Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, Eskişehir’in Günyüzü ilçesinde düzenlenen “Birliğin ve Kardeşliğin Sofrası” iftar programında yaptığı konuşmada, uluslararası gelişmeler, Türkiye’nin güçlenme ihtiyacı ve ilçe yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sayın Destici, günümüz dünyasında güçlü olmanın belirleyici olduğunu ifade ederek, “Bu dönemde, bu zamanda, bu dünyada güçlü değilseniz haklı olmanızın hiçbir anlamı yok” dedi.
Gazze, Filistin, Doğu Türkistan, Sudan, Irak ve Afganistan örneklerini veren Sayın Destici, “Gazze haklı, Filistin haklı, Doğu Türkistan haklı, Sudan haklı, Irak haklıydı, Afganistan haklıydı. Ama haklı olmaları yetti mi? Yetmedi. Çünkü güçlü olan geldi, bir bahane ile orada milyonlarca mazlumu, Müslümanı öldürdü ve neticede istediğini aldı” ifadelerini kullandı.
Enerji ve doğal kaynaklar üzerinden değerlendirmelerde bulunan Sayın Destici, Irak ve Suriye’deki kaynakların yerel halk yerine başka güçlerin kontrolünde olduğunu belirterek, İslam coğrafyasındaki ekonomik eşitsizliklere dikkat çekti.
“ABD VE İSRAİL’E KARŞI VERİLEN MÜCADELE DERS OLMALI”
Sayın Destici, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilime değinerek, İran’ın saldırılara karşılık verdiğini ifade etti. ABD’nin süreci kısa sürede sonuçlandırmayı hedeflediğini ancak bunun gerçekleşmediğini söyleyen Sayın Destici, NATO’nun da sürece dahil olmadığını belirtti.
NATO’nun bir saldırı değil savunma ittifakı olduğunu hatırlattığını aktaran Sayın Destici, Avrupa ülkelerinin de ABD’ye destek vermediğini ifade etti.
İspanya’nın tutumunu örnek gösteren Sayın Destici, “Eğer İslam ülkelerinin liderleri de aynı tavrı gösterebilseydi ne İsrail Gazze’de soykırım yapabilirdi ne de ABD bugün bu saldırıları gerçekleştirebilirdi” dedi.
İSLAM DÜNYASINA ÇAĞRI: “SOKAKLARA ÇIKIN”
İslam dünyasına çağrıda bulunan Sayın Destici, Müslümanların yöneticilerine karşı daha aktif olması gerektiğini belirterek, “Sokaklara çıkın, bu ABD’nin ve İsrail’in kuklası olan sözde liderlerinizi uyarın. Eğer dikkate almıyorlarsa da değiştirin” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDA”
Türkiye’nin tarihî sorumluluğuna dikkat çeken Sayın Destici, Türk milletinin geniş bir coğrafyaya karşı sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.
“Biz Hunların, Gaznelilerin, Selçukluların, Osmanlı’nın torunlarıyız” diyen Sayın Destici, Türkiye’nin sadece kendi vatandaşları için değil, Türk ve İslam coğrafyası için de güçlü olması gerektiğini söyledi.
Savunma sanayiinin önemine vurgu yapan Sayın Destici, bu alandaki yatırımların desteklenmesi gerektiğini belirtti.
18 MART VURGUSU: “ÇANAKKALE BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”
Konuşmasında 18 Mart Çanakkale Zaferi’ne de değinen Sayın Destici, Mehmet Akif Ersoy’un dizelerini hatırlatarak şehitleri andı.
Çanakkale’nin yedi düvele karşı kazanılmış bir zafer olduğunu ifade eden Sayın Destici, bu zaferin Türk milletinin direncini tüm dünyaya gösterdiğini dile getirdi.
GÜNYÜZÜ’NE YATIRIM VE SANAYİ MESAJI
Sayın Destici, Günyüzü ilçesinin gelişimine de değinerek, imar planının tamamlandığını ve bunun önemli bir adım olduğunu söyledi.
