Yükleniyor...
11 Mart 2026 • Büyük Birlik Partisi Genel MerkeziBüyük Birlik Partisi

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Malatya’da iftar programında konuştu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Malatya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Birliğin ve Kardeşliğin Sofrası” iftar programına katıldı. Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Malatya’da iftar programında konuştu

Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin açıklamaları şu şekilde:

"Kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler; davetimize icabet eden kıymetli misafirlerimiz ve yüreği vatan, millet, din, devlet, ezan, bayrak sevgisiyle yanıp tutuşan kıymetli dava arkadaşlarım, değerli Malatyalılar; öncelikle cümlenizi sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Hayırlı Ramazanlar, hayırlı iftarlar diliyorum.

Ramazan ayının üçüncü evresine girmiş bulunuyoruz. Başı rahmet, ortası bereket ve sonu mağfiret olan bu ay... Cenab-ı Hak inşallah rahmetinden ve bereketinden istifade eden kullarından eylemiştir. Cenab-ı Hak rahmetini verdi, bereketini verdi. Şimdi biz af dileme dönemindeyiz. Cenab-ı Hak inşallah tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları, ettiğimiz duaları kabul eder ve bizleri de affettiği; affına mazhar kıldığı kullarının arasında sayar inşallah.

Tabii bu son 10 günün kıymetli, belki de en kıymetli bir özelliği daha var. O da nedir? Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, Ramazan ayının son 10 günü içerisinde nazil olmuştur. Evet, biz 26’sını 27’ye bağlayan geceyi Kadir Gecesi olarak biliyor ve o şekilde idrak ediyoruz. Şimdiden mübarek olsun.

Lakin Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde “Ramazan-ı şerif içerisinde Kadir Gecesi’ni, Ramazan’ın son on günü içerisinde arayınız.” buyurmuştur. Yani bundan sonraki tüm günleri, arife gününe kadar olan günleri; sanki birer Kadir Gecesi’ymiş gibi o şuurda idrak etmeli, o şuurda yaşamalı ve namazla, ibadetle ağırlıklı olarak; biraz dünya işlerinden çekilerek, daha çok da Kur’an’a ağırlık vererek, Kur’an okuyarak geçirirsek, özellikle vakti olanlar için; işte Cenab-ı Hakk’ın mağfiretinden en çok istifade edecek olanlar da onlar olur.

MALATYA VE TEŞKİLATA TEŞEKKÜR

Kıymetli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, değerli, çok değerli misafirlerimiz; Malatya’dayız. Geçtiğimiz ay da ilk kongremiz için Malatya’daydık. Tarihî bir ilk kongresi gerçekleştirdik ve bugün aramızda olan misafirlerimizin neredeyse tamamına yakını fazlasıyla yine kongremizi şereflendirmişlerdir. Kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Aynı şekilde siz kıymetli dava arkadaşlarım, yine fazlasıyla, yine ziyadesiyle kongre salonunu tıklım tıklım doldurmuştunuz. Bunun için sizlere bir kere daha teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum. İl başkanımıza, yeni yönetimine ve ilçe başkanlarımıza da hayırlı olsun diyorum. Başarılar diliyorum.

12 MART VE DARBELERE TAVIR

Kıymetli misafirler, değerli dava arkadaşlarım; bugün 11 Mart. Yarın 12 Mart. 12 Mart Muhtırası’nın, 71 Muhtırası’nın yıl dönümü. Tabii biz Büyük Birlik Partisi olarak siyasi geleneğimiz gereği ilkesel olarak darbelerin tamamına karşıyız; kim tarafından yapılırsa yapılsın ve kime karşı yapılırsa yapılsın.

12 Mart Muhtırası da bir darbe girişimiydi, sivil siyasete bir müdahaleydi. Millî iradeye bir müdahaleydi. Bu sebeple; tıpkı 60 darbesini kınadığımız gibi, tıpkı 80 darbesini kınadığımız gibi, tıpkı 28 Şubat darbesini kınadığımız gibi, tıpkı 27 Nisan günü muhtırasını kınadığımız gibi, tıpkı 15 Temmuz darbesini kınadığımız gibi; 12 Mart Muhtırası’nı da bir kez daha kınıyoruz.

