Yükleniyor...
2 Mayıs 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Sayın Destici, Sivas İl Teşkilatımıza ziyarette bulundu, gündemi değerlendirdi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Sivas İl Teşkilatımızı ziyaret etti. Sivas İl Başkanlığı binamızda basınla bir araya gelen Sayın Genel Başkanımız gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Sayın Destici, Sivas İl Teşkilatımıza ziyarette bulundu, gündemi değerlendirdi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kıymetli basın mensupları, kıymetli belediye başkanımız, değerli dava arkadaşlarım, hanımefendi kardeşlerimiz, tüm Sivaslı hemşerilerimiz, bizi canlı yayından takip eden vatandaşlarımız; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Bugün Sivas'tayız. Sivas programımız kapsamında hem yerel medyamızla hem de Sivas'ta görev yapan ulusal medyamızla bir araya gelerek gündemi de değerlendirmek istedim. Toplantıda emeği geçen, sizleri davet eden arkadaşlarımıza ve siz kıymetli basın mensuplarımıza davetimize icabetiniz için bir kez daha teşekkür ediyor, hayırlı ve başarılı, sağlıklı çalışmalar diliyorum.

SİVAS BELEDİYESİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, kıymetli vatandaşlarım; tabii öncelikle Sivas Belediyemizi ziyaret ettik. Belediye başkanımızla, arkadaşlarımızla istişarelerde bulunduk. Sizler daha yakından takip ediyorsunuz. Gerçekten Sivas Belediyemiz, belediye başkanımız, ekibiyle birlikte, meclis üyelerimizle birlikte, teşkilatımızla birlikte, Sivas halkıyla birlikte, diğer siyasi partilerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, muhtarlarımız; bunların hepsiyle birlikte tam bir uyum içerisinde çok güçlü, faydalı ve güzel çalışmalar gerçekleştiriyor. Başarılı çalışmalar gerçekleştiriyor.

Bunun karşılığı da halkımızda, Sivas halkında çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. Hem bizim yaptırdığımız saha çalışmaları hem Belediyemizin yaptırdığı, belediye başkanımızın yaptırdığı saha çalışmaları, gözlemlerimiz; bu çalışmaların karşılığının halkımız tarafından büyük bir takdire mazhar olduğunu görüyoruz. Ve şu anda Sivas Belediye Başkanımızın, Belediyemizin çalışmaları karşısında Sivas halkımızın beğeni oranı yüzde 80'lerin üzerine çıkmış vaziyette. Bu gerçekten tarihî bir başarıdır. Tabii bu başarıyı sürdürmek, bundan sonraki yapılacak çalışmaları da hem direkt etkileyecektir hem de o çalışmalarda belirleyici olacaktır.

Daha önce de ifade ettim. Kısaca ifade edeyim. Yani başta Kızılırmak ve Kale projeleri olmak üzere daha pek çok proje var. Altyapıdan üstyapıya, asfalt çalışmaları, işte SCADA sistemi; bunları detaylıca zaten belediye başkanımız sizleri bilgilendiriyor. Fakat bu çalışmaların gerçekten halkımızda, Sivas'ta büyük bir karşılık bulduğunu görüyoruz. Bu, dediğim gibi, anketlere de yansıyor, saha çalışmasına da yansıyor. Onun için sizlerin huzurunda bir kez daha belediye başkanımızı, ekibini, belediye meclis üyelerimizi, teşkilatımızı, bu çalışmalara katkı veren tüm siyasi partilerimizi, sivil toplum örgütlerimizi, sendikalarımızı, muhtarlarımızı, vatandaşlarımızı hem tebrik ediyorum hem kendilerine de bu uyum için, bu çalışmalar için de teşekkür ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum.

