Büyük Birlik Partimizin Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde belediye tarafından hayata geçirilen projelerin toplu açılış törenine katıldı. Törende kurdele kesen Sayın Destici, yaptığı konuşmada özellikle İsrail ve Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında sert ifadeler kullandı.
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici şunları söyledi:
“Kovancılarımızın kıymetli belediye başkanı, Yazıkonak Belediye Başkanımız, siyasi partilerimizin ilçe başkanları, temsilcileri, belediye meclis üyelerimiz, kıymetli muhtarlarımız, kıymetli dava arkadaşlarım ve siz çok kıymetli, yüreği vatan, millet, ezan, bayrak, din, devlet sevgisiyle dolu olan kıymetli Kovancılarlı kardeşlerim, Elazığlı, Elazizli kardeşlerim; hepinizi öncelikle sevgiyle, saygıyla, hürmetle, muhabbetle ve Cenab-ı Hakk'ın selamıyla selamlıyorum. Selamünaleyküm. Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti sizin ve yeryüzündeki tüm Müslüman kardeşlerimizin üzerine olsun. Cenab-ı Hak öncelikle kardeşliğimizi, dindaşlığımızı, ortak vatan sevdamızı, birliğimizi, beraberliğimizi muhafaza etsin, inşallah, diyorum.
POLİS HAFTASI MESAJI
Kıymetli kardeşlerim, değerli Kovancılarlılar; bu hafta Polis Haftası, 10-17 Nisan. Öncelikle kahraman polislerimizin, kıymetli polislerimizin hem terörle mücadelede hem asayişin temininde hem trafikte, velhasılı hayatımızın hemen hemen her alanında bizler için, vatanımız için, milletimiz için, devletimiz için gerektiğinde canları pahasına görev yapan kıymetli polis kardeşlerimizin Polis Haftalarını bir kez de buradan, Elazığ Kovancılar'dan tebrik ediyorum. Cenab-ı Hak yar ve yardımcıları olsun. Cenab-ı Hak bu kutlu görevi yaparken onları her türlü saldırıdan, kazalardan, belalardan muhafaza eylesin. Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Mekânları cennet olsun, makamları âli olsun. Gazilerimizi hürmetle selamlıyorum. Şu anda sınır içinde, sınır dışında mücadele eden polislerimize, askerlerimize, güvenlik korucularımıza Cenab-ı Hak'tan yardımlar niyaz ediyorum.

BÖLGEDEKİ SAVAŞ VE İSRAİL ELEŞTİRİSİ
Kıymetli kardeşlerim, sizler de takip ediyorsunuz. Etrafımız adeta bir ateş topu, ateş çemberi değil, bir ateş topu hâline gelmiş durumda. Bu coğrafyamızın bir baş belası var: Terörist İsrail. Onun başında şu anda bir katil, soykırımcı Netanyahu var. Ve soykırımcı bir savaş kabinesi var. Bunlar kana doymadılar. Bunlar çocuk, kadın öldürmekten usanmadılar. Gazze'de yüz binden fazla kardeşimizi şehit ettiler. Çocuk, kadın, yaşlı demediler. Yaktılar, yıktılar. Her yeri mahvettiler. Bizzat Gazze'ye gitmiş, orayı görmüş, orayı tanıyan bir kardeşiniz olarak söylüyorum.
Şimdi durdular mı? Durmadılar. Lübnan'a saldırdılar, Suriye'ye saldırdılar, kışkırttılar ve Amerika'yı da kışkırtarak en sonunda İran'a saldırdılar. Zannediyorlardı ki 3-5 günde, bilemedin 1-2 haftada biz bu işi hallederiz, Hürmüz Boğazı'nı ele geçiririz, oradaki petrolü ele geçiririz, sömürürüz, İsrail'in güvenliğini de garanti altına alırız. Bölgeyi de tekrar bazı devletleri bölerek, aynen yüz on sene önce olduğu gibi bir Sykes-Picot Anlaşması'yla devletler içinden yeni devletler çıkararak, yani böl, parçala, yut mantığıyla tekrar böler, parçalarız ve hepsini kendimize uşak yaparız ya da sömürü bölgeleri hâline getiririz, dediler.
