Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, Konya İl Teşkilatımızın Olağan İl Kongresi’ne katılarak gündeme dair sert ve net açıklamalarda bulundu.
Selçuklu payitahtı Konya’da dava arkadaşları ve Alperenlerle buluşan Sayın Destici; dış politikadan ekonomiye, sosyal yardımlardan sokak köpekleri sorununa kadar tüm başlıkları kapsayan geniş bir hitap gerçekleştirdi.
"ŞEHİT LİDERİMİZİN YOLUNDA, MENZİLİMİZ KIZILELMA"
Konuşmasına partilileri selamlayarak başlayan Sayın Destici, Büyük Birlik Partisinin çizgisini şu sözlerle tarif etti:
"Kıymetli Alperen kardeşlerim, dava arkadaşlarım; bizler yüreği vatan, millet ve bayrak sevgisiyle yanıp tutuşan bir hareketin neferleriyiz. Şehit liderimiz Muhsin Başkanımızın yolu Allah’ın ve Resulü’nün yoluydu; Alparslan’ın, Fatih’in, dervişlerin yoluydu. Biz bu yoldan dönmeyecek, milletin muktedir iktidarını birlikte gerçekleştireceğiz."
ÖZBEKİSTAN ZİYARETİ VE TÜRK BİRLİĞİ VURGUSU
Hafta boyunca Özbekistan’da resmi temaslarda bulunduğunu belirten Sayın Destici, Türk dünyasındaki uyanışa dikkat çekti:
"İmam Buhari’nin, Şah-ı Nakşibendi’nin, İbn-i Sina’nın topraklarından size selam getirdim. Bizi 'Siz Kazaksınız, Özbeksiniz, Kırgızsınız' diyerek bölmeye çalıştılar ama Türk devini uyandıramadılar. Türk Devletleri Teşkilatı ile dilde, fikirde ve işte birlik başlamıştır. Allah’ın izniyle Kızılelma’ya ulaşılacak ve Türk birliği kurulacaktır. Zafer, Türk’ün eliyle İslam’ın olacaktır."
SOKAK KÖPEKLERİ MESELESİ: "ÇOCUK MU KÖPEK Mİ?"
Gündemin en sıcak maddesi olan sahipsiz köpekler konusunda en sert çıkışlarından birini yapan Sayın Genel Başkanımız, şu ifadeleri kullandı:
"Neredeyse her gün bir evladımız köpek saldırılarında ya ölüyor ya ağır yaralanıyor. En son Van’da Hamza evladımızı parçaladılar. Bir çocuğumuzun daha hayatını kaybetmesine tahammülümüz yok! İçişleri Bakanımızın açıklamaları yüreğimize su serpti; köpeklerin büyük kısmı toplanacak.
Ben buradan açıkça söylüyorum: Köpekleri toplayalım, barınak imkânı varsa besleyelim. Ama bu yapılamıyorsa, uyutmaktan başka çare yoktur. Çocuklarımız öleceğine köpeklerin uyutulması daha insani ve ahlakidir. Mama lobileri bana saldırıyor; onlar saldırdıkça biz doğruları söylemeye devam edeceğiz. İnsan mı köpek mi dediğimizde, tercihimiz her zaman insandır!"
BAYRAK VE MİLLİ DEĞERLER: "O ELİ KESERİZ!"
Milliî değerlere ve Türk bayrağına yönelik saldırılara karşı "Alperenler" vurgusu yapan Sayın Destici, ODTÜ'de yaşanan olayları hatırlatarak uyarıda bulundu:
"Devlet müsamaha gösterirse, hukuk tam işletilmezse devlet düşmanları azıya alıyor. Bağımsızlığımızın sembolü olan ay-yıldızlı al bayrağımıza saldıracak noktaya geliyorlar. En son ODTÜ’de ellerinde bayrak olan gençlerimize terör uzantıları saldırdı. Bu ne pervasızlıktır!
Şunu herkes bilsin: Büyük Birlik Partisi ve Alperenler buradadır. Allah şahit olsun ki; kim bu bayrağa el uzatırsa o eli keseriz, kim ezanımıza dil uzatırsa o dili koparırız! Biz, dindar nesillerin yetişmesi için, bayrağın inmemesi için siyaset yapıyoruz."
EKONOMİDE ADALET VE SOSYAL YARDIMLAR
Ekonomik sıkıntılara ve vergi adaletsizliğine de geniş yer ayıran Destici, somut çözüm önerilerini sıraladı:
* Kurban Bayramı İkramiyesi: "Ramazan’da verilmedi ama Kurban Bayramı’nda emekli ikramiyesi 10 bin TL olmalıdır. Vatandaşımız kurban kesemezse bayram sevinci eksik kalır."