Biz başından beri belediye başkanımızın, belediye meclis üyelerimizin, Belediyemizin yanında durduk. Bundan sonra da yanlarında durmaya ve Sivaslı için birlikte çalışmaya, en üstün derecede çalışmaya ve Sivas'ın ihtiyacı olan hizmetleri bir bir yerine getirmeye devam edeceğiz. Tekrar belediye başkanımızı ve ekibini tebrik ediyorum. Başarılarından dolayı da kendilerini kutluyorum. Allah yar ve yardımcıları olsun inşallah, diyorum.

GÜNDEMDEKİ KONULAR VE EKONOMİK ETKİLER

Kıymetli basın mensupları, değerli dava arkadaşlarım, kıymetli kardeşlerim; tabii birkaç gündemdeki konuyla ilgili de görüşlerimi belirtip sizlerin sorusu varsa onları alıp daha sonra da basınla birlikteliğimizi tamamlayacağız.

Kıymetli kardeşlerim, tabii en önemli gündem maddesi şu anda dünya gündeminde ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, ABD-İsrail ve İran savaşı. İçeriye baktığımız zaman da ekonomi olarak bunu çok net bir şekilde görüyoruz. Şimdi içeriden başlayacak olursak tabii Türkiye enerjide dışa bağımlı bir ülke olduğu için, yüzde 90 üzeri bu bağımlılığımız maalesef. Onun için işte dünyada gelen bu savaşlar, çıkan bu savaşlar, özellikle işte Hürmüz Boğazı gibi dünya petrolünün, doğal gazının neredeyse üçte birinin üretildiği ve dünyaya arz edildiği bir noktada oluyorsa tabii ki bu Türkiye'yi direkt etkiliyor.

Aynı şekilde işte Rusya-Ukrayna arasında da; çünkü Rusya'nın da en büyük alıcılarından birisi biziz. Körfez ülkelerinden de çok büyük aldığımız petrol ve gaz var. İran'dan da aldıklarımız var. Dolayısıyla bu bizim ekonomimizi direkt etkiliyor. Bu akaryakıta gelen her zam, işte ulaşımdan gıdaya her noktada da maalesef vatandaşımıza ücret artışı, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, kredi faizlerinin yükselmesi ve alım gücünün düşmesi olarak yansıyor.

Buna karşı tabii biz Büyük Birlik Partisi olarak ilkeli bir şekilde, ısrarlı bir şekilde burada dezavantajlı kesimlerin, yani düşük gelire sahip olan kesimlerin hep korunması, onlara destek olunması çağrısı yaptık. Bunlardan birincisi düşük maaş alan emeklilerimiz, ikincisi asgari ücretlilerimiz. Onun için bir kere buradan da ifade ediyorum: Maalesef enflasyon beklendiği gibi düşmedi. Bundan dolayı nasıl ki Temmuz ayında memura, emekliye enflasyon farkı veriliyorsa en azından asgari ücretle çalışan kardeşlerimize de en azından enflasyon oranında Temmuz ayında bir ara zammın yapılmasını, ücret artışı yapılmasını bir kere daha buradan teklif ediyoruz.

İkincisi emeklilerimizle ilgili. Emeklilerimiz 2023 Temmuz'dan beri bir hak mağduriyeti yaşıyor. Bu mağduriyet kademeli olarak giderilmelidir. Bu Temmuz ayında enflasyon oranında alacakları farkın en azından bir katı kadar da bir iyileştirme zammı yapılmasını ve bunun kademe kademe 2023 Ocağındaki dengeye dönmesini beklediğimizi ifade ediyorum Büyük Birlik Partisi olarak.

TARIM, HAYVANCILIK VE ÜRETİCİNİN DURUMU

Tabii Sivas aynı zamanda bir tarım şehri, hayvancılık şehri. Özellikle kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın, işte geçtiğimiz gün Şarkışla'daydık Perşembe günü. Orada biliyorsunuz Türkiye'nin en büyük hayvan pazarı kuruluyor. Ve bir kesimhanesi yoktu doğru dürüst. Onun temelini attık ve o günkü programlarda 110 milyonluk, 65 milyon kesimhane, 50 milyon da araç teslimatı yapıldı. Şarkışla Belediyemizin araçları vatandaşımıza tanıtıldı. Pek çok daha farklı hizmet var. Dolayısıyla orada da gördük. Yani hayvancılık bölgemizin vazgeçilmez bir gelir kaynağı. Aynı şekilde tarım da böyle.