Ve bundan sonra Türkiye’de demokrasi dışı yollara hiç kimsenin tevessül etmemesini; herkesin sandıktan çıkacak sonuca rıza göstererek millî iradeye ram olmasını bir kez de Malatya’dan, Turgut Özal’ın memleketinden haykırıyorum.

6 ŞUBAT DEPREMİ VE ÇALIŞMALAR

Kıymetli kardeşlerim, kıymetli dava arkadaşlarım, değerli misafirlerimiz; 2023, 6 Şubat’ında ilimiz, diğer bölge illerimizle birlikte büyük bir deprem felaketi yaşadı. “Yüzyılın afeti” diye adlandırıldı. Kahramanmaraş, Pazarcık ve Elbistan merkezli bu depremler; Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya başta olmak üzere 11 ilimizi, 101 ilçemizi, bine yakın da köyümüzü adeta yıktı ve yerle bir etti.

Öncelikle depremde hayatını kaybeden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şâd olsun, mekânları cennet olsun. Yaralı, engellilik alan kardeşlerimize de hem Cenab-ı Hak’tan acil şifalar niyaz ediyorum hem de hayatta kolaylıklar diliyorum. Yakınlarını kaybedenlere de başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum.

Değerli vatandaşlarım, değerli kardeşlerim; bu zaman zarfı içerisinde üç yıldan biraz fazla bir zaman geçti. Elhamdülillah devletimiz; başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımız da adeta gecesini gündüzüne katarak, yerel yönetimlerimizle birlikte el ele vererek hummalı bir çalışma sonucunda; üç yıl tamamlanmadan 455 bin konut elhamdülillah teslim edildi. Emeği geçenlere, katkısı olanlara bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar diyorum.

İŞ YERLERİ TALEPLERİ

İş yerleriyle ilgili, bugün kontrollerimizde, iş yeri ziyaretimizde, vatandaşlarımızla çeşitli ortamlarda buluştuğumuzda; iş yerleriyle ilgili bize birtakım serzenişlerde bulundular, birtakım şikâyetlerini ya da taleplerini dile getirdiler. Onların da hakkını teslim etmek gerekir.

Elbette ki depremden önce hangi noktada, kaç metrekare dükkâna sahiplerse; yine o noktada ya da oraya en yakın noktada ve depremden öncekinden bir santim dahi eksik olmadan dükkânlarını talep etmeleri analarının ak sütü gibi helâldir ve eksiksiz bir şekilde verilmelidir. Bizim de önerimiz budur.

Bu hadisenin de, bu meselenin de; sadece bunun değil, Malatya’dan tarafımıza iletilen deprem ve deprem sonrasıyla ilgili ya da şu an yaşanan birtakım hadiselerle ilgili ulaşan bütün taleplerin takipçisi olduğumuzu ve sonlandırana kadar da takipçisi olmaya devam edeceğimizi buradan ifade ediyor; Malatyalı tüm kardeşlerimize sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.

NÜFUS KAYBI, TARIM VE SANAYİ

Kıymetli hanımefendiler, değerli Malatyalılar; tabii depremle birlikte Malatya ciddi anlamda bir insan kaybı da yaşadı. Ölenlerle birlikte yüz binin üzerinde insanın Malatya’dan ayrıldığını biliyoruz. Hatta kaydı hâlâ Malatya’da bulunmasına rağmen Malatya dışında yaşayan on binlerce insanın varlığından da haberdarız.

Bunların geri dönüşünü sağlamak, Malatya’yı daha da büyütmek; daha da güvenli, huzurlu ve insanların refah içinde yaşadığı bir şehre dönüştürmenin yolu; şehrin önde gelen isimleriyle istişare etmek, sivil toplum kuruluşlarıyla istişare etmek, onların fikir ve düşüncelerini almak; sanayicisini desteklemek, üreticisini desteklemek, çiftçisini desteklemek, eğitime ağırlık vermek, eksik sağlık sistemlerini tamamlayıp sağlığa ağırlık vermek... Velhasılı Malatya’yı tekrar daha güçlü bir şekilde ayağa kaldırıp bu coğrafyanın yıldızı yapmak gerekir diye düşünüyorum.