* Vergi Reformu: "Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalı. Akaryakıt alırken holding sahibi ile asgari ücretli aynı vergiyi ödememeli. Özbekistan’da berberden, taksiciden vergi alınmıyor; bizde de küçük esnaf korunmalıdır."
* Aile ve Çocuk Destekleri: "Üç çocuk sahibi olan annelere düzenli maaş ödenmelidir. Yeni evlenen çiftlerden ve üç çocuklu ailelerden araç alımında ÖTV ve KDV alınmamalıdır. Bugün bir milyonluk arabayı iki buçuk milyona alıyoruz, bu kabul edilemez."
* Kadın Çalışanlara Pozitif Ayrımcılık: "Partimizde başlatıyoruz; çalışan hanım kardeşlerimiz işe bir saat geç gelecek, bir saat erken çıkacak. Ayrıca işe alımlarda evli ve çocuklu olanlara öncelik verilmelidir."
"HALKA HİZMET, HAKKA HİZMETTİR"
Konya’daki yerel yönetim başarılarına da değinen Genel Başkanımız Sayın Destici; Bozkır Belediye Başkanımız Sayın Nazif Karabulut ve Halkapınar Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Vardar’ı tebrik etti. Misafir olarak katılan AK Partili Sarayönü Belediye Başkanı Sayın Necati Koç’u da selamlayan Sayın Destici, "Belediyenin kasası beytülmaldir. Bizim arkadaşlarımız oraya el uzatmaz. Yolsuzluk yapanlar, mahkemelerde şov yapanlar bu milletin yüzüne bakamaz hâle gelecek. Adalet gecikebilir ama mutlaka tecelli eder" dedi.
Konuşmasının ardından Kırgızistan Devlet Sanatçısı Sayın Sırga Sayınbekova tarafından Sayın Destici’ye geleneksel Kırgız kalpağı ve şapanı takdim edildi. Program, belediye başkanları ve teşkilat yöneticileriyle birlikte verilen birlik ve beraberlik fotoğrafıyla son buldu.
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin Konya Olağan İl Kongremizde yaptığı konuşmanın tamamı şöyle:
"Kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, değerli misafirlerimiz, kıymetli divan ve sizler; yüreği vatan, millet, din, devlet, ezan, bayrak sevgisiyle yanıp tutuşan Alperen kardeşlerim, dava arkadaşlarım, Konyalı hemşerilerim; cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Selamünaleyküm.
Sözlerimin başında Konya İl Teşkilatımızın 13. Olağan İl Kongresi'nin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyor; kongrede emeği geçen, başta İl Başkanımız Avukat Seyit Özcan kardeşimiz olmak üzere tüm yönetimimize, ilçe teşkilatımıza, delegelerimize, Alperen Ocaklarımıza, kadın kollarımıza, velhasıl bütün dava arkadaşlarıma ve salonu dolduran siz kıymetli kardeşlerime şükranlarımı sunuyor, sağ olun, var olun, diyorum.
Hep beraber durmayacağız, hep beraber yürüyeceğiz ve hepimizin, şehit liderimizin hayali olan milletin muktedir iktidarını birlikte gerçekleştireceğiz.
MUHSİN YAZICIOĞLU'NUN YOLU
Şehit Muhsin Başkanın yolu Allah'ın yoluydu. Şehit Muhsin Başkanımızın yolu, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin yoluydu. Onun yolu gazi Alperenlerin, dervişlerin yoluydu. Onun yolu Alparslan'ın, Fatih Sultan Mehmet Han'ın ve nice Türk yiğitlerinin yoluydu. Nizam-ı âlem için İ'lâ-yi Kelimetullah yoluydu. Onun yolu yolumuzdur ve sonuna kadar da öyle olacaktır.
KONYA, SELÇUKLU MİRASI VE ÖZBEKİSTAN TEMASLARI
Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; Selçuklu'ya, Türk-İslam medeniyetine başkentlik yapmış olan Konya'mızda sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bir Selçuklu torunu olarak, bir Selçuklu evladı olarak Sultan Alparslan'dan Kılıç Arslan'a ve bütün dünyaya hoşgörüyü öğreten, "Ne olursan ol, yine gel." diyen Mevlâna'ya selam olsun. Konya'ya selam olsun. Sizlere selam olsun.