Dolayısıyla bu artan akaryakıt fiyatları direkt yeme zam olarak yansıyor. Özellikle mazota zam olarak yansıyor. Gübreye, çünkü onda da kimyasal madde kullanılıyor, zam olarak yansıyor; ilaca zam olarak yansıyor. Burada da çiftçimizin, üreticimizin gerçekten büyük bir sıkıntı yaşadığını ve ekip ekmeme arasında gidip geldiğini görüyoruz. Biz ekim alanlarını çoğaltmak, ekimi artırmamız gerekirken bu zamlar ve desteklerin yetersizliği noktasında ekimin düşmesine sebep olmamalıyız. Onun için ısrarla söylüyoruz. Bir kere daha söylüyoruz. Özellikle bu çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV ve KDV'nin alınmaması ve bunlara bir muafiyet getirilmesini ısrarla ifade ediyoruz. Ve bu uygulama hayata geçene kadar da bu ısrarımızı sürdüreceğimizi de buradan da Sivas'tan da bir kere daha ifade etmek istiyorum.

ULUSLARARASI GELİŞMELER VE SAVAŞA DAİR DEĞERLENDİRME

Kıymetli kardeşlerim, Amerika Birleşik Devletleri'nin başkanı dengesiz bir adam, haydut bir adam. Soykırımcı Netanyahu'yla birlikte el ele vermişler. Netanyahu, daha doğrusu bunların artık hangi sırlarına sahipse bunları istediği gibi kullanıyor, istediğini yaptırıyor. Epstein dosyalarının bunda baş faktör olduğunu, baş etken olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama başka herhâlde sırlarına da vakıflar ki bu kadar kontrollerini alabilmiş vaziyetteler. Düşünün ki koskoca Amerika, koskoca dünya; dünyanın süper gücü, 10 milyonluk bir İsrail'in terörist ve soykırımcı bir Netanyahu'nun emrine girmiş vaziyette. Onun dediğini yapar hâle gelmiş vaziyette.

Onun için de her gün farklı bir açıklama yapıyor. Bir gün barıştan bahsediyor, İran'la müzakereler sürüyor, barış sürüyor derken bile, "Savaşı biz kazandık, liderlerini yok ettik, ordularını yok ettik." gibi böyle karşı tarafı kızdıracak ya da anlaşma masasından kaldıracak açıklamalarına da devam ediyor. Ama tabii bizim dileğimiz, temennimiz Türkiye'nin de tıpkı kardeş Pakistan gibi uğraşı; bu savaşın bir an önce sona ermesi. Çünkü bedeli yine bizim bölgemiz ödüyor, bizim insanımız ödüyor, Müslüman kardeşlerimiz ödüyor, İslam dünyası ödüyor, Türkiye ödüyor. Onun için biraz önce savaşın sona ermesini ve en azından enerji konusunda, akaryakıt ve doğal gaz konusunda yeniden dengelerin oluşmasını ve gerçek fiyatlarına inmesini, aşağı inmesini beklediğimizi ifade ediyorum. İnşallah böyle olur diye de ümit ediyorum.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE DAİR DEĞERLENDİRME

Kıymetli kardeşlerim, Türkiye'de süren bir de terörsüz Türkiye süreci var. Tabii Mecliste bir komisyon kuruldu. Komisyon çalışmalarını tamamladı. Raporunu açıkladı. Ve hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem devlet yetkililerimizin açıklamaları neydi? PKK, baştan açıklandığı gibi, şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz tüm unsurlarla, içerideki dışarıdaki tüm unsurlarla silah bırakacak ve tüm uzantıları kendini feshedecek.

