İskeçe ilinin en büyük Türk yerleşim yeri olan Şahin Köyü’nde partimiz tarafından düzenlenen iftar programına katılan Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kaynaşmış ve birleşmiş bir Türk dünyası, bir Türk-İslam dünyası hayal ediyorum” sözünü hatırlatarak, Büyük Birlik Partisini buralara getiren hayalin de bu olduğunu, Kızıl Elma’nın peşinde koşmaya, İlâ-yı Kelimetullah için, Nizam-ı Âlem yolunda gitmeye devam edeceğimizi vurguladı.
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici konuşmasında şunları söyledi:
“Kıymetli Müftümüz, Danışma Kurulu Başkanımız, Sayın Konsolosumuz ve siz çok kıymetli soydaşlarım, kardeşlerim; İskeçeliler, Gümülcineliler, Şahinköylüler; öncelikle hepinizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle ve Cenab-ı Hakk’ın selamıyla selamlıyorum. Selamünaleyküm. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti sizlerin ve yeryüzündeki tüm kardeşlerimizin üzerine olsun. Cenab-ı Hak sizleri ve yeryüzünde bulunan tüm soydaşlarımızı, kardeşlerimizi, tüm mazlumları korusun ve muhafaza etsin inşallah. Zalimleri, teröristleri, siyonistleri, emperyalistleri de Kahhar ismi şerifiyle kahru perişan eylesin.
Mübarek Ramazan ayındayız. Öncelikle Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Cenab-ı Hak bu Ramazan-ı Şerif’in rahmetinden, bereketinden, mağfiretinden istifade eden kullarından eylesin. Ramazan’ı Ramazan gibi yaşamayı Cenab-ı Hak hepimize nasip eylesin inşallah.
İFTAR PROGRAMLARI VE TÜRK DÜNYASI VURGUSU
Özellikle bu Ramazan’da sizlerle birlikte olmak istedik. Geçtiğimiz yıl Gümülcine’de geniş katılımlı bir iftar gerçekleştirmiştik. Kosova’da, Prizren’de gerçekleştirmiştik. İki sancak bölgesinde; hem Karadağ Rojaye’de hem Sırbistan Yenipazar’da gerçekleştirmiştik. Kerkük’te gerçekleştirmiştik. Bu sene de inşallah burada; İskeçe Şahinköy’de, 9 Mart’ta Üsküp’te ve inşallah daha sonra da Suriye Çobanbey’de, Türkmen kardeşlerimizin yoğun yaşadığı bölgede iftarlarımızı gerçekleştireceğiz. Türkiye dışındaki iftarlarımız.
Büyük Birlik Partisi olarak buna ayrıca bir hassasiyet gösteriyoruz. Çünkü rahmetle ve şükranla yâd ediyorum; şehit liderimiz Muhsin Başkanımız ne demişti? Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kaynaşmış ve birleşmiş bir Türk dünyası, bir Türk-İslam dünyası hayal ediyorum, demişti. O hayal bizim de hayalimiz. Bizi buralara getiren de, her yıl birkaç defa buralara getiren de işte bu hayaldir. Biz bu hayalin, bu gayenin, bu amacın, bu Kızıl Elma’nın peşinde koşuyoruz ve siyasetimizi de ona göre yapıyoruz. Hayatımızı da ona göre yaşıyoruz. Bundan sonra da Allah izin verdiği sürece aynı yolda, ilâ-yı kelimetullah için, nizam-ı âlem yolunda yürümeye devam edeceğiz.
BALKANLAR, EMANET VE TARİH ŞUURU
Kıymetli kardeşlerim; Lala Şahin Paşa’nın torunları, 1. Murat Hüdavendigâr’ın bize emanetisiniz siz. Biz bunu hiçbir zaman unutmadık. Gelirken arabada arkadaşlara da anlattım. Dedim ki: Bakın, Osmanlı öyle ileri bir tasavvura sahipmiş ki; İstanbul’dan önce Balkanlara geçmiş, Balkanların önemli bir kısmını fethetmiş, buralara Türkleri, Müslümanları yerleştirmiş. Daha İstanbul’u fethedeceğinin garantisi olmamasına rağmen sarayı Edirne’ye yapmış, padişahlığı Bursa’dan Edirne’ye taşımış. Neden? Çünkü ufku geniş, tasavvuru büyük, hayali büyük. O hayalin peşinde koşmuş.
Neticede siz tam 665 senedir buradasınız. Bu köy kurulalı 665 sene olmuş; 6 asırdan fazla bir süre. Onun için bu bir tarih demek, tek başına bir tarih demek. Siz bu tarihin hem Lala Şahin Paşa’nın hem 1. Murat Hüdavendigâr’dan bugüne tüm bu milletin temsilcilerisiniz; burada temsil ediyorsunuz. Bu emanete sahip çıkıyorsunuz.
