Yükleniyor...
14 Temmuz 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Sayın Genel Başkanımız, "15 Temmuz" programına katıldı

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı tarafından düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” Programına katıldı. Sayın Genel Başkanımız, ''15 Temmuz'' programına katıldı

Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı tarafından Keçiören'de düzenlenen "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü" programında konuşan Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, şunları söyledi:

"Saygıdeğer Bakanım, Bakan Yardımcımız, milletvekilimiz, kıymetli kaymakamımız, Keçiören Belediye Başkanımız, protokolümüzün diğer kıymetli isimleri ve sizler baş tacımız olan şehitlerimizin aileleri, anneler, babalar, çocuklar, eşler ve kahraman gazilerimiz; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle ve Cenab-ı Hakk'ın selamıyla selamlıyorum. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti sizlerin ve yeryüzündeki tüm kardeşlerimizin üzerine olsun inşallah diyorum.

Kıymetli kardeşlerim, şehitlerimizin kıymetli aileleri, kıymetli gazilerimiz; öncelikle bu vatan için, bu ay yıldızlı al bayrak için, bu minarelerimizden inşallah dünya var oldukça okunmaya devam edecek ezanlarımız için şehadet şerbetini içen tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, özlemle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun. Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfımızın kıymetli genel başkanı, yöneticileri, üyeleri de buradalar. Yine vatan için, millet için, din-i mübin için seve seve canını ortaya koyan ve gazilik mertebesine erişen tüm gazilerimizi de saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Onlara müteşekkiriz. Bu ay yıldızlı al bayrağın altında, bu eşsiz vatanımızda huzurlu bir şekilde, güven içinde, mutlu bir şekilde bağımsız olarak yaşıyorsak bunu şehitlerimize ve gazilerimize borçluyuz. Bunu asla unutmadık ve unutmayacağız.

15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİ VE MİLLÎ DİRENİŞ

Kıymetli kardeşlerim, Türkiye bundan on yıl önce büyük bir darbe girişimiyle, aslında bir işgal girişimiyle karşı karşıya kaldı. Uzun yıllar bizden görünen; ülkemize, milletimize, dinimize hizmet eder gibi takiye yapan ve aslında daha sonra net bir şekilde anlaşılmıştır ki emperyalistlerin maşası, başka devletlerin istihbarat örgütlerinin aparatı olan bir örgüt tarafından ülkemiz işgal edilmeye kalkışıldı; işgalle karşı karşıya kaldı. Aziz milletimiz buna müsaade etmedi. Milletimizin kahramanca duruşu ve o asil ve necip Türk milleti içinden özellikle şehadet şerbetini içen 251 kardeşimiz ve binlerce gazimiz, Türkiye'yi bu işgal girişiminden ve FETÖ darbe girişiminden muhafaza ettiler ve korudular.

Tabii ki burada Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetli duruşu, feraseti başroldeydi. Yine aynı şekilde siyasi partilerimizin darbeye karşı bir araya gelerek ortak bir duruş sergilemeleri de çok kıymetliydi. Yine aynı şekilde kahraman polisimizin, emniyet güçlerimizin, özellikle özel harekâtımızın ortaya koyduğu cesur duruş, o gece hainlerin emellerine ulaşmasına bir set çekti. Yine aynı şekilde kahraman ordumuz içerisinde darbeci unsurlara karşı asil bir duruş ortaya koyan kahraman askerlerimiz de bu darbenin önlenmesinde büyük bir rol oynadılar. Yine o gece yargı mensuplarımız çok hızlı hareket ederek darbeye kalkışanlara gereken hukuki dersi anında verdiler. Tabii ki başta da söylediğim gibi en büyük pay; ellerinde rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı al bayrakla ölüme kucak açarak darbeye karşı duran, tankların üstüne çıkan, bombalara meydan okuyan bu asil ve necip Türk milletinin kahraman evlatları, sizler oldunuz. Allah sizlerden bin kere razı olsun inşallah diyorum.

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİNİN DARBELER KARŞISINDAKİ DURUŞU

Kıymetli kardeşlerim, bizler Büyük Birlik Partisi olarak Şehit Liderimiz Muhsin Başkanımızın geride bıraktığı yol arkadaşlarıyız. Bizim geleneğimizde de hiçbir zaman darbelere alkış tutulmamıştır. Tam tersine, darbelere çok net bir şekilde karşı durulmuştur. Hem 60 darbesinde hem 80 darbesinde hem 12 Mart muhtırasında hem 28 Şubat darbesinde bu memleket hep geriye gitmiştir. Kaybeden hep Türk milletinin fertleri olmuştur. Kazanan emperyalistler, siyonistler ve onların içerideki işbirlikçileri olmuştur. Onların kayıkları yüzmeye devam etmiştir ama millet, devlet ve ülke olarak hep bedel ödenmiştir. Onun için biz darbelerin bu memlekete ne getirdiğini, ne götürdüğünü çok iyi bilenlerdeniz. Çünkü bizzat bunları yaşamış ve burada bedel ödemiş bir hareketin ve bir neslin temsilcileriyiz.