Ama bugün bakıyoruz; ne silah bırakmış vaziyetteler ne kendilerini feshetmiş vaziyetteler. Tam tersine Türkiye'ye parmak sallıyorlar. DEM Eş Başkanları ara ara açıklama yapıyor. Öcalan daha önce bir barış havarisi gibi açıklamalar yaparken artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne adeta parmak sallayarak, işte şunlar şunlar yapılmazsa iş farklı noktalara gidebilir gibi, birtakım aracılarla beyanlarda bulunuyor.

Dün en son Kandil'de bulunan, biliyorsunuz, Karayılan'ın açıklamaları oldu ve Türkiye kendi istedikleri, yani onların talep ettiği yasal değişiklikleri yapmazsa, bir genel af çıkmazsa gibi birtakım, asla Türkiye'nin, Türk milletinin kabul edemeyeceği şartlar ve silah bırakmayacaklarını; tam tersine Türkiye'de var olan barış ortamının bozulacağını ya da uluslararası güçlerin, tabii burada kastı İsrail ve Amerika, Türkiye'ye karşı birtakım yaptırımlarda bulunacağı, hatta terör örgütünü de bu anlamda kullanabileceği. Yani aslında kendi ağızlarıyla kullanışlı aparatlar olduklarını da çok net bir şekilde bu şekilde ifade etmiş oluyorlar.

Ama herkes şunu bilsin ki burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Bu milletin adı Türk milletidir. Bu millet öyle birkaç yüz yıllık bir geçmişe sahip değildir. 4000 yıllık bir devlet geleneği vardır; Hunlardan Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar. Dünya tarihinde, yeryüzünde var olmuş iki büyük imparatorluktan birisi Türklerin imparatorluğudur, Osmanlı İmparatorluğu'dur. Yine pek çok Türk devleti kurulmuştur, vardır. Bugün de sadece Türkiye Cumhuriyeti değil; evet, en büyüğü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Ama Türk Devletleri Teşkilatına üye olan ya da gözlemci olan 6-7 Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır.

Onun için hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne parmak sallayamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne aba altından sopa gösteremez. Tehdit edemez. Hele İsrail ve Amerika üzerinden bunları hiç gerçekleştiremez. Geçmişte de bunları yaptılar, derslerini aldılar. Eğer şartsız, pazarlıksız, müzakeresiz silah bırakmaz ve kendilerini feshetmezlerse akıbetlerinin ne olduğunu geçmişe bakarak da çok net bir şekilde görebilirler.

TERÖRLE MÜCADELEYE DAİR DURUŞ

Kıymetli kardeşlerim, biz Büyük Birlik Partisi olarak duruşumuz nettir. Biliyorsunuz, başından itibaren ne dedik? Biz devletimize güveniyoruz ama bu hainlere güvenmiyoruz. Bunlar yarın konuştuklarının yanında durmazlar. Sözlerinin arkasında durmazlar. Amerika ve İsrail ne derse onu yapar, dedik. Bu salonda da söyledik. Onun için biz bu hainlere güvenmiyoruz, dedik. Onun için de terörle müzakere olmaz. Teröristle müzakere olmaz. Mücadele edilerek yok edilir, dedik. O da şehit lider Muhsin Başkanımızın sözüydü. Ve o ilkeli duruşun arkasında dün de durduk, bugün de duruyoruz, yarın da durmaya devam edeceğiz.

AİLE SAĞLIK MERKEZİ AÇILIŞI VE SAĞLIK YATIRIMLARI

Kıymetli kardeşlerim, değerli basın mensupları; bugün burada Allah nasip ederse saat 15.00'te de biliyorsunuz Sivas'ımızın yetiştirdiği önemli iş adamlarından ve bugün İstanbul'da özellikle önemli bir organize sanayi bölgesinin de başkanlığını yapan Adem Ceylan kardeşimizin annesi adına yaptırdığı Fatma Ceylan merhum adına yaptırdığı Aile Sağlık Merkezi'nin de açılışını gerçekleştireceğiz. İstanbul'dan, çevre illerden gelen valilerimiz, işte bakanımız, diğer grup başkanımız, milletvekillerimiz, diğer arkadaşlarımızla birlikte ben de tekrar bu aile sağlık merkezimizin Sivas'ımız için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Hatta aile sağlık merkezimizin açılışı var. Hepsi hayırlı olsun, diyorum.