Kıymetli kardeşlerim, değerli arkadaşlarım; bu hafta içi, Pazartesi'den Cuma'ya kadar kardeş, soydaş ve dost Özbekistan'daydık. Özbekistan İktidar Partisi, Özbekistan Liberal Demokrat Parti'nin resmî davetlisi olarak oraya gittik. İki gün boyunca başkent Taşkent'te, Ali Meclis'te, Senato'da, hükûmet yetkilileriyle ve Özbekistan Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı ve diğer yöneticilerle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik.
Son 10 yılda Özbekistan büyük bir mesafe kat etmiş. Onlar adına çok memnun olduk. Ve Türkiye'ye karşı, Türk milletine karşı büyük bir tarihten gelen mensubiyet şuuruna, sevgiye, muhabbete, yardımlaşmaya, dayanışmaya açık olduklarını görmekten de büyük bir memnuniyet duyduk.
TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ VE TÜRK BİRLİĞİ VURGUSU
Oradan Buhara'ya geçtik. İmam Buhari'nin memleketine. Meşhur hadis âlimimiz İmam Buhari, öğrencisi Tirmizî; bizim şu anda hadis kaynağımızın en başta geleni o yazmış, Sahih-i Buhari'yi yazmış. Şah-ı Nakşibendî. Yine Semerkant'ta İmam Maturidî, Birûnî ve daha niceleri; Uluğ Bey... Hepsi Türk-İslam medeniyetinin neşet ettiği topraklardan geldik. Ve sizlere Özbekistanlı kardeşlerimizin ve bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkan manevi büyüklerimizin; İmam Buhari'nin, Şah-ı Nakşibendî'nin, İmam Maturidî'nin, Birûnî'nin, İbn-i Sina'nın, Uluğ Bey'in ve daha nicelerinin yine bir Türk-İslam medeniyeti başkenti olan Konya'ya selamlarını getirdik.
Bizi böldüler. Bizi birbirimize düşürdüler. Bize kıydılar. Bizi katliamlara uğrattılar. Soykırımlara uğrattılar. Ama Türk'ü, Müslüman Türk'ü tarih sahnesinden silemediler. Ve Allah'ın izniyle de silemeyecekler. Çünkü bu büyük Müslüman Türk milleti 10 asırdan fazla bir süre İslam'ın sancaktarlığını yaptı. İ'lâ-yi Kelimetullah için nizam-ı âlem diyerek milyonlarca şehit verdi. Milyonlarca şehit verdik, varız. Milyonlarca şehit versek yine var olacağız. Kanımız aksa da zafer İslam'ın olacaktır.
Türk milletini bölmek için, güçten düşürmek için, sırf Türklerin birliğini bozmak için ne yaptılar? Bölge isimleriyle bütün anıldılar. Kazağa dediler ki siz Türk değilsiniz, Kazaksınız. Özbek'e dediler ki siz Türk değilsiniz, Özbeksiniz. Kırgız'a dediler ki siz Kırgızsınız, Türk değilsiniz. Tatar'a aynısını söylediler. Türkmen'e aynısını söylediler. Ama elhamdülillah o dev uyandı. Türk uyandı. Türk Devletleri Teşkilatları Birliği ile merhum Gaspıralı İsmail Bey'in dediği "Dilde, fikirde, işte birlik." başladı. Ve Allah'ın izniyle hedefine, yani Kızılelma'ya ulaşılacak. Türk birliği kurulacak, başta Türk coğrafyasında, daha sonra Türk-İslam coğrafyasında ve bütün dünyada mazlumların yüzü gülecek, adalet gelecek, zafer Türk'ün eliyle İslam'ın ve Müslümanların olacaktır inşallah.
Onun için selam olsun Özbekistan'a, selam olsun Doğu Türkistan'a, selam olsun Kırgızistan'a, selam olsun Kazakistan'a, selam olsun Türkmenistan'a, selam olsun Can Azerbaycan'a, selam olsun Kırım'a, Kafkaslar'a, Ahıska Türkleri'ne, selam olsun Balkanlar'daki Türk kardeşlerimize, selam olsun Halep'e, Hama'ya, Türkmeneli'ne, selam olsun Kerkük'e, Musul'a, selam olsun Türkiye'ye, selam olsun Türk milletine.