Ama elhamdülillah, şu ana kadar evdeki hesap çarşıya uymadı. İran direndi. Sadece Amerika ve İsrail'e direnerek kalmadı. Amerika ve İsrail'e destek veren ülkelere de savaş açtı. Oradaki üsleri de bombaladı. Ve nihayetinde Amerika masaya oturmak zorunda kaldı ama masadan bir sonuç çıkmadı. Çünkü İsrail hâlâ savaş istiyor, hâlâ kan istiyor. Çünkü barış olduğunda ya da ABD bizim bölgemizden çekildiğinde başına ne geleceğini çok iyi biliyorlar.
ÜMMET BİRLİĞİ VE İRAN ÖRNEĞİ
Elbette ki bize düşen nedir? Ümmet olarak birliktir. Kime karşı? Küfre karşı. Kime karşı? Siyonizme karşı. Kime karşı? Soykırımcılara karşı. Kime karşı? Emperyalistlere karşı. Bize düşen birliktir.
Bakın, İran'ı şu anda savaşta bugüne kadar tutan, 45 gün oldu neredeyse, ve direncini sağlayan sadece İsrail'e ya da ABD üslerine gönderdiği füzeler değil, halkının bir yumruk gibi birlik hâline gelmesi oldu. Hâlbuki ABD ve İsrail saldırılarından önce İran'da nümayişler vardı, gösteriler vardı rejime karşı, hükûmete karşı. Ama ABD ve İsrail saldırıları olunca herkes bayrağının altında toplandı, devletine ve ülkesine, milletine sahip çıktı. Muhalifiyle, rejim yanlısıyla, o bölgedeki Farsıyla, Türkmeniyle, Kürdüyle hepsi birlikte İran'a sahip çıktılar, orada yaşayanlar.
Biliyorsunuz bazı grupları, başta Kürt grupları olmak üzere, İran rejimine karşı ayaklandırmaya çalıştılar. Silah gönderdiler. Oradan kara harekâtı yapmak istediler. Ama o bölgedeki Kürtler, Türkmenler ve diğer Farslar dışındaki etnik unsurlar da bunlara müsaade etmediler. Çünkü buna müsaade ettiklerinde başlarına ne geleceğini biliyorlar.
ABD VE İSRAİL’E TEPKİ
ABD'nin bir tek emeli vardır, o da kendi çıkarlarıdır, menfaatidir. Onunla birlikte Siyonistlerin esiri olduğu için ABD yöneticilerinin bir de İsrail'i koruma gibi, muhafaza etme gibi bir görevleri vardır. Yoksa onun dışında bu coğrafyada yaşayan Müslümanların hiçbirisi, ister Arap olsun, ister Kürt olsun, ister Türk, Türkmen olsun, ister Fars olsun, ister başka bir milletten olsun, onların hiçbir zaman umurunda olmaz. Sadece kullanırlar ve atarlar.
Ama Allah'a hamdolsun, bugüne kadar geçmişte tabii bunların bu emellerine hizmet edenler oldu. Bugün de var. Bugün de var. Ama en azından bizim yakın coğrafyamızda şu anda İran Savaşı'yla birlikte bu ne oldu? Reddedildi. İnşallah bu bütün İslam coğrafyasına yayılır. Başta Körfez ülkeleri, Arap Yarımadası olmak üzere ve İslam ülkelerinin başındaki liderler, başbakanlar, cumhurbaşkanı, devlet başkanı, şu İspanya Başbakanı kadar bir duruş sergileseler ortada ne İsrail kalır ne ABD kalır.

BİRLİK VE BERABERLİK ÇAĞRISI
Onun için, birlik olmaktan başka çaremiz yok. Çünkü küfür tek millet. Ne çocuk dinliyorlar ne kadın. Hepsini öldürüyorlar, soykırıma tabi tutuyorlar. Hepsini soykırıma tabi tutuyorlar.
Kıymetli kardeşlerim, kıymetli Kovancılarlılar; onun için birlikten, beraberlikten başka şansımız yok. Biz bin yıldır bu topraklarda Kürt'ü, Türkmen'i, Alevi'si, Sünni'si, Zaza'sı, Arap'ı, Çerkez'i, Arnavut'u, Boşnak’ı hep birlikte yaşadık. Bundan sonra da Allah'ın, Cenab-ı Hakk'ın inayetiyle birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Bizim herkesin fikrine, düşüncesine saygımız var. Biz Büyük Birlik Partisi olarak şehit liderimiz, cennetmekân Muhsin Başkanımızla birlikte partiyi kurarken şunu demişiz, yazmışız millî mutabakat metnimize: Allah'ın varlığı ve Resulünün risaleti dışında her şeyi konuşuruz. Her şeyi tartışırız. Ama devletimizin varlığından, ülkemizin bütünlüğünden, milletimizin birliğinden, kardeşliğinden asla taviz vermeyiz.
