Yükleniyor...
6 Mayıs 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Sayın Ahmet Yelis, basın toplantısı düzenledi

Büyük Birlik Partisi Genel Sekreteri Sayın Ahmet Yelis, parti genel merkezimizde düzenlediği basın toplantısında Türkiye ve dünya gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Sayın Ahmet Yelis, basın toplantısı düzenledi

Genel Sekreterimiz Sayın Ahmet Yelis'in yaptığı açıklama şöyle:

"Değerli basın mensupları, kıymetli dava arkadaşlarım, aziz vatandaşlarım; hepinizi en derin saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlarım.

Değerli basın mensupları, dün İstanbul'da kapılarını açan Saha Expo 2026'da gurur verici bir tabloya şahit olduk. Türkiye'nin bugüne kadar ulaştığı en son uç teknolojik sınırları temsil eden Yıldırım Han ilk kez kamuoyuna tanıtıldı. Roket 6000 kilometrelik menzile sahip. Türkiye, bu yerli üretimle balistik füze üretiminde önemli bir oyuncu hâline geldi. Emeği, iradesi ve desteği olan herkesten Allah razı olsun. Büyük Birlik camiası adına hepsine teşekkür ediyor, kutluyoruz.

HIDIRELLEZ VE KONGRE TAKVİMİ

Değerli basın mensupları, Orta Asya'dan Balkanlar'a, içinde milletimizin de bulunduğu birçok topluluğun kutladığı Bahar Bayramı'nı, Hıdırellez'i kutluyor; milletimize, bölgemize ve insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

Değerli basın mensupları, Büyük Birlik Partimizin kongre takvimi hakkında sizlere bilgilendirme yapmak istiyorum. Mayıs ayında il kongrelerimizi tamamlıyor, 7 Haziran 2026 tarihinde ise Ankara'da büyük kongremizi yapacağız. Bu hafta sonu Tokat, Konya, Ankara, Kütahya'da il kongrelerimizi icra edeceğiz. Konya'da yapılacak olan cumartesi günkü il kongremize Sayın Genel Başkanımız katılacak. Ayrıca 10 Mayıs Pazar günü yapılacak olan Ankara kongremize de yine Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici Beyefendi iştirak edecekler.

Değerli arkadaşlar, daha sonraki haftalarda Bingöl, Sakarya, Batman, İstanbul, Yozgat, Kayseri, Erzincan ve Bitlis kongrelerini icra edeceğiz. 20 Mayıs 2026 Çarşamba günü Sivas ilimizde yapacağımız ve Genel Başkanımızın da iştirak edeceği kongre ile il kongre takvimlerini sonlandırıp 7 Haziran 2026 Pazar günü büyük kongremizi icra edeceğiz. 16 Mayıs Sakarya ve 17 Mayıs İstanbul kongrelerimize Sayın Genel Başkanımız teşrif edeceklerdir.

SEÇİM HAZIRLIKLARI VE PARTİNİN VİZYONU

Değerli arkadaşlar, önümüzdeki dönem cumhurbaşkanının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin belirleneceği genel seçim, daha sonra da yerel seçimler yapılacak. Büyük Birlik Partisi, yapacağı kongrede bu seçimler öncesinde kendisini yenileyerek Türkiye'nin yeni dönemine en üst düzeyde hazırlık yaparak girecektir. Büyük Birlik Partimizin, ülkemizin, bölgemizin ve dünyada yaşanan sorunlara bakış açısına, kırışıksız ve temiz çizgisine, nitelikli kadrolarına ülkemizin ve milletimizin ihtiyacı olduğunu düşünmekteyiz. Hazırlıklarımızı daha güçlü bir şekilde yapıp kendimizi daha güçlü bir şekilde ifade ederek milletimizin karşısına çıkacağız. Kongremizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

TÜRK DÜNYASI VE YURT DIŞI TEMASLAR

Değerli basın mensupları, Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici Beyefendi, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne vizyonu doğrultusunda Türk dünyası ziyaretlerine özel bir önem vermektedir. Azerbaycan, özellikle Karabağ Zaferi sonrası ve Şuşa gibi sembolik şehirlere resmî ziyaretler; Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan Türk Devletleri Teşkilatı ekseninde kültürel ve siyasi temaslar bunun en güzel örnekleridir.

