Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, Ankara 14. Olağan İl Kongresi’nde salonu hıncahınç dolduran partililerimize seslendi. Konuşmasına en kutsal değerimiz olan anneleri selamlayarak başlayan Sayın Destici, aile kurumuna yönelik tehditlerden terörle mücadeleye, ekonomiden sokak köpekleri sorununa kadar her başlıkta çok önemli mesajlar verdi.
İLK SÖZ ANNELERİN: "GELECEĞİMİZ ONLARIN ELİNDE"
Genel Başkanımız Sayın Destici, hitabının en başında Anneler Günü’nü kutlayarak, başta şehit anneleri olmak üzere tüm kadınların toplumun temel taşı olduğunu vurguladı. Türk kültüründe kadına şiddetin asla yeri olmadığını hatırlatan Sayın Destici, "İslam öncesi Türk kültüründe de İslam sonrası dönemde de kadına şiddet bizim toplumumuzda asla mazur görülmemiştir. Hep yanlış olarak görülmüştür. Ancak bugün maalesef aile yapımızın temelleri dış etkilerle dinamitlenmektedir." dedi.
AİLE BİRLİĞİNE YÖNELİK TEHDİTLER VE TOPLUMSAL YOZLAŞMA
Toplumun dejenere edildiğine dikkat çeken Sayın Destici, göçlerin, televizyon dizilerinin, gündüz kuşağı programlarının ve sosyal medyanın aile yapısını bozduğunu ifade etti. Şiddet, taciz ve boşanma oranlarındaki artışın yanı sıra çocuk sayısının düşmesinin milletin bekasını tehlikeye attığını söyleyen Sayın Genel Başkanımız; bu konuda yasal düzenlemelerin tavizsiz uygulanması gerektiğini, LGBT gibi sapkın düşüncelere karşı devletin kararlı durması gerektiğini vurguladı.
SOKAK KÖPEĞİ SORUNU: "TERCİHİMİZ İNSAN HAYATIDIR"
Sokaktaki başıboş köpek saldırılarına değinen Sayın Destici, İçişleri Bakanlığının köpeklerin yüzde sekseninin toplandığına dair açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Muhalefet belediyelerinin bu sürece engel olmasını eleştiren Sayın Genel Başkanımız, "Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü severiz ama ortada bir saldırı varsa, küçücük çocuklarımız ve yaşlılarımız hayatını kaybediyorsa, bizim tercihimiz elbette insandır. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışının temsilcileriyiz." dedi.
TERÖRLE MÜCADELE VE "İÇ CEPHE" MESAJI
Terör örgütü ve uzantılarının "anayasal değişiklik" ve "genel af" taleplerini sert bir dille reddeden Sayın Destici, şu ifadeleri kullandı:
“Terörle ve teröristle müzakere olmaz, mücadele edilir; kafası ezilir ve yok edilir. İç cepheyi kiminle güçlendiririz? Elbette Türkmen’i, Kürt’ü, Arap’ı, Çerkez’i ve Boşnak’ıyla büyük Türk milletinin fertleriyle güçlendiririz. Biz kavmiyetçi değiliz, 'Müslümanlar kardeştir' emrine bağlıyız. Ancak devletimize ve birliğimize kastedenlere karşı sonuna kadar dimdik duracağız."
ODTÜ’DEKİ BAYRAK OLAYI: "HANGİ BAYRAK ALTINDA YAŞAMAK İSTİYORSAN ORAYA GİT!"
ODTÜ’deki konser sırasında Türk bayrağı açan öğrenciye yönelik saldırıyı kınayan Sayın Destici, "Şehitlerimizin kanından rengini alan Türk bayrağını açtırmayan hainlere asla müsamaha gösterilmemelidir. Bu bayrağın altında yaşamak istemiyorsan defol git! Şehit liderimiz Muhsin Başkanımızın dediği gibi; bu bebek katilleri ve destekçileri ne Türktür ne de Müslümandır." dedi.
GENÇLERE VE AİLELERE 500 BİN TL HİBE VE ÖTV'SİZ ARAÇ
Nüfusu artırmak ve gençleri evliliğe teşvik etmek için somut çözüm önerilerini sıralayan Sayın Destici şu maddeleri sıraladı:
* 3 Çocuklu Anneye Maaş: Üç çocuğu olan annelere düzenli maaş bağlanmalıdır.
