecilik anlamında farklı bir vizyona yükseldi; farklı bir seviyeye yükseldi.
KUTLAMA, TEŞKİLAT VE SAHADAKİ EMEK
Onun için ben Belediye Başkanımızı, belediye meclis üyelerimizi, belediye başkan yardımcılarımızı; kimin emeği varsa hepsini buradan hem kutluyor, hem tebrik ediyor hem de başarılarının devamını diliyorum. Elbette ki teşkilatımız da buna destek verdi. Teşkilatımızla da burada; Sivas il ve ilçe teşkilatımızla da, ilçe teşkilatlarımızla da, Alperen Ocaklarımızla da, kadın kollarımızla da gurur duyduğumuzu bir kere daha ifade ediyorum. Hepsine şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum.
Tabii burada en büyük takdiri, teşekkürü ve alkışı hak edenlerin başında siz kıymetli kardeşlerim; kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, kıymetli dava arkadaşlarım geliyor. Siz hem seçimin kazanılması noktasında, seçim döneminde hem daha sonraki dönemlerde desteğinizi hep sürdürdünüz.
KAMUOYU YOKLAMALARI VE HEDEFLER
Son yapılan kamuoyu yoklamalarında, Belediye Başkanımızdan, belediye hizmetlerinden memnuniyet yüzde seksenlerin üzerine çıkmış vaziyettir. Yine yaptırdığımız son iki kamuoyu araştırmasında Büyük Birlik Partimizin de Sivas’ta oyu, son seçimde aldığımız oya göre üç kat artmış; yüzde on olan oyumuz yüzde otuzlara dayanmış vaziyette.
İşte hep birlikte; genel başkanından genel merkez yöneticilerine, belediye başkanımıza, belediye çalışanlarımıza, yetkililerimize, teşkilat mensuplarımıza ve siz kıymetli arkadaşlarımızın birliğinin, beraberliğinin ve kardeşliğinin bir sonucudur, bir neticesidir. Yaklaşık iki yıl içerisinde Sivas’a, son on yılda yapılan hizmetlerden belki daha fazla hizmet yapıldı; daha yapılacak olan hizmetler de, büyük projelerimiz de, inşallah gelir.
Ben; bu çalışkanlığıyla, bu vizyonerliğiyle ve bu ekip ruhuyla Belediye Başkanımızın burada riyasetinde Sivas Belediyemizin çok daha büyük hizmetlere imza atacağını, Sivas’ın neyi eksikse onun tamamlanacağına yürekten inanıyorum. Bugüne kadar verdiğimiz destek elbette ki Sivas’ımız içindir. Bundan sonra da daha güçlü bir şekilde destek vermeye devam edeceğiz, Allah’ın izniyle.
28 ŞUBAT VE DARBELERE TAVIR
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım; bugün 28 Şubat. Bundan 29 sene önce Türkiye’de, 28 Şubat 1997’de bir darbe gerçekleştirildi; postmodern bir darbe gerçekleştirildi. Kime karşı? Seçilmiş hükümete karşı gerçekleştirildi. Kime karşı gerçekleştirildi? Millî iradeye karşı gerçekleştirildi.
Postmodern ya da farklı tüm darbeleri kınadığımızı, lanetlediğimizi bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. Ama o günleri unutmamalıyız. O günün zihniyeti, o gün o darbeyi yapanların zihniyeti hâlâ Türkiye’de vardır. Ellerine bir imkân geçse, aynısını yapacaklarından emin olabilirsiniz, kıymetli kardeşlerim. Onun için biz birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi muhafaza etmeliyiz. Kimliğimize de, inançlarımıza da sahip çıkmalıyız.
MUHSİN YAZICIOĞLU’NU RAHMETLE, ŞÜKRANLA YÂD
28 Şubat darbesinin karanlık günlerinde, herkes penceresini, kapısını kapatıp perdesini indirdiğinde bir yiğit çıktı ortaya ve dedi ki: Ordu peygamber ocağıdır, bizim göz bebeğimizdir; lakin namlusunu milletine döndürmüş tanka selam durmam, dedi. O yiğidin adı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’ydu. Bir kez daha rahmetle ve şükranla yâd ediyorum.
LAİKLİK, ÖZGÜRLÜK VE ZULME TEPKİ
Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli kardeşlerim; trende gelirken o 28 Şubat dönemine ait bazı haberler önüme düştü. Sosyal medyada ya da internet sayfalarında; gerçekten akıl alacak gibi değil. Hangi akılla, hangi izanla böyle densizlikler yapılmış; milletin değerlerine, inançlarına savaş açılmış, dinine savaş açılmış… Gerçekten anlamak mümkün değil.
