Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, NTV canlı yayınında son gelişmeleri değerlendirdi. Dün gece başlayan ve sabah saatlerine kadar süren operasyonda 25 kişinin gözaltına alındığını hatırlatarak “Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması” ile ilgili görüşleri sorulan Sayın Genel Başkanımız, şu açıklamaları yaptı:
"Şehit Muhsin Başkanımız ve onunla şehadete yürüyen arkadaşlarımızı bir kere daha rahmetle ve özlemle yâd ediyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun. Tabii bize düşen görev, ailelerle birlikte, işte Adalet Bakanlığımız, kolluk kuvvetlerimiz, devletimize düşen görev, hepimize düşen görev, bu hadisenin bir kaza mı, bir suikast mı, bir sabotaj mı olduğunu ortaya çıkarıp ki geldiğimiz noktada bunun bir kaza olmadığı açık ve net gözüküyor. Çünkü çok şüphe var ve bu şüphelerin hemen hemen hiçbirisi de bizlerin, ailelerin ve kamuoyunun vicdanını tatmin edecek şekilde aydınlatılmadı.
ŞÜPHELER VE RADARLARIN KAPANMASI
Mesela ne? Sıralamayı yapacak olursak işte helikopter düştüğü anda 5 dakika radarlar kapanıyor. Yıllar sonra belli bulgular gelmeye başladı. İkincisi oradaki hava hareketliliği. Devlet Denetleme Kurulu raporlarında da çok açık. Önce orada bir hava hareketliliği yok dendi ilgili kurum tarafından. Sonra işte belli aralıklarla, belli fitlerden, belli uçuşların olduğu söylendi.
ARAMA KURTARMA SÜRECİ
Devam ediyoruz. Sonra helikopter düştü ve merhum İsmail Güneş saatlerce konuştu. Hadi diyelim ilk gün Turkcell'den işte 17 sularında yer tespiti geldi. Gece 22 sularında diğer operatörden de yer bildirimi gelince bir kilometrelik bir alana düştü aslında. O çapa düştü, bulunacak. İkinci günü bulunamaması tam bir fecaat. Ve baktığımızda farklı yerlerde aranmış. Sonra bütün biz bunları araştırdığımızda öğreniyoruz ki bu iş aslında kimin işi? Ana Arama Kurtarma Dairesinin işi. Ama Ana Arama Kurtarma Daire Başkanı geldi, Meclis komisyonunda dedi ki “Evet, bizim görevimiz, ismimiz bu ama bizim ne arayacak personelimiz ne kurtaracak ekipmanımız var.” dedi. Olay büyük çoğunlukla jandarmaya bırakıldı.
KAZA KIRIM EKİBİ VE CİHAZLARIN SÖKÜLMESİ
Sonra Hava Kuvvetlerinin, aslında Genelkurmayın daha üst tekniklere sahip olduğu bilgilerine biz ulaştık. Tabii bunların doğruluğunu bilirkişiler teyit edecektir. Ama bizdeki bilgiler bu yönde. Yani 3 gün boyunca bulunamaması ve nihayetinde köylüler tarafından bulunması, bulunduktan sonra oraya inmeye çalışan bir askerî helikopterin kaza kırıma uğraması ve o kaza kırım ekibinin, o helikopter için gelen 9 kişilik kaza kırım ekibinin askerî helikopteri bırakıp Muhsin Başkan ve arkadaşlarımızın şehit olduğu helikopterin üzerinde operasyon yapmaları, oradan birtakım cihazları söküp götürmeleri ve daha sonra bununla ilgili tutuklandıklarında, yargılandıklarında işte bunu hatıra için aldıklarını söylemeleri, bir hırsızlık davasına bunun daha sonra dönüşmesi en önemli şüphelerden bir tanesi.
KARBONMONOKSİT BULGULARI VE UÇUŞ İDDİALARI
Hem pilotta hem rahmetli Muhsin Başkan'da hem bütün, yani helikopterdeki 5 kişide de yüksek düzeyde karbonmonoksit oranlarının çıkması, bunun Adli Tıp raporlarının belli dönemlere göre değişkenlik göstermesi, bütün bunlar şüphe yani. Ve oradaki uçuşlar, işte askerî uçakların uçuşu, helikopteri düşürebileceği yönündeki birtakım iddialar, bununla ilgili oluşturulan bilirkişiler... Bütün bunlar bugüne kadar maalesef aydınlatılmadı.
ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER VE TAKİPSİZLİK KARARLARI
Ve bu süreçte özel yetkili mahkemeler vardı zamanında Türkiye'de. O mahkemelerde bile sürüncemeye bırakıldı. 2014'te bir takipsizlik kararı verildi, itiraz ettik. Parti çünkü direkt müdahildir buraya, Büyük Birlik Partisi. Çünkü partinin kurucu lideridir Şehit Muhsin Yazıcıoğlu ve diğer arkadaşlarımız da parti üyeleridir. Ve bizim partinin avukatlarının, ailelerin avukatlarının girişimleriyle takipsizlik kararı aldırıldı. 2016'da tekrar bir takipsizlik kararı verildi. Yani bu 15 Temmuz darbesinden hemen böyle bir ay gibi falan önce, bir haziran ayında, 2016 Haziran'da biz darbeye 3-4 gün kala tekrar itiraz ettik. Kahramanmaraş Adliyesine gidip hep birlikte ben, parti yetkililerimiz, avukatlarımız, aileler hep birlikte gittik, itiraz ettik ve 15 Temmuz'da darbe oldu.
FETÖ ETKİSİ SORUSU VE MARMARİS BİLGİSİ
15 Temmuz günü darbe oldu, gecesi 16 Temmuz'da beni İzmir'den bir polis kardeşimiz aradı, Alperen bir kardeşimiz, bir arkadaşımızın telefonundan. Ve dedi ki “Sayın Genel Başkan'ım, ben İzmir Emniyetinde görevliyim, polis memuruyum ve biz,” dedi, “akşam Marmaris'e gittik, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik saldırıya mukavemet etmek için. Sabah,” dedi, “o saldırganlar içinde yani darbeci FETÖ'cüler içinde iki kişi var ki,” dedi, “bunlar rahmetli genel başkan helikopterinden cihazları sökenlerden iki kişi; yani Yarbay Davut Uçum'la Astsubay Aydın Özsıcak. Bunlar da,” dedi, “burada yakalandılar.” dedi.

SORUŞTURMANIN YENİDEN BAŞLAMASI
Hemen pazartesi günü avukatlarımız aracılığıyla meselenin bu yönüyle de incelenmesi ve takipsizliğin kaldırılarak soruşturmanın tekrar başlaması için tekrar bir dilekçe verdik ve aylar süren incelemeler neticesinde takipsizlik tekrar kaldırıldı. Ve aradan aşağı yukarı 10 yıl geçmiş olmasına rağmen maalesef bir sonuç alamadık. İşte en son tabii bizim burada girişimlerimiz... Ben hemen hemen bütün bakanlarımızla, bu dönemde bakanlık yapan bütün bakanlarımızla defaatle, defalarca bu meselelerle görüştüm. Başsavcılarımızla, diğer yetkililerimizle... Neticede burada emniyetimizin de yapmış olduğu bir çalışma vardı, bir gayretli çalışma vardı.
ÖZEL ÇALIŞMA TALEBİ VE DOSYANIN ANKARA’YA GÖNDERİLMESİ
Bizim yine bu dönemde istediğimiz bir özel çalışma vardı. O gün Ankara, İstanbul, Sivas, Kahramanmaraş buradaki birtakım kişilerin tespitine yönelik, bu hadisenin nasıl gerçekleştiğine yönelik böyle bir şey olmuşsa mutlaka bunun bir ekip tarafından, planlı bir şekilde yapılmış olacak. Bunu ortaya çıkaracak bir özel çalışmayı biz yıllardır istedik. Bunu Emniyet İstihbarat'tan da istedik, Millî İstihbarat Teşkilatından da istedik. O çalışmanın neticesi de bekleniyor. Bir ay önce yaklaşık 12 Haziran'da Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararıyla, tabii bizim talebimiz, Adalet Bakanlığının oluru, Sayın Bakanımızın, Akın Gürlek Bey'in oluru, Sayın Cumhurbaşkanımızın hassasiyeti, bütün bunlar birleşerek bir yetkisizlik kararıyla dosya Ankara'ya gönderildi. Ankara Cumhuriyeti Başsavcımız, özel bu dosyayla ilgili görevlendirilmiş bir başsavcı vekilimiz ve onun altında 3 savcı, yaklaşık bir aydır sıkı bir çalışma gerçekleştirilen ve bu çalışma neticesinde de bugün ilk dalga operasyonlar ve tutuklamalar gerçekleştirildi ki biraz önce anlattığım o Marmaris'te Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırmaya giden iki FETÖ'cü asker de bunların içinde. Zaten şu anda onlar ihraç ve FETÖ'den tutuklu.
YENİ YARGI SÜRECİNE İLİŞKİN BEKLENTİ
(“Gözaltı listesine baktığınızdaki isimler de açıklandı. Bu defa bu yargı sürecinden daha büyük bir umut besliyor musunuz?”)