* ÖTV ve KDV Muafiyeti: Evlenecek gençlere bir defaya mahsus araç alımında vergi muafiyeti sağlanmalıdır.
* Evlilik Hibesi: Tüm kurumlar aracılığıyla evlenen her çifte en az 500 bin TL hibe verilmelidir.
* Mesai Kolaylığı: Çalışan annelerin işe bir saat geç gitmesi ve bir saat erken gelmesi sağlanmalıdır.
* İstihdam: Evlenen her iki gençten birinin istihdamı öncelikli olmalıdır.
EKONOMİ, ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ HAKLARI
Temmuz ayı yaklaşırken asgari ücretliler için de enflasyon zammı isteyen Sayın Destici, "Sadece memura zam yapıp asgari ücretliyi unutmak adaletsizliktir." dedi. KİT’lerde çalışan 90 bin taşeron işçinin kadroya alınması gerektiğini hatırlatan Sayın Genel Başkanımız, gıda enflasyonundaki fahiş fiyat artışlarına tepki göstererek, "Bu fahiş fiyatçıların elleri kırılmalı, dükkanları kapatılmalıdır. Emeklimize Kurban Bayramı'nda en az bir kurban alacak kadar ikramiye verilmelidir." dedi.
DIŞ POLİTİKADA FRANSA VE YUNANİSTAN’A "ETEK ÖPME" HATIRLATMASI
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Yunanistan lehine yaptığı açıklamalara sert çıkan Sayın Destici, "Sizin krallarınız 500 sene önce bizim padişahlarımızın eteğini öpüyordu. Yunanlara da sesleniyorum; 1921’i unutmayın. Ege’nin soğuk sularına gömüldüğünüzde yanınızda kimse yoktu. Osmanlı bayrağı gün gelir yine geçmişte dalgalandığı yerlerde dalgalanır." diyerek tarih dersi verdi.
PROGRAMIN COŞKULU FİNALİ: ROZETLER TAKILDI, KARANFİLLER DAĞITILDI
Konuşmanın ardından büyük bir katılım töreni gerçekleştirildi. Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, Anahtar Parti ve Zafer Partisi’nden istifa ederek Büyük Birlik Partisi’ne katılan çok sayıda üyeye rozetlerini bizzat Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici taktı.
Programın sonunda Sayın Destici, başta şehit anneleri olmak üzere salondaki tüm kadınlara tek tek karanfil hediye etti. Ankara İl Başkanımız Sayın Hamza Kurt ve ekibine başarılar dileyen Sayın Destici, "Yolumuz açık, Cenab-ı Hak yâr ve yardımcımız olsun." diyerek kongreyi tamamladı.
SAYIN GENEL BAŞKANIMIZIN KONUŞMASININ TAMAMI
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Büyük Birlik Partimizin Ankara Olağan İl Kongresinde yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
"Kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, değerli dava arkadaşlarım, değerli divan, çok kıymetli misafirlerimiz; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Başkent Ankara'mızın 14. Olağan İl Kongresi'ne hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum. Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade ediyorum. Kuruluşumuzdan bugüne Ankara'da hizmet veren tüm dava arkadaşlarımıza, kardeşlerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Bu süreç içinde hayatını kaybeden, başta şehit liderimiz Muhsin Başkanımız olmak üzere tüm dava arkadaşlarımızı, canlarımızı, kardeşlerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah, diyorum. Yine vatan için, millet için, din-i mübin için, ezan için, bayrak için hayatını çekinmeden ortaya koyan ve cennete gider gibi şehitlik mertebesine erişen tüm şehitlerimizi de rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Hayatını kaybeden gazilerimizi de rahmetle anıyorum. Hayatta olanlara sevgilerimi, saygılarımı ve muhabbetlerimi sunuyorum. Ve hep birlikte yüksek sesle haykırıyoruz: Şehitler ölmez, vatan bölünmez!