KONYA TEŞKİLATI VE BELEDİYE BAŞKANLARI
Kıymetli kardeşlerim, değerli hemşerilerim, değerli vatandaşlarım; Büyük Birlik Partisi olarak kurulduğumuz 29 Ocak 1993'ten bu yana Konya'da çok güçlü bir şekilde var olduk ve var olmaya devam ediyoruz. Kuruluşumuzdan bugüne Konya'da emeği geçen, kurucusu olan, il başkanlığı yapan, ilçe başkanlığı yapan, ocak başkanlığı yapan, vakıf başkanlığı yapan, kadın kollarımızda görev alan, üye olarak görev alan, destek olan bütün gönüldaşlarıma sizlerin huzurlarında da teşekkür ediyorum. Bu süre zarfında hayatını kaybeden arkadaşlarımıza da gönüldaşlarımıza da, başta şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, hepsine Cenab-ı Hak'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, makamları âli olsun inşallah, diyorum.
Büyük Birlik Partisi bugün de Konya'mızda; iliyle, ilçeleriyle, Alperen Ocakları'yla, Kadın Kolları'yla, üyeleriyle güçlü bir şekilde yoluna devam etmektedir. En son yapılan yerel seçimlerde iki büyük ilçe belediyesi kazanmıştır. Bunlardan bir tanesi Bozkır Belediye'mizdir. Nazif Karabulut Başkanımıza ve meclis üyelerine ve teşkilatımıza teşekkür ediyorum, başarılarının devamını diliyorum. Aynı şekilde Halkapınar Belediye Başkanımız Mehmet Vardar kardeşimizi de, belediye meclis üyelerini de ve teşkilatımızı da tebrik ediyorum, ona da üstün başarılar diliyorum.
Cumhur İttifakı partimiz AK Parti'nin Sarayönü Belediye Başkanı kardeşimiz Necati Koç da misafirimiz olarak bulunmakta. Kendisini de tebrik ediyorum. Kendisine de çalışmalarında başarılar diliyorum.
YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI VE HİZMET VURGUSU
Kıymetli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım; Büyük Birlik Partimiz, 2024 yılında yapılan yerel seçimlerden bugüne iki yıldan fazla bir süre geçti ve bu süre zarfında aynen vaadimizde olduğu gibi -ne dedik? Birlikte kazanacağız, birlikte yöneteceğiz, dedik.- Belediye başkanlarımız, belediyelerimiz tam da buna uygun hareket etmekte; halkımızla, vatandaşımızla, belediyelerimiz sınırları içinde yaşayan kardeşlerimizle istişare ederek, onların taleplerini alarak, onların fikirlerini öne alarak faaliyetlerini ve çalışmalarını sürdürmektedir. Vatandaşımıza vaat ettiğimiz hizmetlerin önemli bir kısmını iki yıl içerisinde gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Geriye kalan üç yıl içerisinde ise geriye kalan vaatlerimizi gerçekleştirecek ve onun da üstünde vatandaştan gelen talepleri fazlasıyla karşılayacağız Allah'ın izniyle, diyorum.
Belediye başkanlarımızın çalışkanlığı, dürüstlüğü, temizliği; yanı sıra il teşkilatlarımızın ilçe başkanlarımızla uyumları, Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanlığımızın organizasyonu ve desteği ve şahsım; bizzat belediye başkanlarımızın ya da belediyelerimizden gelen taleplerle şahsım da bizzat ilgilenmektedir. Cumhurbaşkanımız düzeyinde görüşmemiz gerçekleşmesi gerekiyorsa o düzeyde, bakanlarımız düzeyinde gerçekleşmesi gerekiyorsa o düzeyde, bürokrasinin hangi kademesinde olursa olsun görüşmemiz gerekiyorsa hepsiyle görüşüyoruz ve ilimize, ilçelerimize, beldelerimize o hizmetleri getiriyoruz, vatandaşla buluşturuyoruz ve aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz.
Seçimlerde kazandığımız tüm belediye başkanlarımızla birlikte yolumuza birlik ve beraberlik içerisinde devam ediyoruz. Elhamdülillah bugüne kadar ne belediye başkanlarımızla ne belediyelerimizle ilgili hiçbir olumsuzluk meydana gelmemiştir. Çünkü Büyük Birlik Partisi'nin ideali, fikri nedir, düşüncesi nedir, şiarı nedir? Halka hizmet Hakk'a hizmettir. Belediyenin kasası ya da devletin kasası milletin parasıdır, beytülmâldir. Dolayısıyla da oraya -Allah'a şükür- hiçbir arkadaşımız el uzatmamıştır ve el uzatmayacaktır.
