Yükleniyor...
6 Mart 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'den Karabük'te açıklamalar

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Karabük İl Başkanlığımızda Türkiye ve dünya gündemine dair konuştu. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'den Karabük'te açıklamalar

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin açıklamaları şu şekilde:

"Kıymetli basın mensupları, bizleri takip eden değerli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; öncelikle hepinizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Hayırlı günler, hayırlı Ramazanlar ve hayırlı cumalar diliyorum. Bugün Karabük’teyiz. Öncelikle ziyaretimizin hem camiamız için, hem Karabük’ümüz için, hem ülkemiz için hayırlı olmasını yüce Allah’tan diliyorum.

Önce belediye başkanımızı ziyaret ettim. Genç bir kardeşimiz, çalışkan bir kardeşimiz; kendisini ve yönetimini tebrik ederek hem hayırlı olsun dileklerimizi ilettik hem de başarı dileklerimizi ilettik. Daha sonra il teşkilatımızdayız. Burada içeride il istişare toplantımızı gerçekleştirdik. Şimdi siz kıymetli basın mensuplarına gündemde yer alan bir iki konuyla ilgili düşüncelerimi paylaşacağım.

Daha sonra da akşam inşallah Karabük Üniversitemizde rektör hocamızla birlikte; önce onu ziyaret edeceğiz. Daha sonra da öğrencilerimizle birlikte, gençlerimizle birlikte iftar sofrasına oturacağız. Ramazan sevincimizi Karabük Üniversitesi öğrencilerimizle birlikte yaşayacağız.

COĞRAFYA, BEDEL VE BİRLİK VURGUSU

Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; tabii öyle bir coğrafyada bulunuyoruz ki gerçekten İbn-i Haldun’un dediği gibi “coğrafya kaderdir” diye biz de kaderimizi yaşıyoruz. Cennet vatanımız var. Paha biçilmez vatanımız var. Şehit kanlarıyla sulanmış mübarek bir vatanımız var. Aziz bir vatanımız var. Ama bu vatana sahip olmanın, burada yaşamanın, burayı korumanın da bir bedeli var. O bedel de ne? O bedel de kan.

Zaten biz bu toprakları şehit kanlarıyla almışız. Bu toprakların, bu vatanın her bir karışında şehit kanı var. Onun için mübarek vatan toprağı diyoruz. Onun için aziz vatan toprağı diyoruz. Ve biz elbette ki işte bize emanet edilen bu toprakları nasıl kan akıtılarak, kan dökülerek alınmışsa; gerektiğinde biz de kanımızı akıtarak ya da kan akıtarak koruyacağız. Bunun başka bir yolu yok.

Tabii ki işi kana getirmeden korumak daha evla olan. Onun için de birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi muhafaza edeceğiz ve güçlendireceğiz.

BÖLGESEL GELİŞMELER VE İRAN’A SALDIRI

Yukarımızda Rusya-Ukrayna Savaşı var. Aşağımızda Suriye’deki karışıklık tam olarak bitmedi. Irak üçe bölünmüş vaziyette. İsrail, 7 Ekim 2024’ten beri Gazze’de bir toplu soykırım gerçekleştirdi. Yüz binden fazla insan hayatını kaybetti. Yunanistan, Kıbrıs’a göz dikmiş; hâlâ orada Türkiye’ye karşı bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Azerbaycan, Ermenistan; Karabağ’ın işgali, tekrar elhamdülillah kurtuluşu ve şimdi en nihayetinde ABD ve İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği ortak saldırılar.

Trump ne diyor? “Biz onlara saldırmasaydık, onlar bize saldıracaktı.” diyor. Kendi söylediğine kendisi de inanmıyor. İran’dan böyle bir şey duyduk mu? İran bugüne kadar böyle bir şey yaptı mı? Ya da İran, 10 bin kilometre ötedeki Amerika’yı neyle vuracak? İran’ın uçağı mı var, 10 bin kilometre gidecek? İran’ın savaş gemileri mi var, uçak gemileri mi var? İran’ın 10 bin kilometre menzilli balistik füzeleri mi var? Neyle vuracaklar?

Dolayısıyla bu, tamamen kendi yaptıkları saldırganlığa, haydutluğa bir kılıf, bir gerekçe aramaktan başka bir şey değil. Bunu açık ve net olarak ifade etmeyi istiyorum.