ANNELER GÜNÜ VE ANNELİĞİN DEĞERİ
Kıymetli kardeşlerim, bugün çok özel bir gün. Bugün çok müstesna bir gün. Bugün Anneler Günü. "Cennet annelerin ayağı altındadır." diyor yüce dinimiz, sevgili peygamberimiz. "Annenize babanıza öf bile demeyiniz." diyor yine dinimiz. Biz annelerimizi bu hayatın en kıymetlileri olarak görüyoruz. Annelerimiz de evlatlarını bu hayatın en kıymetli hazineleri olarak görüyor. Anneler; sevginin, merhametin, fedakârlığın ve sabrın yeryüzündeki en güzel temsilcileridir. Bir insanın karakteri, bir milletin vicdanı ve bir toplumun geleceği önce annelerimizin yüreğinde şekillenmektedir. Çünkü anne yalnızca evladını büyüten değil, aynı zamanda milletin ruhunu da yoğuran en büyük öğretmendir, ilk öğretmendir. Bu asil ve necip Müslüman Türk milleti, tarih boyunca anneliğe büyük bir hürmet göstermiş; anneyi, ailenin direği, toplumun temeli olarak görmüştür. Bizleri vatanına, bayrağına, inancına ve değerlerine bağlı bireyler hâline getiren, gecesini gündüzüne katarak evlatlarını yetiştiren eli öpülesi annelerimizdir. Bugün sahip olduğumuz birlik, kardeşlik ve dayanışma ruhunun arkasında da yine annelerimizin emeği, duası ve alın teri vardır.
ŞEHİT ANNELERİNE HÜRMET
Özellikle şehit annelerimizin -ki bugün aramızda da şehit annelerimiz var, kendilerini de ellerinden öpüyoruz. Hürmetle selamlıyoruz- şehit annelerimizin hakkını hiçbir şekilde ödeyemeyiz. Vatan uğruna evladını toprağa veren ama buna rağmen metanetini, vakarını koruyan şehit anneleri, milletimizin en büyük şeref ve onur kaynaklarından birisidir. Onların fedakârlığı, bu milletin hafızasında daima yaşayacaktır. Bu salonda bulunan ve bulunmayan tüm şehit annelerimizin, şehitlerimizin annelerini bir kere daha hürmetle, saygıyla selamlıyor, minnettarlığımızı ifade ediyor ve o mübarek ellerinden besmeleyle öpüyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere sevginin ve fedakârlığın timsali olan tüm annelerimizin Anneler Günü'nü en içten dileklerimle, en kalbî duygularımla tebrik ediyorum ve hayatını kaybeden annelerimizi de rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun. Cenab-ı Hak bizleri de annelerinin razı olduğu, babalarının razı olduğu evlatlarından eylesin inşallah, diyorum.
ÜSTAT NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN ŞİİR VE ANNELERİN ACISI
Kıymetli kardeşlerim, değerli arkadaşlarım, Üstat Necip Fazıl'ın "Anneciğim" şiiri ile sizlere seslenmek istiyorum. Tam da bugünleri anlatıyor. Doğu Türkistan'daki annelerin durumunu anlatıyor. Filistin'deki, Gazze'deki annelerin durumunu anlatıyor. Geçmişte Bosna soykırımındaki annelerin durumunu anlatıyor. Hocalı soykırımında evlatlarını kaybeden annelerin durumunu anlatıyor. Şöyle diyor Üstat Necip Fazıl: "Ak saçlı başını alıp beline, kara hülyalara dal anneciğim. O titrek kalbini bahtın yerine, bir ince tüy gibi sal anneciğim. Sanma bir gün geçer bu karanlıklar. Gecenin ardında yine gece var. Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar. Yaşlı gözlerinle kal anneciğim. Gözlerinde aksi bir derin için, kanadın yayılmış çırpınmak için. Bu kış yolculuk var diyorsa için, beni de beraber al anneciğim." diyor. Tekrar bütün annelerimizi hürmetle, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyor, en kalbî duygularımızla Anneler Günü'nü tebrik ediyoruz.
GÜNCEL ACILAR
Kıymetli kardeşlerim, annelerimizin yaşadığı acılar bugün de devam ediyor. Bakın, çocukları şehit olan annelerimiz hâlâ çocuklarının yasını tutuyor. Biraz önce bahsettim. Filistin'de, Gazze'de, Doğu Türkistan'da yüz binlerce, milyonlarca insan öldürüldü. Kimin yüreği yandı? Anaların yüreği yandı. Ve hâlâ yanmaya devam ediyor. Köpekler çocukları parçalıyor, yine anaların yüreği yanıyor. Gencecik kızlarımız kaçırılıp tecavüze uğrayıp öldürülüyor, yine anaların yüreği yanıyor. Yani her yerde, her alanda maalesef annelerimiz ağlamaya, gözyaşı dökmeye devam ediyor.