Tabii bu dönemde Sivas Belediyemiz, belediye başkanımız özellikle eğitim alanında olduğu gibi sağlık alanında da yatırımların önünü açıyor. Yani diyelim yol gerekiyor, işte tıp fakültesi hastanesinde olduğu gibi yolunu yapıyor. Orayla ilgili ne gerekiyorsa veriliyor. Yani arsa ise arsa, imar ise imar. Aynı şey bu aile sağlık merkezlerimiz için de. Şu anda bu dönemde, şu ana kadar herhâlde 4-5 tane, değil mi, aile sağlık merkezimizin ya açılışı yapıldı ya açılacak yerleri Belediyemiz tarafından tahsis edildi. Onun için belediye başkanımızın bu konularda, sağlık ve eğitim konusunda, sadece altyapı ve belediyecilik üstyapı hizmetleri de değil, eğitim ve sağlık konusunda da kendisi de zaten bir eğitimci, akademisyen olduğu için bu konularda da öncülük ediyor. Onun için de ben kendisini bir kere daha tebrik ediyorum. Ve bu hususlardan dolayı da kendisine hem şahsım, hem camiamız, hem de Sivas halkımız adına da şükranlarımızı sunuyoruz.

3 MAYIS VE MİLLİYETÇİLİK VURGUSU

Evet, kıymetli kardeşlerim, yarın 3 Mayıs biliyorsunuz. Yani Türkçülük Bayramı, Milliyetçiler Bayramı. Biz bu iki tanımın hiçbirisinden de rahatsız değiliz. İkisini de kullanıyoruz. Dolayısıyla da bunu bir ayrımcılık olarak göstermeye çalışanlar da bize göre doğru yapmıyorlar. İsteyen bunu 3 Mayıs Türkçülük Bayramı diyebilir, Türkçüler Bayramı diyebilir. 3 Mayıs Milliyetçilik Günü diyebilir, Milliyetçiler Bayramı diyebilir. Bunların hepsinin bir anlamı vardır ve bunların hepsi de 3 Mayıs'ı ifade eder. Dolayısıyla hepsi bizim nazarımızda doğrudur ve kabul edilebilirdir.

Bu tanımlamalar dönem dönem değişiklik göstermiştir. Mesela ben şunu hatırlıyorum: Merhum Alparslan Türkeş tahliye olduktan sonra, biz Ocak'taydık Ankara'da Bulvar Palas'ta, 3 Mayıs'ı Türk Milliyetçileri Günü olarak kutladı. Merhum Osman Bölükbaşı da hemen yanı başındaydı. Biz de arkasındaydık, o salondaydık. Üniversite gençleri olarak. Ama tabii ki 3 Mayıs'ın nereden çıktığına, nereden neşet ettiğine, niye böyle bir gün olarak kutlandığına baktığımız zaman tabii ki o, biliyorsunuz, özellikle Sovyet Rusyası'nın baskısıyla o dönemki hükümetimize, 1944 hadiseleri, Türkçülere, Türk milliyetçilerine karşı yapılan haksız uygulamalar, tutuklamalar, cezaevindeki işkence dönemleri, Nihal Atsız'dan merhum Alparslan Türkeş'e kadar onlarca kişi, bunların yaptıkları savunmalar, özellikle o Dil ve Tarih-Coğrafya'daki yapılan savunmalar, bütün bunlar bir mücadeleyi, esaslı bir mücadeleyi yaptı o dönemlerde. Onu tabii ki unutmayacağız. Onu unutmayacağız. O Türk milliyetçiliği fikriyatının, düşüncesinin ya da siyasetinin öncü isimlerini de, liderlerini de unutmayacağız. Hepsini rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyoruz. Ruhları şad olsun. Mekânları cennet olsun.