NÜKLEER GEREKÇE VE ÇELİŞKİLER

İkincisi, efendim; “Biz müdahale etmeseydik, bir hafta sonra nükleer silah sahibi olacaklardı.” diyor. Yani 100 yıldır olamamışlar. Daha birkaç ay önce yine saldırmışsın. Demişsin ki bütün nükleer tesislerine vurduk, hepsini imha ettik demişsin. Şimdi saldırına gerekçe olarak diyorsun ki bir hafta daha dursak nükleer silah yapacaklardır. Buna hiç kimse inanmaz. Çok gülünç bir durum.

Dolayısıyla bu gerekçelerin hiçbirisi doğru değil. Bakın Trump ne diyor? “Ya teslim olacaksınız ya öleceksiniz.” diyor. Ancak bunu haydutlar yapardı. Eskiden yol keserlerdi; düzenin, nizamın, kanunun, askerin, polisin olmadığı yerlerde doğrulturlardı silahları: “Elleri kaldırın, ya teslim olun ya ölürsünüz.” Aynısını yapıyorlar.

LİDERLİK DAYATMASI VE GÜVEN SORUNU

Başka ne diyor? “İran’da, Hamenei’nin yerine kimin geleceğini de biz belirleyeceğiz.” diyor. “Onun dışındakini kabul etmeyiz.” diyor. Bir taraftan İran’a müzakere için haber gönderiyor, bir taraftan da diyor; “Biz müzakereye kapalıyız, teklifimizi reddettiler.” diyor. Eder tabii; senin nerene güvenecek?

Müzakere masasındayken, Umman’da müzakere masasındayken İran vuruldu. İran’ın dinî lideri öldürüldü. Onun için bunların güvenilecek bir tarafı yoktur.

İRAN’IN KARŞILIĞI VE MAZLUMLARIN VURGUSU

Ve İran elbette ki mecburen kendi ülkesini koruyacaktır. Kendi insanını koruyacaktır. Bu anlamda verdiği karşılık da nefsi müdafaadır ve İran’ın hakkıdır. İran halkının hakkıdır.

Bizim İran’la geçmişten bugüne problemlerimiz olabilir. Farklı mezheplerde olabiliriz. Bunların şu anda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Neticede bir zalim, bir haydut zorbalık yapmaktadır, katliam yapmaktadır.

168, yaşları 7 ile 12 arasındaki çocuğun ne suçu vardı ya? Ne günahı vardı? Be vicdansızlar, be ahlaksızlar, be haydutlar! Onun için bunlar dünya tarihinden silinmeli. Böyle liderler olmaz. Bunlar dünya savaşına da sürüklerler dünyayı. Bunlar sadece bizim coğrafyamızı değil, bütün dünyayı yakarlar ve yıkarlar. Umurlarında olmaz.

ULUSLARARASI ÇAĞRI VE ORTAK TEPKİ

Onun için bizim çağrımız hem İslam dünyasına, hem diğer dünya devletlerine, hem de Amerikan halkınadır. Çünkü İsrail’den bir beklentimiz yok. Onlar kafayı yemiş vaziyetteler. On milyon nüfusla bütün dünyaya hâkim olacaklar; onlar kafayı oraya koymuşlar. Onlar kendilerine “seçilmiş ırk”, “seçilmiş kavim” ve kendilerine “vaat edilmiş topraklar” diye bir rüya görüyorlar. Olmayan bir şeyi istiyorlar.

Onun için İslam dünyasına diyoruz ki birlik. Diğer dünya devletlerine diyoruz ki ortak tepki. İspanya’nın ortaya koyduğu tavrı; İtalya’da, Almanya’da, efendim İngiltere’de, Portekiz’de, Mısır’da koyarsa Amerika bu derece İsrail’in arkasında duramaz.

Amerikan halkına da diyoruz ki: Sizin huzurunuz da bozulacak. Sizin çocuklarınız ölecek; yarın tabutları gelecek. Sizin ekonominiz bozulacak. Belki uzaktayız diye şimdi rahatsınız ama gün gelecek sizin kıtanızı vuracak silahlar da yapılacak.

Onun için herkesi barışa ve herkesi diğer ülkelerin egemenlik haklarına saygı duymaya, insan haklarına saygı duymaya davet ediyoruz.

GÖÇ DALGASI ENDİŞESİ VE DEVLETİN HAZIRLIĞI

Kıymetli kardeşlerim, gündemdeki bir başka konu da; ben bunu daha önce de ifade ettim: İşte İran’dan yeni bir göç dalgası olur mu? Bizim için bu savaşın aslında en büyük tehdidi bu. Ama biliyorum ki devletimiz, hükümetimiz, askerimiz, polisimiz, Millî Savunma Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız bu konuda hazırdır, hazırlıklıdır. Ve inşallah Suriye’deki gibi bir göç dalgasının yaşanmasına da müsaade edilmeyecektir.