YOLSUZLUK ELEŞTİRİSİ VE HUKUK VURGUSU
Onca yolsuzluğa, onca hırsızlığa, onca ahlaksızlığa rağmen bazı partilerin yöneticileri, belediye başkanları pişkin pişkin, sanki hiçbir şey olmamış gibi ortalıkta gezmekte, televizyonlarda endam etmekte, mahkeme salonlarında şov yapmaktadır. Bunlara asla müsamaha gösterilmemelidir. Yani bunların yaşadığını biz yaşasak ya da herhangi bir normal vatandaşımız yaşasa utancından sokağa çıkamaz. Ama o kadar pişkinler ki sanki hiçbir şey olmamış, her şey sütlimanmış gibi sağa sola saldırmaya, parmak sallamaya, güya iktidara gelirlerse hesap soracaklarını söylemeye, televizyonlardaki gazetecilere saldırmaya devam etmektedirler. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Adalet gecikir ama mutlaka, ama mutlaka sonunda gerçekleşir. Kim haklı, kim haksız ortaya çıkar.
Onun için biz başından beri ne dedik Büyük Birlik Partisi olarak? Her şey hukuk ve demokrasi içerisinde yürümeli ve öyle yürüyor. Ne dedik? Masumiyet karinesine herkes dikkat etmeli, dedik. Ama bir belediye başkanı, bir belediye başkanının oğlu, bir belediye çalışanı çıkıp itirafta bulunuyorsa, pişmanlık yasasından faydalanıp yaşadıklarını ya da bildiklerini anlatıyorsa herhâlde bunu da görmezden gelemeyiz. Ve asla görmezden gelmemeliyiz. Çünkü burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmıştır. Bu toprakların üzerinde anasını, babasını, amcasını, dedesini şehit veren yüz binlerce, milyonlarca insan vardır.
Onun için biz Cenab-ı Hakk'a vereceğimiz hesabı, ahiret hayatında şehit liderimiz Muhsin Başkanımızla karşılaştığımızda söyleyeceğimiz sözleri ve en önemlisi de milletimizin yüzüne baktığımızda alnımız ak, yüzümüz pak bir şekilde duracağımızı düşünerek siyaset yapıyoruz ve böyle yapmaya devam edeceğiz. Kim ne yaparsa yapsın biz doğruluktan, dürüstlükten, haktan ve hakikatten asla ayrılmayacağız.
TOPLUMSAL SALDIRILAR VE MİLLİ İRADE VURGUSU
Kıymetli kardeşlerim, değerli Konyalı hemşerilerim; bakın, aşağı yukarı yüz yıldan fazla bir süredir toplumumuza, milletimize, dinimize, inançlarımıza, Türklüğümüze, kimliğimize, aile yapımıza, kadınımıza, kızımıza, çocuğumuza saldırdılar ve saldırmaya devam ediyorlar. Bu ülkede sırf Türk milliyetçisi olduğu için, Türklüğü savunduğu için tabutluklarda, işkencehanelerde tırnakları sökülenler oldu. Bu ülkede sırf İslam'ı yaşadığı için, sırf başına başörtü taktığı için, sırf babasının sakalı olduğu için, babasının kafasında takke ya da sarık olduğu için mesleğinden atılan öğretmenler oldu. Askerler oldu. Polisler oldu. Memurlar oldu.
Yine bu ülkede sırf dindarlar, Müslümanlar iktidara gelmesin diye darbeler oldu. Ama bunların hepsinde Büyük Birlik Partisi milletin yanında durdu. Milletin iradesinin, millî iradenin yanında durdu. Dün nasıl dimdik milletin ve milletin iradesinin yanında durduysak bugün de milletimizin yanında, millî iradenin yanındayız ve öyle kalmaya da devam edeceğiz.
AİLE, İNANÇ VE KİMLİK VURGUSU
Son yıllarda ailemize saldırıyorlar. LGBT diye sapkın düşünceleri bize özgürlük adı altında dayatıyorlar. Ne özgürlüğü? LGBT dediğin düpedüz sapkınlıktır. LGBT dediğin ahlaksızlıktır. Yeryüzünde ne kadar din varsa, sadece Müslümanlık değil, ne kadar ahlaki öğreti varsa bunların hepsi LGBT'yi reddetmektedir. Çünkü insanın tabiatına ve doğasına da aykırıdır.
Bunun yanında biz Müslümanız, elhamdülillah. Birileri rahatsız olsa da biz Müslümanız, Allah'ın kuluyuz, Peygamber'in ümmetiyiz, demeye devam edeceğiz. Yine kim rahatsız olursa olsun, biz Türk'üz, Türk milliyetçisiyiz ve Türk-İslam ülkücüsüyüz, demeye devam edeceğiz.