Hem de ne için yapmışlar? Neyi istismar ederek yapmışlar? Atatürk’ü istismar ederek yapmışlar. Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı; Kurtuluş Savaşı’mızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu, Meclisimizin ilk başkanı, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü istismar ederek yapmışlar. Laikliği istismar ederek yapmışlar.
Hâlbuki hepimiz biliyoruz ki kelime anlamı da, işte burada üniversite hocalarımız da var; ıstılahî anlamı da laiklik nedir? Bir: Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması. Herkesin din, vicdan, fikir hürriyetine sahip olması. Herkesin istediği dini seçebilmesi; istediği gibi o dinin gereklerini yapabilmesi; bundan dolayı asla ayıplanamayacağı, kınanamayacağı anayasamızda da açık bir hüküm olarak yer almasına rağmen, maalesef yine anayasanın başka maddelerine dayanarak bu zulümler yapıldı.
TEMEL İLKE
Allah bir daha bu millete ne 60 darbesi, ne 80 darbesi, ne 28 Şubat, ne 27 Nisan muhtırası ne de 15 Temmuzlar yaşatmasın, inşallah, diyorum. Bir kere daha söylüyoruz: Hâkimiyet Allah’ındır, irade milletindir. Allah, kendi hâkimiyetine kimseyi bulaştırmaz; ona zaten kimsenin gücü yetmez. Ama bizim beklentimiz ve davamız da; milletin iradesinde hiçbir güç olmamalı ve herkes milletin iradesine rağmen değil, milletin iradesine rağmen değil; milletin iradesine râm olmalıdır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE PKK’NIN SİLAH BIRAKMASI
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlar; Türkiye, kırk yıldan fazla bir süre terör belasından çekti. Binlerce şehit verdik. On binlerce insanımızı kaybettik. Trilyonlarca dolar paramız heba oldu. Bunun için hepimiz aklı başında olan insanlarız. Elbette hiçbirimiz ülkemizde terör istemiyoruz. Elbette hepimiz terörsüz Türkiye istiyoruz.
Bunun için yapılması gereken ne? Kanlı ve hain terör örgütü PKK, şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz silahları bırakacak. Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonunun yaptığı açıklamayı, yani raporu okuduğumuzda buna vurgu yapılıyor. Ama şu ana kadar PKK, göstermelik olanın dışında silah bıraktı mı? Amerika binlerce tır silah vermişti; daha o silahlar nerede? Bu silahları teslim etti mi? Hayır. Kendini feshetti mi? Hayır.
O zaman önce PKK; şartsız, müzakeresiz ve pazarlıksız silahların tamamını bırakacak, örgütlerini sadece Türkiye’deki değil; Irak’ta, İran’da, Suriye’de, Avrupa’da, hepsini kapatacak ve ondan sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hâkimlerine, yargıçlarına, adalet sistemine teslim olacak. Ve onun verdiği karara saygı duyacak.
MİLLETİN HASSASİYETLERİ: “UMUT HAKKI” VE KİMLİK
Biz daha önce de ifade ettik: Bu millet sabırlıdır ama milletin öyle hassas noktaları vardır ki oraya dokunulursa bu millet ayağa kalkar. Nedir?
Bir: Bu “umut hakkı”, yani terörist başı dâhil olmak üzere tüm teröristleri kapsaması. Bu millet bunu asla kabul etmez. Sivas eder mi? Etmez. Türk milleti etmez.
İki: Kimliğimizden de, yani Türklüğümüzden de Türkçemizden de asla taviz vermedik ve vermeyiz.
Dün terörist başının bildirisi okundu, mektubu okundu. Eveleme geveleme; “demokratik dönüşüm”, “demokratik toplum”, “demokratik Türkiye”, “demokratik coğrafya”... Kim söylüyor bunu, Allah aşkına? Kırk bin kişinin katili. Dünyada ne kadar suç varsa; uyuşturucudan kadın ticaretine, çocuk kaçırmadan tecavüze kadar her türlü suçu işlemiş kanlı bir terör örgütünün elebaşı söylüyor.
Ya demokrasi kim? Sen kimsin? Sen teröristsin. Sen terörist başısın. Bırak Türkiye’ye yön çizmeyi, akıl vermeyi. Sen yaptıklarından pişman olacaksın ve Türk Devleti’nden af dileyeceksin. Senin yapman gereken bu.
“Demokratik toplum” diyorsun. Biz zaten demokratik bir toplumuz. Biz zaten demokratik bir hukuk devletiyiz. Sen kimsin, bize, devletimize yön tayin etmeye kalkıyorsun?