Tabii yani bizim beklentimiz şudur yani hem şahsın hem camiamız hem aileler... Yani biraz önce saydığım şüpheler tamamen ortadan kaldırılmalı ve bu helikopterin düşüş nedeni çok net bir şekilde ortaya koymalı. Ve niye yani bu kadar imkâna rağmen, bu kadar telefonla konuşmaya rağmen nasıl oluyor da 3 gün boyunca bulunamıyor ve köylüler tarafından bulunabiliyor? Bunun net bir şekilde kamuoyunu tatmin edecek bir şekilde ortaya konması.
ŞÜPHELERİN AYDINLATILMASI TALEBİ
Yani radarların, susmayan radarların, bozulmayan radarların sadece o helikopterin düştüğü 15.02, 15 ile 15.04.5 arasında kapanması ve oradaki işte hava hareketleri, askerî uçakların hareketliliği ve belki de en önemlilerinden bir tanesi karbonmonoksit. Çünkü görüntülere baktığımız zaman helikoptere binerken çok neşeliler, dinçler, diriler. Ama o son görüntüye baktığınız zaman bembeyaz, İsmail Güneş'in çektiği önündeki fotoğrafa, orada onun bir kare öncesinde hem rahmetli Muhsin Başkan'ımızın hem diğer arkadaşlarımızın adeta böyle baygın bir şekilde olduklarını görüyorsunuz. Bunlar mutlaka bir şeyden etkilendiler ki o hâle döndüler.

HELİKOPTERDEKİ UYUŞUKLUK HALİ
Çünkü helikopterde bir insanın, biz de biniyoruz helikopterlere yani hem askerî helikopterlere biniyoruz hem sivil helikopterlere biniyoruz, çok sık olmasa da, helikoptere bindiğiniz zaman zaten yani uyumanız mümkün değil, yani sımsıkı tutunuyorsunuz ve yani öyle zaten yüksek bir ses var ve bir de zaten uçak gibi olmuyor, zaten ister istemez tedirgin oluyorsunuz. Hele öyle bir hava şartlarında tedirgin olmamak mümkün değil. Kimsenin uyuşmasını bekleyemezsiniz. Ama orada bir adeta uyuşukluk hâli var. Yani dolayısıyla bunların hepsinin aydınlatılması lazım.
HUKUK İÇİNDE MÜCADELE VURGUSU
Biz bu sefer zaten ilk Ankara'ya geldiğinde de dedik ki bu yeni bir aşamadır, yeni bir süreçtir. İnşallah tüm bu şüpheler ortadan kaldırılarak bu süreç aydınlatılacak. Ve bu şehadet sürecinde kusuru ve kastı olanlar mutlaka yargı önüne çıkarılarak hak ettikleri cezayla muhatap olacaklar. Biz başından beri bir sürü eleştirilere uğramamıza rağmen hep şunu söyledik: Biz hukuk içinde bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Yılmadan, usanmadan sürdürdük. Devletimizle birlikte bu mücadeleyi sürdüreceğiz, dedik. Çünkü dönem dönem devlete karşı da hükûmete karşı da hukuk sistemimize karşı da camiamızı böyle galeyana getirmeye çalışanlar oldu. Biz bunların hiçbirisine hangi süreci yaşarsak yaşayalım, hangi zorluğu yaşarsak yaşayalım asla fırsat vermedik. Hep dedik ki “Hayır, biz hukuk içinde bu süreci takip edeceğiz, devletimizle takip edeceğiz. Adalet Bakanlığımızla ve başsavcılıklarımızla, yargıçlarımızla bu süreci takip edeceğiz.” Tabii ki kendi avukatlarımızla, tabii ki camia olarak, tabii ki ailelerle.
BÜYÜK AŞAMA VE TEŞEKKÜR
Ve nitekim bu geldiğimiz noktada da ben büyük bir aşama kaydedildiğini ve bundan sonra gerisinin tabiri caizse inşallah çorap söküğü gibi geleceğine inanıyorum.
Cumhurbaşkanımızın hassasiyetinin altını bir kere daha çizmek istiyorum. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'in yine bu konudaki azmi, kararlılığı; başsavcılarımızın, Ankara Başsavcımız, Başsavcı Vekilimiz, dosya bakan savcılarımız ve Emniyet Teşkilatımız, kolluk güçlerimiz burada gerçekten çok özverili bir çalışma yürütüyorlar. Hem kendilerine şahsım ve camia adına teşekkür ediyorum hem de Allah yâr ve yardımcıları olsun. Cenab-ı Hak muvaffak eylesin ve bu süreç en kısa zamanda neticelensin istiyor."
Sayın Destici, Halkapınar Belediyemizin yatırımlarının toplu açılışını yaptı