Yükleniyor...
15 Temmuz 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Sayın Destici, TRT Haber'in canlı yayın konuğu oldu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, TRT Haber'in 15 Temmuz Özel Yayını'nın konuğu oldu. Sayın Destici, TRT Haber'in canlı yayın konuğu oldu

TRT Haber'in 15 Temmuz Özel Yayını'nın konuğu olan Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin 10. yıl dönümünde önemli mesajlar verdi. İşte TRT Haber canlı yayınında Sayın Genel Başkanımızın açıklamaları...

FETÖ İLE MÜCADELE VE GÜVENLİK PARADİGMASI

“Geride bıraktığımız on yılda hem Fethullahçı Terör Örgütü’yle mücadele ki hâlen o mücadelenin devam ettiğini görüyoruz. Türkiye nasıl bir değişim, dönüşüm yaşadı güvenlik paradigması olarak?”

Öncelikle tabii müsaadenizle 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimini bir kez daha kınıyoruz, lanetliyorum. O gecede büyük bir kahramanlık göstererek şehit olan aziz şehitlerimizi rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Gazilerimizi de saygıyla ve hürmetle selamlıyorum.

Bugün biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağımsız, güçlü bir şekilde yoluna devam ediyorsa, biz hür, müstakil bir şekilde yaşamımızı sürdürüyorsak Türk milleti olarak bunu en çok da şehitlerimize ve gazilerimize borçluyuz. 15 Temmuz'da da aziz ve necip milletimiz bir destan yazdı, bir kahramanlık örneği gösterdi.

Tabii burada Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayeti ve feraseti de çok önemliydi. Aynı şekilde siyasi partilerimizin, Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere Meclis içinde darbeye karşı duruşları, emniyet teşkilatımızın o geceki duruşu, özel harekâtımız başta olmak üzere ki Gölbaşı Özel Harekâtımızda da biliyorsunuz kahpece bir saldırı gerçekleştirildi ve onlarca kahramanımız orada şehadete erdiler, şehit oldular. Onları da rahmetle ve şükranla yâd ediyoruz.

Tabii aynı şekilde ordumuz içerisinde darbeye karşı duran güçlü bir kesim oldu. Onlar da darbenin püskürtülmesinde önemli bir rol oynadılar ve tabii ki yargımız o gece gerçekten çok hızlı davranarak çok önemli bir görev ifa etti. Tabii asıl olan, başta söylediğimiz gibi, milletimizin duruşuydu. Milletimiz belki de ilk defa bir darbeye bu kadar kesin ve kararlı bir şekilde canını ortaya koyarak, sokağa çıkarak bir karşı duruş sergiledi.

Yani bunu 60'ta görememiştik, bunu 12 Mart muhtırasında görememiştik, 80 darbesinde görememiştik. 28 Şubat'ta göremedik, kısmen gördük, göremedik. Ve 12 Mart'ta ama 15 Temmuz'da milletimiz kahir ekseriyeti, büyük bir çoğunluğu bu darbeye çok net bir şekilde karşı koydu.

Biz de o gece hemen darbe olduğunu duyar duymaz arkadaşlarımızla hemen haberleştik. Parti genel merkezimizde böyle saat 22 gibi falan hemen buluştuk ve arkadaşlarımızın bir kısmı Genelkurmay yönüne, bir kısmı Kızılay'a, işte bir kısmı Külliye'ye ki partimiz Gazi Mahallesi'ndeydi. Buraya da Külliye'ye de çok yakın. Ben de arkadaşlarımızla birlikte önce Kızılay'a gittik, sonra Meclise gittik. İsmail Kahraman Bey'le, Meclis Başkanımızla görüştük.

DARBE HABERİNE İLK TEPKİ

“Eyvah dediğiniz bir an oldu mu? Çünkü siyasete hep böyle demokrasiye vurulan darbeler tarihini Türkiye demokrasi tarihinde görmüştür. Bir siyasetçi olarak eyvah yine mi dediğiniz bir an oldu mu?”

Tabii ilk duyduğumuzda bu sizin ifade ettiğiniz gibi bir, elbette ki üzüldük. Yani Türkiye'nin tekrar bir darbe ile karşı karşıya kalıyor olmasına gerçekten üzüldük. Ve neticede darbeyi püskürttük milletçe, devletçe, hükûmetimiz, Meclisimiz hep birlikte. Ama neticede Türkiye bir darbe kalkışmasıyla yine karşı karşıya kalmış oldu.

Tabii bunu diğer darbelerden ayıran bir özelliği de şuydu: Yani belli bir grup, işte bir önce söylediğiniz Fethullahçı Terör Örgütü, belli bir grup ve bunun içindeki daha doğrusu bu grubun Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki taraftarları ya da o güne kadar yerleştikleri cunta bunu gerçekleştirmeye çalıştı. Ama dediğim gibi bunun karşısında da güçlü bir mukavemet oldu hem Silahlı Kuvvetlerden hem emniyet teşkilatımızdan ve tabii onların beklemediği şey milletimizin ve siyasi partilerimizin topyekûn bir şekilde darbeye karşı duruşlarıydı.

Cumhurbaşkanımızın işte iradeli ve cesur duruşu, feraset göstermesi, büyük bir feraset örneği ortaya koyması... Bütün bunları tabii onlar hesaplamamışlardı. Dolayısıyla da onlar adına evdeki hesap çarşıya uymadı. Elhamdülillah darbe başarısız oldu ve Türkiye Cumhuriyeti daha güçlü bir şekilde yoluna devam etti. Bir musibetten bir nasihat almak diye bir şey var. Gerçekten darbe Türkiye için de, Türk milleti için de, Türk siyasetçileri için de, yöneticileri için de aslında büyük bir nasihat oldu.

MECLİSİN O GECEKİ TAVRI

“Peki siyasetçiler dediniz, şu anda Meclisten de canlı görüntüler gelirken, Meclisin o gece gösterdiği tavır size göre bu seyrin değişiminde nasıl oynadı?”

Tabii önemli bir rol oynadı. Çünkü bir an önce de ifade ettim, darbeyi gerçekleştirenler muhalefet partilerinin özellikle darbeyi destekleyeceklerini ya da sessiz kalacaklarını düşündüler. Böyle davrananlar oldu mu? Yani azınlıkta da olsa böyle davrananlar oldu ya da işte sonucu görmek isteyenler oldu. Ama büyük bir çoğunluk, iktidarıyla muhalefetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir araya gelerek darbeye karşı çok net bir şekilde, hem de Meclis bombalanırken o Meclis kürsüsünden açık bir şekilde Dönemin Meclis Başkanı İsmail Kahraman Bey, grup başkanları, grup başkan vekilleri, Meclis başkan vekilleri, Meclis idare amirleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin şerefli üyeleri çok ciddi bir şekilde darbeye mukavemet gösterdiler.

Ben o gece Meclise gittim. Ve dolayısıyla da tabii ki genel kurula girme imkânımız olmadı ama Sayın Meclis Başkanımızla, İsmail Kahraman Bey'le ve diğer arkadaşlarla görüştük ve oraya gittiğimizde dediğimiz gibi zaten Meclis bombalanmıştı. Dolayısıyla da çünkü darbeyi gerçekleştirenlerin hiçbir ölçüsü yoktu ve gözleri kararmıştı. Yani düşünün ki tarihinde ilk defa, çok darbe yaşadı Türkiye ama ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. İlk defa Özel Harekât bombalandı. İlk defa Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bombalandı. İlk defa sivil vatandaşların üzerine hedef gözetmeksizin hatta bazen hedef gözeterek ateş açıldı ve 251 insanımız, kahramanımız, vatan ve millet sevdalısı şehadet şerbetini içti. Binlercesi gazi oldu, yaralandı. Onlara tekrar şükranlarımızı sunuyoruz.

Kahramanımız Ömer Halisdemir'i bir kere daha rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Allah ondan razı olsun. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Zekai Paşa, tabii Zekai Paşa gibi kıymetli paşalarımızın, vatansever paşalarımızın o gece ortaya koyduğu duruş ve tavır da çok önemli. Darbenin engellenmesinde onların da büyük katkısı var. Onlara da yine saygılarımızı ve muhabbetlerimi iletiyorum.

MUHSİN YAZICIOĞLU DOSYASI VE YENİ GELİŞMELER

“Merhum Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili, onun hayatını kaybettiği helikopter kazası, kazaya tırnak içerisinde kullanmak isterim. Çünkü ne olduğunu artık yargılama süreci sonunda ortaya çıkmış olacak. Şimdi yeni gelişme, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına dosya devredilmişti. Onunla ilgili yeni gözaltı kararları var. Hep o süreçte de aslında siz de ifade etmiştiniz. Bir Fethullahçı Terör Örgütü izi dosyada her zaman vardı. Bugün gelinen noktada şu an hangi aşamadayız?”

Şimdi o iz hep vardı ama darbe olduktan bir gün sonra, yani 16 Temmuz'da beni İzmir'den bir polis kardeşimiz aradı. Bizim Alperenler'den. Dedi ki “Başkan'ım, biz akşam Marmaris'e gittik. Cumhurbaşkanımıza karşı gerçekleştirilen suikast girişimine karşı koymak için, mukavemet için. Ve başarılı olduk ve sabah yakalanan darbeciler arasında iki kişi var ki bunlar helikopterin üzerindeki cihazları söken kişiler: Davut Uçum ile Aydın Öztürk. Biri yarbay, o dönem biri astsubay.”

Tabii bu bilgi bize verilince biz hemen 18 Temmuz'da, yani pazartesi günü, darbeden 3 gün sonra Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına avukatlarımız aracılığıyla yeni bir başvuru gerçekleştirerek olayın bu yönüyle de incelenmesini ve takipsizlik verilmişti darbeden bir ay önce ikinci kere. Ve bu takipsizliğin kaldırılmasını ve soruşturmanın yeniden başlamasını istemiştik. Ve bunun üzerine soruşturma tekrar başladı.

Fakat 10 yıl geçmesine rağmen yine bir mesafe alınmadı. Aynı şeyler, aynı süreçler... Geliyor bilirkişi raporları, bir şey yok. Neticede biz bunun Ankara'ya alınmasını ki daha önce de bir Yargıtay süreci olmuştu davanın, soruşturmanın bir yönüyle ilgili. Ve Ankara'da güçlü bir ekip tarafından bu soruşturmanın baştan itibaren tekrar yapılmasını talep ettik.

Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki hassasiyetine teşekkür ediyoruz. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek Bey'in tavrına, hassasiyetine, kararlılığına teşekkür ediyoruz ve hemen hızlı bir şekilde Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı dosyaya yetkisizlik kararı vererek Ankara'ya gönderdi ve Ankara'da bakın 12 Haziran'da geldi ve 13 Temmuz'da ilk dalga operasyonlar gerçekleştirildi.

Tabii burada farklı şüpheler var. İşte bu şüphelerden en kuvvetlilerden bir tanesi nedir? Bu helikopterin uçaklar tarafından, askerî uçaklar tarafından düşürülmesi, bunun takip edilmesi baştan itibaren helikopterin. Bu ilk dalga bununla ilgili.

Ve iki kaza kırım heyeti var. Biri Sivil Havacılık tarafından oluşturulan 3 kişilik bir kaza kırım heyeti. Bir de firmanın yetkilisi var. Onu da götürmüşler kaza yerine. Aslında gitmemesi gerekiyordu. 4 kişi ve 9 kişilik askerî kaza kırım ekibi var. Onlar niye oradalar? Orada bir askerî helikopter iniş yaparken kırıma uğramıştı. Onu incelemek için gidiyorlar ama ne hikmetse onu bırakıp Muhsin Başkan'ımızın ve arkadaşlarımızın içinde bulunup düşen helikopteri inceliyorlar, onu radarlarına alıyorlar ve onun üzerindeki iki önemli uçuş bilgilerini içeren parçayı söküyorlar ve hâlâ o parçadan, parçalardan şu ana kadar akıbeti belli değil. Ki bunlar daha önce de aylarca tutuklu kalmışlardı.

SORUŞTURMA SÜRECİNİN HIZI

“Bu süreç hızlanır mı sizce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında?”

Hızlı zaten şu an. Yani hız kesmeden devam edeceğini düşünüyoruz. Biz de sürecin sağlıklı bir şekilde, adaletli bir şekilde, hukuk içerisinde neticelenmesi için her türlü katkıyı vermeye devam ediyoruz.