KIRMIZI ÇİZGİ: TERÖR VE ŞİDDET
Herkes fikrini söyleyebilir, düşüncesini ifade edebilir, talebini yerine getirebilir. Sınır ne? Kırmızı çizgimiz ne? Terör ve şiddet. Bunu terör ve şiddet yoluyla, terör örgütleri marifetiyle yapamaz. Bizim karşı olduğumuz ve karşısında kurulduğumuz günden bugüne 32 yıldır, hem rahmetli şehit liderimiz döneminde hem de bugün dimdik durduğumuz; terör ve şiddettir. Terör örgütleridir. Darbelerdir. Millî iradeye karşı yapılan darbelerdir. Millete karşı yapılan girişimlerdir. Bizim dimdik karşısında durduğumuz budur. Bundan sonra da aynı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Çünkü bu devlet bizimdir. Bu ülke bizimdir. Kürt'üyle, Türkmeniyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Zaza'sıyla, Arabıyla bu millet bizimdir, kardeşimizdir. Böldürmeyiz.
İSRAİL VE NETANYAHU’YA TEPKİ
Onun için şimdi İsrail'den gelen açıklamaları görüyorsunuz. Önce Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımıza hakaret ediyor. Ve kendisi yüz bin masumu katletmiş, soykırıma tabi tutmuş; bizimle terörle mücadelemiz üzerinden Cumhurbaşkanımızı, devletimizi itham etmeye kalkıyor. Tabii köşeye sıkışmış vaziyetteler. Başına ne geleceğini az çok tahmin ediyor. Hani ne derler bizde? Eceli gelen köpek cami duvarına işermiş. Tam onu yapıyor şu anda. İnşallah eceli de yakındır ve bedelini de, yaptıklarının bedelini de ödemeden gebermesin, inşallah, diyorum.
Kıymetli kardeşlerim, peşine Savunma Bakanı açıklama yaptı. O da Türkiye'yi itham ediyor. İran'a saldırıyor. Filistin'de soykırım yapıyor. Lübnan'a saldırıyor. Suriye'deki Dürzîler başta olmak üzere diğer grupları, terör örgütlerini örgütlüyor. Hem İslam coğrafyasını karıştırsınlar hem Türkiye'ye saldırsınlar diye; öbür taraftan da Türkiye'ye, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na hakaret ediyor. Neden? Çünkü Türkiye dimdik duruyor karşısında. Türkiye dimdik duruyor. Cumhurbaşkanı'yla, Dışişleri Bakanı'yla, Cumhur İttifakı'yla, milletiyle, sizlerle hep birlikte dimdik duruyor. Kime karşı? Zalim, katil, soykırımcı Netanyahu'ya karşı. Onun savaş kabinesine karşı. Onun şu anda kullandığı ve bütün dünyayı adeta haraca bağlamaya çalışan, her yeri neredeyse işgal etmeyi aklından geçiren haydut Trump'a karşı bir duruş sergiliyoruz biz şu anda. Ülke olarak, millet olarak bunu hazmedemiyorlar. Onun için bu saldırganlıklar öyle.
Onlar ne yaparlarsa yapsın, biz zalime zalim, hayduta haydut, soykırımcıya soykırımcı, Netanyahu'ya katil demeye devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na hakaret etmek de ne onun gibi bir soykırımcının ne de onun soykırımcı kabinesinin herhangi bir üyesinin haddi değildir. Türkiye'den gerekli cevaplar verilmiştir. Ve yeri geldiğinde mutlaka terörist İsrail, onun başındaki bu soykırımcı katil Netanyahu da yaptıklarının bedelini ödeyecektir.
ZALİMLERİN SONU VE MİLLETİN DURUŞU
Dünya tarihi bu tür katillerin, soykırımcıların, zalimlerin akıbetlerinin ne olduğunu bize anlatan ibretle doludur. Pek çok ibret dolu hikâyeler vardır. Bütün zalimlerin sonu mutlaka ama mutlaka feci ölümler olmuştur. Hepsini gördük. Bunların sonu da öyle olacaktır. Allah'ın inayetiyle ve Allah'ın izniyle bunların sonu da öyle olacaktır.