GÜVENLİK, ADALET VE TOPLUMSAL SORUNLAR
Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak diyoruz ki: Artık annelerimiz ağlamasın. Ama birilerinin dediği gibi, efendim, teröristlerin, terör örgütlerinin istediklerini vererek değil; terör örgütünün kökünü kazıyıp başını ezip yok ederek annelerimizi güldüreceğiz biz. Biz sokaklarda başıboş, sahipsiz dolaşan köpekleri toplayıp belediyelerin ya da valiliklerin ya da devlet kurumlarının varsa imkânları, barınaklarına elbette alalım. Ama bu imkân yoksa çocuklarımız ölmesin diye, kadınlarımız ölmesin diye, insanımız ölmesin diye gerektiğinde elbette saldırgan, sahipsiz köpekleri de uyutacağız.
Bu çocuk tecavüzcüleri, işte daha dün 13 yaşında bir çocuğu onlarca kişi istismar ediyor arkadaşlar. 13 yaşında bir kız çocuğundan bahsediyoruz. Yani bu hangi dine sığar? Hangi insanlığa sığar? Hangi vicdana sığar? 30 kişi mi bu ahlaksızlığı, bu caniliği yapmış? Anayasayı değiştireceğiz. İdamı getireceğiz. Otuzunu birden ibret olsun diye sallandıracağız.
Bunu böyle yapmadığınız zaman bu hadiseler devam eder. Eksilmez. Nitekim görüyoruz, eksilmiyor. Kadına şiddet, kadın anne. Maalesef bu konuda da ülkemiz gittikçe daha kötü duruma doğru sürüklenmektedir. Maalesef burada çıkarılan bazı kanunlar, kadına yönelik şiddeti önlemediği gibi aile birliğini de tehlikeye atmıştır ve bozmuştur. Onun için burada yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Hem aile birliğini koruyacak hem kadınımızı şiddetten koruyacak bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Aslında bizim kültürümüzde, bizim inancımızda bu vardır. İslam öncesi Türk kültüründe de İslam sonrası dönemde de kadına şiddet bizim toplumumuzda asla makul görülmemiştir. Hep yanlış olarak görülmüştür. Ama maalesef bugün toplum dejenere edilmiş; gösterilen, yayınlanan diziler, gündüz kuşağı kadın programları, dijital medya, sosyal medya hesaplarından maalesef ki maalesef aile yapımızın ve aile birliğinin temeli dinamitlenmiştir. Ve hem kadına şiddet artmış, hem taciz tecavüz artmış, hem boşanmalar artmış, hem de üstüne üstlük çocuk sayımız da düşmüş ve milletimizin bekasını tehlikeye atacak noktaya gelmiştir.
YASAL DÜZENLEMELER VE UYGULAMA
Kıymetli kardeşlerim, bunun için atılması gereken adımlar, yapılması gereken işler vardır. Yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Kararnamelere ihtiyaç vardır. En önemlisi de bunların tavizsiz bir şekilde uygulanmasına ihtiyaç vardır. Biraz önce başıboş sokak köpeği saldırılarından ve bu sorundan bahsettik. Aslında kanun çıktı. Kanun çıktı ama hâlâ köpekler başıboş bir şekilde gezmeye devam ediyor. En son birkaç gün önce İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi Bey açıkladı; bu köpeklerin yüzde 80'inin toplandığını. Bu çok sevindirici bir haber, yüreklerimize su serpti. Geriye kalan da inşallah, o yüzde 20'lik kısım da en kısa sürede toplanmalıdır. Buna Cumhuriyet Halk Partili belediyeler muhalefet ettiler. Köpekleri toplamayacaklarını söylediler. Köpek sevgisinden bahsettiler. Ya sen bizimle o konuda yarışamazsın ki. Biz, "Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü." diyen Müslüman Türk milletinin evlatlarıyız. Biz de yaratılanı seviyoruz. Ama ortada bir saldırı, bir saldırgan; bu saldırganlığın sonucunda küçücük çocuklar, kadınlar, yaşlı kadınlar parçalanarak hayatını kaybediyorsa elbette ki burada tercihimiz insandır. Çünkü biz aynı zamanda "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." anlayışının da bizatihi kendisi ve temsilcileriyiz.