Şehit merhum liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'ndan devralınan geleneksel Balkanlar'daki Müslüman ve Türk nüfusu sıkça ziyaret edilmektedir. Kuzey Makedonya, Üsküp ve çevresindeki anma törenleri; Kosova, Prizren ve Priştine ziyaretleri; Bulgaristan Türklerinin yoğun yaşadığı bölgelerdeki seçim çalışmaları ve kültürel etkinlikler bu kapsamdadır. Yunanistan, Batı Trakya, Gümülcine ziyaretleri ve sonrasında merhum Doktor Sadık Ahmet'i anma programına katılmak üzere Gümülcine'ye geçiş ve Batı Trakya Türkleri ile temaslarda bulunmak da bu kapsamdadır. Ayrıca Kuzey Makedonya, Üsküp siyasi temaslar kapsamında Üsküp'te çeşitli görüşmeler gerçekleştirilir. Türk toplumu temsilcileriyle bir araya gelindi. Avrupa'da ise Alperen Ocakları ve Avrupa Türk Birliği federasyonları ile koordinasyon içerisinde ziyaretler yapılmaktadır.

Ziyaretlerin temel amacına baktığımızda, Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin yurt dışı gezileri genellikle şu üç sacayağı üzerine kuruludur: Bir, millî davalar; Kıbrıs, Karabağ ve Batı Trakya gibi konular. İki, gönül coğrafyası; Balkanlar ve Orta Asya'daki kültürel bağları diri tutmak. Üç, vatandaş buluşmaları; Avrupa'da yaşayan Türklerin sorunlarını, hukuki haklar, eğitim, kültürel asimilasyonla mücadele açısından yerinde dinlemek, çözümler konusunda çaba sarf etmek.

Bu hafta ise Genel Başkanımız Özbekistan Taşkent ziyaretinde bulunmaktadır. Türkiye'nin Taşkent Büyükelçiliğini ziyaret ettikten sonra dört günlük temas programı kapsamında diplomatik görüşmeler yaptılar ve yapmaya da devam etmektedirler.

İHRACAT VERİLERİ VE EKONOMİK GÖSTERGELER

Değerli basın mensupları, bildiğiniz gibi Nisan ayı ihracat rakamları açıklandı. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan Nisan ayı ihracat verilerine göre, Nisan ayında ihracat yıllık bazda %22,3 artarak 25,4 milyar dolara yükselirken son 12 aylık ihracat ise 275,8 milyar dolara yükseldi. Gerçekleşen bu ihracat rakamları ile ihracat yıllık olarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Yani yıllık ihracat tarihî zirveyi yenilemiş oldu.

Körfez bölgesinde devam eden savaş, gerginlik ve belirsizliğe rağmen ihracatta devam eden artış ivmesi, hem dış ticaret açığının azaltılması hem de cari açığın kontrol edilmesi açısından çok önemlidir. Diğer yandan, ihracatın niteliksel özelliğini gösteren orta yüksek ve yüksek teknoloji ürün ihracatı geçen yılın aynı ayına göre 2,4 milyar dolar artış gösterirken toplam ihracat içindeki payı Nisan ayı itibarıyla yüzde 44,4'e ve yıllıklandırılmış ihracat ise 115,4 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Bununla beraber, Nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 74,7 iken, Ocak-Nisan döneminde ise bu oran yüzde 70,5 olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılında savaş nedeniyle dünya mal ticareti hacminin düşeceği beklentisi olduğu bu dönemde ihracattaki bu artış ivmesi çok önemlidir ve hayati derecededir.

ENFLASYON VE EKONOMİ POLİTİKALARI

Değerli basın mensupları, pazartesi günü enflasyon rakamları açıklandı. Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek, Nisan'da enflasyonun aylık yüzde 4,2, yıllık yüzde 32,4 gerçekleştiğini belirterek, "Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle artan enerji ve emtia fiyatları kısa vadede enflasyon görünümü üzerinde baskı oluştursa da bu etkileri sınırlamak amacıyla bütçe imkânları çerçevesinde gerekli adımları atıyoruz." ifadesini kullandılar.