TOKİ tarafından yürütülen konut projeleri kapsamında toplam 200 konutun yapılacağını belirten Sayın Destici, ilçenin sanayi bölgesi ilan edilmesinin de kalkınma açısından kritik olduğunu ifade etti.
İlçede yatırım, üretim ve istihdamın artırılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Sayın Destici, yerel yönetimlerle birlikte sürecin takip edildiğini kaydetti.
RAMAZAN VE BAYRAM MESAJI
Konuşmasının sonunda Ramazan ayına değinen Sayın Destici, ayın sonuna gelindiğini ve arefe ile birlikte Ramazan Bayramı’nın karşılanacağını ifade etti.
Ramazan ayının rahmet, bereket ve mağfiret ayı olduğunu belirten Sayın Destici, ibadetlerin kabul olması temennisinde bulundu. Bayramın ailelere, millete ve İslam âlemine hayırlar getirmesini dileyen Sayın Destici, vatandaşların huzurlu bir bayram geçirmesini temenni etti.
GENEL BAŞKANIMIZIN HİTABETLERİNİN TAMAMI
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin konuşmasının tamamı şu şekilde:
"Kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, çok kıymetli kaymakamım, il protokolümüz, siyasi partilerimizin il ve ilçe başkanları, muhtarlarımız, ziraat odası başkanlarımız, sivil toplum örgütlerimizin temsilcileri, kıymetli mülkümüz ve siz kıymetli hemşehrilerim, Gölbaşılılar, Eskişehirliler; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar diliyorum.
Kıymetli hemşehrilerim, Ramazan'ın son gününe geldik. Yarın arefe günü. Cuma günü de iki bayramı birden karşılayacağız. Hem cumayı karşılayacağız hem mübarek Ramazan Bayramı'nı karşılayacağız. Öncelikle başı rahmet, ortası bereket, sonu mağfiret olan Ramazan-ı Şerif'inizi bir kez daha tebrik ediyorum. Rahmetinden, bereketinden, mağfiretinden istifade etmiş olan kullarından eylesin cümlenizi Cenab-ı Hak, diyorum ve ibadetleriniz, oruçlarınız kabul ve makbul olsun inşallah, diyorum. Hemen cuma günü idrak edeceğimiz mübarek Ramazan Bayramı'nızı da şimdiden tebrik ediyorum. Bayramın size, ailenize, eşinize, dostunuza, ananıza, babanıza, çoluğunuza, çocuğunuza, Türkiye'mize ve İslam âlemine hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Cümlemizin ailece güzel, mutlu, huzurlu bir bayram geçirmesini Yüce Allah cümlemize nasip etsin inşallah, diyorum.
18 MART VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ
Kıymetli kardeşlerim, bugün 18 Mart. Merhum Mehmet Âkif'in deyimiyle ne diyordu? “Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor. Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.” Aziz şehitlerimizi, Çanakkale şehitlerimizi rahmetle, şükranla yâd ediyoruz. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun. Onlar gibi bu vatan uğruna, bu millet uğruna, din-i İslam uğruna şehit olan tüm şehitlerimizi de rahmetle ve şükranla yâd ediyoruz. Mekânları cennet, makamları âli olsun. Ölmüş gazilerimize rahmet diliyoruz. Hayatta olanlara da hem hürmetlerimizi sunuyoruz hem de Cenab-ı Hak'tan huzurlu, mutlu, sağlıklı hayatlar diliyoruz.