AİLE, DEĞERLER VE MİLLÎ BİRLİK
Kıymetli kardeşlerim, uzun yıllardır Türkiye'de evlilik kötülenmektedir. Evlilik hayatı yerine evlilik dışı hayat teşvik edilmektedir. LGBT gibi sapkın düşünceler zuhur etmektedir. Ve bunlar alenen gösteriler düzenleyerek ya da toplumun her kesiminde yine buna da baktığımız zaman kim öncülük etmektedir? PKK'nın partisi DEM öncülük etmektedir. DHKP-C'nin partisi TİP öncülük etmektedir. CHP de onlarla beraber yürümektedir bu konularda. Yani PKK ve onun uzantıları sadece askerimize, polisimize saldırmıyor; devletimizin varlığına, ülkemizin bütünlüğüne, milletimizin kardeşliğine kastetmiyor. Aynı zamanda aile yapımıza, inancımıza, kültürümüze, millî kimliğimize, değerlerimize ve evlilik hayatımıza da saldırıyorlar. Bunu çok açık görüyoruz. Onun için bunlarla bizim yol yürümemiz, bunlarla bizim iç cepheyi güçlendirmemiz asla ve kat'a mümkün değildir. Biz iç cepheyi kimle güçlendiririz? Elbette ki Kürt, Türkmen, Arap, Çerkez, Boşnak; bu büyük Türk milletinin her bir ferdiyle iç cephemizi biz güçlendiririz. Çünkü biz kardeşiz. Biz Allah'ın emriyle birbirimize bağlanmışız. Esteuzubillah: "İnnemel mü'minûne ihvetün." diyor Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de. Muhakkak ki Müslümanlar kardeştir. Bunun üstünde bizim için bir emir yoktur. Onun için biz asla kavmiyetçi değiliz, ırkçı değiliz. Ama devletimizi de milletimizin birliğini de ülkemizi de sonuna kadar iç dış bütün saldırılara karşı koruduk ve korumaya devam edeceğiz, diyorum. Onun için bunlar tek cepheden saldırmıyor. Bunlar her cepheden saldırıyorlar. Bizi inancımızdan, değerlerimizden koparmaya çalışıyorlar. Onun için bunların saldırıları karşısında inançlarımıza daha çok sarılacağız. Değerlerimize daha çok sarılacağız. Birbirimize daha çok kucaklaşacağız. Kardeşliğimizi daha çok pekiştireceğiz. Ne devletimizi, ne ülkemizi, ne milletimizi bu teröristlere, ahlak ve din düşmanlarına, millet düşmanlarına, Türk düşmanlarına asla ve kat'a bırakmayacağız.
KEÇİÖREN VE SELAMLAMA
1991-2018. Kaç sene oturmuşum Keçiören'de? 27 sene oturmuşum. Onun için ben de bir Keçiörenliyim yani. Sağ ol. Ama şimdi Etimesgutlu olduk artık. Şimdi bakın.
TÜRK BAYRAĞINA SALDIRI VE TEPKİ
Bunlar her alanda saldırıyor, diyoruz ya. Bakın, ODTÜ değil mi? Türkiye'nin en önemli üniversitelerinden bir tanesi. Yaz şenlikleri yapıyor. Artık okul tatile doğru gidiyor. O konser sırasında bir grup duyarlı, milliyetçi gencimiz, öğrencimiz Türk bayrağı açıyor. Yani bu milletin sembolü, bu devletin sembolü. Şehitlerin rengini şehitlerimizin kanından almış Türk bayrağı. "Açamazsınız." diye o gruba saldırıyorlar hainler. Yani bu kadar da pervasızlar. Bunlar asla müsamaha gösterilmemelidir. Kim ki Türk bayrağına saldırıyorsa ne Türk'tür, ne Kürt'tür, ne Arap'tır, ne Arnavut'tur, ne Boşnak'tır, ne Müslüman'dır ne de bu vatanın evladıdır. Onun için sen bu Türk bayrağının altında yaşamak istemiyorsan defol git; hangi bayrağın altında yaşamak istiyorsan orada yaşa.
ŞEHİT LİDERİMİZ VE İDAM VURGUSU
Ne demişti şehit liderimiz Müslüm Başkanımız? Bu bebek katili için, "Bu ne? Kürt’tür. Ne Türk’tür, ne de Müslüman'dır. Bu nesebi gayrisahih it oğlu ittir." demiştir. İnşallah milletimiz bize yetkiyi verdiği anda ipi çekeceğiz. Başka yolu yok.