Sayın Bakan Şimşek, "Enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu değerlendiriyoruz." diyerek Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı. Nisan'da enflasyonun yüzde 4,2, yıllık 32,4 gerçekleştiğine işaret eden Sayın Şimşek, hizmetlerde enflasyonun geçen yılın aynı dönemine göre 14,3 puan iyileşerek yıllık yüzde 40,3, temel mallarda ise 16,5 olduğunu ifade etti. "Enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu değerlendiriyor ve dezenflasyonun devam etmesini öngörüyoruz." ifadelerinde bulundu.

Değerli basın mensuplarımız, enflasyonu sadece parasal bir olgu olarak görmek, paranın miktarı ve maliyetiyle düzeltilebileceğine inanmak ve basit bir sorun olduğunu düşünmek yanlıştır. Oysa enflasyonu besleyen birbirinden farklı temel parametreler bulunmaktadır. Bunları başlıklar altında toplayacak olursak dört bacaklı bir koordinasyon çalışması yapılması gerektiği ortadadır. Birinci olarak para politikaları, ikinci olarak maliye politikası, üçüncü olarak yapısal reformlar, dördüncü olarak toplumsal mutabakat; fiyat istikrarı açısından dengeli bir şekilde kontrol edilmesi ve uygulanması gereken politikalardır.

Fiyat istikrarını sağlayalım ama diye başlayan cümlelerdeki yaklaşım hızla bizleri yanlışa götürmektedir. Enflasyonu düşürelim ama büyümeyi ihmal etmeyelim. Enflasyonu düşürelim ama ihracatı da destekleyelim. Enflasyonu düşürelim ama bankacılık sistemini rahatlatalım. Enflasyonu düşürelim ama istihdam da bozulmasın. Enflasyonu düşürelim ama kamuda itibardan tasarruf etmeyelim. Enflasyonu düşürelim ama şu kesimlerin refahı da bozulmasın gibi fiyat istikrarını bozan ve fiyat istikrarı ile çelişen politikalar öncelikli hâle gelmemelidir.

KÜRESEL DÖNÜŞÜM VE TÜRKİYE’NİN KONUMU

Değerli basın mensupları, içinde yaşadığımız çağda dönemsel bir kriz değil, köklü bir çağ değişimini yaşamaktayız. Sanayi toplumuna ait tüm düzenler; üretim, para, finans, siyaset, kültür, eş zamanlı bir çözülme içerisinde. Artık tek öngörülebilir olan şey, öngörülemezliktir. Türkiye bu küresel ara dönemin hem sahnesi hem öznesi konumundadır. Küresel sistemin çözülüşü, Türkiye gibi ülkeler için hem tehdit hem de fırsat doğurmaktadır.

Hayatın ritmi ve zihin haritası da değişmektedir. Yapay zekâ, veri ekonomisi, genetik mühendislik ve dijital ağlar yalnızca üretim biçimlerini değil, insanın doğasını da değiştirmektedir. Sanayileşen, kentleşen toplumların değer dünyaları da değişmektedir. Bu nedenle içinde yaşadığımız dönemsel kriz değil, köklü bir çağ değişimidir. Ancak elimizde hâlâ geleceğin hikâyesi de bulunmamaktadır. O nedenle insanlığın bunca yıldır geliştirdiği sanayi toplumuna ait tüm düzenler bugün eş zamanlı olarak değişmektedir. Bu, tarihte belki ilk kez görülen bir durumdur.