Hem de birkaç yüzyıl, özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda çok büyük acılar çektiniz. Çok büyük bedeller ödediniz. Çok büyük kayıplar verdiniz. Çok büyük zulümler gördünüz. Ama buna rağmen vatan toprağını terk etmediniz. Lala Şahin Paşa’nın ve 1. Murat Hüdavendigâr’ın emanetine sahip çıktınız. Allah sizlerden razı olsun. Sizlerin varlığıyla gurur duyuyoruz.
TÜRKİYE’NİN GÜCÜ VE SOYDAŞLARA SAHİP ÇIKIŞI
Tabii ki geçmişte büyük acılar yaşanmış ama bugün çok daha güçlü bir Türkiye var. Dolayısıyla da Türkiye, siz de takip ediyorsunuz; sadece Türkiye sınırları içinde yaşayanlarla kâim değil. Türkiye, Türkiye sınırları dışında yaşayan, başta soydaşlarımız olmak üzere tüm kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmeye, onlara el uzatmaya, zora düştüklerinde de yardımcı olmaya çalışıyor.
İşte burada bizimle bugün, sağ olsun buraya gelen Doğu Türkistan temsilcimiz Seyit Tümtürk kardeşimiz; o da ömrünü bu davaya adamış, Türklük davasına adamış. İşte onlar var. İşte biz geçtiğimiz ay Azerbaycan’daydık; beş gün Karabağ’daydık, Hocalı’daydık. Aynı şey orada geçerli. Biraz önce işte söylendi.
Suriye’de, Irak’ta, Sudan’da, Somali’de; velhasıl Türkiye şu anda dünyanın pek çok coğrafyasında, özellikle bizim iki kıtamız, hatta üç; Asya, Avrupa ve Afrika kıtasında Türkiye çok güçlü bir şekilde var ve çok güçlü bir şekilde de var olmaya devam edecek. Çünkü bu dünyada, yani bu dönemde güçlü değilseniz, haklı olmanın hiçbir anlamı yok.
GÜÇ VE ADALET
Her şey güce bakıyor. Yani güçlü değilseniz, istediğiniz kadar haklı olun. Gazze’liler haklıydı; ne oldu? İsrail soykırımı yaptı. Yüz binden fazla Gazze’li kardeşimizi öldürdü, şehit etti. Aynı şey Suriye’de, Afganistan’da, Sudan’da, Somali’de; Karabağ’da, her yerde yaşandı. Onun için biz güçlü olmak zorundayız, birlik olmak zorundayız.
İRAN’A SALDIRI
Bakın şimdi Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail, İran’a saldırdı. Peki, saldırmalarının, savaş açmanın, bu kadar insanın ölümüne sebep olmanın gerekçesi nedir? Sadece bir okulda 100’den fazla, 150’ye yakın kız öğrenciyi yaktılar; bombalarla yaktılar. Bunların hesabı sorulmasın mı? Sorulması gerekmiyor mu? Eğer dünyada uluslararası bir mahkeme varsa, gerçekten bir Birleşmiş Milletler varsa bunların hesabı sorulması gerekmiyor mu? Bunların müsebbiplerinin yargılanması gerekmiyor mu? Mahkeme önünde bu hesabı vermesi gerekmiyor mu? Netanyahu’nun, Trump’ın, diğerlerinin bu hesabı vermesi gerekmiyor mu? Evet, vermesi gerekiyor. Ama onlar güçlü; güçlü oldukları için de kimse onlardan hesap soramıyor. Ama gün gelecek, inşallah bu hesaplar da sorulacaktır.
Bakın, neyle suçluyor İran’ı? ‘Efendim nükleer silah yapacakmış.’ Öyle bir şey de yok. Velev ki yapsın; yani sende var nükleer silah. Efendim Rusya’da var. Almanya’da var. Fransa’da var. İngiltere’de var. İtalya’da var. Çin’de var. Kuzey Kore’de var. Yani sizde olan Müslümanlarda niye olmasın? Bir ABD’li yetkili diyor ki: ‘İslami düşünceye sahip olan ülkelerde nükleer silah olmamalı.’ diyor. Ama kendi inançlarına sahip olan da olabilir; siyonistler de olabilir, emperyalistler de olabilir. Ki yok, o da yok.