Yani şunu ifade ediyorum: 3 Mayıs Türkçüler Günü diyen de bizimdir. 3 Mayıs Milliyetçiler Günü diyen de bizimdir, diyorum. Onun için bütün Türk milletinin, Türk dünyasının 3 Mayıs Türkçüler Günü'nü ve 3 Mayıs Milliyetçiler Günü'nü kutluyorum ve tebrik ediyorum.

EĞİTİM, AİLE VE GENÇLİK

(Çocuklarda suç oranının artması) Biz bununla ilgili biliyorsunuz en kapsamlı açıklama yapan siyasi partilerin başında geliyoruz. Bunlarla ilgili bizim önerilerimiz de oldu. Hatta bununla ilgili bir eğitim çalıştayımız da oldu. Biz elbette ki her şeyin eğitimle başladığını öncelikle ifade etmek istiyoruz. Ailede başladığını ifade etmek istiyoruz. Tabii okulla devam ettiğini ve daha sonra toplumsal hayatta da gençlerin tanışmasıyla birlikte onun da etkisinden bahsediyoruz. Onun için burada ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Çocukların takibi ve yetiştirilmesi, eğitilmesi. Okullarımıza elbette ki büyük sorumluluklar düşüyor.

Maalesef Türkiye'de eğitim sistemimiz bütün çabalara rağmen istediğimiz bir noktaya bir türlü gelemedi. Yani verim alamıyoruz, daha doğrusu da bütün okullardan aynı verimi alamıyoruz. Yani Sivas'ta da, Ankara'da da, Eskişehir'de de, Tokat'ta da, yani mesela velilerimiz çocuklarını belli okullara göndermek istiyor. Bu neyi gösteriyor? Bu neyin sonucu? Bu demek ki bütün okullarımız aynı seviyede değil. Bütün okullardaki öğretmenlerimiz aynı seviyede değil. Bütün okullarımızdan mezun olan çocuklarımız aynı düzeyde, aynı fen lisesinde okusa da, aynı Anadolu lisesinde okusa da aynı düzeyde mezun olamıyor. Aynı başarıda mezun olamıyor.

Bununla ilgili Millî Eğitim Bakanlığımız, daha doğrusu Meclisimiz, işte yeni bir Öğretmenlik Mesleği Kanunu, Millî Eğitim Yasası, işte Millî Eğitim Akademisi; Sivas'ta 7 bölgede var, bir tanesi de Sivas'ta biliyorsunuz. Güçlü bir adım attı, önemli bir adım attı. İnşallah bu adımlar meyvesini verecektir. Ama bu arada tabii ailelerimizin duyarlı olması, çocuklarıyla ilgilenmesi gerekiyor.

Maraş'taki hadise hâlâ acısı yüreğimizde. Bakın, baba emniyet müdürü, anne öğretmen. Ama çocukla yeteri kadar ilgilenmemenin, sahip çıkmamanın sonucunun ne olduğunu görüyoruz. Rehberlik öğretmenlerimiz çok önemli. Onların hem iyi yetiştirilmesi hem de onların okullardaki tespit ve raporlarının idare tarafından uygulanması gerekiyor. Bununla ilgili pek çok şeyimiz var. Biz bunları paylaştık, yine paylaşıyoruz.

Bir de tabii şu var: Cezalar. İşte en son Mecliste kabul edilen yasa tam istediğimiz gibi olmasa da bir adımdır, bir hamledir. Onun için biz bu suça karışan çocuklar diye tabir edilen tanımın aslında çok da doğru olmadığını düşünüyoruz. Artık 14-15 yaşına gelmiş, akıl baliğ olmuş, aklı başında, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt edebilen birisinin aslında çocuk olarak yargılanmaması gerektiğini, 14 yaş üstünün büyükler gibi bu tür suçlarda yargılanması gerektiğini biz zaten teklif ettik. Kısmen bir düzenleme oldu ama bu düzenlemenin tam anlamıyla uygulanması gerekiyor.