Ama biz birlik olmalıyız, birliğimizi, kardeşliğimizi muhafaza etmeliyiz. Bizi koruyacak, devletimizi koruyacak, varlığını kıyamete kadar sürdürecek, ülkemizin bütünlüğünü koruyacak ve milletimizi refaha kavuşturacak, huzura kavuşturacak da budur. Bugüne kadar milletimiz buna fırsat vermemiştir. Bundan sonra da vermeyecektir. Onun için size de, Elazığ'a da, Kovancılar'a da, bu bölgede yaşayan kardeşlerimizin her birine ayrı ayrı şahsım, camiam, devletimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun. Allah sizden razı olsun, diyorum.

31 MART SEÇİMLERİ VE VERİLEN SÖZLER
Kıymetli kardeşlerim, 31 Mart 2024 seçimleri öncesi buraya geldim, Kovancılar'a. Karlı bir havada, kar yağışı, yağmur yağışı altında bir miting gerçekleştirdik. Vahap Gök kardeşimizle, belediye başkanımızla birlikte. O zaman belediye başkan adayımızdı. Ve siz yine yoğun katılım gösterdiniz. Yağmura rağmen, kış şartlarında, Mart ayında. O zaman size dedik ki işi bilen, vizyon sahibi, Kovancılar sevdalısı genç bir adayımız var. Biz de bu kardeşimizin kefiliyiz. Sizler daha iyi tanıyorsunuz. Sizler kefil oldunuz zaten oy vererek, belediye başkanı seçerek. Ama bizden de size söz: Bu kardeşimizin, Kovancılarımızın, belediyemizin Ankara'da; Cumhurbaşkanlığı nezdinde, bakanlıklar nezdinde, hükûmet nezdinde, Meclis nezdinde, diğer devlet kurumlarımız nezdinde yapılacak işlerinin, yerine getirilecek taleplerinin de biz güvencesini ve sözünü size veriyoruz, dedik.
Ve elhamdülillah bugüne kadar da hem bu sözümüzün arkasında durduk hem de sözümüzün gereğini yerine getirdik. Onun için bugün sizlerin karşısında alnımız ak, başımız dik bir şekilde bulunuyoruz. Tam 4 Nisan 2024, 13 Nisan 2026; iki yıl dokuz gün olmuş. Bu süre zarfında Kovancılarımızın belediye hizmetleri ve yatırımları açısından öncelikli olarak yapılması gereken, işte biraz önce burada izledik; altyapıdan üstyapıya, çevre düzenlemesinden araç filolarına, sosyal belediyecilik, öğrencilerimizin burslarından gelir düzeyi düşük, fakir, yoksul kardeşlerimize destek verilmesine kadar. Ve iş adamlarımıza, yatırımcılarımıza, üreticilerimize, tarım üreticilerimiz olsun, zirai üretim yapanlar olsun, hayvancılıkla uğraşanlar olsun, diğer hobilerimiz olsun; bütün bunların altyapısı, fabrika ihtiyaçları, iş yeri ihtiyaçları, bu fabrikaların, bu işletmelerin yollarının yapılması ve velhasıl her noktada belediyemiz Kovancılarlı kardeşlerimizin yanında olduğu, bundan sonra da olmaya devam edecek.
BELEDİYE HİZMETLERİ VE ANKARA DESTEĞİ
Ben sizlerin huzurunda da Belediye Başkanımız Sayın Vahap Gök kardeşimizi bir kez daha tebrik ediyorum. Başarılarının devamını diliyorum. İşte burada araç filosu var. Ankara'dan ne alınması gerekiyorsa biz her sene Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanı'ndan düzenli olarak naklî yardım gönderttiriyoruz. Çevre Bakanlığımızdan belediyemizin alması gerekenin üstünde yardım, bağış olarak da nakdî, aynî yardımlar konusunda da iki senedir en üst düzeyde yardım almasına öncülük ettik.
Yine diğer belediyelerimizle ilgili sağ olsunlar; Sayın Cumhurbaşkanımız, çevre bakanımız, diğer bakanlarımız, ilgili bakanlarımız, enerji bakanımız, ulaştırma bakanımız... Asfalt mı lazım? Asfalt. İşte araç mı lazım? Araç. Bütün bunlarla ilgili biz bugüne kadar üzerimize düşen vazifeyi, yerel yönetimler başkanlığımızla birlikte partimizdeki gereğini yerine getirdik.