EVLİLİK VE GENÇLİK ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER
Şimdi çocuklarımızı evlilikten soğutuyorlar. Televizyonlar, sosyal medya, internet aracılığıyla çocuklarımız evlenmesin diye her türlü propaganda yapıyorlar. "Evlenirsen ne yapacaksın? Nasıl geçineceksin? Evin yok. Araban yok." Bir sürü şey sıralıyorlar. Vallahi biz evlendiğimizde de arabamız, evimiz, böyle yüksek maaşlı işimiz... Bizden kastımız, bütün milletimizi kastediyorum. Bütün milletimizi.
Biz 9 kardeştik, anne baba 11; bir taş çorbaya kaşık sallıyorduk. 7 olan her birimiz; birimiz Kıbrıs'ta, birimiz Bingöl'de, birimiz Kars'ta, birimiz Trakya'da, birimiz Diyarbakır'da, ben Sivas'ta; hepimiz de vatanın dört bir tarafında askerliğimizi yaptık. Elhamdülillah hepimiz de evlendik. Buradaki vatandaşlar da evlendi.
Evlilik berekettir. Evlilik rahmettir. Çocuk berekettir. Çocuk rahmettir. Ama yıllardır ne aşılıyorlar? "Sakın evlenmeyin." Onun yanında ne aşılıyorlar? Evlilik dışı hayat. Ve bunu meşru gösteriyorlar. Bunun bir sürü detayı var. Ama burada detayına girmeyeceğim.
GENÇLERE DESTEK VE EKONOMİK TEŞVİK ÖNERİLERİ
Ama gençlerimize ve ailelerimize sesleniyorum. Birileri bunu istismar etse de söyleyeceğiz. Onlar istismar ediyor diye, onlar kınıyor diye biz doğruları söylemekten, Allah'ın emrini söylemekten geri durmayacağız. Kınayanların kınamasına aldırmayacağız. Rızkı veren Allah'tır. İnananlar için bu böyledir. Onun için gençlerimizi inançlarımızdan koparmalarına fırsat vermeyeceğiz ve gençlerimize bunu anlatacağız.
Elbette bunu anlatırken ülkemizi her alanda geliştirerek gençlerimizin hepsinin birer işinin olmasını sağlayacağız. Ailelerin rızıklarını temin edecek gelire sahip olmalarını temin edeceğiz. Sanayiyi destekleyeceğiz. Üretimi destekleyeceğiz. Üreteni destekleyeceğiz ve hakça bölüşülmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Elbette bunları yapacağız. Ama bunları yaparken gençlerimizin özellikle kafalarının karıştırılmasına, gençlerimizin ailelerden koparılmasına, evlilik dışı hayatlara yönelmelerine ve evlenmemelerine de engel olacağız. Bunu da elbette ki doğru yollarla gerçekleştireceğiz. Onların anlayabileceği dilde konuşmalarla ya da yapılacak çalışmalarla gerçekleştireceğiz. Bu şu anda bizim birinci vazifemizdir.
Elbette bunları yaparken evlenen gençlerimize destek olacağız. Bugünkü destekler yetersizdir. En son Diyanet İşleri Başkanımızı dinledim. 500 bin lira veriyor Diyanet İşleri Başkanlığımız evlenenlere. Bunu bütün evlenenlere devletin, işte bir kısmını Diyanet İşleri Başkanlığı versin, bir kısmını Aile Bakanlığı versin, bir kısmını diğer bakanlıklar versin, bir kısmını -TÜSİAD vermez de- MÜSİAD versin, ASKON versin, bir kısmını diğer sendikalarımız versin, TOBB versin, iş adamlarımız versin. Çünkü evlenen herkese devletin yardım etmesi gerekir. Milletimizi de teşvik etsin. Kızılay versin, Yeşilay versin. Bizim bir sürü kurumlarımız var. Bir sürü paramız lüzumsuz yerlerde çarçur ediliyor. En hayırlı iş budur. En hayırlı iş. Çünkü Peygamber Efendimizin de bu konuda hadis-i şerifi vardır.