Kıymetli kardeşlerim, Türk tarihinde pek çok savaş vardır. Bunların pek çoğu da zaferle bitmiştir. Çanakkale Zaferi'ni diğer zaferlerimizden ayıran ve bugün tarihimizde, özellikle cumhuriyetten sonra en önemli zafer olarak kutlamamızın birkaç sebebi vardır. Nedir? Birincisi yedi düvelin saldırmasıdır. Şayet Çanakkale geçilseydi, Çanakkale'de Osmanlı ordusu mağlup edilseydi sadece Anadolu değil, sadece Anadolu işgal edilmeyecekti. Sadece Anadolu'daki çocuklar, kadınlar, masumlar öldürülmeyecekti. Bütün Türk ve İslam coğrafyasının kalesi düşmüş olacaktı. Nitekim daha sonraki süreçte bunu yaşadık. Onun için Çanakkale Zaferi müstesna yeri olan bir zaferdir. Ve bir başka husus nedir? Çanakkale'deki o direniş, Çanakkale'deki o zafer, başta İngilizler olmak üzere bütün müstevlilere Türk'ün ve Türk milletinin yenilmeyeceğini göstermiştir. Onun için bizim tarihimiz şanla, şerefle yazılmıştır. Ama bunların içinde çok önemli dönüm noktası olan zaferler vardır. İşte bir tanesi de Çanakkale Zaferi'dir. Elbette ki biz zaferimizle mutluyuz. Zaferimizi büyük bir gururla kutluyoruz. Cenab-ı Hak inşallah bu aziz Müslüman Türk milletine nice zaferler yaşatsın ve dünya mazlumlarını, Türk ve İslam coğrafyasını bu siyonistlerden ve emperyalistlerden kurtarsın inşallah, diyorum.
GÜÇLÜ OLMAK VE İSLAM COĞRAFYASI
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli hemşehrilerim, bakın daha önce de burada ifade ettim: Bu dönemde, bu zamanda, bu dünyada güçlü değilseniz haklı olmanızın hiçbir anlamı yok. Gazze haklı. Filistin haklı. Doğu Türkistan haklı. Sudan haklı. Irak haklıydı. Afganistan haklıydı. Ama haklı olmaları yetti mi? Yetmedi. Çünkü güçlü olan geldi, bir bahane ile orada milyonlarca mazlumu, Müslümanı öldürdü ve neticede istediğini aldı. Bugün Irak'ın petrolleri kime akıyor? Iraklılara mı? Iraklılar perişan hâlde. Suriye'nin petrollerini kim alıyor? Körfez ülkelerinin petrolleri nereye gidiyor? Orada sözde krallar var, küçük küçük devletçikler ve onların aileleri dışındakilerin hepsi yoksulluk içerisinde. Gidiyoruz ve bunları görüyoruz. Suudi Arabistan dahi aynı durumda. Onun için güçlü olmak zorundayız. Ülke olarak, millet olarak güçlü olmak zorundayız. Sadece Türkiye sınırları içerisinde yaşayan seksen beş milyon için değil, elbette öncelik bu seksen beş milyondur. Ama biz Hun torunlarıyız. Gaznelilerin torunlarıyız. Satuk Buğra Han'ların torunlarıyız. Biz Selçukluların, Alparslan'ın torunlarıyız. Biz Selahaddin Eyyubi'nin torunlarıyız. Biz Fatih Sultan Mehmet Han'ın torunlarıyız. Onun için bizim sorumluluğumuz Doğu Türkistan'dan Filistin'e, Kafkaslar'dan Myanmar'a kadar bütün bu coğrafyalarda yaşayan mazlum kardeşlerimizi ve soydaşlarımızı da kapsamaktadır. Onun için biz güçlü olmak zorundayız. Biz Devlet-i Âliye-i Osmanlı'nın bakiyesiyiz. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin sınırları içinde üç kıtada yaşamış olan bütün Türkler ve Müslümanlar bizim sorumluluğumuz altındadır. Bugün ayrı devletleri olabilir ama her birinin gücü yok. Onun için Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü olmalı. Bunun için de Türk milleti birlik olmalı. Müslüman Türk milleti birlik olmalı.