Tabii üretim demişken; burada Malatya deyince Türkiye’de, hatta dünyanın pek çok noktasında ne akla gelir? Kayısı akla gelir. Maalesef geçtiğimiz yıl kayısı olmadı; çünkü don oldu, ağaçlarımız yandı. Aynı zamanda çiftçilik, kısmen de olsa meyvecilik de yapan kardeşiniz olarak bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Öncelikle inşallah bu yıl bereketli olsun. Ve Cenab-ı Hak bu ağaçlarımızı dondan, yanmadan koruyarak bereketli bir şekilde bol ürün verip çiftçilerimizi ve üreticilerimizin yüzünü güldürsün.

Ama burada bir şey daha yapmak gerekir. Bence Malatya’nın tek üründe sabit kalması her zaman risktir. Onun için bence kayısının yanına yeni ürünler eklemek gerekir diye düşünüyorum. Bu coğrafyanın şartlarına, iklimine uygun olarak; soğuk vurmayacak, daha geç çiçek açacak ya da hangisi uygunsa artık... Buna mesela hünnap olabilir, başka bir şey olabilir. Bu; Tarım Bakanlığımızın, Tarım İl Müdürlüğümüzün, ziraat mühendislerimizin vereceği bir karardır. Tabii ki şehrin ileri gelenleri, yöneticileri ve dediğim gibi çiftçisiyle, sanayicisiyle, tüccarıyla, erkeğiyle, kadınıyla birlikte vereceği bir karardır. Ama mutlaka alternatif ekime de artık Malatya’nın; kayısıyı terk etmeden, kayısıyı muhafaza ederek, oraya da yönelmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ama daha önemlisi; Malatya’da sanayiyi kalkındırmak lazım. Yeni organize sanayi bölgeleri inşa etmek lazım. Var olanları desteklemek lazım. Özellikle üç yılın sonunda, biliyorsunuz depremden dolayı sağlanan birtakım kolaylıklar kaldırıldı. Bence depremin etkileri hâlâ sürüyor. Hâlâ tam olarak deprem etkilerinden Malatya, Adıyaman, Hatay, Maraş kurtulabilmiş değil. Onun için bizim Büyük Birlik Partisi olarak teklifimiz; depremin etkisi sıfıra inene kadar bu desteklerin bu bölgeye devam etmesi, sağlanan kolaylıkların kaldırılmak yerine sürelerinin uzatılmasının daha doğru olacağını ifade ediyorum.

Cenab-ı Hak bir daha ne Malatya’mıza, ne Hatay’ımıza, ne Maraş’ımıza, ne Adıyaman’ımıza; ülkemizin hiçbir iline, ilçesine, köyüne depremdir, seldir, yangındır, hiçbir doğal afet yaşatmasın. Cenab-ı Hak ülkemizi, milletimizi her türlü şerden ve beladan korusun ve muhafaza eylesin.

GÜÇLÜ OLMAK VE ULUSLARARASI GELİŞMELER

Kıymetli kardeşlerim, kıymetli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler; her yerde söylüyorum, burada da ifade edeceğim. O da şudur: Yaşadığımız bu çağda eğer güçlü değilseniz, haklı olmanız bazen hiçbir şey ifade etmiyor. Onun için güçlü olmak zorundasınız. Birey olarak güçlü olmak zorundasınız. Aile olarak güçlü olmak zorundasınız. Millet olarak güçlü olmak zorundayız. Devlet olarak güçlü olmak zorundayız.

Bakın, kim haklıydı? Filistin mi, İsrail mi; terörist İsrail mi? Tabii ki Filistin haklıydı ama soykırıma tabi tuttu. Kimse, tabiri caizse, bir şey yapabildi mi? Yapamadı. Benzeri geçmişte Irak’ta ABD yaptı. Rusya, Ukrayna’ya saldırdı. Şimdi de İran’a ABD ve İsrail saldırıyor. Haklı mı? Haksız. Uluslararası bir meşruiyeti var mı? Yok. Birleşmiş Milletler’in bir kararı var mı? Yok.