Bu aslında bir hazırlık dönemiydi. Çünkü başkanlığının ilk iki yılı. Bundan sonraki geriye kalan üç yılda inşallah daha fazla hizmet göreceksiniz, daha fazla yatırım göreceksiniz, burada daha fazla araç göreceksiniz, daha fazla asfalt göreceksiniz, daha fazla yol göreceksiniz, daha fazla park göreceksiniz, daha fazla oyun grubu göreceksiniz ve vatandaşımıza direkt, doğrudan yapılan daha fazla sosyal yardım, aynî ve nakdî yardımlar göreceksiniz.
YAZIKONAK VE KOVANCILAR’DA DEĞİŞİM
Burada Yazıkonak Belediyemiz var. Komşu belediyemiz. Aynısı Yazıkonak Belediyemiz için de geçerli. Elazığ'a giderken biliyorsun, içinden geçip geliyorsunuz, gidip geliyorsunuz. Oradaki değişimi de fark ediyorsunuzdur. Ben Kovancılar'daki değişimi bugün buraya gelerek çıplak gözle de görmüş oldum. Onun için kendisini, belediye başkanımızı, belediye meclis üyelerimizi, belediye çalışanlarımızı, siyasi partilerimizi ve bu hizmetlere destek veren tüm Kovancılarlı kardeşlerimizi hem tebrik ediyorum hem teşekkür ediyorum.
Partimizden belediye başkanı adayı olan Vahap Gök kardeşimize, hem belediye başkanlığı seçimlerinde meclis üyelerimize hem de ondan sonraki çalışma süresi içerisinde de olumlu anlamda destek veren, hizmetlerin yapılması konusunda gayret gösteren siz kıymetli kardeşlerime de şahsım, partim ve ülkem adına şükranlarımı sunuyorum.
DAVET
Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan, bu Kovancılarımıza hizmet verecek olan eserlerimizin açılışını gerçekleştirmekten, araçlarımızın teslimatını gerçekleştirmekten büyük bir gurur duyduğumu, büyük bir onur duyduğumu, büyük bir mutluluk duyduğumu buradan bir kez daha sizlere ifade ediyorum. Seçimden önce de söyledim, şimdi de söylüyorum. Bizim gönlümüzle, kapımızla size, Kovancılarlı kardeşlerimize sonuna kadar açıktır. Hem burada hem Elazığ merkezde il başkanlığımız hem de genel merkezde. Kovancılarlı her bir kardeşimiz Ankara'ya geldiğinde mutlaka genel merkezimize gelsinler. Ben oradaysam beni ziyaret ederler. Çayımı içerler, çorbamı içerler. Hastası olan gelsin, işi olan gelsin. Biz elimizden gelen her türlü gayreti gösterir, sizin problemlerinizin çözümü için elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyduk ve koymaya devam edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle siz kıymetli hazirunu, misafirlerimizi, kıymetli Kovancılarlı kardeşlerimi, değerli hanımefendileri, değerli beyefendileri, aziz arkadaşlarımızı, kıymetli büyüklerimi bir kez daha sevgiyle, saygıyla ve Cenab-ı Hakk'ın selamıyla selamlıyorum. Bu toplu açılışlarımızın Kovancılarımıza, sizlere hayırlı olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun. Allah yar ve yardımcımız olsun, inşallah, diyorum.”
Kovancılar Belediye Başkanımız Sayın Vahap Gök ise projelerin toplu açılış töreninde şu konuşmayı yaptı:
“Sayın Genel Başkanım, çok değerli Genel Başkan yardımcılarım, MKYK üyelerimiz, çok değerli AK Parti ilçe başkanım, HÜDA PAR ilçe başkanım, kıymetli Yazıkonak Belediye Başkanım, Şoförler Cemiyeti Başkanım, Esnaf ve Sanatkârlar Oda Başkanımız, Kovancılar İş Adamları Derneği Başkanımız ve değerli belediye meclis üyelerimiz, çok kıymetli hazirun; hepiniz hoş geldiniz, saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum, sağ olun.
KOVANCILAR İÇİN TARİHÎ GÜN
Değerli Genel Başkanım, bugün Kovancılarımız için tarihî, anlamlı ve gurur dolu bir gün yaşıyoruz. Böylesine kıymetli bir günde ilçemizi onurlandıran, bizlere güç veren, bizlere istikamet gösteren Sayın Genel Başkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, diyorum.