SAVUNMA SANAYİ, İRAN VE BÖLGESEL GERİLİM
Onun için devletimizin, hükûmetimizin son yıllarda özellikle savunma sanayi alanında attığı adımları, başarılı çalışmaları sonuna kadar destekliyoruz. Geçtiğimiz yıl hatırlarsanız savunma sanayi için her bir vatandaşımızdan yılda 750 lira verilsin diye ben söylediğimde ne yaptılar? Rakı parasını vermek istemeyenler karşı çıktılar. Ama bugün geldiğimiz noktada ne kadar haklı olduğumuz çok açık ve net bir şekilde ortaya çıktı. Evet, gıdada kendi kendimize yetmeliyiz. Evet, ilaçta, aşıda kendi kendimize yetmeliyiz. Evet, enerjide kendi kendimize yetmeliyiz. Ama en önemlisinin savunma sanayi olduğunu bu savaşlarda gördük. İşte İran, ABD ve İsrail; İran'a saldırdı. Tabii ki İran da nefsi müdafaa yaptı. Trump sanıyordu ki bu savaş üç günde biter. Ne diyor? “Biz, diyor, İran'ın üslerimiz olan Körfez ülkelerine, Arap ülkelerine saldırma ihtimalini ya da oraları bombalama ihtimalini hiç düşünmemiştik.” diyor. E sen her yeri bombala, o da baksın öyle mi yani? O da şu anda nefsi müdafaa yapıyor ve iyi yapıyor. Onu da söylüyorum: İyi yapıyor, iyi yapıyor. Özellikle bu terörist İsrail'e, bu soykırımcı İsrail'e ve onu koruyup kollayan, adeta onun emrindeymiş gibi hareket eden Amerika Birleşik Devletleri'ne ve ona kucak açıp üsler kurduran ve oradan elbette ki İran'ı ya da başka yerleri bombalamasına müsaade eden Körfez ülkelerine de bu bir ders olsun diye düşünüyorum.
Şimdi kendi baş edemedi, NATO'yu göreve çağırıyor. NATO da diyor ki “Biz saldırgan bir kurum değiliz, bir ittifak değiliz. Biz savunma ittifakıyız.” diyor. “Bizim üyelerimizden herhangi birine saldırı olursa biz savunuruz. Biz savunma paktıyız. NATO bir saldırı paktı değildir. NATO bir savunma kuruluşudur ve savunma paktıdır.” O diyor ki “Onun için ben senin saldırında senin yanında yokum.” diyor. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin İngiltere'sini, Fransa'sını, İspanya'sını, İtalya'sını, hatta Çin'i, Rusya'yı Hürmüz Boğazı'nı açmak için, oradan petrol tankerlerinin çıkması için yardıma çağırıyor. Hepsi de ne dedi? “Bu savaş senin savaşın kardeşim. Dolayısıyla ben burada yokum.” Tabiri caizse sen İsrail'in peşine takılıp gidip İran'a saldırırken bunu NATO ile istişare ettin mi? Bunu Avrupa Birliği ile istişare ettin mi? Bunu müttefiklerinle istişare ettin mi? Etmedin. O zaman İsrail'le karar verdiysen İsrail'le yürüyeceksin ve başına geleceklere de katlanacaksın, diyorlar. Çok da doğru söylüyorlar.
Özellikle İspanya Başbakanı'nı alkışlıyorum. Eğer çoğu İslam ülkesinin sözde liderleri ve Batı'nın, ABD'nin kuklaları onun gösterdiği tavrı göstermiş olsaydı ne İsrail Gazze'de soykırım yapabilirdi ne ABD İsrail'le birlikte bugün İran'a saldırabilirdi. Onun için biz diyoruz ki bir kere daha İslam âlemine ve oradaki Müslümanlara: Sokaklara çıkın, sokaklara çıkın; bu ABD'nin ve İsrail'in kuklası olan, onların emirleri gibi hareket eden bu sözde liderlerinizi uyarın. Eğer uyarılarınızı dikkate almıyorlarsa da değiştirin, hakiki Müslüman olan ve Müslümanların, mazlumların ve insanlığın emrinde olan liderleri başınıza getirin diyorum.