İnsanlık yeniyi bulamadıkça, yeniyi kuramadıkça var olanı korumanın, var olanın içindeki payını çoğaltmanın peşindedir. Ekonomik egemenlikte ABD-Çin çekişmesi, siyasi düzende doğunun yükselişi, kültürel düzlemde Batı-Müslüman coğrafya gerilimi; tümü iç içe geçmiş durumda. Bu durumda Türkiye'nin dış politikada esnek, dinamik ve çoklu hedefleri olan bir strateji geliştirmekten başka da çaresi kalmamıştır. Küresel sistemin çöküşü Türkiye gibi orta ölçekli güçler için tehdit ve fırsatı aynı anda da üretmektedir. Jeopolitik konumu, üretim kapasitesi ve diplomatik esnekliği sayesinde Türkiye, kırılgan denge çağında manevra kabiliyeti en yüksek olan ülkelerden biridir.

DİJİTAL EKONOMİ VE PLATFORM DÜZENİ

Değerli basın mensupları, özellikle Amazon, Google, Meta gibi dijital platformların yükselişi ile ekonomi piyasa temelli olmaktan çıkıp platformların kontrol ettiği bir dijital rant düzenine dönüşmektedir. Burada olan şey, ekonomik ve dijital teknolojiler, veri akışları, ağ etkileri ve platform mimarileri üzerinden yeniden örgütlenmedir. Yani mesele bir piyasa mimarisi değişimidir. Eski pazar yerlerinin, bedestenlerin, çarşıların, AVM'lerin, liman ticaret noktalarının dijitalleşmiş versiyonları ile karşı karşıyayız. Sermaye; veri birikimi, ağ etkisi, algoritmik kontrol, bulut yapısı, marka ekosistemi ve kullanıcı erişimi üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Devlet ise bu denklemde iki rolden birini üstlenmek zorundadır. Ya edilgen bir seyirci olacak ya da piyasa mimarisini yeniden kuran düzenleyici bir aktör olacak. Türkiye henüz dijital ekonominin merkezi platform sahibi ülkelerinden biri değildir. Türkiye daha çok küresel platformlara eklemlenen, yerli platformlarını büyütmeye çalışan, e-ticaret, lojistik ve dijital hizmetler üzerinden dönüşüm yaşayan bir konumdadır. Bu nedenle Türkiye için esas mesele şudur: Küresel platformlara bağımlı bir dijital pazar mı kurulacak, yoksa açık standartlara dayalı, yerli üreticiyi ve KOBİ'leri güçlendiren, kullanıcıyı platforma mahkûm etmeyen bir dijital çarşı mimarisi mi geliştirilecek? İkinci yolun stratejik olarak çok daha kıymetli olduğu ortadadır.

KÜRESEL RİSKLER VE ÇAĞRI

Değerli basın mensupları, son olarak dünya ve küresel sistemdeki ve ülkemizi etkileyen sistemdeki ekonomik konulardan bahsetmek istiyorum. Bugünlerde ekonomiden bahsetmek de çok keyifli bir iş değil. Özellikle ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın bugüne kadarki oluşturduğu, bugünden sonrasını kastetmiyorum, hasar tespiti yapıldığında olası sonuçları insanın içini karartmaktadır.

Dünya ölçeğinde yaşanması muhtemel ekonomik sıkıntılara baktığımızda: bir, arzın daralması; iki, tedarik zincirlerinin kırılması; üç, ham madde fiyatlarındaki artış; dört, stagflasyon, yüksek enflasyon ve düşük büyüme; beş, faiz ve kurun birlikte yükselip işsizliğin artması; altı, toplumsal davranışların bozulması. Önümüzdeki dönemde fiyatların yüksek olmasından öte kıtlık ile karşılaşma riski olduğu da oldukça yüksektir.

Ülke olarak topyekûn üretim seferberliği başlatıp israftan uzaklaşıp tasarruf gerçeğini içselleştirmeyi konuşmak ve başarmak zorundayız. Çözüm için şart, ülkemizdeki tüm kurumlarda stratejik akıl üretmektir. Stratejik akıl üretmek için de neler yapılabilir, asıl ona bakmak lazımdır. Biz ülkemizin potansiyelinin her türlü zorlukları aşacak düzeyde olduğuna inanıyoruz. Olumlu atılacak her adımda iktidara destek vereceğimizi de alenen beyan ediyoruz.

Bu düşünceler ışığında hepinizi tekraren en derin saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum. Allah'a emanet olun."