Emniyet teşkilatımızın, İçişlerimizin özellikle bu çetelere, bu çocuklarımızı suça sürükleyen örgütlerle etkin mücadelesinin de sonuç vereceğini düşünüyorum. Burada yasal düzenlemeler ne emniyetimizin elini kolunu bağlamamalı, yargımızın da elini güçlendirmelidir, diye düşünüyorum. Pek çok daha şey söyleyebiliriz ama her şeyin başında aile geliyor. Aile kurumumuzu güçlendirmeliyiz.

NÜFUS, AİLE YAPISI VE TOPLUMSAL DEĞERLER

Çocuk sayımızın inanılmaz bir düşüşü var. Nesli tükenen ilk beş ülke arasındayız. Nüfusu aşağı inen. 2,1'lerden 1,5'in altına düşmüşüz. 2,5'lardan geldik. Dolayısıyla da bu çok tehlikelidir. Bakın, Sivas'ta bile biraz önce konuştuk arkadaşlarla. Bu kadar geniş bir coğrafya var. Bu coğrafyada en az 1,5 milyon kişinin yaşaması gerekiyor. Ama şu anda bu coğrafyada 650 bin kişi yaşıyor. Dolayısıyla ne oluyor? O zaman coğrafya da iyi değerlendirilemiyor.

Onun için bizim ailelerimizin evliliği teşvik, evlenenleri de çocuk yapma noktasında teşvik etmemiz lazım. Onun için bizim Büyük Birlik Partisi olarak daha önce önerdiğimiz, işte kadınların 1 saat geç gitmesi, 1 saat erken çıkması, kamu memur ve işçi alımlarında, hatta özellerinde buna teşvik edilerek, evli olanların, çocuk sahibi olanların aynı şartlar altında liyakati, eğitimi bir ise tercih edilmesi gerektiğini söyledik. Bazı çevreler de bunlara karşı çıktı. Niye karşı çıktılar? Çünkü onlar Türk aile yapısının çökmesini istiyorlar. Bu coğrafyada Türklerin nüfusu azalsın ve Türkler yok olsun istiyorlar. Yoksa insanlık adına, medeniyet adına bir şey istemiyorlar.

Yani onlar bize bunu dayatırken, yani çocuksuzluğu ve evlilik dışı hayatı; şu anda Avrupa çocuk yapmayı teşvik ediyor, büyük destekler veriyor. Ve biz doğurganlıkta, maalesef çocuk sahibi olmakta, Hollanda'nın bile altına düşmüş vaziyetteyiz. Bu tehlikenin herkes farkında ve şuurunda olması gerekir diye düşünüyorum. Evet, işsizlik, ekonomik durum; bunlar önemlidir, bunlar etkendir. Ama ben bunların tek başına bir etken olacağını düşünmüyorum.

Bizim bu noktaya gelmemize esas mesele, aile yapımıza, Türk toplumunun değerlerine, kültürüne Batı tarafından ve Batı'nın içerideki iş birlikçileri tarafından; sözde sanatçılar, sözde gazeteciler, sözde yazarlar tarafından maalesef evlilik dışı hayat pompalandı. LGBT gibi sapkın düşünceler pompalandı. Çocuk sayısının az olması gerektiği pompalandı. Maalesef bugünlere geldik. Devletin de bunları susturması lazım. Bu tür dizilere, yayınlara da kesinlikle kararlı bir şekilde son vermek gerekir diye düşünüyorum.

Yani terazinin bir kefesinde ailemiz var, kültürümüz var, inancımız var, ahlakımız var. Bir köşesinde birkaç televizyonun reklam geliri var. Maalesef bu reklam gelirinin bütün bu değerlerimize karşı daha ağır bastığını görmekten de utanıyorum."