AİLE, EVLİLİK VE GENÇLERE DESTEK
Kıymetli kardeşlerim, değerli misafirlerimiz, bu gibileri bu ülkede barındırmamak lazım. Sınır dışı edeceksin, gitsin o zaman nerede yaşamak istiyorsa orada yaşasın. Onun için biz, bize düşen, biz bayrağımıza da sahip çıkacağız. Aile yapımıza da sahip çıkacağız. Ordumuza da sahip çıkacağız. Öğretmenimize de sahip çıkacağız. Velhasıl bu milletin şerefli her bir evladına sahip çıkacağız. Evlilik kurumumuzu daha da güçlendireceğiz. Evliliği daha da teşvik edeceğiz. Evlenecek gençlerimize daha çok destek vereceğiz. Çocuk başına yardımı daha da artıracağız. Üç çocuğu olan anneye düzenli olarak maaş bağlanması gerekmektedir, bunu da söylüyoruz. Evlenen gençlerimize ÖTV'siz, KDV'siz bir araç alma hakkı verilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığımız kura ile, evlenen gençlere 500 bin lira çeyiz yardımı yapıyor. Tabii bu kura ile çıkan var, çıkmayan var. Bütün kurumlarımız bu konuda teşvik edilmeli. Bütün kurumlarımız. Yani bakanlıklardan TOBB'una kadar, Kızılay'ına kadar, belediyelere kadar; hepsi ve dolayısıyla da evlenen her çifte en az 500 bin lira hibe, kurumlarımız ve devletimiz tarafından verilmelidir.
ÇALIŞAN KADINLAR, İSTİHDAM VE NÜFUS
Daha önce de ifade ettim, yine ifade ediyorum. Kınayanların kınamasına aldırmadan söylemeye devam ediyoruz. Kıymetli kardeşlerim, çalışan kadınlarımız aynı zamanda anne. Onun için bir saat işe geç gitmeleri ve bir saat erken gelmeleri mutlaka düzenlenmelidir. Yine işe alımlarda ehliyet ve liyakat tabii ki eşitliğinde evli ve çocuklu olanlar tercih edilmelidir. Yani biz güzel sözler söyleyerek evlilik hayatını kurtaramayız. Çocuk sayısını artıramayız. Buraya biz bir yılda, altı ayda gelmedik. Burada onlarca yıldır süren yanlış politikaların sonucu biz bu noktadayız. Çocuk sayımız üçten bir buçuğun altına düşmüşse elbette bu yanlış politikaların sonucudur. Bu çok açık ve net. Gerekiyorsa evlenen her iki gencimizden mutlaka ama mutlaka birisinin istihdam edilmesini sağlamalıyız. Yani işe girmesini sağlamalıyız.
TERÖR, MÜZAKERE VE İÇ CEPHE
Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım; biraz önce şehitlerimizden bahsettik. Bakın, PKK, Kandil, Karayılan, bebek katili, İmralı, DEM ne açıklıyorlar? Artık anayasal değişiklikler yapılsın, yasal düzenlemeler yapılsın, diye her gün bir taraftan açıklama yapıyorlar. Ama devletimiz, Cumhur İttifakı'mız, devletimizin gerekli kurumları, hükümetimiz ne diyor? Önce silahı bırakacaksın, diyor. Önce silahı bırakacaksın. Hem de sadece Türkiye PKK'sı değil, PKK'nın bütün kollarıyla; Suriye'deki, İran'daki, Irak'taki hepsi kendini feshedeceksin. Bütün unsurlarınla, Avrupa dahil. Ondan sonra biz yasal düzenlemeleri konuşuruz, diyor. Ama onlar ne diyor? Hayır, önce diyor yasal düzenlemeler çıksın. Bunu İmralı canisi de söylüyor, Kandil'deki Karayılan da söylüyor, DEM Parti eş başkanları ya da sözcüleri de söylüyor. Ve daha da ilerisinde ne diyorlar? Genel aftan, bütün teröristlere genel bir aftan bahsediyorlar. Şimdi bebek katili İmralı canisinin bir statüsünün olmasından bahsediyorlar. Açıkça hani ne diyoruz? Ya da ne dendi sürecin başında? Pazarlık yok, müzakere yok, şart yok. Ama şimdi ne diyorlar? Baş müzakereci Öcalan, diyorlar. Müzakere yoksa baş müzakereci niye var? Demek ki bir müzakere var. Buradan bunu anlıyoruz.