Peki gerekçen ne? Neymiş? İran nükleer silah yapacakmış; hem de bir hafta içinde. Bak, yalana bak, yalancıya bak; al birini vur ötekine. Şimdi bir hafta içinde diyor. Yani yıllarca yapmamış, daha bir ay önce sen bombalamışsın ve on iki bombardıman uçağıyla hepsini imha ettik demişsin ama diyorsun ki şimdi, bir hafta içinde; biz bombalamazsak nükleer silah yapacak. Bu sadece bir bahane, bu gerekçe; başka bir şey yok. Efendim neymiş, İran’da halk ayaklanması olmuş, protestolar olmuş... Bunların hepsi bahane.

Peki niyet ne? Niyet bir: Çin’e karşı bölgeyi, bölgenin hâkimiyetini kaybetmiyorlar. İki: İran’ın petrolü var, doğal gazı var; onlara el koymak. O Hürmüz Boğazı’ndan çıkan petrole ve doğal gaza el koymak. Ve daha da önemlisi üçüncüsü ne? Terörist İsrail’in güvenliğini sağlamak; ona karşı gelebilecek hiçbir güç bırakmamak. Tamamen niyet bu.

Yine uluslararası hiçbir meşruiyet olmadan bu saldırılarını gerçekleştirdiler. Biz bunları kınıyoruz, bunları lanetliyoruz. Yüz yetmiş tane, yaşları beşle on iki arasında olan kız çocuğunu; attıkları bombalarla parça parça ederek öldürdüler. Bu insanlığın neresinden? Bunun hangi ahlaka sığar? Hangi din, hangi inanç, hangi mezhep, hangi öğreti buna müsaade eder ya da bunu kabul eder?

İşte bu iki haydut, hiçbir inancın mensubu olamazlar. Hiçbir ahlaki değere sahip olamazlar. Hiçbir etik kurala sahip değiller. Zaten Epstein belgeleri bunların ahlaktan da inançtan da etikten de çok uzak yerlerde olduklarını bize çok açıkça gösterdi. Ama bir şey yapıldı mı? Yapılmadı.

Halbuki mesele sadece Amerika’nın meselesi değil ki. Meselesi, uluslararası mesele. Çünkü sadece Epstein dosyasında Amerikalı yöneticiler yok; İngiltere’den var, Avrupa’dan var, başka dünya ülkelerinden var. Ama ne Birleşmiş Milletler ne Uluslararası Ceza Mahkemesi bunlara dönüp bakmadı bile, gündemine bile almadı.

Onun için bir kere daha söylüyorum: Haklı olsanız bile güçlü değilseniz hiçbir önemi yok. Onun için Türkiye güçlü olmak zorunda. Türkiye gittikçe güçlenmektedir, her alanda; başta savunma sanayisi olmak üzere. Elhamdülillah bugün kendi İHA’larımızı, SİHA’larımızı kendimiz yapıyoruz. Kendi bombalarımızı kendimiz yapıyoruz. Kendi savaş gemilerimizi kendimiz yapıyoruz. Kendi savaş helikopterlerimizi kendimiz yapıyoruz. Kendi tanklarımızı kendimiz yapıyoruz ve kendi uçaklarımızı kendimiz yapıyoruz, elhamdülillah.

İnşallah caydırıcılığının daha güçlü olması için elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti de nükleer güce kavuşacak ve kavuşmalıdır. Mutlaka kavuşmalıdır. Çünkü şu gün dünyada tek caydırıcılık nükleer silahtır. Kuzey Kore’ye bir şey yapabiliyor mu? Pakistan’a yapabiliyor mu? Rusya’ya yapabiliyor mu? Neden? Onların ellerinde nükleer silah var. En fazlası da ABD’de var, Rusya’da var. Niye sende olan bir şey İslam ülkesinde olmasın? Onun için bunların tamamı bahane, kıymetli kardeşlerim.

UYGUNLUK VE UYARI

Ama tabii bir uyarımız da var: İran, Amerika’ya, İsrail’e her türlü karşılığı verebilir; bu nefsi müdafaadır. Komşu ülkelere, özellikle de Amerika ve İsrail saldırılarından dolayı bunu kınayan, bunu doğru bulmayan ve bölgesinde barış isteyen, huzur isteyen, bu konuda her türlü çabayı gösteren Türkiye’ye atılacak füzelerin hesabı da sorulur.