İLÇENİN GELİŞİMİ VE YATIRIMLAR
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli hemşehrilerim; ilçemiz gün geçtikçe gelişiyor. İlçemize lazım olan yatırımları inşallah hep birlikte, el ele, gönül gönüle vererek gerçekleştireceğiz. İnşallah ilçemizin kalkınması, ilçemizin alt yapısından üst yapısına kadar sadece merkezi değil, mahalleleri yani köyleriyle birlikte gerekli hizmetleri alması için biz gece gündüz adeta arkadaşlarımızla, belediye başkanımızla, belediye meclis üyelerimizle, Cumhur İttifakı ilçe başkanlarımızla hep birlikte uğraşıyoruz. Ve uğraşmaya da devam edeceğiz.
Ama mesela imar geçti değil mi şimdi? Evet. Kırk yıldır aslında daha önceden yapılması gerekiyordu. Ama maalesef yapılamadı çeşitli sebeplerden dolayı ve bugün Gündüzümüz artık gerçek bir imar planına kavuştu. Daha önce buraya gelen memurlarımız burada durmuyordu. Neden? Konut yok. Konut yapacaksın, imarlı arsa yok. Hastanenin yeri belli değil, postanenin yeri belli değil. Müteahhit nereye bina yapacak? Şahıs nereye bina yapacak? Kaç kat yapacak? Bunlar belli değil. Elhamdülillah şu anda imar Büyükşehir Belediyesinden de geçti ve böyle kısa bir süre içerisinde onaylandı.
Yine bu anlamda ihtiyaçların karşılanması noktasında TOKİ, Çevre Bakanlığımızın bir kuruluşudur biliyorsunuz. Başında da çalışkan bir bakanımız var: Sayın Murat Kurum Bey. Ve önce 120 konut, şimdi de 80. Evet, toplam 200 konut. Birisi neredeyse bitmek üzere, birisi de yakında başlayacak. Yani pek çok şey sayabiliriz bu anlamda. Yol, su, elektrik derlerdi ya eskiden; YSE. Yani dolayısıyla da bunların hepsiyle ilgili Allah'ın izniyle çalışmalarımız var. Sayın Cumhurbaşkanımız olsun, bakanlarımız olsun, diğer bürokratlarımız olsun -Allah razı olsun- ne söylemişsek yerine getiriyorlar, yardımcı oluyorlar. Onlara da teşekkür ediyoruz.
Ama Gündüzümüzü en çok kalkındıracak, doğan çocuklarımızı burada yaşatacak olan nedir? Yatırımdır, tesistir, üretimdir ve istihdamdır. İşte o da Allah'ın izniyle sanayi bölgesi ilan edilmiştir, Gündüzümüz. Türkiye'nin en büyük sanayi bölgelerinden birisi ilan edilmiştir. Biz bunun aksamaması için, bu sürecin hızlandırılması için takipçi olacağız. Ama onun öncesinde de tabii ki belediye ve diğer kuruluşlarımızın, hatta özel sektörün katkılarıyla da burada, bu imar planı içerisinde yeni sanayi bölgelerimiz var. Az da olsa, çok büyük olmasa da buralarda da küçük sanayi işletmeleri kurarak şimdiden istihdam anlamında hem yatırım anlamında hem üretim anlamında Gündüzü ayağa kaldırmak için gerekli çalışmalar yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.
Ben bu duygu ve düşüncelerle siz kıymetli hemşehrilerimi bir kez daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Ramazan'ınızı tebrik ediyorum ve cuma günü yaşayacağımız, idrak edeceğimiz, karşılayacağımız mübarek Ramazan Bayramı'nızı da kutluyorum. Hayırlı, sağlıklı bayramlar diliyorum. Sağ olun, var olun. Allah'a emanet olun."