Orada kimlik vurgusu yapıyor. Evet, bu ülkede farklı etnik kökenlerden vatandaşlarımız vardır. Farklı mezhepten vatandaşlarımız vardır. Ama biz hepimiz bir yumruk gibi Türk milletiyiz ve dünya var oldukça da; Kürdüyle, Türkmeniyle, Alevisiyle, Sünnisiyle bir yumruk gibi Türk milleti olarak var olacağız.
SAVUNMA SANAYİİ, BÖLGESEL SALDIRILAR VE ULUSLARARASI TEPKİ
Kıymetli kardeşlerim; elbette ki güçlü olmak zorundayız. Özellikle savunma sanayiinde güçlü olmak zorundayız. İşte bakın; Amerika, İsrail’le birlikte Gazze’de soykırım yaptı. Yüz bine yakın kardeşimizi şehit etti. Yerle bir etti. Lübnan’ı vurdu. Ürdün’ü vurdu. Suriye’yi vurdu. İran’ı vurdu daha önce.
Nerede Birleşmiş Milletler? Bu gücü nereden alıyor? Birleşmiş Milletlerin hangi maddesi buna bu yetkiyi veriyor? Hiçbir yetkisi yok. Hiçbir uluslararası hukuka uygunluğu yok. Ama gücüyle vuruyor. Güçlü olana dokunamıyor, tereddüt ediyor.
Şimdi bugün tekrar İran’ı vurdu. Hem de hangi aşamada vurdu? Görüşmelerin devam ettiği bir aşamada vurdu. Gerekçesi ne? Trump’ı dinliyorsun: Gerekçesine göre İran, Amerikan halkı için tehditmiş. Allah Allah... İran nerede, Amerika nerede? İsrail içinse biraz anlaşılabilir.
“Efendim elinde nükleer silah yapacak uranyum vardır” diyor. Bu da yok. Uluslararası Atom Kurumunun kadrosunun yüzde yetmişi şu anda İran’da çalışıyor. Onların böyle bir raporu yok.
“Efendim İran halkını özgürleştirecekmiş” diyor. Sen gittiğin hangi yere özgürlük götürdün? Afganistan’a mı götürdün? Irak’a mı götürdün? Nereye götürdün? Onun için bunların hepsi palavra. Tek dertleri var: Kendi çıkarları ve İsrail’in güvenliği. Enerji. Nerede enerji var, nerede zenginlik var; oraya göz koymuş vaziyetteler.
Bir de tabii bu pisliklerini kapatmak için gündemi değiştiriyorlar. Jeffrey Epstein pisliği var ya, pedofili pisliği... Hepsi boğazına kadar batmış. Netanyahu’sundan Trump’ına kadar hepsi boğazına kadar batmış.
Ve bugün bombalamada; yüze yakın çocuk, okulu bombalıyorlar, hayatını kaybeden... İran da karşılık verdi. İran, üslere karşılık veriyor; tutup da İsrail’deki okullara yapmıyor ya da başka bir yerde.
Onun için bu saldırıyı da kınıyoruz, lanetliyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşları ve bütün dünya devletlerini buna karşı ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz.
GÜVENLİK TEDBİRLERİ VE GÖÇ RİSKİ
Türkiye elbette tedbirlerini almaktadır. Elbette ki kendi güvenliğini, kendi vatandaşının güvenliğini önceleyecektir. Bu da hakkıdır. Burada alınacak en önemli noktalardan birisi de, güvenlik noktalarından birisi de; bizim Suriye’den olduğu gibi İran’dan ikinci bir göç dalgasına karşı daha tedbirli olmamız gerekiyor. Biliyorum ki devletimiz de, hükümetimiz de buna hazırlıklıdır.
İnşallah Türkiye, bu saldırganların saldırılarının durması için de elinden gelen gayreti gösterecek ve yine arabulucu rolünü en üst seviyede gerçekleştirecektir.
İFTAR PROGRAMI VE TEŞEKKÜR
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; sizlerle bugün burada, Sivas Merkez İlçe Teşkilatımızın organize ettiği iftar programında bulunmuş olmaktan; sizlerle iftar sofrasına oturmuş olmaktan, çorbaya beraber kaşık sallamaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade ediyorum.
İl teşkilatımıza, merkez ilçe teşkilatımıza; bu organizasyonun yapımında emeği geçen herkese ve siz kıymetli dava arkadaşlarıma, kıymetli misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun. Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun, diyorum.”
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'den "28 Şubat" açıklaması
ÖNCEKİ HABER
Sayın Destici’den merhum Kemal Yıldızdağı’nın ailesine taziye ziyareti