Bir görmezden gelinir, iki affedilir; ama üçüncüsü gerçekleşirse bunun da mutlaka bir karşılığı olur ve olmalıdır. Aynı şey Azerbaycan’a atılan drone saldırıları gibi. Bir drone olur, dersin hata olabilir. İki olur, hadi bu da olabilir; ama üç olmuşsa, dört olmuşsa elbette ki Azerbaycan da haklı olarak “Ne oluyor kardeşim? Haddini bil; yoksa cevabını veririm.” der. Bundan da kimsenin rahatsız olmaması gerekir.

Cenab-ı Hak ülkemizi, milletimizi, kardeş ve soydaş coğrafyamızı ve dünya mazlumlarını her türlü şerden, şerlerin de şerrinden muhafaza eylesin, inşallah diyorum.

EMEKLİLER VE BAYRAM İKRAMİYESİ

Kıymetli kardeşlerim; son olarak şunu ifade etmek istiyorum. Bugün çarşıda, pazarda, camide gezdiğimiz her yerde emeklilerimizin haklı serzenişleri ve şikâyetleriyle karşılaştık. Ben ve partim, başından beri; yani 2023 Temmuz’undan beri emeklilere haksızlık yapıldı, emeklilerin hak mağduriyeti yaşadığını ve bunun ivedilikle düzeltilmesi gerektiğini söylüyorum.

Bunu bir popülist politika olarak söylemiyorum; rakamları ortaya koyarak söylüyorum. 2023 Ocak ayında en düşük emekli maaşı yedi bin beş yüz, en düşük kamu işçisi ve kamu memuru maaşı; biri on bir bin, biri on iki bin. Yani üçte ikisini alıyordu emekli; çalışanın üçte ikisini.

Temmuz’da yüzde yirmi beş zam yapıldı. Nisan’da kamu işçilerine yüzde yüz zam verildi. Temmuz’da kamu memurlarına yirmi beşin üstüne artı sekiz bin seyyanen zam verildi ve bir anda çalışan kamu işçisi ve kamu memuru maaşı yirmi iki bin liraya çıkarken; en düşük emekli maaşı, yüzde yirmi beşlik zam kök maaşa yapıldığı için yedi bin beş yüzde kaldı. Bir anda üçte iki olan oran üçte bire düştü. Ve bugün ne? Altmış bin, yirmi bin; üçte bir olarak devam ediyor.

Biz de diyoruz ki adalet her yerde adalet. Adalet sadece mahkemede aranmaz ya da sadece mahkemede verilmez; işte maaşta da adalet, ücrette de adalet. Bunun takipçisiyiz ve diyoruz ki mutlaka 2023 Ocak ayı oranları yakalanmalı ve en düşük emekli aylığı; en düşük çalışan devlet memuru ya da kamu işçisi maaşının üçte ikisi seviyesine getirilmelidir. Adalet bunu gerektirir, hak bunu gerektirir.

Şimdi bir de bayram ikramiyesi meselesi var. Dört bin lira. Beş bin lira olsun mu, olmasın mı? İşte bütçe buna uygun, uygun değil. Bir kere zaten yıllık enflasyona göre hesaplarsan; yüzde otuz diyelim, TÜİK’in açıkladığı; zaten beş bin iki yüz olması lazım. Ama bu yeterli mi? Yetersiz. Onun için bizim teklifimiz; Büyük Birlik Partisi olarak... Bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız da açıklama yapmış. Ne demiş? “Bayram ikramiyeleri ve aylık ödemeleri 14-19 Mart tarihleri arasında yatırılacak.” demiş. Dolayısıyla yatırılacak da kaç lira yatırılacak? İkramiye artıyor mu, artmıyor mu? Şimdi bununla ilgili bir şey söylememiş.

Zaten beş bin iki yüz lirayı enflasyon farkı olarak vermeleri gerekir. Ama bizce hak olan, adalet olan ya da devletimize yakışan nedir? On bin lira vererek emeklinin yüzünü bir nebze de olsun bayramda güldürmektir.

Evet, ne yapar? On altı milyon emekliye on bin lira verse yüz altmış milyar yapar. Yüz altmış milyar ne? Üç buçuk milyar dolar. Dolayısıyla bu, rahatlıkla Türkiye bütçesinin altından kalkabileceği bir rakamdır.

Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Yaklaşan Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyorum ve mübarek Ramazan Bayramı’nızı kutluyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun. Allah yar ve yardımcımız olsun."

Galeri