Bununla birlikte çocuk başı ödenen paralar komik denecek düzeydedir. Çocuk paraları artırılmalıdır. Üç çocuk sahibi olan anneler çalışmasa da kendilerine düzenli olarak bir maaş ödenmelidir. Yine üç çocuk sahibi anneler araç alacağında ya da yeni evlenen çiftler araç alacağında o araçtan ÖTV ve KDV alınmamalıdır. Aracın gerçek fiyatı neyse sadece o alınmalıdır. Çünkü bizde şu anda öyle bir vergi var ki araç alımında; yani bir milyonluk arabayı iki buçuk milyona alıyorsunuz. Bir buçuk milyonu vergi. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Bizimkiler akıllı, kolayı bulmuşlar. Uğraşmaya gerek yok. Hazır vatandaş araba alıyor. Hazır vatandaş buzdolabı alıyor. Hazır vatandaş başka özel tüketim maddesi alıyor. Koy vergiyi, doldur kasayı.
VERGİ SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ
Ya şimdi biz sadece bu yöntemle vergi toplayacaksak niye Maliye Bakanlığı için, efendim, dünyada meşhur olmuş ya da kariyeri yüksek olan ya da en üst düzeyde eğitim almış arıyoruz ki? Bunu hepimiz yapabiliriz. Yani öyle birisini getiriyorsak o zaman o kişi vatandaşı ezmeden vergi alacak. Vergi sistemi adaletli olacak. Çok kazanandan çok, az kazanandan az alacak; kazanmayandan vergi almayacak.
Bak, Özbekistan berberden vergi almıyor, taksiciden vergi almıyor, ayakkabıcıdan vergi almıyor. Anlayış çok doğru. Diyor ki o kendisini idare etsin, geçimini sağlasın. Benden de bir şey istemiyor nasıl olsa. Allah yolunu, bahtını açık etsin, diyor. Ama biz öyle değil. Biz en alttakine de göz diktik şu anda. Yani onun için vergi sisteminin mutlaka ama köklü bir değişikliğe uğraması lazım.
Benzin alıyorsun, akaryakıt alıyorsun diyelim. Ben, sen, öbürü, emekli; gittik arabamıza benzin alıyoruz. Yanımıza da Ali Koç Başkan geldi. Yani ona örnek veriyorum ki hukukumuz var, yani gücenmez. Yanımıza da o geldi. Aldık, arabaların depolarını doldurduk. Beşer bin lira verdik. Bunun kaç lirası vergi? Diyelim iki bin lirası vergi. O da iki bin ödedi. En düşük emekli maaşı alan, yirmi bin lira olan emeklimiz de, asgari ücretlimiz de aynı vergiyi ödüyor. İşte bu adaletsizlik. Bu olmaz. Dolayısıyla bir kere daha söylüyorum: Çok kazanandan çok, az kazanandan az alınacak; kazanmayandan vergi alınmayacak. Ve işte üç çocuk sahibi kadınlarımızdan, yeni evlenenlerden asla alınmayacak.
ÇALIŞAN KADINLAR VE İŞE ALIM KRİTERLERİ
Ve çalışan kadınlarımız, ısrarla söylüyoruz, işe 1 saat geç gidecek, 1 saat erken çıkacak. Çünkü yükümlülükleri fazla, mesuliyetleri fazla. Biz bunu partimizde başlatıyoruz. Partimizde çalışan hanım kardeşlerimiz işe bir saat geç gelecekler ve bir saat erken çıkacaklar. Kıymetli kardeşlerim, söyledim, yine söyleyeceğim: İşe alımlarda -elbette ki ehliyet ve liyakat esas alınarak- evli olanlara ve çocuklu olanlara öncelik verilmesi gerektiğini de bir kere daha söyleyeceğim. Kim ne derse desin, ben inandıklarımı, doğrularımı söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim.
GIDA FİYATLARI, EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİLER
Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım; bakın size son 1 yıl gıda fiyatları... Son 1 yılda dünyada %2 artmış. Yani et, süt, domates, patates, ekmek fiyatları. Bizde ne kadar artmış? %32,4 artmış. Yani 16 kat fazla artmış bizde. Şimdi bu da kabul edilemez bir şey. Bu da kabul edilemez bir şey. Bu da yanlış.
Emekliler şimdi, bayram yaklaşıyor, ikramiye alacaklar. Hadi Ramazan Bayramı'nda ikramiyeler artırılmalıydı, artırılmadı. Ama bu önümüz Kurban Bayramı. Kurban kesecekler, çoluğuyla çocuğuyla bayram sevincini yaşayacak. Kurban olmazsa bayram sevinci eksik kalır. Onun için biz diyoruz ki Ramazan Bayramı'nda da verilmedi. O hâlde bu Kurban Bayramı emekli ikramiyeleri on bin lira olmalı ve en azından vatandaşımız bir küçükbaş da olsa kurban kesebilmelidir.