Dolayısıyla biz ne dedik başta arkadaşlar? İlkesel olarak nerede duruyorsak bugün de orada duruyoruz. Dedik ki: Bir, bunlara güvenilmez. Ben devletime güveniyorum. Ama ben bunlara güvenmiyorum. Çünkü bunların ipi kendi ellerinde değil. Bunlar emperyalistlerin maşası. Onun için bak ne diyorlar? Silah bırakmadan yasa çıksın, diyorlar. Yarın sen o yasayı çıkarırsın. "Hayır, bu yasa da çıksın." derler. Bunu çıkarırsın, genel af gelsin derler. Onu çıkarırsın, Öcalan'ın statüsü açıklansın derler. O yasayı çıkartırsın, ondan sonra başka bir şey söyler. Bu iş nereye kadar gider? Bu iş, inanın, bölünmeye kadar gider. Onun için yol yakınken dönmekte fayda var. İç hainle iş birliği olmaz. Teröristle iç cephe güçlendirilmez. İç cephe kimle güçlendirilir? Vatanseverlerle güçlendirilir. Kürdü, Türkmeni, Alevisi, Sünnisi; bu memlekete gönülden bağlı vatandaşlarımızla güçlendirilir. Evet, biz Çanakkale'de Türkmen, Arap, Boşnak, Arnavut hep birlikte mücadele ettik. Malazgirt'te Türk, Kürt birlikte mücadele ettik. Efendim, Yemen'de, Kûtül'amâre'de Kürt, Arap, Türk birlikte mücadele ettik. Ama onlar terörist değildi ki. Onlar bölücü değildi ki. Onlar benim dinimdendi, benim inancımdandı. Benim kanımdan olmasa da benim kardeşimdi. Vatanlarına, bayraklarına, ezanlarına bizim gibi bağlı insanlardı. Ama bunlar öyle değil. Bunlar bizim değerlerimize de bağlı değiller. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak sözümüzün yanındayız. Başından beri ne dediysek aynısını söylüyoruz. Terörle, teröristle müzakere olmaz. Mücadele edilir, kafası ezilir, yok edilir, geçilir. Hepsi bu kadar.
FRANSA, YUNANİSTAN VE DIŞ POLİTİKA MESAJLARI
Şimdi Yunan medyasında bana saldırıyorlar. Neden? Fransa Cumhurbaşkanı Macron biliyorsunuz, Atina'yı geçen hafta ziyaretinde bir açıklama yaptı. Türkiye ile Yunanistan eğer olası bir savaşta karşı karşıya gelirse, biz, dedi, Fransa olarak Yunanistan'ın yanındayız, Kıbrıs Rum kesiminin yanındayız. Ben de dedim ki Fransa Cumhurbaşkanı'na hitap et: Siz, dedim, sizin kralınız, kraliçeniz 500 sene önce bizim sultanımızın, padişahımızın eteğini öpüyordu. Kralınız bizim padişahımızla görüşemiyordu, anca veziriazamımızla görüşüyordu. Ona denkti. Gün gelir yine bizim Cumhurbaşkanımızın, devlet başkanımızın bu sefer de eteğini değil ama elini öpmek zorunda kalırsınız, dedim. Yunanlara da dedim ki: 1920'yi, 21'i hatırlayın. O zaman da sizi İngilizler, Fransızlar çok kışkırttı. Ama kahraman Türk ordusu, Gazi Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Kuvayımilliye ordumuz ne yaptı? Sizi Ege Denizi'nin soğuk sularında boğduğunda, oraya gömdüğünde yanınızda ne Fransa vardı ne İngiltere vardı. Evet. Onun için Fransa'ya da, İngiltere'ye de, ABD'ye de, İsrail'e de güvenmeyin. Onlardan size fayda gelmez. Türk'ün gücünden sizi onlar da koruyamaz, dedim. Ve 400 yıl Osmanlı bayrağı altında yaşadığınızı da unutmayacaksınız, dedim. O bayrak gün gelir, yine geçmişte dalgalandığı yerlerde dalgalanır. Bunu da hesap ederek konuşun, dedim. Bundan dolayı saldırıyorlar, saldırsınlar. Biz inandıklarımızı söylemeye devam edeceğiz.