ÇOCUK SUÇLAR, ÇETELER VE CEZA DÜZENLEMESİ

Günlerdir dile getirdiğimiz bir husus var; daha doğrusu aylardır, yıllardır. O da şu: Bir, kadın cinayetleri; kadına yönelik taciz, tecavüz ve sonu ölümle biten şiddet. Bir de şimdi çeteler var ve bu çetelerin kullandığı; 18 yaş, 17 yaş; işte bugün çocuk diye yasada tanımlanan suçlular var.

İşte en son İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenimiz, bu çete mensubu sözde bir çocuk, sözde bir öğrenci tarafından bıçaklanarak hayattan koparıldı. Hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik öğretmenimizin 10 yaşında çocuğu vardı.

Şimdi Adalet Bakanımızın bugünkü açıklamaları adeta yüreğimize su serpti: Çocuk suçlarla ilgili cezalar yetersiz; adam öldürme gibi suçlarda gerekiyorsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olmalı.

Hatta biz ne diyoruz Büyük Birlik Partisi olarak? Gelin anayasayı değiştirelim, idamı getirelim. Bu suçlar için; üç suç için: Bir; eylem yapan, silah kullanan, bomba patlatan teröristler için. İki; işte böyle kadınları öldüren, küçük çocukları kuyuya atan, tecavüz edip hayatına kasteden sapıklar için. Gelin diyoruz, idam cezasını getirelim.

Olmadı mı? Sadece müebbet değil; çünkü müebbetin de yatarı 20-25 yıl. Tahliyesiz müebbet hapis cezasını getirelim. Tahliyesi olmasın. Ölene kadar orada kalsın. Birisinin canına kıymışsa idam edilsin. Edilmiyor mu? Yani anayasayı değiştirmiyor musunuz? O zaman tahliyesiz müebbet. Çıkmasın oradan. Çünkü çıktığı zaman gelip birisini daha öldürüyor. Adam orada hırslanıyor. Bir sürü örneği var böyle.

Onun için bizim Büyük Birlik Partisi olarak önerimiz net bir şekilde budur, kıymetli kardeşlerim.

KARABÜK, EMEKLİLER VE GELİR DENGESİ

Tabii Karabük bir sanayi kenti; özellikle demir çelik dolayısıyla da işçilerimiz var, emeklilerimiz çok. Onun için emeklilerimizin; bir kere daha söylüyorum: 2023 Ocak’ında çalışan 3 lira alırken, emekli 2 lira alıyordu. En düşük emekli maaşı üzerinden hem işçi hem memur.

Temmuz’a geldik; 2023 Temmuz’unda emekli en düşük 7.500’de kaldı. Kamu çalışanı, işçi ve memuru maaşı bir anda 22.000 lira oldu. Yani üçte ikiden üçte bire düştü. Bugün de 60’a 20; yine üçte bir. Onun için bunun 2023 Ocak’taki seviyeye getirilmesi lazım. Yani geriye gitti emekli; emekli geriye gitti. Zannetmem değil, geriye gitti. Üçte ikiden üçte bire düştü.

Şimdi emeklinin alacağı ikramiye tartışılıyor: 5.000 lira olsun mu, olmasın mı? Ya ayıp ya, adam utanır ya! 5.000 lira olsun. Ya 1.000 lira artış. 1.000 lira artış diyorlar ki bütçe müsait değil. Ya nasıl müsait değil ya? 1.000 lira dediğin 16 milyar para yapar ya. 16 milyar dediğin 300 bin dolar para yapar ya. 300 milyon dolar para yapar. Yani, var mı böyle bir şey ya?

Ama bizim teklifimiz; dün de söyledim, en az 10 bin lira olmalı. En az 10 bin lira.

KARABÜK’ÜN MİLLETVEKİLİ SAYISI

Kıymetli kardeşlerim, tabii Karabük için üzüldüğümüz bir şey de şu: 3 milletvekili çıkarıyordu, Meclise gönderiyordu Karabük. Bu son açıklamada, YSK tarafından yapılan açıklamada, 2’ye düştüğü açıklandı. Bu bizi de üzdü.

İnşallah seçime kadar toparlanır Karabük. Bu eksiğini tamamlar. Yine en azından 3 milletvekili çıkararak yoluna devam eder, diye ümit ediyorum.

Sizi de saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun; Allah’a emanet olun."

Galeri