Aynı şey asgari ücretli. Asgari ücret şimdi temmuzda enflasyon oranında emekli maaşlarına, memur maaşlarına, kamu işçisi maaşlarına zam gelecek. Ama asgari ücretliye yok. Bu da kabul edilebilir değil. Asgari ücretlimiz de en az Temmuz'da maaşları enflasyon oranında artırılmalı ve bir nebze de olsa yüzleri gülmelidir.
SOKAK KÖPEKLERİ MESELESİ
Kıymetli kardeşlerim, kısaca gündemdeki iki konuyu da birkaç cümleyle değerlendirmek istiyorum. Birincisi bu sokak köpekleri meselesi. Şimdi neredeyse her gün bir evladımız, bir canımız köpek saldırılarında ya ölüyor ya ağır yaralanıyor. Bizim buna dur dememiz gerekiyor. Bir çocuğumuzun daha... En son Van'da Hamza evladımızı parçaladı köpekler. Öldürdüler. Bir çocuğumuzun daha köpek saldırısında hayatını kaybetmesine tahammülümüz yok.
İçişleri Bakanımızın açıklamaları bir nebze de olsa yüreğimize su serpti. Köpeklerin %80'inin toplandığını, geriye kalan %20'sinin de sonbahara kadar toplanacağını söyledi. İnşallah bu gerçekleşir. Ama bir kere daha söylüyorum, bir kere daha söylüyorum, kararlılıkla ve hiç çekinmeden söylüyorum: Evet, köpekleri toplayalım. Sahipsiz olanları. Sahipli olanlar zaten kendisi sahip çıkıyor. Eğer belediyelerin imkânları varsa, valiliklerin imkânları varsa elbette barınaklara alsınlar, beslesinler. Ama bu yapılamıyorsa uyutmaktan başka çare yoktur. Ve çocuklarımız öleceğine köpeklerin uyutulmasının daha insani, daha ahlaki olduğunu da yüksek sesle söylüyorum.
Her gün saldırıyorlar bana. Aynı bu köpekleri savunanların bir kısmı da onlar gibi saldırgan, maazallah yani. Allah şerlerinden muhafaza etsin. Yani mama lobileri bir taraftan... Bunların bir kısmının da böyle dernek kurarak geçimlerini oradan temin ettikleri de daha sonra ortaya çıktı. İnanılmaz saldırıyorlar. Ama onların saldırılarından falan korkacak, tırsacak, geri adım atacak değiliz. Çünkü biz "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." diyen bir anlayışın devamıyız. Biz elbette diğer taraftan da "Yaradılanı severiz, yaradandan ötürü." diyen bir Yunus Emre'nin ben hemşerisiyim, memleketlisiyim. Ama insan mı, köpek mi, çocuk mu, köpek mi dediğimizde elbette tercihimiz insandır, çocuktur ve öyle olacaktır.
BAYRAK VE DEVLET VURGUSU
Kıymetli kardeşlerim, devlet müsamaha gösterirse, bir takım süreçlerin selameti açısından hukuk tam olarak işletilmezse maalesef devlet düşmanları, millet düşmanları, bayrak düşmanları ne yapıyorlar? Azı gemiyi alıyorlar ve bayrağa saldıracak noktaya geliyorlar. Yani Türk toprağında, Türk devletinde, bağımsızlığımızın sembolü olan, rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı al bayrağımıza saldıracak noktaya geliyorlar. Onun açılmasına tahammül edemiyorlar.
İşte en son ODTÜ'de yaşandı. Ellerinde Türk bayrağı olan gençlerimiz, bölücü terör unsurunun uzantıları ve onların yol arkadaşı DHKP-C militanları tarafından saldırıya uğruyor. Şunlardaki arsızlığa, şunlardaki pervasızlığa, şunlardaki vatansızlığa bakar mısınız? Ama bu millet bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da onlara meydan bırakmayacaktır. Büyük Birlik Partisi buradadır. Alperenler buradadır. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun dava arkadaşları buradadır.
Allah şahit olsun ki, kim bu bayrağa el uzatırsa, kim ezanımıza dil uzatırsa, o bayrağa uzanan eli de keseriz, ezanımıza uzanan dili de koparırız. Bunu herkes böyle bilsin.
Bu duygu ve düşüncelerle sizleri ve televizyonların başında, sosyal medya hesaplarında bizi takip eden kardeşlerimizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyor; Konya İl Teşkilatımızın 13. Olağan İl Kongresi'nin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun."