Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Kocaeli İl Kongremizde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
Kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, değerli misafirlerimiz, çok kıymetli dava arkadaşlarım, ekranları başında bizleri takip eden kıymetli vatandaşlarım; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle ve Cenab-ı Hakk'ın selamıyla selamlıyor, hoş geldiniz, şeref verdiniz, diyorum.
Öncelikle Kocaeli'nde partimizin kurulduğu 29 Ocak 1993'ten bugüne var olan, gayret gösteren, işte burada Kurucular Kurulu üyesi Hüsamettin ağabeyi var, ve bugüne kadar hizmet veren tüm ağabeylerimize, tüm kurucularımıza, geçmiş dönem il, ilçe başkanlarımıza, ocak başkanlarımıza, kadın kollarımıza şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun. Allah cümlenizden razı olsun, diyorum.
Bu süreçte hayatını kaybeden dava arkadaşlarımızı da başta şehit liderimiz Muhsin Başkanımız ve yol arkadaşları olmak üzere rahmetle, şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun inşallah, diyorum. Şehitler ölmez, vatan bölünmez. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun. Hayatını kaybeden gazilerimizi rahmetle ve minnetle anarken hayatta olanlara da sevgilerimi, saygılarımı, muhabbetlerimi, hürmetlerimi sunuyorum.
Şu anda hem sınırlarımız içerisinde hem sınırlarımız dışarısında devletin varlığı, ülkenin bütünlüğü, milletin birliği, istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm Mehmetçiklerimize, polisimize, güvenlik korucularımıza, velhasıl tüm güvenlik güçlerimize sevgilerimizi, saygılarımızı, muhabbetlerimizi iletiyor, Cenab-ı Hak yar ve yardımcıları olsun, diyorum.
OKULLARDAKİ SALDIRILAR VE AİLELERİN TALEPLERİ
Değerli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım ve sevgili gençler, değerli Alperenler; ülkemizin son günlerdeki en önemli gündem maddelerinden birisi de, biliyorsunuz, önce Şanlıurfa, daha sonra ise Kahramanmaraş'ta okullarımıza, öğrencilerimize, öğretmenlerimize yönelik silahlı saldırılardı. Bu saldırılarda öncelikle hayatını kaybeden öğretmenimize ve 9 öğrencimize bir kez daha Cenab-ı Hak'tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun, makamları âli olsun.
Şahsım ve arkadaşlarımla birlikte, hiçbirisini ayırt etmeden, bütün aileleri ziyaret ederek taziyelerimizi ilettik. Ailelerin üzüntülerine ortak olduk. Taleplerini dinledik. Başta kahraman öğretmenimiz Ayla Kara'nın eşi, çocukları, ailesi olmak üzere tüm şehit çocuklarımızın ailelerinin en önemli arzuları, çocuklarının isminin, kahraman öğretmenimizin isminin bir okula verilerek isminin yaşaması. Bu çok haklı bir talep ve benden istediler ki bu taleplerini Sayın Cumhurbaşkanımıza da ileteyim. 23 Nisan resepsiyonu olduğu gün Sayın Cumhurbaşkanımıza ailelerin bu taleplerini ilettim. İnşallah en kısa zamanda başta Ayla öğretmenimiz ve 8 şehit çocuğumuzun ismi, Türkiye var oldukça, her bir okulda yaşayacaktır, yaşatacağız.
DİJİTAL BAĞIMLILIK, SUÇA SÜRÜKLENME VE CEZA TALEBİ
Kıymetli kardeşlerim, bunlarla ilgili Büyük Birlik Partisi olarak çözüm önerilerimizi ilettik. Maalesef dijitalleşme, sosyal medya, internet siteleri, bunların pek çoğunun çocuklarımızı bizden aldığını, çaldığını, başka bir yerlere götürdüğünü, çocuklarımızı aileden, ahlaktan, inançtan kopardığını ve yine çocuklarımızın az da olsa belli bir kısmını saldırganlaştırdığını, suça sürüklediğini çok net bir şekilde gördük. Çok acı tecrübe ettik. Çok acı tecrübe ettik.
Geçtiğimiz hafta Mecliste bununla ilgili bir kanun kabul edildi. Hayırlı olsun, diyorum. Ama daha yapacak çok işimiz var. Yani akran zorbalığı, biraz önce söylediğim dijital bağımlılık; bunlara karşı biz ahlakı, eğitimi, kültürel faaliyetleri ve sporu öne koymalıyız. Çocuklarımızı buralara yönlendirmeliyiz. Onun için anayasal değişiklik ise anayasal değişiklik, yasal değişiklik ise yasal değişiklik; bunların bir an önce, beklemeden, ivedilikle yapılması ve çocuklarımızın bu dijital esaretten gerçek hayatla buluşmasını temin etmeliyiz.
Büyük Birlik Partisi olarak özellikle 15 yaş üstü suça sürüklenen çocuklar ya da çocuk diyerek cezaları hafifletilen kişileri maalesef suç örgütleri, çeteler istismar ediyor ve kullanıyor. Onlara birer kahraman oldukları havası veriliyor ve ondan sonra da istedikleri suçu işlettiriyorlar. Hatta cinayet bile işletiyorlar. Bunu Minguzzi davasında da gördük. Başka davalarda da gördük. Hemen hemen her gün böyle bir hadiseyle karşı karşıyayız.
Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak ne dedik? Israrla, sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşın üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır, dedik. Evet, büyükler de bu tür saldırılarda ya da kadına karşı işlenen cinayetlerde ya da terör suçlarında mutlaka ama mutlaka tahliyesiz müebbet cezasıyla çarptırılmalı. Tahliyesiz müebbet olmazsa, idamı da kaldırmışsınız, o zaman ne olur? 40 bin kişinin katili Apo iti için bile af gündeme gelebilir. Umut hakkından bahsedilebilir. Onun için umut hakkından ya da teröristleri aftan bahsedilmemesi için bu tür suçlar için tahliyesiz müebbet... Ama biz, bu millet, Büyük Birlik Partisi'ne yetkiyi, iktidarı versin, bakalım o "kırk bin kişinin katili Apo itini sallandırıyor muyuz? Sallandırmıyor muyuz?" Bütün Türkiye ve bütün dünya görecek.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE SORUNUN ADI
Evet, kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, hepimiz terörsüz Türkiye'den yanayız. Hepimiz Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni, Çerkez, Laz; hepimiz birlikten yanayız, beraberlikten yanayız. Ama sorunun adını doğru koymak lazım. Sorunun adını doğru koymazsanız yolunuz eğri olur. Eğri yoldan da doğru hedefe varamazsınız.
Bakın ne diyor PKK uzantısı DEM Parti eş başkanı daha dün söylüyor: "Türkiye'de uzun yıllardır devam eden" tırnak içinde "Kürt sorununu ne yazık ki iktidarlar ve sermaye güçleri lehlerine kullanmaya çalıştılar. Kürt sorununa bir terör yaftası vurarak bütün Kürtlere bir terör etiketi yapıştırarak ayrıştırdılar." diyor. Şu bölücüye bakar mısınız? Bu bölücü yılana bir bakar mısınız? Bu millet ne zaman ayrıştırdı? Bin yıldır bu topraklarda biz Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni, Boşnak, Çerkez, hatta 1915'e kadar Ermeniler, Rumlar hep birlikte barış içinde yaşamadık mı? Benim devletim, Devlet-i Aliyye-i Osmaniye, o zaman dünyanın en büyük devletiydi. Sizi barındırır mıydı burada, eğer o Müslüman Türk'ün hoşgörüsü olmasa? Siz o hoşgörüyle burada bir yıl yaşadınız.
FRANSA, YUNANİSTAN VE TÜRKİYE’NİN GÜCÜ
Şimdi Türkiye'ye, Yunanistan'dan, Atina'dan parmak sallayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a da söylüyorum. Siz o zaman bizim padişahlarımızın, sultanlarımızın eteğini öpüyordunuz. Eteğini, eteğini. Sizin kralınız bizim veziriazamımızla anca görüşebiliyordu. Padişahımızla görüşemiyordu. Yalvardınız, yakardınız, kraliçelerinizi gönderdiniz Osmanlı saraylarına ve Osmanlı sizi düşmanlarınızdan korudu. Bugün Fransa diye bir cumhuriyet varsa bunu önce Osmanlı'ya borçlusunuz. Onun için haddinizi bileceksiniz.
Dört yüz yıl bizim bayrağımız dalgalanan Atina'dan bize parmak sallayamazsınız. Gün gelir, o şanlı bayrak Atina'da da tekrar dalgalanır. Gün gelir, siz yine bizim cumhurbaşkanımızın, devlet başkanlarımızın elini eteğini öpmek zorunda kalırsınız. Onun için haddinizi bileceksiniz. Eğer Türkiye Yunanistan'a saldırmaya ya da Yunanistan'la savaş yapmaya karar verse sen mi kurtaracaksın Yunanistan'ı? Ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz barış istiyoruz. Ama kim ki toprağımıza saldırırsa, kim ki vatanımıza saldırırsa, kim ki topraklarımıza göz dikerse, kim ki Kıbrıs'ın tamamını elde etmeye çalışırsa, kim ki 12 Adalar'da 12 bin rüyası görmeye çalışırsa, kim ki Batı Trakya'da benim Türk kardeşlerimi yok etmeye çalışırsa, elbette büyük Türkiye Cumhuriyeti Devleti onların haddini bilir ve 1920'de, 19'da nasıl denize dökmüşse yine onları Ege'de boğarız Allah'ın izniyle.
Evet, Yunanistan'ın siyasetçilerine, hükümet yetkililerine de diyoruz ki: Aklınızı başınıza alın. Bu Macron'a, AB'ye ya da İsrail'e güvenerek Türkiye'ye kafa tutmaya çalışmayın. 1920'de, 21'de size sahip çıkabildiler mi? Çıkamadılar. Türk iradesini ortaya koyarsa karşısında hiç kimse duramaz. "Çünkü Türk Allah'ın askeridir. Muhammed'in askeridir. Alparslan'ın askeridir. Fatih Sultan Mehmet Han'ın askeridir. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın askeridir."
DEM PARTİ, BÖLÜCÜ SÖYLEM VE HUKUK ÇAĞRISI
Kıymetli kardeşlerim, ne diyorlar? Hâlâ “Kürt sorunu.” Ortada bir sorun varsa bu sorunun adı terör sorunudur. Terör örgütüdür. PKK'dır. PKK'nın uzantılarıdır. DEM gibi partilerdir. Ve onların yöneticileridir. Bunları kendileri de çok iyi biliyor. Ne diyorlar? Apo, kırk bin kişinin katili, terörist başı, “müzakereciymiş; baş müzakereci.” Ne dendi bu süreç başlarken? Pazarlık yok. Anlaşma yok, müzakere yok, şart yok. Ama şimdi bir terörist başı için DEM yetkilileri ne diyor? “Müzakereci başı” diyor, “baş müzakereci” diyor.
Onun için kıymetli kardeşlerim, biz kimlerle karşı karşıya olduğumuzu bilelim. Biz baştan ne dedik? Evet, biz devletimize güveniyoruz, lakin bu Amerikan ve İsrail uşaklarına güvenmiyoruz, dedik. Bugün de güvenmiyoruz, yarın da güvenmeyeceğiz. Biz ilkesel olarak netiz, durduğumuz yer net. Biz diyoruz ki terörle, teröristle müzakere olmaz; mücadele edilir, kökü kazınır, kafası ezilir ve yok edilir, diyoruz.
Bakın, bakın, daha da pervasızlaşıyorlar. Ne diyorlar? Tırnak içinde, "Kürt coğrafyasında, neredeyse Türkiye'de Kürt coğrafyası, emek mücadelesinin daha rahat ve çok daha güçlü şekilde verilmesinin önü açılabilir." Yine tırnak içinde, "Kürt illerinde 1 Mayıs kutlamalarının ve emek mücadelesinin çok daha güçlü bir şekilde savunulması ve kitlesel bir kimliğe kavuşması halkların eşitlik ve demokrasi parçası olarak önemli hedeflerden biridir." diyor.
Bu açıkça Türkiye'yi bölmektir. Türkiye'yi etnik olarak bölmektir. Bu siyasi bölücülüktür. Buradan savcılarımıza, yetkililerimize sesleniyorum. Bu siyasi bölücülüğü yapanlarla ilgili, bu cümleyi kullananlarla ilgili bir kere daha okuyorum: "Kürt illerinde 1 Mayıs kutlamalarının ve emek mücadelesinin çok daha güçlü bir şekilde savunulması..." Neredeymiş bu Kürt illeri? Erbil'den mi bahsediyor, Süleymaniye'den mi bahsediyor? Nereden bahsediyor? Ama nereden bahsettiğini hepimiz iyi biliyoruz. Öz ve öz Türk yurdu olan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ayrılmaz bir parçası olan Diyarbakır'dan, Hakkâri'den, Şırnak'tan, Ağrı'dan bahsediyorlar. Düpedüz siyasi bölücülük yapıyorlar. Bunların dokunulmazlığı kaldırılmalı ve yargının önüne çıkarılarak siyasi bölücülüklerinin hesabını vermeleri temin edilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle ayrılmaz bir bütündür. Kim bunu bozmaya çalışırsa elbette ki hak ettiği cevabı da alacaktır.
GÜNDEMDEKİ KONULAR VE POLİS ÇALIŞMA SAATLERİ
Değerli dava arkadaşlarım, kıymetli kardeşlerim; birkaç cümlede gündemdeki bazı konularımızla ilgili düşüncelerimizi sizinle paylaşıp konuşmamı tamamlayacağım.
Polis kardeşlerimizin, biliyorsunuz, çalışma saatleriyle ilgili haklı düzenleme talepleri vardı. İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi, emniyet mensuplarımızın çalışma saatlerini 12-24 olan çalışma saatlerini 12-36 sistemine taşıyacak ve 2027'den itibaren fazla mesai ücreti ödenmesini sağlayacak düzenleme için Maliye Bakanlığı'yla bir mutabakata varıldığını açıkladı. Bundan büyük bir mutluluk ve sevinç duyduk. Çünkü şu ana kadar polislerimiz hiç uyumadan 24 saat de çalışsalar 1 lira ek mesai ücreti almıyorlardı. İnşallah bu düzenlenecek. Çalışma saatleri de düzenlenecek. Ben onun için şimdiden bütün polis teşkilatımız için hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyor, bu mutabakatın bir an önce Meclise getirilerek yasalaşmasını beklediğimizi buradan ifade ediyorum. Ve çözüm için büyük emek veren İçişleri Bakanımızı ve tüm kadrosunu da tebrik ediyorum.
24 NİSAN, ERMENİ İDDİALARI VE DEM PARTİ ELEŞTİRİSİ
Kıymetli kardeşlerim, bakın, bu bölücüler sadece içeride yapmıyorlar. Bu DEM Parti PKK'lılar, biliyorsunuz, her 24 Nisan'da Türkiye'ye karşı haksız bir Ermeni soykırımı iddiası var. Bunu son yıllarda, özellikle Karabağ'ın Azerbaycan tarafından işgalden kurtarılması ve Azerbaycan-Ermenistan anlaşmasından sonra Ermenistan devlet başkanından dahi duymuyoruz. Paşinyan, "1915'te Türkler, Osmanlı, soykırım yaptı." demiyor. "Bunu geride bırakalım, bunun bize bir faydası yok." diyor. Hatta bunun için ülkesinde çok büyük eleştiriler alıyor. Ama bu duruşundan vazgeçmiyor. Paşinyan bile "soykırım" demezken bizdeki soysuzlar dün yine "soykırım" dediler. Evet, bizdeki soysuzlar bunu söylemeye devam ediyorlar.
Onun için bu soysuzlar asla ve kat’a bizden değil. Bunlar asla iyi niyetli değil. Bunların dillerinde barış var ama bunların gerçek niyeti, ellerinden gelse bu memlekette kendilerinden başka, kendilerine itaat etmeyen bir Allah'ın kulunu bırakmazlar. Çünkü ellerine fırsat geçtiğinde neler yaptıklarını gördük. Bu sene bir New York'un sözde Müslüman başkanı Mamdani "soykırım" dedi, bir de DEM Parti'nin MYK'si açıklama yaptı. Ve "Türkiye, Osmanlı soykırım yapmıştır." dedi, iftira attı ve o soykırım... Esas Ermenilerin yaptığı Anadolu mezalimlerinin bir tanesini gündemine almadı, gözden geçirmedi.
Halbuki özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasında Batı'dan güç alan, Rusya'dan güç alan, Fransa'dan güç alan Ermeni çeteleri, Hınçak ve Taşnak çeteleri; o bölgede yaşayan Müslüman Türkleri katlettiler, Müslüman kadınları katlettiler, Kürt, Türk bakmadan katlettiler. Güya bunlar Kürtlerin temsilcisi ama katledilen, Ermeni çeteleri tarafından katledilen Kürtlere değil, Kürt kadınlarına değil, Kürt çocuklarına değil, Kürt yaşlılarına değil, Ermeni Hınçak ve Taşnaklara sahip çıkıyorlar. Onun için soysuzsunuz, soysuzsunuz, soysuzsunuz, diyorum.
MEHTER, TARİH VE CHP ELEŞTİRİSİ
Kıymetli kardeşlerim, bakın, maalesef bu CHP zihniyeti belli noktalarda değiştiğine dair millete, milletin değerlerine, inancına, milliyetçiliğe, Türk örf ve âdetlerine saygılı olmaya çalışsa da maalesef içindeki o karşıtlık bazen dışa vuruyor. Biz buraya girerken bizi mehterimiz karşıladı. Mehter sadece bir müzik, şarkı, marş söyleyen bir topluluk değil. Öyle olsaydı yüzyıllarca ayakta kalamazdı. Bugün hâlâ Türkiye'de en çok talep edilen bir grup olamazdı. Mehter, Türk demektir. Mehter, İslam demektir. Mehter, zafer demektir, zafer. Kazanılan Türk'ün kazandığı zaferlerin çoğunda mehterin imzası vardır.
"Mehter ne diye başlar?" Ne diye başlar? "Ya Allah." diye başlar. Ve mehter neyle bitirir? Ayet-i kerime ile bitirir. "Zafer Allah'tandır." ayetiyle bitirir. Onun için mehteri siz sadece bir müzik grubu olarak göremezsiniz. Mehter hepimizin bu ülkede, doğulusuyla, batılısıyla, Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle hepimizin. Mehteri en çok kim kullanmış? Yeniçeri Ocağı kullanmış. Yeniçeri Ocağı kim? Kimden el almış? Hacı Bektaş-ı Veli'den el almış. Bektaşi kültürüyle yoğrulmuş. Ama Ali'siz Alevilik gibi değil. Gerçek Bektaşiler. Sarı Saltuklar. Bosna'da, Mostar'da Alperenler Tekkesi'ne kadar giden alperen gaziler.
Onun için kıymetli kardeşlerim, bunları asla unutmayacağız. Ve Gaziantep'te 23 Nisan töreninde Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı ve beraberindeki grubun çocuk mehteran takımına sırtını dönüyor. Bir de çocuk mehteran ya. Çocuğa sırt dönülür mü Allah aşkına? Hata yapan çocuğa bile sırt dönülmez. Ki mehter bölüğü kurmuşlar. Ceddin Deden'i söylüyorlar. Çırpınırdı Karadeniz'i söylüyorlar. Türkler Geliyor'u söylüyorlar. Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP İl Başkanı? Çırpınırdı Karadeniz'den mi rahatsız oldun? Ceddin Deden'den mi rahatsız oldun? Türkler Geliyor'dan mı rahatsız oldun? Zafer Marşı'ndan mı rahatsız oldun? Sen hangisinden rahatsız oldun?
Ama siz ne kadar rahatsız olursanız olun, "bu topraklarda Ya Allah, Bismillah, Allahu ekber demeye devam edeceğiz. Bu topraklarda Çırpınırdı Karadeniz'i okumaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Ceddin Deden'i söylemeye devam edeceğiz. Siz de engelleyemeyeceksiniz, başkaları da engelleyemez."
SAHNEDE TÜRKÜ VE KONUŞMA
"Çırpınırdın Karadeniz
Bakıp Türk'ün bayrağına
Ah ölmeden bir görseydim
Düşebilsem toprağına
Sırmalar sarsam koluna,
İnciler dizsem yoluna
Fırtınalar dursun yana
Yol ver Türk'ün bayrağına
Kafkaslardan esen yerler
Türkistan'a selam söyler
Olsun bütün Moskov'eller
Kurban Türk'ün bayrağına
Kafkaslardan aşacağız
Türklüğe şan katacağız
Türk'ün şanlı bayrağını
Turan'a da asacağız
Türk'ün şanlı bayrağını Atina'ya asacağız. Gerekirse Paris'e de asacağız.
Teşekkür ediyorum. Değerli sanatçımız İsmail Türüt arkadaşımıza da teşekkür ediyoruz.
Evet, kıymetli kardeşlerim, daha da fazla uzatmayacağım. Bu duygu ve düşüncelerle sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlarken Kocaeli İl Kongremizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyor, başta Metehan Küpçük kardeşimiz olmak üzere bugün tekrar görev alacak il başkanımıza, il yönetimimize de sizlerin huzurunda başarılar diliyorum. Hayırlı, mübarek olsun inşallah, diyorum.
Genel Başkanımız Sayın Destici’den “Yüzleşme” bildirisine cevap!