Hatırlayın, 28 Şubat'ta tanklar namlusunu Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'na ya da Büyük Birlik Partisi'ne çevirmemişti. Tanklar namlusunu o dönemde Refah Partisi'ne ve dönemin başbakanı ki bizim de desteğimizle başbakanlığı alan merhum Necmettin Erbakan Hoca'ya çevirmişti. Ama herkesin saklandığı, evine çekilip pencerelerini kapatıp perdelerini indirdiği dönemde bir yiğit, bir kahraman çıktı ortaya: Şehit Muhsin Yazıcıoğlu. Ne dedi? "Evet, ordu peygamber ocağıdır. Biz ordumuzu severiz. Askerimizi severiz. Ama namlusunu milletine döndürmüş tanka asla selam durmam!" dedi. İşte 15 Temmuz gecesi biz de aynı şiarla hareket ettik ve sizlerle birlikte meydanlara çıkarak darbeye karşı duruşumuzu çok net bir şekilde ortaya koyduk. Bizim ilkemiz bellidir: Darbe kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın, biz her türlü darbenin karşısındayız. Biz millî iradeden yanayız. Ve bizim açık ve net söylüyorum; rehberimiz Kur'an, önderimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ülkeyi de milletimiz kimi seçmişse diğer seçime kadar onun yönetmesi noktasında iradesini çok açık ve net bir şekilde ortaya koyan bir siyasi hareketiz.

CUMHUR İTTİFAKI VE TÜRKİYE'NİN İSTİKRARLI YÖNETİMİ

Her musibetten şer çıkmaz. Bazı musibetler hayra da vesile olabilir. Hiçbirimiz darbeyi istemeyiz, tasvip etmeyiz. Ama darbeden sonra milletimiz topyekûn bir uyanışa geçmiştir. Milletimizin birliğinden, devletin bekasından, ülkenin bütünlüğünden başka gayesi olmayanlar bir araya gelerek Cumhur İttifakı'nı oluşturmuştur. Ve yaklaşık 8 yıldır da Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı olarak her iki seçimde de halkımızın yüksek oyuyla, çoğunluğun oyuyla seçilen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve onun kabinesi, hükümeti tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti istikrarlı bir şekilde yönetilmektedir. Ve bu istikrarın ülkemize ve milletimize kazandırdığı ortadadır. Savunma sanayisinde atılan adımlar ve yapılan işler başta olmak üzere pek çok noktada ülkemiz pek çok ülkenin önüne geçmiş ve Türk insanının gururla "Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşıyım ve bu asil ve necip Türk milletinin bir ferdiyim" demesini temin etmiştir. Onun için gururluyuz.

İSLAM'IN SANCAKTARI ASİL TÜRK MİLLETİ

Biz kavmiyetçi değiliz. Biz ırkçı değiliz. Biz kavimlerin birbirine bir üstünlüğü olmadığını biliyoruz, buna inananlardanız. Üstünlüğün takvada olduğuna da inanıyoruz. Takva nedir? Takva; kim Allah'tan daha çok korkarsa, kim Allah'ın emirlerini yaşar ve yaşatırsa, kim İlay-ı Kelimetullah diyerek Allah'ın ismini yeryüzüne yayarsa üstün olan odur. İşte bu asil ve necip Müslüman Türk milleti on asırdan fazla bir süre İslam'ın sancaktarlığını ve bayraktarlığını yapmış, sırf Allah'ın ismini yeryüzüne yaymak için üç kıtada at koşturmuş ve milyonlarca şehit vermiştir. Onun için bu asil ve necip Müslüman Türk milletinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum ve onun için gururla "Türk milliyetçisiyim ve Türk-İslam ülkücüsüyüm" demeye devam ediyorum.

Kıymetli kardeşlerim; bir daha ülkemizin 15 Temmuz, 28 Şubat, 12 Eylül ve 60 darbesi gibi darbeler yaşamaması dileğimle tekrar darbelerin tümünü birden şiddetle lanetliyor, aziz şehitlerimizi bir kere daha rahmet ve şükranla yâd ediyor, gazilerimizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Cümlenize hayırlı akşamlar diliyorum. Allah birliğimizi, dirliğimizi, devletimizi, ülkemizi var etsin, yüceltsin ve korusun inşallah diyorum."

SONRAKİ HABER Bakan Murat Kurum'dan Sayın Genel Başkanımıza ziyaret Bakan Murat Kurum'dan Sayın Genel Başkanımıza ziyaret