Peki amaç ne, gaye ne? Hem dünyanın bütün diğer ülkelerine bir korku salmak, hem de İran orada Hürmüz Boğazı’nı kontrol ediyor; dünya petrolünün, doğal gazının önemli bir kısmı oradan çıkıyor ve dolayısıyla da orayı ele geçirmek istiyor. Bunun yanında da terörist İsrail’in, soykırımcı İsrail’in güvenliğini sağlamaya çalışıyor, güvenliğini garanti altına almaya çalışıyor.
Ama bugün güçlü olabilirsiniz; ama elbet yarın gelecek ve bu yapılanların hesabı sorulacaktır. Bundan da zerre kadar şüphemiz yok. Çünkü zafer inananlarındır. Biz inanıyoruz ve mücadelemizi de bu yolda devam ediyoruz.
TÜRKİYE’NİN KUDRETİ
Elbette ki biz bölgemize savaş istemiyoruz. Bölgemize savaş istemiyoruz. Ne İran-Rusya savaşsın, ne Ukrayna-Rusya savaşsın, ne İran-ABD-İsrail savaşsın. Ne Suriye’de savaş olsun, ne Yunanistan’da olsun, ne başka bir yerde olsun; hiçbir yerde savaş olsun istemiyoruz. Ama savaşı başlatanlar, savaşı işletenler; sanki başkaları suçluymuş gibi bir algı oluşturmak istiyorlar. Yani biz bunu kabul etmiyoruz, bunu reddediyoruz.
Ama güçlü bir Türkiye var, elhamdülillah. Türkiye hem kendi ülkesini, milletini, devletini koruyacak kudrettedir, güçtedir; hem Yunanistan’daki soydaşlarını gerektiğinde koruyacak güçtedir; hem Kıbrıs’ı koruyacak güçtedir; hem Suriye’yi, hem Irak’ı, hem Karabağ’ı; yani oradaki Türkmen kardeşlerini, soydaşlarını ve Sudan’da, Somali’de olduğu gibi mazlum, masum insanları da koruyacak güçtedir. İnşallah Türkiye gün geçtikçe daha da güçlenmektedir. İnşallah daha da güçlenecektir. Hepimizin de dileği budur.
GÜVENLİK VE SAVUNMA SANAYİİ
Hepimizin dileği yine nedir? Sizler, bizler, yeryüzündeki bütün soydaşlarımız, bütün kardeşlerimizin hiçbirisi esaret altında olmasın; hepsi bağımsız, hür bir şekilde yaşasın; mutlu, müreffeh bir hayat yaşasın, güvenli bir hayat yaşasın.
Bugün dünyanın en temel meselesi artık güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Onun için Türkiye, başta savunma sanayii olmak üzere bu alandaki bütün sahalara da gerektiği kadar yatırım yapmaktadır ve bu yatırımları da gittikçe güçlendirmektedir.
CUMHUR İTTİFAKI OLARAK YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ
Ben tekrar sizlerle burada olmaktan, Şahinköy’de olmaktan; bir iftar sofrasında birlikte olmaktan, Ramazan sevincini birlikte yaşamaktan, çorbaya birlikte kaşık sallamaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Sizlerle bizleri burada buluşturan Danışma Kurulu Başkanımız kıymetli Mustafa Hocamıza, Müftümüze, Konsolosumuza, diğer arkadaşlarımıza; burada emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Davetimize icabet eden siz kıymetli Şahinköylü, İskeçeli kardeşlerimize de şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum.
Ramazanımız mübarek olsun, diyorum. İnşallah bundan sonra daha sık geleceğiz. Çünkü gerçekten Şahinköy’e ayak bastığımdan itibaren buradaki samimiyeti, buradaki sevgiyi, buradaki kucaklamayı, sahiplenmeyi; çocukların gözlerindeki ışıltıyı, hanım kardeşlerimizin gözlerindeki ışıltıyı, sizlerin gözlerindeki samimiyeti ve sevgiyi çok net bir şekilde gördük. Allah sizden razı olsun.
İnşallah bundan sonra daha fazla geleceğiz ve inşallah Şahinköy’ü de, İskeçe’yi de, Gümülcine’yi de, diğer bütün bölgelerimizi de ihmal etmeyeceğiz. Güçlü bir Türkiye var ve daha da güçlü olacak inşallah.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde biz Cumhur İttifakı olarak yolumuza devam ediyoruz. Bizim gayemiz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığı, ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği, beraberliği ve kardeşliğidir. Bunun yanında da işte sizlerin varlığının muhafazası, sizlerin güvenliği ve huzurudur.
Tekrar şükranlarımı sunuyorum. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar diliyorum. Cenab-ı Hak yar ve yardımcı olsun. Allah’a emanet olun.”