Değerli Genel Başkanım, bugün burada yalnızca bir açılış yapmıyoruz. Bugün burada yalnızca bir tanıtım programı gerçekleştirmiyoruz. Bugün burada Kovancılar'ın büyüme iradesini, kalkınma kararlılığını ve gelecek vizyonunu hep birlikte ilan ediyoruz.
HİZMET VE BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI
Biz göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şunu söyledik: Kovancılar artık bekleyen değil, üreten, hizmetin merkezi olacaktır. Kovancılar artık geri kalmışlıkla değil, yatırımla, projeyle, eserle, hizmetle anılacaktır. Ve hamdolsun ki bugün burada bunun somut eserlerini aşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Bizler laf üretmeye değil, iş üretmeye geldik. Mazeret üretmeye değil, çözüm üretmeye geldik. Günü kurtarmaya değil, gelecek inşa etmeye geldik. Bizim belediyecilik anlayışımız insan odaklıdır, hizmet odaklıdır, gönül odaklıdır. Bizim için belediyecilik sadece yol yapmak değil, sadece park yapmak değil, sadece bina yapmak değildir. Bizim için belediyecilik, insanın hayatını kolaylaştıracak, büyümek, büyütmek, geleceğini güvence altına almaktır.

Bu anlayışla altyapıdan üstyapıya, sosyal hizmetlerden çevre düzenlemelerine, ulaşımdan gençlik projelerine kadar Kovancılar'ın her noktasına hizmet götürmenin gayreti içerisinde olduk. Bugün Kovancılar'da artık şunu çok net görüyoruz: Daha düzenli sokaklar, daha yaşanabilir mahalleler var. Daha güçlü altyapı var, daha modern sosyal alanlar var, daha mutlu gençler var, daha mutlu aileler var. Çünkü biz bu ilçeyi sadece yönetmiyoruz, bu ilçeyi seviyoruz.
KOVANCILAR’A YATIRIM VE GELECEK VİZYONU
Kovancılar bizim sevdamızdır. Kovancılar bizim sorumluluğumuzdur. Kovancılar bizim emanetimizdir. Bugün açılışını yaptığımız yatırımlar sadece bugünün ihtiyaçları değil, yarının Kovancılar'ını da düşünerek planlanmıştır. Bu eserler çocuklarımızın hayallerine, annelerimizin huzuruna, esnafımızın bereketine hizmet edecektir. Her bir yatırımın arkasında büyük bir emek, büyük bir planlama ve büyük bir vizyon vardır.
Bu hizmetlerin ilçemize kazandırılmasında bizlerden desteğini esirgemeyen Genel Başkanımıza ve emeği geçen herkese, Kovancılarlı hemşerilerim adına teşekkür ediyorum. Bizim hedefimiz sadece bugünü güzelleştirmek değil. Bizim hedefimiz geleceği garanti altına almak. Önümüzdeki dönemde gençlik projeleri artacak, sosyal yaşam alanları büyüyecek, ulaşım projeleri gelişecek, şehir estetiği güçlenecek, istihdamı arttıracak çalışmalar hızlanacaktır. Bugün Kovancılar sadece yaşayan bir ilçe değil, yaşam kalitesi yüksek bir şehir olacaktır.
BİRLİK VE TEŞEKKÜR
Kıymetli hemşerilerim, biz bu başarıları kavga ederek değil, ayrışarak değil, birlik olarak başardık. Kovancılar'da en büyük gücümüz birliğimizdir. Çünkü biz biliyoruz ki birlik varsa bereket vardır, birlik varsa güç vardır.
Sayın Genel Başkanım, bugün Kovancılar ilçemize teşrifleriniz, bizlere güç vermiştir. Kovancılar halkı olarak sizleri aramızda görmekten büyük bir gurur ve mutluluk duyuyoruz. Sizin liderliğinizde Türkiye büyürken Kovancılar da büyümeye devam edecektir. Sizin vizyonunuz bize yol, sizin desteğiniz bize güç olacaktır.
Değerli hemşerilerim, biz durmayacağız, biz yorulmayacağız, biz vazgeçmeyeceğiz. Kovancılar için çalışmaya, üretmeye ve hizmet etmeye devam edeceğiz. Çünkü biz bu ilçeye sevdalıyız, çünkü biz bu millete hizmetkârız. Bu güzel programın ilçemize hayırlı olmasını diliyor, katılımlarınız için hepinize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.”
Destici: Türkiye’ye, Cumhurbaşkanı’na ve bu millete gücünüz yetmeyecek