EKONOMİ, ÜCRETLER VE EMEKLİLER
Kıymetli kardeşlerim, daha pek çok konumuz var ama bir kongrenin tabii sınırlı bir vakti var. Son olarak şunu söyleyeyim. Temmuz ayı yaklaşıyor. Memurlarımız, memur işçi emeklilerimiz, kamu işçilerimiz artan enflasyon kadar zam alacaklar. Ama asgari ücretlilerimize yok. Onun için asgari ücretlilerimizin ücretleri de en az enflasyon kadar Temmuz ayında kurul toplanarak artırılmalıdır. Bunu söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Bu bir adaletsizliktir. Bir kısmına verip bir kısmına vermemek adaletsizliktir.
İki, milyonlarca taşeron işçi bu hükümet döneminde, bu iktidar döneminde kadroya geçmiştir. Ve çok rahattırlar şu anda. Onun için taşeron işçilerimiz adına biz de o mücadelenin içindeydik. Teşekkür ediyoruz. Ama ne yazık ki sayıları sadece 90 bin olan ve KİT'lerde çalışan, kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışan, nitelikli, kaliteli bireyler olan, işin uzmanları olan bu 90 bin kardeşimiz maalesef kadroya alınmamıştır. Biz bu dönemde bu 90 bin kişinin de kadroya alınmasını ve KİT'lerde çalışan kardeşlerimizin artık bu mağduriyetine son verilmesini istiyoruz.
Bir başka husus, emeklilerimiz. Emeklilerimize 2023 Temmuz'unda yapılan haksızlık devam etmektedir. Bunun kademeli olarak düzeltilmesi gerekir. Kısaca, 2023 Ocak'ta memur 3 lira alırken en düşük emekli 2 lira almaktaydı. Yani 11 bine 7bin 500. Bugün 60 bine 20 bin. Hâlbuki o orana göre 60 bine 40 bin olması lazım. Biz de diyoruz ki hadi 40 bini veremediniz, bari önce şu 30’u bir verin ve daha sonra da emekliyle çalışan arasındaki o üçte ikilik dengeyi tekrar tesis edelim, diyoruz.
Emeklilerimizin ikramiyeleri Ramazan Bayramı'nda artırılmadı. 4 bin lirada kaldı. Ama şimdi Kurban Bayramı. Aynı yerde durduğu yerde sayamaz. Çünkü enflasyon var, hayat pahalılığı var. Özellikle gıda enflasyonu. Bakın, bunun da irdelenmesi lazım. Bütün dünyada yüzde 2 yıllık gıda enflasyonu, bizde yüzde 32. Tam 16 katı arkadaşlar. Ben geçtiğimiz hafta Özbekistan'daydım. Gıda, özellikle meyve sebze, bizdekinin 3'te 1 fiyatına, 4'te 1 fiyatına. İran'da bizdekinin 10'da 1 fiyatına. Yani komşularımızın hepsinde gıda, sebze, meyve, süt, et bizden çok ucuz. Dolayısıyla da bu işin artık düzenlenmesi lazım. Bu fahiş fiyatla satış yapanların elleri kırılması, dükkânları kapatılması lazım. Onun için biz diyoruz ki bu emeklimize en azından Kurban Bayramı'nda 10 bin lira ikramiye verelim de en azından küçükbaş da olsa bir kurban alsınlar.
KAPANIŞ VE TEŞEKKÜR
Kıymetli kardeşlerim, bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyor; 14. Ankara Olağan İl Kongremizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyor; başta büyük emek veren il başkanımız Hamza Kurt kardeşimiz olmak üzere tüm yönetimine, üyelerine, kadın kollarımıza, Alperen Ocaklarımıza, burada Ankara'da faaliyet gösteren Alperen Ocaklarımıza, üyelerimize, emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Ve bu kongrede seçilecek başta il başkanımız ve yönetim olmak üzere herkese de başarılar diliyorum. Yolları açık olsun. Cenab-ı Hak yar ve yardımcımız olsun. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun."
Sayın Destici, Konya İl Kongremizde konuştu: Çocuklarımızı köpeklere yedirmeyiz!